Sola Scriptura
Milenyum Görüşleri
MİLENYUM GÖRÜŞLERİ
Eskatoloji konusundaki ana görüşler Türkiye’de ya tam olarak bilinmemektedirler ya da gereksiz olarak görülmektedirler. Aslında eskatolojinin Hristiyan doktrinin ne kadar büyük bir kısmını oluşturduğunu gördüğümüzde durumun bundan çok farklı olduğunu da görmüş oluruz. Öncelikle ana olarak dört farklı eskatolojik görüş vardır. Bunlar genellikle Vahiy kitabında geçen Mesih’in 1000 yıllık egemenliğinden yola çıkarak adlarında milenyum kavramını barındırırlar. Bu görüşlerin adları, tarihsel premilenyalizm (historical premillenialism), dönemsel premilenyalizm (dispensationalist premillenialism), Preterizm, Postmilenyalizm ve Amilenyalizm’dir.
Preterizm
Preterizm, Mesih’in Matta 24 ve Markos 13’teki konuşmasının, Roma ordusunun İ.S 70 yılında Yeruşalim’i ve tapınağı yok etmesiyle ilgili olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca Preterist’ler, elçi Yuhanna’nın Vahiy kitabını İ.S 70 yılından önce yazdığını ve bu kitabın Nero’nun Hristiyanlar’a olan zulmünden bahsettiğini iddia etmektedirler. Bu görüşe göre ise Mesih’in ikinci gelişi elçilerin yaşadığı sürede gerçekleşmiştir.
Dönemselcilik (Dispensationalism)
Dönemselcilik sadece “göğe alınma” veya eskatolojiden daha da kapsamlı bir doktrin sistemidir. Ancak içerisinde dönemsel premilenyalizmi barındırdığı için öncelikle bu sistemin ana hatlarına bakmamız gerekmektedir. Bu öğretiye göre kurtuluş tarihinde Tanrı, insanlarla yedi farklı dönemde yedi farklı şekilde ilgilenmektedir. İlk dönem düşüşten önceki “masumiyet” dönemi, ikinci dönem düşüşten Nuh’a kadar olan süreç olan “vicdan” dönemi, üçüncü dönem Nuh’tan İbrahim’e kadar olanki “insan yönetimleri” dönemi, dördüncü dönem İbrahim’den Musa’ya kadar olan “vaat” dönemi, beşinci dönem Musa’dan Mesih’e kadar olan “yasa” dönemi, altıncı dönem kilise çağı olan “lütuf” dönemi ve son olarak yedinci dönem milenyum olarak da adlandırılan “krallık” çağıdır.
Dönemselciliğe göre Mesih hakkında Eski Antlaşma’da belirtilen peygamberlikler nasıl literal olarak gerçekleştiyse, aynı şekilde İsrail’in geleceği ile ilgili peygamberlikler de gelecekteki bin yıllık dönemde literal olarak gerçekleşecektir. Bu bakımdan dönemselcilik kilise ve İsrail’i birbirlerinden tamamen farklı iki ayrı Tanrı halkı olarak görmektedir. İsrail’in 1948’de kurulması dönemselci teolojiye göre Tanrı’nın önceden İbrahim’e verdiği bir vaadin yerine gelmesidir. Bu vaadin yerine gelmesinin ardından gerçekleşecek bir sonraki peygamberlik ise Hristiyanlar’ın göğe alınmalarıdır. Bu göğe alınma, Daniel’in 70. haftası diye adlandırılan yedi yıllık sıkıntı döneminden önce İsa Mesih’in gizli bir şekilde yeryüzüne geri dönmesiyle gerçekleşecektir. Dönemselcilere göre bu sıkıntı zamanı çoktan yeryüzünden alınmış olacak olan kilise için değil iman etmeyen İsrail için gelmektedir. Bu yüzden kilise çağı adı verilen altıncı dönem, Tanrı’nın İsrail’le değil Yahudi olmayan uluslarla ilgilendiği dönemdir. Her ne kadar sıkıntı dönemi imanlıların göğe alınmalarıyla başlasa da, Mesih’in bedensel olarak dönüşü büyük sıkıntı döneminden sonra gerçekleşecektir. Bu da sıkıntı dönemi boyunca 144.000 Yahudi de dahil olmak üzere Mesih’e iman edenlerin bin yıllık dönemde tekrardan dünyada yaşamaya devam edecekleri anlamına gelir. Milenyum boyunca Tanrı’nın Krallığı tam olarak yaşanacak ve kutsallar 1000 yıl süresince Mesih’le birlikte egemenlik süreceklerdir.
Dönemselciliğe göre milenyum, Mesih’in kurtuluş işini hatırlamak amacıyla Eski Antlaşma tapınak düzenine ve hayvan kurbanlarına geri dönüşle yaşanacaktır. Milenyumun sonunda uluslar Mesih’e karşı ayaklanacak ve Şeytan ve bütün imansızlar ateş gölüne atılacaktır. Bu noktada yeni yer ve yeni gökyüzü oluşacaktır. Dönemsel premilenyum (dispensational premillenialism) basitçe bu şekilde tanımlanabilir.
Tarihsel Premilenyalizm (Historical Premillenialism)
Sık sık yapılan hata tarihsel premilenyalizm ile dönemsel premilenyalizmi birbiriyle karıştırmak olmuştur. Tarihsel premilenyalizm, dönemsel premilenyalizmin kurtuluş tarihini açıklayışını tamamen reddeder.
Tarihsel premilenyalizme göre Mesih’in gelişi yeni bir çağın başlangıcını ortaya koyarken aynı zamanda da Eski Antlaşma peygamberliklerinin tam olarak yerine gelişlerini ifade eder. Büyük sıkıntı dönemi Mesih’in dönüşünden hemen önce gerçekleşir. İkinci gelişten sonra, ilk dirilişi ikinci dirilişten ayıran 1000 yıllık bir egemenlik süresi başlar. Şeytan bağlanır ve Tanrı’nın krallığı tamamen kendisini gösterir. Bin yıllık sürenin sonunda Şeytan bir süreliğine serbest bırakılır ve uluslar Mesih’e karşı gelmeye başlarlar. Bunun ardından ise ikinci diriliş veya son yargı gerçekleşir. Bu 1000 yıllık yeryüzündeki egemenliğin ardından Tanrı göksel Yeruşalim’i yaratır. Bu görüşü kilise tarihinde savunanlar arasında Iraneus, Polikarp, Şehit Justin ve Papias bulunmaktadır. Günümüzdeki diğer önemli tarihsel premilenyumcular arasında John W. Montgomery, J. Barton Payne, Henry Alford, Theodore Zahn ve Tenth Presbiteryen Kilisesi pastörü James Boice bulunmaktadır.
Postmilenyalizm (Postmillenialism)
Postmilenyalizm, milenyum kavramını literal olarak Mesih’in yeryüzünde 1000 yıllık egemenlik sürüşü olarak algılamamaktadır. Bunun yerine bu milenyumda müjdenin duyurulması ve Kutsal Ruh’un dökülüşüyle Hristiyanlık büyük bir başarıya ulaşacaktır. Bu dönem boyunca Hristiyanlığın etkisi sadece dini alanda değil ayrıca dünya barışı ve ekonomik durumunu da etkileyecektir. Birçok Yahudi Mesih’e iman edecektir ve milenyumun sonunda kısa süreli bir imandan dönüş başlayacak ardından Mesih yeryüzüne döndüğünde diriliş ve son yargı gerçekleşecektir. Postmilenyalizm eskatolojik olarak kilisenin “altın çağı”nı beklemektedir. Premilenyalizm’den farkı, Mesih’in ikinci gelişini 1000 yıllık dönemden önceye değil bu dönemden sonraya yerleştirmesidir. Ancak Postmilenyumcular arasında da bu 1000 yılın doğası konusunda ayrılıklar vardır. Bazıları bu bin yılın tamamen gelecekte gerçekleşecek bir olay olduğunu iddia ederken diğerleri şu anda yaşadığımız dönemde başladığını söylemektedirler. Her ne kadar Reform Hristiyanları’nın çoğu Amilenyumcu olsa da her zaman postmilenyumcu bir azınlık var olmaktadır. Aralarında milenyum kavramının içeriğini tanımlama konusunda farklılıklar olmakla birlikte, bilinen postmilenyumcu teologlar: “Princeton ekolü” olarak da bilinen Charles Hodge, A.A Hodge, B.B. Warfield, Greg Bahnsen, R. J. Rushdoony, Gary DeMarr ve Kenneth Gentry.
Amilenyalizm
Amilenyalizm, Hristiyanlık tarihinde Augustine’in günlerinden beri en çok kabul edilen eskatolojik görüş olmuştur. Terim olarak amilenyalizmin kullanılışı ilk olarak ünlü Hollandalı politikacı ve teolog Abraham Kuyper tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun nedeni ise Amilenyumcuların, Mesih’in gelişini milenyum döneminden sonrası olarak algılamaları nedeniyle her zaman kendilerini postmilenyumcu kampta bulmuş olmalarıdır.
Amilenyalizm, birçok Reform ve Lutheran inanç açıklamasının kabul ettiği eskatolojik görüştür. Bu görüşe göre Eski Antlaşma’da İsrail’e, İbrahim’e ve Davut’a verilen vaatlerin hepsi İsa Mesih’te gerçekleşmiştir. Milenyum ise Mesih’in ilk gelişiyle ikinci gelişi arasındaki Mesih’in gökyüzünden uluslar üzerinde egemenlik sürdüğü tüm süredir. Mesih’in ilk gelişinde, çarmıhta kazandığı zaferle şeytan bağlanmış ve bu etki müjdenin bütün uluslara vaaz edilmesi ve Mesih’in mucizeleriyle de kanıtlanmıştır. Tanrı’nın krallığının bu çağdaki varlığı bunun ayrı bir kanıtıdır. Müjdenin yayılması ve vaaz edilmesiyle birlikte artık şeytan ulusları kandıramamaktadır. Mesih bu bütün süre boyunca gökyüzünde egemenlik sürmektedir. Bu milenyum döneminin ardından şeytan serbest bırakılacak, büyük imandan dönüş gerçekleşecek, Mesih’in bedensel olarak yeryüzüne gelişiyle diriliş gerçekleşecek ve yeni yeryüzü ve yeni gökyüzü kurulacaktır. Amilenyalizm daha önce de söylendiği gibi kilise tarihinde sayı olarak en çok inanana sahip olan görüştür. Bu görüşü destekleyenler : Geerhardus Vos, Abraham Kuyper, Gresham Machen, Louis Berkhof, Augustine, Martin Luther, John Calvin, Thomas Aquinas, Meredith G. Kline, Cornelis Venema, Herman Ridderbos, Anthony Hoekema, Dennis Johnson, Kim Riddlebarger.