BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar > Ermeni Ortodoks Kilisesi : BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… konusu 1426 kez okundu, 2 kez cevaplandı. En son mesaj Teofilos tarafından gönderildi. BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p> http://www.chiesa.espressonline.it/dettaglio.jsp?id=45578&eng=y <o:p></o:p> Mariagrazia Zambon Türkçe'ye çeviren: Aret Vartanyan<o:p></o:p> <o:p> </o:p> O, bir pencere açarak, batı ve doğu kiliselerinin sahip oldukları değerleri paylaşabilecekleri, birbirlerini, Musevilikten Hristiyanlık’a uzanan kökleri yeniden keşfedecekleri, Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında karşılıklı saygı ve güvene dayalı diyaloğun güçlenebileceği bir pencere açmak istiyordu. <o:p></o:p> <o:p> </o:p> ***<o:p></o:p> <o:p> </o:p> Pazar günü, Antakya’daki kilisemde 12 öğrencimle din dersini bitirdikten sonra bahçede dolaşırken, Rahip Domenico yanıma geldi ve az önce Episkopos’un kendisini aradığını... BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

Geçersiz email adresi kullanan üyelikler, forum sistemi tarafından, otomatik olarak iptal edilir. Üyelik hesabı iptal edilmiş veya şifresini unutmuş üyeler buradan iletişime geçebilirler.

HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)



HEMEN ÜYE OLUN! Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.


BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… konusu 1426 kez okundu, 2 kez cevaplandı. En son mesaj Teofilos tarafından gönderildi.

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olunuz.


BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… hristiyanlık incil isa tevrat zebur16-02-06, 03:03
BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…
evangelion


BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…
http://www.chiesa.espressonline. it/dettaglio.jsp?id=45578&eng=y
Mariagrazia Zambon
Türkçe'ye çeviren: Aret Vartanyan

O, bir pencere açarak, batı ve doğu kiliselerinin sahip oldukları değerleri paylaşabilecekleri, birbirlerini, Musevilikten Hristiyanlık’a uzanan kökleri yeniden keşfedecekleri, Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında karşılıklı saygı ve güvene dayalı diyaloğun güçlenebileceği bir pencere açmak istiyordu.

***

Pazar günü, Antakya’daki kilisemde 12 öğrencimle din dersini bitirdikten sonra bahçede dolaşırken, Rahip Domenico yanıma geldi ve az önce Episkopos’un kendisini aradığını söyledi ve devam etti, “Rahip Andrea yarım saat önce öldürülmüş”. Rahip Andre Santoro! Buna inanabilmem mümkün değildi.

O kararlılık ve ciddiyetle yüklü biriydi. Kendisiyle sadece birkaç kez kısa süreli buluşma fırsatımız olmuş olsa da, bu buluşmalardaki iletişimimiz her zaman yoğun, açık sözlü, Allah, O’nun Sözü ve Mesih odaklı gerçekleşmişti.

İlk kez 1993 yılında Türkiye’ye geldiğini ve yirmi gün kadar burada kaldığını söylemişti. Bu onun ilk inanç yolculuğuydu, ve bu bölgeyi, Allah’ın sözünü insanlığa özel bir yolla yaydığı benzersiz topraklar olarak nitelerdi. Bu bölge, Hristiyanlığın ilk temsilcilerinin, Mesih’in takipçilerinin Allah sözünü yaymak ve ruhani çalışmalarını yapmak için seçtikleri yerdi.


Türkiye sevgisi ağır basıyor
Ondaki Türkiye Hristiyanları için duyduğu ilgiyi fark eden Ortodoks Papaz ona küçük bir metal parçası hediye etti. Bu metal parçası, Antakya’daki Ortodoks Kilisesi’nin mihrabı altında saklanan ve Mesih’in çarmıha gerilişini tasvir eden ünlü ikonunda kullanılan çivilerden biriydi. Bu armağanı aldığı gün aynı zamanda Aziz Andreas yortusuydu, yani Rahip Andrea’nın isim günüydü. Dolayısıyla bu son derece anlamlı ve Rahip Andrea’nın kalbine dokunan bir armağandı ve Rahip onu artık hiç yanından ayırmadı. Allah’ın batı dünyasını aydınlatan zenginliklerini ve anlamını sunan Allah’ın ışığı bu ülkede hala yanıyordu. Ayrıca, Ortadoğu’nun trajik olaylarının yaşandığı, karanlık noktaların olduğu, bu noktalarda kendi yalnızlığını, hiçliğini yaşayan bir ruhu vardı. Tüm bu nedenler onda bir çağrı uyandırıyordu. Bu nedenle tekrar bu topraklara geri dönebilmek için üstlerinden izin istedi.


Nihayet, 2001 yılında kendisiyle Türkçe öğrenmeye çalışırken yeniden karşılaştım. İkimiz de Türkçe öğrenmeye çalışıyorduk. Aramızda yirmi yıl fark vardı ve dil öğrenmede biraz zorlanıyordu ama vazgeçmedi, inatla öğrenmeye devam etti. Çünkü, dil öğrenmek onun için çok önemliydi ve yerel halk ile doğrudan iletişim kurmasına ve güçlü bir anlam katabilmesine olanak sağlıyordu.


Türkçe’nin zor bir dil olduğunu, sınıfta sonuncu olduğunu ve bu durumu nasıl düzeltebileceğini bilmediğini söylerdi. Ama bunun bile avantajlı tarafını yakaladı. Bu durumun gerçeğin, günü gününe alçakgönüllülüğün ne olduğunu anlamasına yardımcı olduğunu söylüyordu. Ardından da geniş bir gülümsemeyle şöyle diyordu: “Bu dili konuşurken yetersizliğimi de anlıyorum, çünkü devamlı, ara vermeksizin öğrenmek zorundayım. Söylemek istediklerimin ancak bir bölümünü söyleyebiliyorum. Bu yüzden de bu sınırlı kapasitemle, dilin kullanımından doğacak yanlış anlamaları hemen düzeltmek istiyorum. Bunu da yanlış bir şey söyleyince sadece özür dileyerek değil, yanımda taşıdığım İtalyan çikolatalarından vererek yapıyorum”.

Öte yanda önemli bir şey ekliyordu: “Vaazlarımı hazırlarken dilimin yetersiz olmasının beni temel noktalara odaklanmaya zorladığını fark ettim. Benim için yeni bir şey olduğunda Allah’ın sözünün yeniliğini, güncelliğini daha iyi anlıyorum. Birçoğu genç ve farklı geçmişleri olan yeni cemaat üyelerim nedeniyle doğrudan mesajın özünü ortaya çıkartma ve onun kuşku götürmez zenginliğini gösterme zorunluluğunu hissediyorum.”


Serüven Urfa’da başlıyor…
Türkiye’ye geldiğinde Urfa’yı tercih etti. Burada Hz. İbrahim’in Harran’daki köyünde dingin ve dua ağırlıklı üç yıl geçirdi. Hristiyanların yaşamadığı bu kentte başta komşu caminin imamı olmak üzere tanıdığı herkes tarafından sevildi.


Urfa’da geçirdiği dönemle ilgili olarak bana söylediği burada Allah’ın Hz. İbrahim’e söylediklerinin kulağında yankılandığıydı: “Ülkeni, insanlarını ve babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git… Ve ben seni kutsayacağım… Ve yeryüzündeki tüm insanlar…”


Onun dediğine göre Urfa her gün yeni bir başlangıçtı. Urfa ona yeni ufuklar açıyordu. Bizlerin de onun deneyimlerini yaşamasını istiyor bizi ayinlerine davet ediyordu. Urfa, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun nereden gelip nereye gittiğini anlayabileceğimiz mükemmel bir ortam sağlıyordu. Urfa Allah’ın kutsiyetini, mutluluğunu, huzurunu sınırsızca sunuyordu.


Bir dönüm noktası: Trabzon
Trabzon’da üç yıl boyunca kendi kaderine bırakılan Santa Maria (Meryem Ana) Kilisesi’ne göreve gönderildiğinde bile Urfa onun kalbindeki yerini koruyordu. Trabzon, 200 bin kişinin yaşadığı bir kent. Çok sayıda caminin olduğu kentte 15 kişilik Katolik cemaatine hizmet eden bir tek Katolik kilisesi var. Ancak, kentte özellikle fuhuş sektörü yaygın. Kentte çok sayıda Ortodoks yaşıyor. Birçok genç kiliseye ilgi gösteriyor.

Trabzon’a vardıktan hemen sonra Finestra per il Medio Oriente (
http://www.finestramedioriente.i t/) dergisinde yazdığı ilk mektupta, Trabzon’a olan hayranlığını dile getiriyordu. Dualarında, derslerinde, onun yaşamının her anına sızmış bir tek hedefi vardı: "Bir pencere açarak, batı ve doğu kiliselerinin sahip olduğu değerleri paylaşabilecekleri, birbirlerini, Musevilikten Hristiyanlık’a uzanan kökleri yeniden keşfedecekleri, Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında karşılıklı saygı ve güvene dayalı diyaloğun güçlenebileceği bir pencere açmak.”

Sonuç olarak benim Türkiye’nin en güney noktasında, onun ise kuzey noktasında görevli olmasından dolayı çok fazla görüşemedik. Ancak kilisemiz görevlileri için ayda bir düzenlenen rutin, küçük dua ve meditasyon toplantılarında nadiren de olsa bir araya geliyorduk.

İki yıl önce Noel zamanı karşılaştığımda bana Trabzon’daki hayat kadınlarının çaresizliğinden söz etmiş ve onlar için bir şeyler yapmak istediğini söylemişti.


Trabzon’daki kadın ticaretine karşı üzüntü ve çaresizlik hissediyor
Bir gün bana şöyle bir tecrübesini aktardı: “Bir gün Rahibe Maria ile birlikte yürürken, çoğu Ermenistan’dan gelen Hristiyan kızların çalıştığı bir klübün önünden geçiyorduk. Bizi görünce çay içmeye davet ettiler. Rahibe Maria’nın boynunda da bir haç vardı. Kızlara, kendisinin rahibe olduğunu söyledim. Sonra onların memleketlerindeki çocukları, manastırları ve tekrar memleketlerine dönmelerinin ne kadar zor olduğu hakkında sohbet ettik. İçlerinden biri pediatri uzmanı olduğunu söyledi. Bundan birkaç gün sonra ana caddelerinden birinde yürürken, müşterisini arka sokağa götüren bir kız, Rahibe Maria’nın haçını gördü ve el sallaya sallaya yanımıza geldi. Rahibe Maria’nın haçını ve elini öptü, onu kucakladı ve bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordu. O anda kadını çalıştıran adam rahatsız olmuş bir tavırla yanımıza geldi. Adama, kadının da bizim gibi Hristiyan olduğunu söyledim. Buradaki klüpler, barlar genç kızlarla dolu. Ne yapabilirim bilemiyorum. Her gün Allah’a bize kapıları açması, bu kadınların bu hayattan kurtulmasının yolunu açması, fuhuş tüccarlarının kalbine dokunması, birisini bize yardıma göndermesi için dua ediyorum”.

Episkopos’un bana söylediğine göre, Rahip Andrea bir süre önce Gürcistan’a gitmiş ve oradaki yerel kilise ile bu kadınlara nasıl yardım edilebileceği konusunda görüşmelerde bulunmuştu.


Ve hazin son…
Bugün konuşulan konulardan biri, onun katilinin bu fuhuş ticaretinde yer alan mafyalardan birinin parmağı olabileceği.


Diğer bir görüş cinayetin tamamen siyasi veya dini motivasyonlarla gerçekleşmiş olabileceği.

Bir başka yaklaşım ise, cinayetin Türkiye’de de bir Müslüman Hristiyan gerginliği yaratmak için işlenmiş olabileceği. Yani, Danimarka’daki karikatür krizinin ardından böyle bir çatışma ortamı yaratılmaya çalışılırken ve birçok ülkede gerginlik yaşanırken, Türkiye’de de benzer bir ortamın yaratılması için bir kışkırtma atağı…

Ancak, Rahip Andrea’dan daha zararsız, daha masum kim olabilirdi ki!? İki ay önce İskenderun’da rutin bir toplantıda karşılaştığımızda şöyle demişti:


“Sık sık kendime soruyorum Ben burada ne yapıyorum? Sonra aklıma Aziz Yuhanna’nın sözleri geliyor: ‘Ve Kelâm beden olup inayet ve hakikatle dolu olarak aramızda belirdi…’ (Yu. 1:14).


"Bu insanların arasında yaşıyorum, ve Mesih benimle onların arasında yaşıyor. Ortadoğu’da şeytan her şeyi yakıp yıkmaya devam ederken Mesih’in gününü, ışığını hatırlıyorum. Mesih’İn dönemi, basit bir yaşam, inancın izleri, insanlığa yardım eden mucizeler, birisinin hayatının Ortadoğu’yu iyileştirebileceği bilinci.”

Sonra bir sessizlik… Boynuna asılı gözlüklerini çıkartarak sözüne devam etti.

“Artık anlıyorum ki, karanlığı aydınlatacak ışığa ulaşmanın iki yolu yok, sadece bir tek yolu var. Ruhun kurtuluşu salt birisinin bedenini kurbanmışçasına sunmasıyla mümkün olabilir. Mesih’in yaptığı gibi, birinin kendi bedenini vererek, insanlığın acısını paylaşmasıyla…”

Konuşmasının ardından odaya derin bir sessizlik çöktü. Sonra saatine baktı, özür dileyerek izin istedi, çantasını aldı ve aceleyle dışarı çıktı. Onu Trabzonu’na götürecek uçağı kaçırmak istemiyordu.


Dün, orada dize gelmiş, kilisesinde dua ediyordu.
Dün, orada bir kurşun onun kalbini deldi.

http://www.lraper.org/main.aspx?Acti...001308&Lang=TR

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

FORUMA ÜYE OLUN! / HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM / BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… hristiyanlık incil isa tevrat zebur16-02-06, 23:21
BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…
Teofilos



Tanrı’nın isteğine uymak ve onun bizim hayatlarımız için yaptığı planı kabul etmek, iç huzuru beraberinde getirir. Kadercilik bir tarafa, yaşayan Babamızın bizleri çok sevdiğini ve hepimizin arzuları ve yetenekleri doğrultusunda Tanrı’nın evinde bir yerimiz olduğunu unutmayalım.
Geçmişi Tanrı’nın merhametine, içinde bulunduğumuz zamanı itaatkarlığımıza ve geleceği Tanrı’nın istemine bırakmalıyız.

Aziz Francis De Sales

Tanrı’nın bizim için uygun gördüğü yaşam planından memnun olmamız, neden yaşıyoruz sorusunun cevabını bulmuş olmamızdandır.

Aziz Jean Eudes

Baba, kendimi Senin Ellerine bırakıyorum. Ne istersen yapabilirsin. Yaptığın her şey için teşekkür ederim: Her şeye hazırım ve her şeyi kabul ederim. Bende ve tüm yarattıklarında Senin İstemin gerçekleşsin. Bundan başka bir şey istemiyorum.

Venerabile Charles De Foucauld


BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

FORUMA ÜYE OLUN! / HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM / BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… hristiyanlık incil isa tevrat zebur09-02-07, 21:22
BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…
Teofilos



Yaşamımızın sunusu sınırsız sevmektir: bizi sevmeyenleri severek, bize hizmet etmeyenlere hizmet ederek, yaşamamızı imkansız kılanlara hayatımızı vererek...

Biz öldürülmeyi bile kabul etmeliyiz; ama asla öldürmemeliyiz.

Dua, Tanrı'dan insanlara inen ve insanlardan Tanrı'ya çıkan bir merdivendir.

Dua, nurlu bir sır, bir selamet ve birlik yoludur.


BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

FORUMA ÜYE OLUN! / HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM / BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ…

BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

 






BEDENİNE SAPLANAN ÇİVİ… konusuna benzer konular;

ATV Haber’de Flash Animasyonumuz kullanıldı… ATV Haber’de Flash Animasyonumuz kullanıldı… <SMALL>July 20th, 2005 <!-- by admin --></SMALL>http://www.hristiyan.net/passion.jpg İsa’nın Çarmıha Gerilişi Flash Animasyonu 20 Temmuz 2005 - Çarşamba - akşam haberlerinde “Şehir Efsaneleri” programında, “Çarmıhın çivileri Çemberlitaş’ta mı?” isimli bölümde kullanıldı..








HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız





HRİSTİYAN OLMAK
nasıl hristiyan olunur Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...

HRİSTİYAN GAZETE
hristiyanlık Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.

HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU
hristiyanlık Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...

İNCİL
incil Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...

İNCİL .TV
incil Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...

Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil

hristiyan forumincilrab isa mesihhristiyan türkhristiyanlık ve islamiyethristiyanlık ve islamiyethristiyan forumhıristiyanlıkhristiyanlıkincilrab isa mesihhristiyan forumturkish christiansturkish christiansturkish christiansturkish christiansincilhıristiyanlıkrab isa mesih

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
K A P K A N