İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?

hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > İsa Mesih : İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


HRİSTİYAN FORUM'A ÜYE OLUN! Hristiyan üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.



HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)





Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 

hristiyanlık
omurat

İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


Bu foruma yeni üye oldum. Dinler ilgimi çekiyor. Belki abes olacak ama Hz. İsa nın yaşayıp yaşamadığı konusunda şüphelerim var. Bildiğim kadarıyla İncil haricinde hiç bir kitapta Hz. İsa'dan bahsedilmiyor. Tarih kitaplarında adı hiç yok. İnaçtan öte bir kanıt varmı Hz. İsa'nın yaşadığına dair. Bu konuda bilgili arkadaşların yanıtlarını bekliyorum. AMacım kimsenin inancını sorgulamak değil.




İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


hristiyanlık
Kornelyus

İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


GİRİŞ
“Neden Hristiyan Değilim?” isimli yazısında filozof Bertrand Russell, şu iddiada bulunmuştur; “Tarihsel açıdan baktığımız zaman, İsa isimli şahsiyetin gerçekten yaşadığı konusunda şüpheler oluşmaktadır, ancak bu şahıs gerçekten yaşadıysa bile, O’nun hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz.” (Russell, WIANC, 16)
Günümüzde, Russell’ın bu radikal iddiasına katılacak ve bu konuda bilgi sahibi bir kişiyi bile bulabilmek neredeyse imkânsızdır. Tarih boyunca birçok kişi İsa Mesih hakkında sorular sormuş ve Kutsal Kitap’ta O’nun hakkında yazılanlardan şüphe duymuştur. Ancak İsa Mesih’in tarih boyunca asla var olmadığına, var olduysa bile O’nun hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığımıza inananların oluşturduğu grup çok azınlıkta kalmıştır. Hristiyanlığı tam anlamıyla aşağılamış olan Amerikan Devrimcisi Thomas Paine bile, Nasıra’lı İsa’nın tarihselliğini sorgulayamamıştır.
Paine, İsa’nın tanrısallığı hakkında Kutsal Kitap’taki ifadelerin mito*lojik olduğuna inanırken, İsa’nın yaşamış olduğundan şüphe duymamıştır. Paine, şu ifadelerde bulunmuştur; “O [İsa Mesih], erdemli ve içten bir bireydir. O’nun vaaz ettiği ve uyguladığı iyilik ve yardımseverlik üzerine kurulu olan ahlâk anlayışının benzerleri kendisinden daha önce tarih boyunca yaşamış olan birçok erdemli insan, Konfiçyus, Quakers* (Ç.N: Hristiyan kökenli bir tarikat) ve bazı Yunanlı filozoflar tarafından da beyan edilmiş ancak hiçbirinin sunduğu ahlâk sistemi O’nun koymuş olduğu âhlak sisteminden daha yüce olamamıştır.” (Paine, CWTP, 9)
Çok ender de olsa; bazen sunulan bütün delillere rağmen, İsa isimli bir kişinin asla yaşamadığına ısrarla inanan, Russell gibi kişilere rastlarım. Amerika’nın orta batı bölgesindeki bir üniversitede, öğrencilerin düzenlediği bir tartışmada Russell’a benzer bir kişi ile karşılaşmıştım. Tartışmada karşıt fikirli olarak karşımda oturan bayan, New York’taki İlerici İşçi Partisinden (PLP/Marksist) kongre adayı idi ve konuşmasını şu cümle ile açtı: “Nihayet, günümüzün tarihçileri haklı olarak, İsa isimli bireyin tarihte var olmadığını beyan etmişlerdir.” Duyduklarıma inanamıyordum. Ancak karşımdaki bayanın bunları söylemesine de bir yandan sevinmiştim, çünkü bana iki yüz elli öğrenci karşısında tarih dersini yapmadan buraya geldiğini ispatlama şansını sunmuştu.
Eğer ödevini bir az olsun çalışmış olsaydı, Manchester Üniversitesinde Kutsal Kitap eleştirmenliği ve Eksegesiz*(Ç.N: Kutsal Kitap metinlerini sorgulayıcı bir üslup ile tefsir etme bilimi) dallarında Rylands profesörü olan F. F. Bruce’un ne dediğini bilirdi: “Bazı yazarlar hayal güçlerinde yarattıkları ‘İsa Mesih-efsanesi’ ile eğlenebilirler, ancak bunu yaparken tezlerini tarihsel delillere dayandırmamaktadırlar. Tarafsız bir tarihçi için İsa Mesih’in tarihselliği, Julius Sezar’ın tarihselliği kadar aksiyomatiktir. ‘İsa Mesih-efsanesi’ isimli teorilerin propagandasını yapanlar tarihçiler olmamıştır.” (Bruce, NTDATR ‘72, 119)
Otto Betz’in şu ifadesi çok yerindedir: “Hiçbir ciddi aydın, İsa’nın tarihte var olmadığını gerçek olarak varsayma cüretkârlılığını göstermemiştir.” (Betz, WDWKAJ, 9)
İsa’nın tarihselliği sadece meraklı bir Hristiyan’ın meselesi değildir. Hristiyan inancı tarihsel bir inançtır. Yeni Antlaşma âlimi Donald Hagner şunu ifade etmiştir:

