Fırat Çölgeçen
Yeni gök ve yer
Yuhanna, " Kutsal kentin... gökten, Tanrı'nın yanından indiğini " gördü ( 21:2 ). böylece iki boyut arasındaki " zar ", " cennet " olarak isimlendirdiğimiz Tanrı'nın katı ile dünyamız arasındaki Perde ortadan kalkacaktır. Cennet yeryüzünde olacak, yeryüzü de cennette ! Eskiden Tanrı'nın tahtı gökteydi, yeryüzü de ayaklarının basamağıydı ( Mez. 103:19; Mat. 5:34-35 ). Ama şimdi " Tanrı'nın ve Kuzu'nun tahtı kentin içinde olacak... " ( Vah. 22:3 ). Böylece Mesih'in bizim için hazırladığı göksel meskenler ( Yu. 14:2-3 ) yeni yeryüzüne inecektir !
Kuzu ile kurtulanların cemaati arasındaki ilişki, eşler arasındaki ilişki gibi tanımlanır: " ... Kendi güveyi için hazırlanmış süslü bir gelin gibi... " ( 21:2 ); " Kuzu'ya eş olacak gelin... " ( 21:9 ). Evlilik müessesesi aslında Tanrı'nın Kendisiyle inananlar arasındaki ilişki için planlandığı sevgi bağının bir gölgesidir. Evrenin yöneldiği asıl amaç, gerçek mutluluğun ölçüsü, " gelin" in bütün ruhsal güzelliğiyle " güvey " in önüne hazır çıkmasıdır. Böylece Rab ile ona sığınanların ruhta tam birleşmelerinin ihtişamı ve parıltısı bir düğünün süsü ve görkemi gibi evrenin dört bir köşesine güzellik saçar.
Cennet, hem kutsal bir kent olarak hem de bir gelin olarak tanımlanır. Böylece asıl vurgulanan şey, sonsuz yaşamın fiziksel düzeni değil, sonsuz yaşamın ruhsal niteliğidir. Yani beraberliği, kutsallığı ve sevgisi... Mezmurlarda dile getirildiği gibi: " İşte kardeşlerin birleşmiş olarak oturması ne iyidir ve ne hoştur !... Rab orada bereketi, ebedi hayatı buyurdu " ( Mez. 133:1-3 ). Bu kozmik ailenin yetkin yaşamı ve mutluluğu, tanrı'yla inananların ruhsal bir düğünde tam birleştiklerinde tamamlanacak.
" İşte Tanrı'nın konutu insanların arasındadır. tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O'nun halkı olacaklar. tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak " ( Vah. 21:3 ). Aden bahçesinden beri ( Tanrı bahçenin ortasında geziniyordu... " ; yar. 3:8 ) , iman atalarına kendini gösterirken ( Yar. 18:1 ), İsrail halkını seçip onlara ilk tapınağı yaptırırken ( Çık. 25:8; 29:42-46; Lev. 1:1; 26:11, 12; Say. 7:89; tes. 6:15 ), Mesih'i gönderirken ( kendisi İmmanuel'dir; Mat. 1:23 ), kilisesini oluştururken ( 1. Ko. 3:16; 6:19 ), bütün bu dönemler boyunca - ebedi cenneti yeryüzüne indirene kadar - O'nun amacı insanlarla beraber yaşamaktı.Şimdi artık bu mükemmel beraberlik gerçekleşir ! O zaman insan bütün yüklerinden kurtulacaktır ( Çık. 33:14; Mat. 11:28-30 ). O zaman da insan bütün sevgisini tapınma ve hizmet olarak Tanrı'ya cömertce adayacak. Tanrı da bütün doluluğunu insanlara takdim edecek: " Öyle ki, Tanrı'nın tüm doluluğuyla dolmanız için , sevgide köklenmiş ve temellenmiş olarak bütün kutsallarla birlikte Mesih'in sevgisinin ne denli geniş ve uzun, yüksek ve derin olduğunu anlamaya ve bilgiyi çok aşan bu sevgiyi kavramaya gücünüz yetsin " ( Ef. 3:16 ). Bu yakınlığı dünya ölçüleriyle ifadee etmek mümkün değildir. Ama onun nasıl başlayacağını anlatan bir duygu ölçüsü vardır:
" Onların gözlerinden bütün yaşlar silinecek... Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak... " ( Vah. 21:4 ). Acılar Tanrı'nın tasarısında yoktu. Acı, Tanrı'da yoktur. O'nun özü mutluluktur. Ama O'ndan uzaklaşmak, mutluluğun yokluğuna, acının özüne batmak demektir.Günah, ölümü meydana getirdi. Ölüm bir şeylerden kopmaktır ve yara olunca yırtılan etlerin acısı gibi her türlü kopuş, ruhsal kopuş dahi, acı verir. İnsan günaha düştüğü anda her şeyden kopmaya başladı. Önce tanrı'dan, sonra eşinden, kendi saygınlığından... En son kendi bedensel hayatından koptu. Bu, acı, acı; bencillik; bencillik ise haksızlık meydana getirdi. Günah, acıya acı kattı ve o günden beri insanoğlu gözyaşı döküyor. Bazen ümitsizliğin, sevdiklerimizi kaybetmenin, haksızlığa uğramanın getirdiği, bazen ise suçluluğun, pişmanlığın, kin ve nefretin getirdiği gözyaşlarıdır. Ama öyle bir gün geliyor ki, gözyaşı döktüren veya döken, insana acı veren bütün nedenler ortadan kalkıyorr. Çünkü, " Artık ölüm olmayacak " ( vah. 21:4 ). Ölümün yol açtığı Tanrı'dan ayrılık, yalnızlık ve anlamsızlık ortadan kalkacak. Daha da önemlisi, bu sadece acıların yokluğu ile kavuşulan bir rahatlık değildir. Tanrı'nın kendisi, bütün gözyaşlarını silecek. " Ne mutlu yaslı olanlara ! Onlar teselli edilecekler " ( Mat. 5:4 ). Yüce Tanrı, kendi mutluluğunu tattırmak için insanlara bütün ilgisini ve sevgisini gösterecektir. O'ndan artık ayrılmamak üzere, yeryüzündeki hayatlarında Kendisine sığınmış olanları bağrına basacaktır. Aslında özü sevgi olan Tanrı, çocuklarının bütün acılarıyla kederlenir. Onların bütün üzüntülerini paylaşmıştır. Tanrı bunlara neden olacak her şeyi ortadan kaldıracak, çünkü bütün o acıları hatırlıyor. Her bir acı için, yürekteki bütün yaraları iyilerştiren sevgisinden gereken payları hazırlamıştır. " Çektiğim acıları kaydettin, gözyaşlarımı tulumunda biriktirdin ! Bunlar defterinde yazılı değil mi ? " ( Mez. 56:8 ) Şimdiden biliyoruz ki, imanla çekilen hiçbir acı boşa gitmez. Acılarımız, Tanrı'nın yüreğinde yer ediyor ve hikmetiyle bir hayır için kullanıyor. Üstelik bir gün bütün bu acıların karşılığını, O'ndan gelen teselli olarak göreceğiz. ( Carlos MADRIGAL )
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.