| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Azizler, Azizeler
: Pietrelçinalı Aziz Padre Pio konusu 1921 kez okundu, 10 kez cevaplandı. En son mesaj moderator6 tarafından gönderildi. Pietrelçinalı Aziz Padre Pio Pietrelcina'lı Aziz Peder Pio 25 Mayıs 1887-23 Eylül 1968 Aziz Pio,Katolik kilisesi tarafından azizlik mertebesine yükseltilmiş,'Stigmata' adı verilen fenomeni vücudunda barındırdığı iddia edilen Kapuçin tarikatından bir rahiptir. Asıl adı Francesco Forgione olan Pio,güney İtalya'nın Campania bölgesinde tarımla uğraşan Pietrelcina şehrinde doğmuştur. Pietrelcina,insanların dindar ve imanlı olduğu tipik bir güney İtalyan şehriydi.Köylü ve fakir olan ailesi için çalışan Pio,bu yüzden eğitimini de bir süre ihmal etmek durumunda kalmıştır. Pio'nun ebeveynleri basit cahil insanlar olmalarına karşın,çocuklarına Kutsal Kitap'tan öyküleri aktarmışlardı. Okuldan mezun olduktan sonra,Pio yörede dolaşan genç bir Kapuçin keşişinden etkilenerek kendisi de münzevi bir hayat sürmeye arzu duydu ve Tanrı... Pietrelçinalı Aziz Padre Pio
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Pietrelçinalı Aziz Padre Pio konusu 1921 kez okundu, 10 kez cevaplandı. En son mesaj moderator6 tarafından gönderildi.
Aziz Pio,Katolik kilisesi tarafından azizlik mertebesine yükseltilmiş,'Stigmata' adı verilen fenomeni vücudunda barındırdığı iddia edilen Kapuçin tarikatından bir rahiptir.
Asıl adı Francesco Forgione olan Pio,güney İtalya'nın Campania bölgesinde tarımla uğraşan Pietrelcina şehrinde doğmuştur.
Pietrelcina,insanların dindar ve imanlı olduğu tipik bir güney İtalyan şehriydi.Köylü ve fakir olan ailesi için çalışan Pio,bu yüzden eğitimini de bir süre ihmal etmek durumunda kalmıştır.
Pio'nun ebeveynleri basit cahil insanlar olmalarına karşın,çocuklarına Kutsal Kitap'tan öyküleri aktarmışlardı.
Okuldan mezun olduktan sonra,Pio yörede dolaşan genç bir Kapuçin keşişinden etkilenerek kendisi de münzevi bir hayat sürmeye arzu duydu ve Tanrı tarafından çağrıldı.
Bu arzusunu ailesine açan Pio,evinden 21 km. kuzeyde olan bir Kapuçin Manastırına müracat etti.Pio'nun müracatına olumlu bakan manastır yetkilileri,kendisinin ancak daha fazla eğitim görmesi gerektiğini belirttiler.
Bunun üzerine Pio'nun babası, oğlunun akademik okul masraflarını karşılamak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne çalışmaya gitti.
6 Ocak 1903 Epifanya bayramında Pio henüz 15 yaşında iken Kapuçin manastırına kabul edildi.
1910 yılında Benevento Katedrali'nde başpiskopos Paulo Schinosi tarafından elçisel atanma sonucu rahipliğe getirildi.
Küçükken bir süre yatağa bağımlı olmasına sebebiyet veren fiziksel hastalığın onda bıraktığı arazlara rağmen,güçlü vaazları kitlelerin ilgisini kendisine çekiyordu.
Kendisine günah çıkaranların düşüncelerini önceden okuyabilmesi ve bir çok şifa verme olayına karışması imanlılar arasında ününü yaydı.
Ellerinde İsa'nın çivi yarasına benzer Stigmata adlı kanayan yaralar beliren ve tıp bilginleri ve doktorlar tarafından fiziksel açıklaması olmayan bu yaralar hala bugün de gizemini korumaktadır.
Ellerinde stigmata yaraları ile genç keşiş Pio
Padre Pio ayin yönetirken
Padre Pio'nun ölümünden 40 sene sonra mezarından çıkartılan bozulmamış naaşı
İtalya’nın en çok tanınan Azizi olan Fransua ‘nın ruhsal mirasçısı olan Peder Pio, tıpkı Fransua gibi İsa’nın çarmıh yaralarını mucizevî bir şekilde vücudunda taşımıştı. “Stigmata” denen bu yaraları taşıyan tarihteki ilk peder olan Pio, özellikle bu mucizesiyle tüm dünya tarafından tanındı. Tanrı ona bunun dışında da birçok lütuf vermişti. Peder Pio yaşadığı sırada birçok kişi onun azizliğine ve mucizelerine tanıklık etmişti. Peder Pio’nun ruhundan yardım isteyerek Tanrı’ya yaklaşan, O’nun yardımıyla ruhunun kurtuluşunu sağlayan birçok kişi vardır. Bu kişiler sadece İtalya’da değil, dünyanın her yerinde ve her milletendirler. Burada okuyacağınız biyografi ve anılar, birçok kaynaktan ve tanıklıktan yararlanılarak oluşturulmuştur.
