kez cevaplandı. En son mesaj
tarafından gönderildi.
KOLOMBANUS
(543-615)
Kolombanus 543 yılına doğru, İrlanda’da Luinster eyaletinde doğdu. Çok genç yaşında ailesinden ve doğduğu kentten ayrıldı. Bangor manastırına gitti ve aziz Corngalla’ nın yönetimi altına girdi. Birçok İrlanda’ lı aziz gibi Kolombanus da "Allah için geziler yapmak" isteğine kapıldı. Britanya’ya gitti. 590 yılında Burgundia’dir (Fransa’da). Bu dönemde, Luxeuil ve Fontaine manastırları gibi, birkaç manastır kurar. Manastırların yerle şiire tarzı, buralardaki hayat tarzı gibi, İrlanda’daki kurumlardan kopya edilmişti. Çile hayatı, kefaret, mahrumiyet ve sık sık oruç. Nihayet Roma’ya gitmek isteyerek Güney Almanya’ya ve İsviçre’ye (Constance gölü) geçmiştir. İtalya’da 23 kasım 615 yılında Bobbio manastırında ölmüştür.
(Kolombanus, Talimatlar Üstüne, 3-5)
Olağan 7. Perşembe
Tanrımız her zaman yakın ve her zaman uzaktır; Onu dilinle değil de inancınla ara.
Tanrı her yerdedir, sınırsızdır ve her yerde hazırdır kendi hakkında söylediklerine göre: Ben uzak bir Tanrı değilim, yakın bir Tanrı’*yım (
bk. Yeremya 23, 23). Bu yüzden Tanrı’nın kendisini uzağımızda aramayalım, çünkü içimizde de olabilir. Ruh bedende kaldığı gibi O da içimizde konaklıyor; yeter ki O’nun sağlıklı uzuvları olalım, günaha ölmüş ve sapık bir iradenin çürümesinden korunmuş olalım. O zaman gerçekten bizde konaklanıyor, çünkü bunu kendi söyledi: onlarda konaklayacak, aralarında yürüyeceğim (
bk. Levililer 26, 12). İçimizde konaklamasına layıksak, o halde gerçeğin içinde O’nun tarafından canlı uzuvları olarak canlandırılmış oluruz. "O’nda, der Havari, yaşıyor ve deviniyoruz; O’nda varız" (
H. İ. 17,28). Tanrı’nın benzeri olmayan, ve anlaşılmayan yüce özünü kim inceleyebilir ki, derim ben. Üstün gizlerini kim derinleştirebilir ki? Yaratılan her şeyin sonsuzcasına varolan Başlangıcı olan hakkında kim bir şeyler söylemeye cesaret edebilir? Kendiliği ile her şeyi dolduran ve her şeyi kucaklayan, her şeyin içine giren ve her şeyi aşan, her şeyi anlayan ve hiç kimse tarafından anlaşılmayan sonsuz Tanrı’yı tanımakla kim övünebilir? Hiç kimse, hiç bir zaman O’nu olduğu gibi görmedi (
bk. Yu. 1,18). Bunun için hiç kimse Tanrı’nın anlaşılmaz gizlerini, ne olduğunu, nasıl olduğunu, nerede olduğunu, araştırmaya heves etmesin. Bunlar benzeri olmayan, araştırılmayan, çözülemeyen gizlerdir. Yalnızca buna, yüreğinin tüm gücü ile, inanmalısın: Tanrı öyledir, her zaman olduğu ve her zaman olacağı gibi, çünkü O değişmezdir. Öyleyse kimdir Tanrı? Peder, Oğul ve Kutsal Ruh tek bir Tanrı’dır. Tanrı ile ilgili başka şey arama, çünkü Tanrı’nın gizemli derinliğini tanıyabilmek için, her şeyden önce nesnenin doğasını araştırmak gerekiyor. Nitekim Kutsal Üçlü-Birlik bilgisi haklı olarak, Bilgeliğin sözüne göre, denizin derinliğine benzetilir: sonsuz derinliği kim bulabilecek? (