Gerçek Hristiyanlık, Yeni Antlaşma metinlerinde ifade edilmiş olan Hristiyanlık, kesinlikle tarihe bağlı bir yapıya sahiptir. Yeni Antlaşma inancının tam merkezinde şu iman açıklaması bulunmaktadır: “Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih'te kendisiyle barıştırdı.” (2. Kor. 5:19) İsa Mesih’in beden alması, ölmesi ve dirilmesinin, zamansal ve mekânsal bir boyutta gerçekleşmiş bir olay olarak kabul edilmesi ve bu olayın tarihsel olarak gerçekleşmiş olmasının zorunluluğu Hristiyan inancının temelini oluşturmaktadır. Tüm bunların sonucunda, bence Hristiyanlığın en iyi tarifi şudur: Tanrı’nın tarihteki işlerinin, Yeni Antlaşma yazılarının üzerinde durduğu gibi her şeyin, İsa Mesih’te tamamlandığı şekli ile kabul edilmesi, kutlanılması ve bu işlerin bir parçası olmaktır. (Hagner, NTCJ, 73, 74)

Bu bölüm İsa Mesih’in yaşamı hakkında Hristiyan kaynaklardan, seküler otoritelerden ve Yahudi kaynaklarındaki referanslardan delilleri içermektedir.

_________________________ _________________________ ______
Hiçbir ciddi aydın İsa’nın tarihte var olmadığını ciddi bir iddia olarak varsayma cüretkârlılığını göstermemiştir.

- OTTO BETZ
_________________________ _________________________ ______


1A. İsa’nın Tarihselliği Üzerine Seküler Otoritelerden Tanıklıklar


1B. Korneliyus Takitus
Habermas’a göre, “Korneliyus Takitus (c. M.S. 55-120), yarım düzineden fazla Roma İmparatoru döneminde yaşamış olan Romalı bir tarihçidir. Kendisine antik Roma döneminin ‘en büyük tarihçisi’ lâkabı verilmiştir ve aydınlar arasında ahlâki açıdan ‘dürüst ve saf bir iyilik’ taşıyan bir şahsiyet olarak kabul edilmiştir.” (Habermas, VHCELJ, 87) Takitus’un en çok takdir alan eserleri Annals (Yıllıklar)ve Histories’dir (Tarihler). “Annals, Augustus’un ölümünden (M.S. 14) Nero’nun (M.S. 68) dönemini kapsamakta iken; Histories, Nero’nun ölümünden Domityan’ın ölümüne kadar olan dönemi kapsar (M.S. 96).” (Habermas, VHCELJ, 87)
Nero’nun hükümdarlık dönemi hakkında yazan Takitus, İsa Mesih’in ölümünden ve Roma’daki Hristiyanların varlığından bahsetmektedir. İsa Mesih’in ismini ”Christus” yanlış yazması, pagan yazarlar arasında sık sık görülen bir hatadır:

Bütün esenlik insandan gelmediği gibi, bütün ödülleri de prens sunamaz, aynı şekilde, Roma yangını ya da büyük yangının emrini verdiğine inanılan Nero’yu rahatlatmak amacı ile tanrılara takdim edilen bütün sunular da kötü şöhretinden onu kurtaramaz. Buna karşılık bu söylentileri bastırmak isteyen Nero, suçlamaları zorla kabul ettirmek için en usta işkencelerini, halk tarafından Hristiyanlar olarak isimlendirilen ve iğrençlikleri yüzünden herkes tarafından nefret edilen bu sınıf üzerinde hızlandırdı. Bu ismin kaynağı, Tiberyus’un yönetimi esnasında, bizim vekillerimizden olan Pontius Pilatus’un ellerinde en büyük cezayı çekmiş olan Christus isimli şahıstır. O an için engellenmiş bile olsa, uğursuz bir söylenti yüzünden sadece, her türlü kötülüğün ilk kaynağı olan Yahuda’da değil, aynı zamanda bütün dünyanın her tarafındaki gizli ve utanç verici şeylerin merkezini bulduğu ve popüler olduğu Roma’da da yayılmaya başlamıştır. (Annals XV, 44)

Norman Anderson bu metinde, dirilme ile ilgili olası bir ima hakkında şunları söylemiştir: “Burada Takitus’un bahsettiği, o an için engellenmiş bile olsa yayılmaya başlamış olan uğursuz söylenti, çok büyük ve açık bir olasılıkla İsa’nın yeniden dirilmesinden başka bir şey değildir. Takitus, direkt ve bilinçli olmasa da, ilk kiliselerin, İsa’nın çarmıha gerildiği ve ölümden tekrar dirildiğine olan inancına tanıklık yapmıştır.” (Anderson, IC, 20)
F. F. Bruce ise, Takitus’un bu metninden başka, ilginç bir noktayı ele almıştır: “Pilatus, bu metin hariç elimize ulaşan hiçbir pagan metninde yer almamaktadır.Bu olayı aslında tarihin bir ironisi olarak kabul etmemiz mümkündür; çünkü kendisi hakkında elimize ulaşan tek kayıt, pagan bir tarihçinin onun İsa isimli bir şahıs üzerinde aldığı ölüm kararından bahsinden başka bir şey olmamıştır. Bir an için bile olsa Takitus, ellerini eski Hristiyan inanç açıklaması ile birleştirmiştir: ‘...Pontius Pilatus zamanında acı çekti.’” (Bruce, JCOCNT, 23)
Cambridge’de eğitimci olan Markus Bockmuehl, o çağda yaşamış bir Romalı tarihçi olan Takitus’un ifadelerinin ve tanıklıklarının sunduklarına dikkat çekmiştir: “İsa’nın yaşadığına ve Yahuda’da Tiberyus’un hükümdarlık döneminde, vali Pontius Pilatus (M.S. 26-36) tarafından resmi bir şekilde idam edildiğine dair bağımsız bir kaynaktan onaylama. Yazımı esnasında bu şekilde bir amaç gütmemiş dahi olsa, ara sıra ileri sürülmeye çalışılan iki teoriyi çürütme konusunda şaşırtıcı bir şekilde faydalı olmuştur. Birinci olarak, Nasıra’lı İsa’nın asla var olmadığı; ikinci olarak ise, Roma yönetimi tarafından Kendisi hakkında çıkartılan bir idam kararı ile öldürülmediği.” (Bock*muehl, TJMLM, 10, 11)



2B. Samos’lu Lusyan

İkinci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış Yunanlı bir satiristtir. Lusyan, İsa Mesih ve Hristiyanlar hakkında küçültücü ifadelerde bulunmuştur, ancak hiçbir zaman onların var olmadığı gibi bir kanıda bulunmamış ya da bunu ileri sürmemiştir. Lusyan’ın ifadesi şöyledir:

Hristiyanlar, bu güne kadar bir insana tapınmaktadırlar. Bu seçkin ve önemli kişi, alışılmamış törelerini tanıttıktan sonra, bunun bedeli olarak çarmıha gerilmiştir... Gördüğünüz gibi, yanlış yönlendirilmiş olan bu yaratıklar sözlerine ilk olarak ölümsüz olduklarıyla başlarlar ve bu da onların arasında çok yaygın olan ölümü küçümsemeyi ve gönüllü olarak kendilerini feda etmelerini açıklamaktadır. Ayrıca bunların kanunlarını belirleyen kişinin kendisi tarafından bunların kafasına sokulmuş olan, bu dine inandıkları andan itibaren aralarında oluşan kardeşlik, Yunan tanrılarını reddetme, çarmıha gerilmiş bilgeye tapınma ve onun kanunlarına göre yaşama gibi fikirler vardır. Bütün bunlara imanla inanmışlardır ve neticede bütün dünyasal mal ve mülklere benzer herşeyi ortak mal olarak görmeye başlamışlardır. (Lucian of Samosata, DP, 11-13)


3B. Suetoniyus
Diğer bir Romalı tarihçi olan Suetoniyus (M.S. 117-138 yılları arasında hüküm sürmüş olan), İmparator Hadrian’ın baş sekreteriydi. İmparatorluk Sarayında yıllıkları tutmakla görevliydi. Luka’nın Elçilerin İşleri 18:2’de anlattığı gibi, Suetoniyus da, Klavdiyus'un M.S. 49 senesinde bütün Yahudilerin (Akvila ile Priskila da bu gruba dahildir) Roma'yı terk etmesi yolundaki buyruğunu onaylar. “Yahudiler, Chrestus’un öğretisinin yayılmasından dolayı sürekli bir şekilde huzursuzluk çıkarttıkları için Roma’dan kovuldular.” (Suetonius, Life of Claudius, 25.4)
Bir başka eserinde, M.S. 64 senesinde gerçekleşmiş olan Roma’daki büyük yangının kötü sonuçlarından bahseden Suetoniyus, şunları söylemiştir: “Tüm suçlamalar, tuhaf ve zararlı bir batıl inancın müptelası olmuş olan Hristiyan isimli bir grup insanın üzerine yüklenmişti.” (Lives of the Caesars, 26.2)
İsa’nın M.S. 30 yıllarının başlarında çarmıha gerildiğini düşünürsek, Hristiyanlığa karşı bir sempati beslemeyen Suetoniyus, bu tarihten yirmi sene sonra Hristiyanların, imparatorluğun başkentindeki varlığını bildirmiştir ve İsa Mesih’in gerçekten yaşadığı, öldüğü ve ölümden dirildiğine olan inançlarından dolayı elem çektiklerini ve canlarını verdiklerini rapor etmiştir.


4B. Genç Filini
Anadolu’daki Bitinya’nın valisi olan Filini (M.S. 112), imparator Trayan’a Hristiyanlar konusunda ne yapması gerektiği hakkında danışmak için yazdığı yazılarda; hem erkek hem kadın hem de çocukları katlettiğini açıklamıştır. Sayılarının çokluğundan dolayı, Hristiyan olduğu keşfedilen herkesin tek tek öldürülmesinin mi daha iyi ya da sadece belirli Hristiyanların öldürülmesinin mi daha iyi olacağını danışmıştır. Aynı zamanda Hristiyanları, Trayan’ın heykellerine secde etmeye zorladığını da belirtmiştir. Filini sözlerine, onları “İsa Mesih’e küfretmeye zorladığını, ki gerçek bir Hristiyan’ın buna ikna edilemeyeceğini” belirterek devam etmiştir. Aynı mektupta, denenmelerden geçen insanların: “bütün suçlarını ve çarpıklıklarını; belirli bir günde, şafak vaktinden hemen önce toplanarak ve İsa’ya sanki bir tanrıymış gibi değişik ayetlerden oluşan ilâhiler söyleyerek, dini bir ant içerek kendilerini iğrenç işlerden uzak tutmaya, dolandırıcılık, hırsızlık ya da zina yapmamaya, ağızlarından çıkan sözün arkasında durmaya, kendilerine duyulan güveni inkâr etmemeye ve imkânı olduğunda, bu güvenin karşılığını vermeye adayarak ortaya koyarlardı.” (Epistles X, 96)