Pietrelçina’lı Peder Pio, “Francesco Forgione” adıyla Benevento civarında bulunan Pietrelçina kasabasında 25 Mayıs 1887 tarihinde dünyaya gelir. Babası Grazio Forgione ve annesi Maria Giuseppa Di Nunzio fakir bir çifttir. Frencesco, diğer çocuklardan farklı bir karakterdedir. Çok küçük yaşlarda, hayatının tamamını Tanrı’ya adamayı ister. Bu onu yaşıtlarından ve çevresinden soyutlamaya başlar. Annesi, ileriki yıllarda Peder Pio’nun azizliğini sorgulayan kişilerle yaptığı söyleşilerde şöyle der: “Francesco, çok iyi bir çocuktu. Kapris yapmazdı ve her zaman bana ve babasına itaat ederdi. Her sabah ve her akşam dua etmek için kiliseye giderdi. Kendisine oynaması için dışarı çıkmasını söylediğimde, yaşıtlarının hep küfür ettiğini ve bu yüzden çıkmak istemediğini söylerdi”.
Peder Pio’nun yakın arkadaşlarından biri ve bir süre de Başrahibi olan Peder Agostino, günlüğüne onun ilk ruhsal tecrübelerini 1892 yılında, daha beş yaşındayken yaşamaya başladığını yazar. Çocuğun gördüğü görümler ve ilahi şekilde kendinden geçmeleri öyle sıklıkla oluyordu ki, o yaşlarda bile bunu normal karşılamaya başlamıştı.
Zamanın geçmesiyle, küçük Francesco en büyük rüyasını gerçekleştirme şansı buldu. On altı yaşına geldiğinde, 6 Ocak 1903 tarihinde Kapusen Rahipler tarikatına girdi ve 10 Ağustos 1910 tarihinde Benevento Katedralinde yapılan törenle pederliğe atandı.
Francesco, rahip olunca kendisine Pio adını seçti ve pederliğinin ilk dönemleri, sağlık problemleri nedeniyle problemli geçti. Peder Pio, dinlenip sağlığına kavuşması için başrahipleri tarafından 4 Eylül 1916 tarihinde San Giovanni Rotondo kasabasına gönderildi. 23 Eylül 1968 tarihine kadar, yani gökyüzündeki yeniden doğuşuna kadar burada kaldı.
Mucizeler ve doğaüstü olayların manastır sessizliğini bozduğu bu dönemde Peder Pio, güne çok erken başlardı. Şafaktan çok önce dua etmeye başlardı ve ayine ruhsal olarak hazırlanırdı. Daha sonra Ayin için kiliseye inerdi. Ayinde çok uzun şükran duaları okurdu. Bazen kendisini kaybederdi ve ayin saatlerce sürerdi. Bu yüzden, kendisini tanımayan kişiler tarafından eleştirilse de, onun azizliğiyle tanışan insanlar bu uzun duaları kaçırmazlardı.
Peder Pio’nun hayatındaki en önemli olay ve en bilinen mucizesi 20 Eylül 1918 sabahı gerçekleşti. Çarmıha gerilmiş İsa heykelinin önünde dua ederken gözle görünebilen sigmatalar kendisine verildi. Bu yaralar, ölümüne kadar, tam 50 yıl Peder Pio’nun vücudunda açık ve kanar vaziyette kaldılar. Peder Pio, uzun yıllar boyunca doktorlar, araştırmacılar, gazeteciler ve özellikle de halk tarafından sorgulandı. San Giovanni Rotondo kasabası artık aziziyle tanınıyordu. Peder Pio, 22 Ekim 1918 tarihinde, peder Benedetto’ya şu mektupla kutsal stigmataları nasıl aldığını anlatıyor. "...bana çarmıha gerilmemin nasıl olduğunu soruyorsunuz. Size ne cevap verebilirim? Tanrı’nın bu zavallı kuluna bahşettiği sürekli acılar için ne diyebilirim? Geçen ayın 20’siydi. Pederlerin dua ettiği yerde, ayinden sonra oturmuştum ve tatlı bir uyku bastırdı. Tüm iç ve dış duygularım askıya alındı ve kendimi tasvir edilemez bir sessizlik içinde buldum. Müthiş bir iç huzur hissettim ve 5 Ağustos’ta akşamı gördüğüm kişiyi gördüm. Yalnız bu sefer elleri, ayakları ve göğsü kanıyordu. Her şey bir anda oldu. Birden büyük bir acı hissetim ve öleceğimi sandım. Eğer Tanrı kalbimi kuvvetlendirmeseydi ölebilirdim de. O kişinin benden uzaklaştığını gördüm ve benim de ellerim, ayaklarım ve göğsüm kanamaya başladı. O an hissettiğim korkuyu tahmin edin. Bu korku her gün devam ediyor. Kanama ve acılar perşembe akşamından cumartesiye kadar sürüyor. Tanrı’nın bu sıkıntıyı benden almasını istiyorum ve kansızlıktan ölmekten korkuyorum..."
Bu mucize, Peder Pio’nun mucizeleri içinde en bilinenidir. Peder Pio’nun stigmatalarını görmek için dünyanın her yerinden inananlar 50 yıl boyunca San Giovanni Rotondo’ya akın etmiştir.