bk. Vaiz 7, 24) Denizin derinliği nasıl ki insan gözleri için görünmez ise, aynı şekilde Üçlü-Birliğin tanrısallığı insanın duyumlarına anlaşılmaz oluyor. O halde şayet biri inanması gerektiğini bilmek istiyorsa, inanmak yerine konuşmakla daha fazlasını anlayamayacağını farkına varmalıdır. Çünkü Tanrı bilgisi ne kadar tartışılırsa, sanki o kadar bizden uzaklaşmaktadır. Bunun için Tanrı bilgisinin en üstün olanını ara, sözlü tartışmalarda değil de doğru bir yaşam azizliğinde bulunanı, konuşmada değil de yüreğin sadeliğinden fışkıran inançta olanı, inançsız bir bilginin görüşlerini birbirine katarak elde edilen bilimde değil. Benzeri olmayanı tartışmalarla ararsan O, "senden daha uzaklara kaçacaktır" (
Vaiz 7,23), eskiden olduğundan da uzaklara. Şayet O’nu inançla ararsan bilgiyi kentin kapılarının yakınlarında evinin olduğu yerde bulacaksın. Orada, en azından kısmen görebileceksin; o zaman bile salt kısmen ulaşabileceksin, çünkü görünmez ve anlaşılmazdır. Tanrı görünmezdir ve O’na bu şekilde inanmalıyız, yüreği arı olanların bazı bilgilere erişebilmelerine rağmen.
(Kolombanus, Talimatlar Üstüne)
23 Kasım, Aziz Kolombanus Bayramı
Tanrı’yı sermek, ‘yüreğimizin gözlerini yükseltmek, Mesih ‘in her şeyden daha sevecen ışıldayan yüzünü görmeyi arzu etmektir.
Yasa’da Musa: "Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı" (
Tekvin 1,27) diye yazdı. Lütfen bu ifadenin yüceliğine dikkat edin. En büyük, görünmeyen, anlaşılamayan, benzeri olmayan, değeri ölçülemeyen Tanrı insanı dünyanın çamuru ile şekillendirdi ve imgesinin saygınlığı ile soylulaştırdı. İnsan ile Tanrı, çamur ile ruh arasında nasıl bir ortak nokta olabilir? "Tanrı ruhtur" (
Yu. 4, 24). Tanrı’nın insana sonsuzluğunun imgesini ve tanrısal uğraşısının benzerliğini vermesi ne büyük bir alçalma! Tanrı ile bu benzerliğinden insana büyük bir soyluluk geçiyor, yeter ki korumasını bilsin. Buna karşın o imgeye saygısızlıkta bulunması insan için çok ağır bir suçlama nedenidir. Tanrı’nın insan ruhuna verdiği yetileri insan doğru şekilde kullanırsa, o zaman Tanrı’ya benzer olacaktır. Unutmayalım ki, başlangıçtaki konumda olduğumuzda bize verdiği tüm armağanları iade etmek zorundayız. Emirleri ile bunun şeklini bize öğretmiştir. Bu emirlerin ilki Rabbimizi tüm yüreğimizle sevmektir. Çünkü ilkin bizi O sevmiştir, zamanın başlangıcından beri, daha biz bu dünyaya gelmeden önce. Tanrı’nın sevgisi imgesinin yenilenmesidir. Tanrı’yı gerçekten seven emirlerini uygulayandır, çünkü O şöyle dedi: "Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getirirsiniz" (
Yu.14,45). Onun emri karşılıklı sevgidir. Ve şöyle denildi: "Benim buyruğum şudur: sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin" (
Yu. 15, 12). Ne var ki gerçek sevgi sözlerde değil, "yapılanlarda ve gerçekte" (
Yu. 3, 18) bulunuyor. Bunun içindir ki, Pederimiz olan Tanrı’ya bozulmuş şekliyle değil, kutsal bir yaşamla olduğu gibi kalan imgesini iade etmeliyiz, çünkü O kutsaldır. Bunun içindir ki: "Kutsal olun, çünkü ben kutsalım" (
Levililer 11, 44) denildi. Sevgi içinde iade etmeliyiz, çünkü O sevgidir. Yuhanna’nın dediği gibi:
"Tanrı sevgidir" (
I. Yu. 4, 18). İyilik ve doğruluk içinde iade etmeliyiz, çünkü o iyi ve doğrudur. O halde bundan değişik olan bir imgenin ressamları olmayalım. Şiddet tutkunu, çabuk kızan ve kendini beğenmiş olan biri kendinde bir zorbanın imgesini resmeder. Ruhumuzda zorbalık imgelerini resmetmeyelim diye Mesih araya girsin ve canımızda Tanrı’nın kesin hatlarını çizsin. "Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum" (
Yu. 14, 27) diyen O, bunu kendi esenliği ile bize aktararak yapsın. Esenliğin iyi bir şey olduğunu öğrenmemiz, ama sonradan onun içimizde koruyamamamız ne işe yarar ki? Genelde en iyi şeyler en kolay kırılanlardır. En değerli şeyler, dikkatli ve hamarat bir korumayı gerektirirler. Tek bir sözle kırılan ya da kardeşine yapılan en küçük hakaretle bozulan fazlasıyla duyarlıdır. İnsanların en çok sevdikleri şey başkaları ile uğraşmak, başkalarının işlerine kafa yormak ve gereksiz konuşmalarla, orada bulunmayanlara sitem etmekle zaman öldürmektir. "Yorgun adama sözle destek olmayı bileyim diye, Rab bana şakirtlerin dilini verdi" (
İşaya 50, 4) diyemeyenler sussunlar ve bir şeyler söyleyeceklerse, bir esenlik sözü olsun.
(Kolombanus, Talimatlar Üstüne, 12)
Olağan 28. Salı
Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı,
Söz karanlıkta parıldayan gerçek ışıktır.
"Rabbin, dönüşünde, uyanık bulunan kölelere" (
Lk. 12, 37), ne mutlu, ne aziz! Evrenin yaratıcısı, her şeyi dolduran ve her şeyi aşan Tanrı’yı beklemek gerçekten aziz bir bekleyiştir! Keşke Rab beni, değersiz hizmetkarını, sıradanlılığımın uykusundan sarsmaya yanaşsa, tanrısal merhameti ile öylesine alevlendirse ki, yıldızları aşıp sevgisi ile parlasam, O’nu daima daha çok sevmek arzusu ile yanıp tutuşsam ve bu ateş artık bende hiç sönmese! Tanrı istese de değerlerim öylesine büyük olsa da geceleri kandilim Tanrı’mın tapınağında sürekli yansa keşke ve Rabbimin evine tüm girenleri aydınlatsa! Ey Peder Allah, Oğlun İsa Mesih’in adına sana dua ediyorum, hiç eksilmeyen o merhameti bana bağışla ki, kandilim daima yanar olsun, hiç sönmesin; benim için yansın, başkaları için parlasın. Ey Mesih, pek tatlı Kurtarıcımız, kandillerimizi yakmaya yanaş; sürekli olarak tapınağında parlasınlar ve sonsuz ışık olan Sen tarafından beslesinler; ruhumuzun karanlık köşeleri aydınlansın ve dünyanın karanlıkları bizden uzaklaşsın. Ey İsa’m, kandilime ışığını ver ki, görkemi ile bitmeyen kurbanın sonsuz kahini olan seni yüce kubbeleri altında kabul eden en kutsal yeri, göksel tapınağı bana da açsın. Öyle yap ki tek sana bakayım, tek seni gözleyeyim ve arzu edeyim; tek seni seveyim ve en yakıcı arzu ile seni bekleyeyim. Sevginin görmesinde arzum sende sönsün ve karşında kandilim sürekli olarak parlasın ve yansın. Kapını çalan bizlere kendini göstermeye yanaş, sevgili Kurtarıcımız, öyle ki seni tanıyınca tek seni sevelim, tek seni arzulayalım ve gece gündüz sözlerini düşünelim derin derin. Bizlere, Tanrı olan sana uygun ve duyulmasını hak ettiğin yüce bir sevgi vermeye yanaş, öyle ki sevgin tüm benliğimizin içine yayılsın ve bizi tümden sana ait etsin. Böylece biz sonsuz olan senden başka bir şeyi sevemeyeceğiz ve sevgimiz bu gökyüzünün, bu toprağın ve bu denizin bol suları ile söndürülmeyecek yazıldığı gibi, "en büyük sular bile sevgiyi söndüremezler" (
Neşide 8,7). Lütfunla bizim için de böyle olsun, ey Rabbimiz İsa Mesih, yüzyıllar boyunca sana şan. Amin.
