Mesih İsa nın ikinci gelişi. konusu
3204 kez okundu,
4 kez cevaplandı. En son mesaj
urban tarafından gönderildi.
Mesih İsa nın ikinci gelişi. konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

24-04-06, 18:15
paul
Mesih İsa nın ilk gelişi önce den haber verildiği gibi nasıl gerçekleştiyse.İkinci gelişi de birgün tamamlanacaktır.
1.Peygamberlerin Önce den söyledikleri:
Daniel 7:13 "Gece görümlerimde insanoğlu na benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm."
2.Mesih İsa nın söylediği:
"İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince,görkemli tahtına oturacak."
3.Pavlus un söylediği:
1.Timoteos 6:14"Mesih İsa nın huzurun da sana buyuruyorum:RAB bimiz İsa Mesih in gelişine dek Tanrı buyruğunu lekesiz ve kusursuz olarak koru."
4.Meleklerin söylediği:
Elçilerin İşleri 1:10,11...."Aranızdan göğe alınan İsa çıktığını nasıl gördünüzse,aynı şekilde geri gelecektir."
MESİH İSA NIN GELİŞİNİN BELİRTİLERİ:
2.Timoteos 3:1-7 de 23 tane madde var Mesih in gelişini belirten ve birçoğunu bugün ki yaşantımız da görmekteyiz.
1.Son günler de çetin anlar olacak
2.İnsanlar kendilerini sevecekler
3.Para düşkünü
4.Övüngen
5.Kibirli
6.Küfürbaz
7.Anne baba sözü dinlemez
8.Nankör
9.Kutsallıktan ve sevgiden yoksun
10.Uzlaşmaz
11.İftiracı
12.Özünü denetlemeyen
13.Azgın
14.İyilik düşmanı olacak
15.Hain
16.Aceleci
17.Kendini beğenmiş
18.Tanrı dan çok eğlenceyi seven
19.Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkar edenler olacaktır.
20.Zayıf iradeli kadınları adeta tutsak eden adamlar var.
21.Günahla yüklü çeşitli arzuların içersinde olmak
22.Evler günah yüklü olacak
23.Her zaman öğrenen ama gerçeği yaşamayanlar.
MATTA 24:5-38 DE 10 MADDELİK BELİRTİLER VAR
1."Mesih benim diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi aldatacaklar."
2.Savaş gürültüleri ve savaş haberleri duyacaksınız.
3. Yer yer kıtlıklar olacak
4.depremler olacak
5.sıkıntıya girip ölümler olacak
6.Birçok kişi iman dan sapacak
7.Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak.
8.Birçok sahte peygamber türeyecek.
9.Evlilikler içersinde boşanmalar olacak
10.zevki sefa sürecekler
DİĞER BELİRTİLER
Luka 21:20,24 "Yeruşalim in ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır."
Romalılar 11:25 İsrailliler den bir bölümünün yüreği,öteki uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek duyarsız kalacaklar.
Matta 24:14 Göksel egemenliğin bu müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünya nın her yerinde duyurulacak.İşte o zaman son gelecektir.
2.Selanikliler 2:3-8 Yasa Tanımaz adamın gelişi.
Esenlikler dilerim Saygılarımla
Mesih İsa nın ikinci gelişi.

Yüreğimi RAB de bulduğum sevinçle coşuyor. Gücümü yükselten RAB dır.Kurtuluşunla seviniyorum. Kutsallıkta RAB bın benzeri yok Evet senin gibisi yok Ya RAB Tanrımız gibi dayanak yok.1.SAMUEL 2:1-3

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Mesih İsa nın ikinci gelişi.

24-04-06, 20:36
İstefanos
Mesih'in gelişi üzerine birkaç şeyde ben paylaşmak istedim...
Aşağıdaki yazı alıntıdır.
Her birimizi çok yakından ilgilendiren, bu önemli bir konuyu merak ediyoruz değil mi?:Gelecekte olacak şeyler, İsa Mesih'in ikinci gelişi ve dünyanın sonu. Herbirimiz, dünyadaki ani değişikliklere, vahşetlere, savaşlara, uluslararası kargaşalıklara ve çevremizde olup biten gizemsel olaylara bakarak, kendi kendimize hemen soruyoruz: "Dünyamız böyle nereye gidiyor?","Gelecekte neler olacak?","Bizleri ve dünyamızı bekleyen olaylar nelerdir?", "Kıyamet veya son nasıl olacak?" vs..Bu sorular çok önemli olup, şüphesiz güvenliğimiz ve mutluluğumuz açısından doğru bir şekilde yanıtlanması gerekir. Doğru yanıtı bulmak için bizler medyumlara, büyücülere, facılara, ruhçulara veya gazetelerdeki horoskop köşelerine değil, yine Yaratıcı'mız Tanrı'ya ve O'nun Sözü olan Kutsal Kitap'a yönelmeliyiz. Çünkü gizemli geleceğin anahtarı yalnızca Tanrı'dadır. O, gelecekte olacak her şeyi, tüm incelikleriyle apaçık görmekte ve yarattıklarının yararı için de bunları, Kutsal Kitap yoluyla insanlığa açıklamaktadır. Kutsal Kitap'ta okuduğumuz gibi yalnızca Tanrı: "Sonu başlangıçtan ve henüz olmayan şeyleri kadimden bildiren"dir (İşa. 46:10) Kesin olarak biliyoruz ki Tanrı'nın insanlık için öngördüğü kurtarma planı veya programı bir gün tam olarak sonuçlanacak ve son sözü söyleyen yine Tanrı olacaktır. Tanrı'nın bildirdiği ve olacak dediği herşey aynen gerçekleşecektir. Bizzat Tanrı bu konuda şu güvencede bulunur: "Öğüdüm duracak ve bütün muradımı yapacağım... evet, Ben söyledim ve yerine getireceğim; Ben tasarladım ve onu yapacağım." (İş. 46:10-11). İsa Mesih de şunları bildirir: "Gök ve yer geçecek ama benim sözlerim geçmeyecektir." (Mat.24:35). "Bunların yerine gelmesi gerektir." (Mat. 24:6). Bu nedenle geleceğin Efendisi ve Egemeni olan Tanrı bizlere şu çağrıda bulunur: "Gelecek şeyleri Ben'den sorun." (İş. 45:11). Unutmayalım ki, Tanrı'nın bunları bizlere açıklamasının başlıca amacı, bizlerin merakını gidermek değil, tam tersine gelecek tehlike ve yıkımları görerek uykudan uyanabilmemizi ve daha şimdiden geleceğimizi tam bir güvenlik altına alabilmemizi sağlamaktır.Çünkü Tanrı insanları uyarmadan veya "peygamber kullarına sırrını açmadıkça bir şey yapmaz." (Ams. 3:7). Tanrı her defasında önce uyarmış, daha sonra da yargısını itaatsiz insanların üzerine boşaltmıştır.Nuh tufanı, Sodom ve Gomora yargıları bu gerçeğin açık örneklerindendir. Dua ve dileğimiz budur ki, inceleyeceğimiz bu konu, düşüncenizde sadece bir teori olarak kalmaz, yaşam ve yüreğinize akarak yaşamınızı tümden değiştirip, gelecek için kendinize "iyi bir temel hazırlamanıza" yardım eder (1Tim. 6:18).
İSA MESİH'İN İKİNCİ KEZ DÜNYAYA GELECEĞİ BİR GERÇEK MİDİR?
Evet bu bir gerçektir. Bu inanış Kutsal Kitap'ın temel bir öğretisi olup, Mesih İnanlılarının başlıca ümididir. Bu dönüş aynı zamanda Tanrı'nın başlangıçtan beri hazırlayıp yürürlüğe koyduğu "kurtarma planının" odak noktasıdır. İsa Mesih bu dönüşüyle, bundan iki bin sene önce başlamış olduğu kurtarma işini kesin ve tam bir şekilde evrensel çapta bütünleyip noktalayacaktır. Yine bu şekilde, insanlığın içinde bulunduğu acı duruma tam ve kesin bir çözüm sunacaktır. Mesih'in dönüşünü içermeyen gerçek bir Mesih inancı asla düşünülemez. Aksi durumda bu bitirilmemiş ve çatısı olmayan bir eve benzer. Evet, bu temel bir inanç olup uydurulmuş bir efsane değildir, güvenmemiz ve bağlanmamız gereken Tanrısal bir gerçektir. Çünkü bizzat İsa Mesih açıkça ikinci kez yeryüzüne geleceğini bildirmiştir: "O zaman İnsan'oğlunun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek. İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler." (Mat. 24:30, Yu. 14:3; 21:22 vs.). Madem ki İsa Mesih'in ölümü, dirilişi vs..ile ilgili birçok bildirileri açık bir şekilde gerçekleşti, dönüşüyle ilgili bu sözleri de mutlaka gerçekleşecektir. Melekler de Rab İsa Mesih'in ikinci geliş gerçeğini vurgulamışlardır: "Melekler 'Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?' diye sordular. Sizden göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." (Elçi.1:11). İsa Mesih'in öğrencileri de açıkça aynı gerçeği ilan ettiler: "Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Ve oradan Kurtarıcı olan Rab İsa Mesih'i bekliyoruz." (Fil. 3:20)."Bütün bunlar, Rab İsa ateş alevleri içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak." (2.Sel.1:8 vs.). " Mesih birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir."(İbr. 9:27).
İSA MESİH'İN İKİNCİ GELİŞİ NASIL OLACAKTIR?
Belki hemen yerinde olarak "Mademki İsa Mesih gelecek, o halde bu nasıl ve ne tarzda olacak? diye kendi kendine sorabilirsin. Önemli ve yerinde bir soru. İlk olarak hemen belirtelim ki İsa Mesih'in ikinci gelişi kişisel ve görünür bir tarzda gerçekleşecektir. Bizzat İsa Mesih bütün insanların kendi dönüşünü göreceğini bildirdi: "İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler."(Mat. 24:30). Elçi Yuhanna da Esinleme 1:7'de şöyle der: "İşte, bulutlarla geliyor! HER göz O'nu görecek ve O'nun için dövünecekler.". Melekler de Mesih'in bu kişisel ve görünür gelişine tanıklık etmişlerdir:"Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." (Elçi. 1:11). Mesih dirildiği, yüceltilmiş bedeniyle geri dönecektir. Bu nedenle "Mesih 1868 veya 1914 tarihinde görünmez olarak geldi." diyen Ruhçular (Spiristçiler) ve Yehova Şahitleri bu konuda ciddi bir yanılgı içindedir. İkinci olarak İsa Mesih'in geri gelişi yeryüzümüz üzerine, büyük bir görkemle, melek ve kutsal kişilerin (kilisenin) eşliğinde olacaktır (Mat. 25:31; Esin. 19:11-21). Bu olay dünya tarihimizin en çarpıcı, en görkemli ve en devrimsel olayı olacaktır. Mesih'in yeryüzüne ilk gelişi çok basit ve halim bir şekilde oldu. Ama ikinci gelişi bundan tamamen farklı olacaktır. Mesih, büyük bir ihtişam ve görkemle "Kralların KRALI ve Rablerin RABBİ" olarak gelecektir. Dünyanın kralları, başkanları ve tüm yöneticileri bu defa O'ndan titreyecek, dizlerinde güç kalmayacaktır.Kutsal Kitap'tan çıkarmış olduğumuz diğer bir gerçekte, İsa Mesih'in bu ikinci gelişinin iki aşamalı bir geliş olacağıdır. Mesih, ilk aşamada tam olarak yeryüzüne inmeden, kendisini bekleyen imanlılar topluluğuyla "havada" toplanmak için gelecektir (2Sel. 2:1). "Kilisenin göğe kaldırılması" olarak da bilinen bu olay ani bir şekilde olacaktır.İkinci aşama ise İsa Mesih'in bu "havadan" görkemle, kilise ve meleklerinin eşliğinde Armagedon savaşında kişisel ve görünür bir tarzda yeryüzüne gelişi veya inişi olacaktır. Bildirmiş olduğumuz gibi Mesih'in gelişinin bu ikinci aşamasını "her göz görecektir." Aslında bu geliş, iki aşamada gerçekleşen tek bir geliştir. Kutsal Kitap yazıldığı zamanlarda herhangi bir kral, bir ülkeyi ziyarete geldiğinde, ilk önce bu ülkenin temsilcileri, kral henüz ülkeye girmeden dışarı çıkar, dışarda kralı karşılar ve daha sonra da kral ile birlikte törenle ülkeye girerlerdi. Mesih'in ikinci gelişi de işte buna benzer olacaktır (Mat. 25:6). O, ilk önce daha yeryüzüne inmeden, havada kilisesiyle karşılaşacak veya toplanacak, daha sonra da bunu kiliseyle yeryüzüne görünür gelişi takip edecektir (1.Sel. 4:17, 2.Sel. 2:1). Bu iki aşamalı tek geliş görüşü aynı zamanda Kutsal Kitap' ın İsa Mesih'in ikinci gelişi hakkında yapmış olduğu ve ilk bakılışta çelişki gibi görünen birçok ayetlerini de daha iyi bir şekilde anlamamıza yardım etmektedir.Örneğin bir yerde İsa Mesih'in ikinci gelişine birçok işaretler sıralanırken (Mat.24-25), başka yerde hiçbir işaretten söz edilmeksizin, bu gelişin aniden, birdenbire ve umulmadık bir anda olacağı vurgulanır (Yu. 14:3, 1Sel. 4:13 vs..).Yine bir yerde Mesih'in kendisini bekleyenler için geleceği vurgulanırken, başka bir yerde bundan söz edilmeksizin Mesih'in imanlıların eşliğinde, imansızları yargılamak için geleceği bildirilir (Yu. 14:3, İbr. 9:28, Fil. 3:20-21. Esin. 19:11-21).Görünürde çelişki gibi görünen bu ayetler, ancak sözkonusu bu iki aşamalı geliş görüşüyle açıklanabilir. Mesih ilk olarak özel işaretler olmaksızın kilisesini yanına almak için göze görünmez (yeryüzüne dek inmediğinden) bir tarzda aniden gelecek, daha sonra da bunu bin yıllık egemenliğin başında yanına almış olduğu kiliseyle, yeryüzüne görünür bir şekilde gelişi izleyecektir. Bu görünür gelişin işaretlerini Matta 24'üncü bapta görmekteyiz. Akılda bulundurmamız gereken diğer önemli bir nokta da şudur ki, Mesih'in ikinci kez görkemle yeryüzüne geliş olayı Kutsal Kitap'ın çok önemli temel bir gerçeği olduğundan Şeytan var gücüyle bu inancı çeşitli tez ve teorilerle çürütmeye, yok etmeye çalışmaktadır."İsa çoktan 1868'de veya 1914'te ruhta gelmiştir!","Pentikost gününde Kutsal Ruh'un gelmesi aslında Mesih'in ikinci gelişidir!","İnsan tövbe edip Mesih'i yüreğine aldığında bu dönüş gerçekleşmiş olur!" veya"Bir kimse öldüğünde bu olay gerçekleşmiştir!" gibi.. fikirlerin gerisinde aslında bizzat Şeytan'ın kendisi bulunmaktadır! Dikkat edelim ve asla bu teorilerle kandırılıp Şeytan'ın oyununa gelmeyelim. İsa Mesih henüz gelmemiştir. Bu harfiyen gerçekleşmesi gereken geleceğe ait bir olaydır.
İSA MESİH'İN İKİNCİ GELİŞİ NE ZAMAN OLACAKTIR ?
Bu soru herbirimizin merak ettiği bir sorudur. Ama Tanrı özel nedenlerden dolayı Mesih'in bu ikinci gelişinin gün ve saatini insanlara açıklamayı uygun bulmamıştır. Mesih İsa açık bir şekilde bunu bilmek isteyen meraklı öğrencilerine bu gelişin "gün ve saatinin" hiçkimse tarafından bilinemeyeceğini belirtmiştir (Mat. 24:3.36, Elçi. 1:7). Geçmişte ve zamanımızda Advantistler, Yehova Şahitleri, Saf Gerçekçiler, Yeni Apostolikler gibi bir sürü dinsel tarikatlar İsa Mesih'in bu bildirilerini öneme almayıp, Mesih'in gelişi ve dünyanın sonu için birçok tarihler ileri sürmüşlerdir. Ama bunlardan hiçbiri de gerçekleşmemiştir. Bunlar açık bir şekilde gösterir ki bizler bu gelişin gün ve saatini asla bilemez ve hesaplayamayız. Bu bizlere kapalıdır. Mesih'in bildirdiği gibi bizlerin vazifesi sene, gün ve saati öğrenmeye çalışmak değil fakat daima bu olaya hazır olup, uyanık kalmaktır (Mat. 24:42).Her ne kadar Rab İsa Mesih Matta 24'üncü bapta sözkonusu bu ikinci geliş hakkında herhangi bir gün veya tarih vermediyse de, bu gelişin çok yakın olduğunu gösteren birçok işaretlerin var olduğunu bildirmiş ve bunları bir bir sıralamıştır. Her ne kadar Matta 24'üncü bap ilk olarak Yahudiler'e yönelik olup, kilisenin göğe kaldırılmasından sonra olacak büyük sıkıntı dönemiyle ilgili olsa da (Esin. 6), inanıyoruz ki, bu aynı zamanda kilisenin birinci yüzyıldaki kuruluşundan, Mesih'in yeryüzüne gelişine dek olan dönemleri de kapsamaktadır.Burada son günlerin bir işareti olarak verilmiş olan saptırıcıların belirmesi, savaşlar , zelzele ve vebaların çoğalışı ve kıtlıklar zamanımızda çok özel bir şekilde açıkça yerine gelmektedir. Bunlar açık bir şekilde bizlerin, Mesih'in gelişinin ve çağımızın sonunun tam eşiğinde bulunduğumuzu göstermektedir.
YAKINDA GERÇEKLEŞMESİ GEREKEN OLAYLAR NELERDİR ?
Çok yakında, yaşamaktaolan tüm gerçek Mesih İnanlıları veya kilise, ölüm görmeden değiştirilip Mesih ile buluşmak için göğe kaldırılacaktır. Bu Mesih İnanlılarının beklediği ve gerçekleşmesi gereken ilk olaydır. Bu sözünü ettiğimiz Mesih’in ikinci gelişinin ilk aşamasında ani bir şekilde gerçekleşecektir. Bu göğe kaldırılma olayı önceleri bir sır veya bir giz olup, Rab bunu yalnızca Elçi Pavlus'a açıklamıştır. Bizzat Elçi Pavlus bunu şöyle dile getirmektedir: "İşte size bir sır söylüyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borazan çalınınca hepimiz bir anda, bir göz kırp-masında değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz." (1Kor.15:51-52). "Rab'bin sözüne dayanarak size şunu bildiriyoruz: biz yaşamakta olanlar, Rab'bin gelişine dek diri kalacak olanlar, gözlerini yaşama kapamış olanların önüne asla geçmeyeceğiz. Rabbin kendisi, bir emir bağırtısıyla, baş meleğin sesiyle ve Tanrı'nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih'e ait ölüler dirilecek. Ondan sonra biz yaşamakta olanlar, diri kalmış olanlar, onlarla birlikte Rab'bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz." (1Sel.1:15-17). Bu ayetlerden de anlayabileceğimiz gibi bu ilk aşama anında Mesih yeryüzüne dek gelmeyecek, imanlılar topluluğu'nu havada karşılamak için alınıp götürülecektir. Yeryüzüne dek olmadığından dünyanın göremeyeceği bu gizli geliş anında yine görünmez olarak gerçekleşecek olan ilk olay, Mesih'te çoktan ölmüş bulunan inanlıların bir anda dirilmesi ve yaşamakta olup, diriliş vücuduna bürünecek olan diğer inanlılarla birleşerek Rab'bi havada karşılamak için alınıp götürülmesi olayıdır (Mat. 25:6).Bu diriliş olgusu da yine, Mesih'in gelişiyle açacağı bin yıllık krallığının başlangıcında sonuçlanacak olan imanlıların "birinci dirilişi"nin ilk aşamasını teşkil eder (Esin. 20: 46, 1Kor. 15: 23). Belki bunları okurken yerinde olarak "Neden dolayı kilise veya Mesih İnanlıları göğe kaldırılmalıdır? diye kendi kendine sormuş olabilirsin. Bu soruyu kısa olarak şu şekilde yanıtlayabiliriz: İsa Mesih kendi bedeni ve nişanlısı olan kilisesini,gelecek olan büyük sıkıntıdan muaf tutmak için göğe,yanına alacaktır. Kutsal Kitap'ta birçok kez örneklerini gördüğümüz gibi, Tanrı, günahlı insanlığın üzerine öfkesini dökmeden önce kendisine sadık olan hizmetçilerini daima güvenlik altına almaktadır. Örneğin Tanrı yeryüzünü su tufanıyla vurmadan önce, Nuh ve ailesine "gemiye gir"melerini emretmiş ve "kapı kapandı"ğında da hem yerden hem de gökten sel andırışında sular boşalmıştır (Tek. 6-7). Buna benzer diğer bir olayda, korkunç günahların işlendiği Sodom ve Gomora şehirlerinin harap edilmesidir. Tanrı ilk önce Hz. Lut'u güvenliğe almış ve bundan hemen sonra bu şehirde oturanlar üzerine "gökten ateş ve kükürt yağdırmıştır." (Tek. 19:12-25). Zamanımızda da görüldüğü gibi bir ülke diğer bir ülkeye savaş ilanı yapmadan önce, bütün temsilciliklerini o ülkeden çeker. Bunun gibi Tanrı da günahlı insanlığa yönelik öfkesini yeryüzüne boşaltmadan önce kendi temsilcilerini yani kiliseyi kendine çekecektir. Mantıksal olarak kilisenin sözkonusu bu gelecek büyük sıkıntıda hazır olması uygun değildir. Çünkü sözkonusu bu büyük sıkıntının hedefi, Rabbin bedeni olan imanlılar topluluğu değil, günahlı milletler ve İsrail halkıdır. Pavlus'un da bildirdiği gibi: "Tanrı bizi (kiliseyi) gazaba uğrayalım diye değil, Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşalım diye belirledi." (1Sel. 5:9). Yine Rab İsa bizleri "gelecek gazaptan kurtar"mıştır (1Sel. 1:10; Lu. 21:34-36, Esin.3:10). İsa Mesih, kilisesini havada ödüllendirmek ve yargılamak için yanına alacaktır. Elçi Petrus,"Hükmün, Tanrı'nın evinden başlayacağını" bildirir (1Pet. 4:17). Başka bir yerde de Pavlus,"Bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için herbirimizin Mesih'in yargı kürsüsü önünde görünmesi gerektir."der (2Kor. 5:10) İşte İnanlıların Mesih'in yargı kürsüsü önünde durması Rabbi karşılamak için alınmış oldukları zaman 'havada' gerçekleşecektir. Yeryüzünde büyük sıkıntı olurken, İnanlılar da havada yeryüzünde yapmış oldukları işler veya hizmetler için hesap vereceklerdir. Şüphesiz bu yargılanma Esinleme 20:11-15'te gördüğümüz günahlıların yargılanmasıyla hiç bir bağı veya benzerliği yoktur. Bu daha fazla mükafatların dağılımı yönünde olan bir yargılama olup, bu yargıya iştirak edenlerin hepsi de sonuçta kurtulacaktır, ama bazıları mükafatlardan mahrum bir şekilde ve "ateşten geçer gibi..." (1Kor. 3:10-15).Bu göğe kaldırılma olayının hangi tarihte gerçekleşeceğine gelince, yine belirtmeliyiz ki Kutsal Kitap bunun için de hiçbir tarih öngörmez.Bu olay belirttiğimiz gibi her an, umulmadık bir anda gerçekleşebilir.İsa Mesih bunun için özel hiçbir işaret vermemiştir.Bilinen bir şey var, o da bu olayın, inayet çağının sonunda, diğer uluslardan gelmesi gereken kilisenin sayısının tamamlandığı zaman gerçekleşeceğidir.Pavlus' un bildirdiği gibi: "Kardeşler... şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: diğer uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek, İsraillilerden bir bölümünün yürekleri nasırlaştı..." (Rom.11:25). Sözünü ettiğimiz, Pentikost gününden itibaren başlamış olan tüm milletlerden ileri gelen kilise dönemi, Tanrı'nın hazırlamış olduğu kurtarma planı içinde aslında parantez bir dönemi teşkil eder. Şu anda içinde yaşamakta olduğumuz bu kilise dönemi Eski Antlaşma peygamberlerine kapalı kalıp, Yeni Antlaşma İnanlılarına açıklanan bir sırdır (Ef. 3:1-13). Kilise, hiçbir zaman tam anlamıyla Tanrı'nın halkı olup, geçici olarak reddedilen İsrail kavmıyla karıştırılamaz ve karıştırılmamalıdır da. Bu iki kitle de çağrılış, fonksiyon ve umut açısından birbirinden farklıdır.Her şeyi programlı yapan Tanrı, sayısı tamamlanan kilisenin göğe kaldırılmasıyla bu kilise devrini veya parantezini kapatacak ve böylece öfkesinin yeryüzüne döküleceği sıkıntı çağını açacaktır. Evet, yakında olması gereken ilk olay tüm dünyadaki gerçek Mesih İnanlılarının göğe kaldırılması olayıdır.Düşünün bir kere, bir gün Mesih İnanlılarının tümü birden bire ortadan kaybolacak, yeryüzünden göğe alınacaktır! Belki kahvaltıdayken, belki sokakta diğerleriyle yürürken, belki iş yerinde bulunurken, belki de yatmaktayken İsa Mesih birden bire gizlice gelip inanlıları kendi yanına alacaktır!Ne görkemli bir olay değil mi? İnanlılar sonunda bu denli özledikleri Rab'leriyle birlikte olacaklar. Ama İsa Mesih'in de bildirdiği gibi bu görkemli göğe kaldırılma olayına ne yazık ki herkes iştirak edemeyecektir.Yalnızca tövbe edip yaşamını İsa Mesih'e adayanlar, uyanık olup, sadık bir şekilde O'na hizmet edenler buna iştirak edeceklerdir. Diğer tövbesizler büyük sıkıntıya maruz kalacaklardır.Sen, bu satırları okuyan sayın arkadaşım, acaba senin durumun ne olacak?Bu olay gerçekleştiğinde alınacak mısın, yoksa bırakılacak mısın?Mesih'in hazırladığı bereketlere mi sahip olacaksın, yoksa ürkütücü büyük sıkıntı içinde mi kalacaksın?
Mesih İsa nın ikinci gelişi.
İsa, "Baba, onları bağışla" dedi. "Çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar."

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Mesih İsa nın ikinci gelişi.

22-02-07, 20:49
sabri
Sevgili ıstefanos kardeş,
senin yazını okurken acaba cevap yazayım mı yazmıyayım mı diye uzun uzun düşündüm. Sonunda cevap yazmam gerektiğini anladım. Aslında ben böyle tartışmalı konulardan çok, RAB'bin bizlere yaptıklarını ve kurtulmak için ne yapmamız gerektiği hakkında yazmak isterdim. Rab'bin ne zaman geleceği ve bizlerin konumu nasıl olacak değil, gelişine hazırmıyız sorusu aslında daha çok önemli olmalıdır.
Mesih karşıtı gelmeden önce, inanlıların göğe alınacağı düşüncesi bazı Hıristiyanlar’da çok yaygın. Sıkıntı zamanının ilk sancıları yaşanacak, ama zorluklar başlar başlamaz gökte olunacağına inanılıyor. Bu düşünce elbetteki doğal insan için çok hoş bir durum. Fakat Rab’bin ve Elçiler’in öğretisine uygun mudur?
İfade Yorumdan Daha Önemli
Sözü geçen göğe erken alınma öğretisi, Kutsal Kitap’ın özellikle 2.Selanikliler 2.Bölüm, 6. ve 7. ayetlerin yorumuna dayanır. Buradaki yorum bir dereceye kadar iyi düşünülmüş gibi görünse bile, bir çok soruyu cevapsız bırakıyor. Bu öğretideki problem: Kutsal Kitap’ın içinde bu öğretiyi destekleyen herhangi bir açık ifadenin olmamasıdır. Kutsal Kitap’ta gösterilen bu ayetler ancak öğretinin gerçek amacına sadık kalınıp açıklanır ve yorumlanırsa doğrulanabilir. Birçok yorumda ayeti ilgilendiren ve tamamlayan bölümler ihmal ediliyor. Ama özellikle bu yorumlarda Kutsal Kitap’a sadık kalınması zorunludur. Böyle önemli ve öğretici yorumlar Kutsal Kitap’ın açık ifadeleriyle desteklenmelidir.
Elçilerin İfadeleri
Bu konuyla ilgili hem İsa Mesih’in, hem de Elçiler’in çok açık ifadeleri var. Her Kutsal Yazı yorumu her ne kadar mantıklı ve ikna edici görünse de, Kutsal Kitap’ın ifadelerine uygun değilse saptırıcı ve tehlikelidir. Elçi Pavlus bu konuda şöyle diyor, “Rabbimiz İsa Mesih’in gelişine ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamıza gelince: Kardeşler, size rica ediyoruz, Rab’bin gününün geldiğini ileri süren herhangi bir ruh, bir söz ya da bizden gelmiş gibi gösterilen bir mektup hemen aklınızı karıştırmasın, sizi telaşlandırmasın. Hiç kimse hiç bir şekilde sizi aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa tanımaz adam ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. Bu adam, tanrı diye anılan ya da tapılan her şeye karşı gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta kendini Tanrı ilan ederek Tanrı’nın Tapınağı’nda oturacaktır” (2.Sel.2:1-4).
Pavlus burada Rab İsa Mesih’in gelişinden ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamızdansöz ediyor. Şüphesiz Rab’bin günü budur. Elçi Pavlus’un 1.Selanikliler 4:16-17 ayetlerinde tarif ettiği, topluluğun Mesih’e alınışını da kapsıyor. İnanlılar bu olayların zamanı ve tarihi konusunda saptırılmamaya dikkat etmelidirler. Belli ki, o zamanlarda bile bazı kardeşler çıkıp, ‘Rab’bin günü gelmiş’ diye iddialarda bulunmuşlardı.
Yunanca’da, Rab’bin günü sanki gelmiş kapıda bekliyor gibi temel bir ifade kullanılmıştı. Pavlus burada, sağlıksız filizlenen ve açıklık getirilmeyen Rab’bin yakın gelişiyle ilgili söylentilere karşı geliyor.
İlk İnanlılar Topluluğunun Doğrudan Doğruya Çok Yakın Bir Bekleyişi Yoktu!
Topluluğun göğe erken alınmasıkonusundaki öğretide, Elçiler’in baştan beri, Rab’bin gelişi çok yakınmış gibi bir bekleyiş içinde oldukları havası yaratılıyor. Daha önce hiç bir şeyin olması gerekmiyormuş gibi bir fikirle hareket ediliyor. Rab İsa her an gelebilecekmiş gibi davranılıyor. Bu sadece Elçi Pavlus’un ifadelerine değil, İsa Mesih’in, öğrencilerine yanlış anlaşılmayacak açıklıkla, tekrar gelişine kadar uzun bir zamanın geçmesi gerektiği öğretisine de karşıdır. Bir benzetmede İsa öğrencilerine şöyle diyor: “Göksel Egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer. Adam, her birinin yeteneğine göre, birine beş, birine iki, birine de bir talant vererek yola çıktı....Uzun zaman sonra bu kölelerin efendisi döndü, onlarla hesaplaşmaya oturdu.” (Matta 25:14-19). Rab İsa yine öğrencilerini, gidişinden hemen sonra gelmeyeceğinden ötürü doğacak olan problemlere hazırlıyor (bkz. Matta 24,48 ve Luka 12,45). Böylece İsa’nın ve Elçiler’in öğrettikleri şeyler aynıdır (bkz İbr.2,3). Elçi Pavlus için “Son günler” gelmemiş aksine gelecekti: “Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır.”.(2.Tim.3:1). Elçi Petrus da, bazılarının Rab’bin hemen gelmemesini fırsat bilerek: “Rab’bin gelişiyle ilgili vaat ne oldu?” Diyerek alay edeceklerini yazıyor. (2.Pet.3:4). Başka yerde de 1000 yılın Tanrı için o kadar uzun bir zaman olmadığını yazıyor. Rab İsa ve Elçiler şüphesiz çok yakın bir geleceği öğretmemiş; aksine önce bir çok şeyin olması gerektiğine işaret etmişlerdi.
Önce İmandan Dönüş ve Yasa Tanımaz Adam
Pavlus, 2.Sel 2:3’te yazdığı gibi: Rab’bin günü ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamızın neden kapıdaymış gibi çok yakın olmadığını şu sebeplere bağlıyor: “Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa tanımaz adam ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir.” Yuhanna mektubunda, o yasa tanımaz ve kendini Tanrı diye ilân eden adama “Mesih karşıtı” (1.Yuh.4:3), Vahiy’de ise “Yalancı peygamber” (Vah.13:11 +19:20) diye tarif ediyor. Bu son zaman şahsiyetinin, Rab’bin günü ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamızdan önce gelmesi gerekiyor. Bu ifadeler gayet açık ve Rab’bin gelişi kapıdaymış gibi gösterilen her öğretiye karşıdır. Burada olacak olayların sıralaması çok açık: Önce imandan dönüş, sonra yasa tanımaz adam (imandan dönüşün neticesi olarak), daha sonra da Rab’bin gelişi ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamız. İsa Mesih bizzat kendisi son zaman öğretisinde, tekrar gelişiyle ilgili olacak olayların sıralamasını öğretirken:“Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse seçilmiş olanları bile saptıracaklar. İşte size önceden söylüyorum. Bunun için size, ‘İşte Mesih çölde’ derlerse gitmeyin. ‘Bakın, iç odalarda’ derlerse inanmayın......O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. Kendisi güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O’nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.” (Matta24:24-26+30-31).
Kutsal Kitap’tan alınan (2.Se.2:6-7) bölümle ilgili hiç bir yorum, gelecek olayları engelleyen ileilgili, daha önceki açıklamaları yok edemez veya değişik açıklayamaz. Aksi takdirde Kutsal Kitab’a sadık kalınmadan yorum yapılmış demektir. İnanlıların eline son zamanla ilgili, gökyüzünde çoktan belirmiş bir işaretin verilmesi mantıksızlıktır. İnanlıların göğe alınması olayından sonra geriye kalanlar zaten tanrısız, şeytanın ağına düşmüş ve kayıptırlar. Onların ikinci kez ayartılmaları ve imandan düşmelerine inanmak saçmalıktır. Bu erken göğe alınma öğretisi, sadece Elçiler’in öğretisine ters ve mantıksız olmakla kalmıyor, aynı zamanda tehlikelidir.
“Sizi hiç kimse hiç bir şekilde aldatmasın”
Elçi Pavlus bu sözlerle yukarıda açıkladığı düşüncesini naklediyor. Bu çok ciddi bir şey. Yanlış anlaşılmayacak bir şekilde başka bir öğretinin inanlıları ayartmak olacağını yazıyor.
-Olaylara hazırlıklı olmalıyız ( Matta 24:25).
-Zaman hakkında karar verebilmeliyiz (Matta 16:3).
-Kendimizi hazırlamalıyız ( Matta 24:44). Hazır olmak sonsuzluk hazırlığı anlamında değil. Zaten bütün inanlılar her dönemde, hayatları boyunca buna hazırdılar ve olmalıdırlar. Çünkü herkes her an bir ölüm şekliyle ebediyete gidebilir. ”Hazır” burda özellikle son zaman olaylarına ve Rab’bin tekrar gelişine bağlantılı olarak, ayartmaların üstesinden gelebilme sadakati gösterme uyarısıdır (bkz..Luka 12:40).
İlk Topluluğun Anlayışı
İlk inanlılar topluluğunu veya Elçileri şahsen tanımış ve dinlemiş olanların, yani inanlıların bize ilettikleri yazılarından, bu öğretiyi doğru anladıkları anlaşılıyor. Örneğin “On iki elçi’nin öğretisi “(Didache). Takriben 98 yıllarında yazılmış bu kitaptan bir bölüm kayda değerdir: “Çünkü son zamanlarda yalancı peygamber ve ayartıcıların sayıları artacak, kurtlar koyun postuna bürünecek ve sevgi nefrete dönüşecek. Ve artan bir adaletsizlikle birbirlerinden nefret edecek, birbirlerini ele vereceklerdir. Ve dünyayı ayartan, Tanrı oğlu olarak ortaya çıkacak, mucize ve alametler yapacak ve dünya onun eline teslim edilecek ve emsali görülmemiş kötülükler yapacaktır. Sonra insanlık sınama ateşinden geçecek, birçoğu imandan dönerek mahvolacaklar. Ama imanla dayananlar bizzat lanetten kurtarılacaklardır” (Didache 16:3-5).
Bundan önceki bölümde de inanlıları, gelecek zorluklara hazırlıklı olmaları konusunda, ciddi bir şekilde uyarıyor. Eğer göğe erken alınma öğretisine bağlanılırsa, Rab’bin, öğrencilerini bilinçli ve amaçlı, gelecek bütün sıkıntılı zamanlara hazırladığı tüm konuşmaları hiçe sayılarak zayıflatılır.
“Göğe Erken Alınma” Öğretisi Nereden Geliyor?
Rab İsa’nın ve Elçiler’in öğretisinde, bizi gelecek olaylara hazırlama ve doğru zamanda karar almamızdaki uyarılarının açık ve aynı olduğunu gördük. İlk topluluğun yazıları da, Elçiler’den öğrendiklerinin doğruluğunu çok açık onaylıyor. Ayrıca, Elçiler’in zamanından 1830’a kadar kilise tarihinde, bu öğretiye rastlanılmadığı.tartışma konusu olmayacak kadar açıktır. Peki o halde bu öğreti nereden geliyor?
Bu öğreti 1826 ile 1830 yıllarında güney İngiltere’nin Albury Manor kentinde oluştu. Bankacı Henry Drummond’un evinde kehanette bulunma adı altında, Edward İrving (1792-1834, Katolik Elçiler Kilisesi’nin kurucusu-sonradan bu kilisenin adı Yeni-Elçiler Kilise’si olarak değiştirildi) ve John Nelson Darby’nin (Biraderler topluluğunun kurucularından biri) de katıldığı bir konferans yapıldı. Edward İrwing, cizvit olan İspanyol Manuel Lacunza’nın kendi kehanetlerini içeren kitabını ingilizceye çevirdiğinde çok etkilenmişti. Buna benzer konferanslar, İrwing öğretisine eğilim gösterenlerden bayan T. Powerscourt’un güney Dublin’deki (İrlanda) villasında da yapıldı. Burada yine John Nelson Darby de vardı.
Aynı zamanda Glasgow (İskoçya) da görüm, peygamberlik, mucizevi iyileştirmeler ve dillerle konuşmalardan oluşan “Uyanış” adı altında bir toplantı yapılıyordu. Herşey bayan Margaret Macdonald’ın görümlerinin tesirinde ve denetimindeydi. Göğe erken alınma öğretisi ilk kez bu görümlerde ortaya çıktı. Böylece Darby ve İrwing, Macdonald ailesini ziyaret ettiler. İrwing bu doğaüstü olayların Kutsal Ruh’tan olduğuna kanaat getiriyordu. Darby ise Macdonald’ın öğretisini onaylıyor, ama sözü edilen doğaüstü olaylarda çekimser kalıyordu. Bu karşılaşmalardan sonra İrwing ve Darby “Göğe erken alınma “ öğretisini konferanslarına taşıdılar.
Daha sonra Edward İrwing’in kurduğu Katolik Elçiler Kilisesi’nde, kadın vaizciler bu öğretileri yayarak dillerle konuşmalarıyla da onayladılar. John N. Darby (Bilerek?) bu öğretiyi nereden aldığını açıklamadı. (Kaynak: D. MacPherson, “The Incredible Cover-up” )
John Nelson Darby, Edward İrwing’in bu özel öğretisi ve armağanlarla donatılmışlığından uzak durmaya çalıştı, ama göğe erken alınma öğretisini, Biraderler Topluluğunda öğretip yayıyordu.
Bu öğretiyi ortaya atıp onaylayan yanlış ruh, Rab İsa’nın ve Elçiler’in öğretisinden ayrı öğreti yayarak kendini gösteriyordu. Özellikle şimdiki zamanda, gelecek olayları tanıyıp hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor: “Bu nedenle neler aldığını, neler işittiğini anımsa. Bunları yerine getir, tövbe et! Eğer uyanmazsan, hırsız gibi geleceğim. Hangi saatte geleceğimi hiç bilemeyeceksin.”(Vahiy 3:3).
Mesih İsa nın ikinci gelişi.
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Mesih İsa nın ikinci gelişi.

26-04-07, 15:44
Sarkis
Sevgili Sabri kardeşim yazını ilgiyle okudum. Ama yanlış bir bilgilendirme sözkonusu olduğundan bu yazıyı ekleme gereğini gördüm. Belirttiğin gibi inanlı kiliselerinin çoğu Kilise’nin büyük sıkıntıdan önce göğe alınacağı görüşündedir. Ben de bu görüşü dogmatik olmaksızın tüm yürekten paylaşıyorum. Bu görüş kulağa ya da yüreğe hoş geldiği için değil ama Kutsal Kitap’ın son günlerle ilgili verilerinin doğal bir sonucu olduğundan. Sevgili kardeşim bu düşüncenin Kutsal Kitap dışı olduğunu, 1830’a kadar kilise tarihinde bu öğretiye rastlanılmadığını ve hatta bunun kaynağını ‘yanlış bir ruh’a atfetmektesin. Çok ağır ve yanlış bir suçlamada ve bilgilendirmede bulunduğunu kardeş olarak belirtmek isterim. Büyük Sıkıntı öncesi göğe alınmayı reddeden birçok kardeş maallesef derinden araştırmadan gazeteci Dave MacPherson’un 1975’te yazdığı kitaba (The Incredible Cover-Up) dayanarak bu iddiaları öne sürüyor. Ama bu iddiaların ne temeli var ne de kanıtı. John Darby’nin bu öğretiyi yanlış ruhun etkisinde ekstaza giren İskoçlu bir kızdan aldığı yada Irwing ve Lacunza adlı bir Cizvit papazından aldığı görüşleri tarihsel gerçeklere uymamaktadır. Bu düşünceyi çürütmek isteyen amillyanist görüşlü kardeşlerin sık sık kullandığı bu iddia gerçeklerin çarpıtılmasından başka bir şey değildir. İlkin, konusu edilen bu kişilerin kesinlikle John Darby gibi Kilisenin sıkıntıdan önce göğe alınacağını öğreten bir düşüncede olmadığı belirgin bir gerçektir. Bu kişilerin elimizde bulunan yazıları belirginlikle onların Post-tribulasyoncu yani kilisenin sıkıntıdan geçeceğini öğreten kişiler olduğunu belgelemektedir. İkincisi John Darby konusu edilen İskoçlu kızın rüyetinden veya İrwing’den seneler öncesi 1826’da bu görüşü zaten kabul etmişti. Bu kıza ait elde bulunan belgelerde bu kızın açık biçimde Kilisenin büyük sıkıntıdan geçeceğini Antikristin eline verileceğine inandığını kanıtlıyor. Darby’nin görüşlerine kaynak olarak verilen bu kişilerden hiçbiri Darby’le aynı öğreti çizgisinde olmadığı apaçık belirgindir. Birçok Hristiyan yazarı MacPherson’u bu yanlış bilgi ve karalama nedeniyle uyarmıştır. MacPherson bu görüşü savunan kiliseleri ve vaizleri o denli tehlikeli buluyordu ki bunları engelemme çabasıyla doğrulamadan bile böyle iddialarda bulundu. Mesih’in bin yıllık yersel egemenliğini yadsıyan ve Kutsal Kitap’ı sürekli alegorik biçimde yorumlayan a-milleniyanist kardeşlerin çoğu da onun bu yazılarına dayanarak ve kontrol etmeden bu yanlış görüşlerin biçimlenmesine yardımcı oldular. John Darby kendisi bu öğretiye nasıl vardığını açıkça bildirmesine rağmen yazında ‘John N. Darby (Bilerek?) bu öğretiyi nereden aldığını açıklamadı’ ifadesine yer vermektesin. Darby açıkça bu görüşe İsrail-Kilise hakkında vardığı teolojik ayrımın sonucunda vardığını belirtir. Tweety adlı bir vaizin de yardımıyla 2Selanikler 2’nin incelemesiyle buna ikna olduğunu belirtir.
Ben Darbyci değilim. Benim için önemli olan Kutsal Kitap’tır. Kutsal Kitap açık biçimde 1Selanikler 4:17’de belirginlikle göğe alınmayı öğretir. Bu göğe alınış büyük sıkıntıdan muaf olunmak için değilse başka ne anlam taşıyabilir? Kuşkusuz bununla inanlıların tüm sıkıntılardan muaf olunacağını söylemek istemiyorum. Bu safca bir sav olur. Olağan güncel sıkıntılar, dinsel ve politiksel sıkıntılar sürecek. İsa Mesih ve elçileri bu sıkıntılara karşı daima hazır olmaya çağrıda bulundular. (Yu 16:1-4; 33; 17:15; Mt 5:11-12; Elç 14:22; 1 Pi 5:9-10). Ama benzerinin hiç olmayacağı yedi yıllık büyük sıkıntı dönemini bunlarla karıştırmamak gerekiyor. Bunun dışında bu görüşün inanlıları uyuşukluğa yada hazırlanmamaya sebebiyet verir düşüncesiyle tehlikeli olduğunu ileri sürmek de tutarsızdır. Ben bunu diğer birçok bereketlerin olduğu gibi Rabbin bir lütfu olduğuna inanıyorum. İman ve lütufla kurtuluş hakkında ve imanlının kurtuluş güvenliği konusunda ne demeliyiz? Acaba bunları da uyuşukluğa neden olur diyerek tehlikeli ilan edebilir miyiz? Kutsal Kitap’ın (güncel sıkıntılardan değil ama) gelecek olan o yedi yıllık büyük sıkıntıdan inanlıların korunacağına dair güvenlik verdiğine inanıyorum. Mesih’in vaat ettiği gibi
"Sözüme uyarak sabırla dayandığın için, yeryüzünde yaşayanları denemek üzere bütün dünyanın üzerine gelecek olan deneme saatinden seni esirgeyeceğim" (Va. 3:10).
Pavlus da aynı gerçeği vurgular. 'Gazaba uğrayalım diye değil, Rab’bimiz İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşalım diye belirledi'' (1Se. 5:9; 1:10).
1830 dek böyle bir öğretiye rastlanılmadığı görüşüne gelince bu tümden yanlıştır. İ.S. 175-195’te yaşamış ilk kilise atalarından İrenyus’un şu bildirisi ilginçtir:
''Son zamanlarda Kilise aniden kalıdırıldığında yazılmış olduğu gibi, hiç olmamış ve olmayacak olan bir sıkıntı olacaktır''(Edimcilere Karşı V.29:1).
Dördüncü yüzyılda yaşamış (İ.S. 306-307) Suriyeli Efrem’in bu doğrultudaki açıklamaları da düşündürücüdür:
''Dünyayı mahvedecek kargaşayı görmesin diye Tanrı’nın bütün kutsalları ve seçilmişleri gelecek sıkıntıdan önce Rabbe götürülecekler... '' (Suriyeli Ephraim, Des Dernier Temps, de l’Antechrist et de la fin du Monde).
303 yılında Victorinus adlı bir tanrıbilimci Vahiy’le ilgili bir yorumunda (De Fabrica mundi) Kilise’nin havaya kaldırılacağı görüşünü savunur:
''Tanrı’nın öfkesi daima söz dinlemezleri vurur... Bu, (yani vurma) son zamanlarda, Kilise onların arasından kaldırıldı-ğında olacaktır''(Europe, H.P. Medema, sf. 142).
Hatta Kilisenin büyük sıkıntı sonunda alınacağını savunan biri John Darby’den önce bunun öğretildiğini kanıtlayana 500 dolar ödül koymuştur. Koyduğu ödül çok geçmeden sahibini buldu. Çünkü 1742 yılında Morgan Edwards adlı bir vaiz (daha John Darby doğmadan önce) belirginlikle Kilisenin büyük sıkıntıdan önce alınacağını öğretmekteydi,
Sonuç olarak sevgili kardeşim dikkat edelim yanlış bilgilendirilmelere elimizden geldiğince engel olalım. Kilisenin büyük sıkıntıdan önce alınacağı konusunda Gerçeğe Doğru yayınlarınca yayınlanan ‘Dünya’nın sonu ve Mesih’in dönüşü’ adlı kitabımdan eklemeli şu aktarmayı da dikkatine sunmak isterim. İnanlıların büyük sıkıntıdan önce göğe alınacağını belirten şu 14 Kutsal Kitap kanıtı üzerinde düşünmemiz yararlı olur sanırım.
Rab seni bereketlesin
Kardeşin Sarkis
Kilise Ne Zaman Göğe Kaldırılacak? Büyük Sıkıntıdan Önce Mi Sonra Mı?
Bazıları göğe alınışın sadece bir ayet üzerine kurulu olduğunu ileri sürerek (1Se.4:15-17) bu gerçeği yadsıyacak kadar ileri giderler. Oysa bir öğretinin gerçekliği bu konuda var olan ayetlerin çokluğuyla belirlenemez. Tanrı’nın her sözü yinelensin veya yinelenmesin gerçektir ve olduğu gibi kabul edilmelidir (bkz. Yar. 2:17). Bunların dışında kalan öbür Mesih inanlıları yukarıdaki İncil ayetlerine dayanarak Kilise’nin birgün göğe kaldırılacağını kabul eder. Ama bu defa göğe kaldırılışın zamanı konusunda düşünceler ayrılır. Bu olayın zamanıyla ilgili inanlılar arasında benimsenen özellikle üç görüş bulunur:
1. Kilise büyük sıkıntıyı yaşayarak geçtikten sonra göğe kaldırılacak (post-tribulation).
2. Kilise büyük sıkıntı dönemine girecek; ama en şiddetli son üç buçuk yıla tanık olmadan orta yerde göğe kaldırılacak (Mid-tribulation).
3. Kilise büyük sıkıntı dönemine girmeden, sıkıntı döneminin başındagöğe kaldırılacak (pre-tribulation).
Bu üç görüşün sonuncusu Kutsal Kitap gerçeklerine en uygun görünenidir. Kilise büyük sıkıntıya girmeden bunun başlangıcında göğe kaldırılacak. Bazıları inanlıların yeryüzünde sıkıntı göreceğini vurgulayan bazı ayetlere dayanarak (bkz. Yu. 16:1-4, 33; 17:15; Mat. 5:11-12; Elç. 14:22), Kilise’nin büyük sıkıntıyı yaşayacağını ileri sürer. Kuşkusuz inanlıların sıkıntı ve baskı göreceği belirgin bir gerçektir. Fakat bu olağan sıkıntıları Mesih’in sözünü ettiği benzeri hiç olmayacak yedi yıllık evrensel büyük sıkıntıyla karıştırmamak gerekir. İnanlılar bu olağan sıkıntıları yaşayacak, ama Kutsal Kitap’ın genel bildirileri doğrultusunda söz konusu büyük sıkıntıyı görmeden göğe alınacak. Bu düşünceyi belgeleyen bazı Kutsal Kitap kanıtlarını inceleyelim.
1. Büyük sıkıntı dönemini anlatan Vahiy 6-19 bölümleri Kilise’den, yeryüzündedir diye hiç söz etmez. İlk üç bölümde kilise sözü 22 kez geçerken, dördüncü bölümden başlayarak büyük sıkıntıyı anlatan kısımlarda Kilise sözünün hiç kullanılmaması düşündürücüdür. Kilise büyük sıkıntı döneminde yeryüzünde bulun-saydı kuşkusuz onun hizmetinden, rolünden mutlaka söz edilecekti. Bu gizemli suskunluk Kilise’nin sıkıntı zamanında yeryüzünde değil, Mesih’le birlikte göklerde bulunduğunu imler. Ayrıca Vahiy 2. ve 3. bölümlerde yedi kez ''kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin'' anımsatması yineleniyor. Bu anımsatma büyük sıkıntıyı konu alan Vahiy 13:9’da da geçiyor; ama ilginç biçimde bu kez Kilise sözü kullanılmıyor, sadece ''kulağı olan işitsin'' deniliyor. Kilise ifadesi niçin kullanılmıyor? Bunun nedeni Kilise’nin büyük sıkıntının başlangıcında artık yeryüzünde değil, göklerde Rab’binin yanında olmasıdır.
2. İsa Mesih Vahiy kitabında yedi Kilise’ye konuşur, öğüt ve uyarılarda bulunurken Ejder’den öbür iki canavardan (yani Antikrist ve sahte peygamberden), 666 sayısından, büyük Babil’den hiç söz etmez. Onlarla bağlantılı kiliseye yöneltilen hiçbir uyarı yoktur. Bu bize kilisenin Antikrist ve sahte peygamberle birlikte aynı anda aynı dönemde beraber bunlunmayacağını belirginlikle göstermektedir. Çünkü Kiliselerden söz edilirken ejderin, canavarların ve Babil’in varlığı belirtilmez (Vahiy 1-3 bölümleri); Ejder ve canavarlardan söz edilirken de Kilisenin hazır olunuşundan, varlığından söz edilmez (Vahiy 6-19 bölümleri). Vahiy altıncı bölümden itibaren Vahiy kitabının hitqp tonu, konusu ve etkinlikte olan kişiler tümden değişmekte. 6’ıncı bölümden itibaren yeni bir zaman dilimine girildiğ belirgindir. Bu gerçek Kilise’nin Ejder ve canavarlarla aynı anda bulunmayacağı dolayısıyla büyük sıkıntıyı görmeden alınacağını imgeler.
3.İlginçtir, Kilise’nin tarihini özetleyen Vahiy 2. ve 3. bölümlerinin hemen ardından dördüncü bölümde şu sözleri okuruz:
''Bundan sonra gökte açık duran bir kapı gördüm. Benimle konuştuğunu işittiğim, borazan sesine benzeyen ilk ses şöyle dedi: 'Buraya çık! Bundan sonra olması gereken olayları sana göstereyim'' (Va. 4:1).
Birçok Kutsal Kitap yorumcularıyla birlikte 'gökte açık duran kapı' ve 'buraya çık' sözlerinin betimsel açıdan inanlıların göğe kaldırılmasına değindiğini düşünebiliriz. İki tanığın öldürüldükten sonra bedenen dirilip göğe yükselmesinde de aynı –‘Buraya çıkın’– sözü kullanılıyor (bkz. Va. 11:12). Kilise’nin tarihini betimleyen yedi kilisenin tanımından hemen sonra Elçi Yuhanna' nın Patmos adasından göğe çıkması, Kilise’nin büyük sıkıntının başlangıcında yukarıya çıkışına işaret ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü burada anlatılan olaylarla Kilise’nin göğe kaldırılışını anlatan 1.Selanikliler 4:16-17 ayetleri arasında şaşırtıcı bir benzerlik bulunur. Örneğin, 1.Selanikliler 4:16-17'deki 'emir çağrısı', 'başmeleğin seslenmesi', 'Tanrı'nın borazanı' Vahiy 4:1’de neredeyse tıpatıp yinelenmekte. Ayrıca Vahiy 4. bölümden sonra Kilise’yi yeryüzünde görmüyoruz; Kilise’den, onun durumundan, eylemlerinden hiç söz edilmiyor.
4. Vahiy 4. bölümde geçen yirmi dört İhtiyar Kilise’yi temsil etmektedir. Bu konumda sıkıntı süresince gökte Tanrı'nın tahtı önündedir. Yirmi dört İhtiyar dirilmiş ya da değiştirilerek göğe alınmış Kilise inanlılarını temsil eder. ‘İhtiyar’ sözü yunanca 'presbyteros' olup ruhsal varlıklarla değil, insanlarla ilgili bir kullanımdır. Yaşla değil ruhsal olgunlukla bağlantılıdır. Kilise’de veya İsrail halkı içinde önderlik yapanlarla ilgilidir. Yirmi dört sayısı aynızamanda Kilise’nin kahinlik hizmetinle işaret eder. Eski Antlaşma’da kahinlik görevini görenler yirmi dört sınıfa ayrılırdı (bkz. 1.Ta. 24:3-5). Beyaz giysilerle, başlarında taçlarla tahtlarda oturan İhtiyarlar melekler değil, göğe alınarak ödüle kavuşan Kilise inanlılarının temsilcileri olduğu belirgindir (bkz. 3:5, 18). Beyaz giysi, başlarında taçlarla tahtlarda oturmaları onların çoktan dirilip ödüllerini aldıklarını betimler. Yirmi dört İhtiyar’ın konumu ve yetkisi sadece Kilise’nin yetkisi ve konumudur. Görüldüğü gibi Kilise bu konumuyla tüm sıkıntı boyunca gökte olacak, İmansızların yargılanmasında kendine atanan yeri alacak. Ama Vahiy 19. bölümde, büyük sıkıntının sonunda da göksel orduların bir parçası durumunda Mesih'le birlikte gökten yeryüzüne inecek.
5. Büyük sıkıntının sonunda Mesih'in kutsallarıyla birlikte yeryüzüne döneceğini belirten parçalar inanlıların daha önceden Mesih'in yanına çıkmış olduğunu gösterir (bkz. Yah. 14-15; Kol. 3:4; 1Se. 3:13). Önceden göğe alınma olmasaydı kutsalların Mesih'le birlikte yeryüzüne dönüşünden söz edilemezdi. Vahiy yazısında Mesih’in yeryuvarlağına inişinde beyaz giysilerle O’nun ardınca gelen ordular Mesih’in Kilise’sini de kapsıyor. Konusu edilen giysiler Kilise’yle ilgilidir (bkz. Va. 19:8,14). Büyük sıkıntının sonunda Mesih’in gelişinde herhangi bir dirilişten ya da göğe alınmaktan da söz edilmediğine dikkat edilsin. Bu zamanda bir göğe alınma tasarlansa bunun anlamı olabilir mi? Mesih yeryuvarlağına geliyor; niçin kilisesi tersine göğe gitsin? İnanlılar büyük sıkıntının sonunda değil, başlangıcında büyük sıkıntıdan kurtarılmak için göğe alınacak.
6. Selanikliler yazısında Antikrist'in ortaya çıkmasını önle-yen bir 'engelden' ve bu engelin 'ortadan kalkmasından' söz edilir (bkz. 2Se. 2:6). Bu engel ne olabilir? Bu, Kilise’de etkinliğini gösteren Kutsal Ruh'tur. Kilise çağının kapanışında yersel görevini sonuçlayacak olan Kutsal Ruh Kilise’yle birlikte ortadan kalkınca –göğe alınınca– helak oğlu Antikrist belirecek, büyük sıkıntı dönemi de o zaman başlayacak. Büyük sıkıntının başlaması kötülüğü frenleyen Kutsal Ruh’un ve Kilise’nin göğe kaldırılışıyla bağlantılıdr. Bu da, bir kez daha Kilise’nin büyük sıkıntıdan önce göğe alınacağını kanıtlar.
7. Büyük sıkıntı dönemi son bulurken, Mesih yeryüzüne inmeden gökte Kuzu'nun düğünü yapıldığını okuyoruz (bkz. Va. 19:1-9). Kuşkusuz, bu olayda Kuzu'nun gelini, Kilise’nin de gökte bulunması gerekmekte. Çünkü gelinsiz, yani Kilisesiz düğün olamaz. Bu da büyük sıkıntıdan önce Kilise’nin göğe kaldırıldığını gösterir (bkz. Luk. 12:36).
8. Mesih’in büyük sıkıntının sonunda yeryüzüne görünür dönüşünü anlatan Vahiy 19’uncu bölümde kilisenin göğe alınmasına ilişkin hiçbir anlatım yoktur. Tersine Mesih’e eşlik eden göksel orduların bir parçası olarak O’nunla gelmektedir. Bu durumda Mesih döndüğünde kilisenin herhangi bir alınışı söz konusu olamaz. Zaten bu anda kilisenin göğe alınmasının hiçbir teolojik anlamı da olamaz. Neden dolayı Rab tüm sıkıntı boyunca kilisesini yeryüzünde, sıkıntıların ortasında bıraksın ve sıkıntılar bittiğinde de onları yanına alsın. Hemen sonra da onlarla dönsün! Göğe alınma gibi önemli bir olayın kuşkusuz belirli bir anlamı ve amacı bulunmalıdır. Bunun tatmin edici tek anlamı büyük sıkıntıdan muaf tutulmak amacıyla sıkıntıdan önce göğe alınmasıdır.
Bundan başka kilisenin göğe alınışından hemen sonra yeryüzüne Mesih’le dönmesi Mesih’in Yuhanna 14:1-3’deki vaadıyla da çelişmektedir. Burada Mesih öğrencilerine göksel konutlar hazırlandığında gelip onları yanına alacağını vaat ediyor. Bu durumda kilise alınığında hemen yeryüzüne dönmemeli önce göksel konutlara yerleştirilmeli. Bu olaydan ancak belirli bir zaman sonra onların yeryüzüne döneceğini bekleyebiliriz. Kilisenin büyük sıkıntının sonunda göğe alınması bu vaadin gerçekleşmesine hiçbir olanak bırakmıyor. Sıkıntıdan önce alınış bununla tümden uyumludur.
9.Mesih’in dönüşünde keçilerin (inançsızların) koyunlardan (inananlardan) ayrılması olayı da göğe alınışın büyük sıkıntı sonunda gerçekleşmeyeceğini gösterir (Mt. 25). Çünkü eğer inanlılar bu zamanda göğe alınmış olsaydı bu zamanda bir ayırım yapmaya gerek kalmazdı. Çünkü göğe alınışla bu ayırım zaten gerçekleşmiş olurdu.
10. Son dönemin Kilise’si Filadelfiya’yla ilgili sözler de Kilise’nin tüm dünya üzerine gelecek olan denenme saatinden korunacağını belgeler:
"Sözüme uyarak sabırla dayandığın için, yeryüzünde yaşayanları denemek üzere bütün dünyanın üzerine gelecek olan deneme saatinden seni esirgeyeceğim" (Va. 3:10).
Buradaki Yunanca kullanım ‘tireo’ daha güçlüdür: ‘Seni denenme saatinden dışarı’ veya ‘dışarda’ saklayacağım. Bu da Kilise’nin sıkıntı esnasında yerde korunacağını değil, büyük sıkıntının dışında olarak korunacağını belirtir. Bundan başka büyük sıkıntı inanlılarını korunmak bir yana, Antikrist’in eline verileceğini okuyoruz (bkz. Va. 13:7).
11. Büyük sıkıntının özelliği ve gönderilme amacı da, Kilise’yi büyük sıkıntının dışında tutar. Tanrı bu büyük sıkıntı yoluyla Yahudi halkını ve imansız ulusları yargılamayı, böylece tövbeye yöneltmeyi amaçlar. Büyük sıkıntının Kilise’yle hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle de onun sıkıntıya girmeden göğe alınması gerekir. Yazıldığı gibi, Tanrı Mesih’in bedeni ve gelini olan Kilise’yi öfke ve gazap için oluşturmamıştır:
''Gazaba uğrayalım diye değil, Rab’bimiz İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşalım diye belirledi'' (1Se. 5:9; 1:10).
12.Kilise’nin büyük sıkıntıda kalıp şeytan ve Antikrist’in yetkisine teslim edilme düşüncesi de Mesih’in kilisesine verdiği yetkiyle çelişir:
''Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek'' (Mat. 16:18).
Sıkıntı döneminde tüm ulusların ve kutsalların şeytan ve Antikrist’in yetkisine teslim edildiği belirtilir (bkz. Va. 13:7). Oysa Mesih’in kilisesi ve gelini için böyle bir şey düşünülemez. Ölüler ülkesinin güçleri onun üzerine yetki kuramaz. Antikrist’in eline teslim edilen kutsallara gelince bunlar Kilise değil, büyük sıkıntıda imana gelmiş inanlılar olduğu belirgindir.
13. Kutsal Kitap'ta birçok kez görüldüğü gibi, Tanrı günahlıara öfkesini dökmeden önce sadık bağlılarını güvenliğe alır. Örneğin, Tanrı yeryüzünü tufanla vurmadan önce, Nuh’la ailesine 'gemiye girmelerini' emreti. 'Kapı kapandığında' hem yerden hem gökten sular boşaldı (bkz. Yar. 6-7). Başka bir olay da korkunç günahların işlendiği Sodom ve Gomorra kentlerinin yargılanmasıdır. Tanrı ilkin Lut'u güvenliğe aldı, ardından Sodom ve Gomorra üzerine ''gökten ateş ve kükürt yağdırdı'' (bkz. Yar. 19:12-25). Günümüzde bile bir ülke öbür ülkeye savaş ilanı yapmadan önce temsilcilerini o ülkeden çeker. Tanrı da günahlı insanlığa yönelik öfkesini boşaltmadan önce temsilcilerini –Mesih’in gelini olan Kilise’yi– kendine çekecek (bkz. 2Ko. 5:20).
14. İlk inanlıların başlangıçtan bu yana Mesih’in her an gelebileceğine inanmış olmaları da, Kilise’nin büyük sıkıntıdan ve Antikrist’in belirmesinden önce göğe kaldırılacağını kanıtlar. İlk inanlıların beklentisi büyük sıkıntıyı ya da Antikrist'i görmek değildi. Onlar hiçbir ön işaret gözetlemeksizin Mesih’in her an kendilerini almak için geleceğini bekliyordu.
Bazıları elçi Pavlus’un 2 Selanikliler 2:1-3’deki sözlerine dayanarak inanlıların Antikrist’i ve büyük sıkıntıyı görmeden göğe alınmayacağını ileri sürer. Her ne kadar birinci ayet Mesih’in dönüşü ve inanlıların O’nunla toplanmasına değiniyorsa da, elçi Pavlus’un burada göğe alınıştan değil ‘Rab’bin gününden’ söz ettiği belirgindir. Başka bir deyimle ''imandan dönüş ve yasa tanımaz adam ortaya çıkmadıkça o gün'' yani büyük sıkıntı günü olmayacaktır. Bazıları yaşadıkları sıkıntıları o büyük günle karıştırıp 'Rab’bin gününün'geldiğinidüşünüyordu (bkz. 1,2). Fakat Pavlus imandan dönüşün ve Antikrist’in belirişinin olmadığını hatırlatarak bu günün gelmediğini belirtir. Konunun devamı açık dille Antikrist’in belirişine engel olanın ortadan kalkmasına bağlar. Engel olanın Kilise ve dünyada etkin olan Kutsal Ruh olduğunu önceden belirttik. Göğe alınış gerçekleştiğinde imandan dönüş başlayacak ve Antikrist ortaya çıkacak.
Yine bazıları büyük sıkıntıyı görmeden göğe alınmanın yeni bir düşünce olduğunu, 1830 yılından önce böyle bir düşünceye hiçbir yerde rastlanılmadığını anımsatarak konuyu bulandırmaya çalışır. Doğrudur ki, kilise tarihinde bu doğrultuda kesin ve net açıklamalar yoktur. Hatta bu konuda birbiriyle çelişen birçok açıklamalara da rastlanır. Mesih’in Kilise için gelişinin ve göğe alınışın bir sır olduğu yeniden anımsansın. Bundan başka bilinsin ki, bizim yetkimiz kilise tarihi değil, Kutsal Kitap’tır. Her inancımıza kilise tarihinde belirgin dayanaklar olabilir ya da olmayabilir. Bu önemli değildir. Sonuçta her öğreti kilise tarihinin değil, Kutsal Kitap’ın ışığında değerlendirilmeli. Kuşkusuz tarihsel destekler bizleri daha fazla sevindirir, imanımızı pekiştirir. Ama önemli olan, Kutsal Kitap’ın yetkisi ve öğretisidir. Buraya dek sıraladığımız Kutsal Kitap gerçeklerininse bu gerçeği yeterince onayladığını kanıtladık.
Ayrıca, bu öğretinin sadece 1830 yılında belirdiğini söylemek de yanlıştır. İ.S. 175-195’te yaşamış ilk kilise atalarından İrenyus’un şu bildirisi ilginçtir:
''Son zamanlarda Kilise aniden kalıdırıldığında yazılmış olduğu gibi, hiç olmamış ve olmayacak olan bir sıkıntı olacaktır''(Edimcilere Karşı V.29:1).
Dördüncü yüzyılda yaşamış (İ.S. 306-307) Suriyeli Efrem’in bu doğrultudaki açıklamaları da düşündürücüdür:
''Dünyayı mahvedecek kargaşayı görmesin diye Tanrı’nın bütün kutsalları ve seçilmişleri gelecek sıkıntıdan önce Rabbe götürülecekler... '' (Suriyeli Ephraim, Des Dernier Temps, de l’Antechrist et de la fin du Monde).
303 yılında Victorinus adlı bir tanrıbilimci Vahiy’le ilgili bir yorumunda (De Fabrica mundi) Kilise’nin havaya kaldırılacağı görüşünü savunur:
''Tanrı’nın öfkesi daima söz dinlemezleri vurur... Bu, (yani vurma) son zamanlarda, Kilise onların arasından kaldırıldı-ğında olacaktır''(Europe, H.P. Medema, sf. 142).
Kilise’nin büyük sıkıntıdan önce göğe kaldırılması Kutsal Kitap’ın son günlerle ilgili öğreti tablosuna en uygun düşenidir. Bu, Kilise’nin çağrılışı, umudu, nedeniyle uyumdadır. Büyük sıkıntının amacı Daniel peygamberin son hafta-senesiyle ilgili bildirilerine, inayetle kurtuluş öğretisine tamamen uyum oluşturur.
Sarkis PAŞAOĞLU
Mesih İsa nın ikinci gelişi.
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Mesih İsa nın ikinci gelişi.

30-05-07, 15:19
urban
ÖNCELİKLE SİTENİZE KABULUNÜZÜN NEZAKETİNE TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.İSA MESİHİN İKİNCİ GELİŞİ MADDEN Mİ YOKSA MANENMİ GELİCEK DİYE BAŞLAMAK İSTERİM.GÜNÜMÜZDE HİÇBİ DİNİ ÖGEYE TAHAMMÜLÜN OLMADIĞINI BİLDİRMEK İSTERİM.YANİ MESİHİN GELİŞİ BÖYLE Bİ OBJE OLMAYACAKTIR.ZAMANI GELİNCE İSA MESİHİN GELECEĞİ HİSSEDİLECEKTİR.KUTSAL KİTAPLARDA BUNU BÖYLE AÇIKLAR.SADECE ETRAFINDAKİLERİN HABERİ OLACAK İSA MESİHİN YERYÜZÜNÜ ŞEREFLENDİRDİĞİNİ.SADECE İNANALAR DEMEK OLUYOR YANİ.MESİHİN ALLAHIN ADALETİ MESİHİN ELİYLE TECELLİ EDECEĞİNE İNANIYORUZ. KUTSAL KAYNAKLARIMIZDA DA BU KONULAR İŞLENİYOR.DAHA DETAYI DA VAR AMA ŞİMDİLİK BU KADAR YETERLİ KABUL GÖRÜYORUM.
Mesih İsa nın ikinci gelişi.
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Mesih İsa nın ikinci gelişi.
Mesih İsa nın ikinci gelişi. konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.