PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İman etmeyi istemek bile Tanrı’nın armağanıdır!


evangelion
27-12-05, 02:19
İman etmeyi istemek bile Tanrı’nın armağanıdır!<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p>

<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Evet imanla kurtulduk, imanımız ile kurtulduk. Tek gerçek Tanrı’nın Oğlu İsa Mesih’e iman etmekle kurtulduk, sonsuz yaşama sahip olduk.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İncil diyor ki; “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” Kurtuluşumuz bizden, bizim yaptığımız herhangi bir şeyden kaynaklanmamaktaydı. Buna “O’nu aramayı istememiz” de dahil. Her şey Tanrı’nın belirlediği, istediği şekilde gerçekleşti. Her şey Tanrı-merkezli bir şekilde gerçekleşti. Kontrol hep O’ndaydı. Çünkü Her Şeye Hakim Olan Tanrı derken, Tanrı’nın her şeye hakim olduğunu söylüyorduk. Zaten Tanrı’nın hakim olmadığı bir yerde Tanrı’dan bahsetmek pek mümkün olmazdı.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Ancak iman hayatımızda yaşadığımız bazı olaylar kafamızı karıştırdı. Mesela çok yakın bir arkadaşımız “imandan düştü”. Doğal olarak bu bizi çok etkiledi. Belki de daha başka birçoklarının “imandan düştü”ğünü gördük.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Oysa ki İncil kısa ve öz konuşuyordu; “iman ettiniz ve kurtuldunuz”. Hatta ve hatta her iman edenin sona dek dayanacağını söylüyordu;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Rabbimiz İsa Mesih, kendi gününde kusursuz olmanız için sizi sonuna dek pekiştirecektir. Sizi, Oğlu Rabbimiz İsa Mesih ile paydaşlığa çağırmış olan Tanrı güvenilirdir.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Esenlik kaynağı olan Tanrı’nın kendisi, sizi tümüyle kutsal kılsın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz, Rabbimiz İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz bulunmak üzere korunsun. Sizi çağıran Tanrı güvenilirdir ve bunu yapacaktır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Kutsal Yazıları bu konuda detaylı bir şekilde araştırdığımız zaman İsa Mesih’e olan “gerçek iman”ın her iman edene sonsuz yaşam verdiğini, iman eden kişiyi sona dek götürdüğünü görürüz. Gerçek iman kişiyi sona dek götürür, çünkü kaynağı kendi gücümüz değildir. Kaynak, Tanrı’dır. Tanrı sayesinde, Tanrı’nın gücüyle, Tanrı’ya iman ile sona kadar dayanabilir, dünyayı yenebiliriz. Bizi pekiştiren Tanrı’nın ta kendisidir.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Bizi sizinle birlikte Mesih’te pekiştiren ve bizi meshetmiş olan Tanrı’dır. O,bizi mühürledi ve güvence olarak yüreklerimize Kutsal Ruh’u yerleştirdi.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Aslında emek veren biz değil Tanrı’ydı;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Ama şimdi ne isem Tanrı’nın lütfuyla öyleyim. O’nun bana olan lütfu boşa gitmedi. Elçilerin hepsinden çok emek verdim. Ama aslında ben değil, Tanrı’nın bende olan lütfu emek verdi. İşte gerek benim, gerekse diğer elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Peki neden böyle? Neden Tanrı pekiştiriyor, götürüyor? Çünkü Matta 19. bölümde de anlatıldığı gibi “insanlar için bu imkansız, ama Tanrı için her şey mümkün”. Bizim yapamayacağımızı Tanrı bizim yerimize yapıyor.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Beni gönderenin isteği şudur; Bana verdiklerinden hiçbirini yitirmeyeyim, ama son günde hepsini dirilteyim. Çünkü Baba’mın isteği, Oğul’u gören ve O’na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşmasıdır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İsa imanımız ve sonumuz ile ilgili olarak çok net konuşuyor,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlarda beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’mın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Ayrıca bizi kalıcı olarak atadığını söylüyor;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Buraya kadar yazdıklarımla “gerçek iman”a sahip kişinin evinin sona dek Tanrı tarafından korunacağını anlatmaya çalıştım. Ancak “imandan düşmüş” arkadaşımız artık kiliseye gelmiyor, İsa’ya küsmüş, ilişkisini kesmiş olabilir. Arkadaşımız gerçekten hiçbir zaman iman etmemiş bunun sonucu olarak da zorluklarla karşılaşınca da hemen pes etmiş olabilir. Birinci olasılık budur, ancak kiliseden kopmalar ya da İsa’dan kopmalar arkadaşımızın “gerçek iman”a sahip olmadığını ispatlamayabilir, ikinci olasılık da budur. Çünkü “gerçek iman”a sahip kişilerde böyle kopmalar yaşayabilirler, fakat bir süre sonra veya ölmeden önce mutlaka İsa’ya geri dönerler. Bu yüzden benzer kopuşlar yaşamış arkadaşlarımız için dua etmeye devam etmeliyiz. İnsanların yüreklerini bilemeyiz.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Dedik ki; “gerçek iman”a sahip kişiyi Tanrı koruyor, Tanrı pekiştiriyor, sona dek elleri üzerinde Tanrı taşıyor. Buna cevap olarak bazıları da diyorlar ki; “Yani iman ettiğimiz zaman paçayı kurtarıyoruz. Önemli olan iman etmek gerisi kolay, Tanrı yapacak nasıl olsa. Günah işleyip işlemediğimiz de önemli değil nasıl olsa kurtulduk, iş bitti!” (Buna Kutsal Kitap bilgisinden yoksun şekilde yapılmış bilge olmayan bir yorum diyorum ben.) Oysa ki gerçekler çok daha değerli, çok daha farklı ve çok daha anlamlı.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Çünkü “gerçek iman”da Tanrı’nın bize bir armağanı evet“imanımız” da Tanrı’nın armağanı! Efeslilerde denildiği gibi iman yoluyla lütufla kurtulduk. Lütuf’un anlamı cümlede çok açık bir şekilde belli: Kurtuluş! Kurtuluşumuzu karşılıksız olarak iman yoluyla aldık. Kendi gücümüzle kurtulmuyoruz, insan için bu imkansız dediğimizde Tanrı’nın bize sağladığı kurtuluş için gerekli ve yeterli olan “imanımız”ın, yani Tanrı Oğlu’na iman etmeyi seçmemizin de Tanrı’dan kaynaklandığını söylüyoruz. Evet O’nu seçebilmek için bile gücümüz yoktu. Çünkü ilk düşüşten sonra tüm insanların yürekleri Tanrı’nın isteğine aykırı olanı ister oldu. Yani kısaca “günaha meyilli” oldu. İncil bunu; “günaha buyruğunda olmak”, “günahın egemenliğinde olmak”, “günahın tutsağı olmak”, şeklinde tanımlıyor. Mesela Romalılar 3.bölümde şöyle diyor;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Biz daha önce ister Yahudi, ister Grek olsun, herkesi günahın buyruğunda olmakla suçladık. Yazılmış olduğu gibi;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

