| Ukrayna'daki Hristiyan Türkler (Urumlar) |
|
|||||
|
Bedava kitap, konserlerden, film gösterimlerinden email yoluyla haberdar olmak, hristiyanlarla sohbet etmek için; < < < SİTEMİZE HEMEN ÜYE OLUN! > > > |
![]() incil .TV Tüm hristiyan radyo ve televizyonlar |
1 Ağustos'ta Şan ve Org Konseri (İSTANBUL) |
Hristiyan Gazete |
![]() Son gönderilen konu ve mesajlar için hemen gruplarımıza üye olun |
Nasıl Hristiyan Olunur? | ![]() incil .biz |








| Bu konuya yeni cevap göndermek için buraya tıklayınız.
Bu konunun bulunduğu bölümde yeni konu açmak için buraya tıklayınız. |
|
#1
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
UKRAYNA’DAN HRİSTİYAN TÜRKLER: VE ONLARIN FOLKLOR ÜRÜNLERİNDEN ÖRNEKLER ÖZET Bu makalede, Ukrayna’nın Azak Denizi kıyılarında yaşayan, Greko-Tatar denilen Hristiyan Türklerden bahsedilmektedir. Urumlar ve Rumeyler olarak bilinen bu topluluklar 1780’li yıllarda Kırım’dan çıkarılarak Ukrayna’ya yerleştirilmişlerdir. Çalışmada bu toplulukların tarihî ve sosyal hayatları ile ilgili bilgi ve Urumların folklor ürünlerinden örnekler verilmektedir. ABSTRACT Christian Turks of Ukraine who are named as Greco-Tatar and who live on the shores of the Sea of Azav are mentioned in this article. These communities who are known as “Urum”s and “Rumey”s were removedfrom Crima and were settled in Ukraine in 1780s. In this stud, information about the historical and social lives of these communities, and examples of Urums’ folklore productions are also presented. Anahtar Kelimeler: Greko-Tatarlar, Urumlar, Hristiyan Türkler. Key Words: Greco-Tatars, Urums, Christian Turks. 1780’li yıllarda, II. Katerina döneminde Kırım’dan çıkarılarak önce Ukrayna’nın orta ve kuzey taraflarına yerleştirilen ve daha sonra da kendi irade ve istekleriyle Azak Denizi kıyılarına gelip yerleşen Hıristiyan topluluklar vardır. Ukrayna’nın Azak Denizi kıyılarında, adlarına Greko-[1]Tatar denilen bu insanlar kendi aralarında ikiye ayrılmaktadırlar: Urumlar ve Rumeyler. Greko-Tatarların nüfusu yaklaşık olarak 120 ile 130 bin civarındadır. Bunların % 60-65’i Urum geriye kalanları ise Rumeydir. Bu hesaptan Urum nüfusu yaklaşık olarak 70-80 bin arasındadır. 1780 yılında Kırım’dan çıktıklarında sadece Urum nüfusu 9600, bir ifadeye göre 13.000 civarındadır. Urumların arasına, kendi ifadelerine göre 1821-1825 yılları arasında, Anadolu’nun Trabzon, Giresun, Erzurum ve Kars vilâyetlerinden Gürcistan’ın Tselka bölgesine göçen ve oradan da 1981-1986 yıllarında Kırım, Donetsk ve Dniyepropetrovsk’a yerleşen 2-3 bin kadar Urum da gelip katılmıştır. Bunlardan biri de Kırım Muhtar Cumhuriyeti Meclisi, Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Malhazi Arudov’dur. Ruslan Kalacı ve Paşa Kostanov’un söylediğine göre Anadolu’daki yerleşim yerlerinden bazıları şunlar: Beştaş, Beşköy, Tekkilise, Yedikilise, Evreni, Kümbet, Tersun, Santa, İmira, Cinis, Ölenk, Hadit, Karakum, Parmaksız… Sonradan, Anadolu çıkışlı Urumların diyalektleri Kars, Erzurum diyalektindedir. Kırım çıkışlı Urumların diyalektleri ise Kırım Tatar Türkçesindedir. Bir farkla ki, Kırım Tatar Türkçesi’nde ilk hece ‘k’ sesi ‘t’ye dönüşmediği hâlde Urum Türkçesinde ilk hece ‘k’ sesi ‘t’ sesine dönüşmektedir. Bazı Kırım Tatar bilim adamları veya aydınları da Urumların Hristiyan Tatarlar olduğu hususunda görüş beyan etmektedirler. Greko-Tatarlar her sene bahar aylarında çeşitli şenlikler düzenlemektedir. Bunlardan birisi de güreş şenliğidir. Güreş şenliği sadece Kırım dışı Azak kıyılarındaki yerleşim alanlarında değil, Kırım’da da yapılmaktadır. Urumlar üzerine pek çok kişi çalışmıştır. İlminskiy, Garkavets, Ponamerova, Murzakeviç, Kandaraki, Nemeth, Eckman, Çarnışeva, Blau bunlar arasında sayılabilir. Bunların içerisinden Aleksandır Garkavets ve İrina Ponamerova’nın çalışmalarını yakından takip etme imkanımız olmuştur. Her iki araştırmacıya göre de Greko-Tatarları oluşturan topluluklar farklı milletlere mensuptur. Rumeyler Helen ya da Roma bakiyeleri olduğu halde Urumlar Türk soylu halktır. Aleksandır Garkavets tarafından Urumlar üzerine yapılan ve otuz yıl geriye doğru giden derleme faaliyetleri halen makara kasetlerdedir. Garkavets’in Urumlar hakkında yayımlanmış iki kitabı vardır. Bunların birisi sözlük çalışmasıdır ve Urumca-Ukraince sözlüktür.[2] İkinci çalışması ise Urumların tarih ve folklorlarıyla ilgili çalışmadır. Her ikisi de Almaata’da bastırılmıştır. Garkavets’in Urumi Nadazovya adlı eserinden edindiğimiz bilgiye göre Urum Türkçesiyle 18-19. asırlara ait yazılı belgeler de var2. Daha öncesine ait belge ve bilgilerin varlığından rivayet olarak işitip görme imkanına kavuşamadığımız da olmuştur. 1861 yıllı bir dini metinden alınan ve Yunan alfabeli Urumca metin de Alman General Otto Blau ve V. J Grigoroviç tarafından yayınlanmıştır. Greko-Tatar toplulukları, Mariupol şehrinde bir federasyon kurmuşlar. Federasyon başkanı Eski Kırım’daki okul müdiresi Aleksandra İvanovna Protsenko Piçadji’dır. Aleksandra Hanım’ın kendi okulunda Yeni Yunanca dersleri veriliyor. Ayrıca Urum ve Rumey ayırt etmeksizin her kasaba veya şehir okuluna Yunanca öğreten öğretmenlerin görevlendirilmesi de bu federasyon tarafından sağlanıyor. Federasyon öğretmen ihtiyacını Yunanistan’dan gelen öğretmenler veya Yunanistan’a eğitilmeye gönderilen öğrenciler tarafından karşılıyor. Pek çok fikir ve düşünce kulübü de bu çalışmaya destek veriyor. Kırım’dan ayrılarak Azak kıyılarına yerleşen halk, Kırım’ı hiç unutmamış, bunların bazıları ölüm pahasına da olsa (bkz. Karadeniz Büngür Büngür Büngürder türküsü) Kırım’ı terk etmemiştir. Terk edenler de eski köylerinin adını yeni yerleştikleri yerlere vererek en azından hatıralarını yaşatmışlardır. Aşağıda isimleri verilen yerleşim merkezlerinin tamamını Kırım sınırlarında da bulabilmekteyiz. Donetsk, Japaroje ve Dniyepropetrovsk eyaletleri ve bu eyaletlere bağlı başta Mariupol şehri olmak üzere Beşev (Starobeşeva), Manguş, Kermençik, Bagatır, Ulaklı, Karan (Granitne), Laspi, Kamar, Gürdji, Karakuba, Eski Kırım, Andriyivka ve Telmanova da araştırma inceleme, tespit gezileri yapılmıştır. Eski Kırım'da Viktor ve Yelena Akritov ailesi, Polinary Nalça (Çocuk Pola), Arakelon İnna Tarasavna ve daha pek çok kişiye konuk olunmuş ve Urum folkloruna ait malzemeler derlenmiştir. Eski Beşev, Kamar, Bagatır, Granit, Anadol gibi yerleşim yerlerinde derlemeler yapılmış, isimler tesbit edilmiş ve kayda alınmıştır. Yapmış olduğumuz derleme, toplama ve araştırma faaliyetleri neticesinde elde ettiğimiz ürünleri arşivimizde bulundurmaktayız. ![]() Şair ve akademisyen Valery Kör’ün Urum Türkçesiyle yazdığı şiirleri Latin alfabesine çevirdik. Valery ile birlikte Viktor Borata cemaatin ileri gelenleri arasında sayılıyor ve Viktor Borata akademisyenliğinin yanı sıra eski bir milli güreşçidir. Şehirler içinde en yoğun nüfus Mariupol’de olup bu şehrin belediye başkanı da Urumdur. Ancak federasyon ile sıkı ilişki içerisinde gözükmektedir. Yunanca ve Urumca yayımlanmış kitaplara çok dikkat edilmeli, çünkü; bunlar ilmî gerçeklere de aykırı kitaplardır. Bu tür kitaplar çok hızlı bir biçimde de yayılabiliyor. Bu kitapların merkezi Donetsk şehridir. Kamar’da Viktor Perikop, Maşa Ölmezova’dan türküler (91 yaşında) ve 71 yaşındaki Anya Ölmezova’dan da Aşık Garip ve Arzu ile Kamber hikayesinden bölümler derledik. Urumlara Yunanistan veya Türkiye’den kendileri hakkında araştırma yapmaya gelen insanların olup olmadığı yolundaki sorularımıza aldığımız cevap ilginçtir. Yunanistan’dan gelenleri anlayamadıkları, çünkü onların dilini bilmedikleri, Türkiye’den gelenlerle de Yunanistan’dan gelenler gibi tercüman aracılığı ile konuştukları ancak Türkiye’den gelenlerin bazı cümle ve kelimelerini anlayabildikleri söylendi. Ayrıca Yunanistan’dan çok sık araştırmacıların geldiği de kaynak kişilerce ifade edilmiştir. Türklerin kendilerini Müslüman edeceği, Yunanlıların da Yunanlı edeceği endişelerini taşıyan Urumlular, kendilerinden sonraki nesillere sadece ve sadece seslendirebildikleri türkülerini ve oyunlarını bırakacaklar. 1780 yıllarında Kırım’dan çıkarılan Urum ve Rumey nüfus oranları ve yerleşim alanları aşağıda verilmiştir. Urumların kurmuş oldukları yedi folklor grubuyla kendi dillerinde türküleri seslendirmekte ve oyunlarını sergilemektir. Folklor ürünlerine baktığımızda etnografik malzemelerinin tamamının Türkçe olduğu ‘balta, tokaç, sandık, bardak, sofra, dügeç, kürek, yüzbezi, fırın, güzgü vb’ ve masallarıyla halk hikayelerinin Anadolu’daki gibi olduğu, (Arzu ile Kamber, Köroğlu, Tahir ile Zühre, Aşık Garip, Hurşit ile Mahmihri), oyun ve türkülerinde karşılaşılan motif ve söz kalıplarının Anadolu ile paralellik gösterdiği görülecektir. Bu oyunlar ve türkülerin örnekleri yazımızın folklor ürünlerinden örnekler bölümündedir.
