Darvinizm ve Eleştirisi konusu
415 kez okundu,
0 kez cevaplandı. En son mesaj
yaratilisci tarafından gönderildi.
Darvinizm ve Eleştirisi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

14-08-10, 00:38
yaratilisci
Charles Darwin
Charles Darwin
Türlerin Kökeni (The Origin of Species) isimli kitabın 1859 yılında basılan nüshasının ilk sayfası
“
Darwinizm’in ana fikri bir cümlede özetlenebilir: ‘Tabiî seleksiyon, evrimci değişmenin yaratıcı gücüdür.’ Hiç kimse uygun olmayanın elimine edilmesinde seleksiyonun negatif rolünü inkâr edemez. Ancak Darwinciler bununla yetinmeyip, tabiî seleksiyonun uygun olanı yarattığını da söylemektedirler”
(
S. J. Gould).
Eğitimine tıpla başlayıp papaz okuluyla devam eden Charles Darwin (1809-1882), 1831 yılında Güney Amerika ve Pasifik adalarını “Beagle” adlı gemiyle beş yıl dolaştı. Seyahat boyunca karşılaştığı hayvan türlerini inceledi. Seyahat hatıralarını,
“Bir Tabiatçının Beagle ile Seyahati” adlı kitapta toplayarak 1839 yılında yayınladı.
1838-1841 yılları arasında Darwin, Jeoloji Cemiyeti sekreterliği yaptı. Bu sırada Darwin, Jeolog Charles Lyell’in düşüncelerinden etkilendi.
Charles Darwin’in fikirleri üzerine asıl önemli tesir icra eden, Thomas Robert Malthus’un insan nüfusu hakkındaki bir incelemesidir. Bu incelemesinde Malthus, “hayatın bir mücadeleden ibaret olduğu” fikrinden hareket ediyor, insan nüfusunun gıda kaynaklarından daha süratli bir şekilde artmakta olduğuna dikkati çekiyor, ancak bu artışın savaş/kıtlık/hastalık gibi sebeplerle belli bir seviyede tutulduğunu ve nüfus-gıda dengesinin sağlandığını ileri sürüyordu. Malthus’un bu düşüncelerini kendi müşahedelerine tatbik eden Darwin, “Tabii Seleksiyon” (Doğal Ayıklama) fikrini benimsedi. Buna göre, canlılar dünyasında devamlı bir hayat kavgası vardır. Bu kavgada tabii seleksiyon, kuvvetlileri hayatta bırakmakta, zayıfları ise elemektedir.
Darwinizm
“Bir zamanlar ‘tabiî seleksiyon’ fikri herkese basit geliyordu. Tabiat, uygunun yaşamasını sağlamakla mükâfatlandırırken, uymayanı ise yok olmayla cezalandırıyordu. Ancak uygunun ne olduğunu tanımlamaya sıra gelince problem ortaya çıktı. Böylece tabiî seleksiyon, en uygunun hayatta kalması ve üremesi lehinde davranmaktadır. En uygun olanlar da en fazla üreyenlerdir. Görüldüğü gibi bu mantık, bizi basit bir daireye sokmaktadır. Bu daireden çıkmak için ‘
Evrim neyi evrimleştirir?’ sorusuna cevap bulmak zorundayız (A. Koestler).
Darwin’in, canlıların çeşitliliği hususunda getirdiği farklı yaklaşım sebebiyle “evrim” kelimesi, Darwinizm’le eş anlamlıdır. Darwin 1859 yılında neşrettiği
“Origin of Species” (Türlerin Kökeni) adlı eserinde, mevcut türlerin, vaktiyle yaşamış türlerin değişmesiyle hasıl olduğunu ileri sürmüştür. Darwin Teorisi’nin dayandığı faraziyeleri şöyle sıralamak mümkündür:
1. Belli bir ortamda bir türün fert sayısının değişmezliği
Belli bir ortamda yaşayan, belli bir türe ait olan canlı sayısı, değişmeden, uzun yıllar hemen hemen aynı kalır. Hâlbuki her canlı grubu çok sayıda yavru hasıl eder… Meselâ bir dişi sirke sineği (
Drosophila melanogaster) yaz aylarında 700 yumurta bırakır ve her sinek aşağı yukarı üç hafta yaşar. Bunların 350’sinden dişi hasıl olur. Üç hafta sonra bunların sayısının:
1. haftada bir dişi ve bir erkek , 2. haftada 350 dişi ve 350 erkek, 3. haftada 122 bin 500 dişi ve 122 bin 500 erkek sinek olması gerekir. Fakat ortamdaki sinek sayısı hiçbir zaman bu sayıya ulaşamaz. Öyleyse bunların belli bir ortamda sürekli artmasını önleyen bir veya birkaç sebep olmalıdır.
2. Hayat mücadelesi
Darwin’e göre çok sayıda hasıl olan yavruların hepsi ergin hâle geçemez, bir kısmı ölür. Meselâ sirke sineği yavrularından hepsinin ergin hâle geçmesini önleyen sebepler arasında şunlar sayılabilir:
1. Aynı yerde ve kendi soyundan olan canlılarla yarışma.
Bu da birkaç tarzda olabilir:
1.1- Yer bulma mücadelesi.
1.2- Besin bulma mücadelesi.
1.3- Eş seçme mücadelesi.
2. Aynı yerde yaşayan ve kendi soyundan olmayan canlılarla yarışma.
2.1- Aynı besini kullanma sebebiyle ortamdaki besinin azalması.
2.2- Aynı yerde yaşayan hayvan türü, diğerinin besinidir.
3- Ortamdaki fiziki ve kimyevi faktörlerin etkisi.
Su baskınları, çok sıcak ve çok soğuk iklimler, ortamdaki canlıları etkileyebilir.
3- Korunma
Her canlıda iki içgüdü göze çarpar.
1- Canlının kendini koruması.
2- Canlının dölünü devam ettirmesi.
4- Tabiî seleksiyon
Hayat mücadelesi sonunda başarılı olanların yaşadığı ve neslinin devam ettiği, ortam şartlarına uyamayanların ortadan kalktığı kabul edilir.
5- Tür teşekkülü
Darwin’e göre, bir canlı grubunda bazı fertler sahip oldukları özellikler sayesinde birtakım şartlara, diğer bazıları ise başka şartlara uyarsa, zamanla bunlar arasındaki yapılar o kadar fazlalaşır ki artık o iki grup ayrı iki tür hâline gelir...
Darwin’in düşünceleri şöyle özetlenebilir:
Olaylar |
Makenizmalar |
Hızlı çoğalmaya rağmen belli bir ortamda belli bir türe ait canlı sayısının az çok sabit kalışı. |
Hayat mücadelesi |
Hayat mücadelesi ve kalıtımla geçen varyasyonlar |
Tabii seleksiyon |
Tabii seçim ve ortam değişmesi. |
Tür farklılaşmasına sebep olan değişiklikler |
Darwinizm’in Lamarckizm’den Farkı
Lamarck, evrimin ihtiyaçlar karşısında meydana geldiğini öne sürüyordu. Darwin ise, evrimi tamamen tesadüfle izah etmektedir. Meselâ Lamarck, zürafa boynunun ortama uymak zorunda kaldığı için uzadığını söylüyor. Darwin ise, tesadüfen boynu uzun olanların yaşama şansları olduğunu belirtiyordu. Aynı şekilde Lamarck, mağarada yaşayan gözleri kör hayvanların o ortama uymak zorunda kaldıkları için böyle olduklarını, Darwin ise gözleri kör olanların mağarada yaşayabildiklerini ileri sürüyor, fakat kör olmanın sebebini açıklamıyordu.
Darwinizm’in Kritiği
Darwinizm ilim dünyasında bir hayli taraftar bulmuştur. Ancak ileri sürülen hususların pek çoğu ispat edilemediği için teori seviyesinde kalmıştır. Bilhassa genetik, moleküler biyoloji ve antropoloji sahasındaki gelişmeler ışığında Darwinizm’in kritiği yapılmaktadır. Bu noktada, ileri sürülen hususları birkaç madde hâlinde toplamak mümkündür:
- Bu teoride basitten mükemmele doğru bir gelişme ileri sürüldüğü hâlde, kromozom sayılarında böyle bir gelişme yoktur. Meselâ tek hücrelilerden Radiolaria’da kromozom sayısı 800 olduğu hâlde, toprak solucanında iki, alabalıkta 80-96, insanda ise 46’dır.
- Darwin’in bahsettiği şekilde türlerin değişmesi için geçen zaman, bugün dünyanın hesap edilen yaşından çok daha büyüktür.
- Ortam şartlarına en iyi uyma “ilerleme” şeklinde olduğu gibi, “gerileme” şeklinde de olabilir. Mademki tabiatta zayıflar elenmektedir, o hâlde bize göre çok güçsüz gibi görünen türlerin yaşaması nasıl izah edilecektir? Daha doğrusu kimler zayıftır?
- Yeni türlerin birbirinden tedricen, yani yavaş yavaş hasıl olduğunu gösteren ara formlar bulunamamıştır.
- Her canlının genetik yapısını muhafaza ederek kendi neslinden meydana gelmesinin sayısız örneği, “bir türün başka bir türden tesadüfen evrimleşerek hasıl olduğu” faraziyesine ters düşmektedir.
- Birçok organizmanın, yeryüzüne ilk çıktığı andan itibaren hiç değişmeden günümüze geldiği görülmüştür.
- Bir organ tam olarak teşekkül etmediği sürece onun bir fonksiyonu olmadığından, organ tam teşekkül edinceye kadar canlıya bir fayda sağlayamaz. Darwin bu düşüncenin aksini müdafaa etmektedir. Ona göre, Meselâ insan gözü, tam teşekkül edinceye kadar geçirdiği farz edilen ara devrelerde de görevini yapmıştır.
Yarım gözün, yarım kalbin ya da yarım kafatasının mükemmel bir organ gibi nasıl görev yapmış olduğunun açıklanması gerekmektedir.
Darwinizm’e yapılan itirazlardan birisi de, tabii seleksiyonun “yaratıcı güç” olarak kabul edilmesinedir. Nitekim Gould, bunu şu şekilde dile getirir:
“Darwinizm’in ana fikri bir cümlede özetlenebilir: ‘Tabiî seleksiyon, evrimci değişmenin yaratıcı gücüdür.’ Hiç kimse uygun olmayanın elimine edilmesinde seleksiyonun negatif rolünü inkâr edemez. Ancak Darwinciler bununla yetinmeyip, tabiî seleksiyonun uygun olanı yarattığını da söylemektedirler” 4.
Uygun olanın ne olduğu da tartışmalı bir konudur. Bunu, Koestler şöyle değerlendirir:
“Bir zamanlar ‘tabiî seleksiyon’ fikri herkese basit geliyordu. Tabiat, uygunun yaşamasını sağlamakla mükâfatlandırırken, uymayanı ise yok olmayla cezalandırıyordu. Ancak uygunun ne olduğunu tanımlamaya sıra gelince problem ortaya çıktı. Böylece tabiî seleksiyon, en uygunun hayatta kalması ve üremesi lehinde davranmaktadır. En uygun olanlar da en fazla üreyenlerdir. Görüldüğü gibi bu mantık, bizi basit bir daireye sokmaktadır. Bu daireden çıkmak için ‘Evrim neyi evrimleştirir?’ sorusuna cevap bulmak zorundayız!” 5
Kaynaklar:
1. Collingwood, R. The Idea of Nature. Oxford. 1954 P. 82.
2. Sarton, G. Introduction to the History of Science.Baltimore. C.III. 2. Kısım. 1927, p.1640.
3. Robert Simmon.The American Naturalist, 1996, V. 148, s. 771-786.
4. Gould, S.J. The Return of Hopeful Monsters. Natural History. 1977, Vol. 86.p.28.
5. Koestler,A. A Swimming Up. New York. Vintage Books. 1978.
Prof.Dr. Adem Tatlı
Darvinizm ve Eleştirisi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Darvinizm ve Eleştirisi
Darvinizm ve Eleştirisi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.