‘Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Anlayan kimse yok,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Tanrı’yı arayan kimse yok,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Hepsi yoldan saptılar,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Birlikte yararsız oldular,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İyilik eden yok, bir kişi bile yoktur,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Esenlik yolunu da bilmiyorlar’<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Başka bir yerde de “Çünkü eğer biz Tanrı’nın düşmanlarıyken” tanımlamasını kullanıyor Pavlus. Bizler böyle bir durumda iken ne oldu da Tanrı’ya iman etmeyi başardık? O’nu aramazken nasıl bulabildik? (Romalılar 10:20) O’nun yasalarını vicdanımızın sayesinde biliyorduk ama buna rağmen kendi arzularımızın, kendi isteklerimizin ardından giderek günah işliyorduk. Sanki ölüme doğru akan bir yüreğimiz vardı. Tanrı’yı aramıyorduk, kendi arzularımızı doyurmak ile meşguldük. Peki ne oldu da O’nu aramaya ve O’na itaat etmeye başladık?<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Ben size söyleyeyim; Değiştirildik! Yüreklerimiz değiştirildi, ölüme doğru akan yüreklerimiz Tanrı’ya doğru akmaya başladı;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Kralın yüreği RAB’bin elindedir, kanaldaki su gibi onu istediği yöne çevirir.” (Sül. Özd. 21:1)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Tanrı’yı arar olduk, çünkü Tanrı yüreklerimizi değiştirerek, suyu kendine çevirdi, bizi kendine çekti;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Beni gönderen Baba, bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez” (Yuh. 6:44)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Sonunda O’nu aramaya başladık ve bulduk. Daha doğrusu, O bize kendini buldurttu;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

”Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım” diyor RAB.” (Yeremya 29:12-13)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İman etmekle kazandığınız Kurtuluş’a; sizin isteğinize, yaptıklarınıza, yapacaklarınıza bağlı olmayan karşılıksız, tamamen Tanrı’dan kaynaklanan bir sevgiden dolayı sahip olduğunuzu anlamanızı istiyorum.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudidir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir. Yalnız içten Yahudi olan Yahudidir. Sünnet de yürekle ilgilidir; yazılı yasanın değil, Ruh’un işidir.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Sizin ve çocuklarınızın yüreğini değiştirecek (dipnot: sünnet edecek). Öyle ki, O’nu bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevesiniz ve yaşayasınız.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim. Üzerinize temiz su dökeceğim, arınacaksınız. Sizi bütün kirliliklerinizden ve putlarınızdan arındıracağım. Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizde ki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Ruhumu içinize koyacağım; kurallarıma uyup onları uygulamanızı sağlayacağım.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Onlara tek bir yürek vereceğim, içlerine yeni bir ruh koyacağım. İçlerindeki taştan yüreği çıkartıp onlara etten bir yürek vereceğim. O zaman kurallarımı izleyecek, ilkelerime uymaya özen gösterecekler. Onlar halkım olacak ben de onların Tanrısı olacağım.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