URUM FOLKLOR ÜRÜNLERİNDEN ÖRNEKLER TÜRKÜ (Gürjüden Beşeve Atlar Yetişti) Gürjüden Beşeve atlar yetişti O anemin yurtuna bir ateş tüştü Beş hızın erasına injesi edim Anemin babemin eglenjesi edim Taçankalar üstüne tezip yürdüm men Kör timnernen yep içtim kör time tüştüm Oynadım anem oynadım oynap toymadım Ajel teldi başıma yendim duymadım Gürjüden Beşeve atlar yetişti O anemin yurtuna bir ateş tüştü (Yelena Akritov, 46, Eski Kırım) Urumlar Kırım’dan çıkarılırken bir kız bir oğlan iki kardeş vatanlarından çıkmak istemezler. Ölürsek de burada öleceğiz diye kendilerini bindirildikleri gemiden denize bırakırlar. Cesetleri bulunamaz. Halk bunun üzerine aşağıdaki türküyü veya ağıtı yakar. Hara Deniz Büngür Büngür Hara Deniz büngür büngür büngürder Dalğasıylen dalğasıynen demileri yürütür Hara Deniz büngür de büngür de büngürdür Büngürdeyip esti de derdim yeniler Hara Deniz yahın olaydın yanıma Dalaydım da yar seni deyi bulaydım Balıhçılar aldılar benim sesimi Bağırdım da şitmedin mi sesimi Betim hutarırdım o benim ğarip janımı Betim çare bulurdu harap janıma Dalaydım da hızhardaşım bulaydım (Kosta Koca, 84, Eski Kırım, Babasının arkadaşlarından) Urğun Urğun Dost Bağına Vardığım Urğun urğun dost bağına vardığım El uzatıp ğonje gülünü sardığım Yaremilen zevhüsefa sürdüğüm O da varsın onulen eş olsun Kündüz eyan beyan yeje düş olsun Ağley ağley gözler dizden yaş olsun Yarem oynar satrançilen merdini Çeken bilir ağrıların derdini Ben çekmişim üçün dördün beşini O da vardın çeksin benim derdimi O da varsın onulen eş olsun Kündüz eyan beyan yeje düş olsun Ağley ağley gözler dizden yaş olsun İdit odur çıhıp yoldan dönmeyen Aşıh olup sevdalığı bilmeyen Üç beş mal hazanıp delmeyen O da varsın onulen eş olsun Kündüz eyan beyan yeje düş olsun Ağley ağley gözler dizden yaş olsun Osman Paşa Ahsaray da Bahçısaray Dül açılır meydanına Tör olaydı Osman Paşa Jıhtı aster baştan başa İle olur mu bile olur mu Evlad babiye halır mı Duna teyler ahmam dedi Çadırımdan çıhmam dedi Yüz bin aster hırılanjaz Çadırımdan bahmam dedi Pendjereden har delir o Ben sanettim yar delir o Açtım pendjereyi bahtım Osman Paşa jan veriy o Osman Paşa (2) Hara deniz ahmam deyor Tenarımı yıhmam deyor Esmer Güzel Muhtar Paşa Edirneden teçmem deyor Hara deniz ahar dider Tenarını yıhar diter Tör olaydı Osman Paşa Edirneyi teçer diter Penjereden har deliyor o Ben sanettim yar deliyor o Açtım penjereyi bahtım Osman Paşa jan veriyor Osman Paşa (3) Kara Deniz akmam diy Ah denize bahmam diy Kırh bin aster kırmayınjes Çadırımdan çıhmam diy Kara deniz ahar diter Ah denizde bahar diter Kırh bin aster kırar diter Çadırından çıhar diter Öle olur mu bele olur mu Evlad Babayı urur mu Padişağın zulumları Bu dünya bize halır mı Ben Yaltadan Taş Yükledim Ben Yaltadan taş yükledim yemime almaya Ben Yefeden bir yar sevdim yendime almaya Del del del del alaydım seni Ender mintan olur ise saraydım seni Ben Yaltadan bir yüzük aldım elmazdır taşı Ben Yefeden bir yar sardım on beştir yaşı Del del del del alaydım seni Ender mintan olur ise saraydım seni Alem Borlu suyun üstünden ağeler atımı atlattım On beş yanşa Garavil çufutun ötünü patlattım Şaroş edim duyamadım pıçak oynattım Bir Tatarı soymajes anem yolumu da açtım Beş yüz atlı horalap aldılar yene hutuldum Ederimi arhama urdum obaya jıvırdım Alebin oğlu tutuldu deyen anesi ağledi Ğarip babem bağrına taşler bağladi Duşenkalar Sarağaç boyanır mı da Varsam yar uyanır mı Gelsek garşı garşıya Ona can dayanır mı Çal atımı da bineyim de Bulutlara sineyim Ölsem onda öleyim de Yar yüzünü göreyim Ev ardına gül direk de Yaprağı ne tökerek Garip gönlüme göre de Allah vermiş şen yürek Hara haş olmayaydı da Ben seni sarmayaydım da Ben seni sarmayaydım da Gömüp de yanmayaydım Yavaş yavaş tohta gel Tahtalar oynamasın Gündüz gelme gece gel de Düşmanlarım duymasın (Kosta Koca, 84, Eski Kırım, Babasının arkadaşlarından) ÇINLAR (MANİLER) Aylan aylan jeltermem Jel turanda ey a hız Timi sarıp seveyim Sen tuğranda ey a hız Altın da taptı yaşım Kümüş te taptı yaşım Donbastan on altıdan beri Hayıtmadı menim yaşım A hız senin közlerin da Vermem de dünye malına Senin dibik vah yarem de Bulamam dünyalara Köpür tüpü beş tahta Beşsi de yarım tahta Beni bırahıp onu alsa Yaşasın yarım afta Tarilkaya beş alma Yavluh ilen alınız Ben saldat ditejegim Savluh ilen halınız Çete yılan sızğırıy Sesi de deliy oh dibik Bırahıp ditti beni de yarem Duynalara yoh dibik A hız saçın örmezler Seni bana bermezler Tel alayım haçayım Harangılıh körmezler A hız saçın setiz hat Tes birisin bizge sat Anan baban hayl osa Tel bögeje bizge yat HALK HİKAYELERİ Huşlubek Bir vahıtta bir dene padşah var eten, evladı yoh eten. Günnerden bir gün diy harıya: - Hur maa bir torva pismet, titeyim evladlıh –birini mirini alajah oğul olajah. Alıy tayağın, torbasın çıhay titiy. Titkende çıhay bir hart ögne: - Anda titiysin? Diy - Titiyim bele bele, evlad hırlamağa. Alajam özüme bir evladlıh. - Sen –diy- hayt. Vereyim men saa bir alma. Temizle almayı, hoy başınızın dübüne. Saba harınnan hahlar yersiniz almayı, yejeginiz. Habuhların da temizlersin verirsin atına Alıy almayı hayıtıy . Harısı diy - Sora nasın? Taptın olan? - Tapmadım- diy. – Bir hart bele bele dedi: ‘A bu almayı temizleniz. Habuhlarını atınıza versiniz, yer. Özün de başınız dübüne hoyarsınız, saba hahlar yersiniz.- olur evladınız’ - dedi. Temizliy, hart degeni dibik , hoyay başın dübüne almayı. Yaraylar etisi de yiy harı-hoja. Habuhların da veriy biye. Biyeden oluy bir tay. Harının oluy bir oğlu…. Hurşutbeginen Mahmerem Hurşutbegi: Uçurdum yaremi elimden, erarım – bulmam ey Emdat ele sen Allağım del hıyma beni Eglen turnam eglen aber sorayım Mahmerem ne yana titti sana sorayım Eglen çoban eglen aber sorayım Mahmerem ne yana titti sana sorayım Çoban: Mahmerem dedigin deldi de deçti oy Ben otsuz ocahsız yahtı da titti oy Bir möktüp yazı yazdı da bırahtı da titti ey Delse yarem bıraya haldırsın bu daşı Em ohutsun hem ahıtsın haneylen gözünün yaşını ey Delse betim bulur beni yüzbaşı handa ey Deldi çöktü boran dibik hış dibik Kündüz eyal beyal ağaler deje düş dibik ey Alçahlardan yüksek yatan nelerdir ey Dezdiğim yerlerde çöllerde buldu dert beni ey (A. Garkavets Derlemesi, 1970) Dayrınen Zore: (nazım kısmı) Dayır atın ederliy Dayır atın ederliy Biliyim ditersin Merdime Alha manet vermeye Dittigin yollar tüz olsun Yejeler sana gündüz olsun Benden gayrı yar sever isen Eti gözün tör olsun Köç ta ben tervan da ben Merdime varan da ben On sıra yazı yazsan versen Dayıra veren de ben …… Telin misin hız mısın Anadan doğan hız mısın ….. A tatarlar tatarlar Köke hamçi atarlar Hasaplara et bitenmiş Dayırı soyup satarlar (Pola Nalça, 68, Eski