| Hardal |
|
Sorum, konu başlığına uygun değil, farkındayım ama uygun başlık bulamadığım için buraya yazıyorum. Gerekçelerimde de yanlış varsa, lûtfen düzeltiniz! Cesedin yakılması konusunda ne düşünmeliyiz? (ölü beden diriltileceğine göre... yakılma, bedenin doğal bozulmasına/çözülmesine müdahale midir?) Bildiğim kadarıyla, Ortodoks Kilisesi bunu müdahale olarak görüyor ve karşı; öyle midir? Yaşadığım ve muhtemelen öleceğim ülkenin yasalarına göre, kamu sağlığı nedenleriyle, gömülen kişinin tabutunun tamamen "geçirimsiz" olması gerek... bu durumda kişi geldiği toza/toprağa nasıl dönecek? Oysa küllerin içine konduğu kutu uzun vadede "doğal ortamda çözülür" yani dönüşe elverişli nitelikte. Ne düşünmeliyim? Yoksa bazı arkadaşların dediği gibi bu konuyu hiç mi düşünmemeliyim? |
|
Alıntı:
|
| Elçilerin İşleri 1336 "Davut, kendi kuşağında Tanrı'nın amacı uyarınca hizmet ettikten sonra gözlerini yaşama kapadı, ataları gibi gömüldü ve bedeni çürüyüp gitti |
|
Alıntı:
|
|
1 Korintliler 1540 Göksel bedenler vardır, dünyasal bedenler vardır. Göksel olanların görkemi başka, dünyasal olanlarınki başkadır. 41 Güneşin görkemi başka, ayın görkemi başka, yıldızların görkemi başkadır. Görkem bakımından yıldız yıldızdan farklıdır. 42 Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. 43 Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir. 44 Doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır. 45 Nitekim şöyle yazılmıştır: "İlk insan Adem yaşayan can oldu." Son Adem'se yaşam veren ruh oldu. 46 Önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. Ruhsal olan sonra geldi. 47 İlk insan yerden, yani topraktandır. İkinci insan göktendir. 48 Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir. 49 Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz. 50 Kardeşler, şunu demek istiyorum, et ve kan Tanrı'nın Egemenliği'ni miras alamaz. Çürüyen de çürümezliği miras alamaz. 5152 İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borazan çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek, ve biz de değiştirileceğiz. 53 Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir. 54 Çürüyen ve ölümlü beden çürümezliği ve ölümsüzlüğü giyinince, "Ölüm yok edildi, zafer kazanıldı!" diye yazılmış olan söz yerine gelecektir. 55 "Ey ölüm, zaferin nerede? Ey ölüm, dikenin nerede?" 56 Ölümün dikeni günahtır. Günah ise gücünü Kutsal Yasa'dan alır. |
|
Alıntı:
|
| Filipililer 321 O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir. |
| Hardal |
|
Cesedin yakılması konusunda ne düşünmeliyiz? (ölü beden diriltileceğine göre... yakılma, bedenin doğal bozulmasına/çözülmesine müdahale midir?) Yaşadığım ve muhtemelen öleceğim ülkenin yasalarına göre, kamu sağlığı nedenleriyle, gömülen kişinin tabutunun tamamen "geçirimsiz" olması gerek... bu durumda kişi geldiği toza/toprağa nasıl dönecek? Oysa küllerin içine konduğu kutu uzun vadede "doğal ortamda çözülür" yani dönüşe elverişli nitelikte. Ne düşünmeliyim? Yoksa bazı arkadaşların dediği gibi bu konuyu hiç mi düşünmemeliyim? |
| Hardal |
| Bildiğim kadarıyla, Ortodoks Kilisesi bunu müdahale olarak görüyor ve karşı; öyle midir? |