<o:p> </o:p>

“Ayrıca Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O’nda sünnet edildiniz.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi, Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Bu ayetlerde görüldüğü gibi; Tanrı’ya düşman, günaha meyilli, taştan yüreklerimizi Tanrı değiştirdi. Öyle ki O’nu bütün yüreğimizle sevebilelim ve yaşayabilelim. Bunu gerçekleştiren Tanrı’dır. O’na yönelebilmemizin, O’nu bulabilmemizin, O’nu seçebilmemizin sebebi bile Tanrı’dır. İşte bu yüzden “Tanrı seçti”, “bu Ruh’un işidir, bizde etkin olan Tanrı’dır”diyoruz.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Çünkü kendisini hoşnut eden şeyi hem istemeniz, hem de yapmanız için sizde etkin olan Tanrı’dır.” (Filip. 2:13)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İşte bu yüzden Yuhanna iman edenler hakkında şöyle yazıyor;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden, ne de insanın isteğinden doğdular; tersine Tanrı’dan doğdular.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İşte bu yüzden bizim isteğimizle değil; vaad sonucu, Tanrı’nın isteği uyarınca, Tanrı’dan doğuyoruz deniyor.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Demek ki Tanrı’nın çocukları, olağan yoldan doğan çocuklar değildir. İbrahim’in soyu sayılacak olanlar, Tanrı’nın vaadine göre doğan çocuklardır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Demek ki seçilmek, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrı’nın merhametine bağlıdır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Diyeceksiniz ki; “ben kendim istedim, kendim seçtim Rab’bi”. Doğrudur ama sadece fiziksel olarak! Bir de bu “fiziksel seçim”, “Tanrı’yı arama ve O’nu isteme” eylemlerinin sizde harekete geçmesini ve bunu başarabilmenizi bile Tanrı’nın sağladığını düşünürsek(Filip 2:13), seçenin biz değil, Tanrı olduğu ortaya çıkar;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Tanrı’nın sevdiği kardeşlerim, sizleri O’nun seçtiğini biliyoruz.” (1.Selanikliler 1:4)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Aslında vücudumuzda da buna benzer bir durum var. Bir şeye tutarken elinizi kullanıyorsunuz. Mekanik olarak bu işi eliniz gerçekleştiriyor. Ama emiri veren, emirin sinirlere iletilmesini, ardından kasların harekete geçmesini başlatan beynimizdir. El el olduğunu, bilemez. Beyinden komut gelmedikçe harekete geçemez. Tıpkı bir ölü gibidir. Ama beyin tüm vücuda hükmeder. Onları harekete geçiren beyindir! Tanrı’nın siz daha O’nu bilmeden, yüreğinizi sünnet etmesiyle O’na yöneldiniz. O’nu tüm yüreğinizle aradınız ve buldunuz. O kendini buldurttu size.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Evet Tanrı’yı arayan kimse yok iken, Tanrı’yı Tanrı sayesinde aradık, Tanrı sayesinde bulduk. Çünkü doğal halimizle yetersizdik. Ayaklarımızın altında gezen karıncalar, bizim ne konuştuğumuz şeyleri anlayabilmeleri nasıl ki imkansız ise bizde öyleydik. Doğal halimizle Tanrı’nın Ruh’u ile ilgili gerçekleri kabul edemezdik;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Doğal haliyle kişi, Tanrı’nın Ruh’uyla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Oysa ki Tanrı bunları bize Ruh aracılığıyla açıkladı. (1. Korintliler 2:10) Tanrı’nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı’dan gelen Ruh’u aldık. (1. Korintliler 2:12)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Ne var ki Yüceler Yücesi Tanrı Oğlu İsa Mesih gelip bize bu gerçekleri açıkladı. Bunları anlama gücü verdi. Hiç bir karınca şimdiye kadar bir insanı duyamadı ama, siz Tanrı sayesinde Tanrı’yı duyabiliyor, anlayabiliyorsunuz. Halinizi bir düşünün! Ne kadar da çaresizdiniz. İçinde bulunduğunuz günahtan bile haberdar değildiniz. Balığın sudan çıkmadıkça suyun içinde olduğunu bilememesi gibi…<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Yine biliyoruz ki, Tanrı Oğlu gelmiş ve gerçek Olan’ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan’dayız, O’nun Oğlu İsa Mesih’teyiz. O gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Çünkü ‘Işık karanlıktan parlayacak’ diyen Tanrı, İsa Mesih’in yüzünde parlayan kendi yüceliğini tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Luka ve Pavlus da bunları biliyordu ve ona göre konuşuyorlardı;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Onların arasında etkin olan Rab’bin gücü sayesinde çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü.” (Elç. İşl. 11:21)<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh’un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı gücüne dayansın.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Tanrı’nın sevdiği kardeşlerim, sizleri O’nun seçtiğini biliyoruz. Çünkü yaydığımız Müjde size yalnız sözle değil, kudretle, Kutsal Ruh’la ve büyük güvenle ulaştı.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Yalnız sözle değil, kudretle ve Kutsal Ruh ile ulaşan iman müjdesi! İman etmemizde etkin olan bu kudret, Tanrı’nın Mesih’i “günahtan”, yani ölümden dirilttiği gibi aynen sizi de günahtan diriltti.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“O’nun çağrısından doğan umudu, kutsallara verdiği mirasın yüceliğini ve iman eden bizler için etkin olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. Bu kudret, Tanrı’nın, Mesih’i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken O’nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Her şey çok açıktır, hiçbir şey tesadüf olmadığı gibi, hiçbir şey bizim başarımız değildir. Her şeyi Tanrı başarmıştır, zafer O’nundur. Kurtuluş iman yoluyla, lütufla ve yalnızca Tanrı’dandır;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Herhangi bir şeyi kendi başarımız olarak saymaya yeterliyiz demek istemiyorum; bizi yeterli kılan Tanrı’dır. O, bizi yazılı yasaya değil, Ruh’a dayalı yeni bir antlaşmanın hizmetkarları olmaya yeterli kıldı.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Ne var ki eskiden, Tanrı’yı tanımadığınız zamanlarda, özde Tanrı olmayanlara kulluk etiniz. Şimdiyse Tanrı’yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Bizi kutsalların ışıktaki mirasına ortak olmaya yeterli kılan Baba’ya şükretmeniz için dua ediyoruz…”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İman etmeden önce yaptığımız son şey, tövbe etmekti. Kutsal Kitap bu kapıyı da açık bırakmıyor ve tövbemizin bile Tanrı’dan kaynaklandığını belirtiyor;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Gerçeği anlamaları için Tanrı, belki de onlara bir tövbe yolu açar. Böylelikle ayılabilirler ve isteğini yerine getirmeleri için kendilerini tutsak eden İblis’in tuzağından kurtulabilirler.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

