Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar

hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Arianizm : Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


HRİSTİYAN FORUM'A ÜYE OLUN! Hristiyan üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.



HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)





Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 

hristiyanlık
Theophilos

Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


MESİH'İN KİMLİĞİ İLE İLGİLİ TARTIŞMA ve SAPKINLIKLARA GENEL BİR BAKIŞ:

Hristiyanlık öğretisi, ilk yüzyıllardan itibaren çeşitli sapkınlıklarla karşılaşmıştır ve evrensel Kilise, havarisel geleneğin ve Kutsal Yazıların yardımıyla bu sapkınlıkları reddederek Kilise dışına atmaya çalışmıştır. Yeni Antlaşma'nın ve elçisel Hristiyan öğretisinin merkezinde Mesih olduğu için, bu aykırı öğretiler ve hareketler çok büyük çoğunlukla Mesih'in kimliği ve kökeni üzerine kurulmuştur.

İlginç olan tarihsel bir gerçek, havariler döneminde ve bunun sonrasında evrensel Kilise için en büyük tehdit oluşturan sapkın öğretilerin Mesih'in insan tabiatını inkar etmiş olmalarıdır. Özellikle Gnostik felsefenin (gizli bilgilerin bedene hapsolmuş insan ruhunu kurtarıp serbest bırakacağı yolundaki inanç) dualist düşünce yapısı (madde-ruh, karanlık-aydınlık, yaşam-ölüm gibi ikili karşıtlıklar) Oğul'un vücut bulması sonucunda kurtarıcı Mesih'in gerçek bir insan olduğu yolundaki elçisel doktrine şiddetle karşı çıkmıştır. Bunun sonucunda da Mesih'in bedenini ve insanlığını bir illüzyon olarak gören ve Yeshua'nın somut olmadığını iddia eden gruplar türemiştir. "Docetae" (Doketizm) sapkınlığı, Mesih'in sadece Tanrı olduğunu ve gerçek insan olmadığı halde insanmış gibi göründüğünü öğretmiştir. Bu tür sapkınlıklar Hristiyanlık dışı bir felsefenin Hristiyan inancına uyarlanmasıyla oluştuğu için Kilise içinde bölünme tehdidi oluşturacak kadar etkili olamamıştır.

ARİUS ve ARİANİZM

M.S. 3. yüzyıl sonlarında ise evrensel Kilise'yi bölünmenin eşiğine getiren ve reddedilmesi için ilk evrensel konsilin toplanmasını gerektiren yeni bir sapkınlık türemiştir. Kuzey Afrika kökenli Arius isimli bir din adamı ve ilahiyatçı, Mesih'in kimliği hakkında farklı bir yorum geliştirmiş ve etkili bir hatip olması ve yüksek rütbedeki bazı yetkililerin yardımıyla kısa sürede öğretilerini pek çok topluluğa kabul ettirmiştir.

Arius, Hristoloji (Mesih'in kimliği ve Baba Tanrı ile olan ilişkisi) konusundaki görüşlerini Yeni Antlaşma metinlerini kullanarak kanıtlamaya çalışmış ve İncil'deki temel öğretilerden izole ettiği bazı ayetler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu da sonuçta pek çok Hristiyanın onun öğretilerini benimsemesini sağlamıştır. Arius'un görüşlerinin özellikle Kuzey Afrika'da ve İskenderiye Patrikliği'nde desteklenmesi, Kilise'nin iman bütünlüğünü tehdit etmiştir.

Sonraları Arianizm olarak adlandırılan Arius'un Hristolojik yorumuna göre Mesih, Tanrı'nın Oğlu ve yaratıcı Logos'dur (Yuhanna 1:1); ancak Baba Tanrı ile aynı özde değildir. Logos'un (kelam/bilgelik) Babası Tanrı ile aynı özde olmadığını savunan Arius, yaratıcı Logos'un bizzat Baba Tanrı tarafından yaratıldığını ve diğer her şeyin yaratılmasında aracı olarak kullanıldığını söylemiştir. Böylece Oğul'un Tanrı olduğu yolundaki havarisel öğretiyi de inkar eden Arius, Mesih'in dolaysız olarak Tanrı tarafından yaratılan ilk varlık olduğu ve Tanrı tarafından evlat edinildiği için "Tanrı'nın biricik Oğlu" diye tanımlandığını varsaymıştır. Arius, Oğul'un Tanrı olduğunu söyleyen İncil ayetlerini ise "Mesih'in Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi görünmesine ve davranmasına" bağlamıştır. Bu noktada Arianizm denen sapkınlığın Gnostik Doketizm denen sapkınlığın değiştirilmiş bir versiyonu olduğu söylenebilir. Doketist gruplar Tanrı olan Oğul'un insan gibi göründüğünü ancak gerçek bir insan olmadığını iddia ederken, Arius bu iddiadaki Tanrı ve insan sözcüklerini yer değiştirmiş ve Oğul'un Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi göründüğünü iddia etmiştir. Kısacası, Arianizm de temelde bir göz aldanması üzerine kuruludur.

