Darvinizm ve Eleştirisi

Darvinizm ve Eleştirisi hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar > Evrim Teorisi : Darvinizm ve Eleştirisi konusu 415 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj yaratilisci tarafından gönderildi. Darvinizm ve Eleştirisi Charles Darwin http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/darwin.jpg Charles Darwin http://www.sorularlaevrim.com/images/icerik/the-origin-of-species.jpg Türlerin Kökeni (The Origin of Species) isimli kitabın 1859 yılında basılan nüshasının ilk sayfası “Darwinizm’in ana fikri bir cümlede özetlenebilir: ‘Tabiî seleksiyon, evrimci değişmenin yaratıcı gücüdür.’ Hiç kimse uygun olmayanın elimine edilmesinde seleksiyonun negatif rolünü inkâr edemez. Ancak Darwinciler bununla yetinmeyip, tabiî seleksiyonun uygun olanı yarattığını da söylemektedirler” (<SUP> </SUP>S. J. Gould). Eğitimine tıpla başlayıp papaz okuluyla devam eden Charles Darwin (1809-1882), 1831 yılında Güney Amerika ve Pasifik adalarını “Beagle” adlı gemiyle beş yıl dolaştı. Seyahat boyunca karşılaştığı hayvan türlerini... Darvinizm ve Eleştirisi

Geçersiz email adresi kullanan üyelikler, forum sistemi tarafından, otomatik olarak iptal edilir. Üyelik hesabı iptal edilmiş veya şifresini unutmuş üyeler buradan iletişime geçebilirler.

HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)



HEMEN ÜYE OLUN! Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.


Darvinizm ve Eleştirisi konusu 415 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj yaratilisci tarafından gönderildi.

Darvinizm ve Eleştirisi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olunuz.


Darvinizm ve Eleştirisi hristiyanlık incil isa tevrat zebur14-08-10, 00:38
Darvinizm ve Eleştirisi
yaratilisci


Charles Darwin



Charles Darwin



Türlerin Kökeni (The Origin of Species) isimli kitabın 1859 yılında basılan nüshasının ilk sayfası

Darwinizm’in ana fikri bir cümlede özetlenebilir: ‘Tabiî seleksiyon, evrimci değişmenin yaratıcı gücüdür.’ Hiç kimse uygun olmayanın elimine edilmesinde seleksiyonun negatif rolünü inkâr edemez. Ancak Darwinciler bununla yetinmeyip, tabiî seleksiyonun uygun olanı yarattığını da söylemektedirler
( S. J. Gould).

Eğitimine tıpla başlayıp papaz okuluyla devam eden Charles Darwin (1809-1882), 1831 yılında Güney Amerika ve Pasifik adalarını “Beagle” adlı gemiyle beş yıl dolaştı. Seyahat boyunca karşılaştığı hayvan türlerini inceledi. Seyahat hatıralarını, “Bir Tabiatçının Beagle ile Seyahati” adlı kitapta toplayarak 1839 yılında yayınladı.

1838-1841 yılları arasında Darwin, Jeoloji Cemiyeti sekreterliği yaptı. Bu sırada Darwin, Jeolog Charles Lyell’in düşüncelerinden etkilendi.

Charles Darwin’in fikirleri üzerine asıl önemli tesir icra eden, Thomas Robert Malthus’un insan nüfusu hakkındaki bir incelemesidir. Bu incelemesinde Malthus, “hayatın bir mücadeleden ibaret olduğu” fikrinden hareket ediyor, insan nüfusunun gıda kaynaklarından daha süratli bir şekilde artmakta olduğuna dikkati çekiyor, ancak bu artışın savaş/kıtlık/hastalık gibi sebeplerle belli bir seviyede tutulduğunu ve nüfus-gıda dengesinin sağlandığını ileri sürüyordu. Malthus’un bu düşüncelerini kendi müşahedelerine tatbik eden Darwin, “Tabii Seleksiyon” (Doğal Ayıklama) fikrini benimsedi. Buna göre, canlılar dünyasında devamlı bir hayat kavgası vardır. Bu kavgada tabii seleksiyon, kuvvetlileri hayatta bırakmakta, zayıfları ise elemektedir.