Peder Pio, bu 50 yıl içerisinde hep duayla, alçakgönüllülükle ve sevgiyle yaşadı. İki büyük girişimde bulundu; “dua gurupları” oluşturdu ve “Acının Teselli Evi” anlamına gelen "Casa Sollievo della Sofferenza" adında modern bir hastane kurdu. 1968’in eylül ayında Peder Pio’nun binlerce ruhsal evladı onun stigmatalarının 50. yılını kutlamak için bir araya geldiler. Hiçbiri bu Azizin 23 Eylül 1968 tarihinde cennete göç edeceğini tahmin etmiyordu.
“Mucize” sözcüğünü tanımlamak oldukça zordur. Mucize için, doğaüstü olayların vuku bulması ya da doğa kanunlarının üstün bir güce itaat edercesine farklılık göstermesi diyebiliriz. Mucizeler, Peder Pio’ya tüm hayatı boyunca eşlik etmişlerdir. Peder Pio, Tanrı’nın bir mucizesine aracılık ettiği zaman inananları hep Tanrı’yı yüceltmeye ve şükretmeye davet ederdi.
Peder Pio’nun bilinen ilk mucizesi 1908 yılına denk gelir. Peder Pio, Montefusco manastırında yaşarken bir çanta kestane toplayıp teyzesine gönderir. Teyzesi kestaneleri yer ve boş çantayı anı olarak saklar. Bir akşam, gaz lambasıyla ambara girer ve kocasının sakladığı barutla çalışan tüfeğin yerinde olup olmadığını kontrol eder. Birden lambadan bir kıvılcım barutlara düşer ve bir patlama olur. Kadının yüzüne ateş harlar ve yüzü yanar. Kadın acılar içinde yüzünü kapatmak için bir şey arar. Eline gelen ilk şey sakladığı çantadır. Kadın çantayı yüzüne bastırır ve acısı o anda yok olur. Tüm yanık izleri de yüzünden silinir.
Savaş sırasında ekmek kıtlığı vardı ve manastırda ekmek sayılı kalmıştı. Sürekli misafirler ve dilenciler geliyordu. Rahipler kimseyi aç göndermiyordu ve artık sıkıntıya düşmüşlerdi. Yemekhanede yalnızca iki ekmek kaldığında rahipler şükran duası için bir araya gelmişlerdi. Dua etmekten dönen Peder Pio’nun elinde birkaç çuval ekmek vardı. Ona ekmekleri nereden bulduğunu sorduklarında, kapıda bir hacıdan aldığını söyledi. Tüm rahipler onun “bazı” hacılarla görüşebildiğini öğrendi.
Birgün, zangocun unutkanlığı nedeni ile ayin sırasında kutsanan ekmeklerin sayısının cemaat için yetersiz olduğu ortaya çıktı. Peder Pio, ekmekleri dağıttığı zaman ekmekler mucizevî şekilde çoğaldı ve cemaate yetti. Hatta kilise içinde muhafaza edilmeleri için arttı bile.
Peder Pio’nun ruhsal kızlarından biri, onun mektubunu yolda yürürken okumaktaydı. Birden bir rüzgâr mektubu genç bayanın elinden aldı ve uçurdu. Kadın uzun süre koşturduktan sonra mektubu yakalayabildi. Peder Pio, kadın bir şey anlatmadan “bir daha ki sefere rüzgâra dikkat edin, eğer mektubu ayağımla yakalamasaydım yitip gidecekti" dedi.
Peder Pio’nun manevi kızlarından biri olan Bayan Cleonice şöyle anlatır “ Son savaş sırasında yeğenim hapishaneye düşmüştü. Kendisinden neredeyse bir yıl kadar haber alamamıştık. Annesi ve babası acıdan delirecek gibiydi. Bir gün annesi, günah çıkarma kabininde iken kendisini Peder Pio’nun ayaklarının dibine attı. “Oğlumun yaşayıp yaşamadığını söylemezseniz gitmeyeceğim” dedi. Peder Pio, gözlerinden yaşlar süzülerek “için rahat olsun. Şimdi git” dedi. Acılı anne ve babayı gördükçe o kadar fena oluyordum ki, bir gün Peder Pio’ya şöyle bir teklifte bulundum. “Peder, yeğenime bir mektup göndereceğim ve zarfın üzerine sadece adını yazacağım. Adresini bilmiyorum. Senin koruyucu meleğine güveneceğim ve Tanrı’nın lütfunu bekleyeceğim”. Zarfı kapattım ve üzerine de yeğenimin adı olan “Giovannino” yazdım. Uymadan önce onu komodinim üzerine koydum. Sabah uyandığımda beni korkutan bir sürprizle karşılaştım. Mektup yerinde yoktu. Peder Pio’ya teşekkür etmek için koştuğumda bana “Bakire Meryem’e teşekkür et” dedi. 15 gün sonra Giovannino’nun annesi ve babası sevinçten ağlıyorlardı. Öldü sandıkları oğullarından mektup gelmişti.”
Bayan Luisa’nın oğlu İngiliz donanmasında subaydı. Her gün oğlunun evine dönmesi için dua ediyordu. Bir gün San Giovanni Rotondo’ya dua etmeye gelmişti. O sırada aynı yerde bulunan bir İngiliz turistin gazetesi ilgisini çekti. Gazetede oğlunun da içinde bulunduğu geminin battığı yazıyordu. Kadın perişan olmuştu. Ne yapacağını bilemezken bir Pederle bu korkunç durumu paylaşmak istedi. Karşısına çıkan peder Aziz Pio idi. Peder Pio, kadına “ama oğlunuzun öldüğünü de size kim söyledi?” dedi. Ona oğlunun o anda bulunduğu yerin ve otelin adını söyledi. Kadın şok olmuştu. Hemen o otele mektup gönderdi. Oğlundan kısa zamanda cevap geldi ve oğlu İngiliz donanmasından çıkıp İtalya’ya, evine döndü.
