fevzi_90
29-02-08, 10:40
Anonim, ikinci yüzyıla ait bir kilise vaazı (olağan dönem 32. Perşembe) <?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p>
<o:p></o:p>
<o:p></o:p>
Tüm milletlerde adıma küfrediliyor diyor Rab.(Yaş.52:5) Ve de: Adıma küfredilmesine neden olan felaket! (Rom.2:24) Oysa neden küfrediliyor? Çünkü biz öğrettiklerimizi uygulamıyoruz. Nitekim ağzımızdan Tanrı’nın sözlerini duyanlar şaşırırlar, çünkü o sözler iyidir takdire değerdir. Oysa sonradan, davranışlarımızın sarfettiğimiz sözlere uymadığını görünce, bunun bir masal ve bir dizi aldatmaca olduğuna hükmedip küfretmeye başlarlar. Tanrı’nın söylediklerini bizden duyuyorlar: Sizi sevenleri seviyorsanız bu bir meziyet değildir; düşmanınızı ve sizden nefret edenleri sevmek bir meziyettir. (Mat.5:46) Bunu duyduklarında bunca sevginin soyluluğuna hayran kalıyorlar.Ne var ki sonradan değil bizden nefret edenleri sevmek, bizi sevenleri bile sevmediğimizi görürler. O zaman bizimle alay ediyorlar ve böylece Tanrı’nın adına küfrediyorlar. Kardeşlerim, Babamız olan Tanrı’nın iradesine boyun eğelim ki, güneşten ve aydan önce yaratılan o tinsel Kilise’ye dahil olabilelim. Oysa Rabbin iradesine boyun eğmezsek “evim hırsızların barınağı oldu” (Yer.7,2; Mat.21,13) diyen Kutsal Kitabın doğrulaması bizler için geçerli olacaktır. Bu yüzden seçimimizi yapalım, kurtulabilmek için yaşam kilisesine katılmaya çalışalım. Yaşayan Kilise’nin “Mesih’in bedeni” (1.Kor.12,27) olduğunu bildiğinizi sanıyorum. Bunun içindir ki Kutsal Kitap: “Tanrı insanı erkek ve kadın olarak yarattı” (Yar.1,27; 5,2) diyor. Biri Mesih’tir, diğeri ise Kilisedir. Kaldı ki, gerek Kutsal Kitap gerekse Havariler, Kilise’nin bu zamanda oluşmadığını, İsa’mız gibi tinsel olduğundan, daima var olduğunu ve bizlere kurtuluş vermek için bu son dönemde kendini açığa vurduğunu doğruluyorlar. Tinsel olan bu Kilise, birimizin bedeninde sadık olup terk etmezse Kutsal Ruh’u da alacağını bizlere anımsatmak için, Mesih’in bedeninde görünmüştür. Aslında bu beden Ruh’un imgesidir. Dolayısıyla suretini yitiren özgün modelini alamayacaktır. Bu yüzdendir ki ey kardeşler, bizlere şu şekilde sesleniyor: ruha katılabilmek için bedene saygı gösterin. Oysa bedenin Kilise ve ruhun Mesih olduğunu söylersek sonuç olarak bedeni hor gören Kilise’yi de hor görmüş olur. <o:p></o:p>
Bunsan dolayı o kimse Mesih olan ruha katılamayacaktır. O halde bu beden, Kutsal Ruh’un yardımı ile, hayran olunacak bir yaşamı ve bozulmazlığı alabilir ve hiç kimse Tanrı’nın seçtikleri için neler hazırladığını ne açıklayabilecek ne de anlatabilecek durumdadır.
Rab, Rab diyen değil de gökyüzünde olan Babamızın iradesine boyun eğen gökyüzündeki krallığa girecektir.<o:p></o:p><o:p></o:p>
<o:p></o:p>
<o:p></o:p>
Tüm milletlerde adıma küfrediliyor diyor Rab.(Yaş.52:5) Ve de: Adıma küfredilmesine neden olan felaket! (Rom.2:24) Oysa neden küfrediliyor? Çünkü biz öğrettiklerimizi uygulamıyoruz. Nitekim ağzımızdan Tanrı’nın sözlerini duyanlar şaşırırlar, çünkü o sözler iyidir takdire değerdir. Oysa sonradan, davranışlarımızın sarfettiğimiz sözlere uymadığını görünce, bunun bir masal ve bir dizi aldatmaca olduğuna hükmedip küfretmeye başlarlar. Tanrı’nın söylediklerini bizden duyuyorlar: Sizi sevenleri seviyorsanız bu bir meziyet değildir; düşmanınızı ve sizden nefret edenleri sevmek bir meziyettir. (Mat.5:46) Bunu duyduklarında bunca sevginin soyluluğuna hayran kalıyorlar.Ne var ki sonradan değil bizden nefret edenleri sevmek, bizi sevenleri bile sevmediğimizi görürler. O zaman bizimle alay ediyorlar ve böylece Tanrı’nın adına küfrediyorlar. Kardeşlerim, Babamız olan Tanrı’nın iradesine boyun eğelim ki, güneşten ve aydan önce yaratılan o tinsel Kilise’ye dahil olabilelim. Oysa Rabbin iradesine boyun eğmezsek “evim hırsızların barınağı oldu” (Yer.7,2; Mat.21,13) diyen Kutsal Kitabın doğrulaması bizler için geçerli olacaktır. Bu yüzden seçimimizi yapalım, kurtulabilmek için yaşam kilisesine katılmaya çalışalım. Yaşayan Kilise’nin “Mesih’in bedeni” (1.Kor.12,27) olduğunu bildiğinizi sanıyorum. Bunun içindir ki Kutsal Kitap: “Tanrı insanı erkek ve kadın olarak yarattı” (Yar.1,27; 5,2) diyor. Biri Mesih’tir, diğeri ise Kilisedir. Kaldı ki, gerek Kutsal Kitap gerekse Havariler, Kilise’nin bu zamanda oluşmadığını, İsa’mız gibi tinsel olduğundan, daima var olduğunu ve bizlere kurtuluş vermek için bu son dönemde kendini açığa vurduğunu doğruluyorlar. Tinsel olan bu Kilise, birimizin bedeninde sadık olup terk etmezse Kutsal Ruh’u da alacağını bizlere anımsatmak için, Mesih’in bedeninde görünmüştür. Aslında bu beden Ruh’un imgesidir. Dolayısıyla suretini yitiren özgün modelini alamayacaktır. Bu yüzdendir ki ey kardeşler, bizlere şu şekilde sesleniyor: ruha katılabilmek için bedene saygı gösterin. Oysa bedenin Kilise ve ruhun Mesih olduğunu söylersek sonuç olarak bedeni hor gören Kilise’yi de hor görmüş olur. <o:p></o:p>
Bunsan dolayı o kimse Mesih olan ruha katılamayacaktır. O halde bu beden, Kutsal Ruh’un yardımı ile, hayran olunacak bir yaşamı ve bozulmazlığı alabilir ve hiç kimse Tanrı’nın seçtikleri için neler hazırladığını ne açıklayabilecek ne de anlatabilecek durumdadır.
Rab, Rab diyen değil de gökyüzünde olan Babamızın iradesine boyun eğen gökyüzündeki krallığa girecektir.<o:p></o:p><o:p></o:p>