admin1 Ken Block
Internet Beynimize Ne Yapıyor?
Nicholas Carr tarafından yazılmış olan “İnternet beynimize ne yapıyor?” başlıklı makalede internet kullanımının yaygınlaşması ve hayatımızın bir parçası haline gelmesi ile birlikte insan beynini her anlamda geliştiren okuma alışkanlıklarının nasıl değiştiği, hatta bu sürecin düşünceleri de değiştirmeye başladığı gibi çarpıcı hususlara değinilmiş olup, makale şöyle devam etmektedir;
Düşünce tarzının kesinle değiştiğini belirten yazar, bunu en çok da bir şeyler okurken hissettiğini söylüyor. Önceleri bir kitap veya uzun bir makale okurken okuduklarının içinde kaybolduğunu ve bundan da çok büyük bir haz aldığını belirten yazar, artık kesinlikle böyle olmadığını söylüyor. Herhangi bir şey okurken dikkatinin iki ya da en çok üç sayfadan sonra kaybolduğunu, okuduklarından çok çabuk sıkıldığını ve kendini kısa süre içinde farklı bir şeyler yapma arayışında bulduğunu söylüyor. “Beynimi sürekli okuduğum şeye odaklanması için zorluyorum, okurken derinlere dalmak artık doğal bir süreç olmaktan çıkıp bir mücadele haline geldi.” diyen yazar, bunun neden bu şekilde olduğunu da hemen ardından belirtiyor.
“On yılı aşkın bir süredir internette araştırma yapmak, sörf yapmak vb. gibi nedenlerle uzun saatler geçiriyorum. İnternet benim için bir yazar olarak aslında tam anlamıyla bir mucizedir. Kütüphanelerde geçen uzun zamanlar hatta günler alan araştırma sonuçlarına ve bilgilere artık dakikalar içinde ulaşabiliyorum. Bir kaç Google araması, birkaç küçük tıklama ve aradığım şey karşımda. Çalışmıyor olsam dahi kendimi internetin başında mail yazarken, bir şeyler izlerken ya da dinlerken buluyorum. İnternet benim ve birçokları için artık bilgilerin gözlerimden ve kulaklarımdan akarak beynime ulaşmasını sağlayan evrensel bir medya haline gelmeye başladı. Bilgilere bu kadar hızlı ulaşmanın faydaları saymakla bitmez elbette ve herkes tarafından da takdir görmektedir. Tüm bu gelişmelerin insanlık için çok büyük bir iyilik olduğu elbette gerçektir ancak bu iyiliğin bir bedeli de vardır. Önemli bir medya teorisyeni olan Marshall McLuhan, 1960’larda medyanın pasif bir bilgi kaynağı olmadığı, aynı zamanda düşünce sunduğu ve hatta düşünce gelişimini ve ilerlemesini fark ettirmeden şekillendirdiğini belirtmiştir.
İşte şu an internetin bana yaptığı da derin düşünce konsantrasyon kapasitemi köreltmektir. Beynim şu anda bilgileri internetin bana verdiği şekilde almayı istiyor, çok hızlı hareket eden parçacık akışında. Bir zamanlar sözcük denizinde bir dalgıçken, şu an su üstünden jet skiyle hızlıca geçen bir adam oldum.
Bu durumda olan sadece bende değilim. Bu durumdan arkadaşlarıma bahsettiğimde onlarda aynı tecrübeleri yaşadıklarını söylediler. İnterneti ne kadar çok kullanırlarsa, uzun yazılara odaklanmada o kadar sorun yaşadıklarını belirttiler. Örneğin online medya üzerine blog yazan bir arkadaşım bir kitabı baştan sona kadar artık hiç okuyamadığını ve bu durumun düşünce tarzını da değiştirmesinden korktuğunu itiraf etti. Yine Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesinde uzun yıllardır görev yapan ve aynı zamanda tıp dalında bilgisayar kullanımı ile alakalı blog yazan bir başka arkadaşım patolog Bruce Fridman, internet kullanımının zihinsel alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini anlatırken, “Şu anda internette veya yazılı şeklide uzun olan bir makale ya da yazıyı okuma, anlama ve yutma kabiliyetini tamamen kaybettim. Hatta bir blog yazısı bile şayet dört paragraftan fazlaysa yazıya yalnızca yüzeysel olarak bakıyorum” ifadesini kullandı.
Londra üniversitesi tarafından yürütülen ve yakın zamanda yayımlanan Online Araştırma Alışkanlıkları isimli çalışmada, bir tanesi İngiltere Kütüphanesi, diğeri İngiltere eğitim konsorsiyumu tarafından işletilen ve e-kitap, makale ve yazılı diğer tüm bilgilerin yer aldığı popüler iki web sitesini ziyaret eden kullanıcılar ve alışkanlıkları ile ilgili önemli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; bu siteleri ziyaret eden kullanıcılar bilgileri yüzeysel olarak taramakta, bir kaynaktan diğerine zıplamakta ve genelde bir önceki bakmış oldukları kaynaklara tekrar dönmemektedirler. Kullanıcılar tipik bir şekilde başka bir siteye geçmeden önce en fazla bir ya da iki sayfa bilgiyi okumaktadırlar.
Bazı kullanıcılar burada yer alan bilgileri bilgisayarlarına kaydetmektedirler ancak bunlara da tekrar geri dönüp okuduklarına dair bir delil yoktur.
Proust and the Squid: The Story and Science of the Reading Brain adlı kitabın yazarı ve aynı zamanda Tufts Üniversitesinde psikolog olan Maryanne Wolf, “Biz sadece ne okuduğumuz değiliz, önemli olan nasıl okuduğumuzdur” demiş ve okuma alışkanlıklarının internet tarafından değiştirilmesinden duyduğu kaygıyı belirterek, “Online bir şey okuduğumuzda sadece bilgi kodlarını çözücü sıfatını taşıyoruz, yazıyı anlama ve yorumlama kabiliyetimizi kaybediyoruz” demiştir.
Okuma alışkanlığının genlerimizde yer alan bir yetenek olmadığını, beynimize görmüş olduğu sembolik karakterleri nasıl çevireceğini öğretmemiz gerektiğini belirten Wolf, teknoloji ve internet kullanımının, okumayla ilgili olarak beynimizde yer alan sinirsel devrelerin gelişiminde ve şekillenmesinde çok büyük etkisi olduğunu belirtmiştir.
Bir başka çarpıcı durum ise ünlü filozof Nietzsche’nin yaşadıklarıdır.
Önemli sağlık sorunları nedeniyle daktilo kullanmaya başlayan Nietzsche’nin, daktilo kullandıktan sonra yazdıklarının daha sığ ve yavan olduğunu hem kendisi hem de arkadaşları kabul etmişlerdir.
Ayrıca yapılan araştırmalar genel kanının tersine insan beyninde yer alan hücrelerin yetişkinlik zamanına kadar değişip geliştiği teorisinin yanlış olduğu, ölüm anına kadar insan beyninin kendini yeniden programladığını ve beyindeki sinir hücrelerinin eski bağlantıları yok edip, yeni bağlantılara göre şekil aldığı sonucunu ortaya çıkarmıştır.
http://guvenlinternet.com/index.php/internet-beynimize-ne-yapiyor/