abud
CENNET ve CEHENNEM
CENNET ve CEHENNEM
Dindar adamın biri, duasında Tanrıdan hep cennetle cehennemin nasıl yerler olduğunu gösterilmesini istermiş. Tanrı bir gün bu kuluna bir melek göndermiş ve dualarının kabul olunduğunu söylemiş. Melek adamın kolundan tutarak yola çıkmışlar. Epey gittikten sonra büyükçe bir salona girmişler. Salonda uzunca bir masa, masanın üzerinde birbirinden lezzetli yiyecekler. Masanın etrafında da oturmuş bu yiyecekleri yemeğe hazırlanan sıska, zayıf, bir deri bir kemik halsiz insanlar. Gong çalmış ve adamlar yemeğe başlamışlar. Ama maalesef yiyemiyorlarmış. Çünkü ellerinde bir metre uzunluğunda kaşıklar varmış. Bu kaşıklarla yemeleri de şart. Kaşıkları bir türlü ağızlarına götüremiyorlar, yere döküyorlarmış. Melek adama: "Bak görüyor musun? İşte burası cehennemdir" demiş.
Adam hayretler içinde kalarak meleğe: "Efendim bu ne biçim cehennem? Ben cehennemin ateş deryası içinde avaz avaz bağıran insanlarla dolu bir yer olduğunu düşünüyordum, lütfen bana bir de cenneti gösterir misin?" demiş. Tekrar yola koyulmuşlar.
Epeyi gittikten sonra yine başka bir salona girmişler. Salonda yine aynı manzara. Uzunca bir masa. Masa üzerinde envayi türden en güzel ve leziz yemekler varmış. Masanın etrafında da, yine oturan, ama bunlar genç, güzel, yakışıklı, zinde, sağlıklı, güçlü insanlar varmış. Bunların da ellerinde yine bir metre uzunluğunda kaşıklar varmış. Bunların da bu kaşıklarla yemeleri şartmış.
Melek adama: "İşte burası da cennettir" demiş. Adam daha şaşakalarak: "Efendim şimdi daha da şaştım. Bu nasıl bir cennet? Ben cenneti güzel hurilerin, yeşilliklerin, güzel kokulu çiçeklerin... olduğu bir yer olarak düşünürdüm. Bunun sırrı, hikmeti acaba nedir?" diye sormuş. Melek adama "şimdi de bu adamların yemek yemelerine dikkat et" demiş.
Yine gong çalmış ve adamlar yemeğe başlamışlar. Ama nasıl yiyorlarmış biliyor musunuz? Diğer salonda olduğu gibi her bir birey kaşığı kendi ağzına götüreceği yerde, karşısında oturanın ağzına götürüyor ve ona yediriyormuş. Karşısındaki da öyle, yani çaprazlama veya karşılıklı olarak birbirlerine ikram ediyorlar ve birbirlerine yediriyorlarmış. Bunun için de güzelce yiyebiliyorlar, genç, güzel, yakışıklı ve sağlıklı kalabiliyorlarmış...
Sonra melek ilave etmiş: "Önceki salonda önce "ben" yani EGO vardı. Bencillik vardı. "Ben"in, yani egonun, yani bencilliğin hüküm sürdüğü her yer cehennemdir. Ama bu ikinci salonda "ben veya ego" önde gelmiyor. Karşısındaki insan önce geliyor. Burada sevgi, hizmet, fedakarlık ve kardeşlik var. Gerçek sevginin, hizmetin, fedakarlığın ve kardeşliğin yaşandığı her yer cennete dönüşür..." demiş.
"Agape" Topluluğundan bir kardeş.