| Theophilos |
|
MESİH'İN KİMLİĞİ İLE İLGİLİ TARTIŞMA ve SAPKINLIKLARA GENEL BİR BAKIŞ: Hristiyanlık öğretisi, ilk yüzyıllardan itibaren çeşitli sapkınlıklarla karşılaşmıştır ve evrensel Kilise, havarisel geleneğin ve Kutsal Yazıların yardımıyla bu sapkınlıkları reddederek Kilise dışına atmaya çalışmıştır. Yeni Antlaşma'nın ve elçisel Hristiyan öğretisinin merkezinde Mesih olduğu için, bu aykırı öğretiler ve hareketler çok büyük çoğunlukla Mesih'in kimliği ve kökeni üzerine kurulmuştur. İlginç olan tarihsel bir gerçek, havariler döneminde ve bunun sonrasında evrensel Kilise için en büyük tehdit oluşturan sapkın öğretilerin Mesih'in insan tabiatını inkar etmiş olmalarıdır. Özellikle Gnostik felsefenin (gizli bilgilerin bedene hapsolmuş insan ruhunu kurtarıp serbest bırakacağı yolundaki inanç) dualist düşünce yapısı (madde-ruh, karanlık-aydınlık, yaşam-ölüm gibi ikili karşıtlıklar) Oğul'un vücut bulması sonucunda kurtarıcı Mesih'in gerçek bir insan olduğu yolundaki elçisel doktrine şiddetle karşı çıkmıştır. Bunun sonucunda da Mesih'in bedenini ve insanlığını bir illüzyon olarak gören ve Yeshua'nın somut olmadığını iddia eden gruplar türemiştir. "Docetae" (Doketizm) sapkınlığı, Mesih'in sadece Tanrı olduğunu ve gerçek insan olmadığı halde insanmış gibi göründüğünü öğretmiştir. Bu tür sapkınlıklar Hristiyanlık dışı bir felsefenin Hristiyan inancına uyarlanmasıyla oluştuğu için Kilise içinde bölünme tehdidi oluşturacak kadar etkili olamamıştır. ARİUS ve ARİANİZM M.S. 3. yüzyıl sonlarında ise evrensel Kilise'yi bölünmenin eşiğine getiren ve reddedilmesi için ilk evrensel konsilin toplanmasını gerektiren yeni bir sapkınlık türemiştir. Kuzey Afrika kökenli Arius isimli bir din adamı ve ilahiyatçı, Mesih'in kimliği hakkında farklı bir yorum geliştirmiş ve etkili bir hatip olması ve yüksek rütbedeki bazı yetkililerin yardımıyla kısa sürede öğretilerini pek çok topluluğa kabul ettirmiştir. Arius, Hristoloji (Mesih'in kimliği ve Baba Tanrı ile olan ilişkisi) konusundaki görüşlerini Yeni Antlaşma metinlerini kullanarak kanıtlamaya çalışmış ve İncil'deki temel öğretilerden izole ettiği bazı ayetler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu da sonuçta pek çok Hristiyanın onun öğretilerini benimsemesini sağlamıştır. Arius'un görüşlerinin özellikle Kuzey Afrika'da ve İskenderiye Patrikliği'nde desteklenmesi, Kilise'nin iman bütünlüğünü tehdit etmiştir. Sonraları Arianizm olarak adlandırılan Arius'un Hristolojik yorumuna göre Mesih, Tanrı'nın Oğlu ve yaratıcı Logos'dur (Yuhanna 1:1); ancak Baba Tanrı ile aynı özde değildir. Logos'un (kelam/bilgelik) Babası Tanrı ile aynı özde olmadığını savunan Arius, yaratıcı Logos'un bizzat Baba Tanrı tarafından yaratıldığını ve diğer her şeyin yaratılmasında aracı olarak kullanıldığını söylemiştir. Böylece Oğul'un Tanrı olduğu yolundaki havarisel öğretiyi de inkar eden Arius, Mesih'in dolaysız olarak Tanrı tarafından yaratılan ilk varlık olduğu ve Tanrı tarafından evlat edinildiği için "Tanrı'nın biricik Oğlu" diye tanımlandığını varsaymıştır. Arius, Oğul'un Tanrı olduğunu söyleyen İncil ayetlerini ise "Mesih'in Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi görünmesine ve davranmasına" bağlamıştır. Bu noktada Arianizm denen sapkınlığın Gnostik Doketizm denen sapkınlığın değiştirilmiş bir versiyonu olduğu söylenebilir. Doketist gruplar Tanrı olan Oğul'un insan gibi göründüğünü ancak gerçek bir insan olmadığını iddia ederken, Arius bu iddiadaki Tanrı ve insan sözcüklerini yer değiştirmiş ve Oğul'un Tanrı olmadığı halde Tanrı gibi göründüğünü iddia etmiştir. Kısacası, Arianizm de temelde bir göz aldanması üzerine kuruludur. 325 senesinde İznik'de toplanan ilk evrensel Konsil'de Arius'un tezleri değerlendirilip tartışılmıştır. Konsil'de Arius'un karşı çıktığı geleneksel görüşler ise Athanasius tarafından savunulmuştur. Uzun görüşmeler sonunda bu konsil Arius'un öğretisini yanlış ve sapkın ilan ederek, Arianizm yanlılarını aforoz etmiştir. Konsil sonunda ilan edilen İman Kanunu, Arius'un tüm görüşlerini vurgulu bir biçimde inkar etmiştir. Bu kanunda Oğul'un yaratılmayıp Baba ile aynı özde olduğunun belirtilmesi ve ışıktan ışık, gerçek Tanrı'dan gerçek Tanrı olduğunun söylenmesi, aslında Arius'un yanlış yorumlarının özetini verir niteliktedir. Günümüzde Yehova Şahitleri denen tarikat, Arius'un Hristolojik görüşlerini benimsemektedir. Bu yüzden Yehova Şahitleri'nin Mesih konusundaki öğretilerinin Arianizm'in modern çağda diriltilmesinden ibaret olduğu söylenebilir. |
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan uzaktır, yücedir. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. (Sure 39: 4 Diyanet)
| Theophilos |
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bundan uzaktır, yücedir. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. (Sure 39: 4 Diyanet) |
| V E R A | ||||
Şu çümle aslında nasıl açık açık Muhammed'in İsa'yı aşağılamaya çalıştığınında göstergesi. Hani güya peygamber olarak saygı duyuyorlar ya, bu bile büyük bir yalan. Bakarmısınız cümleye ;Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi Yani cocuğuğu seciyor ama bunun isa olması imkansız gibi.Tanrı'nın oğlu dememek için atmadığı takla kalmamış. Rab'bim sen yinede bu şeytana yenik düşüp binlercesini de peşinden sürükleyen zavallıya da merhamet et. Sen Alçak gönüllü ve sevgi dolu bir Tanrısın. Takdirin ne ise o uygulansın Oğlun Yeşuah adı ile Amin. |
||||