Kırım) Arzı Blen Ğamber Arzu: Haşın gözün çatmışsın Ne hayğıya batmışsın Yohsam anen döğdü mü Yohsam baben söğdü mü Beni anem döğmedi Beni babam sögmedi Ögümdeki pılavum Anem sütün hapmışsın Ay ilen aydaş olmaz Gün ilen gündeş olmaz Bir anadan doğmayan Süt ilen hardaş olmaz Çeşme daşa varmışsı Elin yüzün yumuşsu Çeşme daşın üstünden Bilezigim bulmuşsu Çeşme daşa varmışım Elim yüzüm yumuşum Çeşme daşnıng üstünden Bilezigin bulmadım Hoban dağlar dağleri Bahçisaray evleri Şu saraylar içine Arzu yarem sarayıdır Sıya sıya hoyları Biyaz biyaz hozular Bilezigim üstüne Arzu Ğamber yazular Yitersen oğrun olsun Yinjistan yolun olsun Benden iyi yar sarsan Eti gözün tör olsun Yiterim oğrum olsun Yinjistan yolum olsun Senden iyi yar sarsam Eti gözüm tör olsun (Anya Ölmezova, 71, Kamar) Töroğlu Ben bir Töroğlu’yum aman İnten yezerim inten yezerim Temir tohmah ilen başın ezerim Horhma ustam horhma aman Şahem eterim ey Ben bögün içmişim aman Tefim almışım tefim almışım Tefim bashınmıştı Sazım hırmıştım Usta başı ben olayım Çalt yap sazımı ey Töroğlu’nun atı aman Deli yürektir Yıbrışım haytenden Yalı terektir Gümüş altın demirden Nalı terektir Arangılıh yeçesine Yarıh vermey ey Çıhtım Arap çölüne aman Bir sireylendim Onda oturmuşlar Murzur hurmuşlar Timi Anadolu aman Urum elliler ey Bir harış yerdanın aman Çifit te benleri Bir adamın halpağından İridir elleri ey U da bana bir iş dögül Dedi Töroğlu ey Horlattım kiratım aman Vardım üstüne Alla-alla diyen Durdu bazdıryan Bir beşyüz altını Saydı bazdıryan U da bana bir iş dögül Dedi Töroğlu ey Binbeşyüz altını aman U da mal olmaz Testirsem Kıratıma Bir çift nal olmaz U da bana bir iş dögül Dedi Töroğlu ey Değirmenin hapusüne Bağledim atım bağledim atım Uçurdum elimden Devrüş kıratım Ya ben unu görmedim Tafir suratın ey Dögüşe dögüşe aman Düştüm enişe Hılıçımın çeti Diydi gümüşe Nedir derim kiçik hardeşime Dursub dögüşe ey Etişin Evaz etiş aman Tetti hamımız tetti hamımız Dağıstan çölüne Çıhar janımız Ermeninin elinden Ahar hanımız U da bana bir iş dögül Dedi Töroğlu ey Aşıh Ğarip Dele dele yolum sana dayandı İzrail ateşine yüregim yandı Ah jiderim al hannara boyandı ey Eğlen Era su Era su yol ver deçeyim Era suyum sana joğap eleyim Bir günnük yolum haldı didemaz mıydım Yedi yılasretligi çekamaz mıydım Eğlen Era su Era su yol ver deçeyim Ben bir Aşıh Ğarip dağler açmışım Terdedip yurdumu köçüp titmişim Eğlen Era su Era su yol ver deçeyim Ah Allağım senin teremin çohtur Baharım üstüne Era su deçiti yohtur ….. Şahsene: Sen didersin ben sulara aharım Çıhıp çıhıp yar yoluna baharım Em esretlik em ğurbetlik çekerim Közlerimden hanı yaşler tökerim (Anya Ölmezova, 71, Kamar) Körpeç Hızı (Kerem İle Aslı) Sahınmaz da benden ey nazlı bajadan Hareleri ben tiyeyim al da sizin olsun Tenarlardan ben titeyim yol da sizin olsun Titennerden ben dezeyim dül de sizin olsun Ben bögün yardan ayrıldım yaslıyım yaslı Benim de yürecigim – jiderim paslı Beni de yardan ayıran sevdili dostum Hareleri ben tiyeyim al da sizin olsun Tenarlardan ben dezeyim yol da sizin olsun Ağuları ben içeyim bal sizin olsun Titennerden ben dezeyim dül sizin olsun Aslı da bunun Ermeni zatı da Ermeni Reyin ateşine yahtın da yandırdın beni Yidi yidinin hızı yahtı da yandırdın beni Yerin de çiçegi kökün de yıldızı Sen anandan dogmadın mı Körpeçin kızı Teşiş de Müsürman yahtın da yandırdın bizi El vermez de bize burada durmah Ah ne kadar müşkül şeydir yardan ayrılmah Hareleri ben tiyeyim al sizin olsun Tenarlardan ben dezeyim yol sizin olsun Deyim Ve Atasözleri Avzundan çıhsa hoyunna tirsin Avuzna bahla ıslanmay Avzu var tili yoh Ayahların slatmasan balıh tutulmay Ağa hardaşın ölyenin de stemey onğanın da stemey Alma piş avuzma tüş Al-hatır sormağan sufraa oturma Anansa hözetip hızın alma terek Har yavğan izler örtülyen İşten artmay dişten artay Karğa karğaan közün çıharmay Sana şaha mana herçek Sarımsah aşamağan avuzu sasımay Tirpi balası tirpiye yımşah görünüy Yit yite ayıtıy yit ta huryuğuna ayıtıy Zaman sana uymasa sen zamana uy Zendinin gönülü çıhkancas ğaribin janı çığay Tekerleme Zaman zaman etende Baba da yoh etende Oğlu bir zaman etende Çavka çavuş etende Harğa sotnik etende Haplı huplu bahalar Denizdeti balıhlar Tira tuthan köçmeye O zamanı zor edi Amaları töre di Hızları pıçahçı edi Ökmek versen yer edi Daa da var mı der edi Aledoz-valedoz Baban tiitten bir post İçinde deler Teliy teçiy Bal tarahtan Kül kürekten Ökçesi kökrekten Varıy obasına Uf diy oturiy Husay bir oba altın Neni (Ninni) Dağa vardım nenem Dağlar büyür nenem Dağ içine huşlar büyür nenem Çöle vardım nenem Çöller büyür nenem Çöl içine çiçekler büyür nenem Eve deldim nenem Evler büyür nenem Ev içine balalar büyür nenem Ayda ayda aydası Ne vahtı deger faydası Ne zaman ata minejek O vahtı deger faydası Ayda neni nenisi Nenilerden büyüsün Nenilernen o büyüsün Tatiy etip yürüsün Ayda ayda aydalar ay neni Danğır donğır tavalar ay neni Janğır jonğır ereze ay neni Yeser olsun tezeler ay neni Ala alva parçası ay neni Teze tezek parçası ay neni BİLMECELER (Tapmaja) Irahtan körem appaçıh Yanına vardım şapkaçıh (Manter: mantar) Biz biz biz edik Otuz eti hız edik Biz tahta sen sıyıldıh Sabaderek joyulduh (Tişler : dişler) Kiçineçik odaçıh Otuz eti hudaçıh (Abuz , Tişler) Deve yünden töşek Onu bilmeyen eşek (post-tiyiz) Yırahtan körem hara hara Yanna barım para para(at boh) MASAL Zilifsiya Bir zamanda bir padşahın üç tene oğlu var. Üçü de avju. Titiy büyügü avlamaa alıy yanna asterini. Yürüyler yürüyler tapmaylar bir şiy de. Sora çevriy, kün batıya titiyler. Titiyler onda, az titiyler, tüşiyler bir yere çoh pek huş. Er türlü tiyiklik . Başlaylar patlatma. Patlathanda bir dene siya bulut peyda olunuy, çıhay bir siya bulut, teliy honay buların stüne elçin de hıray öldürüy. Bir kün teçiy yohtur ağa, eti kün teçiy yohtur ağa. Üçünjü kün diy ortanjı -Titiyim ağayı hıdırayım yohsam bir av rastetirdi telyamay. Titti o da. Yürüdü yürüdü kün doğuya. Bişiy yoh. Çevriy kün batıya, titiy, tapay o tiyikliy. Bu da başlay patlatmaa. Yene o siya bulut teiy, bları da hıray. Bu asteri de. Teçiy bir üç-dört kün. En kiçigi: - Nas şiy bele? Biri titti – Yoh. Biri daa titti – yoh. Varayım ağaları hıdırayım men de. Çıhay titiy payına. Almaya ster. Varıy kün doğuya – yohtur, tapmay, çevriy kün batıya yürüy yürüy tüşüy o tiyiklikcee- patlamay. Çünkü ağaların terek hıdırmaa. Varıy tapay ağalarnı… KAYNAK : http://www.hbektas.gazi.edu.tr/dergi/21_30_yazilar/sayi_27/10.%20E.Altinkaynak-Urumlar.htm |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
#2
|
||||||||
|
||||||||
|
Yusuf kardeşin kopyalayamadığı için linkini gönderdiği bir diğer yazı; Ukrayna'da Hıristiyan Türkler Urumlar-1 .....