Darwinizm

“Bir zamanlar ‘tabiî seleksiyon’ fikri herkese basit geliyordu. Tabiat, uygunun yaşamasını sağlamakla mükâfatlandırırken, uymayanı ise yok olmayla cezalandırıyordu. Ancak uygunun ne olduğunu tanımlamaya sıra gelince problem ortaya çıktı. Böylece tabiî seleksiyon, en uygunun hayatta kalması ve üremesi lehinde davranmaktadır. En uygun olanlar da en fazla üreyenlerdir. Görüldüğü gibi bu mantık, bizi basit bir daireye sokmaktadır. Bu daireden çıkmak için ‘Evrim neyi evrimleştirir?’ sorusuna cevap bulmak zorundayız (A. Koestler).

Darwin’in, canlıların çeşitliliği hususunda getirdiği farklı yaklaşım sebebiyle “evrim” kelimesi, Darwinizm’le eş anlamlıdır. Darwin 1859 yılında neşrettiği “Origin of Species” (Türlerin Kökeni) adlı eserinde, mevcut türlerin, vaktiyle yaşamış türlerin değişmesiyle hasıl olduğunu ileri sürmüştür. Darwin Teorisi’nin dayandığı faraziyeleri şöyle sıralamak mümkündür:

1. Belli bir ortamda bir türün fert sayısının değişmezliği

Belli bir ortamda yaşayan, belli bir türe ait olan canlı sayısı, değişmeden, uzun yıllar hemen hemen aynı kalır. Hâlbuki her canlı grubu çok sayıda yavru hasıl eder… Meselâ bir dişi sirke sineği (Drosophila melanogaster) yaz aylarında 700 yumurta bırakır ve her sinek aşağı yukarı üç hafta yaşar. Bunların 350’sinden dişi hasıl olur. Üç hafta sonra bunların sayısının:

1. haftada bir dişi ve bir erkek , 2. haftada 350 dişi ve 350 erkek, 3. haftada 122 bin 500 dişi ve 122 bin 500 erkek sinek olması gerekir. Fakat ortamdaki sinek sayısı hiçbir zaman bu sayıya ulaşamaz. Öyleyse bunların belli bir ortamda sürekli artmasını önleyen bir veya birkaç sebep olmalıdır.

2. Hayat mücadelesi

Darwin’e göre çok sayıda hasıl olan yavruların hepsi ergin hâle geçemez, bir kısmı ölür. Meselâ sirke sineği yavrularından hepsinin ergin hâle geçmesini önleyen sebepler arasında şunlar sayılabilir:

1. Aynı yerde ve kendi soyundan olan canlılarla yarışma.
Bu da birkaç tarzda olabilir:
1.1- Yer bulma mücadelesi.
1.2- Besin bulma mücadelesi.
1.3- Eş seçme mücadelesi.
2. Aynı yerde yaşayan ve kendi soyundan olmayan canlılarla yarışma.
2.1- Aynı besini kullanma sebebiyle ortamdaki besinin azalması.
2.2- Aynı yerde yaşayan hayvan türü, diğerinin besinidir.
3- Ortamdaki fiziki ve kimyevi faktörlerin etkisi.
Su baskınları, çok sıcak ve çok soğuk iklimler, ortamdaki canlıları etkileyebilir.

3- Korunma

Her canlıda iki içgüdü göze çarpar.
1- Canlının kendini koruması.
2- Canlının dölünü devam ettirmesi.

4- Tabiî seleksiyon

Hayat mücadelesi sonunda başarılı olanların yaşadığı ve neslinin devam ettiği, ortam şartlarına uyamayanların ortadan kalktığı kabul edilir.

5- Tür teşekkülü

Darwin’e göre, bir canlı grubunda bazı fertler sahip oldukları özellikler sayesinde birtakım şartlara, diğer bazıları ise başka şartlara uyarsa, zamanla bunlar arasındaki yapılar o kadar fazlalaşır ki artık o iki grup ayrı iki tür hâline gelir...

