* Teşekkür Etmeyi Öğrenmek
Cüzamlı on hastanın iyileşmesi mucizesinin ardından, bunlardan sadece biri geri dönüp İsa’ya teşekkür etmişti. O zaman İsa şöyle dedi: "İyileşenler on kişi değil miydi? Diğer dokuzu nerede?" (
Luka 17,11).
Hiçkimse teşekkür edemeyeceğini söyleyemez, hayatında hiç dua etmemiş bir insan bile teşekkür etmeyi becerebilir. Tanrı bizi zeki yarattığı için şükretmemizi bekler.
Elimizi sürdüğümüz herşey Tanrı’nın bize bir armağanıdır. Sabahtan akşama kadar O’nun armağanlarına boğuluyoruz. Şükran duymalıyız. Bunun için kalbimizi içten bir teşekküre açmamız yeterlidir.
Şükran duası inanç ve Tanrı duygusunu içimizde geliştirme yolunda yapılan bir çalışmadır. Önemli olan bunun içten bir teşekkür olmasıdır.
Pratik Tavsiyeler: Önemli olan, Tanrı’nın bize verdiği armağanlar üzerine kendimizi sık sık sorgulamamızdır. Bunlar belki de : hayat, zeka ve inançtır. Ama Tanrı’nın bize sunduğu armağanlar öylesine sonsuzdur ki bunlar arasında Tanrı’ya hiç teşekkür etmediklerimiz dahi vardır. Hiç teşekkür etmeyen birinin, en yakınındakilerden, ailesinden ve arkadaşlarından başlayarak teşekkür etmeye başlaması gerekir.
* Duayı Bir Sevgi Deneyimi Haline Getirmek
İsa dua ediyordu : "Baba" dedi, "mümkünse bu kase benden uzaklaştırılsın. Yine de benim değil, senin istediğin olsun" (
Markos 14,35-36).
Duada birçok aşama vardır, ama herşeyden önemli olan sevgi tecrübesidir. Tanrı ile sadece çene çalınan zamanlar da vardır ama sadece konuşmakla sınırlandığımız takdirde, derin duaya henüz girilmemiştir, en iyi dua sevmektir. Teşekkür eder ve yalvarırsak dua etmiş oluruz.
Dua bizim için Tanrı arzusu ile kıyastır ve içimizde hayatımızla ilgili somut kararlar olgunlaştırmalıdır. Yani sevmekten çok, kendimizi Tanrı sevgisine bırakmak anlamına gelmektedir. Sadakatle Tanrı arzusuna uymaya başladığımız zaman, Tanrı da bizi sevgiye boğacaktır. "Göklerdeki Babamın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur" (
Matta 12,50).
Pratik Tavsiyeler: Dualarınızı genellikle şöyle bitirin : "Rabbim, benden ne istiyorsun?", "Rabbim, benden memnun musun? Bu konuda senin arzun nedir?"
Kendimizi hep somuta indirgemeye alıştıralım. Duamıza belirgin birkaç kararla son verelim. Böylece görevlerimizde daha başarılı oluruz.
Sevdiğimizde dua edelim, Tanrı’ya somut birşeyler söylediğimizde sevelim. (O’nun bizden beklediği ve O’nun hoşuna giden). Gerçek dua, her zaman başka bir duanın ardından gelir.
* Tanrı’nın Gücünü Kötü Taraflarımız Üzerine Yoğunlaştıralım
Aziz Pavlus şöyle diyordu : "Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim" (
Filipililer 4,13).
Dua etmek Tanrı’yı kendi somut gerçeklerimizle sevmek demektir. Bu da günlük gerçeklerimizle (görevlerimiz, sıkıntılarımız ve zayıflıklarımız) yüzleşip bunları samimi bir şekilde Tanrı arzusu ile karşılaştırmak, güven ve alçakgönüllülükle Tanrı’dan görevlerimizi O’nun istediği gibi yerine getirmek için güç istemek demektir.
Tanrı’dan dua sırasında, gerçekten istediğimiz şeyleri istemezsek, dua bize güç vermez. Sık sık karşılaştığımız engeli gerçekten belirler ve Tanrı’dan bunu aşmak için güç istersek, o engeli gerçekten aşmak istiyoruz demektir. Tanrı bize gücünü, ancak biz de kendi gücümüzü tamamıyla ortaya koyduğumuzda iletir.