325 senesinde İznik'de toplanan ilk evrensel Konsil'de Arius'un tezleri değerlendirilip tartışılmıştır. Konsil'de Arius'un karşı çıktığı geleneksel görüşler ise Athanasius tarafından savunulmuştur. Uzun görüşmeler sonunda bu konsil Arius'un öğretisini yanlış ve sapkın ilan ederek, Arianizm yanlılarını aforoz etmiştir. Konsil sonunda ilan edilen İman Kanunu, Arius'un tüm görüşlerini vurgulu bir biçimde inkar etmiştir. Bu kanunda Oğul'un yaratılmayıp Baba ile aynı özde olduğunun belirtilmesi ve ışıktan ışık, gerçek Tanrı'dan gerçek Tanrı olduğunun söylenmesi, aslında Arius'un yanlış yorumlarının özetini verir niteliktedir.

Günümüzde Yehova Şahitleri denen tarikat, Arius'un Hristolojik görüşlerini benimsemektedir. Bu yüzden Yehova Şahitleri'nin Mesih konusundaki öğretilerinin Arianizm'in modern çağda diriltilmesinden ibaret olduğu söylenebilir.




Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


hristiyanlık
V E R A

Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


Theophilos
MESİH'İN KİMLİĞİ İLE İLGİLİ TARTIŞMA ve SAPKINLIKLARA GENEL BİR BAKIŞ:



Hristiyanlık öğretisi, ilk yüzyıllardan itibaren çeşitli sapkınlıklarla karşılaşmıştır ve evrensel Kilise, havarisel geleneğin ve Kutsal Yazıların yardımıyla bu sapkınlıkları reddederek Kilise dışına atmaya çalışmıştır. Yeni Antlaşma'nın ve elçisel Hristiyan öğretisinin merkezinde Mesih olduğu için, bu aykırı öğretiler ve hareketler çok büyük çoğunlukla Mesih'in kimliği ve kökeni üzerine kurulmuştur.

İlginç olan tarihsel bir gerçek, havariler döneminde ve bunun sonrasında evrensel Kilise için en büyük tehdit oluşturan sapkın öğretilerin Mesih'in insan tabiatını inkar etmiş olmalarıdır. Özellikle Gnostik felsefenin (gizli bilgilerin bedene hapsolmuş insan ruhunu kurtarıp serbest bırakacağı yolundaki inanç) dualist düşünce yapısı (madde-ruh, karanlık-aydınlık, yaşam-ölüm gibi ikili karşıtlıklar) Oğul'un vücut bulması sonucunda kurtarıcı Mesih'in gerçek bir insan olduğu yolundaki elçisel doktrine şiddetle karşı çıkmıştır. Bunun sonucunda da Mesih'in bedenini ve insanlığını bir illüzyon olarak gören ve Yeshua'nın somut olmadığını iddia eden gruplar türemiştir. "Docetae" (Doketizm) sapkınlığı, Mesih'in sadece Tanrı olduğunu ve gerçek insan olmadığı halde insanmış gibi göründüğünü öğretmiştir. Bu tür sapkınlıklar Hristiyanlık dışı bir felsefenin Hristiyan inancına uyarlanmasıyla oluştuğu için Kilise içinde bölünme tehdidi oluşturacak kadar etkili olamamıştır.

ARİUS ve ARİANİZM

M.S. 3. yüzyıl sonlarında ise evrensel Kilise'yi bölünmenin eşiğine getiren ve reddedilmesi için ilk evrensel konsilin toplanmasını gerektiren yeni bir sapkınlık türemiştir. Kuzey Afrika kökenli Arius isimli bir din adamı ve ilahiyatçı, Mesih'in kimliği hakkında farklı bir yorum geliştirmiş ve etkili bir hatip olması ve yüksek rütbedeki bazı yetkililerin yardımıyla kısa sürede öğretilerini pek çok topluluğa kabul ettirmiştir.

