http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademi...008ramazan.htm
MORMONLUK ve MORMON KİLİSESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Ramazan Işık*
Anahtar Kelimeler
Mormon kilisesi, Joseph Smith,
Mormon kitabı,
Tanrı,
İsa Mesih,
Aile, Çoğul
evlilik ve Misyonerlik
ÖZET
1830�arda Amerika�a Joseph Smith tarafından kurulmuş olan
Mormon kilisesi eklektik unsurlara dayalı yeni dini hareketlerden birisidir. Sadece Amerika�a değil, dünyanın değişik bölgelerinde yayılmaya ve gelişmeye devam etmektedir. Bu makalede
Mormon kilis
esinin tarihsel gelişim süreci,
Tanrı ve
kutsal kitap anlayışı,
kilise organizasyonu,
aile ve
evlilik teolojisinin yanı sıra, misyonerlik faaliyetleri incelenecektir.
Keyword:
The
Mormon Church, Joseph Smith, The Book of
Mormon, God, Jesus Christ, Family, Plural Marriage and Missionary
ABSTRACT
A Research on
Mormonism and the
Mormon Church
The
Mormon church which was found in 1930� by Joseph Smith is one of the new religious movements attached eclectic elements. Not only does it widespread in America but also in different parts of the world. İn this article, the historical development process of the
Mormon church, the church� organization, missionary activities, family and marriage have been studied.
GİRİŞ
Mormon Kilisesi, 1830�arda Amerika�a Joseph Smith tarafından kurulmuştur. Joseph Smith,
İsa ve onun havarileri tarafından kurulmuş olan
kilisenin doğru yoldan sapması sonucu, kendisinin
Tanrı tarafından seçildiğini, kitap verildiğini ve
kiliseyi yenileme görevinin kendisine tevdi edildiğini öne sürmüştür[1]. Fakat hem
Hıristiyanlığı tahrif ettiği hem de Amerikan toplumunun sosyal değerlerine aykırı olduğu gerekçesiyle
Mormon kilisesi, ana
kiliseler tarafından heretik bir
kilise olarak değerlendirilmiştir[2]. Buna karşılık
Mormon Kilisesi Amerika�a hızla yayılmaya ve gelişmeye devam etmiştir. Günümüzde 80� aşkın ülkede üyelerinin olduğu belirtilmektedir. Bu anlamda, dünyada 10 milyonun üzerinde
Mormon olduğu öne sürülmektedir.
Mormon kilisesi,
İsa Mesih merkezli bir
kilise olmakla birlikte
Katolik,
Protestanlık ve
Ortodoks Hıristiyan kiliselerinden inanç açısından çok önemli farklılıklara sahiptir[3].
Mormonlar kendi
kiliselerinin,
İsa Mesih tarafından planlandığı biçimde
kilisenin yenilenmesi olduğuna ve diğer
Hıristiyan kiliseleri arasında
Hıristiyanlığın en doğru yorumuna sahip olduğuna inanmaktadırlar[4].
Bununla be
raber bazı
Mormonlar, kendi
kiliselerine
Mormon kilisesi denilm
esinden hoşlanmakla birlikte, diğer bazı
Mormonlar
kiliselerine
Mormon kilisesi denilm
esine şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Dolayısıyla onlar
kiliselerine �sa
Mesih�n Son Gün
Azizleri
Kilisesi veya
İsa Mesih Kilisesi� denilm
esini tercih etmektedirler. Tarihi süreç içerisinde
Mormon kilisesi, önce ABD�e Utah eyaletinde, sonra Kaliforniya ve batı sahillerinde ve daha sonra da doğu bölgelerinin yanı sıra, ABD�in orta bölgelerinde gelişmiştir. XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren de Amerika�ın dışında yayılmaya başlamıştır. Nitekim 1950�erde
kilise üyelerinin % 8�nin ABD�in dışında yaşadığı belirtilirken, 1990�arda bu sayının % 35�ere çıktığı söylenmektedir. Hatta günümüzde mensuplarının yarısından daha azının ABD�e yaşadığı ifade edilmektedir. Ayrıca
Mormon kilis
esinin
büyüm
esinde ve gelişm
esinde, yeni doğan
Mormon çocuklarının oranının % 20 olduğu, buna karşılık % 80 ise din değiştirmeden kaynaklandığı belirtilmektedir. Bu bağlamda
kilisenin, 1950�erde 4� Utah�a olmak üzere 8 tapınağının olduğu söylenirken, günümüzde bütün dünyada 106
Mormon tapınağının var olduğu iddia edilmektedir. Aralık 2000�e
kilisenin üye sayısının 11 milyonu geçtiği belirtilmektedir[5].
Mormonluğun Amerika�a ortaya çıkması ve bu kıtada kurumsallaşması nedeniyle, Amerikan kültürünün ürünüdür denilebilir. Diğer
Hıristiyan mezhepleri gibi,
Mormonlar da eskatoloji ile ilgili öğretilere
büyük önem atfederler. Bu anlamda ahir zamanda meydana gelecek ve adına Armagedon
savaşı denilen
büyük bir
savaşın ardından
Tanrının Krallığının tesis edileceğine ve
İsrail oğullarının vaat edilmiş topraklarda bir araya toplanacağına inanılmaktadır. Bu sebeple
Mormonlar, gelecekle ilgili si
yasal, kültürel ve ekonomik plan ve projelerini bu
savaşa göre bina ederler.
Mormon inancına göre, vaat edilmiş topraklar (zion) Amerika�a inşa edilecektir. Dolayısıyla Amerika, onlar için vaat edilmiş toprak hükmündedir. Bu anlamda
Mormonların Amerika�a dini
teolojik bir rol isnat ettikleri anlaşılmaktadır[6].
Biz bu makalede
Mormon kilis
esinin tarihsel gelişim sürecini,
kilise organizasyonunu, din ve
aile anlayışlarını inceleyerek
temel Hıristiyan öğretisinden ayrıldıkları noktaları inceleyeceğiz. Ayrıca
Mormonluğun misyonerlik faaliyetleri hakkında da bilgi vermeye çalışacağız.
I.
Kilisenin Ortaya Çıkışı
1830�arda Amerika�a ortaya çıkmış olan bu yeni dini hareket, genel olarak
Yahudilik ve
Hıristiyanlıktaki bozulmaları veya tahrifatı düzeltmek ve gerçek
kiliseyi yeniden inşa etmek iddiasında olduğunu öne sürer. Hareketin lideri Joseph Smith 1805 tarihinde ABD�e Vermont Sharon�a fakir bir
ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Kendisi 11 çocuklu
ailenin beşinci çocuğudur. Ail
esinin yoksul olması sebebiyle yeterli eğitim almadığı ancak, okuyup yazabilecek kadar bir eğitim aldığı söylenir. Bununla birlikte genellikle vaktinin çoğunu Kitabı Mukaddes� okumakla geçirdiği ifade edilir. Daha sonra
ailesi New York Palmyra�a göç eder[7]. Bu dönem onun dini uyanış dönemidir ve her şeyi sorgulamaya başlar. Bu dönemde Joseph, 14 yaşlarında genç bir delikanlı olup, herhangi bir
kiliseye devam etmemektedir. Bu anlamda, manevi bir boşluk içerisinde bir takım
psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bir başka ifadeyle, bu dönemde Joseph, dini bir arayış içerisindedir. Nitekim ail
esinin Presbiteryen kilis
esine mensup olmasına rağmen, onun hiçbir
kiliseye mensup olmadığı veya hiçbir
kiliseye devam etmediği söylenir. Yani, mevcut
kilise veya
mezheplerden hangisinin doğru veya yanlış yolda olduğuna karar verememektedir[8]. Dolayısıyla bu dönemde onun, bu yüzden hiçbir
kiliseye katılmadığı veya devam etmediği söylense de, gerçekte çok derin manevi bir boşluk içerisinde olduğu belirtilmektedir..
Ruhsal yönden manevi bir bunalım içerisinde olduğu günlerden birinde Smith;
kutsal kitaptan �ğer sizden birinin hikmeti eksikse, herkese cömertçe ve tekdir etmeden veren,
Tanrıdan ist
esin ve kendisine verilecektir�9] cüml
esini okur[10]. Bu dönemden sonra,
ruhundaki boşluğu gidermesi ve
Tanrının kendisini doğru yola iletmesi için Joseph, sık sık babasının çiftliğinin yakınlarında bulunan ormanlık alana gitmeye başlar. Bu gezilerden birinde Smith, ilk vizyonunu görür. Joseph üzerindeki bu vizyonu ve onun etkisini, Şam yolundaki
Pavlus�n vizyonu ile yakın bir benzerlik arz ettiğini söyler[11]. Bu anlamda
Mormonluk, 1820�erde Amerika�ın Batı New York bölg
esinde Joseph Smith�n yaşadığı bir takım görünümlere dayanmaktadır. Bu ilk vizyon esnasında, güneş gibi parlak bir ışık sütunu şeklinde Baba
Tanrı ve
İsa Mesih bedenen Smith� görünürler ve ona; hiçbir
kilise ya da dini gruba katılmamasını, onların hepsinin yanlış yolda olduklarını söylerler. Böylece Joseph Smith ilk defa bu dönemde,
Tanrı ve
İsa�ın ayrı varlıklar olduğunu bildiren ve onların insanlar gibi göründüklerini kendisine öğreten sözde
vahiyler almaya başlamıştır[12].
Joseph Smith sonraki günlerde de bu ormandaki inzivalarına devam eder. 21 Eylül 1823 tarihinde Moroni adlı bir
melek kendisine gelir ve ona; Kumora tepesi denilen yerde taş bir sandukanın içerisinde altın levhalara yazılmış bir kitabın varlığından bahseder. Sözde
melek ona; kendisinin
Tanrı tarafından seçildiğini ve onun bir elçisi olduğunu, mevcut
Hıristiyanlığın tahrif edilmiş olması sebebiyle
Tanrının Krallığını gerçekleştiremeyeceğini, bunun için de gerçek
kilisenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini haber vermiştir.
Melek ayrıca seçilmiş biri olarak
Tanrı katından kendisine, Amerika�ın eski çağlardaki sakinlerinden, onların nereden geldiklerinden bahseden altın levhalara yazılmış halde bir kitabın emanet edilmiş olduğu bilgisi ile birlikte
İsa tarafından daha önce bu Amerikan halklarına verilmiş olan bir
İncil�n de bulunduğunu söyler. Ancak Moroni adlı
melek, bu ilk gelişinde ona, kitap hakkında sadece bilgi vermiş ve kitabın ona gösterilm
esine izin vermemiştir. Bu dönemden sonra Moroni, Joseph�e Kumora tep
esinde görüşmeye devam eder[13]. Nihayet 22 Eylül 1827 tarihinde Moroni Joseph� gelir ve
Tanrının eski çağlarda Amerika�a yaşayan insanlarla ilişkilerinin anlatıldığı altın levhalara yazılmış olan kitabı İngilizce�e çevirmesi için kendisine verir. Fakat Joseph İbranice bilmemektedir. Bu nedenle
Tanrı, kitabı İngilizceye çevirmesi konusunda kendisine yardımcı olmak üzere Urim ile Thumim adında iki meleğin yanı sıra, bir de göğüs zırhını gör
evlendirir[14]. Levhaların çevirisinin tamamlanmasının ardından 11 Haziran 1829 tarihinde kitabın telif hakkı alınır ve 1830 yılında New York Palmyra�a ilk baskısı yapılır[15]. Kitabın basımının tamamlanmasından bir süre sonra New York�a ilk
kilise kurularak cemaat oluşturulur[16].
Bununla be
raber, çevirisi tamamlanan levhaların
melek Moroni'ye teslim edilmiş olması sebebiyle, levhaların varlığına ilişkin elde hiçbir somut kanıt da kalmamıştır. Ancak, sözde levhalar, yeryüzünden alınmadan önce, üç tanık Joseph'le birlikte onları görebilmek için
dua etmişler ve bir
melek görünüp her birine levhaları ve üzerlerindeki yazıları kendilerine göstermiştir. Bu kişilerin levhalarla ilgili tanıklığı
Mormon kitabının başında yer almaktadır[17]. Bu noktada sözü edilen kişilerin kitaba ilişkin tanıklıkları çok önemlidir. Çünkü onların bu şahitliğinin ve Smith�n iddiasının dışında söz konusu kitabın orijinali hakkında hiçbir bilgi yoktur. Nitekim Martin Harris, Oliver Cowdery ve David Whitmer adındaki bu tanıkların hepsinin daha sonra
Mormon topluluğundan ayrıldıkları ifade edilmektedir. Harris�n daha sonra
Mormon kilis
esine geri döndüğü belirtilmekle birlikte, diğer tanıkların Joseph Smith�n
yalancı biri olduğunu ve �on Gün
Azizleri�topluluğunun
Tanrı'nın gerçek
kilisesi olmadığını söyledikleri öne sürülmektedir. Bu anlamda David Whitmer, �esih'teki Tüm İnanlılara Sesleniş�adlı bir kitap yazarak, Joseph Smith'in
yalancı peygamber olduğunu söylediği nakledilmektedir. Bundan başka levhaları gördüklerini iddia eden sekiz kişinin daha
Mormon kilis
esinden ayrıldığı belirtilmektedir[18].
