Ayasofya'da ayin hakkında Ortodokslardan açıklamalar konusu
453 kez okundu,
0 kez cevaplandı. En son mesaj
admin1 Ken Block tarafından gönderildi.
Ayasofya'da ayin hakkında Ortodokslardan açıklamalar konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

24-09-10, 16:34
admin1 Ken Block
İoanis Sidiras, teolog, kilise tarihçisi
- “Kris Spiru’nun girişimi tehlikeli kabul edilemez”
- “Harekette eksiklikler ve birçok sorular bulunuyor”
- “Teoloji ve kilise açısından Dünya Cemaati kavramı geçerli değil”
“Dünya Ayasofya Cemaati” ve Kris Spiru’nun 17 Eylül tarihinde İstanbul’da Ayasofya’da ayin yapma kararı, birçok kesim tarafından tepkilere yol açtı. Sonuç olarak bu eylem iptal edildi. Bunun yerine de, Evros ilindeki Kipi Yunanistan-Türkiye sınır kapısında dua okumakla yetindiler.
Teolog ve kilise tarihçisi sayın İoanis Sidiras ile yaptığımız söyleşide, bize bu konu ile alakalı görüşlerini anlattı. Sayın Sidiras, bu eylemi tehlikeli bir eylem olarak nitelendirdi, hem Patrikhane, hem de Azınlık için. Bu eylem yüzünden bunca yıldır olumlu işler yapan Patrikhanenin çabalarının boşa gitme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Sayın Spiru Patriği küçümsedi
P.: Kris Spiru’nun 17 Eylül tarihinde Ayasofya’da ayin yapma kararı birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı. Sizin bu duruma bakışınız nedir?
İ. S.: Bu eylem hareketi sayın Spiru’dan başladı. Sayın Spiru “Dünya Ayasofya Cemaati”nin kurucusu, oysa kilise tarihi açısından böyle bir kavram geçerli değil aslında, çünkü Ortodoks Kilisesi ve Teolojisinde böyle bir kavram bulunmuyor. Cemaatler belirli sınırları olan yerlerde bulunurlar. Bu grup insanlar, nerden geldiğini bilmediğimiz bir papazın da katılımıyla, Ayasofya’da ayin yapmaya kalkıştılar.
Herşeyden önce bir hatırlatma yapmak istiyorum. İstanbul’da Ayasofya, Megalomartiros Sofia gününü kutlamıyor, sadece Tin Theu Logu Sofia’ya ithaf ediyor, yani Agia Triada’nın ikinci şahısına, İisu Hristos’a. O da Bizans İmparatorluğu zamanında, Hristugenna gününde kutlanırdı.
Bu eylem, Patrik sayın Vartholomeos’un sorumluluğu ve niyeti dışında gerçekleşmiş bir eylem. Diğer yandan da, Türkiye hükümeti tarafından, bu eyleme izin de verilmedi. Asıl olarak söylemek istediğim, bu grup insanın eylem planı kabul edilemez bir durum ve tehlikeli, hem Patrikhane için hem de Rumlar için. Patriğin kendisini belirgin bir şekilde küçümsemiş oldular ve görüşünü ve duasını hiç istemediler. Ayrıca, bu son zamanlarda Patrikhane’nin Türkiye hükümeti ile, en iyi duruma gelen ilişkilerini de tehlikeye atmış oldular. Özellikle son zamanlarda, Kapadokya, Bergama, Ayvalık, Efes, Trakya ve son olarak Trabzon’da Sümela gibi birçok kiliselerde ayinler yapılması, Patrikhane’nin başarısını gösteriyor. Bunun dışında, 2011 yılında, Ruhban Okulunun da açılacağı söyleniyor. Büyük bir üzüntüyle söylüyorum ki, bu eyleme kalkışan grup, bütün bu gelişmeleri ve genel durumu, hiç göz önünde bulundurmadı. Patrikhane’nin rolünü küçümsedi.
Ortodoks Kilise ve Teolojisine göre İstanbul’da ve bu konuda Hakka sahip ve bunlara hakim kurum Patrikhane. Soru da şu, nasıl oluyor da, sadece bir papaz ile, buradan sorumlu Başpiskopozdan izin almadan böyle bir ayin yapmaya kalkışıyorlar?
P.: Bu eylemin, gerçekleşmesi halinde, Patrikhane ve Türkiye hükümeti arasındaki iyi ilişkileri zedeleyebileceğine mi inanıyorsunuz?