Arius, Hristoloji (Mesih'in kimliği ve Baba Tanrı ile olan ilişkisi) konusundaki görüşlerini Yeni Antlaşma metinlerini kullanarak kanıtlamaya çalışmış ve İncil'deki temel öğretilerden izole ettiği bazı ayetler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu da sonuçta pek çok Hristiyanın onun öğretilerini benimsemesini sağlamıştır. Arius'un görüşlerinin özellikle Kuzey Afrika'da ve İskenderiye Patrikliği'nde desteklenmesi, Kilise'nin iman bütünlüğünü tehdit etmiştir.

Sonraları Arianizm olarak adlandırılan Arius'un Hristolojik yorumuna göre Mesih, Tanrı'nın Oğlu ve yaratıcı Logos'dur (Yuhanna 1:1); ancak Baba Tanrı ile aynı özde değildir. Logos'un (kelam/bilgelik) Babası Tanrı ile aynı özde olmadığını savunan Arius, yaratıcı Logos'un bizzat Baba Tanrı tarafından yaratıldığını ve diğer her şeyin yaratılmasında aracı olarak kullanıldığını söylemiştir. Böylece Oğul'un Tanrı olduğu yolundaki havarisel öğretiyi de inkar eden Arius, Mesih'in dolaysız olarak Tanrı tarafından yaratılan ilk varlık olduğu ve Tanrı tarafından evlat edinildiği için "Tanrı'nın biricik Oğlu" diye tanımlandığını varsaymıştır. Arius, Oğul'un Tanrı olduğunu söyleyen İncil ayetlerini ise "Mesih'in Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi görünmesine ve davranmasına" bağlamıştır. Bu noktada Arianizm denen sapkınlığın Gnostik Doketizm denen sapkınlığın değiştirilmiş bir versiyonu olduğu söylenebilir. Doketist gruplar Tanrı olan Oğul'un insan gibi göründüğünü ancak gerçek bir insan olmadığını iddia ederken, Arius bu iddiadaki Tanrı ve insan sözcüklerini yer değiştirmiş ve Oğul'un Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi göründüğünü iddia etmiştir. Kısacası, Arianizm de temelde bir göz aldanması üzerine kuruludur.

325 senesinde İznik'de toplanan ilk evrensel Konsil'de Arius'un tezleri değerlendirilip tartışılmıştır. Konsil'de Arius'un karşı çıktığı geleneksel görüşler ise Athanasius tarafından savunulmuştur. Uzun görüşmeler sonunda bu konsil Arius'un öğretisini yanlış ve sapkın ilan ederek, Arianizm yanlılarını aforoz etmiştir. Konsil sonunda ilan edilen İman Kanunu, Arius'un tüm görüşlerini vurgulu bir biçimde inkar etmiştir. Bu kanunda Oğul'un yaratılmayıp Baba ile aynı özde olduğunun belirtilmesi ve ışıktan ışık, gerçek Tanrı'dan gerçek Tanrı olduğunun söylenmesi, aslında Arius'un yanlış yorumlarının özetini verir niteliktedir.

Günümüzde Yehova Şahitleri denen tarikat, Arius'un Hristolojik görüşlerini benimsemektedir. Bu yüzden Yehova Şahitleri'nin Mesih konusundaki öğretilerinin Arianizm'in modern çağda diriltilmesinden ibaret olduğu söylenebilir.
Benim bir insanın yehova şahidi olmasını aklım almıyor. İnsanların inatla Rab'bi görmemeleri ve nasıl büyük bir hevesle şeytana hizmet etmeleri nasıl acıklı bir durum. milyonlarcası bir sahte peygamberin peşinde kimileri bötüden böcekten medet beklemede bir kısmı gelmiş Mesih ama hala onlar şanlı bir gösteri beklemekde birde bu bizden cıkanlar. Hani inanın farklı bir dine iman edenler bile bu kadar üzmüyor beni. Ama benim Rab'bime bile bile göre göre yanlış iman etmeleri O'nun kutsal adını kullanarak şeytan'a hizmet etmeleri gercekten gücüme gidiyor. .. Rab'bim sen hepsine merhmet eyle.Yeşuah adı ile amin




Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


hristiyanlık
Theophilos

Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


ARİUS ve İSLAM

Günümüzde bazı İslam ilahiyatçıları ve Müslüman yazarlar, Hristiyanlar ile girdikleri dinsel tartışmalarda Arius’un öğretisini övmekte ve onu dördüncü yüzyılda yaşamış olan Teslis (Üçleme) karşıtı Müslüman bir kahraman olarak sunmaktadırlar. Bu iddiaların doğruluk payı nedir? Gerçekten Arius, Üçleme inancına ve öğretisine karşı mı çıkmıştır ve İslam’ın erken Kilise dönemindeki temsilcisi mi olmuştur?

