Fırat Çölgeçen
Cinsel gelişim
Ana babayla çocuk arasındaki ilişkinin inceliklerini anlamak, büyük önem taşır. Ailedeki bir çocuğun, kabul edebildiği davranış biçimini; başka bir çocuk, kabul edemeyebilir. Bir çocuğun gözünde, anne ve babaya güven eksikliği önemsizken; başka bir çocuk için yıkıcı olabilir. Çocukların biri, ana babayı suçlayıp reddederken; diğer çocuk, onlardan daha fazla sevgi bekleyebilir. Başka deyişle, ana babayla çocuk ilişkisinin son derece karmaşık olduğunu anlamalıyız.
Bu nedenle; ana babadan gelen aynı etkilere açık olan iki erkek kardeşten biri, eşcinsel eğilimler göstermeye başlarken diğeri göstermeyebilir. Diğer çocuk, ana babadan gelen etkileri farklı değerlendirmektedir. Babasına diğer kardeşinden daha yakınlık duyabilir. Babasından uzaklaşmak yerine, kendi erkeksi kimliğini korumak ve geliştirmek için babasının etkisini kullanabilir. Ancak bu farklılıklar, ana babanın çocukla ilişkisinin önemini azımsayamaz. Her çocuk, kişisel eğilimleri ne olursa olsun, ana babasının ilgisine ve korumasına büyük ihtiyaç duyar. Ana babanın sevgisi, çocuğun öz değer duygusunu geliştirir. İhmal ise, bu duyguya zarar verir.
Ana babalar, ağır ağır yükselen bir binanın çevresindeki yapı iskelesine benzetilebilir. Çocuktaki yaşamın amacını ve anlamını örterler, korurlar ve geliştirirler. Çocuk büyüdükçe ve bu örtü değiştikçe, ana babanın çocukla ilişkisinin yakınlık ve yoğunluk derecesi de değişecektir. Ancak yapı iskelesindeki - Tanrı'nın çocuğu korumak ve geliştirmek amacıyla tasarladığı ana baba örtüsü - büyük boşluklar çocuğun, o alanlarda savunmasız kaldığı ve korunmadığı anlamına gelecektir. Sonuçta çocuğun sağlığı ve kişiliği, çöküntüye uğrayabilir.
Çocukta cinsel güvensizliği yaratabilecek olan ana babalık boşluğuna dikkat etmek gerekiyor. Tanrı, ana babamızı gerçekte ve sağlıklı bir şekilde sevmemizi ister. Bir kişinin, kendi gelişimi sırasında yaşadıklarıyla yüzleşmesi birinci adımdır. Kişi, bunlarla yüzleşmeli, ana babasını bağışlamalıdır. Böylece, yaralarını ve acılığını geride bırakıp gerçek gelişim ve barışma yolunda yürüyebilir.
Çocuğun cinsel kimliğinin sağlığında ve gelişiminde, hem anne hem de babanın can alıcı bir önemi vardır. Ancak bu roller, farklıdır. Erkek çocuk için babası, kız çocuk ise annesi cinsel özdeşleşmenin ana kaynağıdır. Anne, kızı için dişiliğin temsilcisidir. Baba da, oğluna erkekliğin ana simgelerini ve sıfatlarını aktarır. Sağlıklı olsun ya da olmasın bunlar, çocuğun gelişimini derinden etkileyen unsurlardır.
Ana babalar, belli davranışları ve tavırları sergilemekten çok daha fazlasını yaparlar. Çocuğa bir kimlik miras bırakırlar. O halde anne ya da babanın çocuğa sağlıklı bir örnek oluşturması, yeterli değildir. Aynı sağlıklı yaklaşımın çocukla ilişkilere de yansıması gereklidir. Çocukla geliştirilen yakın ve sıcak ilişkiler aracılığıyla onun cinsel kimliği oluşacak ve gelişecektir.
George REKERS'ın hazırladığı bir çalışma, ilişkinin önemli rolünü gözler önüne sermektedir. Çocuğun, aynı cins ebeveynlerle ilişkisinin yakınlığı, onun cinsel kimliğinin belirlenmesinde birinci derecede rol oynamaktadır. Ebeveynin çocukla ilişkisi, rolünden daha önemlidir. Böylece, çocukla aynı cinsten olan ebeveynin onaylayıcı ilişkisi, eşcinsel eğilimlerin önünü keser. Çarpık bir ilişki ise, ters etki yaratacaktır. Araştırmacı bir psikolog olan Elizabeth MOBERLY, çocukla aynı cinsten olan ebeveynin ilişkisinin , özellikle ilk yıllarda son derece önemli olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu bayanın kitaplarında, aynı gerçek vurgulanmaktadır. Kız ya da erkek çocuk, erkekliğe ve dişiliğe daha ilk yıllarda sahiptirler. Ancak bu unsurların desteklenmesi ve onaylanması gerekmektedir. Bu da yalnızca aynı cinsten ebeveynin ilişkisiyle mümkün olacaktır. Başka bir yazar da, " Erkeğin Ruhunun İyileşmesi " adlı eserinde bu gerçeği vurguluyor.
Dr. Moberly, çocuğun aynı cinsten ebeveyniyle ilişkisindeki çöküntünün sonuçlarına eğiliyor. Bu ilişkiyi zedeleyen çok sayıda etkinliği dile getiriyor. Bunlar, ana babanın tacizi, duygusal ve bedensel yokluğu, ölüm, hastalık, ihmal ve ana babanın kişisel sorunları olabilir. Bu tür çöküntüler, çocuğun kendi cinsiyle yakınlık kurmasına ve özdeşleşmesine engel olur. Çocuk, sonuçta güvenli bir cinsel gelişimden yoksun kalacaktır.
Dr. Moberly, ilişkideki çöküntüye ana babanın katkılarını sıraladıktan sonra çocuğun, bunlara gösterdiği tepkilere yer veriyor. Anne ya da babasında gördüğü acı verici ve güvenilmez unsurlara tepki gösterirken; kendisini duygusal yönden uzaklaştırır. Çocuk, daha fazla incinmemek için ana babasıyla arasına koruyucu bir duvar örer. Bu duvarın arkasında çocuğun, kendi cinsiyle yakınlık kurma ve özdeşleşme ihtiyacı olduğu gibi durmaktadır. Bu gereksinim, düdüklü tencerede kaynayan duygulara benzetilebilir. Bir yanda ihtiyaç ve arzu, diğer yanda ise kendi cinsinden olan ebeveynle ilişkisindeki çöküntü ve güvensizlik vardır. Bu çatışma, çocuğun ruhuna sıkışık kalır.
Koruyucu duvar, çocuğun kendi cinsine yaklaşımını engeller. Çocuk, yalnız anasına ya da babsına güvensizlik duymakla kalmaz; kendi cinsel kimliğinin yetersizliğini de görür ve kendisini reddeder. Koruyucu duvar kalınlaşır ve ana babanın açabileceği yaralara karşı savunma sağlama amacının çok daha ötesine geçer. Çocuk, kendi cinsinin sunduğu sağlıklı ve uygun yakınlaşmaya direnmeye başlar. Erkekliğin ve dişiliğin olumlu yönleri sorunlu ana baba ilişkisi yüzünden rededilir. Örneğin erkeksi güç, tacizci olarak nitelendirilerek reddedilir. Kadınsı savunmasazlık, zayıflık ve çaresizlik olarak görülerek reddedilir. Çocuk, kendi cinsinden yaşıtlarına karşı ürkek ve savunmacı bir tavır takınır. Sağlıklı ilişkiler kurmak yerine kendini soyutlamayı tercih eder.
Korku ve güvensizlik, çocuğun kendi cinsinden olanları algılama biçimini etkiler. Cinsel kimlik, sağlıklı bir destek yerine çelişki kaynağı olarak görüldüğünden çocuk, ergenliğin tehlikeli tuzaklarına doğru ilerler; krizle mücadele etmek için yalnış yöntemlere bavurur.
Dr. Moberly'nin araştırmasına göre, aynı cinsle tensel olmayan yakınlaşma ve özdeşleşme ihtiyacı, koruyucu duvarın arkasında kalır. İhtiyaç, giderek yoğunlaşır ve acil bir çözüm gerektirir. Ergenlik cinselliğinin ateşiyle birleşen ihtiyaç, tenselleşir. Bireyin kendisi, bunu bilmemektedir. Ama hissettiği eşcinsel eğilimler, derinlerinde yatan ve tensel olmayan ihtiyaçların dışavurumudur.
Eşcinsellikle mücadele edenler, cinsel eğilimlerinin altında normal ve olağan bir ihtiyacın yattığını öğrendiklerinde büyük bir rahatlama duyacaklardır. Çarpık eğilimlerin kölesi olan sapıklar değillerdir. Yüreklerindeki masum ve olağan ihtiyaç, çarpık bir yoldan açığa çıkmaktadır. Bunu gören kişiler, ihtiyaçlarını sahte bir çözümle gidermek yerine doğru yoldan gidermek için büyük bir özgürlüğe kavuşurlar.
Arkadaşa ihtiyaçları vardır, ama özde eşcinsellik yanılgısını ateşleyecek arkadaşlara değil. İçlerindeki çalkantıların dinmesi için Tanrı'ya ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca, kendi cinslerine duydukları yakınlık ve özdeşleşme ihtiyacını karşılayıp destek olacak sağlıklı kişiler gerekmektedir ( Andrew COMISKEY )
Rab'bin sevgisi ve ışığının sarmalında kalınız.