| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Azizler, Azizeler
: Azize Rita konusu 490 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj Y U H A N N A tarafından gönderildi. Azize Rita http://img.webme.com/pic/a/azizemeryem/edrt.jpg 1377-1447 RİTA Margherita adının kısaltmasıdır. Anlamı ise İkbahar da etrafı dolduran "papatya" veya "değerli taş" tır. Rita, 22 Mayıs 1377 yılında, Kaşya'da doğdu ve dört gün sonra Don Antonio Pelosi tarafından "Santa Maria della Pieve" kilisesinde Margherita adıyla vaftiz edildi. Babası Antonio Lotti, annesi ise Amata Ferri idi. Ancak akrabaları onu daha samimi olan Rita adıyla çağırmaya başladılar ve günümüzde de Rita adıyla anılmaktadır. Geleneğin çok yaşlı dediği ailesi, Rita'yı vaftiz etmek için 6 km uzaktaki Kaşya'daki kiliseye yayan gitmiş ve tekrar yayan eve dönmüştü. Rita'nın doğduğu bu ev bir kiliseye dönüştürüldü. ROMA PARASIZ, İTALYA KARIŞIK I Rita'nın babası zengin bir burjuva idi. Dindar ve barışseverdi: etraftaki... Azize Rita
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Azize Rita konusu 490 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj Y U H A N N A tarafından gönderildi.
RİTA Margherita adının kısaltmasıdır. Anlamı ise İkbahar da etrafı dolduran "papatya" veya "değerli taş" tır.
Rita, 22 Mayıs 1377 yılında, Kaşya'da doğdu ve dört gün sonra Don Antonio Pelosi tarafından "Santa Maria della Pieve" kilisesinde Margherita adıyla vaftiz edildi. Babası Antonio Lotti, annesi ise Amata Ferri idi. Ancak akrabaları onu daha samimi olan Rita adıyla çağırmaya başladılar ve günümüzde de Rita adıyla anılmaktadır.
Geleneğin çok yaşlı dediği ailesi, Rita'yı vaftiz etmek için 6 km uzaktaki Kaşya'daki kiliseye yayan gitmiş ve tekrar yayan eve dönmüştü. Rita'nın doğduğu bu ev bir kiliseye dönüştürüldü.
ROMA PARASIZ, İTALYA KARIŞIK I
Rita'nın babası zengin bir burjuva idi. Dindar ve barışseverdi: etraftaki ailelerin arasındaki geçimsizlikleri sakinleştirmeye çalışırdı. Rita'nın yaşamını kaleme alan en eski biyograf anne ve babası hakkında şöyle yazıyordu "Saygıdeğer ve samimi insanlardı, barış ve huzur içersinde yaşarlar, fakirlere yardıma daima hazırlardı. Kavga, antlaşmazlık, sorun olan yerlerde Mesih İsa'nın çektiği acıları anlatırlar, haç üzerindeki ıstıraplarını hatırlatırlardı. Böyle yaparak herkesi barıştırmayı başarırlardı.
O zamanlarda Roma papasız kalmıştı. Papa Avignon'a kaçmıştı. İki hatta üç papa türemişti. Siena�lı Azize Katerina bu durumdan çok acı çekmişti. Ancak bu karışık durum 1414 - 1417 yılları arasında, Macar Kiralı Sigismondos'un aktif çalışması sonunda çözüldü. Kostanza'da yapılan Konsül'de dördüncü papa seçilir:
Martinus ve diğer papalar istifalarını vererek durum sakinleşir,
Rita'nın yaşadığı dönemlerde Kilise böyle idi; Bir yandan aziziler, diğer yandan karışıklıklar. Halk da dindarlık ile batıl inançları karıştırırdı. Zengin hanımlar, yani tüccar ve noter eşleri, zamanlarının çoğunu modayı izlemekle, kumaşlar satın almak için korkunç masraflar yaparak, terzilere koşarak, zayıflamaya çalışarak, güzellik malzemeleri, danteller ve mücevherler alarak zamanlarını geçirirlerdi. Tüccarlar daha fazla para kazanmak için her şeyi yaparlar, tefeciler ise altın yıllarını yaşıyorlardı. Kumar ve bahisler çok yaygındı. Şehirlerin yöneticileri, fakirleri eziyor; adalet korumasız olanları eziyordu. Kavgalar ve öç almalar, yolları kana buluyordu. Cahilliğin olduğu her zaman olduğu gibi batıl inançlar aşırı yayılmıştı.
Şehirlerin yönetimi devamlı değişiyor, kavgalara, kanlı çatışmalara yol açıyordu.
Azize Rita, işte böyle zor bir devrede yaşamıştı. Kısacası azize olması kolay
değildi!
İYİ BİR ÇOCUK, HARİKA BİR GENÇ KIZ OLUYOR
Azize Rita'nın yaşamı birçok hikayeler le süslüdür. Olaylar az olunca hayal çoğalır. Azizenin yaşadığı yıllardan bize gelen biyografileri çok azdır. Tersine ressamların ve şairlerin anlatımları vardır. Ayrıca Rita'nın halen yaşadığı yıllardan başlayarak günümüze dek onun aracılığıyla olmuş mucizelerin uzun listeleri vardır.
Gelenek onu çok iyi bir çocuk olarak anlatır, duygulu ve itaatkâr idi, sessizliği sever, davranışlarında ölçülü idi.
Efsane, Rita'nın çocukluğundan itibaren çok canlıdır. Mesela Rita küçükken beyaz arıların süt kokan ağzına, bir çiçekten nektar ararmış gibi, girip çıktığını anlatır. Bu olayın hem evlerinde hem de bir tarlada, anne ve baba çiftçilere yardım ederken onu bir ağacın gölgesine bıraktıklarında, olduğu söylenir. Ayrıca efsaneye göre o gün Rita'yı acayip beyaz arılardan kurtarmaya çalışan yaralı çiftçinin de mucizevi olarak iyileştiğini ekler.
RİTA'NIN SEVGİ RÜYASI
Rita, hoş, sıhhatli, her zaman neşeli, olarak büyüyordu. Babası Antonio ona bayılıyordu. Annesi Amata onu emzirmiş, ilk adımlarını atmasına yardım etmiş ve ilk duaları öğretmişti; ileri yaşta anne olduğu için de ona çok düşkün olmakla beraber ve onu öpücüklere boğmasına rağmen, aynı zamanda ona fakirlere karşı yardımsever olmayı da öğretmişti. Annesi, Rita'ya fakirlerde İsa'nın saklandığını öğretmişti. İsa'yı muhtaç olanlarda keşfedebilme cesaretini bulursa, bir gün İsa'nın mükafatını cennette alacağını anlatmıştı. Gerçekten de İsa evrensel yargıda şöyle diyecektir! "Sizler, Hahamın kutsadıkları, gelin! Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz... Size doğrusunu söyleyeyim, bunlardan birini her ne zaman en basit kardeşlerimden biri için yaptı iseniz, benim için yapmış oldunuz".
Bu ders Rita'nın tüm yaşamını etkileyecektir. Yıllar sonra tüm zamanını hastalara ve cüzamlılara ayırarak İsa'nın bu öğüdü aklından çıkmamıştır.
Bu ara Rita, Roccaporena'daki evinde büyüyordu. İyi ve güzeldi. Yolda yürürken gençler ona dönüp bakıyordu. Özellikle Paolo Mancini adındaki genç.
Rita annesine ev işlerinde yardım ederdi. Yemek pişirmeyi, ev temizlemeyi, etraf toplamayı, tığ ve dikişi öğrendi. Ancak en büyük mutluluğu İsa'nın çektiği acıların öyküsünü dinlemekti. O kadar duygulanıldı ki gözleri yaşarırdı.
İsa'ya kendi kendine bir söz vermek istedi: "Rabbim, sadece senin olmak istiyorum... Seni sevmek, seni her şeyden çok sevmek istiyorum, İsa!".
