Theophilos
Müslümanların Barnabas İncili Sevdasının Nedenleri
KUR’AN’A RAĞMEN MÜSLÜMANLARIN BARNABAS İNCİLİ SEVDASI
Barnabas İncili ile Müslümanların kutsal yazı saydığı Kur’an arasındaki öğreti karşıtlıklarının ve tutarsızlıkların defalarca kanıtlanmasına ve gündeme getirilmesine rağmen özellikle Türkiye’de yaşayan bazı İslamcı cemaatler Barnabas İncilini Müslüman okuyuculara ulaştırabilmek için çok fazla çaba sarf ederek adeta sapkın Hristiyan öğretilerinin gönüllü misyonerliğini yapıyorlar. Bu çevreleri imanlarının esası saydıkları Kur’an ile çelişmeleri pahasına Barnabas İncili denen kitaba büyük bir tutkuyla bağlı olmaya iten sebepler nelerdir? İşte yanıtlar:
1-Gerek metinsel gerek tarihsel kanıtlar ışığında Ortaçağda yazılmış olduğuna kesin gözüyle bakılan Barnabas İncili, Müslümanların her fırsatta ortaya attığı Hristiyanlık ve İncil karşıtı görüşleri açıkça desteklemiş ve sadece varlığı ile İslam aleminin bazı iddialarının ilk kez ciddiye alınmasını sağlamıştır. Bu sayede Barnabas İncili pek çok Müslüman yazar ve eleştirmeni büyük bir tarihi kompleksten kurtarmıştır.
2-Barnabas İncili, yüzyıllardır İslam öğretisine uygun bir İncilin var olduğuna inanan ve Kur’an’daki İncil anlayışını kanıtlayabilmek için bu varsayımsal kayıp İncilin bulunmasını her şeyden çok arzulayan bazı Müslümanları çok büyük bir yük ve sıkıntıdan kurtarmıştır. Gerçekte, Barnabas İncilini yazan kişi, sadece Kur’an tarafından bilinen böyle bir İncilin ortaya çıkarılması konusunda İslam’ın ilahından ümidini kestiği için kişisel çalışmaları sonucunda hayallerdeki İncil kavramını destekleyen bir İncil yazmayı (uydurmayı) tercih etmiştir.
3-Barnabas İncilini yazan kişi, Hristiyan kökenli olması sonucunda Kur’an’ı esas almak yerine evrensel Kilisenin kabul ettiği 4 İncil metnini esas almış ve Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerinin bazı bölümlerini İslam’a uyarlamak amacıyla açıkça değiştirip bu dört kanonik metni tek bir kitap haline getirme mücadelesi vermiştir. Bu tür bir yazım tarzı aracılığıyla sözde Barnabas, İncilini yazma sebebi olan komplo teorisini de güçlendirmeye çalışmıştır. Kur’an yerine Hristiyan geleneğindeki İncil kavramıyla uyumlu olması ve dört İncil metniyle olan yapısal benzerlikleri sayesinde Barnabas İncili, Hristiyanlığı kendi silahıyla vurup içerden çökertmek isteyen Müslümanlar için Kur’an’dan çok daha değerli ve etkili bir kitaptır. Üstelik, Kur’an’da temel Hristiyan inançlarıyla ilgili olduğu iddia edilen bölümler Mesih’in doğum ve çocukluk döneminin anlatıldığı kanon dışı İncillerden gerekli değişiklikler sonrasında alıntılanmıştır. Örneğin, Meryem adını taşıyan 19. surenin ilk bölümündeki anlatının büyük bir kısmı, Sahte Matta’nın Çocukluk İncilinden alınmıştır. Sözde Barnabas ise aynı alıntılama ve değişikliği kanonik İnciller üzerinde yaparak Kur’an yazarlarından daha kurnazca davranmıştır.
4-Barnabas İncili, 4 kanonik İncil metni üzerindeki değişiklik ve derleme çalışmaları sonucunda oluştuğu için İsa adlı İslam peygamberinin hayatı ve öğretileri hakkında çok detaylı bilgiler içermektedir. Oysa Kur’an’da İsa adlı sözde İslam peygamberi hakkında verilen bilgiler hem sınırlıdır hem de netlikten uzaktır. Kur’an’da İsa denen peygamber hakkında yazılı olan ayetleri (pek çok ayet de tekrardan ibarettir ya da politik amaçlarla yazılmıştır) toplasak ancak üç sayfalık ve derinlikten yoksun bir bilgiye sahip oluruz. Kur’an’ın bu konudaki eksikliğinin farkında olan Müslümanlar için Barnabas İncili vazgeçilmez bir başvuru kaynağı ve Kur’an’ın eksikliklerini giderme aracıdır.
5-Barnabas İncilinin yazarı daha kitabının başında ortaya attığı büyük komplo teorisi aracılığıyla günümüzdeki Hristiyan öğretileriyle Kur’an kaynaklı İslam öğretileri arasındaki farklılıkların kaynağını açıklamaya çalışır. Kur’an ise Barnabas İncilinin söylediği ve Hristiyanlık karşıtı pek çok grubun yinelediği komplo teorilerinden habersizdir. Gerçekten de Kur’an’da ne Pavlus’un adı geçer ne de İznik Konsili hakkındaki iddialar yer alır. Kur’an yazarları Hristiyanlık öğretileriyle Muhammed’in öğretileri arasındaki çelişkilerin nereden kaynaklandığı konusunda bilgisiz görünmektedirler. Oysa Barnabas İncilinde bu soruya hem detaylı bir yanıt verilmektedir hem de bu yanıt Müslümanların Kur’an dışı geliştirdikleri iddialarla mükemmel bir uyum içindedir. Bu da Müslümanların Kur’an’a rağmen Barnabas İncilini yüceltmelerinde şüphesiz çok önemli bir etkendir.