Arius ve onun 325 İznik Konsülü’nde mahkum edilen sapkın öğretisi (Arianizm), İslam’ın Hristiyanlık inancından eski olduğu ve ilk dönem Kilisesi tarafından benimsendiği yolundaki temel İslam argümanlarının desteklenmesinde kullanılmaktadır. Arius hakkında fazla bilgi sahibi olmayan Müslümanlar ve İslam ilahiyatçıları, sıklıkla Arianizm yanlısı konuşmalar yapmakta ve Arius’un İslam öğretisinden etkilendiği varsayılan “tevhid” fikrinin 325 senesinde yasaklandığını öğretirler. Bu kişilere göre, Arius İslam adına savaş vermiş ve Hristiyan inancını Hz. İsa dönemindeki saf haline çevirmek için çaba sarfetmiştir.

Bu tür saçma ve gülünç iddialar, İslam ilahiyatçılarının önyargılı tutumlarından ve aslında Arius’un dinsel görüşleri konusunda bilgisiz olmalarından kaynaklanmaktadır. Her şeyden önce vurgulanması gereken konu, İslamcıların Arianizm ile İslam arasında kıyaslama yaparken büyük bir mantık hatasına düştükleri gerçeğidir. Şöyle ki, İslam inancının Üçlü Birlik doktrinine karşı çıkması, bu doktrine karşı çıkan her inancın İslam olduğu anlamına gelmez. “Kuşlar uçar” biçimindeki bir önerme, “Her uçan şey bir kuştur” sonucunu doğuramaz.

Arius’u İslam kahramanı olarak göstermeye çalışan ilahiyatçılara hatırlatılması gereken ikinci nokta, Arianizm’in Üçlü Birliğe karşı çıkması ile İslam’ın aynı doktrine karşı çıkmasının derin farklılıklar içerdiğidir. Arius’un ve Muhammed’in Üçleme doktrinine muhalefet etme sebepleri tamamen farklıdır. Arius Üçleme öğretisini dolaylı olarak inkar ederken, Muhammed bunu açıkça ve dolaysız bir biçimde yapmıştır. Arius’un sapkın öğretisinin Hristiyanlık kaynaklı olduğunu ve İslam ile sadece yüzeysel olarak benzeştiğini kanıtlamak için Arianizm ile İslam inancının Üçleme ve Mesih’in Tanrısal kimliği doktrinleriyle ilgili görüşlerini kıyaslamak gereklidir.

1)Arius’un sapkın öğretisi, Yeni Antlaşma metnindeki bazı ayetlerin farklı bir biçimde yorumlanmasından türemiştir. Arianizm’in çıkış noktası “Üçleme inancının tek Tanrı inancını tehdit ettiği veya bozduğu” yolundaki bir görüş olmamıştır. Arius, Hristiyan Üçlü Birliğinde yer alan Baba ve Oğul arasındaki ilişkileri değerlendirmiş ve Oğul’un Baba’ya itaat etmesini ve Baba’ya bağımlı olmasını Mesih’in yeryüzündeki görevine ve edindiği gerçek insan tabiatına bağlı olarak düşünmemiştir. Bu nedenle Arius, Oğul’un Baba’nın otoritesi altında olmasını ve Mesih’în öğrencilerine “Baba benden üstündür” demesini Baba ve Oğul’un konum farklılığı ile ilişkilendirmek yerine özsel farklılık kavramıyla açıklamaya çalışmıştır. Başka bir deyişle, Arius’un gözünde Baba ve Oğul aynı Tanrısal öze sahip kişiler değildir.

Görüldüğü gibi, Arianizm öğretisi Hristiyan inançlarının ve kutsal yazılardaki bazı ifadelerin saptırılması ve yanlış yorumlanması sonucunda doğmuştur. Bu sebeple, Arius’un sapkınlığı Hristiyan doktrinlerine dayalıdır ve temelde Üçleme öğretisine yönelik bir düşmanlık veya karşıtlık yansıtmaz. Oysa İslam inancında Üçleme öğretisine yönelik karşıtlık gelişmiş bir felsefeye dayandırılmaz. Kur’an ayetleri göz önüne alındığında Üçleme öğretisinin inkar sebebi, Muhammed’in gerçek Hristiyanlık öğretileri konusunda yanlış bilgi sahibi olması veya kurduğu ideolojinin rekabeti açısından Hristiyan öğretilerini kasıtlı olarak yanlış tanıtıp putperestlikle ilişkilendirmeye çalışmış olmasıdır. Bu sebeple Kur’an’da Hristiyanlar “Allah üçtür” (Sure 4:171), “Allah üçün üçüncüsüdür” (Sure 5:73) demekle ve “İsa ve Meryem’i Allah dışında iki ayrı ilah olarak görmekle” (Sure 5:116) suçlanmaktadır.