1830�arda
kilisenin kurulmasının ardından
Mormon cemaati çok yoğun bir tepki ile karşılaşmış ve New York�an ayrılmak zorunda kalmıştır. Daha sonra
Mormonlar önce Ohio�a oradan da Kirdland� göç etmişlerdir[19]. Liderleri Smith ise 1844 yılında Carthage hapishan
esinde kardeşi Hyrum Smith�e birlikte öldürülmüştür[20]. Smith�n öldürülm
esinden sonra, bazı
Mormonlar ABD�in orta bölgelerinde kalmayı tercih etmiş diğer bir kısmı ise Brigham Young� takip ederek batıya doğru göç etmişlerdir. Böylece
Mormonlar iki gruba bölünmüşlerdir. Onlar, Smith�n yerine peygamber olan Brigham Young�n önderliğinde, Smith�
Tanrının vahyi ile vaat edilmiş topraklar olduğu bildirilen günümüzde yaşadıkları Salt Lake City şehrine göç etmişlerdir. İnanışa göre bu göçün amacı, vaat edilmiş topraklarda
Tanrının Krallığını tesis etmekti. Bir başka ifadeyle Amerika�aki Kudüs� inşa etmekti. Böylece, ABD�in nüfuz bölg
esinden uzaklaşarak federal hükümetin zulüm veya müdahal
esinden uzak bir şekilde kendi dinlerini rahatça uygulayabilecekleri bir yer olan dağların zirv
esinde
Tanrı Krallığı demek olan Zion� kurdular[21].
Smith�n
ölümünden sonra, yeni lider Brigham Young� izleyerek kendi geleceklerini Amerika�ın batısında inşa etmeye karar veren
Mormon toplumunun bu göçü, Mısır� terk etmeye zorlanmış olan ve vaat edilmiş toprakları arayan
İsrail oğullarının göçüne benzetilmektedir.
Mormonlar bu göç yollarında
İsrail oğulları gibi,
büyük
sıkıntılar çekerler. Göçün ilk yılında onlar Missouri nehrini geçerler. Daha sonra da Rocky dağlarını aşarak 1847 tarihinde
Büyük Salt Lake havzasına ulaşırlar. Bu dönemde bu havzanın ABD�in sınırları dışında kaldığı ve son derece gözden ırak, sapa bir yer olduğu söylenmektedir. Zalimlerden çok uzak bir bölge olması sebebiyle, Brigham Young bu yeni toprakların,
Mormonların yeni vatanları olduğuna karar verir. Bölge, uçsuz bucaksız bir çölden ibarettir. Ancak
Mormonlar, bu bölge ile
esinlendiler ve buraya Zion adını verdiler. Bölgede bulunan nehre de Ürdün nehri adını koydular. Böylece, günümüzde
kilisenin merkezi durumunda olan Salt Lake şehrini inşa etmeye başladılar[22].
Smith�n öldürülm
esinden sonra,
Mormonların o günün çok zor şartları altında Amerika�ın bir ucundan öbür ucuna kadar yapmış oldukları bu göçün,
Mormon toplumunda dini dayanışma
ruhunu geliştirdiği ve düşmanlarına karşı mücadele azmi ve kültürünü her zaman canlı tutmaya sebep olduğu belirtilmektedir[23]. Bu dönemde
Mormonların iki sebepten dolayı böyle bir zulme maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi, onların
temelde
Hıristiyanlıktaki kutsal üçlemeyi kabul etmelerine karşılık, politeist bir
Tanrı anlayışına sahip olmalarıdır. Bu anlamda
Mormon teolojisi genel
Hıristiyan doktrinine bir saldırı olarak algılanmıştır denilebilir. İkincisi ise
Mormon çoğul
evlilik öğretisinin dönemin sosyo-kültürel değerleri ile ciddi bir çatışma içerisine girmesi sonucu, onların tamamen farklı bir yaşam biçimine sahip olan yabancılar olarak görülmeleri olsa gerektir.
II.
Mormon Kitabı
Mormonlar zengin bir dinsel metin külliyatına sahiptirler. Bunlar; Joseph Smith tarafından yapılmış olan
İncil�n bir İngilizce çevirisinin yanı sıra,
Mormon kitabı �he Book of
Mormon�24], Öğreti ve Antlaşmalar �octrines and Covenants�ve Paha Biçilmez İnci �earl of Great Price�dir[25]. Bu dinsel metinlerin
Mormon inanç ve uygulamalarının
temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Mormon kitabının,
Tanrının eskiden Amerika kıtasında yaşamış olan insanlarla kurduğu ilişkilerin kaydından ibaret olduğu ve birçok eski peygamber tarafından peygamberlik ve
vahiy ruhu ile yazıldığı kabul edilmektedir. Bu anlamda
Mormon kitabında, milattan önce 600 yılları ile milattan sonra 421 yılları arasında bazı İbrani topluluklarının
Tanrıdan gelen bir
vahiy üzerine, Kudüs� terk ederek gemilerle Amerikan kıtasına yapmış oldukları yolculuklarını ve bu topraklarda birbirleriyle olan mücadelelerinin öyküsü anlatılır[26]. Sözü edilen bu İbranilerin
Tanrının yardımı ile Kızıl deniz sahillerinden A
rabistan bölg
esine, oradan da gemilerle okyanusu aşarak günümüzde Amerika�aki �atı Hemishere�denen bölgeye yerleşmişlerdir. Bu anlamda İbranilerin, bu çok uzun ve zor yolculuklarını
Tanrının peygamberlerinin rehberliğinde gerçekleştirmiş olduklarına olan inanç çok güçlü bir yer tutar. Ancak bir süre sonra bu İbraniler, Nefililer ve Lamanlılar diye iki farklı millete ayrılırlar. Yaklaşık bin yıllık bir dönem boyunca da sürekli olarak birbirleriyle
savaşırlar ve mücadele ederler. Dolayısıyla,
Mormon kitabının bu iki İbrani topluluğunun birbirleriyle olan mücadelelerinin tarihsel öykülerini anlattığını söylemek yanlış olmaz. Bununla be
raber, Yakın Doğudan göç ederek Amerika�a yerleşmiş olan İbrani topluluklarının birbirleriyle
savaşmamaları,
Tanrıya itaat etmeleri, iyi ve güzel işler yapmaları için, yine de zaman zaman
Tanrı onlara peygamberler göndermeye devam etmiştir. Ayrıca bu peygamberler onlara
Mesih�e ilgili haberler de getirmişlerdir. Bu anlamda o dönemde, Peygamberlerin sonuncusu altın levhaları saklayan sonra da Joseph Smith�
melek olarak görünen Moroni�ir[27].
Mormon kitabında anlatılan ve birbiriyle sürekli mücadele eden İbraniler, Nefililerle Lamanlılardır.
Mormon kitabına göre, bu iki topluluk arasındaki
savaşı en nihayet iyiler kaybeder. Burada iyiler Nefililer,
kötüler de Lamanlılardır. Böylece
Tanrı da
savaşta iyileri yok edenleri yani Lamanlıları lanetler. Onları kara derili insanlar haline getirir[28]. Bu anlamda onlar günümüzün Amerikalı yerlileridirler.
Mormon kitabında anlatılan en önemli olaylardan biri de
İsa Mesih dirildikten hemen sonra Amerika kıtasında bu Nefililerin arasında bulunmuş ve onlara hizmet etmiştir. Nihayet
Mormon yazdıklarını tamamladıktan sonra bu kayıtları oğlu Moroni�e teslim etmiş o da; kendisinden birkaç kelime ekleyip levhaları Kumora tep
esine saklamıştır. 21 Eylül 1823 tarihinde ise aynı Moroni bu defa yücelmiş ve dirilmiş bir kişi olarak peygamber Joseph Smith� görünmüş ve ona bu eski kayıtlar hakkında bilgi vererek, bu levhaların İngilizceye çevrilm
esinin
Tanrının isteği olduğunu bildirmiştir[29].
Mormonlar,
Mormon Kitabı�ın
Tanrının en son vahyinin ürünü olduğuna inanmakla birlikte, onun
Tevrat ve
İncil�n de devamı olduğunu kabul etmektedirler. Ancak, onların inanç ve uygulamalarının
temelini
Mormon Kitab� oluşturmaktadır.
III.
Tanrı Anlayışı
Mormonlar
Tanrının her şeyi bilen ve gücü yeten bir varlık olduğuna inanmakla birlikte, onun fiziksel bir bedeni olduğunu düşünürler. Bu anlamda
Tanrı yüce ve mükemmel bir insandır. Dolayısıyla insanoğlunun
tanrılaşma potansiyeli vardır ve tek
Tanrıdan ziyade
Tanrılar söz konusudur. Amaçta birleşmiş olmakla birlikte üç ayrı ve farklı varlıktan ibaret bir
Tanrı anlayışı söz konusudur. Bu anlamda Baba
Tanrı Elohim adı ile çağrılırken,
İsa Mesih�e Eski Ahit�eki Yehova�an ibarettir[30]. Zamanla insan kendisini mükemmelleştirmiş ve her şeyi bilen ve gücü yeten bir
Tanrı haline gelmiştir.
Tanrı gerçekten her insanoğlunun babasıdır. Onun bir bedeni ve her insanoğlu gibi duyguları vardır.
Tanrı tarihsel bir varlık ve bir zamanlar bizim gibi yaşadığı için insanoğlunun onu anlaması çok daha kolaydır.
Tanrı yaşam tecrübelerimizi paylaştığı için, o bize çok daha yakındır. Sonuç olarak
Tanrı ve her birey arasındaki kişisel ilişkinin de çok yakın bir ilişki olması gerekir. Bununla be
raber
Tanrının ezeli ve ebedi olduğu da kabul edilir.
Mormonlar
Tanrıdan ezeli ve ebedi olarak bahsettiğinde, onun her zaman aynı şekilde kaldığını anlamaktadır.
Tanrı o kadar uzun zaman yaşamaktadır ki, onun var olmadığı bir zamanı hayal etmenin mümkün olmadığına inanılmaktadır. Bu anlamda,
Tanrı bir bedene sahip olduğundan, bir zaman içinde bir yerde sadece o olabilir. Diğer bazı dinlerdeki düşüncenin aksine,
Mormon düşünc
esinde
Tanrı zamanı ve cismi yoktan yaratmamıştır. Aksine
Tanrı zaten var olan madde ve
ruhla çalışır ve yaratılmış olan evrende onları düzenler[31].
İsa Mesih, Baba
Tanrının ikinci kişisidir. O, Baba
Tanrı ve
Kutsal Ruh�an ayrı bir varlıktır.
İsa Mesih,
Tanrının ilk evladının
ruhu ve yaratmada
Tanrının yardımcısıdır. O, Eski Ahitte
Tanrı Yehova olarak bilinir.
İsa İncil�e nakledildiği gibi, yeryüzünde Bethlehem�e
Meryem tarafından doğrulmuş, hayatını
günahsız olarak yaşamış ve Baba
Tanrıya boyun eğmiştir. Diğer
Hıristiyan kiliselerinin aksine,
Mormonlar,
İsa�ın
Kutsal Ruh tarafından yaratılmış olduğuna inanmazlar. Onlar,
İsa�ın babasının, Baba
Tanrı olduğuna inanırlar. Bu anlamda, onun gerçekten biyolojik olarak
Meryem�en doğmuş olan
Tanrının oğlu olduğuna, onun öldüğüne, gömüldüğüne ve üçüncü gün yeniden yükselmiş olduğuna inanılmasının yanı sıra, onun fiziksel bir bedeninin olduğuna, yeryüzüne tekrar döneceğine ve 1000 yıl süreyle hüküm süreceğine inanılır. Bu sebeple gerçek
kurtuluş, sadece
İsa Mesih�n yaşam,
ölüm, yeniden dirilme doktrinleri ve kurallarıyla mümkündür. Bu anlamda
Mormonlar, yeniden dirildikten sonra,
İsa�ın
mucizelerini öğrettiği ve icra ettiği Amerika�ı da ziyaret ettiğine inanırlar[32].