Bir gün tek başına kalabileceği, düşünebileceği bir yer buldu. Yatak odasında da bunu yapabiliyordu. Ancak bazen bahaneler buluyordu, mesela odun almaya gitmek veya bir şeyler taşımak bahanesiyle tavan arasına giderdi. Orası onun yalnızlığı tadabildiği yerdi. Aynen Aziz Fransua'nın La Verna'da kendini hissettiği gibi, veya keşişlerin çölde yaşamaları gibi... Bunları kilisedeki vaazlarda öğrenmişti. Tavan arasında iken bir gün uzakta gözüken bir kayalığı keşfetti. Bir keresinde de oraya anne ve babası ile gitti ve orayı çok sevdi. Bu kayalık hem yakındı hem de kimsesizdi. Orada mutlu idi, yalnızlıkta İsa'nın varlığı ile doluyordu! Sadece Allah'a ait olduğunu hayal ederdi, ancak bu ara güzel bir genç kız olmuştu ve ailesi geleceğini düşünmüştü bile: Ferdinando Mancini'nin oğlu Paolo'ya onu vereceklerine söz vermişlerdi. 200 kişilik Roccaporena kasabasındaki en iyi seçim gibi idi.
ÇOK GENÇ BİR GELİN
Rita büyüyordu, anne ve babası ise yaşlanıyordu. Rita'nın İsa'ya olan sevgisi "İlk Komünyona" hazırlanması ile çok büyüdü.
Günleri bütünüyle değişti: ev işleriyle ilgilenirken sanki uçuyordu, Kalbinde ise rüyasını saklıyordu, kayalığa her gittiğinde ise bu rüyası büyük bir arzuya dönüşüyordu: Azize Mecdelli Meryem Manastırına girip, Kaşyalı Agostinyen rahibelerine katılıp, orada sadece Allah için yaşamak ve sadece İsa'yı düşünebilmek istiyordu! İsa'ya çok aşıktı...
Ancak arzularını ailesine tam açıklayacağı zaman gelince, fırtınalar koptu. Babası onu Ferdinando Mancini'ye oğlu Paolo için vermeye söz vermişti. Ve bu kararını Rita'ya bildirmesi için karısını görevlendirdi.
Amata, bunu kızına söylemek için en uygun zamanı bekliyordu; bir gün cesaretlenip bunu Rita'ya söyledi. Rita bunu duyunca benzi soldu. Annesi ise bunu iyi habere heyecanlanma diye yorumladı. Gerçeği çok zaman sonra anladı. Kızının kalbindeki İsa'ya olan sevgiyi çok geç arıladı ve artık söz verilmişti.
Rita o zamanlarda sadece 12 yaşında idi. On üçüncü yaşına doğru ilerliyordu. Evlilik için iki veya üç senenin geçmesi gerekiyordu. Ama bu ara söz için ve nişan için hediyeler değiş tokuşu yapıldı.
Geleneğe göre hediyeler önce üç kadın, sonra üç adam tarafından "nişanlıya", yani ailesi ile yaşadığı eve götürülürdü: kumaşlar, her günkü kıyafetler ve bir kemer; sonra bayram günleri için kumaşlar, kıyafetler ve bir nişan yüzüğü. Bunları getiren kadın ve erkekler nişanlının babasının ve annesinin ikram ettiği birer kadeh içkiyi içerlerdi. Onlar da Rita'yı biraz soluk bulmuşlardı, ancak onlar da sebebini heyecana yorumlamışlardı. Hatta döndüklerinde genç adama, gerçek nişan kutlamalarına başlayabileceğini söylediler. Nişan günü Rita beyaz giyinmiş, saçlarında bir çiçek ve boynunda nişanlısının yolladığı mücevher ile damat adayını, evlerinin kapısında, anne ve babası ile karşıladı. Kaşya'nın sivil yetkilileri, Rita'nın nişan törenine resmiyet de kazandırmak için oradaydı.
Paolo, uzun boylu ve güçlü idi. Şık, canlı renkli pantolon ve kadife bir ceket giymişti. Sırtındaki pelerinle nişanlısını selamladı ve onunla birlikte oradaki küçük kiliseye beraber yürüdüler. Orada yüzükler takıldı ve ilk öpücük verdi. Rita öpücüğe titreyerek cevap verdi: annesinin ve babasının arzularını yerine getirmeye karar vermişti. Onlar Rita'ya arzularının Allah'ın da arzusu olduğunu söylemişlerdi. O halde Allah'ın bu arzusunu da sonuna kadar yapacaktı.
Nişan töreni, verilen yemekle geç vakte kadar uzadı. Sonra herkes evine neşeyle döndü, iki sene sonra yapılacak daha da önemli kutlamaların hayaliyle: evlilik törenini kutlamaları.