2)Arius elbette Mesih’in Tanrısal kimliğini ve tabiatını inkar etmiştir; ancak bunun sebebi bir insanın veya peygamberin Tanrı katına çıkartılmasına muhalefet göstermek değildir. Kur’an göz önüne alındığında İsa’nın Tanrılığına karşı çıkılma sebebi, Mesih’in Tanrı olduğu yolundaki temel Hristiyan doktrininin Muhammed’in zihnindeki Müslüman ve sadece insan peygamberler silsilesine uyumsuz olması ve dolaylı olarak Muhammed’in peygamberliğine ve iddia konusu üstünlüğüne tehdit oluşturmasıdır. Bu tehlikenin farkında olan Muhammed, Mesih’in de kendinden önce gelen peygamberlerden biri olduğunu söylemiş ve Tanrısal kimliğini inkar için de Mesih’in insan tabiatını ön plana çıkarmıştır. Muhammed’in mantığına göre, Mesih’in hem Tanrı hem de insan olması veya Tanrısal Sözün insan tabiatına bürünmesi mümkün değildir. Mesih yemek yemiştir; bu sebeple insandır ve Tanrı olamaz (Sure 5: 75)

Arius ise tüm bu iddia ve öğretilerin farkında bile olmamıştır. Arianizm, Hristiyanlıktaki “vücut bulma” doktrinini benimsemiştir ve Mesih’in geçmiş peygamberlerden biri ve sadece insan olduğu yolundaki öğretileri savunmamıştır. Arius’a göre Mesih, aracılığıyla her şeyin yaratıldığı Tanrısal Söz ve bilgeliktir. Grekçe’de Logos olarak tanımlanan bu kavramın özü ve kişiliği ile ilgili aykırı yorumlar yapan Arius’un, Mesih’in Tanrı olduğunu inkar etme sebebi Logos denen yaratıcı Tanrısal sözün yaratıldığına inanması olmuştur. Yani Arianizm’de Mesih sonradan vücut bulan ve insan tabiatına bürünen Logos’dur, Sonuçta, Arianizm Mesih’in Tanrılığının inkarını Kur’an gibi O’nun insan tabiatına değil, Logos’un Baba tarafından yaratıldığı yolundaki iddiaya bağlamıştır.

Her ne kadar Kur’an, kanon dışı çocukluk İncillerinin etkisiyle Mesih’i Tanrı’dan gelen söz olarak tanımlamışsa da (Sure 3:45, 4:171), İslam ilahiyatçıları Hristiyanlıktaki Logos doktrininden kaynaklanan bu ifadeyi farklı bir biçimde yorumlamışlar ve Mesih’in “Ol!” sözcüğü ile yaratılmasına bağlamışlardır. Halbuki, Mesih’in “Ol emri” ile yaratıldığını vurgulayan Meryem Suresi’nde Mesih için “kelimetullah” (Allah’ın kelimesi) ifadesi kullanılmamıştır.

3) Kur’an, Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olarak adlandırılmasına şiddetle karşı çıkar ve hatta Hristiyanları “Allah bir çocuk edindi” (Sure 19:35, 88; Sure 18:4, vb) demekle suçlar. Arius ise Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğuna inanmıştır ve kanonik İncil metinlerini kabul ettiği için Baba Tanrı ve Mesih arasındaki ilişkiyi tanımlayıp yorumlarken hep “Oğul” sözcüğünü kullanmıştır. Arianizm’in Logos olan Oğul’un Baba tarafından yaratıldığı yolundaki sapkın görüşü, Tanrı’nın Oğlu ifadesinin farklı bir biçimde yorumlanmasını zorunlu kılmıştır. Geleneksel Hristiyan inancına göre, Mesih olarak vücut bulan Logos, Baba tarafından yaratılmamıştır; Baba’dan doğmuştur (fiziksel anlamda değil). Bu nedenle Mesih, Tanrı’nın biricik Oğlu’dur ve diğer insanlardan farklıdır. Mesih’e Tanrı’nın Oğlu denmesi, O’nun Tanrısal bir kişi olduğunu ve Baba ile aynı özde bulunduğunu açıklamaya yöneliktir. Arius ise, Logos’un (Oğul) Baba tarafından yaratıldığını savunduğu için, Tanrı’nın Oğlu ifadesinin özdeşlik değil evlat edinilme kavramını yansıttığını söylemiştir. Bu sebeple Arianizm’de Tanrı’nın Oğlu kavramı, Logos’un direkt olarak Tanrı tarafından yaratıldığı ve Mesih’in Tanrı tarafından evlat edinildiği iddiasına bağlanır.

Kur’an’da geçen tek bir ayet, Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu öğretisini inkar ederken Tanrı için Oğulluk kavramının sadece evlatlık alma yöntemiyle gerçekleştirilebileceğini savunmaktadır:
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan uzaktır, yücedir. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. (Sure 39: 4 Diyanet)
Bu ayet, Hristiyanlıkta Mesih’in Tanrı tarafından evlat edinildiğine inanılmadığını ima etmektedir. Başka bir deyişle, Kur’an Arianizm’in Tanrı’nın Oğlu ile ilgili görüş ve yorumlarından habersizdir.

4) Kur’an, Hristiyan inançlarını eleştirip inkar ederken, sadece Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olarak tanımlanmasına veya Üçleme inancına karşı çıkmamıştır. Kur’an’da Mesih’in kurtarıcı olduğu ve insanların kurtuluşu için çarmıha gerilerek öldürüldüğü, üçüncü günde dirildiği yönündeki inançların hiçbiri kabul edilmez. Bu sebeple Kur’an, Mesih’in sadece bir peygamber olduğunu (Sure 5:75) söylediği gibi, O’nun gerçekte çarmıha gerilmediğini ancak çarmıha gerilmiş gibi göründüğünü, illüzyon yardımıyla ölümden kurtulup göğe kaldırıldığını (Sure 3:55, 4:156-157) iddia eder. Arianizm, bu İslam öğretilerinin hiçbirini savunmamıştır. Arius’a göre, Mesih tek gerçek arabulucu ve kurtarıcıydı. Arius, çarmıh ile ilgili doktrinlerin hepsini kabul etmiş ve Mesih’in acılarının ve çarmıha gerilmesinin gerçekliğini onaylamıştır.

5) Arius, inançları konusunda Yahudi ve Hristiyan yazılarını esas saydığı için, Arianizm Kur’an’daki temel kavramlar ve öğretiler ile çatışma halindedir. “Tanrısal vahiy, günah ve kurtuluş, peygamberlik, kıyamet, İbrahim ve vaat, Mesih’in doğumu” gibi pek çok konuda Kutsal Kitap öğretilerini kabul eden Arius, sapkınlığının mahkum edildiği İznik Konsülü’nden yaklaşık 300 yıl sonra yazılmış olan Kur’an ve ondaki iddialar hakkında bilgi sahibi olmamıştır.

Sonuç: Arianizm ile İslam birbirinden tamamen farklı inançlardır ve Arius’un Müslüman olarak tanıtılması saçmalıktan ve tarihsel gerçeklerin yok sayılmasından ibarettir.





Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


hristiyanlık
V E R A

Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


Theophilos
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan uzaktır, yücedir. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. (Sure 39: 4 Diyanet)
sevgili Theophilos
Şu çümle aslında nasıl açık açık Muhammed'in İsa'yı aşağılamaya çalıştığınında göstergesi. Hani güya peygamber olarak saygı duyuyorlar ya, bu bile büyük bir yalan.
Bakarmısınız cümleye ;Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi
Yani cocuğuğu seciyor ama bunun isa olması imkansız gibi.Tanrı'nın oğlu dememek için atmadığı takla kalmamış.
Rab'bim sen yinede bu şeytana yenik düşüp binlercesini de peşinden sürükleyen zavallıya da merhamet et. Sen Alçak gönüllü ve sevgi dolu bir Tanrısın. Takdirin ne ise o uygulansın
Oğlun Yeşuah adı ile Amin.





Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


hristiyanlık
theodora78

Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar


V E R A
Theophilos
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan uzaktır, yücedir. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. (Sure 39: 4 Diyanet)
sevgili Theophilos
Şu çümle aslında nasıl açık açık Muhammed'in İsa'yı aşağılamaya çalıştığınında göstergesi. Hani güya peygamber olarak saygı duyuyorlar ya, bu bile büyük bir yalan.
Bakarmısınız cümleye ;Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi
Yani cocuğuğu seciyor ama bunun isa olması imkansız gibi.Tanrı'nın oğlu dememek için atmadığı takla kalmamış.
Rab'bim sen yinede bu şeytana yenik düşüp binlercesini de peşinden sürükleyen zavallıya da merhamet et. Sen Alçak gönüllü ve sevgi dolu bir Tanrısın. Takdirin ne ise o uygulansın
Oğlun Yeşuah adı ile Amin.


Yarattıklarından seçmesi mi? Şu unutulmamalı .Normal bir doğumlu dünyaya gelen herkes günahkar olarak doğar.Oysa ki MESİH İsa şimdiye kadar kimsenin doğmadığı gibi doğmuştur.


O, Tanrı’nın gücü ile Beytlehem kentinde aynen daha önceden bildirildiği gibi bir bakireden doğdu. İsa’nın doğduğu gece Tanrı, geceyi Beytlehem çevresindeki tarlalarda geçiren bazı çobanlara ışık içinde parlayan bir melekler topluluğu gönderdi. Meleklerden biri çobanlara şöyle dedi: “Size bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size Beytlehem kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir.” (Luka 2:10, 11)

Diğer tüm çocukların yaptıkları gibi İsa da yemek yedi, uyudu ve ders çalıştı. Ancak her şeye rağmen yine de O’nu diğer çocuklardan farklı kılan bir şey vardı. Fark şuydu: İsa hiç bir zaman günah işlemedi! Ağzından adil olmayan tek bir söz bile çıkmadı. (1.Petrus 2:22) O birine, asla, ‘Hatamı bağışla!’ demedi. Çünkü O asla hiç kimseyi üzecek bir yanlış yapmadı. Günah işleyemezdi, çünkü O’nda günah kökü yoktu. O, kutsal bir doğaya (karaktere) sahipti. O’nda hiç bir kötülük bulunmuyordu. O, yalnızca Tanrı’yı hoşnut eden şeyler yaptı. Bizim gibi fiziksel bir bedene sahipti, ama bizim sahip olduğumuz kötü doğaya sahip değildi. Kutsal Yazıların bu konu ile ilgili söyledikleri şöyledir: “Baş kahinimiz (aracı, ruhsal önder) zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir.” (İbraniler 4:15)

Mesih İsa’nın Adem oğullarından farkı nedir? Adem soyundan gelen herkes, günah tarafından lekelenmiş bir doğaya sahiptir, ama İsa’nın doğasında günah lekesi yoktu. O tek bir günah bile işlemedi, çünkü Tanrı’nın Kutsal Ruhu’ndan geldi. Mesih bizimkine benzeyen fiziksel bir beden aldı, ama günahlı doğamızı almadı. O, kutsal ve mükemmel bir doğaya sahipti. Bu nedenle kutsal olan Tanrı, aynı bir babanın itaatkar ve sadık oğlundan hoşnut olduğu gibi, O’ndan hoşnut olabilirdi. Bir oğlun babasının gölgesi olduğu söylenir. Oğlu gören biri onun babasının nasıl olduğunu anlar. Benzer şekilde İsa’yı tanıyan herkes, Tanrı’nın nasıl olduğunu bilir, çünkü İsa Tanrı’nın doğasını göstermek için Tanrı’dan gelen biridir. Tanrı’yı şimdiye kadar hiç kimse görmemiştir, ama Mesih O’nu bize tanıttı! İsa, kutsal bir doğaya sahip olan tek bir insandı, çünkü yalnızca O, Tanrı’nın Kutsal Ruhu’ndan geliyordu! Tanrı, bu yüzden gökyüzünden seslenerek şu sözleri söylemekten utanmadı: “Sevgili Oğlum budur; O’ndan hoşnudum!

Şeytan, üç kez İsa’yı ona itaat etmesi ve günah işlemesi için ayartmayı denedi. Her üç seferinde de İsa ona Tanrı Sözü’nden aktarmalar ile karşılık verdi. Şeytan Adem ve Havva’yı Aden Bahçesi’nde günah işlemeleri için nasıl ayarttıysa, aynı şekilde Rab İsa’yı da çölde ayarttı. Ama İsa günah işlemedi.
İblis, İsa’yı neden ayarttı? Çünkü İsa’nın Adem oğullarını kendi egemenliğinden kurtarmak için gökyüzünden yeryüzüne gelmiş olan kutsal Kurtarıcı olduğunu biliyordu. Şeytan aynı zamanda şunu da biliyordu: Eğer İsa tek bir günah işlerse, Adem oğullarını günahın egemenliğinden kurtaramazdı. Şeytan işte bu yüzden İsa’yı rahatsız etti ve O’nu aldatmaya çalıştı. Ama İsa Şeytan’ın tuzağına düşmedi.
Şeytan atalarımız Adem ve Havva’yı yendi ve lekelenmelerine neden oldu, ama Tanrı’nın kutsal Oğlu’nu yenemedi. Rab İsa günah işleyemezdi, çünkü Tanrı günah işleyemezdi. Baba nasılsa, Oğul da öyledir. İsa, insan bedenindeki yaşayan ve güçlü Tanrı Sözü’ydü. Tanrı O’nu dünyaya Adem’in çocuklarını Şeytan’ın gücünden ve günahın cezasından kurtarması için gönderdi. Bu nedenle Kutsal Yazılar Mesih’ten şöyle söz ederler:“Böyle bir baş kahinimiz –kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkarlardan ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış bir baş kahinimiz – olması uygundur. O, öbür baş kahinler gibi, her gün önce kendi günahları, sonra da halkın günahları için kurbanlar sunmak zorunda değildir. Çünkü kendini sunmakla bunu ilk ve son kez yaptı.” (İbraniler 7:26, 27)





Seni asla terketmeyeceğim .Seni asla yüzüstü bırakmayacağım.



Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar

Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 



Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar konusuna benzer konular;

Eşcinsellik ile ilgili çeşitli görüşlerin olduğu bir tartışma EŞCİNSELLİK<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p> <o:p> </o:p> Hayır kardeşler...<o:p></o:p> Kutsal kitap, eşcinsellikten söz etmektedir.<o:p></o:p> Kelime anlamı aynı olmasada, özü aynıdır.<o:p></o:p> Yar.19: 4-5 Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodom'un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı. Lut'a seslenerek, «Bu gece sana gelen adamlar nerede?» diye sordular, «Getir onları da yatalım.»<o:p></o:p> Sadom kentinde Lut’a gelen iki konuğu oranın halkı neden istemekteydi?<o:p></o:p> Neden onlarla yatma arzusu içerisindelerdi?<o:p></o:p> Bu eylem hemcins arzusu, yani eşcinsellik degilmidir?<o:p></o:p> <o:p> </o:p>


İman ve Eylem (Tartışma) Sevgili Kardeşlerim ; Öncelikle HUZURLU RAB'DE öz kardeşim yazının altına imzamı atar ve o sakin ağırbaşlı üslubun için seni tebrik ederim Sevgili NATAN hırsınızı ve öfkenizi dizginleyiniz. Tanrı adına karar vermek ne zaman MESİH imanlılarına vazife oldu ???


Vatikan: "Hatalı bir hoşgörü anlayışı nedeniyle hristiyan Avrupa kimliği tehlikeye atılamaz" http://image.haber5.com/haber/1984.jpg 29 Temmuz 2007 16:27 Papa 16. Benedictus'un özel sekreteri Rahip Georg Gaenswein, önceki gün Avrupa'nın İslamlaşma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ileri sürdü <hr noshade="noshade" size="1"> <!-- http://img.haber5.com/icon_textsize.gif http://img.haber5.com/icon_textsize_minus.gif http://img.haber5.com/icon_textsize_plus.gif --> Almanya'da yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesine konuşan Gaenswein, Avrupa'nın bu tehdide karşı kimliğini korumak için Hıristiyan köklerine dönmesi gerektiğini söyleyerek, "Hatalı bir hoşgörü anlayışı nedeniyle Avrupa kimliği tehlikeye atılamaz" dedi. Gaenswein ayrıca dini liderin, İslamın şiddet içeren bir din olduğunu iddia ettiği geçen ...



Şu anda bulunduğunuz sayfa: hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Arianizm : Hristolojik (Mesih'in Kimliği ile ilgili) Tartışma ve Sapkınlıklar





Click "Give Now", then choose "Turkey"

(Tax-Deductible for US Citizens)





Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

| HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU | İNCİL | İNCİL .TV | HRİSTİYAN GAZETE | HRİSTİYAN OLMAK | HRİSTİYAN CHAT | HRİSTİYAN FORUM FACEBOOK | HRİSTİYAN FORUM TWITTER | HRİSTİYAN FORUM YOUTUBE | BEDAVA İNCİL |



GÜNLÜK BÜLTEN EMAİL ABONELİĞİ
hristiyanlık Email adresinizi yukarıdaki kutucuğa yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize gelecek emaildeki linke tıklayınız


Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.