PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TS5: Dünyadaki bu kadar acıya ve sefalete izin veren bir Tanrı’nın sevgi Tanrısı olması mümkün mü?


sabri
04-08-07, 19:21
Dünyadaki bu kadar acıya ve sefalete izin veren bir
Tanrı’nın sevgi Tanrısı olması mümkün mü?
Tanrı neden acı
çekmemize müsaade ediyor?


Düşüş (Yaratılış 3. bölüm) öncesinde ne ölüm ne acı ve sıkıntı çekmek, ne de bunlara neden olacak etkenler vardı. Tanrı her şeyi insanın mükemmel bir şekilde yaşam sürebilmesi için yaratmıştı. İnsan kendi özgür iradesiyle kendi yolunu seçti ve bu yüzden Tanrı’dan uzaklaştı. Tanrı’nın insana böylesine bir özgürlük tanıması ise açıklayamayacağımız bir şeydir. Bununla birlikte, Tanrı’ya sırt çevirmenin felaketle sonuçlandığını da açıkça görüyoruz. Acı deneyimler bunu bizlere günümüzde de göstermektedir. Bazı insanlar Tanrı’yı suçlama eğilimindedir.
Fakat unutmamalıyız ki, sorumlu Tanrı değil, bizler yani insanoğullarıdır.
Anayolda gece yarısı aracımızın farlarını söndürüp gidersek ve bunun sonucunda bir kazaya neden olursak bundan aracın üreticisini sorumlu tutamayız. Üretici yolu aydınlatması için araca bir çift far koymuştur. Eğer ışıkları bilerek söndürürsek, bu bizim sorumluluğumuzdur. “…Tanrı ışıktır..” (1Yu.1:5). Tanrı’dan uzaklaştığımız karanlık bir yoldan gidersek, bizleri Kendisine yakın yaşamamız için var eden Yaratıcı’ya şikayette bulunamayız. Tanrı sevgidir ve öyle kalacaktır, çünkü akıl almaz bir şey yapmıştır: Tek sorumlusu kendimiz olan bir durumdan bizleri kurtarmak için Kendi Oğlunu vermiştir. İsa Mesih, Yuhanna 15:13 ayetinde Kendisinden şöyle söz eder: “Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” Bundan daha büyük bir sevgi var mıdır? İnsanlık uğruna “Golgota” yani Kafatası denilen yerde o gün yapılandan
daha büyük bir şey hiçbir zaman yapılmamıştır. Bu nedenle çarmıh, Tanrı’nın insana olan sevgisinin odak noktasıdır. Hepimiz – iman edenler ve etmeyenler – düşmüş bir dünyada yaşamaktayız. Hepimiz deneyimlerimizden biliyoruz ki, acılar ve sıkıntılar dünyasal yaşamın ayrılmaz birer parçasıdır. Bireysel acılar bize anlaşılmaz gelebilir. Bir kişi refah içindeyken bir diğerinin felaketlere uğramasını ve hastalıklarla boğuşmasının nedenini sorarız. İmanlı kişiler genellikle iman etmemiş kişilerden daha fazla acı ve sıkıntı çekerler. Mezmur yazarının bildirdiği gibi: “Çünkü kötülerin gönencini gördükçe, küstahları kıskanıyordum. Onlar acı nedir bilmezler, bedenleri sağlıklı ve semizdir. Başkalarının derdini bilmez, onlar gibi çile çekmezler” (Mez.73:3-5).
Yazar kendi sıkıntısını doğru bir şekilde değerlendirmektedir ve bunun günahları yüzünden verilen bir ceza olmadığının farkındadır. Tanrı ile tartışmaz ve O’na sıkıca tutunur:
“Yine de sürekli seninleyim, sağ elimden tutarsın beni.
Öğütlerinle yol gösterir, beni sonunda yüceliğe eriştirirsin.
Bedenim ve yüreğim tükenebilir, ama Tanrı yüreğimde
güç, bana düşen paydır sonsuza dek” (Mez.73:23-24,26).


Prf.Dr.Werner Gitt`in Sorular kitabından alınmıştır.