(Kolombanus, Talimatlar Üstüne, 1-2)
Olağan 21. Çarşamba
Daima susuzluğumuzu Mesih’le giderelim; daima yüce bir arzu ile O’nu içelim ve tatlılığının tadı ile zevklenelim.
Çok sevgili kardeşlerim, dikkatle dinleyin. Söyleyeceklerim iyiliğiniz için gereklidir. Ruhunuzun susuzluğunu giderecek olan gerçeklerdir bunlar. Nitekim sizlere tükenmeyen tanrısal kaynaktan söz edeceğim. Nedir ki ne denli aykırı görünse de susuzluğunuzu hiç bir zaman gidermeyin diyeceğim. Böylece yaşam kaynağından içmeği sürdürüp onu arzu etmekten hiç bir zaman vazgeçmezsiniz. Kaynağın, canlı su çeşmesinin kendisi çağırıp size: "bir kimse susamışsa bana gelsin, içsin (
Yu. 7,37) der. İçilmesi gereken şey iyice anlaşılmalı. Bunu size Peygamber Yeremya’nın kendisi söylüyor, kaynağın kendisi söylüyor: "Rab diyor, beni, diri suların kaynağı bıraktılar" (
Yeremya 2, 13). Demek ki ondan içmemiz için bizi kendine çağıran bu yaşam kaynağı Rabbin kendisi, Tanrı’mız İsa Mesih’tir. Onu seven O’ndan içer. Susuzluğunu Tanrı sözü ile gideren O’ndan içer; O’nu ateşli şekilde ve canlı bir arzu ile seven O’ndan içer. Bilgi sevgisi ile yanıp tutuşan O’ndan içer. Bu kaynağın nereden fışkırdığına iyice dikkat edin. Çünkü Ekmek olan ayni zamanda Kaynaktır, yani tek Oğul, Tanrımız Rab Mesih ve daima O’nun açlığını hissetmeliyiz. Doğrudur ki, O’nu sevince O’nu yiyoruz ve O’nu arzularken içimize alıyoruz; yine de açmış gibi daima O’nu arzulamalıyız. Sevgimizin tüm gücü ile kaynağımız olan O’ndan içelim; yüreğimizin tüm yeğinliği ile O’nunla su*lanalım ve sevgisinin tatlılığını tadalım. Rab gerçekten tatlı ve hoştur; her ne kadar onu yesek ve içsek de daima O’nun açlığını, susuzluğunu çekmeliyiz. Çünkü gıdamız ve içeceğimizdir. Hiç kimse hiçbir zaman O’nu tümden yiyemeyecek ve içemeyecektir, çünkü O’nu yemek ve içmekle hiç bitmez ve tükenmez. Bu ekmeğimiz sonsuzdur, bu kaynağımız devamlıdır, bu çeşmemiz tatlıdır. Bunun içindir ki Peygamber doğruluyor: "Ey sizler, her susayan, sulara gelin" (
İşaya 55, 1). Bu kaynak tok olan değil, susamış olan içindir. Haklı olarak Dağdaki Vaaz’da mutlu ilan ettiği susayanları kendine çağırıyor. Bunlar hiçbir zaman yeter derecede içmezler, aksine ne kadar içerlerse o kadar susarlar. O halde, ey kardeşlerim, bizlerin "bilgeliğin kaynağını, en yüce Tanrı’nın sözünü" (
Sirak 1, 5) daima arzu etmemiz, aramamız ve sevmemiz gereklidir, çünkü onda Havari’nin sözleri ile "bilgeliğin ve bilimin tüm hazineleri gizlenmiştir" (
Kol. 2, 3). Susadıysan, yaşam kaynağından iç; bu yaşam ekmeğinden ye. Ne mutlu bu ekmeğe acıkanlar ve bu sudan susayanlar, çünkü her ne kadar daima bundan yiyip bunu içiyorlarsa da, daha çok yemeği ve içmeği arzu ediyorlar. Yenilen yemek ve içilen hiç kuşkusuz son derece tadında olmalı ki, hiç doyurmasın ya da rahatsız etmesin, hatta aksine daha çok hoşnut ve arzulu etsin. Bunun içindir ki Peygamber "tadın ve görün, Rab ne iyidir" (
Mezm. 33,9) diyor.
(Kolombanus, Talimatlar Üstüne, 2-3)
Olağan 21. Perşembe
Sevdiğimizi tanıyabilmemiz için sana dua ediyoruz. Ruh’unun rüzgarı ile yüreklerimizi esinle ve merha*metinle canlarımızı yarala.
Ey kardeşlerim, yalnızca canlı suyun kaynağı değil, sonsuz yaşam ve ışık çeşmesi olan Yaşam’ın kendisinin bize nasıl seslendiğine kulak verelim. Çünkü bilgelik, yaşam, sonsuz ışık O’ndan kaynaklanıyor. Yaşamın yapıcısı, yaşamın kaynağı, ışığın yaratıcısı, ışığın çeşmesidir. Etrafımızı kuşatan şeylerle ilgi ilgilenmeyelim, bakışımızı yukarılara, ışığın, yaşamın ve canlı suyun kaynağına yöneltelim. Işık kaynağına kapılıp denizin yüzeyine gelen balıklar gibi yapalım. Sonsuz yaşam için fışkıran canlı yaşam kaynağından içebilmek için yükselelim.
Ah, keşke sen, ey merhametli Tanrı ve acımasını bilen Rab, beni de bu kaynağa çağrılmaya layık görsen de, sana susayanlarla birlikte senden, canlı kaynaktan fışkıran canlı sudan içebilmek için! Keşke, benzeri olmayan tatlılığınla sarhoş olup senden hiç ayrılmasaydım ve deseydim ki, canlı suyun kaynağı ne denli tatlıdır, sonsuz yaşam için fışkıran suyu hiç bir zaman eksilmez!
Ey Rab, sonsuzca arzu edilen, sürekli olarak susuzluğumuzu gidermemiz gereken ve her zaman susayacağımız bu kaynak sensin. Ey Rab Mesih, bu suyu daima bize ver ki bizde de sonsuz yaşam için fışkıran canlı su kaynağına dönüşsün!
Kesinlikle çok büyük bir şey istiyorum; bunu bilmeyen var mı? Oysa sen, ey yüceliğin kralı, yüce şeyler vermeyi bilirsin ve yüce şeyler için söz verdin. Senden daha büyük bir şey yoktur; oysa sen kendini bize verdin ve bizim için kurban oldun.
Bunun içindir ki, sevdiğimizi tanıyabilmemiz için sana dua ediyoruz. Çünkü senin haricinde başka hiç bir şeye sahip olmaya çalış*mıyoruz. Bizim için sen herşeysin: yaşamımız, ışığımız, kurtuluşumuz, gıdamız, içkimiz, Tanrımız. Sana yalvarıyorum, ey İsa’mız, Ruh’unun rüzgarı ile yüreklerimizi esinle ve sevginle canlarımızı yarala ki, her birimiz gerçekten şöyle diyebilsin: ruhumun sevdi*ğini bana göster (
bk. Esin. 1,6), çünkü sevginle yaralıyım.
O yaraların ben de olmasını arzuluyorum, ey Rab. Ne mutlu sevgi ile yaralanan ruha! O kaynağı arayacak, ondan içecektir. İçerken daima susayacaktır. Susuzluğunu giderdiğinde de daima susadığını ateşli şekilde arzulayacaktır sürekli içmesine rağmen. Bu şekilde ruh için sevgi arzuladığı bir susamadır, iyileştiren bir yaradır. Tanrımız ve Rabbimiz, merhametli doktorumuz, İsa Mesih bu yararlı yara ile ruhumun içtenliğini yaralamayı uygun görsün, O ki Peder ve Kutsal Ruh ile birlikte yüzyıllar boyunca tek bir Tanrı’dır. Amin.
tıklayarak hemen üye olunuz.