Peder Pio’nun “şu ruhlardan biri” diye tabir ettiği, yani hiçbir kişisel günahı olmayan ve cennete layık bir ruh sahibi olan Paolina adında bir bayanın yaşadığı ilahi bir tecrübeyi anlatacağız sizlere. Bayan Paolina, Karem, yani Katoliklerin oruç tutarak Paskalya Bayramına hazırlandıkları 40 günün sonuna doğru fena şekilde hastalanmıştı. Doktorlar artık umut olmadığını söylemişlerdi. Kadının kocası ve 5 çocuğu Peder Pio’dan dua etmesini istemek için kiliseye gelmişlerdi. En küçük olan iki tanesi Peder Pio’nun elbisesine yapışmış ağlıyorlardı. Peder Pio, o günden sonra daha çok içine kapandı. Kadının ailesine duadan başka hiçbir şey vaat etmedi. Fakat Paskalyadan önceki hafta olan Kutsal Hafta’nın başında, Peder Pio kadının ailesine farklı davranmaya başladı. Onlara “Paskalya günü dirilecek” dedi. Kadın, Kutsal Cuma’nın tan vakti bilincini kaybetti. Cumartesi şafağında komaya girdi ve bir kaç saat içinde de hareket etmemeye başladı. Kadın ölmüştü. Köyde gelenek olduğu üzere, bazı kadınlar Paolina’ya gelinlik giydirirken bazıları da manastıra koştular. Peder Pio tekrar etti “Dirilecek…” Peder Pio, Pazar günü Kutsal Paskalya bayramında “Gloria” duasını okurken, geleneksel olarak kilisenin bütün çanları neşeyle çalınır. O anda peder Pio gözyaşlarıyla ayağa kalkarken Cleonice’de dirilir. Cleonice’ye neler olduğunu sorduklarında “yukarı doğru çıkıyordum ve büyük bir ışığa giriyordum. O anda geri döndüm ve geldim” der.
Bir bayan şöyle anlatır: “1953’ye ilk çocuğum dünyaya geldi ve bir buçuk yaşında iken hayatı Peder Pio tarafından kurtarıldı. 6 Ocak 1955 sabahı, ayin için kiliseye gitmiştim. Bebeğim evde dedesi ve bir amcası ile kalmıştı ve kaynar su dolu kazana düşmüş. Sırt kısmı üçüncü derece yanık oldu. Dua ettim ve Peder Pio’ya yakardım. Eve gelen doktor, onu bebeği hastaneye götürmemizi söyledi, çünkü kendi ellerinde ölmesinden korkmuştu. Hiçbir ilaç da vermedi. Telaş içinde hastaneye gitmeye hazırlanırken içerideki odadan bebeğimin sesini duydum; “Anne, artık acımıyor!” diyordu. Bebeğimin canının artık acımadığını ve iyileştiğini gördüm. Merakla bu mucizenin nasıl olduğunu sordum. Bana “Peder Pio geldi, ellerindeki yaraları benim ellerime sürdü” dedi. Bunu gören doktor gözlerine inanamadı.”
Bu anlatı, bize Peder Pio’nun, Aziz Fransua gibi kuşlarla konulabildiğini gösteriyor. Manastır bahçesinde çok sayıda meyve ağaçları ve kavaklar vardı. Peder Pio ve dua gurubundaki kişileri, yaz aylarında serinlemek için bu ağaçların altında otururlardı. Bir gün, Peder Pio bu ağaçların altında günah çıkarırken kuşlar büyük bir gürültüyle ötmeye başlarlar. Kuşların sesleri o kadar yükselir ki, Peder Pio gürültüden rahatsız olur. Gözlerini ağaçlara kaldırarak “Artık yeter” der demez tüm kuşlar oldukları yerde sessizliğe bürünür. Bunu gören herkes de çok şaşırır.
Şimdi de, Peder Pio’nun çok bilinen büyük bir mucizesini okuyacaksınız. Bir adam şöyle anlatır; “Foggia doğumlu olan annem çok inançlı bir kadındı ve hep Peder Pio’nun konuşmalarını dinlemeye giderdi. Tanrı’ya hep babamın iyi bir Hıristiyan olması için dua ederdi. 1945 Nisan ayında baban kurşuna dizilecekken babam ateş eden askerlerin önünde Peder Pio’yu görmüş. Ateş emri verildiğinde hiçbir askerin tüfeği çalışmamış. Tüfekleri kontrol ettiklerinde hiçbir arıza görememişler. İkinci kez denediklerinde de, yine hiçbir askerin tüfeği ateş etmemiş. Peder Pio’yu sadece ölmeyi bekleyen babam görebiliyormuş. O sırada Peder Pio, tüfeklerin önünde duruyormuş. Bu olaya anlam veremeyip babamı hapishane koymuşlar. Daha sonra da serbest kalmış. Tanrı’ya inanmış ve iyi bir Hıristiyan olmuş.”