İ. S.: Türkiye hükümeti ile Patrikhnae arasında ilişkiler iyi noktaya gelmiş bulunuyor ve daha da iyiye gittiği görünmekte. Fakat bu eylem gerçekleşseydi ilişkiye zarar verirdi. Zaten Patrikhane, hakları için elinden gelen en büyük gayreti hep gösteriyor. Bu eylem de, belirli kesimlerin istifade edebileceği bir araç haline dönüşebilirdi. Hükümete zarar vermek amacıyla, bundan aşırı taraflar istifade ederdi, ve bu sayede, ilişki seviyesini yükseltmiş olan hükümet ve Patrikhane ilişkisine de yara aldırırdı. Böylece daha birçok hak talepleri bulunna Patrikhanenin de yolu kesilmiş olurdu, çünkü bilindiği gibi karşılıklı görüşmeler devam ediyor ve Patrikhanenin daha istekleri bitmedi. Hukuksal kişiliğinin tanınması, Mülkiyetinin geri iadesi ve Ruhban okulunun açılması gibi önemli konular halen sürüncemede. Bir heveslenme, romantik bakış açısı, saflık ve yüzeysellik gibi duygularla böyle tehlikeli ve Patrikhanenin rolünü küçümseyerek bir işe kalkışmak anlaşılabilir değil.
Tamamen Patrik’den habersiz, ne bir izin, ne bir dua istemeden bu şahisin bu eyleme kalkışması, Onu hiçe saydığının bir göstergesi. Ayrıca, “Patrik orada rehine olarak tutuluyor ve başkalarının çıkarları amacıyla” gibi kıskırtıcı açıklamalarla da bunu herkeze gösterdiler. Patrikhane’yi sanki bir türk kurmuymuş gibi ele aldılar ve Patrikhane’nin kendi mekanında, ondan izinsiz, bir papaz ile ayin düzenlemeye kalkıştılar. Bunun gibi eylemler olduğunda, diğer ortodoks kiliseleri ne diyecek, nasıl yorumlayacaklar bunları? Biz Rumlar, Patrikhanenin teolojik, tarihsel ve manevi rolünü küçümsersek, onlar da ciddiye almazlar tabii.
Papaz’ın ayin yapabilmesi için, Patrikhane’den izin alması gerekiyordu
P.: Sayın Sidira, ayini yapması planlanan papaz, Amerika Başpiskoposluğuna ait değil mi? Bu problem yaratmıyormu?
İ. S.: Bu papazın hangi kiliseye ait olduğu sorusu doğuyor tabii doğal olarak. Avrupa’daki Patrikhanenin bir piskoposluğuna mı, yoksa Amerika’daki Başpiskoposluğa mı ait olduğu belli değil. Bunlar bi kenara, bu ayini yapmaya karar verdiğinde, ait olduğu yerin piskoposundan izin alması gerekiyor. Örnek olarak Amerika Başpiskoposluğundan ise, oranın Başpiskoposundan izin alması, onun da, bütün başpiskoposların başı olan İstanbul’daki Patrikden izin alması gerekiyordu.
Bu hareket Fener – Türkiye hükümeti ilişkilerini yüzyıl öncesine götürürdü
P.: Sayın Kris’in bu tavrı ve siyasi bir kişilik olarak da daha dikkatli olması gerekiyorken bu eyleme kalkışması, bir saflık girişiminden öte...
İ. S.: Bu eylemde birçok eksiklik ve doğan sorular var. Sayın Kris diplomatik düzeyde bir siyasici ve atacağı adımlara tavırlarına dikkat etmesi gereken bir kişi. Fakat çok saf davranan biri bile bu eylemin olumlu sonuçları olmayacağını düşünebilirdi. Bu eylemin arkasında, sadece heves, heyecan mı olduğunu anlayamıyorum doğrusu, yoksa romantizm veya saflık mı. Bildiğim kadarıyla da zamanında Klinton’un danışmanlığını yapmış bir kişi ve siyasi açıdan da bunun sonuçlarını anlaması gerekiyordu, çünkü diploması bildiğiniz gibi televizyonlarda ve radyolarda yapılmıyor.
Sayın Kris, yaklaşık beş yıldır bunun reklamını yapıyordu ve Kuzey Yunanistan’daki bir kanalın programına da çıktı ve onu o zamandan hatırlıyorum. Siyasici olarak, bunun gibi ciddi meselelerde, dolarların Türkiye’de kapıları açmadığını bilmesi gerekiyordu. Patrikhanenin hak talepleri için, yunan-amerikan lobisinin de rolü önemli. Fakat bu hareket, sadece bunları memnun etmemekle kalmayıp, Türkiye hükümetinin Fener ile ilişkilerini yüzyıl öncesine götürecekti. Son yıllarda yoğun çabalarla katedilen başarılı aşamaları da yıkacaktı.
Mesele kışkırtmamakta
P.: Gazetemizde de yayınlanan Patriğin bu konuda görüşü, Ayasofya’da ayin olacak şeklinde duyumlar oldu sadece. Sayın Kris Patrikhane ile hiç bi iletişime geçmedi?
İ. S.: İmeros Agia Marina Dini Derneğine ziyareti sırasında,
Patriğe bu konu sorulduğunda, Ayasofya’nın yeniden çalıştırılması konusunda söylenenlerin hiçbirinin geçerli olmadığını belirtti.
Adı geçen kişinin Patrikhane ve Türkiye hükümeti ile hiçbir bağlantısı ve iletişimi olmadığı belirtildi ve ayrıca gereken prosedürleri bilmesine rağmen, izin gibi işlemler için başvuruda bile bulunmadığı vurgulandı. Ayasofya’nın yeniden çalıştırılması konusunda, Patrik ile görüşme talebinde bile bulunmaması, ona karşı tavrını da ortaya koyuyor. Bunun gibi konular olgunluk ve birliktelik istiyor ve doğru zaman geldiğinde herşey olabiliyor bu hayatta, Sümela Manastırında olduğu gibi. Orada, öncesinde başarılı diplomatik bir eylem gerçekleşti, çalışma iznin çıkması için. Sonuç olarak da Sümela Manastırında ayin yapıldı. Gelecekte, doğru zamanda Ayasofya’da da aynısı yapılabilir. Fakat, önemli olan bunları kışkırtmadan, diplomatik ve siyasi şartları yerine getirerek hareket etmek.
P.: Sayın Sidira, Dünya Cemaati kavramının Ortodoks Kilisesinde var olmadığını belirttiniz. Bu kurum tam olarak nedir?
İ. S.: Bu eylem kalkışan şahıs yıllar önce “Dünya Ayasofya Cemaati” isminde bir kurum oluşturmuş. Bunu da Patrikhane’nin dışında ve kutsaması olmadan yapmış. Ne bir izin, ne de bi işbirliği olmadan kurulmuş bu cemaat. Diğer yandan, zaten teoloji ve kilise tarihi açısından Dünya Cemaati diye bir kavram söz konusu değil, çünkü Universalize Epitropus, Dünya Piskoposu olarak birtek Papaz oluyor. Ortodoks teolojisinde ise ne Dünya Piskoposu, ne de Dünya Cemaati bulunuyor. Bütün bunlar günümüzde çok sanal şeyler. Sonuç olarak bu eylemin iptal edilmesi çok olumlu bir gelişme ve Evros ilindeki Türkiye Yunanistan sınır kapısında buna yönelik sadece küçük bir ayin yapmış olmaları, bizim bildiğimiz son eylemleri oldu. Asıl eylemleri gerşekleşmese de, bu olay, bazı kesim tarafından istifade edileceğine korkuyorum. Umarım, Fener ve Türkiye hükümeti arasındaki ilişkilerin zedelenmesine yol açacak düzeyde olmaz.
http://www.hristiyangazete.com/2010/...n-aciklamalar/
Ayasofya'da ayin hakkında Ortodokslardan açıklamalar
BU ÜYELİK; Hristiyan Forum SİTE YÖNETİMİ ORTAK KULLANIM HESABIdır.
UYARI: Email adresleri çalışmayan üyelikler OTOMATİK olarak, forum sistemi tarafından, BOUNCE kullanıcı grubuna taşınırlar. Bu durumda olan üyeler hristiyannet@gmail.com adresine email atmalıdırlar.
Sınav için dua isteği (15 HAZİRAN)
Facebook profilimiz
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Ayasofya'da ayin hakkında Ortodokslardan açıklamalar
Ayasofya'da ayin hakkında Ortodokslardan açıklamalar konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.