Pratik Tavsiyeler: Dua, harekete geçmek için yapılan hazırlık aşaması, harekete geçmemiz için gerekli olan ışık, güç ve başlangıç noktasıdır. Tanrı arzusunun ne yönde olduğunu araştırmak gerekir.
Duaya, o an en önemli olan problemden başlamak en iyisidir: Tanrı kendi arzusuyla uyumlu olmamızı ister.
Düşünmek, karar vermek ve yalvarmak : eğer yaşadığımız zorluklarda Tanrı gücüne ihtiyaç duyuyorsak, duamızın bu üç aşamadan geçmesi gerekir.
* Basit Bir Duadan Derin Bir Konsantrasyona Geçmek
İsa şöyle der : "Gelin, tek başımıza tenha bir yere gidelim de biraz dinlenin" (
Markos 6,31).
Sade dua veya "sessizlik duası", sözlerden, düşünceler ve hayallerden arınarak kendimizi onun önüne koymamızdan ibarettir.
Bu duada en önemli nokta konsantrasyondur. "Sessizlik dua"sı beyinsel temizliktir. Bu sayede konsantrasyonumuz kolaylaşır ve derin bir duaya geçebiliriz.
Sessizlik duası, Tanrı önüne çıkmak için verdiğimiz bir çabadır. Burada zekamız ve hayalgücümüzden çok motivasyonumuz ön plandadır. Sadece tek bir düşünce üzerine yoğunlaşarak hayalgücümü frenlemem gerekir bu da Tanrı önüne çıkmaktır. Bu duadır, çünkü Tanrı’ya karşı dikkat göstermektir. Yorucudur, ama bu bir tapınmadır. "Tanrı’ya sevgiyle bakıyorum, Tanrı bana sevgiyle bakıyor." (Peder De Faucauld)
Uzmanlık alanı bu metod olan Avila’lı Azize Teresa, bunu "her zaman aylak" gezenlere önerir. Ve şöyle der: "Rab, bana bu metodu göstermeden evvel, hiçbir zaman zevk almamıştım ve tatmin olmamıştım." Sonunda da bir öğüt verir : "Uzun meditasyonlar yapmayın, sadece O’na bakın."
Gandhi de şöyle derdi : "Duayla ilgisi olmayan pek çok söze, sözsüz bir dua yeğdir."
Sade dua, asil ve herkese açık bir duadır. Kendi kendimiz olmaktan çok bizi değiştiren Tanrı ile birlikte olmaktır.
Pratik Tavsiyeler: Bu egzersizi, Efkaristiya Ayini sırasında veya sessiz sakin bir yerde, gözlerinizi kapayıp sizi saran Tanrı’nın varlığını düşünerek yapmanız yararlıdır : "O’nda yaşıyor ve deviniyoruz; O’nda varız" (
Elçilerin İşleri 17,28).
Aynı zamanda sessizliğe ve duruşa da dikkat etmek gereklidir.
Eğer Tanrı üzerine yoğunlaşmakta zorlanıyorsanız "Baba, Mesih İsa, Doğrunun Yolu İsa ve Hayat" gibi basit kelimeler kullanmak, nefesinize dikkat etmek veya bir Rus gezgincinin ettiği duayı etmek yararlıdır : "Tanrı’nın Oğlu İsa, bu günahkara merhamet et".
Dinlemek
"Marta’nın Meryem adındaki kızkardeşi, Rab’bin ayakları dibine oturmuş O’nun konuşmasını dinliyordu. Marta ise işlerinin çokluğundan ötürü telaş içindeydi. İsa şöyle dedi: "Marta, Marta, sen çok şey için kaygılanıp telaşlanıyorsun. Meryem iyi olanı seçmiştir ve bu kendisinden alınmayacaktır" (
Luka 10,39-42).
Anlamamız gereken duadaki anahtar kişinin, biz değil Tanrı olduğudur. Dinlemek, Tanrı’yı ve O’nun ışığını beklemektir; Tanrı’yı sevgiyle dinlersek, O’na nasıl cevap vereceğimizi de öğreniriz.
Tanrı bir jeton attığımızda ya da biz arzu ettiğimizde değil, kendisi istediğinde konuşur. Zaman zaman, kendini konuşmadan da ifade eder. Normalde sadece, biz O’nu dinlemeye hazır olduğumuzda konuşur.
Tanrı, ölçülü ve güvenilirdir. Kalbin kapılarını hiçbir zaman zorlamaz. "İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Eğer biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim, ben onunla ve o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz" (
Esinleme 3,20).
Tanrı’ya danışmak kolay değildir. Ama doğru yolda olduğumuzu belirten çok açık işaretler vardır. Tanrı konuştuğunda hiçbir zaman iyi duygularımızın ve görevlerimizin karşısına çıkmaz. Ama arzumuzun karşısına çıkabilir.
Pratik Tavsiyeler: Dinlemek, bizi rahatsız eden bir problem konusunda Tanrı’ya danışarak ya da Kutsal Yazılar aracılığıyla Tanrı’nın ışığını arayarak gerçekleştirilebilir.
Duayı, her türlü kaçışı engelleyecek birkaç soru üzerine kurmak önemlidir: "Tanrım, bu durumda benden ne istiyorsun? İncil’in bu sayfasıyla bana ne anlatmak istiyorsun?"
Tanrı’nın arzusunu bulmayı amaçlayan dua, Hıristiyan yaşamına güç verir, kişiliği geliştirir, somutluğa alıştırır.