RİTA EVLENİYOR VE İKİ ÇOCUK SAHİBİ OLUYOR
Rita, anne ve babasına itaat etmek için ve dolayısıyla Allah'ın arzusunu yapmak için çeyizini hazırlamaya başlıyor ve Paolo'dan aldığı hediyelere karşılık verebilmek için hediyeler hazırlıyordu. Paolo bu ara yuvalarını hazırlıyordu. Efsaneye göre Paolo ve Rita'nın yaşamaları için hazırladığı ev, küçük bir şato idi. Başka birileri ise evlerini şöyle tarif ediyordu: "Güzel ve sağlam inşa edilmiş, iki katlı, güzel kapılı bir ev". Yıllar boyunca Kaşya'yı sarsan ve yıkan depremlerde, dayanabilmiş az evlerden biri idi.
Rita evlenince kocasının soyadını da alarak, yeni evlerinde, küçük şatoda yaşamaya başladılar. O zamanın tablolarına bakarak gelinliği hakkında bir fikir edinebiliriz. Büyük ihtimalle dekolteli, ayaklarına kadar uzanan bir gelinliği vardı, içi gözüken ve hafif bir duvağı, boynunda ince bir inci kolye ve başının üstünde bir mücevher, ve tabii ki Paolo'ya duyduğu saf sevgi gibi, saf altından evlilik yüzüğü.
Genelde Rita'nın yaşamını kaleme alan tüm biyograflar Paolo'nun kötü karakterini abartarak Rita'yı bir kurban olarak göstermişlerdir. Ancak çoğu evlilik sevgisinin ne demek olduğunu bilmiyorlardı ve kaba kocalarını şikâyet eden kadınların hikayeleri doğrultusunda Rita'nın da hikâyesini yazdılar. Ancak her zaman durum aynı mı? Rita bütün kalbi ile Paolo'sunu sevdi ve ona iki oğul verdi: Giangiacomo Antonio ve Paolo Maria, belki de ikizdiler. Rita kocasıyla mutlu bir yaşam geçirdi: tüm evli çiftlerin yaşadıkları zorluklar dahil olmak üzere. Onunla 18 yıl boyunca yaşadı.
RİTA DUL KALIYOR VE İKİ OĞLUNUM ÖLÜMÜNE AĞLIYOR
Ancak bu dünyada mutluluk geçicidir... Paolo bir cinayete kurban gider.
Rita'nın evlilik yaşamı hakkında bir şeyler yazmak istersek, Aziz Augustinus'un, annesi azize Monika ve kocası Patrizio hakkındakileri yazabiliriz. İşte aziz Augustinus'un, "İtiraflar" adlı kitabından bir bölüm.: "Çocuk yaşından itibaren Allah 'a olan sevgisinden dolayı anne ve babasına itaat etmişti... Monika kocasına sevgi ile hizmet etti: erdemleriyle onu Allah 'a kazandırmak için uğraştı. O saygılı bir adamdı, ama kolay öfkeleniyordu. Sinirlendiği zaman Monika ona karşı gelmiyor, sakinleştiği zaman ona tatlılıkla konuşuyordu. Bunları, sevgi okulunda onu eğiten Allah'ı dinlediği için yapıyordu. Böylece yaşamının son yıllarında kocasının da Allah 'a iman etmesini sağladı. Evli bir kadın olarak ona bütünüyle bağlıydı, ve anne, babasına evlenerek itaat ettikten sonra,evini kutsal bir şekilde yönetti, merhamet işleri yaptı ve çocuklarını, özellikle Allah'tan uzaklaştıklarını her gördüğünde senin sevgine yöneltmek için çabaladı" (İtiraflar Kitabı).
Bu yaşam öyküsü, on bir asır önce yazılmış olmasına rağmen Rita'nın yaşam öyküsüne benziyor!
Rita'nın da muhakkak kusurları vardı. Tüm büyük azizler gibi o da hatalar işlemiştir. Ama o kadar çok sevdi ki... Kocasını ve çocuklarını sabırla sevdi. Azize Rita'yı anlatan ilk biyograflardan biri şöyle yazmıştı "Paolo zamanla, Rita ile öyle güzel bir diyalog kurdu ki, o da Rita ile beraber tüm yaşamını Allah'a sevgiyle hizmet etmek için harcadı. Tüm Kaşya kasabası sabırla ve sevgiyle birlikte yaşanmış 18 yılı hayranlıkla izlemişti".
Fakat işte trajedi: Bir gece Rita'nın kocası Paolo öldürülüyor. Eve dönerken, saldırıya uğruyor ve dört yerinden bıçaklanıyor. O kasabalarda yaşayanlar için anormal bir durum değildi. Haydutlar serbest dolaşıyor, isyancılar kol geziyordu.
Rita'nın üzüntüsünü tahmin edebilirisiniz. Onun için çok ağladı, dua etti ve cenazesinin arkasından gitti. Tek tesellisi oğulları idi, onlar da babalarının öcünü almak istiyorlardı. Dul kalması yetmiyormuş gibi gelecekte oğullarının katil olma ihtimali onu çok üzüyordu.
O kocasının katillerini Allah'a sevgisinden dolayı atfetmişti, oğullarının da aynısını yapmalarını istiyordu. Ancak konuşmaları boşa gidiyordu. Ailesi dağılmıştı.Kocasının evine yakın bir yerde öldürülmesi bir kan davası doğurmuştu.
Bir gün, kayalıklarda dua ederken, Rita, Allah'tan, bir anne için çok zor olan bir lütuf istedi: "Rabbim, sana yalvarıyorum. Çocuklarımın kalbinden, kini yok et. Katil olacaklarına, onları al...
Allah bu duayı dinledi. Oğulları, kısa aralıklar içersinde, bilinmeyen bir sebepten öldüler. Böylece Rita'nın ailesi gerçek bir dram yaşadı: Rita kendini dul ve yalnız buldu, ağlayacak göz yaşı bile kalmamıştı.
TÜM ZAMANINI BARIŞA VE DUAYA VERDİ
Rita, yalnız kalınca kendini barışa adadı. Allah'tan ve akrabalarından nefret ateşinin sönmesi için yalvardı. Kan davasının sona ermesi için yıllarca uğraştı. Sonunda, Allah'ın yardımıyla bunu başardı.
O zaman da, Allah'a aşık bir genç kızken kalbinde yeşeren eski ideali için tüm zamanını adamaya karar verdi: günahkârlar için dua ve fedakârlıklar yaparak, işlenen günahları ve cinayetleri onarmak, fakirlere, hastalara, cüzamlılara yardım etmek!
Mecdelli Meryem Manastırında, Kaşyalı Agostinienler arasına katılmak istedi. Ancak kabul edilmedi.
O zaman da yaşamına evinde devam etti. Kayalıklara gidip dua ediyor, hastaneye gidip hizmet ediyor ve cüzamlılar koğuşunda çalışıyordu. Onun yaşamı şöyle özetlenebilirdi-" herkese yardıma hazır, duada metanetli, oruca sadık, merhamet işlerinde hevesliydi; giyime düşkün olmayıp, iffetini korumaya kararlı ve dünyevi zevkleri aramaktan uzaktı". Rita tüm bunlara sadıktı ve "küçük şato"da ailesiz yaşıyordu. Tüm zamanını bunlara harcıyordu. Ancak, içinden rahibelere katılarak yaşamını tümüyle Allah'ın yönetimine bırakmak arzusu vardı. Ama rahibeler onu dul olduğundan değil de ailesinde kan davaları yaşandığı için kabul etmek istemiyorlardı.
RAHİBE OLMAK NE KADAR ZOR!
Rita, haça bakarak herkesi affetmişti. Sonunda akrabalarını da Allah sevgisi için affetmeye razı etti. Hatta bunu garantilemeleri ile manastıra kabulünü de gerçekleştirmek istedi. Ancak manastıra girmek çok zordu. Anne ve babanın, kardeşlerin veya büyük yaştaki çocukların rahibe adayına izin vermeleri gerekiyordu. Rita'nın bu akrabalarından hiç biri yaşamıyordu. Çok yakın 8 akraba getirmesini ve 50 florin bağışlamalarını istediler. Rahibe olmak çok ciddi bir işti. Rita her şeyi sonunda halletti, akrabalar izni verdiler ve sonunda Mecdelli Meryem Manastırına kabul edildi.
Efsane bu olayı da çok abarttı. Efsaneye göre Rita'ya en yakın arkadaşları olan Aziz Yahya, Aziz Augustinus ve Tolentinolu Aziz Nikola yardım etmiş, kayalıktan onu uçurarak manastıra taşımışlar. Ertesi sabah rahibeler orada onu bulmuşlar ve şaşkınlıkla tüm kapıların kapalı olduğunu görmüşler.
40 YIL BOYUNCA RİTA HEP İLERLEDİ
Rita'nın zamanında manastır, şimdikinden çok ufak ve eski idi. Ancak günümüzde Rita'nın 40 yıl için yaşadığı hücre halen görülebilmektedir. 3.43m ye 2.57 m ebadındaki bu hücrede Rita 40 sene için dua etti ve fedakârlıklar yaptı.
40 yıl, uzun bir zamandır. Rita her gününü Allah'ı daha çok severek yaşadı ve bir çok ruhani denemeyi aştı. Şeytan onu rahat bırakmıyordu. Allah'ta onun her dediğini gerçekleştiriyordu. Kendini İsa ile ve İsa gibi, günahkârların affı için sunan, o kadar az, cesur kişiler var ki...
HAÇA GERİLMİŞ İSA'NIN DİKENLERİ
Rita genç yaştan itibaren İsa'nın çektiği acıları dinlerken ve düşünürken duygulanırdı. Manastırda yaşarken de haça gerilmiş İsa onun yol arkadaşı oldu.
Bir Cuma günü, Rita diğer rahibelerle meşhur bir rahip olan, Giacomo della Marca'nın vaazını dinlemeye gitmişti. Rahibin, herkesi İsa'nın çektiği acıları düşünmeye çağırması, Rita'yı sarstı. Manastıra dönünce, Rita hücresine çekildi ve oradaki haçlı İsa'nın Önüne diz çöktü. Orada saatlerce dua etti, düşündü, ağladı... Cuma günü, cumartesi günü olurken, Rita, Kurtarıcı İsa'nın acılarına daha canlı katılabilmesi için yalvardı: ve işte, haçlı İsa'nın kafasındaki dikenli taçtan bir dikenin kopup, bir ok gibi, alnını yardığını gördü. Ölümüne kadar da bu yara kaldı. Bu yara, Mesih'in dualarını kabul ettiğini ve acılarına katılmasına kabul ettiğinin işareti idi.
Rita'nın manastırdaki yaşamı görünüşe göre hiç değişmedi. Ancak o geceleri dua ederek geçiriyor du, ve yaptığı oruçlara nasıl dayandığı merak konusudur. Neredeyse sadece Efkaristiya ile besleniyor du, ve o zamanlarda Efkaristiya ayda sadece bir defa alınabiliyordu. Ama Rita ne güzel komünyon yapardı!
DUA VE HİZMET
Diğer rahibeler, Rita'nın davranışlarından ders alıyorlardı, fakat aynı zamanda da korkuyorlardı. .
Rita'nın manastırdaki 40 yılı tamamıyla ruhani bir yaşam olmuştur. Kendini cemaatın hizmetine adamış ve aynı zamanda rüyasını da gerçekleştirmişti: huzur içersindeki hücresinde dua etmek, yaşamını sürdürebilmek için azıcık ekmek ve su, meditasyon için gerekli sessizlik. Boş zamanını bir iş yaparak doldururdu, yıllarca bu iş onun günlerini doldurmuştur: hastane de ve şehrin kapılarında terk edilmiş hastalara, fakirlere ve ölüm döşeğindeki cüzamlılara yardım ediyor, hizmet ediyordu. Onlara hizmet etmekten korkmuyordu, çünkü onların her birinde İsa'yı görüyordu!
ERİK AĞACI ÜZÜM VERİYOR!
Rita'nın aziz oluşunun en güzel ispatı işten çatlamış ve kızarmış elleridir. Onun için İsa'yı kilisede, hücresinde veya mutfakta, hastanede sevmek fark etmiyordu. Rita nerde olursa olsun kendini başkalarına hizmet etmeye adıyordu.
Meryem Ana'dan ona İsa ile birleşmesi için yardım istiyordu. Yani Meryem Ananın İsa'nın acılarını haç yolunda paylaştığı gibi, paylaşmak istiyordu. Her zamanki gibi o sefer de duaları kabul oldu ve gecelerini haç yolunda olan kişilerle geçirmeye başladı-" Meryem, Yuhanna, iyi haydut ve Mecdelli Meryem...
Rita kahramanlık derecesinde itaatkârdı. Çünkü itaatkâr olmak, imanın ispatıdır. Tabii efsane Rita'nın bu faziletini de abartmaktadır* Bir gün baş rahibe Rita'yı denemek için kuru bir odun sulamasını istemiş. Rita hemen itaat etmiş, ve her gün odunu sulamaya devam etmiş. Allah onu mükafatlandırmış ve kuru odun yeşermeye başlamış, daha sonra da meyve vermiş. İlginç olan da, erik odunundan bağ olmuş. Hatta günümüzde bile orada çok güzel üzümler yetişiyor!
RİTA MERYEM ANA'YA DA ÇOK SAYGI DUYARDI
Tüm azizlerin ortak bir özellikleri vardır, o da neşeli olmalarıdır. En zor durumlarda ve en zor denemelerde bile mutlu olurlar. Rita da öyle idi: sevinçli olmak Meryem Ana'ya bağlı olanlara da özgü bir özelliktir. Rita küçük yaştan Meryem Ana'yı çok severdi ve tüm Meryem bayramlarından önce oruç tutardı. Bir gün İsa ile beraber Meryem'in, Rita'ya gözüktüğü ve onu cennette davet ettiği söylenir.
Rita, Meryem'in tüm erdemlerini taklit etmeye çalışırdı" iman, Allah'ın arzusuna itaat, acıda kuvvetli ve sabırlı olmak, fakir olmak gibi.
Rita daima gülümserdi, hiç bir şey onun mutluluğunu sarsamıyordu, özellikle hastalarla ve İsa ile konuşurken... Yakında öleceği haberini alınca ise mutluluğuna diyecek yoktu, sanki ölüme değil, bir bayrama gitmeye hazırlanıyordu.
ROMA'YA HACI OLMAYA GİDİYOR.
Rita manastırda iken Kutsal Yıl ilan edildi. Baş rahibe tüm rahibelerin de endüljanslardan faydalanmaları için Roma'ya yürüyerek gitmelerine karar verdi. Ancak Rita'ya alnındaki yara sebebiyle gitmesine izin verilmedi. Rita hayal kırıklığına uğradı ve Rab İsa'ya şikayet etti, İsa da ona alnına yağlı bir madde sürmesini söyledi. Hemen yara kapandı ve küçük bir iz haline geldi. Rita Roma'ya gitti. Dönüşünde ise yara aynı duruma döndü.
KIŞIN ORTASİNDA GÖL VE İNCİR !
Rita ölmek üzereyken kendi köyünden bir akrabası onu ziyarete gelmiş. Bu kadın giderken Rita'ya sormuş, köyden bir arzun var mı? Rita da demiş ki, eskiden oturduğum eve git, bahçesinden bana bir gül ve iki incir getir, demiş. Kadın kış ortalarında oldukları için, Rita'nın bunadığını zannetmiş, ama yine de hatırı için evine bakmaya gitmiş. Bir de ne baksın? Kar kaplamış bahçede, kırmızı bir gül yeni açmış, ve incir ağacının üzerinde de iki incir görmez mi? Onları alıp tekrar 6 km uzakta olan Rita'ya onları koşa koşa götürmüş. Rita, onları görünce gülümsemiş ve teşekkür etmiş.
RİTA'NIN ÖLÜMÜ, YANİ GÖĞE DOĞUMU.
Rita ölüm saatinin yaklaştığını anlayınca, tüm rahibeleri çağırdı ve Aziz Augustinus'un kanunlarına daima sadık kalmalarını tavsiye etmiş, sonra baş rahibe onu kutsamış ve huzur içersinde ölmüş.
22 Mayıs 1447 günü, kutsal gizemleri aldıktan sonra 70 yaşında iken öldü.
Rita güllerin bol olduğu ayda öldü. Ölürken de elinde bir gül vardı. Yaşamı boyunca, Mesih'le birlikte sevgi için acı çekti. Ölüm anında da acıları, şana dönüştü.
Ölümünden sonra aracılığıyla birçok mucizeler oldu ve tüm Hıristiyan dünyasının en meşhur ve sevilen azizesi oldu. Rita'nın ölümünden 10 yıl sonra mezarı açıldı ve vücudunun hiçbir değişikliğe uğramadığı görüldü. Halen vücudu aynı durumdadır. Aracılığıyla gerçekleşen mucizeler çoğaldı ve onu aziz ilan etmek için girişimler yapıldı. 1 Kasım 1900, azizler bayramı gününde, kutsal yılı kutlamaları çerçevesinde azize ilan edildi.
Bu sene, Rita'nın azize ilan edilişinin 100. yılı kutlanmaktadır ve bu kutlamalar için vücudu Roma'daki Aziz Petrus kilisesine getirilmiştir.
Azize Barbara http://www.oodegr.com/tourkika/synaksaristis/eikones/barbara2.jpg
Barbara'nin 3.yy.'da Mιsιr, Heliopolis'te veya Izmit'te doğduğu söylenir. Bayram günü 4 Aralιk'tιr. Zengin ve asil bir pagan olan babasi Dioskoros, Barbara'yι evlenerek kendisinden ayrιlmasιn diye bir kuleye kapatιr. Yeni bir din olarak Hiristiyanlιğιn doğuşunu duyan Barbara, doktor kιlιğιndaki bir rahibin kuleye girmesini sağlayarak vaftiz olur.
Bir gün babasι yokken kuleye üçüncü bir pencere açtιrιr ve babasι döndüğünde ona yeni inancιnι anlatarak ruhun üç pencereden ιşιk aldιğιnι söyler. Bu duruma kιzan babasι Barbara'yι yöneticilere teslim eder ve kιzιnιn başιnι kendi elleriyle keser. Ancak, eve dönerken başιna yιldιrιm düşmesi sonucu ölür. Bu nedenle, Barbara topçu askerlerin koruyucu azizesi sayιlιr.
Azize Jan d’Ark http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Ingres_coronation_charles_vii.jpg/300px-Ingres_coronation_charles_vii.jpg
Hiçbir Aziz, Jan d’Ark gibi dünyanın hayal gücünü kendisine çekmemiştir. Birçok kitapta, şiirde ve oyunda baş rolde yer almıştır. Milliyetçiler ve feministler onu kendilerine simge yapmışlardır. Fakat Jan kendisini bir kahraman olarak görmemiştir. O sadece Tanrı’nın kendisinden istediklerini düşündüğü şeyleri yapmaya çalışan, basit bir köylü kızıydı.
1425 yılında 13 yaşındayken hayatının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan gizemli sesler duymaya başladı:
Kiliseye doğru olan sağ tarafta sesi duydum; ve nadiren onu parlaklık olmadan duyuyorum… Ses bana Tanrı tarafından gönderilmişti, bu sesi üç kere duyduktan sonra, onun bir meleğin sesi...
Azize Barbara http://www.saintbarbarafw.org/images/StBarbaraJPG.jpg
Sevgili kardesler, bugün azize Barbaranin anma günüdür.Cesitli Kilise ve cemaatlerimizde azizenin adina ayinler yapilmaktadir. Hepinizin azize Barbaranin anma gününü kutlar, Rabbin yolunda sadik kalmanizi yüce Tanrimizdan dilerim.
Azize Varvara Başlığı ben actım ama yazılı kaynağa sahip değilim. Sevgili kardeşlerim Elinde Azize Varvara ile ilgili kaynağa sahip olanlar bizimle paylaşabilirler mi
sevgiler
Azize Paraskevi Azizlerin hayatı bize örnek olabilir.
Onlarda bizim gibi sıradan insanlardı ama Tanri' nin emirlerini kabül ettiler ve O' nun icin hayatlarini kurban verdiler. Tanrı 'da azizleri şereflendirdi.
AZİZE PARASKEVİ<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p>
<o:p></o:p>
<o:p></o:p>
ÖN SÖZ<o:p></o:p>
<o:p></o:p>
Azizemiz ikinci asrın başında dünyaya gelmiş olup, o zamanın Roma imparatorları da Hıristiyanları yok etme hareketinin hâlâ gündemde olduğu bir zamanda yaşadı.<o:p></o:p>
Zengin bir ailenin kızı idi ve onlardan büyük bir servete sahip olmuştu. Fakat, İncil’de dediği gibi, o serveti fakirlere ve muhtaç olanlara dağıtıp kendisi rahibe oldu. <o:p></o:p>
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil