Ben imanlı bir kızım ve imanlı kız arkadaşlarımdan biri imanlı olmayan biri ile evlenmek istiyor ona ne şekilde yaklaşmalıyım çok konuştum ama anlatamıyorum.lütfen bu konuda yardım edin kendisi bunu açtığımı bilmiyor ve öğrenmesi hiç iyi olmaz:confused:
evangelion
03-07-05, 11:52
Ben imanlı bir kızım ve imanlı kız arkadaşlarımdan biri imanlı olmayan biri ile evlenmek istiyor ona ne şekilde yaklaşmalıyım çok konuştum ama anlatamıyorum.lütfen bu konuda yardım edin kendisi bunu açtığımı bilmiyor ve öğrenmesi hiç iyi olmaz:confused:
Bunun Kutsal Kitap'a göre pek de uygun olmadığını belirtebilirsiniz.
Şu bölümü okuyarak bilgi edinebilirsiniz: http://www.hristiyan.net/hristiyanahlaki/4.htm
b) Hem karı hem de koca Mesih İsa’ya iman eden kişiler olmalıdır
Bazen Mesih İsa’ya iman etmiş kişilerin Mesih’e inanmayanlarla evlenme durumu ortaya çıkar. Eski Antlaşma’ya baktığımızda Allah’ın İsrail oğullarının Allah tanımazlarla evlilikleri konusunda ne denli uyarıldıklarına dikkat etmek gerekmektedir. Bu ırkçı bir yaklaşım nedeni ile değildir, aksine Allah’a inanan halkın putlara tapan ve oldukça sapkın inançlara sahip insanlarla birlikteliğini önlemek içindir. Bu önlemenin içinde kişinin kendi inançlarından sapmalarını önlemekte baş sırada yer almaktadır. İsrail Kenan diyarına girmeden önce Kenan’ın sapmış, oldukça çirkin inançlarına karşın oldukça uyarılmaktadır. İsrail oğullarının evlilik yoluyla bu kişilerle karışmalarını istememektedir:[8] (http://www.hristiyan.net/hristiyanahlaki/4.htm#_ftn8)
“Ve onlarla hısımlık etmeyeceksin; kızını onun oğluna vermeyeceksin, ve onun kızını oğluna almayacaksın. Çünkü o senin oğlunu benim ardımca yürümekten saptıracak,; ve başka ilahlara kulluk edecekler; ve RABBİN öfkesi size karşı alevlenecek, ve seni çabuk yok edecek.”
Tes. 7: 34
Yabancı eşler kendileri ile birlikte birtakım yabancı inanışları ve tanrılarıda getireceklerdir. Böylelikle gerçek olan Allah’a sadık olarak yaşamalarını ve ibadet etmelerini engelleyeceklerdir. 21.yy. eşiğinde bile gerçek budur. Eğer bir inanlı kendi inancına sahip olmayan bir kişi ile evlenirse, ne kadar güçlü bir inanlı olursa olsun adeta ruhsal anlamda sakat olmaktadır. O Allah’a ibadet için Mesih’in kilisesine gitmek isteyecek ama eşi bu istemi reddedecektir. O çocuklarına Mesih’in kurtuluşunu anlatmak isteyecek, ama eşi bir başka inancın doğru olduğunu çocuklarına aktarmaya kalkacaktır. Bu durumun ne kadar istisnası olursa olsun, genel olarak sonuçlar üç aşağı beş yukarı dediğimiz gibi olacaktır. Buna Kutsal Kitap’tan en güzel örnek Kral Süleyman’ın yaşamıdır. O birçok yabancı ilahlara tapan kadınla ilişkiye girmiştir ve sonunda gerçek Allah’la olan ilişkisini, O’na olan ibadetini yitirmiştir:
“Ve kral Süleyman Firavunun kızı ile beraber Moabiler, Ammoniler, Edomiler, Saydalılar, ve Hittilerden çok ecnebi kadınlar sevdi. RABBİN İsrail oğullarına: Onların arasına gitmeyeceksiniz, ve onlar da sizin aranıza gelmeyecekler; çünkü mutlaka yüreğinizi kendi ilahlarının ardınca saptıracaklardır, diye söylemiş olduğu milletlerden idiler; Süleyman onlara sevgi ile yapıştı. Ve yüz de cariyesi vardı; ve karıları onun yüreğini saptırdılar. Ve vaki oldu ki, Süleyman’ın ihtiyarlığı zamanında karıları onun yüreğini başka ilahların ardınca saptırdılar; ve babası Davud’un yüreği Allah’ı RAB ile bütün olduğu gibi onun yüreği bütün değildi.”
1 Kr. 11:14
Bir inanlının Mesih İsa’ya iman etmemiş bir kişiyle evlendiği bir çok durumda imanlı taraf büyük bir teşviksizlikle karşı karşıya gelmektedir. İman etmemiş tarafın Mesih İsa’ya iman etmesi durumu oldukça zayıf bir ihtimaldir.
Bununla birlikte bir evlilikte iki taraf imanlı değilse ve daha sonra bu eşlerden biri Mesih İsa’yı yüreğine kurtarıcı ve Rab olarak kabul ederek imanlı olursa, elbette evlilikleri devam edecektir. Böyle bir evlilikte imanlı tarafın evliliği sürdürmesi bir günah değildir. Aksine böyle bir evlilikte imanlı olmayan kişi imanlı eşinin imanı hakkında öğrenir. Allah’ın evliliğe verdiği önem artık bu eşlerden hiç değilse biri tarafından kavranılmaya başlanmış olacak dolayısı ile bu bütün aileyi etkileyecektir:
“Eğer bir kardeşin iman etmeyen karısı varsa ve kadın onunla yaşamayı uygun buluyorsa, kardeş onu boşamasın. Bunun gibi, bir kadının iman etmeyen kocası varsa ve bu erkek onunla yaşamayı uygun buluyorsa, kadın onu boşamasın. Çünkü iman etmeyen erkek karısı nedeniyle kutsanır. Bunun gibi, iman etmeyen kadın da o kardeş nedeniyle kutsanır. Yoksa, çocuklarınız kutsanmış olmazdı. Ama şimdi kutsaldırlar.”
1.Ko. 7:1214
Ruhsal anlamda çıkabilecek sorunlar, teşviksizlikler, hatta daha zorlu anlar göz önünde bulundurulursa Mesih İsa’ya iman etmiş bir kişinin Mesih İsa’ya iman etmemiş bir kişi ile evlenmemesi en doğru olanıdır. Elçi Pavlus bu konuda dullara da bir hatırlatmada bulunmaktadır. Bir kişi kendi eşi öldükten sonra bir başka kişiyle yeniden bir evlilik yapabilir. Ama burada kıstas yine o kişinin Allah’a ait bir kişi yani Mesih İsa’da bir imanlı olması gerekmektedir:
“Kadın kocasına onun yaşamı süresince bağlıdır. Koca ölürse, istediği kişiyle evlenmekte özgürdür. Ancak Rab’be bağlı biri olsun.”
1.Ko. 7:39
Allah müjdesi bütün insanlara saygı duymamızı ve elden geldiğince bütün insanlarla barış içinde yaşamamızı buyurmaktadır. Aynı zamanda insanları sevmek, hatta düşmanı bile sevmek baş sorumluluklarımızdandır. Başka inançtan insanlarla evlenmemek onları aşağı görmek, kabul etmemek anlamına gelmez. Çünkü Müjde’nin bütününe baktığımızda gördüğümüz bütün insanlara saygı ve sevgi ile bakmamız gerekiyor. Ama bir diğer gerçek de bu kadar farklı inanç ve görüşlere sahip dünyamız içinde Mesih İsa’da yepyeni bir yaşam yaşamaya çalışan bizlerin korunmasıdır. Zaten dış dünya birçok farklı inançta komşularımızla doludur. O zaman ev ortamının aynı inançta bina olması hem bizim ruhsal sağlığımız hem de çocuklarımızın ruhsal sağlığı açısından çok önemlidir. Allah’ımız bu nedenle bu konu üzerinde oldukça açık olarak görüşlerini bildirmektedir.
Anne ve babanın Mesih İsa’da samimi bir Hıristiyan olarak yaşadıkları ailelerdeki ruhsal esenlik sonunda hem çocuklara hem konu komşuya hem de bütün akrabalara yansımaktadır. İki taraf da kurtuluşlarının kaynağı Mesih İsa’ya bakarak O’na daha benzemekte, bu da zamanımızda bile özlenen aile ortamını kendiliğinden sağlamaktadır.
Burada şu konuda da not düşmek çok önemlidir. Çiftlerin farklı milliyetlerden olması bir evlilik engeli değildir. Önemli olan inanç konusudur. Ne yazık ki bu ülkemizde de yanlış olarak uygulanmaktadır. Mesih İsa’ya inanmış bir Hıristiyan genç, bir başka samimi Hıristiyan gençle evlenememektedir. Çünkü ikisi de ayrı etnik kökenden gelmektedirler. Aileler milliyeti ön plana çıkararak bu evliliğe mani olmaktadırlar. Oysa bu Hıristiyan ailelerin göz önünde bulundurmaları gereken evlenecek olan kişilerin Mesih İsa’ya olan imanlarıdır. Müjde üzerinde yaşam sürüp sürmemeleridir. Mesih İsa’da O’nun hükümranlığında artık hiçbir milletin önemi yoktur. O’na yürekten inananlar eşit bir biçimde Allah çocukları olmuşlardır. Bu konuda anne ve babaların uyanık olmaları, kiliselerde dünyanın büyük yanlışlığı olan ırkçılık anlamındaki milliyetçiliğe bulaşmamaları gerekmektedir. Bu İncil’le taban tabana zıttır. Aslında bu gerçek malum ama yine bir takım tarihsel etkileşimler ne yazık ki, Allah müjdesinin dar anlamda anlaşılmasına neden olmuştur.
Ancak unutmayın ki zayıf iman ve güçlü iman da vardır...
Ve hristiyan olup, hristiyan olmayanlarla evlenmiş insanlar vardır.
evangelion
03-07-05, 19:50
Unutmayın ki bizi kurtaran lütuftur ve bunu iman yoluyla alırız.
Eğer Rabbin öğretişleri konusunda Ferisiler gibi olursak yasacı insanlar haline geliriz ve bu da bizi iman ile kurtuluştan uzaklaştıran bir düşünce yapısına sürükler. Bu çok önemlidir. Bence Galatyalılar 3. bölümü okumak hepimiz için iyi olacaktır.
Kimseye evlenme izni verecek durumda değiliz hiç birimiz ancak kişi diyelim ki engellenemedi ve sonunda evlendi. Bu olay ona kurtuluşunu kaybettirmez. Çünkü biz yaptıklarımız ile değil Rabbin lütfu ile kurtuluşu aldık ve gerçekten iman eden kişinin yani "imanı Rab tarafından yüreğinde varedilmiş" kişinin bunu kaybetmesi de mümkün değildir. Eğer siz uyarı yaparken "imansız ile evlenmek dinimizde kesinlikle yanlıştır" "eğer evlenirsen dinimizden çıkarsın" diye anlatırsanız bu doğru olmaz, bu Ferisilik olur.
Dinimize göre sigara içmek, dövme yaptırmak, yalan söylemek, aklımızdan - yüreğimizden Rabbe uygun olmayan şeyler düşünmek, sürekli olarak Rabbe yücelik vermemek ve sürekli olarak dua etmemek de birer günahtır. Ama bilmemiz gereken şudur ki Yasa bize Tanrı'nın istediği doğruluğu gösterir ve veriliş amaçlarından biri budur. Diğeri ise bu doğruluğu dünyada kimsenin sağlayamayacağıdır. Bu doğruluk sadece MESİHe aittir ve O'na iman ettiğimizde bize verilir ve bilinmelidir ki imanımız da bizim başarımız değil Tanrı'nın bize armağanıdır. İşte bu şekilde kurtuluş tamamıyla LÜTUFladır.
Dolayısıyla "zayıf iman güçlü iman" konusunu hatırlayarak, sigara içen kişilerin veya imansızlarla evlenenlerin "dinimizden" çıkmayacağını söylememiz gerekir. Yine aynı şekilde mümkün olduğunca sigarayı bırakmanın, günah işlememenin, imansız ile evlenmenin de dinimize uygun olmadığı uygun şekilde söylenmesi gerekir.
Bu konular derin konulardır ve dikkat edilmezse çok kolaylıkla birer Ferisi - Şeriatçı olabiliriz ve lütufun anlamını köreltebiliriz.
Bu yüzden http://www.hristiyan.net/ruhsalyasam/mikyioi.htm yazısını, Galatyalılar 3. bölümü ve http://www.hristiyan.net/kutsalkitap2/tr-rom14.html bölümlerini MUTLAKA okuyun lütfen.
Kurtuluşumuzun ilkelerini de hatırlamak isterseniz: http://www.hristiyan.net/temeller/5sola.htm
Forum Yazılımı: vBulletin v3.6.11, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.