Maria, doğuştan hastalıklı doğan bir bebeğin annesidir. Bebeği çok hastadır ve ölüme doğru gitmektedir. Doktorlar da bir şey yapamazlar. Maria, San Giovanni Rotondo’da, vücudunda İsa’nın yaralarına benzer 5 yara taşıyan ve mucizeler yapan bir rahibin yaşadığını öğrenir. Kadının tek umudu Tanrı’dır ve Tanrı’nın yardımını bu rahibin yardımıyla isteyecektir. Trene biner. Yolculuk sırasında bebek ölür. Bebeğini bir battaniyeye sarar ve bütün gün o şekilde yolculuk eder. Peder Pio’ya ulaştığında ellerinde yaklaşık yirmi dört saat önce ölen bebeğinin cesedi vardır. Kadın Peder Pio’nın karşısına çıktığında acı içinde kıvranmaktadır. Kendisini yere atar, battaniyelere sarılı küçük cesedi gösterir. Peder Pio, acıyla gözlerini küçük cesede çevirir. Peder Pio’nın içi de acıyla dolmuştur. Peder Pio, küçük cesedi eline alır, ellerindeki yaraları bebeğin başına koyar. Biraz dua eder ve bebeğin önce ayakları, sonra da kolları oynar. Peder Pio, kadına “görmüyor musun, o ölmemiş, uyuyor” der. Kadın çığlık atar ve bu olayı gören herkes heyecandan haykırmaya başlar. 1925 Mayısında olan bu olay, telgraf telleri aracılığı ile tüm dünyaya durulurur.
Bir bey, karısıyla beraber Ascoli Piceno’dan San Giovanni Rotondo’ya günah çıkarmaya gitmiş. Günah çıkarmadan sonra Peder Pio, onları manastırın koridorunda görmüş ve neden hala geri dönmediklerini sormuş. Adam da arabasının çalışmadığını söylemiş. Peder Pio arabaya beraber bir bakalım demiş. Arabanın yanına gitmişler ve araba sorunsuz çalışmış. San Giovanni Rotondo’dan Ascoli Piceno’ya giden 400 kilometrelik yolu sorunsuz geçmişler. Eve varmışlar ve ertesi gün adam arabayı tamirciye götürmüş. Tamirci, arabanın tüm elektrik tesisatın kullanım dışı olduğunu, arabanın çalışıyor durumda olmasının mucize olduğunu söylemiş.
Peder Pio’nun kasabasında yaşayan bir kadının kocası ciddi bir hastalığa yakalanır. Kadın manastıra gelir. Peki Peder Pio’yu nasıl görecektir? Onunla tek yalnız konuşma fırsatı günah çıkarma olacaktır ama bunun için 3 gün sıra beklemesi gerekecektir. Kadın, kilisenin her yerinde dua eder, Peder Pio’ya içinden yakarır. Sonunda Peder Pio ile görüşme sırası gelmiştir. Peder Pio ona “zaten bana elli defa anlattın bunları, şimdi git, her şey yolunda” der. Kadın evine gider. Kadının kocası iyileşmiştir.
1919 yılında 62 yaşında Foggia’lı bir adam iki değnek yardımıyla yürüyebiliyordu. Atlı arabadan düşerek bacaklarını kırmıştı ve doktorlar onu iyileştiremiyorlardı. Peder Pio, günah çıkardıktan sonra dama “ayağa kalk ve git, bu değnekleri de at” dedi. Adam, bu sözleri yerine getirdiğinde herkes hayret etmişti.
1919 yılında Foggia bölgesinde büyük yankılar uyandıran bir başka olay da, 14 yaşlarında bir gencin tifo hastalığına yakalanmasının akabinde gerçekleşti. Aynı zamanda vücudunda iki şiş ur oluşmuştu ve kamburu çıkmıştı. Peder Pio, günah çıkardıktan sonra stigmatalı elleri ile gencin sırtına dokunduğunda çocuk hem iyileşmiş, hem de kamburundan kurtulup diz çöktüğü yerden dimdik durarak kalkmıştı.
Grazia, 29 yaşlarında doğuştan kör olan bir kadındı ve Peder Pio’nun manastırının içindeki kiliseye dua etmek için gelirdi. Birgün Peder Pio ona öylesine bir soru sorar “Görmek ister misin?” Kadın yanıtlar : - “Tabii ki isterim, ama gözlerimle günah işlemek istemem”.Peder Pio, kadını “o halde iyileşeceksin” diye yanıtlar. Kadına Bari şehrinde yaşayan çok başarılı bir göz doktorunun hanımına gönderir. Göz doktoru, hanımına “bu kadını ameliyat etsem de iyileşmeyecektir. Ama Peder Pio eğer isterse bir mucize ile onu iyileştirebilir” der. Peder Pio, doktora en azından bir gözü ameliyata almasını ve yalnızca bakmasını rica eder. Doktor iki gözü de ameliyata alır ve bir mucize gerçekleşir! Kadının gözleri bu umutsuz ameliyat sonucu açılmıştır. Kadın San Giovanni Rotondo manastırına vardığında kendini Peder Pio’nun ayaklarının dibine atar. Birbirlerine sessizce bakarlar. Kadın, Peder Pio’dan onu kutsamasını ister. Peder, haç işareti ile onu kutsar. Kadın onu tekrar kutsamasını istediğinde Peder Pio, “seni kutsamış olmak için başından aşağı bir kova su mu dökmek gerekir?” der.