6-Barnabas İncilinin bazı Müslümanlar tarafından baş tacı edilmesinin diğer önemli bir nedeni de Müslümanların Kur’an dışı geliştirdikleri ve gelenek olarak sundukları pek çok öğretinin bu düzme kitapta açıkça desteklenmesidir. Örneğin, Kur’an’ın 37. suresinde Tanrı’nın İbrahim’den oğlunu kurban etmesini istediği yazılmıştır; ki bu Kutsal Kitaptaki anlatımın kopyalanmasından ibarettir. Yaratılış kitabında (22:1-2) bu çocuğun isminin İshak olduğu belirtildiği halde, Kur’an’da (Sure 37:102) çocuğun ismi belirtilmemiştir. Müslümanlar ise büyük ihtimalle Yahudilerin gözünde kendilerini yüceltmek için bu çocuğun aslında İsmail olduğu yolunda bir öğreti yaymışlardır. Barnabas İncili ise bu geleneksel İslami öğretiyi defalarca ve çok büyük bir netlikle (13. bap, 44. bap, vb) desteklemiştir.
7-Barnabas İncili, Kur’an okumalarına rağmen Yeşua hakkında sorulan bazı sorulara yanıt vermekte zorlanan pek çok Müslümanın yardımına koştuğu ve onları büyük sıkıntı ve anlaşmazlıklardan kurtardığı için de Kur’an’a rağmen sevilmekte ve övülmektedir. Örneğin, Kur’an Mesih’in çarmıha gerildiğini inkar ederken çarmıha gerilmiş Mesih’in bir göz yanılması olduğunu iddia etmekle yetinir (Sure 4:157). Bu ayeti okuyan bir Müslümanın kafasında doğal olarak pek çok soru işareti oluşmaktadır:
Göz yanılması bir mucize ile mi olmuştur?
Neden böyle bir aldatıcı mucizeye gerek duyulmuştur?
Mesih’in yerine başkası mı çarmıha gerilmiştir? Bu yanlışlıkla mı
olmuştur?
Mesih’in suretinde başkası çarmıha gerildiyse bu kişi kimdir?
Niçin ölmüştür?
Mesih’in yerine öldüğü söylenen kişinin cesedine ne olmuştur?
Kur’an’ın bu soruları cevaplamakta yetersiz olması Müslümanları sıkıntıya sokmuştur. İşte tam böyle bir buhran döneminde sözde Barnabas, İnciline eklediği uzun ve detaylı bir anlatım (209-219. baplar) sayesinde tüm bu sorulara yanıt vermeye çalışmıştır. Müslümanların kendilerini ve Kur’an’ı sıkıntılardan kurtaran bir metne sahip çıkmaları elbette doğaldır.
8-Muhammed bin Abdullah, dönemindeki Yahudilere ve Hristiyanlara son peygamber olduğunu iddia edip onları İslam’a davet ederken peygamberlik görevinin Kutsal Kitap’ta önceden müjdelendiğini iddia etmiştir. Kur’an’ın 7. suresinin 157. ayetine göre hem Tevrat hem de İncil Muhammed’in peygamberliğini önceden bildirmektedir. Bu iddianın zayıflığının farkında olan Muhammed bin Abdullah Kur’an’ın 61. suresinin 6. ayetinde de İsa adlı İsrailli peygamberi konuşturup onun “Ahmed” adlı bir peygamberin geleceğini bildirmesini sağlamıştır. Kur’an yorumcularına göre bu Ahmed denen kişi aslında Muhammed’dir; çünkü Ahmed ismi Muhammed isminin bir çeşitlemesidir. Muhammed bin Abdullah çok büyük bir ihtimalle iddiasının daha gerçekçi ve makul görünmesi için kendi ismini Ahmed olarak şifrelemeyi uygun görmüştür.
Müslümanlar ise Kur’an’da yazılı olan bu ayetlerin gerçekliğini kanıtlamak için değiştirildiğini iddia ettikleri ve güvenilmez saydıkları Tevrat ve İncil’de yüzyıllar boyu süren peygamberlik avına çıkmışlar ve hem Kutsal Kitap’ı çarpıtmaya çabalamış hem de kendilerini gülünç durumlara düşürmüşlerdir. Barnabas İncilini yazan kişi ise İsa adlı peygamberin İslam peygamberini açıkça ve defalarca müjdelediğini söyleyerek Müslüman alemini bu sıkıntılı durumdan kurtarmıştır. Dahası, sözde Barnabas’a göre İsa denen peygamber gelecekle ilgili haberler verirken Ahmed yerine herkesin bildiği Muhammed ismini kullanmıştır (örn, 44. bap). Müslümanlar, senelerce çaba sarf ederek kanıtlamaya çalıştıkları bir iddiayı son derece kolay bir şekilde ve alenen destekleyen Barnabas İnciline minnet duygusuyla bağlıdırlar. Üstelik Barnabas İnciline göre Muhammed’in gerçek isminin ilan edilmesi konusundaki çekincesi gereksizdir. Kısacası Barnabas İncili Muhammed’in peygamberlik iddiasında daha net bir tavır takındığı için Müslümanlar için vazgeçilmez bir öneme sahiptir.