Darwin’in düşünceleri şöyle özetlenebilir:


















Olaylar Makenizmalar
Hızlı çoğalmaya rağmen belli bir ortamda belli bir türe ait canlı sayısının az çok sabit kalışı. Hayat mücadelesi
Hayat mücadelesi ve kalıtımla geçen varyasyonlar Tabii seleksiyon
Tabii seçim ve ortam değişmesi. Tür farklılaşmasına sebep olan değişiklikler


Darwinizm’in Lamarckizm’den Farkı

Lamarck, evrimin ihtiyaçlar karşısında meydana geldiğini öne sürüyordu. Darwin ise, evrimi tamamen tesadüfle izah etmektedir. Meselâ Lamarck, zürafa boynunun ortama uymak zorunda kaldığı için uzadığını söylüyor. Darwin ise, tesadüfen boynu uzun olanların yaşama şansları olduğunu belirtiyordu. Aynı şekilde Lamarck, mağarada yaşayan gözleri kör hayvanların o ortama uymak zorunda kaldıkları için böyle olduklarını, Darwin ise gözleri kör olanların mağarada yaşayabildiklerini ileri sürüyor, fakat kör olmanın sebebini açıklamıyordu.


Darwinizm’in Kritiği

Darwinizm ilim dünyasında bir hayli taraftar bulmuştur. Ancak ileri sürülen hususların pek çoğu ispat edilemediği için teori seviyesinde kalmıştır. Bilhassa genetik, moleküler biyoloji ve antropoloji sahasındaki gelişmeler ışığında Darwinizm’in kritiği yapılmaktadır. Bu noktada, ileri sürülen hususları birkaç madde hâlinde toplamak mümkündür:
  1. Bu teoride basitten mükemmele doğru bir gelişme ileri sürüldüğü hâlde, kromozom sayılarında böyle bir gelişme yoktur. Meselâ tek hücrelilerden Radiolaria’da kromozom sayısı 800 olduğu hâlde, toprak solucanında iki, alabalıkta 80-96, insanda ise 46’dır.
  2. Darwin’in bahsettiği şekilde türlerin değişmesi için geçen zaman, bugün dünyanın hesap edilen yaşından çok daha büyüktür.
  3. Ortam şartlarına en iyi uyma “ilerleme” şeklinde olduğu gibi, “gerileme” şeklinde de olabilir. Mademki tabiatta zayıflar elenmektedir, o hâlde bize göre çok güçsüz gibi görünen türlerin yaşaması nasıl izah edilecektir? Daha doğrusu kimler zayıftır?
  4. Yeni türlerin birbirinden tedricen, yani yavaş yavaş hasıl olduğunu gösteren ara formlar bulunamamıştır.
  5. Her canlının genetik yapısını muhafaza ederek kendi neslinden meydana gelmesinin sayısız örneği, “bir türün başka bir türden tesadüfen evrimleşerek hasıl olduğu” faraziyesine ters düşmektedir.
  6. Birçok organizmanın, yeryüzüne ilk çıktığı andan itibaren hiç değişmeden günümüze geldiği görülmüştür.
  7. Bir organ tam olarak teşekkül etmediği sürece onun bir fonksiyonu olmadığından, organ tam teşekkül edinceye kadar canlıya bir fayda sağlayamaz. Darwin bu düşüncenin aksini müdafaa etmektedir. Ona göre, Meselâ insan gözü, tam teşekkül edinceye kadar geçirdiği farz edilen ara devrelerde de görevini yapmıştır.
Yarım gözün, yarım kalbin ya da yarım kafatasının mükemmel bir organ gibi nasıl görev yapmış olduğunun açıklanması gerekmektedir.

Darwinizm’e yapılan itirazlardan birisi de, tabii seleksiyonun “yaratıcı güç” olarak kabul edilmesinedir. Nitekim Gould, bunu şu şekilde dile getirir:

“Darwinizm’in ana fikri bir cümlede özetlenebilir: ‘Tabiî seleksiyon, evrimci değişmenin yaratıcı gücüdür.’ Hiç kimse uygun olmayanın elimine edilmesinde seleksiyonun negatif rolünü inkâr edemez. Ancak Darwinciler bununla yetinmeyip, tabiî seleksiyonun uygun olanı yarattığını da söylemektedirler” 4.