Bir bayan şöyle anlatır: " 1947 yılıydı. 38 yaşındaydım ve bağırsağımda radyografiler sonucu kesinleşmiş bir tümör vardı. Cerrahi müdahaleye karar verilmişti. Hastaneye yatmadan önce San Giovanni Rotondo’ya gidip Peder Pio’yu görmek istedim. Benimle beraber kocam, kızım ve kızımın bir arkadaşı da geldiler. Peder Pio’ya günah çıkarmayı çok istiyordum ama bu mümkün olmadı. Peder Pio, bir süre sonra günah çıkarma kabininden çıktı ve gitti. Ben gerçekleşmeyen görüşmeden dolayı ağlamaya başladım. Kocam, bu yolculuğumuzun nedenini başka bir rahibe anlattı. O rahip, durumumu Peder Pio’ya anlatacağına söz verdi. Bir süre sonra manastırın koridorundan çağırıldım. Peder Pio, çevresinde bir kalabalık olmasına karşın, yalnızca benim durumumla ilgileniyormuş gibi görünüyordu. Peder Pio, sıkıntımın nedenini sordu ve emin ellerde olduğum konusunda beni teselli etti. Tanrı’ya benim için dua edeceğini söyledi. Peder Pio, ne beni ne de cerrahı tanıyordu, ama öyle güzel konuşuyordu ki…
Günler sonra ameliyathaneye alındım. Mucize ile karşılaşan kişi cerrahtı. Elinde röntgenler olmasına rağmen tümörün en ufak bir izini bulamadılar. Ameliyat başlamadan bitmişti. İnanmayan o cerrah, inanmaya başlamıştı ve kliniğin her odasına haç koydurmuştu. Bu mucizeyle, anlatamayacağım bir sevinçle San Giovanni Rotondo’ya geri gittim. Peder Pio, o anda ayini bitirmişti ve sakrestiya’ya (Pederlerin ayin kıyafetlerini giyip çıkardıkları oda) yürüyordu. Tam o anda gülümseyerek geriye döndü ve bana “gördün mü bak? Geri döndün” dedi. Ellerini tutup öptüğümde ağlıyordum.
Bir bey şöyle anlatır: "Birkaç gündür sol dizim şişmişti ve çok ağrıyordu. Doktor, bana durumun çok karışık olduğunu söyledi ve birçok tedavi sıraladı. Ben tedaviler konusunda çok gergindim ve tedaviye başlamadan önce Peder Pio’ya gitmek istedim. Peder Pio’ya günah çıkardıktan sonra benim için dua etmesini rica ettim. Aynı gün, akşama doğru San Giovanni Rotondo’dan ayrılacağım sırada acı yok oldu. Heyecanla eğilip dizime baktım. Artık şiş değildi, sağ dizimle aynıydı. Eve dönmek yerine Peder Pio’ya koşup teşekkür ettim. Bana “Teşekkür etmen gereken kişi ben değilim, Tanrı“ dedi. Daha sonra gülümseyerek ekledi “Doktoruna söyle de o tedavileri kendine yapsın”…
Bir bayan şöyle anlatır: “1952 yılında çok büyük bir rahatsızlık geçirdim. Doğumda çok kaybettim ve bana kan verilmesi geekiyordu. Kan gurubum tesbit edilmeden bana kan verilmeye kalkıldı. Kan gurubum sıfır olduğu halde, A gurubu kan aldım. Ateş, iç bulantısı ve çok büyük sancılar çekmeye başladım. Ölmeden önceki kutsama için Peder çağırıldı. Bana kutsal komünyonu ve biraz da su verdi. Ailem Pederi geçirmek için kapıya kadar gittiğinde odada yalnız kaldım. Peder Pio bana göründü ve yaralı ellerini gösterdi. “Ben Peder Pio’yum, ölmeyeceksin. Göklerdeki Pederimiz duasını oku. Bir gün beni görmeye geleceksin” dedi. Şokta olan ben oturdum ve dua etmeye başladım. Ailem odaya girdiğinde beni oturur durumda gördüklerine çok şaşırdılar. Onlarla beraber dua ettik ve gördüğüm görümü onlarla paylaştım. O andan itibaren hızla iyileşmeye başladım. Doktorlar, bu durumun mucizevi olduğunu onayladılar. San Giovanni Rotondo Manastırı’na gidip Peder Pio’ya gittiğimde “bana teşekkür etme, İsa’nın Kutsal Yüreğine dua et, beni seni iyileştirmek için o gönderdi, çünkü sen ayın ilk cumalarını hep tuttun” dedi”.
Bir bayan şöyle anlatır: “1953 yılında karın ağrısıyla doktora gittim ve acilen cerrahi müdahale gerektiğini öğrendim. Problemimi anlattığım bir arkadaşım bana Peder Pio’ya mektup yazmamı tavsiye etti. Mektup yazdım ve cevap aldım. Peder Pio hastaneye gitmemi yazmıştı. Doktora gittim ve aynı hekimler rahatsızlığımın yok yolduğunu ve artık hiçbir ameliyata gerek olmadığını söylediler. Kırk yıldır Peder Pio’ya dua ediyorum ve herkese Peder Pio’yu tanımaya ve onun mucizelerini tanıyarak güçlü Tanrı’ya dua etmesini diliyorum.