Mormonluk,
Yahudilik ve
Hıristiyanlığın tahrif edilmiş olduğunu iddia etmekte ve Joseph Smith�n bu dinleri yenilemek ve
İsa Mesih�n gerçek kilis
esini yeniden inşa etmek için
Tanrı tarafından gör
evlendirilmiş olduğunu öne sürmektedir. Bu anlamda, tek
Tanrı fikrini savunan ve
kutsal kitaplarında tek
Tanrı düşünc
esine sık sık vurgu yapan
Yahudilik ve
Hıristiyanlığın aksine,
Mormon inanç sisteminde sayısız
Tanrı inancının var olduğu görülmektedir. Bununla be
raber,
Hıristiyanlıkla benzer yönlerinin var olduğu da göze çarpmaktadır. Bir başka ifadeyle Baba, Oğul,
Kutsal Ruh�n kabul edilmiş olması ve
Hıristiyanlıkta olduğu gibi merkezde yine
İsa Mesih� çok
büyük bir önem atfedilmiş olması, onun;
Hıristiyanlıkla benzeştiği yönleridir denebilir. Bu anlamda,
Hıristiyanlık ve
Yahudilikte olduğu gibi[33],
Tanrının oğlu ve oğulları söz konusudur[34]. Ancak bu iki dinden ayrı olarak
Mormon inanç sisteminde
Tanrı da insanlar gibi bir bedene sahip olmakta,
evlenmekte ve çoluk-çocuk sahibi olmaktadır. Bu inanışa göre, insanlar gibi
Tanrı da fiziksel bir bedene sahiptir. Dünyanın
Tanrısı, gökte başka bir
Tanrı ve onun eşi tarafından yaratılmış, insan olarak dünyaya gelmiş, iyi ve güzel ameller işleyip, öldükten sonra da
Tanrı haline gelmiştir. Sonuç olarak
Tanrının et ve kemikten oluşmuş ve yücelmiş bir zat olduğuna inanılır[35]. Dolayısıyla
Mormonlar,
Tanrının insandan çıktığına ve insanın
Tanrılaşabileceğine inanırlar. Bu anlamda peygamberlik kurumu devam etmekte ve bu yaşayan peygamberler vasıtasıyla da
vahiy sürekli olarak yenilenmektedir. Nitekim sözde bir
Mormon peygamberi olan Lorenzo Snow�n 1919 yılında
Tanrı hakkında yayınladığı bir şiirinde şöyle dediği nakledilir[36]:
Şimdi insan nasılsa,
Tanrı öyleydi,
Şimdi
Tanrı nasılsa, insan öyle olacak,
Tanrı oğlu
Tanrı olacak,
Tanrısallık eksilmeyecek.
Şiirde de açıkça görüldüğü üzere,
Mormon inanç sisteminde sonsuz sayıda
Tanrı vardır. Bu anlamda aynı zamanda,
Hıristiyanlıktaki
teslis (trinity-
üçlü birlik) inancı reddedilmekte ve babanın, oğul�n,
kutsal ruh�n birbirinden bedensel olarak üç ayrı zat olduğuna inanılmaktadır.
IV.
Aile Anlayışı
Evlilik,
Mormonlar için çok önemli bir kurumdur.
Kilise,
ailenin
Tanrı tarafından tesis edilmiş bir kurum olduğunu söyler. Erkek ve kadın arasındaki
evlilik,
Tanrının ebedi
kurtuluş planı için önemlidir.
Tanrı evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı emreder. Bu anlamda bu fiziksel âlemdeki
ruhların, yeryüzündeki öğrenme ve sınav dönemini geçirebilmeleri,
aile kurumuna bağlıdır. Ancak
evlilik say
esinde insanlar, göklerde asılı duran
ruhları özgürleştirebilirler ve yeryüzünde belli bir dönem yaşadıktan sonra geri kalan hayatlarını Baba
Tanrı ve
İsa Mesih�e birlikte sürdürebilirler. Bu anlamda ilk
evlilik de,
Tanrı tarafından gerçekleştirilmiştir[37]. Dolayısıyla,
Mormonlar için
ailenin çok önemli bir anlamı vardır. Aynı şekilde
aile birliğinin ancak
aile sevgisine dayalı
evlilik ortaklığı ve sağlam anne-baba çocuk ilişkisi ile devam edebileceğine inanılır. Çünkü
evlilik ve
aile hayatı, yücelmenin
temel şartıdır. Yani,
Tanrının
kurtuluş planının bir parçası ve yücelmenin ilk adımıdır[38].
Mormonlara göre, bu dünyada
evlenmeden ölüp, giden kişiler
Tanrının krallığının en yüksek merteb
esine ulaşamazlar.
Evlilik ise ancak bir
Mormon tapınağında ve
papazın yetkisi altında gerçekleştirildiği sürece sonsuza kadar devam edebilir. Bu anlamda dünyada en önemli şey, doğru kişiyle, doğru yerde ve doğru yetki ile yapılan
evliliktir. Bu geçerli ve muteber bir
evlilik sözleşm
esinin
temel şartıdır. Ayrıca,
evlilik törenleri esnasında her şey iki
papazın şahitliği ile kaydedilmek zorundadır. Bununla be
raber,
Mormon olmayanların bu törenlere katılmaları
yasaktır[39].
Kişilerin bu dünyevi hayattan sonra tekrar
aileler olarak var olabilmeleri veya öte dünyada birlikte tekrar hayat sürdürebilmelerinin en
temel şartlarından birisi
evlenmeleridir. Evliliğin amacı ise, üreme ve çoğalmaya katkıda bulunmak ve yeryüzünde
Tanrının
kurtuluş planını yerine getirme konusunda yeryüzüne inmeyi bekleyen
ruhlara fiziki bir beden yaratmak için çok çocuk yapmak olmalıdır. Bu yüzden
Mormon çiftler çocuk sahibi olmayı geciktirme düşünc
esinde değildirler. Ayrıca her anne-baba çocuklarına
İsa Mesih� öğretmek ve onlara iyi birer örnek olmakla yükümlüdürler. Bu anlamda
Mormonluğun
aile temeline dayalı bir
teolojiyi esas aldığı söylenebilir. Bu sebeple
Mormon toplumunda her akşam evde
aile ve
aile hayatına dair
duaların yanı sıra,
İncil okuma-öğretme ve
aile değerleri ile ilgili aktivitelerin gerçekleştirilm
esine
büyük önem verilir[40].
Bunun sonucu olarak
ailenin manevi eğitimine katkı sağladığına inanılmasından dolayı bütün
aile fertlerinin akşamleyin evde toplanması veya bulunmasına
büyük önem verilir. Böylece her akşam, bütün
aile bir araya gelerek kendi çocuklarına
Mormon aile değerlerini öğretmiş ve kazandırmış olur. Bu anlamda, akşam birlikte evde kalındığı süre içerisinde
dualar, ilahiler, şarkılar söylenir ve kutsal metinler okunur. Bu gelenek, 1915 tarihinde başlamıştır. Geleneğe göre, bütün
aile birlikte diz çökerek
dua eder. Buna
aile duası adı verilir. Bu
dua esnasında, bir
dua lideri bulunur.
Dua liderinin rolü, sırasıyla
aile bireylerine
dua ettirmekten ibarettir. Bu
aile duası, şöyle gerçekleştirilir: Ebeveyn veya yaşça
büyük olan çocuklardan biri yapılacak ders planına göre,
aile ilmihal kitabından bir ders seçer. İlahili ve
dualı bir açılıştan sonra, ders takdim edilir. Dersten sonra
aile,
ailenin programlarını, görevlerini, sorumluluklarını ve sorunlarını tartışır. Bunu
aile üyeleri arasında
sevgi bağlarını güçlendiren bir
aile aktivitesi izler. Bu, oyun oynama, yoksullara yardım, bahçıvanlık veya kültürel bir olaya katılma gibi
ailenin hep birlikte yapabileceği herhangi bir aktivite olabilir. Bu aktivitenin ardından da
aile diz üstü çökerek hep birlikte
aile duası yapar[41].
Mormonlar,
aile hayatının ezeli-manevi ilişkileri yarattığına inanmalarından dolayı,
aile ve
aile ile ilgili değerlere
büyük önem vermektedirler. Bu sebeple de
aile ve
aile hayatının korunması gerektiğini düşünürler. Bunun sonucu olarak günümüzde toplumsal hayatın bir parçası olan
ailenin bozulmasına yol açan
pornografik film ve görsel yayınların yayınlanmasına ve seyredilm
esine karşıdırlar[42].
V. Çok Kadınla
Evlilik Uygulaması (Poligami)
Mormonlar çok eşliliği veya çoğul evliliği dinin bir emri olarak görürler. Bu anlamda çoğul
evlilik Mormon kimliği ile sembolleşmiştir denebilir. 1830�a
kilisenin resmen kurulmasını takiben Smith,
evlilik ve
aile ile ilgili konuları yeniden tanımlamaya başlar. Nitekim 1831�e bir
vahiyle çoğul
evlilik yoluyla gerçekleşecek olan yeni bir ak
rabalık şeklinin haberini verir[43]. Bu amaçla, 1835�e Ohio�a kanunlara aykırı olmasına rağmen Smith, kendi
papazlık yetkisini kullanarak illegal
evlilikler yapar. Ayrıca
Mormon evliliklerinin dışındaki
evliliklerin meşru olmadığını ilan eder ve çoğul
evlilik uygulamasına 1835�e, daha sonra dini anlamda karısı olacak olan Fannie Alger ile gayri resmi yaşamaya başlar[44]. Böylece çoğul
evlilik uygulaması başlangıçta
Mormon kilis
esinde önceleri gayri resmi ve gizli bir şekilde yürürlüğe konur[45]. Fakat birkaç çoğul
evlilik yaptıktan sonra, resmi eşi Emma�ı ikna etmek için olsa gerek Smith,
Mormonların doğruluğuna inandıkları kutsal kanunlarına uygun şekilde çoğul evliliği yazılı bir
vahiyle meşru hale getirir. Nihayet
temel amacı üreme ve çoğalma olan bu sözde
vahiyle, yeni
Mormon ideal
aile düşüncesi ortaya konmuş ve böylece, bu yeni ve ebedi
evlilik sözleşmesi say
esinde
aile, yeni bir statüye yüceltilmiş oluyordu[46]. Başka bir ifadeyle, bu yeni
evlilik sözleşmesi ile
ölümsüz
evlilik gerçekleştirilmiş oluyordu. Böylece
temel olarak
aile, sonsuza kadar varlığını sürdürebilm
esinin dışında, yücelme için gerekli bir şart olan çoğul
evlilik vasıtasıyla da ebedi
evlilik tanımlanmış ve tayin edilmiş oluyordu. Çünkü inanışa göre, nihai
kurtuluş, ancak bu yücelme say
esinde mümkündü. Başka bir ifadeyle
Mormonluk,
aile kurumunu bir yücelme aracı veya bir
Tanrılaştırma ya da
Tanrılaşma şekli olarak görmekteydi. Gerçekte
Tanrının övgüsünü kazanamayacağı korkusundan dolayı hiçbir kimse, sözde bu çoğul
evlilik vahyini inkar edemeyeceği gibi, bu çoğul veya göksel
evlilik ilk
esine itaat etmemeyi de göze alamazdı. Çünkü bu yeni patriarkal
evlilik düzeninin hem Smith�n
vahiy iddiası ile hem de Kitabı Mukaddes peygamberlerinin çok eşli olmaları ile kanunlaştırılmış olduğuna inanılmaktaydı. Böylece
Mormonluk,
İncil� yenilemiş olduğunu iddia ediyordu. Bu anlamda kıyamete kadar
kiliseye, günümüz peygamberlerine ve havarilerine çağdaş vahyin yol göstereceğine inanılmaktaydı. Sonuç olarak daha önceki bütün
kutsal kitapların ve
vahiylerin yenilenmesi sonucu, Eski Ahit peygamberlerinin şahsında çoğul evliliğin meşrulaştırılması gerekliydi. Çünkü
Tanrının
temelde yeterli doğurganlığı sağlamak amacıyla çok eşliliği ve İbrahim�n, İshak�n ve Yakub�n cariyelerini onaylamış olmasından ziyade, Smith�n �on Gün
Azizleri�in yani günümüz
İsraillilerinin çok eşliliğini onaylamış olduğuna inanılmaktaydı. Bu anlamda o, sadece üreme vahyine dayalı yaptığı değişikliklerin
Tanrının bir kanunu olduğunu ortaya koymakla kalmadı, ayrıca sözde bu çoğul
evlilik vahyi vasıtasıyla kendisine tabi olanların sadakatini test etmiş, onlar üzerinde güç ve kontrolünü de güçlendirmiş oluyordu[47].
1852�e Salt Lake Vadisine yerleştikten beş yıl sonra Brigham Young, açıkça çoğul
evlilik uygulamasını başlattı[48]. Akabinde havari Orson Pratt�an yeni
teolojik doktrinin savunmasını hazırlamasını istedi. Bu yeni
evlilik teolojisine göre, ölmeden önce bir varlık, fiziki bir beden elde etmek ve dünyevi hayata geçmek için daha fazla fırsat yakalayacak ve bu yeni
evlilik düzeni, son gün
azizlerinin erdemliği ile bekleyen daha çok
ruhun bedenleşm
esini sağlayarak
İsa Mesih�n ikinci gelişinden önce, yeni bir patriarkal nesil yaratacaktı[49]. Açıkçası poligami, evliliğin
temel bir ana
yasası olur olmaz, üreme ve doğurganlığı güçlendirmiş olacaktı.
Mormon anlayışında
Tanrı sadece bir
ruh olarak kabul edilmez. O�un varlığının maddi ve bedensel bir boyutunun da var olduğu kabul edilir. Bu anlamda
evlilikler sadece iki insanın maddi birleşm
esinden ibaret değildir. Gökte asılı duran
ruhların bir bedene kavuşturulması gerektiğinden ne kadar çok
evlilik gerçekleştirilir ve ne kadar çok çocuk dünyaya getirilirse, yaratış ve
tanrılaştırma sürecine o kadar katkıda bulunulmuş olur. İnsanlığın var oluşu
tanrılaşmaya yönelmiş uzun yolculuktur. Bu yolculuğun en önemli adımı da çok
evlilik say
esinde zaten önceden yaratılmış olan
ruhların bedenlerine kavuşturulması sürecinde gerekli ödevi yerine getirmektir[50].
Amerikan toplumunun,
Mormon çok eşliliğine ve ayrımcılığına çok geçmeden tepki gösterdiği görülür. 1856�a Amerikan kongr
esinde yeni kurulmuş olan Cumhuriyetçi parti kölelikle birlikte çok eşliliği barbarlığın iki kalıntısı olarak tanımladı ve Başkan James Buchanan, 1857�e Utah�aki
Mormon toplumunu isyancılar olarak değerlendirip, onların üzerine federal askerleri gönderdi. Ayrıca Utah bölg
esinde iki eşliliği
yasaklayan hiçbir kanun olmadığından, kongre ABD eyaletlerinde iki eşliliği
yasaklayan kanunu yürürlüğe koyarak bölge üzerindeki nüfuzunu da güçlendirdi[51].
Mormonlar baskılara direndilerse de, çoğul
evlilikten dolayı liderleri de dâhil birçoğu hapishanelere atıldı. Bir kısmı ise gizli şekilde çok eşli olarak yaşamaya devam ettiler. Bu baskılar karşısında Eylül 1890 yılında yeni
Mormon kilis
esinin başkanı Wilford Woodruff bir bildiri yayınlayarak çoğul
evlilik uygulamasına son verdi[52]. Ancak bazı
Mormonların, baskı altında gelen
vahiy gerekçesi ile bu emre itaat etmedikleri, özellikle de kırsal kesimlerde çoğul
evlilik uygulamasına devam ettikleri de bilinmektedir.
Mormonlar
aile ve
aile ile ilgili değerlere çok bağlı bir topluluktur. Bir
aileye ve çoluk-çocuğa sahip olmanın, çocuk doğurmanın çok derin manevi anlamları vardır. Her şeyden önce,
aile ve çocuk ezeli bir varlık olarak görülür. Bu anlamda bu dünyada ezeli bir gelişim çizgisi için önemli kabul edilen fiziksel bedenin, sadece önceden var olan çocukların
ruhları için bir ikametgâh vazifesi gördüğüne inanılmaktadır. Bu sebeple
Mormon kadınlar anneliği, kendi hayatlarında en önemli yaşam rollerinden biri olarak görürler.
Mormon kadınlar hamileliğin, ezeli-manevi ilişkileri yarattığına ve bir
Tanrısal annelik modelini takip ettiğine inanırlar.
Evlilik iki insanın sadece maddi birleşmesi ve cinsi ilişkide bulunması değildir[53].
Mormonların
aile, çoluk-çocuk sahibi olma ve
ruh beden ilişkisi ile ilgili inanç ve pratiklerinin
temelinde onların
Tanrı hakkındaki tasavvurlarının önemli rol oynadığında şüphe yoktur. Çünkü
Mormon dini anlayışında
Tanrı sadece bir
ruhtan ibaret olmayıp, onun maddi ve bedensel boyutunun da var olduğu kabul edilir. Bu anlamda
Mormonluk çok
Tanrıcı bir dindir. Baba
Tanrı,
İsa Mesih ve
Kutsal Ruh da dâhil, bütün
Tanrıların başlangıçta
evlendiğine, çocuk sahibi olduklarına ve zamanla da bu insanların
Tanrılaştıklarına inanılır[54].
VI.
Kilise Organizasyonu
Mormon inanç sisteminde
Hıristiyanlıkta olduğu gibi, belirli kural ve rütbeleri içeren bir
ruhban sınıfının olmadığı görülmektedir. Din adamları sınıfının olmaması sebebiyle,
kilisede ayin ve törenler, cemaat tarafından belli bir sıra ile icra edilir.
Mormonluğun
Hıristiyanlıktan ayrıldığı en önemli özelliklerinden birisi, onun bu özelliği olsa gerektir. Toplumda her fert kendi dininin gereklerini öğrenmek, onları uygulamak için yeterli bilgi ve beceriye sahip olmak zorundadır. Bu anlamda herkes kendi dininin rahibidir denilebilir[55]. Bununla be
raber din adamları sınıfının olmaması,
kilisenin hiçbir hiyerarşiye sahip olmadığı anlamına gelmemelidir.
Mormon kilisesi, kendi üyelerinin belirli yeteneklere sahip olmalarını gerekli gören, erkeğin egemen olduğu karmaşık bir
papazlık hiyerarşisi ile yönetilir. Bu anlamda
Mormonlarda
Hıristiyanlıkta olduğu gibi, profesyonel anlamda bir
ruhban sınıfının olmadığını söylemek, daha doğru bir yaklaşım olabilir. Bir başka ifadeyle
Mormonlarda,
Tanrısal çalışmanın ve amacının elde edilme vasıtası olan yetenek ve bilgi prensibine dayalı bir
papazlık kavramı vardır[56]. Bu anlamda
papazlık organizasyonu iki alt gruba veya b
ölüme ayrılır. 1829�a
vaftizci Yahya tarafından Joseph Smith ve Oliver Cowdery�n
vaftiz edilerek kutsanmaları ve
papazlığa atanmaları ile Harun rahipliği veya Levitikal denen ve daha aşağı bir rütbeye işaret eden
papazlık kurumunun yenilenmiş olduğuna inanılmaktadır. Harun rahipliği veya Levitikal
papazlığın üstünde bir rütbeyi ifade eden �elkizedek
papazlığın�ise belirsiz bir zamanda Petrus ve Yahya�ın
mucizevî müdahalesi ile yenilenmiş olduğu kabul edilmektedir[57]. Bu
papazlık kavramına uygun kutsanmalar, görev bilincine sahip laiklerin uhd
esine bırakılmış durumdadır. Bu anlamda bu görevleri kabul edenler için, ilk kutsanmalara kadar geri giden ve onların kutsanmışlıklarının izlerini taşıyan sertifikalar verilir. Bu iki
papazlık düzeni
kilisede yaşa göre derecelendirilmiş ve ikisi birlikte
Mormon erkek çocuklarının ergenlik statülerinde merdiven basamaklarında yükselmelerini teşkil eden meclis veya kurullar ayrıca alt b
ölümlere ayrılmıştır[58].
A. Harun Rahipliği veya Levitikal Rahiplik·
Mormon kilis
esinde Harun rahipliği,
papazlığa hazırlık safhasıdır denebilir. Bu dönem boyunca onlar resmi öğreti,
dua ve hizmetleri vasıtasıyla bilgi ve tecrübe kazanarak kendilerini melkizedek
papazlığa hazırlamış olurlar. Harun rahipliği statüsünde olanlar diyakozlar, öğretmenler ve
papazlar şeklinde üç gruba ayrılırlar[59].
1. Diyakoz:
Mormon erkek çocukları 12 yaşına geldiklerinde, diyakozluğa atanırlar ve böylece Harun rahipliği merteb
esine ulaşmış olurlar. Geleneğe göre bu rütbede üç yıl beklerler. Bu dönem boyunca
kilisenin yardımcı hizmetlerini yerine getirirler. Diyakozlar
sakramentlerin dağıtılmasından sorumludurlar. Dolayısıyla
kilise hayatında diyakozların çok önemli bir yeri vardır. Onların görevleri şunlardır: Dinsel ayin ve törenlerde
kilisede yardımcı hizmetleri yerine getirirler.
Kurban orucunu toplarlar. Haberciler olarak görev yaparlar. Toplumda sosyal yardım çalışmalarını yürütürler.
Kilisenin bakım ve gözetimi ile ilgili işleri yaparlar. 12 diyakoz, başta bir başkan ve iki danışmanın olduğu bir kurul veya bir meclisi oluşturur. Ayrıca bu kurulun bir de kâtibi olur. Böylece genç çocuk,
kilise organizasyonunun özelliklerini ve fonksiyonlarını erken yaşta öğrenmiş olur.
2. Öğretmen: Bir genç diyakoz olarak üç yıl çalıştıktan sonra, öğretmenlik rütb
esine yükselir. Resmi olarak bu rütbeye sahip olan birinin her zaman
kilise ve
kilise üyelerini
kötülüklerden koruma, kollama, gözetme ve onları güçlendirme görevini en iyi şekilde yerine getirmesi lazımdır. Ayrıca onlar, elderlerin veya
papazların yokluğunda, toplantıları yönetmek ve idare etmekten de sorumludurlar. Bundan başka öğretmenlerin görevi, yerel
kilise organizasyonunun iç barışına katkıda bulunmak ve mevcut doktrin tartışmalarının yanı sıra kendi cemaatinin sorunları ile ilgili bilgileri piskoposlara bildirmektir.
3.
Papaz: Erkek çocukları diyakoz veya öğretmen olarak 5 veya 6 yıl çalıştıktan sonra, 17 veya 18 yaşlarına geldiklerinde; görevleri telkin etmek, öğretmek, yorumlamak, öğüt vermek,
vaftiz etmek ve
sakramentleri yönetmek olan
papazlık statüsünü kazanıp, birer
papaz olarak kutsanırlar.
Papazların görevi, tam olarak elderlere yardım etmek ve piskoposların önerdiği
kilise üyelerinin evlerini ziyaret etmektir. Ayrıca onlar, yüksek rütbeli bir
papazın başkanlığında 48 kişiden meydana gelen bir kurul veya meclis içinde örgütlenirler[60].
B. Melkizedek
Papazlık
Bütün
Mormon erkekleri 20 yaşlarından itibaren melkizedek
papazlık statüsüne yükseltilirler. Bunlar,
İsa Mesih� giden yolda ve ebedi hayata hazırlanmada
kilise üyelerine rehberlik etmekten sorumludurlar. Bir melkizedek
papaz; bir bölgedeki Harun rahiplerinin reisidir ve onların yaptıklarından sorumludur. Harun rahipliğinde en yüksek görev, piskoposlara aittir. Ayrıca bu görevin, gerçekten Harun neslinden gelen biri tarafından doldurulması gerekir[61]. Ancak, bu kuralın
kilise tarafından her zaman göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Piskoposların iki danışmanı vardır.
Kilise ile ilgili işlerin yürütülm
esinde piskoposlara yardım eden bu danışmanlar, yüksek rütbeli
papazlar arasından seçilir.
Kilisede hem yerel hem de genel piskoposlar bulunur. Yerel piskoposlar, semt veya bölge idar
esinin reisleri durumundadırlar. Gerçekte onlar, herhangi bir ücret almadan çalışan yerel pastörlerdir.
Kilisenin birinci başkanı tarafından seçilen bu yerel piskoposlar, kendi bölgelerindeki sorunları
kilise başkanlığına iletirler. Bir piskoposun belli bir maaşı yoktur. Ancak,
kilisenin dışında hayatını geçindirebilecek kadar kendisine bir ücret tahsis edilir[62].
Melkizedek
papazlık yüksek bir rütbeyi ifade eder. Bu anlamda onlar, kutsal düzenin işlem
esinden sorumludurlar. Bunlar da kendi aralarında �lderler� �etmişler�ve �üksek
papazlar�gibi üç mertebeye ayrılırlar. Genç biri yüksek
papazlığa atandığında, artık o bir elder olur. Bu rütbe tam bir yetişkinlik statüsüne ulaşmış olmaya işaret eder. Bu rütbeye sahip bir
papazın yeryüzünde
Tanrısal kanunları icra etme kabiliyetine sahip biri olduğu kabul edilir. Bu anlamda Melkizedek
papazlığın bütün doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılır. Ancak böylesi güçler, sadece meşru şekilde kullanılabilir. Örgütsel yapı içerisinde onların bu ilahi güçlerini nasıl ve ne şekilde kullandıkları
kilise disiplini tarafından kontrol edilir. Elderler ayrıca doksan altı üyeli bir kurul veya meclis olarak kendi içlerinde örgütlenirler. Bu kurulun da bir başkanı ve aynı zamanda elder olan iki danışmanı vardır. Bu elderlere, yetmişler meclisi de denir. Yetmişler kurulu veya meclisi, gezici misyonerler olmaya davet edilen ve on ikiler meclisinin emri altında çalışan elderlerdir. Çoğu üyeler,
kilisenin birinci başkanlığı tarafından bir misyona gönderilmek üzere davet edilm
esinden sonra bu rütbeye atanırlar. Misyonerler için genellikle bu yaş 21 civarıdır. Birçok
Mormon gencinin kendi masraflarını karşılayarak dış ülkelere veya ABD�in başka bölgelerine iki yıl süreyle misyonerlik yapmak için gitmesi genel bir gelenektir. Bu misyonerlik görevi, gençler için önemli bir karakter eğitimi olarak değerlendirilir ve bu görevden sonradır ki onlar yetmişlerden kabul edilirler. Yetmişler kurulu yetmiş üyeden meydana gelir ve her birinin diğeri ile eşit yetkiye sahip olduğu yedi başkan tarafından yönetilir. Bunlara yaşlı üyeler başkanlık eder. Ayrıca bu kurul iki veya daha fazla bölge ile ilgili sorunları
kiliseye rapor eder.
Papazlık görevinin bu yükselme merdiveninin zirv
esinde yüksek
papaz yer almaktadır. Bu rütbeye sahip olanlar
kilisede yerel ve genel seviyede önemli görevleri ellerinde tutarlar. Birinci başkan ve onun iki danışmanı, on ikiler, piskoposlar ve başkanlar hepsi yüksek
papazlardan oluşur. Ancak misyon başkanları ile yetmişler meclisinin yedi başkanının yüksek
papaz olmasına gerek yoktur[63].
Bu
papazlık organizasyonunda yetki, en tepeden aşağıya doğru şekillenir. Buna karşılık sorumluluk, en üstten en alt seviyeye kadar eşit derecede paylaşılır.
Kilisenin başkanı,
Tanrısal
esinlenmeye devam eden peygamber, kâhin ve
tanrısal yenilenmenin ifşa edicisidir. Yerel, bölgesel ya da evrensel
kilisenin bütün görevleri, en tepede yer alan
kilise liderlerinin otoritesi altında, profesyonel olmayan bir
papazlık yetkisi ile yönetilir. Bu anlamda en tepede liderlik (başkanlık), genel yetkililer denen kişiler grubundan oluşur. Bunlar 26 üyeden meydana gelir ve belli başlı görevleri işgal ederler:
Kilisenin birinci başkanlığı ve onun iki yardımcısı, on ikiler meclisi veya kurulu,
kilise patriği, birinci meclis veya yetmişlerin yedi başkanı ile piskopos ve onun iki yardımcısının başkanlığından oluşan piskoposluk başkanlığı gibi. Bu anlamda hiyerarşide onlara önem sırasına göre itibar edilmektedir[64].
Piskoposluk başkanlığı, piskopos başkanı ve onun iki yardımcısından oluşur. Bunların yetkileri sınırlı olmakla birlikte, birinci başkanlık tarafından doğrudan kontrol edilmeyen bütün
kilise işlerinden sorumludurlar. Geleneksel olarak piskoposların görevi,
kilisenin dünyevi işlerini idare etmektir. Ancak piskoposluk başkanı, on iki yüksek
papazla birlikte
kilisenin özel danışmanları olarak çalışırlar. Bununla birlikte, genel yetkilere sahip üyeler olmayıp, birinci başkanlığın bir üy
esine karşı yapılan herhangi bir suçlamada mahkeme görevini icra edebilirler. Piskoposluk başkanlığının üyelerini tayin etme hakkına sadece birinci başkanlık sahiptir. Birinci yetmişler kurulu yedi üyesi ile birlikte,
kilisede yetmişler meclisine başkanlık eder. Bundan başka onlar, misyonerlik çalışmalarından da sorumludurlar. Aynı şekilde yüksek meclis olarak birinci başkanlık tarafından kendilerine verilen başka görevleri de yerine getirmek zorundadırlar. Bu bağlamda
kilisenin bütün üyeleri, Amerika�ın veya dünyanın değişik bölgelerine misyonerlik yapmak için gittiklerinde,
kilisenin birinci başkanlığının ve on ikiler meclisinin temsilcileri olarak kabul edilirler[65].
Kilise hiyerarşisinde patriğin görevi diğerlerinden biraz farklı bir durum arz etmektedir.
Patriklik görevi kalıtsaldır. Babadan oğula geçen bir soy silsil
esini takip eder.
Kilisenin genel konferansı ile devam ettirilmesi zorunlu olan diğer belli başlı görevlerde olduğu gibi, kişiler atanmış olmalarına rağmen, bu göreve talip olmak isteyen birinin miras yoluyla intikal hakkına sahip olması gerekir. Patriğin yetkisi genel olarak bütün
kiliseyi kapsar.
Patrik kutsal ruhun
esinlemesi ile takdis yapar ve soyları açıklar. Bundan başka benzer görevleri yapan bölgesel
patrikler de vardır. Patriarkal kutsamaların cemaat için çok derin anlamları vardır. Bu anlamda patriarkal kutsamalar veya
patriklik vasıtasıyla
Mormon toplumunun atalarının gerçek soylarının
İsrail kabilelerine kadar uzandığı açıkça ifade edilir. Havarilere özgü olarak oluşturulmuş olan on ikiler meclisi veya kurulunun gerçek havarilerin yenilenme görevini yaptığına inanılmaktadır. Bu üyeler grubunu
kilisenin birinci başkanlığı seçer. Bu gelenek Brigham Young tarafından başlatılmıştır. Havariler bütün
kiliseleri ziyaret ederler, idari işleri yönetirler ve bir çeşit yüksek idari meclis görevi görürler[66].
Kilisede en önemli görev, Joseph Smith ve Brigham Young tarafından yerine getirilmiş olan birinci başkanlık görevidir. Başkanların hala
Tanrısal
esinle
esinlenmiş peygamberler olduğu kabul edilmektedir. Joseph Smith döneminden beri peygamberler tarafından yapılan beyanatların hemen hepsi
Tanrısal
vahiy olarak kabul edilir. Başkanın iki yardımcısı vardır ve bu iki yardımcı ile birlikte birinci başkanlığı oluştururlar. Başkan dini açıklamalarda bulunur ve
kilisenin bütün hizmetlerinde ayinleri yönetebilen piskoposları atar ve yardımcıları ile birlikte
kilise disiplini ile ilgili güç olayları halletmeye çalışır. Bütün görevler
kilisenin genel konferansının oyuna sunularak onaylanmak zorundadır. Bu gibi genel konferanslar Salt Lake City�e, yıllık olanı N
isan ayında ve altı aylık olanı da Ekim ayında olmak üzere bir yılda iki defa yapılır. Bu konferanslara bütün üyeler ve piskoposların yanı sıra her taraftan gelen bütün
Mormonlar katılabilir. Ancak böyle toplantıların gerçek bir kanun koyucu fonksiyona sahip değildir. Bu toplantılar daha çok merkezi, yerel ve bölgesel liderler arasındaki iletişimi kolaylaştırma mekanizmaları olarak görülmekte ve liderler ile
Mormon toplumu arasındaki ilişkileri güçlendirme biçimi olarak değerlendirilmektedir[67].
VII. Bazı
Mormon İnanç ve Değerleri
Mormonlar,
Tanrının yücelmiş bir insan olduğu düşünc
esindedirler. Bu anlamda
Tanrının fiziki bir bedeni bulunduğuna,
evlendiğine ve çocuk sahibi olduğuna inanırlar. Ayrıca,
Hıristiyanlıkta
temel doktrin olan
Teslisi kabul ederler. Ancak
Teslisin unsurlarının ayrı varlıklar olduğunu düşünürler.
Mormonluk�a Baba
Tanrının ve Oğul
İsa Mesih�n insanlar gibi et ve kemiğe bürünmüş bir varlık olduğu düşünülürken,
kutsal ruhun cismen değil, sadece
ruhi bir şahsiyete sahip olduğuna inanılmaktadır[68]. Bu anlamda
İsa,
Hıristiyanlıkta olduğu gibi merkezi bir öneme sahiptir. Bununla be
raber geleneksel
Hıristiyanlık öğretisinden farklı olarak insanların Âdem�n işlediği (asli
günah) suçtan dolayı değil, kendi
günahlarından dolayı cezalandırılacağı düşünülmektedir[69].
Mormonlar,
Mormon kitabı, Öğreti ve Antlaşmalar ile Paha Biçilmez İnci�in
Tanrı tarafından
esinlenmiş kutsal yazılar olduğunu kabul etmelerinin yanı sıra, Kitabı Mukaddes�n doğru tercüme edilmesi durumunda
Tanrı sözü olduğunu kabul ederler[70].
Mormon Kitabı,
Tanrının en son sözüdür. Bu anlamda
Tanrının zaman zaman peygamberler ve
vahiy göndermeye devam ettiğine ve kendi krallığı ile ilgili açıklamalara yer verdiğine inanılmaktadır[71].
Mormonlar
İsa Mesih�n yeniden geleceğini ancak bu sefer bu yerin, Amerika olacağını ve yeni Kudüs�n Amerika�a inşa edileceğini düşünürler. Bu anlamda,
İsa Mesih�n bu saltanatı döneminde dünyayı yenileyeceğine, onu
cennete dönüştüreceğine ve bu 1000 yıllık evrede ona inananların ve kendisine yardımcı olanların
kurtuluşa ereceğine inanılmaktadır[72]. Gerçek
kurtuluş ancak
İsa Mesih�n
kefareti aracılığı ile mümkündür. Bu anlamda
Rab İsa Mesih�
iman,
tövbe ve
günahlardan bağışlanmak için
kutsal ruh�n armağanı olan
vaftizin suya daldırılarak yapılması gerekir. Havariler, peygamberler, öğretmenler ve gezici vaizlerden meydana gelen ilk
kilise organizasyonunun kutsallığına inanılır. Gerçek
Hıristiyanlığı yaymak ve onun kutsal geleneklerini uygulamak isteyenler,
Tanrı tarafından peygamberlik aracılığı ile çağrılması ve yetkili kişiler tarafından ellerin baş üzerine konularak kutsanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu anlamda
kilisenin başkanı durumunda olan peygamberin
Tanrısal vahyi almaya ve
kiliseyi yenilemeye devam ettiğine inanılmaktadır[73].
Bundan başka ilk dönemlerde
Mormonlar zencilerin
Tanrı tarafından lanetlenmiş bir topluluk olduklarına inandıklarından onları
kiliselerine uzun süre kabul etmemişlerdir. Ancak,
kilise 1978�e
Tanrının zencilerin de artık
kiliseye kabul edilm
esinin önündeki engellerin kaldırılmış olduğunu bildiren bir
vahiy gönderdiğini ilan etm
esinin ardından, zenciler
Mormon kilis
esine kabul edilmeye ve belirli mertebelere gelmeye başlamışlardır[74]. İnanç esasları arasında yer alan çok kadınla
evlilik, 1890�a Brigham Young�n halefi başkan Wilford Woodruff tarafından kaldırılmıştır[75]. Ancak birçok
Mormon, �askı altında gelen
vahiy�gerekçesiyle bu kararı tanımamış ve kırsal kesimlerde sahih
Mormonluğu devam etmek adına çoğul
evlilik uygulamasını sürdürmüştür. Bir yücelme vasıtası olan
aile hayatı ve değerlerine çok
büyük önem verilir. Bu anlamda ancak tapınakta onaylanmış bir
evlilik ve
aile ilişkisinin sonsuza kadar devam edeceğine inanılmaktadır[76]. Ayrıca öldükten sonra da kişilerin
vaftiz edilebilecekleri ve
kurtuluşa ulaşabilecekleri düşünülmektedir[77].
Kurtuluşa ulaşmak için
aile hayatının yanı sıra, toplumsal hayatta çok önemlidir. Bu amaçla çocuklarda dâhil, her birey gelirlerinin % 10�unu
kiliseye vermek zorundadır[78]. Bundan başka çocuk düşürmek,
sigara ve uyuşturucu kullanmak, alkol, çay, kahve, kola ve benzeri şeyleri içmek k
esinlikle
yasaktır. Bu anlamda
Mormonlar ekmek ve su ile ayinlerini gerçekleştirirler[79]. Bir başka ifadeyle,
Mormon dini inanç sistemindeki bu
yasakları, insan vücuduna zararlı olan her şeyden uzak durmak şeklinde formüle etmek mümkündür[80]. Çünkü
Mormonlara göre insan bedenini zararlı olan şeylerle kirletmemesi gerekir. Bu
yasaklardan kaçınmanın
temel sebeplerinden biri, hiç şüphesiz yücelme ve
Tanrılaşma yolunda olan biri için önemli bir ödev olarak düşünülmektedir.
VIII. Öşür
İsa Mesih�n Son Gün
Azizleri
kilisesi mensupları çocuklarda dâhil, gelirlerinin onda birini
kiliseye vermek zorundadırlar. Bu
kilise üy
esinin yerine getirmek zorunda olduğu bir görevdir. Buna öşür denir. Öşür
kilise üy
esinin yıllık gelirinin en az % 10�u kadardır ve
kiliseyi ekonomik olarak desteklemek ve
kiliseye düzenli bir akar sağlamak için gerekli olduğuna inanılmaktadır. Öşür,
kilisenin kurulmasından kısa bir süre sonra 1838�e
kilise hayatına girmiş olmakla birlikte uzun bir süre uygulamada fazla bir önemi olmamıştır. İlk dönemlerde öşür genellikle
kilise üy
esinin üretmiş olduğu mahsulün çeşidinden alınırmış. Örneğin bir çiftçi tavuklarının yumurtladığı her on yumurtadan bir yumurtayı öşür olarak
kiliseye verirmiş. Herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmayan
kilise üyesi ise her on günde bir gününü
kilise ile ilgili projelerde çalışmak için ayırmış. Ancak XIX. yüzyılın sonlarına doğru
kilise ciddi bir ekonomik krize girince, öşür konusu önem kazanmaya başlamış ve
kilise mensuplarının öşürlerini tam olarak ödemeleri gerektiği ilan edilmiştir[81]. Çünkü başkan Lorenzo Snow�
Tanrı tarafından
kilise üyelerinden öşrün tam olarak toplanması konusunda bir
vahiy gelmişti. Böylece,
Mormon kilis
esinde öşrün toplanması bir kanun haline gelmiştir[82].
Bu dönemden sonra
kilisenin gelirleri iki misli artar ve yüzyılın başlarında
kilise çok zengin bir kurum haline gelir. Dolayısıyla 1890�ardan itibaren öşür,
kilisenin düzenli bir gelir kaynağı halini alır. Toplanan para veya buna benzer akarların bir kısmı,
kilise,
kilise faaliyetleri,
kilise inşası, eğitim ve misyonerlikle ilgili faaliyetlere yönelik kullanılırken, geri kalan kısmı ise dünyanın farklı bölgelerinde inşa edilecek tapınaklar,
kilise ile ilgili materyallerin değişik dillere çevrilm
esinde ve
kilisenin küresel yönetimi ile ilgili faaliyetlerinde kullanılır[83]. Bu anlamda öşürlerin toplanmasından ve gerekli yerlere harcanmasından veya dağıtımından
kilise meclisi sorumludur[84].
1990�arın ortalarında
kilisenin yıllık öşür gelirinin 5 milyar dolar olduğu belirtilirken, mal varlığının ise en az 30 milyar dolar olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu rakamların gerçeği yansıtmadığı ve abartıldığı da söylenmektedir. Bununla be
raber öşrün hesaplanması ve toplanması ile ilgili ayrıntılı tespit edilmiş belirli kurallar yoktur. Öşür,
kilise üyesi ile
Tanrı arasında bir vicdan meselesi olarak ele alınmakta ve değerlendirilmektedir. Bir başka ifadeyle, öşür bir
kilise üy
esinin
İncil hukukuna değer verip vermediğini test etmek için
temel standart hükümlerden kabul edilmektedir. Bu anlamda öşür, bir
Mormon�n canı gönülden vermiş olduğu bir şey değildir. Yılın sonunda
kilise bir öşür hesabı kapatma toplantısı düzenler. Bu toplantıya herkes katılabilir. Toplantıda ne kadar öşür toplandığı, kimlerin öşür vermediği ya da eksik verdiği tam olarak ilan edilir. Bu toplantı esnada başkan yardımcıları ve piskoposlar öşürle ilgili beyannameleri ve bilgileri kaydetmekle sorumludurlar[85].
Kiliseye düzenli gelir sağlayan ikinci bir kaynak da oruç
kurbanıdır. Geleneksel olarak
kilise üyeleri her ayın ilk
Pazar günü arka arkaya iki öğün yemek yemeyerek oruç tutarlar. Oruç esnasında yemek için harcadıkları para miktarını hediye olarak
kiliseye sunarlar. Bununla birlikte kişi isterse daha fazlasını da verebilir. Bu hediye, oruç
kurbanı olarak adlandırılır. Her ayın ilk
Pazar gününe verilen önemden dolayı
Mormonların hemen hepsi bütün
aile bireyleri ile birlikte
kiliseye gelirler. Bu anlamda
Mormonlarda oruç
kurbanı toplumsal bir
ibadet hükmündedir ve
büyük bir değeri vardır.
Mormonlar bu oruç
ibadetinin önemini kabul etmekle birlikte
dua olmadan
Tanrı katında fazla bir değeri olmadığına inanmaktadırlar. Bu yüzden bu
Pazar gününde bütün
aile bireyleri birlikte
dua ederek manevi havadan yararlanmaya çalışırlar.
Kilise yetkililerinin
kurban orucundan sağlanan gelirleri,
kilisenin giderlerini karşılamada ve misyonerlik faaliyetlerinin yürütülm
esinde kullandıkları belirtilmektedir[86].
IX. Misyonerlik
Günümüzde
Mormon kilisesi çok geniş bir örgütsel gücün yanı sıra ekonomik ve sosyal imkânlara da sahiptir. Kendilerine ait üniversiteleri, televizyon kanalları, dergileri, gazeteleri ve diğer şirketleri ile Amerika�ın en güçlü
kiliselerinden biri durumundadır[87]. Bütün bu imkânlarını
temel felsefeleri olan
Mormonlaştırma faaliyetlerinde kullanmaktadırlar.
Mormonlar, bütün gençlerini hem bedenen hem de zihnen misyoner olarak yetiştirmeye ve onları bu hizmete teşvik etmeye
büyük önem verirler. Kadınlar da misyonerlik görevini üstlenebilmelerine karşılık, onlar için bu görev herhangi bir zorunluluk arz etmemektedir. Bu anlamda
Mormon erkeklerin yaklaşık % 40�nın misyoner olduğu belirtilmekte ve
kilisenin herhangi bir zamanda misyonerlik hizmeti yaptıracağı 60.000 üy
esinin var olduğu söylenmektedir. Genel olarak 18 yaşından sonra erkekler iki yıl süreyle misyonerlik hizmetinde bulunurlar ve onlara kıdemli unvanı verilir. Kadınlar ise 18 ay misyonerlik hizmetinde bulunurlar ve onlara da hemşire unvanı verilir. Bu anlamda misyonerlik hizmeti aynen bir öşür gibi değerlendirilmekte ve dolayısıyla kişinin bütün hayatının % 10�unu
kiliseye bağışlaması beklenmektedir. Bir başka ifadeyle
Mormonlar, aynen kişinin gelirinin belli bir oranını
kiliseye bağışlamasında olduğu gibi, hayatlarının belli bir dönemini
kiliseye vakfetmekle sorumludurlar. Bununla be
raber bir
kilise mensubunun bir misyoner olup olamayacağına
kilise karar verir. Misyoner olmak isteyen kişi
kiliseye başvurur.
Kilise bu müracaatın uygun olup olmadığını değerlendirmek için başvuru sahibi ile bir ön görüşme yaptıktan sonra müspet ya da menfi kararını verir. Misyonerlerin ücretleri veya harcırahları bir şekilde ya kendileri veya
aileleri veyahut da bizzat cemaat tarafından karşılanır. Başkan Thomas Monson�n misyonerlik hizmeti yapacak bir kişiye en önemli öğüdünün şu olduğu söylenir: �emek pişirmeyi, insanları sevmeyi öğren ve onlara gerçeği öğret�88].
Bilindiği gibi misyonerlik
Hıristiyanlıkla özdeş hale gelmiştir. Bu anlamda misyonerliğin
Mormon kilisesi açısından daha
büyük bir öneminin olduğu söylenebilir. Diğer Evangelist
Hıristiyanlar gibi,
Mormonlar da ahir zamana doğru vaat edilmiş topraklarda kurulacak olan
Tanrı Krallığına
büyük önem verirler. Bu anlamda misyonerlik,
Tanrı Krallığının gerçekleştirilm
esine yardımcı olmak ve insanları o güne hazırlamak için yerine getirilmesi gereken önemli bir ödev olarak düşünülmektedir. 1830�arda
kilisenin kurulmasının hemen ardından
Mormonlar, misyonerlik faaliyetlerine başlamışlar ve günümüzde pek çok ülkede taraftar kazanmışlardır. Değişik ülkelerde kendi inançlarını yaymak ve
kiliselerini genişletmek için şube ve bürolar açmışlardır.
Kilisenin 160 ülkede temsilciliğinin bulunduğu ve her geçen gün
Mormon kilis
esine katılanların sayısının arttığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda Momonlar kendi
kiliselerinin dünyanın en hızlı gelişen
kiliselerinden biri olduğunu öne sürmektedirler[89].
Gerçekte
Mormonlar çağdaş düşüncelerle çelişen fikir ve görüşlere sahip olmakla birlikte, yine de modern toplumun gerekli gördüğü bir takım fikirlere ve yaşam biçimlerine de kendilerini adapte etmişlerdir. Günümüzde
Mormonların sahip olduğu banka, hastane ve fabrikaların yanı sıra, değişik gazete, dergi, televizyon ve radyo istasyonlarının da var olduğu ifade edilmektedir[90]. Bütün buralardan elde ettikleri gelirleri dünyanın değişik bölgelerinde
kilise ve tapınaklar açmak, misyonerler yetiştirmek ve onların faaliyetlerini finanse etmek için kullanmaktadırlar.
Mormonların
Türkiye�e yönelik aktif misyonerlik faaliyetleri XIX. yüzyılın son çeyreğine kadar uzanmaktadır.
Mormonlar ilk defa 1840�arda Osmanlı topraklarına gelmişlerdir. Ancak aktif misyonerlik faaliyetlerine, 1884 yılında
kilise merkezinin İstanbul� yapmış olduğu gör
evlendirme ile başlanmıştır. İmparatorlukta ilk
Mormon misyonerin Joseph Spori ve Taner olduğu bilinmektedir. Bunlar devlet idaresi ile resmi bağlantılarını kurmalarının ardından, dil öğrenmek, dinsel yayınları çevirtmek, yayınlamak ve dağıtmakla çalışmalarına başlamışlardır. Ancak İstanbul�a yeterli ilgi görmemişlerdir[91]. Bu sebeple de 1888�e Ferdinand Hintze�in gelişinden sonra,
Mormonlar, Ermenilerin yoğun olduğu bölgelerde faaliyetlerini devam ettirmeye karar vermişlerdir. Böylece 6 Ekim 1888�e Sivas�n Zara ilç
esinde ilk
Mormon kilis
esini kurmayı başarmışlardır. Ancak
Mormonlar, ne Sivas ve çevr
esinde ne de Tokat, Merzifon, Maraş, Elbistan veya Antep gibi kentlerde umdukları örgütlenmeyi sağlayamamışlardır. Bunun sebebi, gittikleri her yerde bölge insanı ile kaynaşmış olan, ancak kendi ülkelerinde olduğu gibi, din ve inançlarına olumsuz bakan diğer
Protestan misyonerlerle karşılaşmış olmalarıdır. Bu sebeple de Anadolu topraklarında yaklaşık 40 yıl kaldıktan sonra, başarılı olamayacaklarını anladılar. Böylece kendi amaç ve çalışmaları için en elverişli yer olarak gördükleri Suriye-Filistin bölg
esine gitmeye karar verdiler. Bununla be
raber o dönemde, kendi ülkeleri olan ABD�e inançlarını serbestçe uygulayabilecekleri bir yerleşke bulamama
sıkıntısı içinde olan
Mormonların, istedikleri tür yaşama kavuşabilecekleri umuduyla Osmanlı topraklarına geldikleri anlaşılmaktadır[92]. Başka bir ifadeyle, 1880 ile 1914 yılları arasında diğer
Protestan misyonerler gibi onlar da Osmanlı toplumundaki azınlıklara özellikle de Ermenilere yönelik
Mormonlaştırma faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu dönem boyunca
Mormon misyonerler bir takım
İslam ve Osmanlı uygulamaları ile kendi inançları arasında paralellik kurarak Osmanlı topraklarında kalıcı biçimde yerleşmeye çalışmışlardır. Ancak, değişik nedenlerden dolayı bekledikleri başarıyı sağlayamamışlardır[93].
Mormon misyonerlerin Osmanlı topraklarında kalış süreleri oldukça kısa ve etkinlikleri de az olmakla birlikte, geliş amaçları ve beklentileri üzerinde durmak, imparatorluğun o dönemdeki şartlarını daha iyi anlamak açısından kuşkusuz yararlıdır. Çünkü Amerika�a kendilerine yer edinme çabası ile bir eyaletten diğerine göç etmek suretiyle hayatta kalmaya çalışan bu küçük cemaat bile, Osmanlı İmparatorluğuna sömürgeci emellerle gelmiştir[94].
Mormonlar, günümüzde ülkemizdeki faaliyetlerine devam etmektedirler. Bu anlamda
Türkiye�eki faaliyetlerinde kullandıkları belge ve dokümanların Almanya�a bulunan
İsa Mesih�n Son zaman
azizleri kilis
esinde basıldığı bilinmektedir. Nitekim 2001 yılında
Türkçe
Mormon kitabı Almanya�a basılmış ve
Türkiye�e dağıtıma sunulmuştur. Bundan başka ülkemizdeki faaliyetlerine resmi bir hüviyet kazandırmak için 1994 yıllarında resmi makamlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunmuşlar, gerekli izni alamamışlardır. Ancak, gayri resmi olarak ülkemizdeki faaliyetlerine devam etmişlerdir. Daha sonra ülkemizde Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremi fırsat telakki eden
Mormonlar, depremzedelere yardım amacıyla İstanbul�a bir büro açmak için Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmuşlar ve gerekli izni aldıktan sonra, yardım faaliyetleri adı altında deprem bölg
esine yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu dönemden sonra
Mormon misyonerler ülkemizde kalıcı olmak veya yerleşmek için, değişik kurum ve kuruluşlarla işbirliği adı altında belli protokoller imzalamayı başarmakla kalmamış, ikamet ve çalışma izni de elde etmişlerdir. Bu anlamda Ankara�a örgütlenme çabaları içerisinde oldukları belirtilmekle birlikte, İstanbul�a bir ev
kiliselerinin olduğu ifade edilmektedir[95]. Tespitlerimize göre, İzmir ve çevr
esinde uzun süren alt yapı ve örgütlenme çabalarının ardından nihayet Aralık 2005�n sonlarında
kiliselerini açmayı başarmışlardır. İzmir�e bölge başkanlığını Kirk
patrik yürütmektedir. Ayrıca İzmir ve çevresi ile ilgili örgütlenme çalışmalarında Aysel Barışcan adındaki bir bayanın çok
büyük gayretleri söz konusudur. Nitekim bu şahsın
Türkçe
Mormon kitabının yanı sıra
Mormonlarla ilgili
Türkçe broşür ve el ilanlarının dağıtımından da sorumlu olduğu bilinmektedir. İzmir bölg
esinde
kiliselerini
ibadete açtıktan sonra, cemaatle tanışma ve kaynaşmayı sağlamak amacıyla, ilk defa 16 Ocak 2006 tarihinde başkan Johnson ile eşi ve bölge başkanı Kirk
patrik ile eşinin de hazır bulunduğu bir tanışma toplantısı düzenlemişlerdir.
Mormonların masonluk ve benzeri derneklerle yakın ilişkileri söz konusudur. Hatta
Mormonluğun mason localarından kovulan bir grup tarafından kurulmuş olması sebebiyle, hem içeriden hem de dışarıdan aşırı bir mason sembolizmi ile kuşatılmış olduğu belirtilmektedir. Bu durum onların örgütlenme biçimlerinde de kendisini hissettirmektedir. Dolayısıyla
Mormonların faaliyetlerinde gizlilik ve kapalılık
büyük bir önem arz eder. Bu anlamda
Mormonların faaliyetlerini deşifre etmek neredeyse mümkün görünmemektedir. Nitekim
kilisenin rakamlarına göre,
Türkiye�e
Mormonluk hızlı bir şekilde
büyümekte ve 1998 yılından günümüze
Türkiye�eki
Mormonların sayısının 850�e ulaştığı belirtilmektedir. Ayrıca,
Türkiye�eki
Mormon cemaati ile
Mormonların Amerika�aki merkezleri durumunda olan Salt Lake City şehri arasında dinamik bir dizi ilişkinin var olduğundan söz edilmektedir. Bu anlamda
Mormon Kitabı�ın
Türkçeye çevrilip yayınlanmasının ardından, kürtçe tercümesi üzerinde çalışılmakta olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda
büyük kentlerdeki
Türk Mormonların sayısının hızlı bir şekilde arttığından söz edilmektedir. Ayrıca, İstanbul�a (biri Anadolu yakasında diğeri ise Avrupa yakasında olmak üzere) iki
Mormon misyonerin sürekli olarak
Türkiye�e ikamet ettikleri ve Amerika�a
Mormonlara ait olan Birgham Young Üniversit
esinde yüksek tahsil yapmak veya yabancı dil öğrenmek isteyen
Türk gençlerine bir takım kolaylıklar ve ekonomik imkânlar sunularak bu gençleri kazanmaya çalıştıkları ifade edilmektedir[96].
Bununla be
raber, Latin Amerika veya Afrika�aki
Mormonların tersine
Türkiye�e
Mormon olan kişilerin orta veya orta sınıf üstü
ailelerden oluştuğu ve en az iki yabancı dil bilen üniversite öğrencilerinden meydana geldiği belirtilmektedir. Bu anlamda
Mormon olan
Türkleri din değiştirmeye iten sebepler genellikle ekonomik olmaktan daha çok, bu insanların manevi boşluk içerisinde oldukları ve yeni bir takım dini kimlik arayışları içerisinde bulundukları öne sürülmektedir. Nitekim Salt Lake City şehrine misyoner eğitimi almak için gelen
Türk Mormon gençleri ile yapılan görüşmelerde, bu
Türk gençlerinin manevi bir arayış içerisinde oldukları ve bu manevi arayışları netic
esinde
Mormonluğu tercih ettikleri ifade edilmektedir. Bu anlamda Amerika ve Avrupa�aki genç nüfusun doğu kökenli dinlere olan ilgisinin aksine,
Türk gençlerinin batı kökenli dinlere veya dini oluşumlara daha fazla ilgi gösterdiği de belirtilmektedir. Bir başka ifade ile modernleşmenin etkisi ile dini bir arayış içerisinde olan
Türk gençlerinin daha çok batı kökenli din veya dini hareketlere eğilim gösterdikleri vurgulanmaktadır. Bu anlamda onların doğu kökenli din veya dini hareketlerden uzak durarak batı kökenli din veya dini hareketleri tercih ettikleri söylenmektedir[97]. Şüphesiz
Türk gençlerini
Mormon olmaya iten veya onları kendi dinlerinden soğutan nedenlerden birinin
Türkiye�eki din anlayışının bir sonucu olduğu ve cemaatçi din anlayışının modernleşmenin önünde bir engel olarak görülm
esinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu geleneksel cemaatçi din anlayışı içerisinde kendine bir yer edinememiş olan
Türk gençlerinin diğer dinlere yöneldiği görülmektedir.
X.
Hıristiyan Mezheplerinin
Mormonluğa Yönelttikleri İtirazlar
Mormonlar,
İsa Mesih� olan inançlarını açıkça ikrar ederler. Fakat onların inandıkları
İsa Mesih İncil�eki
İsa Mesih�en farklıdır. Ancak
Mormonlar, kendilerinin gerçek
Hıristiyanlar olduklarını ve bu bağlamda
Hıristiyanlığın en doğru yorumuna sahip olduklarını öne sürerler[98]. Bununla be
raber
temel Hıristiyan mezhepleri ise
Mormonluğun telkin ettiği
İsa�ın,
İncil�eki
İsa olmadığını söylerler[99]. Bunlar,
Pavlus�n Korintoslulara İkinci Mektubunda geçen bir cümleyi buna delil olarak gösterirler[100]. Bu cümleye göre
Pavlus, farklı bir
İsa Mesih telkin eden veya
İncil vaaz eden insanların olabileceğine dikkat çekmekte ve sadece
İsa Mesih�n adına inanmakla gerçek
Hıristiyan olunamayacağını vurgulamaktadır. Başka bir ifadeyle,
Mormonların
İsa�ı kabul etmelerine karşılık,
Teslisin diğer unsurlarını göz ardı ettikleri ifade edilmektedir. Nitekim
temel Hıristiyan öğretisine göre
İncil,
İsa Mesih�n daima
Tanrı olarak var olduğunu öğretirken[101],
Mormonlar
İsa Mesih�
Tanrılaşma yolunda çalışan biri olarak görmekte ve
İsa�ı Baba
Tanrıdan ayrı ancak amaçta birleşmiş bir varlık olarak değerlendirmektedirler. Aynı şekilde
İncil, Baba ve oğlun aynı zamanda ikisi de eşit derecede
Tanrı ve kutsal üçlüğün unsurları olarak cevher bakımından da tek olduğunu öğretmektedir[102].
Temel Hıristiyan mezhepleri bu ve benzer görüşlerden hareketle,
Mormonların gerçek
Hıristiyanlar olmadıklarını ve onların politeizm suçlamasından kurtulma gayretlerinin bir sonucu olarak,
İsa Mesih� inanç sistemlerinin merkezine oturtmaya çalıştıklarını öne sürmektedirler[103]. Onlara göre,
Mormonlar tek
Tanrıdan ziyade birçok
Tanrıya inanmakta ve
ibadet etmektedirler. Bir başka ifadeyle bütün
Hıristiyan mezhepleri,
İncil öğretisine aykırı olan
Tanrının gerçek bir insan olduğu, insanların zamanla
Tanrı haline gelebileceği ve
İsa Mesih�n Lucifer (İblis)�n kardeşinin
ruhu olduğuna inanmalarından dolayı
Mormonları
Hıristiyan olarak kabul etmemektedirler[104]. Bu anlamda Evangelik
mezheplerde dâhil bütün
Hıristiyan mezhepleri
Mormonların gerçek
Hıristiyanlar olmadıkları ve onların
İncil� inanmadıkları konusunda hem fikirdirler[105].
Mormonlar ise kendi
kiliselerinin günümüzde yaşayan bir peygamber ve yetkili bir
papazlıkla yönetilen gerçek
kilise olduğunu,
Hıristiyanların havariler döneminden sonra J. Smith�n zamanına kadar dinden dönmüş olduklarını öne sürerler. Bu anlamda bazı
Mormonlar,
Mormonluğun
Hıristiyanlık içinde bir
mezhep değil, aksine
İslam,
Hıristiyanlık,
Yahudilik,
Hinduizm ve Budizm gibi, ondan tamamen ayrı yeni bir din olduğunu söylemelerine rağmen[106], günümüzde ise en azından dışa yönelik olarak kendilerini,
Hıristiyanlığın en doğru yorumu olarak tanımlamaya özen göstermektedirler[107].
Mormonlar triniteryan bir
teolojiyi savunurlar. İnsanoğlunun ezelde yaratılmış ancak gökte asılı duran
ruhlarının bedenleşerek
Tanrısallaşma yolunda ebedi bir gelişim çizgisine sahip olduğu kabul edilir[108].
Hıristiyanlıktan farklı olarak
Mormonluk,
kutsal kitapların diğer bütün
Hıristiyan grupların saygı duyduğu ve kabul ettiği
İncil�e sınırlı olmadığını da kabul etmektedirler. Bu anlamda
kutsal kitapların birliği düşünc
esini savunmaktadırlar. Bununla be
raber,
Mormon kitabında
İslam ve onun peygamberi ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı gibi, bu konuda
Mormon kaynaklarının da herhangi bir imada dahi bulunulmaması dikkati çekmektedir[109].
Herhangi bir
Mormona
Hıristiyan olup olmadıkları sorulduğunda, şüphesiz onların cevapları, bizler gerçek
Hıristiyanlarız olmaktadır. Bu anlamda onlar, inandıkları
Hıristiyanlığın, onun geleneksel yorumundan farklı bir
Hıristiyanlık olduğunu ifade ederler. Nitekim
Mormonlar
İsa Mesih�n
Tanrının oğlu olduğuna, öldüğüne, gömüldüğüne, üçüncü gün yükseldiğine, onun
kefareti olmaksızın hiçbir
kurtuluşun mümkün olmadığına, onun yeryüzüne tekrar ineceğine ve
Tanrının krallığını yeniden inşa ederek yöneteceğine inanmaktadırlar. Bu anlamda
İsa�ın Son Zaman
Azizleri kilis
esinin,
temelde
Hıristiyan bir
kilise olduğu ve
Hıristiyanlıkta olduğu gibi, öğretilerinin merkezinde
İsa�ın yer aldığını söylemek mümkündür. Ancak,
Mormonlar geleneksel
Hıristiyan kiliselerinin
Tanrının yetkisini kaybettiğine ve
Hıristiyan öğretisinin yüzyıllarca tahrifata uğradığına inanırlar. Dolayısıyla,
Hıristiyanlığın en doğru yorumuna kendi
kiliselerinin sahip olduğunu düşünürler.
Hıristiyan öğretisi ile
Mormonluk öğretisi arasındaki
temel bazı farklılıkları bir tablo halinde şu şekilde özetlemek mümkündür.
Genel
Hıristiyan öğretisi
Mormon Öğretisi
Tanrı
Tanrı, değişmez ve her zaman var olmuştur.
Teslisin unsurları (Baba, Oğul,
Kutsal Ruh) tek cevherde birleşmiş olan zaman ve mekânın öt
esinde bir varlıktır.
Tanrı zamanı ve uzayı yaratmıştır ve hiçbir şey onun yaratmasının dışında değildir.
Tanrı da bir zamanlar bizim gibi bir insandı. Baba
Tanrı,
İsa ve
Kutsal Ruh tek amaçta birleşmiş, ayrı varlıklardır. Baba
Tanrı ve
İsa insanlar gibi fiziksel bedene sahiptirler.
Tanrı, evrende zaten mevcut olan materyalleri düzenlemiştir. İnsanoğlu
Tanrı haline gelmek için, kendisini geliştirebilir.
İsa
İsa,
kutsal ruh�n müdahalesi ile
cinsel ilişki olmaksızın
Meryem tarafından doğrulmuştur.
Haçta O�un
ölümü, asli
günaha ve insanların
günahlarına
kefaret olmuştur.
İsa,
Meryem ve
Tanrı babanın hem biyolojik hem de
ruhani oğludur.
İsa, insanlığın
günahlarına
kefaret etmiş ve herk
esin ebedi hayatı kazanmasına müsaade etmiştir. Ayrıca
Mormonların, göklerin en yüksek seviy
esine kadar çıkmasını mümkün kılmıştır.
Teslis (Trinity)
Geleneksel
Hıristiyan öğretisine göre
Tanrı üç şahıstan ibaret tek bir varlıktır.
Baba
Tanrı,
İsa ve
Kutsal Ruh,
Tanrılıkta bir olan amaçta birleşmiş, ayrı varlıklardır.
Kurtuluş
Âdem ve Havva�ın asli suçları veya
günahları bütün insanoğlunu kusurlu hale getirmiştir. Hiçbir iyi çalışma bunu düzeltemez. Ancak
İsa�ın,
haçta
ölümü ve
Tanrının inayeti
kurtuluşu mümkün kılmıştır.
Asli
günah diye bir şey söz konusu değildir. Sadece Âdem ve Havva tarafından işlenmiş olan
günahın bir gereklilik olduğuna inanılır. Bu anlamda
İsa,
günah işleme hakkını herkese tanımıştır. Fakat kişi,
günahlarından dolayı sorumludur. İnayet olmaksızın iyi ameller yeterli olmadığı gibi, tek başına inayet de yeterli değildir.
Kurtuluş için İnayet,
İsa�ın kabulü,
vaftiz ve doğru davranış hepsi önemlidir. Ancak
Mormon kilis
esinde
vaftiz olmak gerekir.
Kutsal Kitap
Geleneksel
Hıristiyan öğretisine göre Kitabı Mukaddes�n eski ve yeni ahit b
ölümlerinin
Tanrının gerçek sözleri olduğu kabul edilmektedir.
Kitabı Mukaddes, doğru tercüme edildiği sürece
Tanrı tarafından
esinlenmiş olduğu kabul edilir. Ancak bazı insan hatalarını ihtiva edebilir.
Mormon kitabı, Paha Biçilmez İnci, Öğreti ve Antlaşmalar
Mormonların
kutsal kitap külliyatını oluştururlar.
Tabloda da görüldüğü üzere, genel olarak
Hıristiyan mezheplerinin öğretisi ile
Mormon öğretisi arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da mevcuttur.
Günümüzde hem Vatikan hem de diğer
kiliseler, hangi
kiliseye bağlı olursa olsun, kendi
kiliselerine geri dönen bir
Hıristiyan� yeniden
vaftiz etme gereği duymamakta iken,
Mormon kilisesi, hangi
kiliseden gelmiş olursa olsun, kendi
kiliselerine girmiş olan herhangi birinin tekrar
vaftiz olması gerektiği düşünc
esindedir[110]. Bununla be
raber, geleneksel
Hıristiyan öğretisinde
vaftizin hem kişisel
günahtan hem de asli
günahtan kurtulmak için gerekli olduğu kabul edilirken,
Mormonlar asli
günah fikrini kabul etmemektedirler. Bu anlamda
Mormonlar insanların sadece kendi işledikleri
günahlarından dolayı
vaftiz olmaları gerektiğine inanmaktadırlar.
SONUÇ
Mormonluk XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde ABD�in New York eyaletinde Manchester�e Presbiteryen bir
ailenin oğlu olan Joseph Smith adlı bir Amerikalı tarafından kurulmuştur. Mensuplarına �hir Zaman
Azizleri�adını veren
Mormonluğun, alkol, tütün ve kafeini
yasaklayan yalın yaşam biçimi, çoğul eşliliğe izin verm
esinin yanı sıra, kapalı örgütlenme ve disiplinli hayat tarzları ile ün kazandılar.
Mormon kilisesi, önceleri İbrahimî din geleneğinin bir devamı olduğunu öne sürmekte iken, günümüzde mevcut
Hıristiyanlığın en doğru yorumuna sahip bir
kilise olduğu iddiasındadır. Bu dini hareket triniteryan bir
teolojiyi savunmasına karşılık,
kutsal kitapların birliği düşünc
esini öne sürer. Bu bağlamda peygamberlik müesses
esinin ve vahyin devam ettiğini, tarihsel süreç içerisinde tahrifata uğramış olan
kutsal kitapların ve dinlerin Joseph Smith�e yenilendiğini savunur. Amerika�a ortaya çıkmış olan bu dini hareketin, kendinden önceki dinlerin özellikle de
Yahudilik ve
Hıristiyanlığın bütün tecrübelerinden faydalanmış olan eklektik unsurlara dayalı yeni bir dini hareket olduğu söylenebilir.
* Dr., Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
[1] Richard L. Bushman, Joseph Smith and The Beginning of
Mormonism, University of Illinois Press 1984, 143 vd.
[2]Thomas F. O�ea, The
Mormons, The University of Chicago Press, Chicago and London 1957, 107.
[3] A. A. Hoekema, �en Question to ask the
Mormons� Christianity Today, 12 (8), McConkie 1986, 10-12, 14.
[4] Jan Shipps,
Mormonism (The Story of a New Religious Tradition), University of Illinois Pres 1985, 68 vd.
[5]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...history7.shtml
[6] Yasin Aktay, �ormonluk: Amerika�ın Ahir Zamanının Dini ve
Azizleri� Milel ve Nihal (İnanç, Kültür,
Mitoloji Araştırmaları Dergisi), Yıl 1, Sayıl 2, Haziran 2004, 105.
[7] James Coates, İn
Mormon Circles, (Gentiles, Jack
Mormons and Latter-day Saint), New York 1990, 7-8.
[8] Coates, 8 vd.
[9] Yakubun Mektubu: 1/5
[10] O�ea, 2-3.
[11] O�ea, 38
[12] James Coates,, 8 vd.
[13] Richard L. Bushman, Joseph Smith and The Beginning of
Mormonism, University of Illinois Press 1984, 61-62, 80-83.
[14] Shipps, 9-18.
[15] Bushman, 107 vd.
[16] Coates, 19.
[17] Bkz.,
Mormon Kitabı (
Türkçe), Yayınlayan: Son Zaman
Azizleri
Kilisesi, Salt Lake City, Utah-ABD, Almanya 2001.
[18] Donald S. Tingle, �on Zaman
Azizleri (
Mormonlar)�
http://www.incil.biz/doc/mormonlar.php
[19] Bkz., Coates, 22 vd.
[20] Coates, 49-50; O�ea, 68-69.
[21] Bkz., O�ea, 70 vd.
[22] Bkz.,Shipps, 61; O�ea, 76 vd.
[23] Aktay, �merika�a Kudüs� Kurmak İçin:
Mormonlarda Din ve Değerler Eğitimi� Değerler Eğitimi Dergisi, 1 (3), 2003, 38.
[24] Bkz., Bushman, 115 vd.; O�ea, 22 vd.; Coates, 11-27.
[25] Bkz., Coates, 20-21,23.
[26] Bkz.,
Mormon Kitabı (
Türkçe) Giriş B
ölümü, Yayınlayan: Son Zaman
Azizleri
Kilisesi, Salt Lake City, Utah-ABD, Almanya 2001.
[27] Aktay, �Amerika�ın Ahir Zamanının Dini� 101-102
[28] Bushman, 115-118.
[29] Bkz.,
Türkçe Yayınlanmış Olan
Mormon Kitabı�ın Giriş B
ölümü.
[30]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...odfather.shtml
[31] O�ea, 120-133.
[32]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...odchrist.shtml
[33] Kur�n, 9/30.
[34] M. Johnson-P. Mullins, �ormonism: Catholic,
Protestant, Different?� Review of Religious Research, Vol. 34, No: 1, Missouri Western State College, September 1992, 52-53.
[35] O�ea, 126-131.
[36] Tingle, �on Zaman
Azizleri (
Mormonlar)�
http://www.incil.biz/doc/mormonlar.php
[37] O. Kendal White, �deology of the Family in Nineteenth Century
Mormonism� Sociological Spectrum 6, Washington and Lee University, Lexington-Wirginia 1986, 293 vd.
[38] Franklin S. Harris-N.
Isaac Butt, The Fruits of
Mormonism, 93 vd.; O�ea, 122-133, 249-250.
[39]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...marriage.shtml
[40] Bkz., Harris-Butt, 93-109.
[41]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi.../family2.shtml
[42] Bkz., David W. Scott, �ormon �amily Values�Versus Television: An Analysis of the Discourse of
Mormon Couples Regarding Television and Popular Media Culture� Critical Studies in Media Communication, Vol. 20, No: 3, September 2003, 317-333.
[43] Bkz., C. Sheridan Jones, The Truth About The
Mormons (Secrets of Salt Lake City), London 1920, 39-50.
[44] John L. Brooke, The Refiner� Fire: The Making of
Mormon Cosmology 1644-1844, Cambridge 1994, 212-217.
[45] John H. Evans, Joseph Smith (An American Prophet), New York 1946, 271.
[46] O. Kendall White-Daryl White, �oligamy and
Mormon İdentity� The Journal of American Culture, Vol. 28, S. 2, Haziran 2005, 166.
[47] Bkz., Jones, 40-50; Brooke, 265-266; Richard N. Oustling-Joan Oustling,
Mormon America: The Power and the Promise, San Francisco: Harper 1999, 56-70.
[48] Shipps, 163.
[49] White, 167.
[50] White, �deology of the Family� 290-292; Aktay, �merika�ın Ahir Zamanının Dini� 110.
[51] Richard S. Van Wagoner,
Mormon Poligamy: A History Salt Lake City, Signature Books 1986, 82-87.
[52] Shipps, 167; O�ea, 111.
[53] Lynn Clark Callister-Sonia Semenic-J. C. Foster, �ultural and Spiritual Meaning of Childbirth (Ortodox Jewish and
Mormon Women)� Journal of Holistic Nursing, Vol. 17, No: 3, American Holistic Nurses�Association, September 1999, 281-282.
[54] Bkz., O�ea, 122 vd.
[55] Aktay, �in ve Değerler Eğitimi� 42.
[56] Lowell L. Bennion, The Religion of The Latter-day Saints, Salt Lake City 1940, 147.
[57] O�ea, 20, 174-175.
[58] O�ea, 175.
·
Tanrı,
Yahudi toplumunun on iki kavmi arasından Levi kavmini diğerlerine üstün kılmış ve litürjik hizmetleri
onlara tahsis etmiştir. Bkz., Sayılar: 1/48-53; Levililer: 8/1-36. Bununla be
raber Harun rahipliği veya Levili rahiplerin yürüttükleri bu hizmetin yetmiş kişilik ihtiyarlar kuruluna devredildiği de görülmektedir. Bkz., Sayılar: 11/24-25.
[59] Bushman, 147; Coates, 95.
[60] O�ea, 174-176.
[61] Bushman, 101, 126.
[62] O�ea, 176.
[63] O�ea, 175-176.
[64] O�ea, 177.
[65] O�ea, 176-178.
[66] O�ea, 178.
[67] O�ea, 179-180.
[68] O�ea, 122-126.
[69] O�ea, 35-36, 57-58.
[70] Coates, 19-23.
[71] Bkz., O�ea, 22-37.
[72] Bkz, O�ea, 48 vd.
[73] Bushman, 180 vd.
[74] Coates, 29-30, 79-80, 91-95, 119.
[75] Coates, 177-181.
[76] O�ea, 249 vd.
[77] O�ea, 57-58.
[78] Coates, 101, 114-120.
[79] Coates, 99-101.
[80] Bkz., Aktay, �in ve Değerler Eğitimi� 40-41.
[81] Bkz., O�ea, 197.
[82] O�ea, 205-206.
[83] Coates, 138 vd.
[84] Coates, 114-120.
[85]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi.../tithing.shtml
[86]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi.../fasting.shtml
[87] Aktay, �merika�ın Ahir Zamanının Dini� 119.
[88]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi.../mission.shtml
[89]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...es/stats.shtml
[90]
http://netpano.com/newsdetail.asp?NewsID=237
[91] Seçil Karal Akgün, �smanlı İmparatorluğunda
Mormon Misyonerler� XIII.
Türk Tarih Kongresi-Ankara 4-8 Ekim 1999, III. Cilt, II. Kısım,
Türk Tarih Kurumu, Ankara 2002, 886-887.
[92] Akgün, 887-888.
[93] Bkz., Akgün, 885-891;
Melek Çolak, �smanlı İmparatorluğunda
Mormonlar� Tarih ve Toplum, Sayı 210, C. 35, Haziran 2001, 23-27; Ömer Faruk Yılmaz, Belgelerle Sultan İkinci Abdülhamid Han, İstanbul 2002, 391.
[94] Akgün, 885.
[95]
http://netpano.com/newsdetail.asp?NewsID=237
[96] M. Hakan Yavuz, �ormon
Türkler�
http://www.zaman.com.tr/2002/09/01/yorumlar/yorum2.htm
[97] Yavuz, �ormon
Türkler�
http://www.zaman.com.tr/2002/09/01/yorumlar/yorum2.htm
[98] Grace Huerta-L. Flemmer, İdentity, �eliefs and Community: LDS (
Mormon) Pre-Service Secondary Teacher Views about Diversity� İntercutural Education, Vol. 16, No: 1, March 2005, 1-14.
[99]
http://www.equip.org/free/CP0303.pdf
[100]
Pavlus�n Korintoslulara İkinci Mektubu, 11/4
[101] Yuhannanın Birinci Mektubu, 1/1-4
[102]
Pavlusun Filipililere mektubu, 2/6
[103] Hoekema, �en Question to ask the
Mormons� Christianity Today, 12 (8), McConkie 1986, 10-12, 14.
[104]
http://www.equip.org/free/CP0303.pdf; http://www.equip.org/free/CP0310.pdf
[105] Hoekema, 10-12.
[106] Rodney Stark, �he Rise of A New World Faith� Review of Research, Vol. 26, No: 1, September 1994, s. 18 vd.
[107] Aktay, �merika�ın Ahir Zamanının Dini� 99 vd.
[108] Bkz., Johnson-Mullins, 51 vd.
[109] Aktay, �merika�ın Ahir Zamanının Dini� 97 vd.
[110]
http://www.bbc.co.uk/religion/religi...fs/christians/