İsa, bir kişinin “yeniden doğmadıkça”, Tanrı’nın Egemenliği’ni göremeyeceğini söylemişti. Kutsal Kitap, yeniden doğuşumuzun da Tanrı tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Çünkü O, kendi büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Gördüğünüz gibi kurtuluşumuz her safhasıyla, Tanrı’nın bize armağanıdır. İşte Lütuf budur. Her zaman ki gibi Tanrı’nın yüceliği, O’nun işleri, O’nun erdemleri imanlının zannettiğinin çok üstündedir. Bu yüzden kardeşlerim, şu andan itibaren, bu yüce lütfundan dolayı O’nu övmeye başlayın. Öyle ki, Efesliler 1:6yerine gelsin;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili Oğlu’nda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Hayatımızı O’nun yüceliğinin övülmesi için yaşayalım ( Soli Deo Gloria).<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Öyle ki, Mesih’e umut bağlayan bizler, O’nun yüceliğinin övülmesi için yaşayalım.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Çünkü bizi aklayan Tanrı’dır,<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Kim “Yüreğimi pak kıldım, günahımdan arındım” diyebilir?”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Ve kardeşlerim bu lütfun sizi sona dek götüreceğini, dolayısıyla ne kadar sağlam bir kayaya bağlı olduğunuzu bilin;<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Kurtarıcımız tek Tanrı, sizi düşmekten alıkoyacak, kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denenmeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Ey Rab’bin sadık kulları, O’nu ilahilerle övün, kutsallığını anarak O’na şükredin. Çünkü öfkesi bir an sürer, lütfu ise bir ömür.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

“Huzur duyunca dedim ki; “Asla sarsılmayacağım!” Ya Rab, lütfunla beni güçlü bir dağ gibi sarsılmaz kıldın.”<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

Kardeşlerim, Tanrı’nın her bir imanlı için bunu yaptığını bilerek kardeşlerinizi sevin, onlarla birlikte olmaktan vazgeçmeyin. 1. Petrus 2:9’da denildiği gibi, O’nun erdemlerini ilan etmek için seçildiniz. Yapmanız gereken, O’nun yüce lütfunu övmek, şükretmek, O’nun yüceliğinin övülmesi için yaşamaktır.<o:p></o:p>

<o:p> </o:p>

<o:p> </o:p>