Bir bayan şöyle anlatır: “1954 yılında, babam 47 yaşındaydı ve o zamanlar demiryollarında çalışıyordu. Çok hastalandı ve kısmi felç geçirdi. 2 yıl kadar yattı ama durumu ciddiyetini koruyordu. Hiçbir müdahale cevap vermiyordu ve işini kaybetmek üzereydi. Babamın amcası bize onu San Giovanni Rotondo’ya göndermemizi tavsiye etti. Orada bir peder yaşıyordu ve Allah’ın ona mucizeler bahşettiğini söylüyordu. Babamı akrabalarımız Peder Pio’nun kilisesine götürmüşler. Peder Pio kalabalık arasında babamı uzaktan görünce “Şu demiryolcuya yol verin!” diye bağırmış. Babamı tanımadan ve demiryollarında çalıştığını bilmeden hemde... Birkaç sakika sonra Peder Pio babamla özel olarak konuşmuş. Onunla sanki kardeş kadar yakın konuşuyormuş. Elini babamın omuzuna koymuş ve gülümseyerek teselli sözleri söylemiş. Babam, Peder Pio onun yanından ayrılır ayrılmaz iyiliştiğini hissetmiş. Amcam onu elinde telerlekli sandalye ile izliyordu, artık ona ihtiyaç olmayacaktı.
Bilokasyon, bir kişinin aynı anda iki yerde birden olması olarak tanımlanabilir. Azizimize tanıklık eden birçok kişi ve olay, bu ilahi durumu bize kanıtlıyor. Peder Pio, birçok kişi tarafından bilokasyon halinde görüldü. Bunun sonucunda bir çok tanıklık kaleme alındı.
Peder Pio’nun ruhsal kızlarından olan Maria Hanım, bu konu hakkında kardeşinin başından geçen bir olayı anlatır. Kardeşine dua sırasında uyku bastırır. Tam o sırada yarım eldivenli biri tarafından hafifçe tokatlanarak uyandırılır ve duaya dönmesi sağlanır. Bu kişi Peder Pio’dur ve bilokasyon halindedir.
Eski bir ordu üyesi, günün birinde sakrestiya’ya (Pederlerin ayine hazılandıkları bölüm) girer. Peder Pio’yu gördükten sonra, gözlerine inanamaz. Daha önce onunla karşılaşmış olduklarını fark eder. Hemen önünde diz çöker ve ona hayatını kurtardığı için teşekkür eder. Bundan sonra, kilisede bulunanlara Peder Pio’nun onun hayatını nasıl kurtardığını anlatmaya başlar. Bir savaş sırasında, donanma gemilerinden birinde kaptanlık yapmaktadır. Gemi ateş altındadır ve göz gözü görmüyordur. O sırada Peder Pio’yu görür. Azizimiz, kaptana olduğu yerden çekilmesini söyler ve kaptanı kendine doğru çeker. O sırada kaptanın olduğu yere büyük bir ateş topu düşer. Peder Pio, kaptanın hayatını bilokasyon halinde kurtarmıştır.
Peder Pio’yu 1917 yılında tanıyan Peder Alberto, bir gün azizimizi gözleri dalmış dağa bakar bir şekilde pencerenin önünde görür. Elini öpmek için eğilir ama elleri kaskatı kesmiştir ve misafirirnin varlığını bile fark etmez. O sırada Peder Alberto, günah çıkarılırken söylenen duayı duyar. Hemen sonra Peder Pio, aniden bir uykudan uyanırcasına irkilir ve kendine gelir. Daha sonra Peder Alberto’ya döner ve “ah, burada mısınız? Farketmemiştim” der. Birkaç gün sonra manastır baş rahibine Torino’dan bir teşekkür mektubu gelir. Mektupta can çekişen birine yardım etmesi için Peder Pio’yu gönderdikleri için teşekkür edilmektedir. Peder Pio, o gün San Giovanni Rotondo manastırında günah çıkarma duasını söylediği sırada Torino’da ölmekte olan birisinin tövbe etmesini sağlamaktaydı.
1946 yılında San Giovanni Rotondo’ya Filadelfiya’lı bir Amerikan ailesi Peder Pio’ya teşekkür etmek için gelirler. Oğulları, 2. Dünya Savaşı sırasında bir bombardıman uçağında pilot olarak görev yapmaktaydı. Hayatı Peder Pio tarafından Pasifik Okyanusu semalarında kurtarılmıştır. Oğulları şöyle anlatır: “Üs olarak kullandığımız adadan kalkan uçak, bombardıman sırasında Japon kuvvetleri tarafından vuruldu. Askerler uçağı tahliye edemeden uçak patladı ve nasıl olduğunu anlayamasam da sadece ben atlamayı başardım. Paraşütümü açmaya çalışıyordum ama açılmıyordu. Tam yere çakılmak üzereyken sakallı bir rahip tarafından tutuldum ve üssün girişine bırakıldım. İnanması çok güç ama yaşadığım tecrübe beni inanmaya zorluyor. Birkaç gün içinda bana tezkeremi teslim ettiler ve eve vardığımda annemi Peder Pio’nun önünde beni koruması için dua ederken buldum”.
Ligurya Bölgesinde ikamet eden bir gemicinin karısı misafir olarak kızının Bologna’daki evinde kalmaktadır ve orada tedavi görmektedir. Kadının kolunda kötü huylu bir tümör vardır. Ameliyat olmaya karar verir. Cerraha gider ve cerrah ona ameliyat gününün kesinleşmesi için birkaç gün beklemesini söyler. Kadın ameliyattan çok korkmaktadır. Kadının damadı, Peder Pio’ya bir telgraf çeker ve kayınvalidesi için dua etmesini ister. Kadın kızının evindeki salonda yalnızken kapı çalınır ve içeriye bir rahip girer. “Ben Pietrelcina’lı Peder Pio” der rahip. Kadına cerrahların ne dediklerini sorar ve Meryem Ana’ya güvenmesini tembihler. Kadının koluna bir haç işareti yapar ve selamlayarak çıkar. Kadın uşaklara neden Peder Pio’nun geldiğini haber vermediklerini sorar. Uşaklar içeriye kimsenin girmediği, kapıyı açmadıklarını söylerler. Ertesi gün cerrahlar kadını ameliyata hazırlarken tümörün izini bile bulamazlar.
10 Ağustos 1910 tarihinde Benevento Katedralinde Peder Pio’ya pederlik yetkisi veren episkopos, ölümünden önce Peder Pio tarafından ziyaret edilmiştir
Şu anda azizlik nişanesi verilmeye hazırlanılan don Orione, Peder Pio’nun bilokasyon hali hakkında şöyle demektedir: “Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası’nda Küçük Azize Tereza’ya mukaddeslik nişanesi verilirken Peder Pio da oradaydı. Onu bana doğru gülümseyerek gelirken görüyordum. Kalabalığa doğru ona yaklaşmak için yürüyordum ama ne zaman ona iki adım uzaklığa gelsem kayboluyordu”.
1951 yılında Peder Pio, Çekoslovakya’da bir manastır şapelinde bilokasyon halinde bir ayin yaptı. Ayinden sonra rahibeler Peder Pio’ya teşekkür edip kahve ikram etmek için sakrestiya’ya gittiler ama orada kimse yoktu. Rahibeler böylece Peder Pio’nun bilokasyon halinde olduğunu anladılar.
Peder Pio 1956 yılında Budapeşte – Maceristan’da bir hapishanede bilokasyon halinde ayin yaptı.
“Ancelle dell'Amore Misericordioso” tarikatının kurucusu olan Rahibe Speranza, Peder Pio’yu bir yıl boyunca hergün Roma’da gördüğünü söylemiştir. Eminiz ki Peder Pio, yalnızca 1917 yılınca bir kez manastıra girmek isteyen kız kardeşine eşlik etmek için Roma’ya gidip dönmüştür. O bir yıl boyunca bilokasyon halindeydi.
General Cadorna, Caporetto yenilgisinden sonra büyük bir depresyona girer ve hayatına son vermek ister. Bir gün dairesine çekilmeden önce kapıda nöbet tutan askere rahatsız edilmemesini söyler. Çekmeceden silahını alır, doldurur ve başına dayar. Tam o anda “General, böyle bir skandal yaratmak istemezsiniz, değil mi?” diye bir ses duyar. O anda General korkar ve kendini evden dışarı atar. Kapıdaki askere içeriye nasıl birisinin girmiş olabileceğini sorar. Asker kimseyi görmedini söyler. Yıllar sonra General, Gargano’da yaşayan bir rahibin mucizeler yaptığını basın yoluyla öğrenir. General, San Giovanni Rotondo’ya gider. Peder Pio ona “O akşam çok iyi geçti, değil mi General?” der.
Pietrelçinalı Aziz Padre Pio konusuna benzer konular;
Aziz Padre Pio ve Mucizeleri. Peder Pio’nun bilinen ilk mucizesi 1908 yılına denk gelir. Peder Pio, Montefusco manastırında yaşarken bir çanta kestane toplayıp teyzesine gönderir. Teyzesi kestaneleri yer ve boş çantayı anı olarak saklar. Bir akşam, gaz lambasıyla ambara girer ve kocasının sakladığı barutla çalışan tüfeğin yerinde olup olmadığını kontrol eder. Birden lambadan bir kıvılcım barutlara düşer ve bir patlama olur. Kadının yüzüne ateş harlar ve yüzü yanar. Kadın acılar içinde yüzünü kapatmak için bir şey arar. Eline gelen ilk şey sakladığı çantadır. Kadın çantayı yüzüne bastırır ve acısı o anda yok olur. Tüm yanık izleri de yüzünden silinir.
Savaş sırasında ekmek kıtlığı vardı ve manastırda ekmek sayılı kalmıştı....
Aziz Padre Pio http://www.youtube.com/watch?v=BuRi4fMtrfc&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=2XOkXkgmCPg&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=3Kl6i400Q5c&feature=related
Aziz Padre Pio Ben cok etkilendim bu goruntuleri izlerken..Bilmiyorum belki elde kayitlari olan tek yada bir kac Aziz'den biri Padre Pio.
Azizlere bizim icin dua etmelerini isterken o azizlerden birinin gercek goruntusunu gormek anlatilmasi tarifsiz bir duygu..
Asagidaki linkten izleyebilirsiniz.
http://www.vidoemo.com/yvideo.php?i=NmJZSmIwcWuRpNTZqdGs&ultima-misa-de-san-pio-de-pietrelcina-iglesia-catlica
Rab sizinle olsun
Nicoletta
Aziz Padre Pio Bkz:
http://www.hristiyanforum.com/forum/azizler-f588/pietrelcinali-aziz-padre-pio-t318851
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/5117584.jpg
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil