| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Ermeni Ortodoks Kilisesi
: "Size ne derse onu yapın" (Yuh. 2:5) konusu 1104 kez okundu, 1 kez cevaplandı. En son mesaj fevzi_90 tarafından gönderildi. "Size ne derse onu yapın" (Yuh. 2:5) “Size ne derse onu yapın” (Yuh. 2:5) <o:p></o:p> <o:p></o:p>Rab İsa, annesi Meryem ve birkaç öğrencisi Gana köyündeki bir düğüne davetliydiler. Düğün esnasında şarap bitmişti; hizmetçiler soruna çözüm bulabilmek amacıyla umutsuzca koştururlarken, Meryem Ana’nın önüne gelirler, o onları durdurarak gözlerini İsa’ya çevirir ve “Şarapları yok” der. Rab İsa aniden söylenen bu söz karşısında irkilir, biraz da kızgınlıkla “Anne, benden ne istiyorsun?” der. Hizmetçiler bu konuşmaları şaşkınlıkla izliyor ve nasıl bir sonuç çıkacağını merakla bekliyorlardı. Meryem Ana tekrar hizmetçilere dönerek “Siz O’na yaklaşın, ve size ne derse şaşırmadan hemen yerine getirin” der. Meryem Ana’nın bu önerisi üzerine İsa’ya yaklaşırlar, Rab ise küplere su doldurmalarını ve daha sonra biraz alıp tören başkanına... "Size ne derse onu yapın" (Yuh. 2:5)
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
"Size ne derse onu yapın" (Yuh. 2:5) konusu 1104 kez okundu, 1 kez cevaplandı. En son mesaj fevzi_90 tarafından gönderildi.
Rab İsa, annesi Meryem ve birkaç öğrencisi Gana köyündeki bir düğüne davetliydiler. Düğün esnasında şarap bitmişti; hizmetçiler soruna çözüm bulabilmek amacıyla umutsuzca koştururlarken, Meryem Ana’nın önüne gelirler, o onları durdurarak gözlerini İsa’ya çevirir ve “Şarapları yok” der. Rab İsa aniden söylenen bu söz karşısında irkilir, biraz da kızgınlıkla “Anne, benden ne istiyorsun?” der. Hizmetçiler bu konuşmaları şaşkınlıkla izliyor ve nasıl bir sonuç çıkacağını merakla bekliyorlardı. Meryem Ana tekrar hizmetçilere dönerek “Siz O’na yaklaşın, ve size ne derse şaşırmadan hemen yerine getirin” der. Meryem Ana’nın bu önerisi üzerine İsa’ya yaklaşırlar, Rab ise küplere su doldurmalarını ve daha sonra biraz alıp tören başkanına götürmelerini söyler.
Bugünkü konumuz söz dinlemek ve uymak olacak. Genel olarak insanın geçmişinde ve özellikle zamanımızda en büyük sorunlardan biri şüphesiz sevgisizlik, ve birbirimizi anlamak için en ufak bir gayret dahi göstermemek. Biz bugün sadece bazı çocukların ana-babalarına karşı gösterdikleri başkaldırı hakkında konuşacak ve Rab İsa’nın örneğine göre fikir yürüteceğiz. O, Tanrı özüne sahipti, beden alıp aramızda yaşamıştı. Neden bu gerçeği tekrarlıyoruz? İnsani doğal alışkanlıkla şöyle düşünecektik: “En büyük ve en güçlü biz olduğumuza göre, sadece biz emir verebiliriz, bizim astlarımız bize emir veremez. Hele hele başkalarının önünde istekte dahi bulunamazlar. Bu bizim için aşağılanmadır”. Ama Rab İsa “Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı”.
Bazı televizyon kanalları programlarında ve reklamlarda, film yapımcıları filmlerde, yazarlar da kitaplarının sayfalarında benlik fikrine önem verirler. Bunların içinde genel olarak şöyle denir: “Kendin ol, sadece kendi fikirlerine önem ver. Başkalarının, ana-babanın dahi fikirlerine kulak asma. Sadece sen ve senin düşüncelerin”.
Bu zararlı düşünce şekli, ölümcül zehir veya bulaşıcı bir hastalık gibi çok çabuk yayılır. Rab Tanrımız’ın verdiği on emirde söylemiş olduğu “Ananı babanı seveceksin” sözüne karşı gelmeye yöneltir.
Rab İsa düğün davetlilerinin ve hizmetçilerin önünde anasının isteğini yerine getirdi. Böylece bizim için doğal olanın ana-babayı yüceltmek olduğunu gösterdi. Çoğumuz, eski günleri yad ederken “Ne güzel günlerdi o günler, birbirimize gider gelir, eğlenirdik; çünkü dostluk vardı” deriz. Gerçekten, dostluklar niçin yok oldu? Zor bir soru. Ama verilen cevaplarda genel olarak “saygı kalmadı” denir.
Sevgili halkımız,
Belli ki ortada bir kandırmaca var. Tanrı sözüne karşı, “Ben’in”, yani şeytanın tuzakları. Biz kendimizi Tanrı’nın yerine koyuyoruz. Üzerimize konulan bu zorluğu gelin şu söze göre değiştirmeye çalışalım: “Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın. Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendinden üstün saysın”.
Rahip Yeğişe Uçkunyan'ın 20 Temmuz 2008 tarihli vaazından...
Rab İsa, annesi Meryem ve birkaç öğrencisi Gana köyündeki bir düğüne davetliydiler. Düğün esnasında şarap bitmişti; hizmetçiler soruna çözüm bulabilmek amacıyla umutsuzca koştururlarken, Meryem Ana’nın önüne gelirler, o onları durdurarak gözlerini İsa’ya çevirir ve “Şarapları yok” der. Rab İsa aniden söylenen bu söz karşısında irkilir, biraz da kızgınlıkla “Anne, benden ne istiyorsun?” der. Hizmetçiler bu konuşmaları şaşkınlıkla izliyor ve nasıl bir sonuç çıkacağını merakla bekliyorlardı. Meryem Ana tekrar hizmetçilere dönerek “Siz O’na yaklaşın, ve size ne derse şaşırmadan hemen yerine getirin” der. Meryem Ana’nın bu önerisi üzerine İsa’ya yaklaşırlar, Rab ise küplere su doldurmalarını ve daha sonra biraz alıp tören başkanına götürmelerini söyler.
Bugünkü konumuz söz dinlemek ve uymak olacak. Genel olarak insanın geçmişinde ve özellikle zamanımızda en büyük sorunlardan biri şüphesiz sevgisizlik, ve birbirimizi anlamak için en ufak bir gayret dahi göstermemek. Biz bugün sadece bazı çocukların ana-babalarına karşı gösterdikleri başkaldırı hakkında konuşacak ve Rab İsa’nın örneğine göre fikir yürüteceğiz. O, Tanrı özüne sahipti, beden alıp aramızda yaşamıştı. Neden bu gerçeği tekrarlıyoruz? İnsani doğal alışkanlıkla şöyle düşünecektik: “En büyük ve en güçlü biz olduğumuza göre, sadece biz emir verebiliriz, bizim astlarımız bize emir veremez. Hele hele başkalarının önünde istekte dahi bulunamazlar. Bu bizim için aşağılanmadır”. Ama Rab İsa “Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı”.
Bazı televizyon kanalları programlarında ve reklamlarda, film yapımcıları filmlerde, yazarlar da kitaplarının sayfalarında benlik fikrine önem verirler. Bunların içinde genel olarak şöyle denir: “Kendin ol, sadece kendi fikirlerine önem ver. Başkalarının, ana-babanın dahi fikirlerine kulak asma. Sadece sen ve senin düşüncelerin”.
Bu zararlı düşünce şekli, ölümcül zehir veya bulaşıcı bir hastalık gibi çok çabuk yayılır. Rab Tanrımız’ın verdiği on emirde söylemiş olduğu “Ananı babanı seveceksin” sözüne karşı gelmeye yöneltir.
Rab İsa düğün davetlilerinin ve hizmetçilerin önünde anasının isteğini yerine getirdi. Böylece bizim için doğal olanın ana-babayı yüceltmek olduğunu gösterdi. Çoğumuz, eski günleri yad ederken “Ne güzel günlerdi o günler, birbirimize gider gelir, eğlenirdik; çünkü dostluk vardı” deriz. Gerçekten, dostluklar niçin yok oldu? Zor bir soru. Ama verilen cevaplarda genel olarak “saygı kalmadı” denir.
Sevgili halkımız,
Belli ki ortada bir kandırmaca var. Tanrı sözüne karşı, “Ben’in”, yani şeytanın tuzakları. Biz kendimizi Tanrı’nın yerine koyuyoruz. Üzerimize konulan bu zorluğu gelin şu söze göre değiştirmeye çalışalım: “Hiçbir şeyi bencil tutkularla ya da boş övünmeyle yapmayın. Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendinden üstün saysın”.
Rahip Yeğişe Uçkunyan'ın 20 Temmuz 2008 tarihli vaazından...
Özürlerimle bu vaazdaki hatalı çeviriyi düzeltmek istiyorum. Mesih İsa Yuh. 2:4’de Meryem için anne demez sadece “kadın” der. Bazı yeni çevirilerde de “anne” diye çevrilmiş fakat orijinale baktığımızda hatalı olduğunu görürüz.
Yu.2: 4 İsa, "Anne (gune) benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi" dedi.
Doğru çeviri,
Yu.2: 4 İsa, "Kadın benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi" dedi.
Eski Türkçe çeviride bu kelime doğru çevrilmişi ve “kadın” diye alınmıştır. Grekçe “gune” ifadesi feminen bir isim olarak kullanılmıştır ve evli yada dul kadınları ifade eder. Yuhanna 2:1’e bakarsak farkı çok daha açık anlarız.
Yu.2: 1 Üçüncü gün Celile’nin Kana Köyü’nde bir düğün vardı. İsa’nın annesi(meter) de oradaydı.
Mesih’in niçin böyle ifade kullandığını da merak eden varsa yazabiliriz.
Ayrıca Mesih’in anne ve kardeşler olarak benimsediğin kimler olduğunu O’nun ağzından bir kere daha okuyalım,
Mat.12: 46 İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, O'nunla konuşmak istiyorlardı.
Mat.12: 47 Birisi İsa'ya, "Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar" dedi.
Mat.12: 48 İsa, kendisiyle konuşana, "Kimdir annem, kimdir kardeşlerim?" karşılığını verdi.
Mat.12: 49 Eliyle öğrencilerini göstererek, "İşte annem, işte kardeşlerim!" dedi.
Mat.12: 50 "Göklerdeki Babam'ın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur."
"Size ne derse onu yapın" (Yuh. 2:5) konusuna benzer konular;
İslami medyada "haç" ve "T" harfi üzerinden misyonerlik propagandası suçlamaları Milliyet Gazetesinin internet sitesi olan www.milliyet.com.tr haber sitesinin spor sayfasında “Sakatlık” işareti karşılığına Kızılhaç işareti konulmuş.
Milliyet Hıristiyan bir ülkede mi yayın yapıyor, Milliyet’in okuyucu kitlesi Hıristiyan mı? Türkiye’de sağlık hizmetlerinin işareti KIZILAY’DIR. Ülkemizde yayın yapan bütün kurum ve kuruluşlar sağlık hizmetlerini gösteren amblem yerinde Kızılay logosunu kullanmaktadır. Milliyet internet sitesinde de doğal olarak “KIZILAY” olması gerekirken hangi mantık ile Milliyet yayınlarında Kızılhaç kullanılmaktadır merak ediyoruz. Milliyet gazetesinin internet sitesi olan milliyet.com.tr.’de misyonerlik mi yapılıyor? Milliyet gazetesinin yetkililerinin bu olaydan haberleri yok mu? Haberleri yoksa bu daha da büyük sorun. Şayet haberleri var olduğu...
"İtici güç" demek, ne büyük "ayıpmış"! - Yiğit Bulut "İtici güç" demek, ne büyük "ayıpmış"! (3 Haziran 2009) - Yiğit Bulut - Vatan Gazetesi
"Evrim-yaratıcı zeka" yazılarımı bitirdim ama sağolsunlar "köşe yazarı arkadaşlarım ve mail grupları" devam ettiriyorlar. Bazı dostlarım yazmışlar "milliyetçi bir çizgi, okyanus ötesinde icat edilen Darwin karşıtı bir çizgi ile nasıl uyuşur"! Bazıları daha da ileri gitmişler ve beni "kara gömlekli" olmakla suçlamışlar! Neyse "kara cüppeli" dememişler!
Bu "karşılaştırmalara", yine o yazıları yazanlardan biri olan dostumun cümlesi ile "aklım şaştı"! Türkiye'yi "sevmek" Darwin'i desteklemekle mi başlıyor? Veya Darwin'in teorilerini tatminkar bulmayıp "dahasını" arayanlar, Türkiye'yi sevmiyorlar mı?
Sevgili dostlar, "saçmalık" tam olarak burada başlıyor! Vay "itici güç" dedi, vay...
"Sizlere kim bir bardak su verirse, doğrusu size derim ki mükâfatını kaybetmeyecek". "Sizlere kim bir bardak su verirse, doğrusu size derim ki mükâfatını kaybetmeyecek" (Markos 9,41).
İncil’in tümü bizleri vermeye davet ediyor: Yoksullara vermeye (Markos 10,21), dileyene ödünç vermeye (Matta 5,42), aç olanı doyurmaya (Markos 6,37), gömleğini isteyene abayı da vermeye (Matta 5,40); karşılıksız vermeye (Matta 10,8).
İsa’nın kendisi hastalara sağlığı, günahkâr olanlara affı, hepimize hayatı vermeye başladı (Markos 10,45).
İsa istifçi bencil içgüdülerimize cömertlikle karşı geliyor. Sadece kendi ihtiyaçlarımıza odaklanan bizleri, diğer insanların ihtiyaçlarına yönlendiriyor. Elde etme kültürünün yerine verme kültürünü getiriyor.
Fazla veya az vermemiz önemli değil. Önemli olan "nasıl" verdiğimizdir. Küçük bir şey versek de,...
"Beni anmak için böyle yapın" - Albertus Magnus "Beni anmak için böyle yapın"
"Doğal dünya bize Tanrısal kusursuzluklarının şa*hane gösterisini sunuyor, oysa ki açınlamanın dünyası sonsuzca daha büyüktür. Efkaristiya , tüm do*ğaüstü yapıtlar arasında, Tanrısal erdemin yüceli*ğinin ve mucizelerinin özetidir".
"Beni anmak için böyle yapın" (Luka 22,19). Burada iki şeyin altını çizmek gerekiyor. İlki, "Böyle yapın" dediğinde, bu gizi kullanma emridir. İkincisi, bizim için ölüme giden Rabbin anısı olmasıdır. "Böyle yapın" diyor. Gerçekten bundan daha yararlı, daha tatlı, da*ha sağlıklı, daha nazik, sonsuz yaşama daha benzer bir emir verile*mezdi.
Tüm bu nitelikleri tek tek gözden geçirelim. Her şeyden önce Efkaristiya, tinsel olarak ölü olan için günahların affında yararlıdır ve de tinsel olarak yaşayan için inayetin...
"Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak" - Kiprianus "Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak"
Af barışın, her barışın ister kişisel ister milletler arası, kaçınılmaz öncüsüdür. Benzerimizi yok ederek kendimizi yok ediyoruz. Oysa salt Tanrı merhametinde bizi af edici yapabilir.
Mesih günahlarımızın affını Tanrı’dan dilememizi istiyor, fakat tanrısal affı başkalarının bize olan borçlarının silinmesi ile şartlandırmıştır. Demek ki şunu unutmamalıyız: günahlarımız için istediğimiz şeyi elde edebilmemiz için bize karşı günah işleyene de aynı şeyi yapmalıyız. Bunun içindir ki, başka bir cümlede şöyle diyor: "Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak" (Mt. 7,2). Sahibi tarafından tüm borcu silinen hizmetkar ayrı iyiliği arkadaşı olan başka bir hizmetkara göstermek istemediği için hapishaneye atıldı. Hizmet...
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil