Günah nedir?
Kutsal Kitap’ta günah üzerine söz edilmeye başlanmadan
önce, günahın nasıl oluştuğu gözler önüne serilir (Yar.3:1-13).
Yani kavramın önceden açıklanıp daha sonra örneğinin verilmesi
yerine, bunun tam tersi yapılmıştır: İlk önce uygulanmasına yer
verilmiş ve ardından sonuçlar çıkarılmıştır. Günahın yeryüzüne
girişi, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini
yemeyin’ dedi mi?” (Yar.3:1) sorusuyla olmuştur.
Bu ayartıcı soruda Tanrı’nın iyiliğinden kuşku duyulmaktadır.
Bu yüzden günah, Tanrı’nın iradesine karşı gelen insan iradesini ifade eder.
Hem 1O Buyruk (Çık.20:1-17) hem İsa Mesih’in Dağdaki Vaazı
(Mat.5-7) kişinin günahkarlığını mükemmel bir şekilde yansıtırlar.
Kişi eğer Tanrı Sözü’nden ayrı yaşarsa, elbette Tanrı’nın
isteminin ne olduğunu bilmeyecektir. Bu yüzden sürekli olarak
günah içinde yaşayacaktır ve çoğu kez bu durumun farkına bile
olmayacaktır. Kutsal Kitap’ta günah için kullanılan ilk sözcük
(İbranice: hatat) Yaratılış 4:7 ayetinde geçer. Bu sözcüğün anlamı
“hedefi tutturamamak/kaçırmaktır”. Grekçe “hamartia” da
benzeri bir anlam taşır. Günahın diğer anlamları: başka tarafa
yönelmek, bozulmak (İbr.: avon), kötülük/Günahkarlık (İbr.:
raa), şiddet (İbr.: hamas), kötü düşünmek (İbr.: raşa). Haksızlık
bile bir günah sayılır:
“Sarayını haksızlıkla, yukarı odalarını adaletsizlikle yapanın,
komşusunu parasız çalıştıran, ücretiniödemeyen
adamın vay başına!” (Yer.22:13). Yeni Antlaşma’da
bunun karşıtı olan ayet ise Romalılar 14:23’de yer alır:
“…İmanla yapılmayan her şey günahtır.” Hermann Bezzel insanın
Tanrı’dan ayrılmasını günah olarak adlandırır. İsa Mesih, Yuhanna
16:9’da insanın temel günahının Kendisine( İsa Mesih'e) karşı ilgisiz
kalması olduğunu bildirir: “Günah konusunda, çünkü bana iman
etmezler.” Günah, Tanrı ve insan arasındaki ilişkiyi bozan/kesen
en büyük etkendir. Kişi iman ederek, bağışlanma aracılığıyla
doğru yola girmediği takdirde (1Yu.1:9), hedefi tutturamamış
olmanın kaçınılmaz sonucuyla karşılaşacaktır: “Çünkü günahın
ücreti ölümdür…” (Rom.6:23). Birçok insanın önceliklerinin en
başında kendi sağlığı gelir, buna rağmen hastalıkların en korkuncunu:
-yani ölümle sonuçlanan günahı- önemsemezler.
Prf. Dr. Werner Gitt'in
"Sorular" kitabından alıntıdır.