Uygun olanın ne olduğu da tartışmalı bir konudur. Bunu, Koestler şöyle değerlendirir:

“Bir zamanlar ‘tabiî seleksiyon’ fikri herkese basit geliyordu. Tabiat, uygunun yaşamasını sağlamakla mükâfatlandırırken, uymayanı ise yok olmayla cezalandırıyordu. Ancak uygunun ne olduğunu tanımlamaya sıra gelince problem ortaya çıktı. Böylece tabiî seleksiyon, en uygunun hayatta kalması ve üremesi lehinde davranmaktadır. En uygun olanlar da en fazla üreyenlerdir. Görüldüğü gibi bu mantık, bizi basit bir daireye sokmaktadır. Bu daireden çıkmak için ‘Evrim neyi evrimleştirir?’ sorusuna cevap bulmak zorundayız!” 5




Kaynaklar:
1. Collingwood, R. The Idea of Nature. Oxford. 1954 P. 82.
2. Sarton, G. Introduction to the History of Science.Baltimore. C.III. 2. Kısım. 1927, p.1640.
3. Robert Simmon.The American Naturalist, 1996, V. 148, s. 771-786.
4. Gould, S.J. The Return of Hopeful Monsters. Natural History. 1977, Vol. 86.p.28.
5. Koestler,A. A Swimming Up. New York. Vintage Books. 1978.





Prof.Dr. Adem Tatlı

Darvinizm ve Eleştirisi

Darvinizm ve Eleştirisi

FORUMA ÜYE OLUN! / HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM / Darvinizm ve Eleştirisi

Darvinizm ve Eleştirisi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

 






Darvinizm ve Eleştirisi konusuna benzer konular;

Evrim ve İdeoloji Eleştirisi Evrim ve İdeoloji DARWINIZM VE NEO-DARWINIZM, geçtiğimiz asırda hem Kapitalizme ve hem de Irkçılığa âlet edilmiştir. Darwin ve onun takipçileri Dobzshansky, Simpson, Huxley, Mayr ve Stebbins gibi Neo-Darwinistler tarafından ifade edilir. Hayatın bir mücadeleden ibaret olduğu ve kuvvetlilerin yaşama hakkına sahip bulunduğu şeklindeki görüş, Amerika ve Avrupalılarca, Asya, Afrika ve Uzak Doğu ülkelerini sömürge altına almada, kaynakların istismarını ve Kafkas ırkçılığını haklı göstermede gerekçe olarak kullanılmıştır. Meselâ, tesirli bir Evrim felsefecisi ve sosyologu olan İngiliz Herbert Spencer, Sosyal Danwinizm fikrini şiddetle müdafaa etmiş, bu görüşü daha sonra John Rockefeller, Andrew Cornegie ve İngiliz Emperyalistlerinden Cecil Rhodes tarafından tesirli...


Pulsatif Evren Teorisi ve Eleştirisi Pulsatif kâinat modeli Friedmann-Lemaitre, varlıkların ortaya çıkışıyla alakalı “Pulsatif Kâinat Modeli”ni ileri sürmüşlerdir. “Genişleyip büzülen kâinat modeli” olarak da adlandırılan bu düşünceye göre, kâinatın başlangıç ve sonu yoktur. Yani bütün maddelerin ezeliyeti söz konusudur. Madde ezelden beri vardır. Dolayısıyla sonu da olmayacaktır. Bu görüş uzun yıllar kabul görmüştür. Buna göre kâinat, sonsuz zaman içinde, sabit zaman aralıklarıyla genişleyip büzülme hareketleri yapar. Bu teorinin izahta güçlük çektiği husus, kâinatın kapanması sırasında sıfır hacimde sonsuz yoğunluğa erişecek olan kâinatın, uzay-zaman sınırları dışına çıkmaktan nasıl kurtulacağıdır. Fizik kanunları, bu noktanın eşiğinde kâinatın geri tepmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymaktadır. Meselâ...


Big Bang Teorisi ve Eleştirisi Büyük Patlama (Big Bang) Teorisi Günümüzde çok fazla taraftarı olan Büyük Patlama Teorisi’ne göre, ilk kâinat maddesi, enerji dolu, sonsuza yakın yoğunlukta ve sıfıra yakın hacimde bir kozmik çorba şeklindeydi. Büyük bir patlamayla genişlemeye başlayan bu yapının sıcaklığı da süratle düşmüştür. Başlangıçta 10<sup>-24 </sup>saniye sonra kâinatın yoğunluğu 10<sup>50</sup> gr/cm<sup>3</sup>, yani bir santimetreküp kâinatın ağırlığı, trilyon x trilyon x trilyon x trilyon kilogram idi. Kâinat trilyonlarca derece sıcaklıkta olan aşırı yoğun bir madde-enerji karışımından meydana gelmişti. Bu sıcaklıkta madde radyasyon özelliği gösterdiğinden, böyle bir kâinat tamamen “enerji” olarak da kabul edilebilmektedir. Bu devrede kâinat termal denge içinde bulunmakta, atom parçacıkları ...


Nebula Teorisi ve Eleştirisi Nebula (Kant-Laplace) Teorisi Maddenin ezelî olmadığını, sonradan yaratıldığını kabul eden bu modele göre, madde belirli bir devrede yaratılmış ve bu kâinatı teşkil için değişik devrelerden geçmiştir. Dolayısıyla bu kâinatın bir de sonu olacaktır. Laplace 1796’da yayınladığı “System du Monde” adlı eserinde, uzayda hidrojen, helyum ve nebulium gibi gazlardan müteşekkil kızgın bir bulut kümesinin varlığına işaret etmiş ve bu görüşünü “Nebula Teorisi” olarak adlandırmıştır. Bu modele göre nebula, uzayda bugünkü Güneş Sistemi’nin tâbi olduğu yönde hızlı bir şekilde dönüyordu. Zamanla nebulanın bir taraftan soğuması, diğer taraftan da dönme hızının artması, bunun santrifüj kuvvetini artırmıştır. Zamanla nebulanın ekvator kuşağından bazı parçalar kopmuş, kopan bu parçalar bugünkü Güneş...


Lamarkizm ve Eleştirisi 1.1- Lamarkizm Fransız biyoloğu Jean Baptise de Lamarck (1744-1829), 1809’da “Philosophie Zoologique” (Zoolojinin Felsefesi) isimli bir kitap yayınladı. Lamarck kitabında, türlerin sabit olmadığını, basit yapılı canlıların uzun süreli bir evrimleşme neticesi daha kompleks yapılı canlılara dönüştüğünü savunuyordu. Onun düşüncesi, “çevre şartlarındaki bir değişikliğin o muhitte yaşayan bir hayvan türünde meydana getireceği değişme ihtiyacına göre, yeni alışkanlıkların kazanılacağı” esasına dayanmaktaydı. Bu yeni alışkanlıklar da, içten gelen hislerin gayretiyle doğuyordu. Lamarck’ın bu görüşü iki madde hâlinde ifade edilebilir: 1. Kullanma ve kullanmama kanunu. Lamarck’a göre vücudun fazla kullanılan organları gelişip büyüyecek, kullanılmayan organlar ise körelecek...








HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız





HRİSTİYAN OLMAK
nasıl hristiyan olunur Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...

HRİSTİYAN GAZETE
hristiyanlık Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.

HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU
hristiyanlık Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...

İNCİL
incil Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...

İNCİL .TV
incil Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...

Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil

hristiyan forumincilrab isa mesihhristiyan türkhristiyanlık ve islamiyethristiyanlık ve islamiyethristiyan forumhıristiyanlıkhristiyanlıkincilrab isa mesihhristiyan forumturkish christiansturkish christiansturkish christiansturkish christiansincilhıristiyanlıkrab isa mesih

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
K A P K A N