Dr. Erdoğan ALTINKAYNAK* Bugün Ukrayna’nın Azak Denizi kıyılarında adlarına Greko-Tatar denilen insanlar yaşamaktadır. Bu terim iki etnik grubu birleştirmektedir. Bu grupların her birinin kendine has dili, kültürü ve hayat tarzı vardır. Bütün dünyada, şimdiki Elenlere ‘Grek’ denilmektedir. Ancak Yunanlılar kendilerini ‘Elen’ dışında adlandırmalardan ayrı tutmaktadırlar. Preazovya (Azakönü) halkı ise kendilerini Grek olarak adlandırmakta, etnik isim olarak da ‘Rumey’ ve ‘Urumi’ ve bu kelimelerden türetilen ‘Urmeyka’, ‘Rumeysa’, ‘Rumeyus’ ve ‘Urumeys’ isimlerini kullanmaktadırlar. Sonradan bu isimler ‘Greko – Elenler’, ‘Greko – Tatarlar’ adını almıştır. Bununla birlikte her köy halkı kendi etnik adını kendileri vermiştir. Mesela Mariupolski Pedegogiko Ekonomiçeski İnstitüt kayıtlarına ve derleme arşivine göre[1], Malom Yanisoli: Harahlotı (Harahlotlar), Sartana’da : Sartanotı (Sartanlar) terimlerini kendileri için kullanmışlardır.[2] Greko Elen veya Greko Tatar terimleri Sovyet zamanında peydah olmuştur.[3] Değişik devlet vesikalarına da böyle geçmiştir. Ondan öncesine ait kaynaklarda böyle bir adlandırmaya rastlanılmamaktadır. Sovyet Politikaları ve resmi ideoloji gereği bu halklara devlet tarafından kendi dillerini öğrenme zarureti kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Sovyet memurları Mariupol Greklerini ve Greko Tatarlarını kendi dillerine göre ayırmışlar ve o zaman da bu terimler ortaya çıkmıştır. Greklerin dili eski Grekçe, Urumların ana dili ise Türk-Tatar dili idi.[4]. Gerek Elensoylu (Greko-Elen) ve gerekse Türksoylu (Greko-Tatar) gruplar 1780’li yıllara kadar Kırım’da yaşıyorlardı. II. Katerina döneminde Kırım’dan çıkarılarak önce Ukrayna’nın orta ve kuzey taraflarına yollanmış ve daha sonra da kendi irade ve istekleriyle Azak Denizi kıyılarına gelip yerleşmişlerdi.[5] Kırım Hıristiyanlarının muhaceratından sonra Kırım’da 52 yerleşim yeri boşalmıştır. Bunlardan en fazla boşanan yer 36 köy ile Bahçesaray şehri gelmektedir.[6] Ukrayna’daki meskun alanları Donetsk, Mariupol, Zaparoje, Dniyepropetrovsk şehirleri ile çevrilen ve bu şehirlere bağlı olan çoksayıda yerleşim merkezidir.[7] Bu dönemde Kırım’dan çıkarılanlar sadece Grek adıyla anılan Urumlar ve Rumeyler değil Gürcüler, Moldovanlar Ermeniler ve Popov adıyla anılan din adamları da vardı. Bunların tamamı 16 164 Erkek, 15 221 Kadın toplam 31 385 kişidir.[8] Bununla birlikte çeşitli nedenlerden dolayı Kırım Hıristiyanlarından bazıları Kırım’da kalmıştı. Kalış sebepleri ise, kışı geçirmek, ticaretlerine devam etmek, Kırım’dan (doğup büyüdükleri yerden) ayrılmamaktır. Bunların da toplamı 167 erkek, 121 kadın 288 kişidir. Bunların etnik dağılımı da şöyledir: Grek 62; Ermeni 226.[9] Adlarına Greko-Tatar denilen bu insanların Kırım’dan ayrılmalarını çeşitli bilim adamları hep aynı şekilde izah etmektedir. Kırım’ın ekonomik gücünü zayıflatmak ve iktisaden zayıflayan Kırım’ı Rus veya Slav gruplarının himayesine sokarak Kırım’ı Slavlaştırmak. Bu politikanın altında Rusların sıcak denizlere inme ideali yatmaktadır.[10] O zamanlar Greko-Tatar nüfusun dini lideri çeşitli vaatlerle bu politikaya alet edilmiştir.[11] Bu alet olmada şüphesiz II. Katerina’nın Kırım Hıristiyan liderler yapmış olduğu maddi yardımların da etkisi büyük olmuştur.[12] Ancak halka ya da göçmenlere vaat edilenlerin hiç birisi yerine getirilmemiş, sonuçta olan göçmenlere olmuş, pek çoğu açlık ve hastalıktan dolayı telef olmuştur.[13] Halka vaad edilenler ise; Serbest balık avcılığı, gittikleri yerde evlerinin hazır oluşu, 10 yıl vergiden muaf tutulmaları ve on yılın ardından da 1/100 oranında vergi alınması, isteyenlerin bağ ve bahçe kurarak vergisiz olarak işletme hakkı, sınırlı olarak Moskova’ya şarap satma hakkı, fabrika ve işletmelerin serbest olarak kurulması ve işletilmesi, kendi yöneticilerini seçme hakkı ve Rus askerleri tarafından korunmalarıydı.[14] Bu kanunların altında da bizzat II Katerina’nın imzası vardı.[15] Bu muhacirliğe Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi de bir şekilde karışmış olması gerek diye düşünüyoruz. Bugün Greko-Tatarların nüfusu yaklaşık olarak 120 ile 130 bin civarındadır. Bunların % 60-65’i Urum geriye kalanları ise Rumeydir. Bu hesaptan Urum nüfusu yaklaşık olarak 70-80 bin arasındadır. Bu nüfusun günümüz şartlarında daha fazla olması gerekirdi. Çünkü 1780 yılında Kırım’dan çıktıklarında sadece Urum nüfusu 9600, bir ifadeye göre 13.000 civarındadır. İşin ilginç tarafı erkek nüfusun kadın nüfusundan fazla olmasıdır. Her halde tarihin hiç bir döneminde erkek nüfusu kadın nüfusundan fazla değildi. 230 yılda Greko-Tatar nüfusunun daha fazla olması gerekir diye düşünüyoruz. Elbetteki nüfus artışının bu kadar düşük olmasında Ruslaştırma politikalarının etkisi büyüktür. Urumların arasına, kendi ifadelerine göre 1821-1825 yılları arasında, Anadolu’nun Trabzon, Giresun, Erzurum ve Kars vilayetlerinden Gürcistan’ın Tselka bölgesine göçen ve oradan da 1981-1986 yıllarında Kırım, Donetsk ve Dniyepropetrovsk’a yerleşen 2-3 bin kadar Urum da gelip katılmıştır. Bunlardan biri de Kırım Muhtar Cumhuriyeti Meclisi, Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Malhazi Arudov’dur ki 1986 yılında Kırım’a gelen Arudov’un evinde Urum Türkçesi konuşulmaktadır. Konuşması Erzurum-Kars diyalektindeydi. Ancak kendisini Pontiyah (Pontuslu) olarak kabul etmektedir. Cemali Sagırov’da Dniyepropetrovsk’ta mermercilik işleriyle uğraşmaktadır. Her ikisi de Grekçeyi, yine kendi ifadelerine göre, sonradan, kelime bazında öğrenmişlerdi. Özellikle Cemali Sagırov’un Rusçası da çok bozuktu, çünkü, kendi ifadesine göre, onun annesi, Türkçeden başka dil bilmiyormuş.[16] Onlar sadece Anadolu’dan değil XVIII. Ve XX. yüzyılın İran’dan da gelmişlerdi.[17] Önce Güney ve Kuzey Kafkasya’ya göçüp sonra Ukrayna topraklarına yerleşmişlerdir. Türkler bütün Bizanslılardan kalma Hristiyanlara dedikleri gibi bunlara da Urum veya Rum Milleti demişlerdir.[18] Anadolu’dan göçenlerin çıkış yerleri: Beştaş, Beşköy, Tekkilise, Yedikilise, Evreni,Kümbet,Tersun,Sant a,İmira,Cinis,Ölenk, Hadit, Karakum, Parmaksız gibi merkezlerdi. Giresun, Trabzon, Rize ve Ordu’da Urumların varlığını Araştırmacı Yazar Mehmet Fatsa’da doğrulamaktadır. Ancak, yazarımızın tahrir defterleri, şeriye sicilleri, vakfiyeler gibi birinci el, asıl kaynaklardan derlemiş olduğu bilgilere göre buradan giden Urumlar hakkında verdiği bilgi, bunların Türk dilli Hıristiyan oldukları ve Ortadoks mezhebini benimsedikleri yolundadır.[19] İran’dan gelen Urumlar hakkında şimdilik bir belgemiz yoktur. Sonradan, Anadolu çıkışlı Urumların diyalektleri Kars, Erzurum diyalektindedir. Kırım çıkışlı Urumların diyalektleri ise Kırım Tatar Türkçesindedir. Bir farkla ki, Kırım Tatar Türkçesi’nde ilk hece ‘k’ sesi ‘t’ye dönüşmediği halde Urum Türkçesinde ilk hece ‘k’ sesi ‘t’ sesine dönüşmektedir. Konuştuğumuz ve fikir alışverişinde bulunduğumuz bazı Kırım Tatar bilim adamları veya aydınları da Urumların, Hıristiyan Tatarlar olduğu hususunda görüş beyan etmektedirler. Görüşlerine ilave olarak da, din açısından: Kazan Tatarları arasında Hıristiyanlaştırılan ve adlarına Kiresin denilen topluluğu ve Urum folklor ürünlerini (ki genellikle aynı oyun ve türküler, yarımhava, kaytarma, çibörek, Karadeniz Türküsü) göstermektedirler.[20] Urum ve Rumeylerin Mariupol’e gelmeden önceki dönemde de birbirlerinden farklı ve yabancı oldukları çeşitli kaynaklardan anlaşılmaktadır. Kırım’da yaşanan dönemde Elensoylulara ‘Tatlar’ ve Türksoylulara ‘Bazaryane’ adı verilmektedir.[21] Türkler ve Tatarlar ‘tat’ kelimesini yabancılar ve himaye altındakiler için kullanmaktaydılar. Hansarayı’nda ‘Tatağası’ ünvanı da vardı. Türkler, Türk dilinde konuşan etnik gruba (Urumlara) ‘Bazariane’ ya da ‘Bazaryane’ adını vermişlerdi. ‘Bazaryan’ kelimesi şehirli, şehirde yaşayan insan anlamından ziyade, pazarcı, çerçi, tüccar, celep, sürekçi, kervancı anlamında kullanılmaktaydı. Hala bu kavram ‘вшывий купец’ (bitli pazarcı) deyiminde yaşamaktadır. Tatlar kavramı halk arasında hala yaşamaktadır. ‘Tatça bileyim’ «Yunanca biliyorum» anlamına gelmektedir. Bazaryanlar, tatların hayvancılıkla uğraşmasını alay konusu etmişlerdir. Mesela : ‘Tat koş’ ve ‘Çaruh aşagan Tat’ bunlardan bazılarıdır.[22] Ancak şurası da unutulmamalıdır ki bugünkü Tatarlar arasında ‘tat’ kelimesi Bahçesaray ve Sudak halkı için de kullanılmaktadır. Grigoroviç’ten aldığımız bilgiye göre, Mariupol Bölgesini dolaşan ve yurtbilgisi sahasında araştırma yapan birisi Mariupol köylerini dolaştıktan sonra şöyle demektedir. ‘Mariupol köyleri Yunan Köyleri olarak adlandırılmasına rağmen bu yerlerde iki farklı halk yaşamaktadır. Onların iki farklı millet olduğu yüz hatlarından da bellidir. Bunlardan birincisi ‘tatlar’ olup Grekçe konuşmaktadırlar. İkinci grup ise ‘Bazariane’ adıyla anılan ve grekçe bilmeyip Tatarca konuşan halktır.’[23] Tat etnonimi Evliya Çelebi’nin seyehatnamesinde de karşımıza çıkmaktadır.[24] Evliya Çelebi ‘Tat eli’ni tasvir ederken Kırım’da yaşayan Hristiyanların ya da ona göre Kafir Grekler’in yaşadıkları özerk bölgeyi tasvir etmiş ve Tatelini onların askeri hizmetinden dolayı ‘Tat tüfenkçi’ olarak adlandırmıştır.[25] Türkler ve Tatarlar Grek Ortadoks halkına da ‘Tat’ demektedirler. Ancak buraya dikkat edilmelidir ki bu terim sadece Urumlar arasında yaşamakta, Rumeyler bu terimi bilmemekte ya da kullanmamaktadırlar. Burada sorulacak sorulardan birisi ‘Neden bu etnik tanım, Elensoylu halk arasında değil de Urumlar arasında yaşamaktadır?’ G. I. Cuha ‘Tat’ kelimesini bir başka şekilde açıklamaktadır. Ona göre ‘tat’ kelmesi ‘Mur – tatı’ (hain) anlamından gelmektedir. Türkler ve Tatarlar bu kelimeyi sadece Türk dilinde konuşan Greklere yani Urumlara kullanmuşlardır. Onlar bu kelimeyi Hıristiyanlığı kabul eden Müslümanlar için de kullanmaktadırlar.[26] Bu görüşe katılmamız mümkün değildir. Eğer bu görüş doğru olsaydı Türkler ve Tatarlar Rumeylere değil Urumlara tat diyeceklerdi. Halbuki Türkler ve Tatarlar ve hatta Urumlar Rumeylere ‘tat’ demektedirler. B. A. Kuftin’e göre ‘tat’ kelimesi Kırım’da yaşayan halklara ve Kırım Halkının hayat biçimine toptan verilen isimdir.[27] Tat kelimesinin etimolojisi hakkında Miller,[28] Budagov[29] ve N. Muravyov[30] görüş belirtmişlerdir. Bunların etimolojilerini M. A. Aracıoni [31] ve E. İ. Nazaryeva[32] kendi çalışmalarında kullanmıştır. Ancak bütün bunlar, Türklerin ‘Tat’ kelimesini Müslüman olsun ya da olmasın bütün yabancılara kullandığı gerçeğini değiştirmemektedir. Dede Korkut Hikayelerinde de ‘Sakalı uzun tat eri banladığında’[33] sözüyle Acem yada İranlı müezzinin okuduğu ezan kastedilmektedir. Rumeyler için kullanılan ‘tat’ kelimesi de yabancılar için kullanılan terimden başka bir şey değildir. Halbuki Urumlar için böyle bir terim kullanılmamakta, Bazaryan ya da Oğuz Türkçesiyle ‘Bezirgan’ kelimesi kullanılmaktadır. Bezirgan ya da bazaryan kelimesini Türklerin ve Tatarların Urumlar için kullanması bize başka bir şeyi de çağrıştırıyor. Biz Dede Korkut hikayelerinde bu kelimeyi Hıristiyan grup için değil de daha çok Musevi grup için kullanıldığını düşünüyorduk. Hatta Kampüre Bey oğlu Bamsı Beyrek hikayesinde haber getiren Bezirganları da böyle adlandırıyorduk. Ancak Hıristiyan toplum içine ticaret maksadıyla gidip gelen ve Dede Korkut Hikayelerinde de yer alan, tamamen Türk dostu, hatta Türk casusu olan bu grupların varlığını şimdi daha net açıklayabiliyoruz. Urumlar ve Rumeylerin farklılıkları sadece bunlarla sınırlı değildir. Bir başka olay daha var ki o da hem Kırım’da hem de Azakönü’nün yeni yerleşim yerlerinde yaşayan iki grubun temsilcileri, XIX. asrın ortalarına kadar Tatar dilini iyi bildiklerine bakmadan, birbirleriyle hiç konuşmuyorlardı. Ayrıca bu iki halk birbirlerine yabancılıklarından başka birbirlerine duydukları antipati ile de kendini göstermekteydi.[34] Rumeylerin, Türk dilli komşularına antipati beslemesi hususunda Garkavets, Aracioni’den aktararak şöyle yapmaktadır. ‘Rumeyler Urumları, ayrı bir millet oldukları ya da Hristiyanlaşmış Türkler oldukları için değil, atalarının diline ihanet ettikleri için sevmemektedirler.’[35] Ancak burada da bir problem var: o zaman, Urumların Rumeylere karşı antipatilerini nasıl izah ederiz. Mesela: ‘Rumey balası, Urumun belası (Rumeyin çocuğu Urumun belası)’ Bu ve buna benzer deyimler ve anekdotlar iki toplumun birbirine yakıştırdığı uydurma ve küçültücü davranış biçimleri oldukça yaygındır. Bunlardan biri de ‘Rumey sabah kalktığında hiçbir şey yapamasa şapkasını Urum’un bahçesine atar ve onu oradan geri alır.’ IX Ludvik’in elçisi Gulelmus de Rubruguis, Türkler ve Tatarlar Kırım’a gelmeden önce, Kırım’ın güney sahillerinde kırk sarayın olduğunu ve bu saraylarda çeşitli dillerin konuşulduğunu anlatmaktadır.[36] XVI. Asır Polonyalı Seyyah Martin Bronevskiy Tavrıya’nın güneyini gezdikten sonra Grek köyleri hakkında şunları söylemiştir : ‘... Onlar birbirinden farklıdır ve adları da farklıdır. Bazı Grekler ise kendi atalarını Fars olarak söylemektedir’[37] Türk dilli köyler üzerinde yapılan araştırmalarda genç nesiller kendi dillerini ‘Grek dili’ olarak adlandırıyorlar ama yaşlı kuşak ‘Urum Dili’ veya ‘Rum Tili’ diye söylüyorlar.[38] Grek dilli halkı ise ‘Grekler - Elenler’ ve Kostan’a göre de onlara ‘Rumey’ veya ‘Romei’ deniliyor.[39] Rumey dili üzerine bir hayli fazla çalışma yapılmıştır. Bazı araştırmacılara göre dil gelişimi; İondan Bizans’a ve oradan da Yeni Grekçeye geçilmiş ve bu geçişlerde yeni şiveler oluşmuştur. Mariupol Rumeylerinin ağzı çağdaş Kuzey Yunanistan ağzına benzemektedir. Sadece farklılık Tatar, Rus ve Ukrain kelimelerindedir.[40] Bazı araştırmacılar Preazov Greklerini M.Ö VII. Asırda Kırım’a yerleşmiş Antik Yunanlılara bağlamaktadır. Ancak Marıupol Rumları ağızları üzerinde çalışan T.N. Çernişeva: ‘Preazovya Greklerini Eski Yunanlılara bağlamak mümkün değildir, çünkü böyle bir belge elimizde olmadığı gibi yaşayan dil ve kültürleriyle de bu sonuca ulaşamıyoruz.’ demektedir.[41] Sokolov ise, kelime hazinesine göre Çağdaş Yunan Diliyle karşılaştırarak, Preazovya’da yaşayan Rumeylerin dilini beş gruba ayırmıştır. 1.Grup: Yalta ve Urzuf; 2.Stıla Köyü, Konstantinapol ve Büyük Yanisol ; 3.Kara-Kuba Köyü ve Bugas; 4.Sartana Köyü ve Çertomlık; 5.Küçük Yanisol ve Çardaklı[42] A. Garkavets, Kuzey Priazovya’nın Urum dillerini detaylı olarak incelemiş ve hatta Urum dili sözlüğü de hazırlamıştır. Garkavets’in tespitlerine göre, Kırım Tatar dilinde olduğu gibi Urum dilinde de Kıpçak Oğuz unsurları bir hayli fazladır. Bu unsurları kademeli olarak dört gruba ayırmaktadır. 1.Balşoy Yanisol, Beşev, Manguş: Oğuz unsurları çok azdır. 2.Kermençik, Bagatır, Ulaklı : Oğuz unsurları az belirgindir. 3.Karan, Laspi, Kamar, İgnatyevka : Oğuz unsurları belirgindir. 4.Mariupol, Stariy Kırım: Oğuz unsurları Kıpçak unsurlarıyla karışıktır.’[43] Şimdi ise çağdaş Urum dil araştırmacılardan A. N. Garkavets,[44] N. A. Baskakov, S. N. Muratov, E. R. Tenişev.[45] A. A. Belitskiy, Kırım Rumey ve Kırım Tatar araştırmacıların ortak görüşlerini şöyle özetler. ‘Kırımdaki Grek ve Tatar dillerindeki yabancı unsurlar bulunmalı ve ondan sonra bir sonuca varmak için bu unsurların menşeine bakılmalıdır.’[46] Baskakov kendi çalışmalarında Urum dilini Oğuz-Selçuk Dil Grubunun Oğuz grubuna ait olduğunu iddia etmektedir. Ama Kırım Tatarlarının dilini Kıpçak-Oğuz grubunun Kıpçak kısmına ait olduğunu belirtir.[47] Bu görüşe göre, Urum dili Osmanlı İmparatorluğu döneminde tekamül etmiş olur. Ayrıca onların farklı yerleşim merkezleri kurmaları da bu iki toplumun aynı kökten gelmediğini bize göstermektedir.[48] Urum dilinde Rumey veya Grek dilinden kelime alıntısı da oldukça azdır. Kırım Tatar ve diğer Türk dillerinden türeme kelimeler Urum diline yerleşmektedir.[49] A. N. Garkavets ise Urumların Türklerden türediği görüşünü savunmaktadır. Ona göre, Mariupol halkının ataları Hıristiyanlığı kabul eden Kıpçaklardır. Bunlar XI. Asrın ortalarında Hıristiyanlığı kabul eden ve Grekçe isimler alan putperest Kıpçak halkıdır. Başka bir yerden gelme veya sonradan olma değildir. Onlar Bizans İmparatorluğunun vatandaşlığını ve himayesini de kabul etmişlerdi. Kıpçakların bir başka kısmı da Gregorian Hıristiyanlığı kabul ettiler ve Ermenilerle karıştılar. Diğer bir grup ise Hazarlarla birleşerek Yahudiliği veya Museviliği kabul ettiler. Kalan Kıpçaklar ise Müslümanlığı kabul ederek Kırım Tatarlarıyla karıştılar.[50] Ancak şurası da unutulmamalıdır. Urumlar sadece Hiristiyan Kıpçaklardan oluşmadı. Bu bölgede yaşayan diğer Türk soylu ve Türk dilli halklar ile onların Anadolu’dan gelen akrabaları da bu halkın oluşmasında önemli rol oynadılar. Preazovya sakinleri üzerine değişik antropolojik çalışmalar da yapılmıştır. İlk olarak Mariupol Greklerinin yüz hatlarının farklı olduğuna dikkat çeken Novorosisk Üniversitesi Profesörü V. İ. Gregoroviç’tir.[51] Gregoroviç 1874 yılında, eski yazılı belgelere rastlamak umuduyla Mariupol Grekleri arasına 10 günlük bir araştırma gezisi yapmıştır. Türksoylular (Eski Kırım, Manguş, Karan, Mariupol) ve Elensoylular (Yalta, Urzuf, Çerdaklı, Çermalık, Sartana ve Malayanisol) arasında gezerek etnografik bilgileri toplamıştır. Kendi çalışmalarının sonucunda ‘Mariupol Grek yerleşim merkezlerinde iki ayrı millet mevcuttur. Bu ayrılık onların yüz hatlarında bile bellidir.’ Kanaatine ulaşmıştır. Mariupol Greklerinin araştırılmasında Gregoroviç’in en yakın yardımcısı San Petersburg Üniversitesi doçenti F. A. Braun olmuştur.[52] Braun, şahsi gözlemleri neticesinde Mariupol Greklerini 1.Yunan Tipi 2.Türk Tipi 3.Got Tipi diye 3 tipe ayırmaktadır.[53] Mariupol Greklerinin antropolojik araştırmalarına 1930’larda da devam edilmiştir. Çekoslavakya’dan gelip Yalta Köyünde araştırmalar yapan G. Çuçukalo, yerli Rumeylerin antropolojik araştırmalarını yapmıştır. Bu araştırmasında 3 antropolojik tip bulmuştur. Bunlar: 1.Orta Akdenizli 2.Küçük Asyalı 3.Doğulu’dur A. N. Pulanos adındaki Grek asıllı ve Grek Antropologu, Sovyetler Birliği Döneminin 50. yıllarında Grekler üzerinde bir çalışma yapmıştır. Bu çalışma sadece Azakönü Greklerinin antropolojik tasnifini değil, Küçük Asya, Gürcistan, Trakya ve ege Denizi Adalarında yaşayan Greksoylu ve Türk Dilinde konuşan halkların karşılaştırmasını da yapmaktadır. Pulanos yapmış olduğu çalışmada bir sonuç değil, birden çok sonuca ulaşmıştır. Pulanos’a göre Yalta ve Manguş’ta yapılan antropolojik araştırmalar neticesinde Urumlar ve Rumeyler Büyük Avrupalı ırkının Güney Avrupalı tipinde ve Doğu Akdeniz davranışındadırlar. Bunların arasında Ön Asya, Ege, North ve bu tiplerden karma ikilileri de tespit etmiştir.[54] Ünlü Ukrain Antrapoloğu V. D. Diaçenko 1958’de Eski Kırım ve Mariupol’de 70 kişi üzerinde yapmış olduğu çalışmalar neticesinde Urumlar ile Rumeylerin farklı milletler olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Ancak, unutulmamalıdır ki Mariupol ve Eski Kırım sadece Urumların yerleştiği merkezlerdir. Aynı tip halkın birbirinden farklı olması da beklenemez.[55] N. N. Nikluho-Maklaya AN SSSR Etnografik Enstitüsüsü 1988’de Mariupol Grekleri üzerinde çalışmıştır. Onlar problemi Antropolovo-odontolojik ve Dermatolojik sonuçları tespit etmek olarak görmüşlerdir. Fakat o zamanlar bu problemi, teknik yetersizliklerden dolayı sonuçlandıramamışlardır. Bu araştırmalar günümüzde Mariupol Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı M. T. Rilski Adına sanat ve folklor enstitüsünde çalışan mütahassıs Antropolog, Plastik sanatlar ve folklor bilimcisi S. P. Segeda tarafından devam ettirilmektedir. 2002 Yılında Urum ve Rumey köylerinin araştırılması yaptırılmış ve kısa bir zaman içinde çok malzeme toplamak mümkün olmuştur. Antropolojik araştırmalar programına iki farklı etnik grup arasında odontolojik ve dermatolojik metodlar da uygulanmıştır. Bu iki grup arasında benzerlik ve farklılıkların derecesini tespit etmek düşünülmektedir. Bu araştırma Urum ve Rumey bölgelerinde ataları Urum veya Rumey olan 10 – 17 yaş grubuna dahil gençler arasında yapılmıştır. Çalışmalar neticesinde Mariupol Greklerinin antropolojik katalogları (fenotipleri) hazırlanmıştır. Bu fenotipler iki sonuca götürmüştür. 1.Urumlar ve Rumeyler biribirinden farklı iki toplumdur. 2. 2. Her iki toplumu meydan getiren bireyler de birbirinden farklıdır. Yani karışık boyların oluşturduğu toplumlardır. Ellinofonları bir kaç gruba ayırmak mümkündür. Akdeniz Balkan varyantı: kıvırcık saçlı, çok gelişmiş kıllarıyla, yüz hatları çekici, elmacık kemikleri fazla gelişmemiş, açık badem gözlü, ince – dik burunlu özellikleri Yalta, Urzuf, Sartana, Çermalık, Malaya Yanisol ve Çardaklı’da görmemiz mümkündür.[56] Ön Asya varyantı’na ise kanatlar gelişmiş sert ve ucu aşağıya dönük burunlu; kafatası büyük, alnı büyük ve eğik, kaş kemikleri çıkıktır. Böyle bir gruba Türkiye’nin doğusunda rastlanmaktadır. Bu gruba Anadolu-Ermeni ve Asuri grubu olarak da adlandırabiliriz.[57] Bu grup Eski Küçük Asya grubuna girmektedir. Onlara Trabzon Grekleri ve Türk Dilli Grekler dahil olmaktadır.[58] Küçük Asya veya Ön Asya grubu: Kara-Kuba, Bugaz, Balşoy Yanisol, Stila ve Konstantinopol sakinlerinden oluşmaktadır. Diğer bir Grup ise Türkofonlar : Marıupol, Eski Kırım, Balşoy Yanisol, Manguş, Beşev, Bagatır, Kermençik, Ulaklı olup şüphesiz onlar Küçük Asya yerlileridirler. Grekler arasında diğer tiplere de rastlamak mümkündür. Mesela teni esmer ve gök gözlü olanlar, açık ve koyu renkli gözlüler, eğri ve kemerli burunlular heterojen menşeilerini ispat etmektedir.[59] Elimizdeki bulgulara göre Priazovya Greklerinin etnogenetik bağlarını izlememiz mümkündür. Fiziki görünüşü bir kaç ekleme sonucunda oluşmuştur. Mariupol Grekleri : 1.Antropolojik olarak bir kol Balkan halkları ile Selçuklulardan da önce Küçük Asya halklarından gelen kol. 2.Doğu’dan gelen unsurlarla karışarak ‘Oğuz – Türkmen’ halklarından gelen kol. Genel olarak bu iki grup Büyük Avrupa ırkının Güney Avrupa tipine dahildir ama Akdeniz, Küçük Asya ve Doğu çizgilerine de rastlanılmaktadır.[60] Rumey ve Urumların etnik kökenleri meselesinde Aracıoni’nin, bu iki halk için söylediği fikirlerine katılmamız gerekmektedir: ‘Rumeyler ve Urumlar birbirine bağlı ve bağı olmayan iki ayrı halktır.’[61] Bize göre de ‘Rum’ ve ‘Urum’ kelimesinin tanımı yeniden yapılmalı, gerekirse halkın beynindeki bu kelimenin içinin yeniden doldurulmasına gidilmelidir. Bizans İmparatorluğu, adı üstünde bir imparatorluktur. Onda çeşitli milletler, halklar bir ve baraber yaşamaktadırlar. Bizanslıların ya da Romalıların tamamına Rum veya Urum tabiri verildiğini söylemek Osmanlı’nın içindeki milletlerin tamamını bir milletmiş gibi düşünmemizle aynı netice doğurur. Özellikle Bizanslıların Balkanlar ve bugünkü Deşt-i Kıpçak’tan Orta Avrupa’ya kadar olan kısımlardaki Türk soylu halklardan içinde barındırdıklarını düşünürsek sonucun ne kadar yalnış olduğunu anlarız. Urum ve Rumeylerin birbirlerinden farklı iki ayrı toplum olduğunu anlatmaya çalıştık. Rumeyler Grek ya da Helen-Yunan asıllı olup eski Grek dilini bilmektedirler. Folklor ürünleri ve kültürleri de Grek kültürü ile uyuşmaktadır. Bununla beraber birlikte yaşadıkları komşu toplum veya kültür olan Türk Tatarların dillerinden de etkilenmişlerdir. Urumlar için aynı şeyleri söylememiz ise mümkün değildir. Urumların kültürleri tamamıyla Türk kültürüyle bağdaşmaktadır. Onlar, Hıristiyanlaşmış Türklerdir. Putperest ya da Tengriist Türklerden Hıristiyanlığı seçmiş olanlardır. Bu iki toplumun birbirinden farklılıkları bununla da bitmiyor. Rumeylerle Urumların farklılıkları Mariupol’de yeni yerleşim merkezlerinde de devam etmiştir. Yeni yerleşim merkezlerinde Türksoylu ve Elensoylu merkezleri ayrı ayrı kurulmuştur. Sadece bir köyde (Balşoyyanisol) Rumey ve Urumlar birlikte yerleşmişlerdir. Ancak Yenisol köyündeki bu yerleşim karışık değildir. Köyün Güneyine bir grup, Kuzeyine bir grup yerleşmiştir. Urum ve Rumeylerin farklı iki toplum olduğu ve bu farklılığın antropolojik araştırmalarda da tesbit edildiği de anlaşılmıştır. Mariupol Greko Tatarları’nın yerleşim yerlerine mahsus festival veya panayırlarda folklor gösterileri içinde halk oyun ve türküleri de yerini almaktadır. İlginçlik buradan sonra başlamaktadır ki Rumey gruplarının oyunları Anadolu oyunları ve müzikleri de Anadolu müzikleri. Oyun figürleri de Anadolu oyun figürleri. Üç adım, diz kırma, omuz sallama vb.. İlginç olan şey bunlar değil. İlginç olan, mesela : ‘Silifkenin Yoğurdu’ Türküsüyle ‘Erzurum Başbarı’nı oynamaları, ‘Zeybek’ yapmaları; ‘Malatya Ağırlaması’ ile ‘Horon’ tepmeleridir... Greko-Tatarlar her sene bahar aylarında çeşitli şenlikler düzenlemektedir. Bunlardan birisi de ‘Güreş’ şenliğidir. Güreş şenliği sadece Kırım dışı Azak kıyılarındaki yerleşim alanlarında değil, Kırım’da da yapılmaktadır. Ayrıca her sene halk oyunları yarışmaları düzenlenmektedir. Bu yarışmalarda dereceye girenler Yunanistan’a götürülmektedir. Ne hikmetse yarışmaları kazananlar genellikle Rumeyler olmaktadır. Urumlar üzerine pek çok kişi çalışmıştır. İlminskiy, Cuha, Serafimov, Kuzminkov, Garkavets, Ponamerova, Murzakeviç, Markeviç, Kandaraki, Nemeth, Sokolov, Eckman, Çarnışeva, Blau bunlar arasında sayılabilir. Biz bunların içerisinden Aleksandır Garkavets ve İrina Ponamerova’nın çalışmalarını yakından takip ettik ve değerlendirmelerde birlikte kararlara vardık. Aleksandır Garkavets tarafından Urumlar üzerine yapılan ve otuz yıl geriye doğru giden derleme faaliyetleri halen makara kasetlerdedir. Kendisi ile konuştuğumuzda bu ses kayıt ve derlemelerin artık eskimeye yüz tuttuğu, bunların parazitlerinden temizlenerek CD’ye aktarılması yolunda bir çalışma yapmamız gerektiği hususunda anlaştık. Ayrıca bu derlemelerin değişik ağızlara ait ve karışık malzemelerden meydana geldiği için tasnif edilerek yeniden yayınlanması yolunda da bir çalışma başlatacağız. Garkavets’in Urumlar hakkında yayınlanmış 2 kitabı vardır. Bunların birisi sözlük çalışmasıdır ve Urumca-Ukraince sözlüktür. İkinci çalışması ise Urumların tarih ve folklorlarıyla ilgili çalışmadır. Her ikisi de Almaata’da bastırılmıştır. Garkavets’in Urumi Nadazovya adlı eserinden edindiğimiz bilgiye göre Urum Türkçesiyle 18-19 asırlara ait yazılı belgeler de var. Daha öncesine ait belge ve bilgilerin varlığından rivayet olarak işitip görme imkanına kavuşamadığımız da olmuştur. 1861 yıllı bir dini metinden alınan ve Yunan alfabeli Urumca metin de Alman General Otto Blau ve V. J Grigoroviç tarafından yayınlanmıştır. Aşağıda, yayınlanan bu metinden bir örnek verilmektedir. * . KTU, Giresun Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Halk Bilimi Öğretim Üyesi. [1] . Bundan sonra MPEİ olarak kısaltılacaktır. [2] . Mariupolski Pedegogiko Ekonomiçeski İnstitüt, 2001- 2002. [3] . Yunanlıların araştırılması ile ilgili olarak Mariupol’de 1925 yılında toplanan heyet raporu. [4] . Çernişeva T. N. Novogreçeski Govor Sol Primorskogo (Urzufa) i Yaltı Pervomayskogo Rayona, Stalinskoy Oblasti. K. 1958. 39. [5] . Seray Şapşal, Karaimı i Çufutkale v Krımu. Kratkiy Oçerk, Haz: Y. Palkanov. Basım tarihi ve yeri belli değil. 6. sayfada 2. numaralı dipnotta açıklaması var. [6] . K. A. Vernara, Sbornik Statiçeskih Svedeniye Po Tavriçeskih Gubernih, IX, Simferopol 1889. [7] . Altınkaynak, Urum Türkleri, Türk Dünyası Tarih Dergisi, 201, IX, 2003, 31. [8] . İvan Cuha, Odissea Mariupolskiy Grekov, Vologda 1993, 157. [9] . Cuha, a.g.e., 158. [10] . S. A. Kalayerova – G. N. Çerdakli, Materiali Po İstori İ Kulturi Grekov Ukraini, Donetsk 1998, 5-20. [11] . Kalayerova - Çerdakli, a.g.e., 13-18. [12] . Cuha, a.g.e., 152. II. Katerina tarafından gönderilen hediyeler ve nakdi yardımlar. Metropolit İgnatiyev’e 6.550 ruble; Ermeni Arhimandirip Margos’a 2820 Ruble; Katolitskomi Pateru Yakov’u 1250 Ruble; Bu üç kişiye at, araba, eyer, üzengi takımı vs. Satın almaları için 2799 Ruble; Din adamlarının ve diğer saygı değer adamlara ikram ve hediye için 3140 Ruble ; Onlardan kalan bahçeler için bedel olarak 4511 Ruble; Fakirlere kıyafet, erzak ve diğer ihtiyaçlar için 1217 Ruble, Hıristiyanların Tatarlara olan borçları için 204 Ruble; Yolda yiyecek için 23. 345 Ruble; Hıristiyanlarin yolda ölen öküzleri için 65 Ruble; Grek Kiliselerine mahsus eşyaların taşınması için satın alınacak öküzlere 254 Ruble; İgnatiyev’in bir Tatara borcu için 60 Ruble = Toplam 75.029 Ruble 92 Kapik ... [13] . Cuha, a.g.e., 35; 1778 Yılı Greklerin nüfusu: 15.950; 1779 Yılı a) ilk sayım 15.712 b) Kayıtlar 14.971; 1780 Yılı: 13.334; 1781Yılı : 13.909; 1793 Yılı : 13.345; 1795 Yılı :14.254. Bu rakamlar az bir farklılıkla (Kalayerova - Çerdakli, a.g.e., 13-18.)’da yer almaktadır. [14] . Cuha, a.g.e. , 153-154. [15] . Ek. [16] . Altınkaynak, Urumlar, Türk Dünyası Tarih Dergisi, 201,IX, 2003, 30-33. [17]. İrina Panamerova, Mariupolski Greki İstoriku – Etnografiçeskiy Abzor, Basılmamış Doktore tezi, Mariupol 2003, 16. [18] . Bkz. Türkçe Sözlük, TDK C.II, Ankara 1998, ilgili madde. [19] . Mehmet Fatsa, Giresun’da Kırsal’ın Sosyal Tarihi, Giresun 2002, s, 17-35. [20] . Bkz. Bu ve diğer ürünler için Aleksandır Garkavets, Urumi Nadazovya, Almaata 1999. [21] . MPEİ, 1993, l. 19. [22]. MPEİ, 1993, l. 20. [23] . V. Grigoroviç, Zapiski Antikvara a Payetski Yego na Kalku i Kalmiyus. , Odessa, 1874. – S. 5. [24] . Evliya Çelebi, Seyehatname, I. Baskı, Ukrain ve Moldovya Ülkesi, 1961, s. [25] . E. V. Bahrevskiy XVI- XVII Asırda Müslüman Olmayan (Greklerin) Kırım’daki Hukuki Durumu, // UGİS. – K., 1995. S. 38. [26] . Cuha, a.g.e., 40. [27] . B. A. Kuftin, Jilişya Kırımskih Tatar v Svyazi s İstorii Zaseleniya Poluostrova. –M., 1925. C. 34. [28] . V. F. Miller, Materiali po İzuçeniyu Yevreysko – Tatarskogo Yazıka, 1829. [29] . L. Z.Budagov., Sravnitelniy Slovar Turetsko – Tatarskih Nareçiy, 1868. [30] . N.Muravyov., Puteşestviyye v Turkmeniyu i Hivu, 1819-1820., 1822. [31] . M. A. Aracıoni., Greki Kırıma I Preazovya: İstoriya İzuçeniya i İstoriografiya Etniçeskoy İstorii i Kulturi, Simferopol, 1999, 73-75. [32] . E. Nazaryev , Pro Pitannya Protogenezu Grekif Ukraini // Eniçna İstoria Narodif Evropi, 2000, 56. [33] . Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1987, 73. [34] . MPEİ, 1998-2002. [35]. Panamerova, a.g.e.’den nakil, M. A. Aracıoni,K Vaprosu o Nyekotorih Konsepsiyah Etnogeza Türko Yaziçnogo Pozdnesred-nevekovogo Hristiyanskogo Naseleniya Yugo Zapodnogo Kırım’a // İAÜZK.- Simferopol, 1993, 154. [36] . Tunmann. Kırımskoye Hanstvo, Simferopol, 1991., 88. [37] . M. Branevski Opisaniye Kırıma - VI, 1867, 346. [38] . Panamarova’dan nakil, S. N. Muratov. Materiali po Govoram Türko Yazıçnıh Grekov ‘Urumov’ Danetskıy Oblasti USSR // Kratk. Soobş. İn-ta Narodov Azii. Yazıkozınaniye., - L., 1963… [39] . K. Z Kostan, Literaturi Mariupolski Grekiv.-Harkiv, 1932. [40] . Cuha, a.g.e., 128-129. [41] . T. N. Çernişova, Novogreçeski Govar, 86. [42] . Garkavets, Urumi, 14. [43] . Garkavets, Turkskiye Yazıki na Ukraine , 4.; Garkavets, Urumi, 7. [44] . Garkavets, O Praishajdenii I Klasifikatsiyii Urumskih Govorov Severnogo Preazovya, Sovetskaya Türkologiya., II, 1981, 46-58. Fonetiçiskaya Substitutsya kak Priyom Poetizatsya Urumskoy Pesennoy Reçi, Sovetskaya Türkologiya., III, 1986, 43-50.; Panamarova’dan nakil; ( Zmina Traditsinovo Paryadku Sliv u Turtskih Movah na Ukraini // Movoznastvo.-1983.-No.3.-S. 41-49. ; Razvitopk Dieslova Turtskih Movah na Ukraini İnstitut, Movoznastva AN URSR.-K., 1986 ; Tendentsi Rozvitku Pervinovo Dieprislivnika na –A v Türtskih Movah na Ukraini // Movoznastva.-1985.- No.1-S.50-58. ; Printsip Stanovlennya ta Rozvetku Urumskoi Pisennoi Movi // Movoznastva.-1986.- No.3.-S.55-57. Problemi Vidilenya İnfinitiva v Urumski Movi // Movoznastva. – 1981. No.3.-S.47-54. ; Razvitiye Saglasavaniye v Armyano – Kıpçakskom I Urumskom Yazıka // İzv. AN Kaz. SSR. Ser. Filol..-1987.-No.1. -S. 8-15. ; Urumi Nadazovya // Shidni Svit. *1993.-No.2.-S.48-64. ; Turkskiye Yazıki na Ukraine. –K., 1988) [45] . E. R. Tenişev, Govor Urumov Sela Praskovmevki , Sovetskaya Türkologiya., 1, 1973, 92-96. [46] . Belitski, Greçeskiye Dialekti, 117. [47] . Baskakov, Turkskiye Yazıki, Ek.1. [48] . Garkavets, Turkskiye Yazıki na Ukraine, 32. [49] . Panamerova , a.g.t., 23. [50] . Garkavets, Turkskiye Yazıki, 18-19. [51] . Grigoroviç, Zapiska Antikvara, 5. [52] . Arhiv Enstituta İstorii Materialnıy Kulturi, Rassiiskaya Akademia Nauk (RAN). I. (1890), 40, l 1-3 obraşeniya [53] . Panamerova, a.g.e., 29. [54] . Arhiv Enstituta İstorii Materialnıy Kulturi, RAN. 1. (1890) .-D. 40, l 1-3 obraşeniya. [55] . V. D. Diaçenko, Antropalagiçni Sklad Ukrainskogo Narodu, 1965, 28, 49 - 70. [56] . MPEİ, 2002.- Fenotipi.- No. 11., 34. [57] . D. Y. Yeremeyev, Etnogez Turok., 222-224. [58] . A. N. Pulanos, Ukaz Rabota., 89. [59] . MPEİ, 2002.- Fenotipi. –No. 40-47. [60] . Antropolojik sonuç kısmı İrina Panemerova’nın Rusça hazırladığı МАРИУПОЛЬСКИЕ ГРЕКИ adlı doktora tezinden aktarılmıştır, 15-18. [61] . Aracıoni, a.g.e., 1993, 154. http://www.gazetegiresun.net/haber_detay.asp?haberID=2 170 |
| Bu konuya yeni cevap göndermek için buraya tıklayınız.
Bu konunun bulunduğu bölümde yeni konu açmak için buraya tıklayınız. |
| Konu ile alakalı kelimeler |
| Yok |