İsa’nın çarmıha gerilmesi esnasında, gökyüzünün kararmasının İncil’deki tasviri herkes tarafında bilinmekteydi ve Hristiyan olmayan kişilerin bu olaya doğal bir açıklama getirmeye ihtiyaçları vardı. Thallus, İsa’nın çarmıha gerilmiş olması konusunda asla şüphe duymamıştır. Bu olay esnasında meydana gelen sıra dışı bir olay gerçekleştiğinin ve bu olaya bir açıklama getirilmesi gerektiğinin bilincindedir. Onun ifade ettiği fikir ise, gerçekleşenlerin farklı bir yorumudur. Temel gerçekler ise göz önüne alınmamıştır.

- F. F. BRUCE



5B. Thallus
İsa Mesih’ten bahseden ilk seküler yazarlardan bir tanesi Thallus’dur. Thallus, yaklaşık M.S. 52 yıllarında yazmaya başlamıştır. Başka yazarların yaptığı ufak alıntıların orijinal metinleri elimizde olmasına rağmen, kendi eserlerinden hiçbirinin orijinal metni mevcut değildir. Thallus, “Truva Savaşından kendi zamanına kadar olan Doğu Akdeniz dünyasının tarihini kaleme almıştır.” (Habermas, VHCELJ, 93)
Bu yazarlardan bir tanesi olan Afrikalı Julius’un, M. S. 221 yılından kalma bir eserinde Thallus’dan, İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra ortaya çıkan karanlık hakkındaki bir tartışmadan ilgi çekici bir alıntı vardır: “Bütün dünya üzerine çok ürkünç bir karanlık peydahlandı, kayalar zelzele ile titremekte ve Yahuda’da ve birçok yörede yer alt üst oldu. Thallus, Tarih adlı eserinin üçüncü cildinde bu olayı kesinlikle bir güneş tutulması olarak adlandırmıştır (bu iddia kesinlikle mantıksızdır, çünkü güneş tutulmaları dolunay zamanı gerçekleşemez ve kayıtlarda ‘İsa’nın öldüğü zaman paskalya dolunay dönemiydi’ denmektedir).” (Julius Africanus, Chronography, 18.1 Roberts, ANF)
Bu referansa göre, İsa’nın çarmıha gerilmesi esnasında, gökyüzünün kararmasının İncil’deki tasviri herkes tarafından bilinmekteydi ve Hristiyan olmayan kişilerin bu olaya doğal bir açıklama getirmeye ihtiyaçları vardı. Thallus, İsa’nın çarmıha gerilmiş olması konusunda asla şüphe duymamıştır. Bu olay esnasında meydana gelen sıra dışı bir olayın gerçekleştiğini ve bu olaya bir açıklama getirilmesi gerektiğinin bilincindedir. Onun ifade ettiği fikir ise, gerçekleşenlerin farklı bir yorumudur. Temel gerçekler ise göz önüne alınmamıştır. (Bruce, NTDATR, 113)


6B. Phlegon
Diğer bir seküler otorite olan Phlegon, Chronicles isimli bir tarih eseri yazmıştır. Bu eser kaybolmasına rağmen, Julius Africanus kendi eserinde bu kitaptan alıntılar yapmıştır. Thallus gibi Phlegon’da, İsa’nın çarmıha gerilmesi esnasında dünya üzerine peydahlanan karanlığı onaylamıştır ve o da aynı şekilde bunu bir güneş tutulması olarak açıklama yoluna gitmiştir: “Tiberius Sezar’ın zamanında, dolunay olduğu esnada bir güneş tutulması gerçekleşmiştir.” (Africanus, Chronography,18.1)
Africanus bir yana, Phlegon’un bu olaya verdiği referanstan aynı zamanda üçüncü yüzyıl Hristiyan apologisti olan Origen (Contra 4.33, 59) ve altıncı yüzyıl yazarı Philopon’da (De. opif mund. II 21) bahsetmiştir. (Wilson, HWAU, 36)


7B. Mara Bar-Serapion
M.S. 70 senelerinde, Suriyeli ve büyük bir olasılıkla Stoik filozof olan Mara Bar-Serapiyon bu mektubu oğluna, bilgeliğin peşinden gitmesi için birinci yüzyılın sonu ile üçüncü yüzyılın başı arasında bir zamanda, hapishaneden yazmıştır. Bu mektupta açık bir şekilde, İsa ile birer felsefeci olan Sokrat ve Pitogoras karşılaştırılmıştır:

Atinalılar Sokrat’ı ölümle cezalandırmakla ne gibi bir kazanç sağladılar? Bu yaptıkları suçun cezası olarak kıtlık ve hastalık ile yargılandılar. Samon’un adamları Pitogoras’ı yakmakla ne elde ettiler? Bir anda diyarları kum ile kaplanmadı mı? Yahudiler, bilge Krallarını idam etmekle ne kazandılar peki? Krallıkları tam bu olaydan sonra yok edilmedi mi? Tanrı, adil bir şekilde bu üç bilge kişinin intikamlarını almıştır: Atinalılar açlıktan ölürken, Samiler deniz tarafından yutulmuşlar, Yahudiler ise mahvolmuşlar, yörelerinden sürülmüşler ve dünyanın dört bir yanına dağılmış şekilde yaşamaktadırlar. Ne Sokrat sonsuza kadar yok olmuştur ne de Yahudilerin bilge Kralı. Sokrat, Hera’nın heykelinde yaşamaya devam etmektedir. Kral ise verdiği öğretişlerde yaşamaktadır. (Bruce, NTDATR, 114)

Sokrat ve Pitogoras ile İsa’yı aynı kefeye koyan ve oğluna bu konuda mektup yazan bu babanın Hristiyan olmadığını biliyoruz. İsa’nın ebediyete kadar var olmasını ölümden dirilmesine değil, öğretişlerine bağlamıştır ve metnin başka bir yerinde ise çok tanrılığa olan inancını dile getirmiştir. Her şeye rağmen, İsa Mesih hakkında verdiği referanslar bizlere bu bireyin, İsa’nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı konusunda bir şüphe duymadığını göstermektedir.


2A. İSA’NIN TARİHSELLİĞİ ÜZERİNE YAHUDİ REFERANSLAR
Araştırmacılar, İsa hakkında birçok değerli, güvenilmez ve bir zamanlar İsa’dan bahsettiği düşünülen, ancak bahsetmemiş olan referansları tespit etmişlerdir. (McDowell/Wilson, HWAU, 55-70). Benim bu bölümde üzerine odaklanmamız için seçtiğim referanslar ise, güvenilir olanlardan en önemlilerinden bazılarıdır. Bu konuda daha fazla alıntı okumak isterseniz, He Walked Among Us: Evidence for the His*torical Jesus isimli kitabımın 3. bölümünü okuyunuz.
Hristiyanlığın kurucusu, takipçileri ve inançları hakkındaki seküler referanslarda olduğu gibi, eski Yahudi kaynaklarının verdiği referansların da pek dostça olduğunu söyleyemeyiz. Bu sebepten dolayı bu kaynakların, İsa’nın hayatını çevreleyen olaylar hakkında verdikleri tanıklıklar, bu olayların tarihselliğinin ispatlanması konusunda çok büyük bir değeri vardır.



Hristiyanlığın kurucusu, takipçileri ve inançları hakkındaki seküler referanslarda olduğu gibi, eski Yahudi kaynaklarının verdiği referansların da pek dostça olduğunu söyleyemeyiz. Bu sebepten dolayı bu kaynakların İsa’nın hayatını çevreleyen olaylar hakkında verdikleri tanıklıklar, bu olayların tarihselliğinin ispatlanması konusunda çok büyük bir değeri vardır.


1B. Çarmıha Gerilme
Babil Talmud’unda şunları okuruz: “Fısıh bayramının arifesinde Yesua asıldı. İdamın gerçekleşmesinden önce, kırk gün boyunca bir haberci dolaşıp, ‘Taşlanmak üzere hüküm giydi, çünkü büyü yapıyordu ve İsrail’i havarilik ile ayartmaya kalktı. Onun lehinde bir şey söylemek isteyen varsa öne gelsin ve onun adına yalvarsın’ diye çığırdı. Ancak onun lehinde hiçbir şey gelmeyince, o da Fısıh bayramının arifesinde asıldı!” (San*hedrin 43a; cf. t. Sanh. 10:11; y. Sanh. 7:12; Tg. Ester 7:9). Bu metnin başka bir versiyonunda, çarmıha gerilen şahsın ismi için “Nasıra’lı Yeşu” denmiştir.
“Yeşu” ismi, Yunancadan İngilizceye “Jesus” olarak geçmiştir, bu metindeki Nasıra’lı referansı, bu şahsın İsa Mesih ile olan bağlantısını daha da güçlendirmiştir.
Daha da ötesi, “asıldı” fiili çarmıha gerilmenin başka bir ifadesidir (bakınız Luka 23:39; Gal. 3:13). Yahudi aydın Joseph Klausner, şöyle yazmıştır: “Talmud, çarmıha gerilme olayını, Yahudi bilgelerin bu korkunç Roma idam şeklini sadece Roma mahkemelerinde gördükleri ve Yahudi hukuk sisteminde bir yeri bulunmadığı için, asılma olarak ifade etmektedir. Havari Pavlus (Gal. iii. 13) ‘Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir’ (Yasa’nın Tekrarı xxi. 23) ayetinin İsa ile bağlantısını açıklamıştır.” (Klausner, JN, 28)
Aynı zamanda, bu çarmıha gerilme olayının “Fısıh bayramının arifesinde” gerçekleştiğinin referansı, Yuhanna 19:14 ile uyum içerisindedir (bu ifadeye, b. Sanh. 67a; y. Sanh. 7:16’da da rastlamaktayız).
Bu bilgilerin ışığında, bu metin açıkça İsa ve ölümünün tarihselliğini onaylamaktadır. Tanıklığını yaptığı bir başka olgu ise, Yahudi otoritelerin bu cezalandırma işindeki aktif rolleridir, ancak yazar, bu bireylerin bu eylemlerini haklı göstermeye çalışmaktadır. Dolaylı bir şekilde İsa’nın mucizelerinin gerçekliğini ortaya koymuş (bakınız: b. Sanh. 107b; t. Sabb. 11:15; b. Sabb. 104b.; b. Sota 47a) ancak, aynen İncil’in yazarlarının bahsetmiş oldukları gibi (Markos 3:22; Matta 9:34; 12:24), tüm bu mucizeleri bir büyücünün eylemleri ve sihirleri olarak açıklamaya çalışmıştır. (Klausner, IN, 23)
Bu Yahudi metnin arkasından, üçüncü yüzyılın sonlarına doğru yaşamış olan bir Ammora olan ‘Ulla, şu yorumda bulunmuştur: “Herhangi bir savunmanın onu gayet iyi bir şekilde müdafaa edebileceğine inanıyor musunuz? O bir aldatıcı idi ve Merhametli Tanrımız derki: ‘Onun canını bağışlamayın ve onları saklamayın.’ İsa için durum farklıydı, çünkü kendisi krallığa yakındı.” Bu cümle: “Krallığa yakındı”; ya İsa’nın soyunun Kral Davut’a dayandığının ya da Pilatus’un, İsa’yı kamçılanmaya ve çarmıha gerilmeye teslim etmeden önce ellerini yıkamasının bir sonucu olarak yazılmıştır.


2A. İsa ve Havarileri
İsa’nın çarmıha gerilmesi konusunda, geç dönemde yazılmış bir Talmud parçada, şu bilgilerin ifade edildiğini görmekteyiz: “Yeşu’nun beş havarisi vardı: Mattai, Nakiia Netzer, Buni ve Todah.” (b. Sanh. 107b) “Mattai”’nin Matta’ya işaret ettiğini söylemekte zorlanmasak da, diğer isimleri İncil’deki havarilerin isimleri ile eşleştirmek daha zordur. İsa’nın beş adet havarisi olduğu iddiası ise, şu şekilde açıklanmaktadır: “Talmud’daki Yohanan ben Zakkai ve Akiba gibi diğer öğretmenler de beş adet öğrenciye sahip olarak anlatılmıştır.” (McDowell/Wilson, HWAU, 65) Aynı oranda kesin olan bir şey varsa, o da bu metnin açık bir şekilde Yahudi geleneğinin İsa’yı haham olarak görmeleri ve öğrencileri olduğunu kabul etmeleridir.


3B. Bakire Doğan?
Talmud’da, İsa için, “Ben Pandera ya da Ben Pantere” ve “Jeshu ben Pandera” unvanları kullanılmıştır. Birçok uzman, pandera’nın bir kelime oyunu olduğunu ve Yunancadaki bakire anlamına gelen parthenos kelimesinin bir taklidi olduğunu düşünmektedir. Yahudi aydın Joseph Klausner, şu ifadelerde bulunmuştur: “Yahudiler devamlı bir şekilde Hristiyanların (Yunanca konuşan ilk Hristiyanların), İsa’yı ‘Bakirenin Oğlu’ olarak adlandırdığını duymuşlardır ve bununla alay etmek için İsa’ya, Ben ha-Pantera, diğer bir anlamı ile ‘Panterin Oğlu’ takma ismini kullanmışlardır.” (Klausner, JN, 23)
Babil Talmud’unun bir başka bölümünde şu ifade yer alır, “R. Shimeon ben Azzai dedi ki [İsa hakkında]; ‘Kudüs’te üzerinde, İşte o kişi bir zinacının gayri meşru çocuğudur, diye bir kaydın olduğu bir tomar buldum’” (b. Yebamoth 49a; m. Yebam. 4:13). Aynı şekilde başka bir parçada şunları okumaktayız: “Annesinin ismi Miriam idi ve kadınların saçlarını yapardı. Onun için ‘kocasından ayrılmış olan’ derlerdi” (b. Sabb. 104b). Başka bir bölümde bize Meryem hakkında şunlar söylenmektedir; “prenseslerin ve valilerin soyundan olan, marangozlar ile fahişelik yapmıştır” (b. Sanh. 106a). Bu parça ise, Hristiyanların, İsa’nın annesinin bakire olduğuna dair olan inançlarının aksini ispatlamak için yapılmış bir denemedir (bakınız b. Sabb. 104b). “Prenseslerin ve valiler” ise, Luka’nın vermiş olduğu soy ağacı ile ilgili bir ifadedir, bu soy ağacı sayesinde bazı kilise babaları Meryem’in soyunu Kral Davut’a kadar bağlamışlardır (çr. “İsa için durum farklıydı çünkü kendisi krallığa yakındı” b. Sanh. 43a). “Marangozlar” iması ise, kuşkusuz Yusuf ile ilgilidir (bakınız b. Sabb. 104b).
İddialarının devamı ise şöyle gelişmektedir: Eğer Yusuf, İsa’nın babası değilse, o halde Meryem başka bir erkek tarafından hamile bırakılmıştır; bu durumda kendisi bir zinacıdır ve İsa onun gayri meşru çocuğudur. Yeni Antlaşma, yazıcıların ve Ferisilerin, İsa’ya karşı bu suçlamayı dolaylı yoldan yaptığını belirtmektedir. (Yuhanna 8:41)
Her ne kadar Yeni Antlaşma, bu suçlamaların asılsız olduğunu belirtse de, bu suçlamalar bizlere eski kiliselerin İsa’nın mucizevi doğumu hakkındaki Hristiyan bildirisinin, tepki doğurmuş olduğunu göstermektedir. Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta, bu tepkilerin hiçbir zaman İsa diye birisinin varlığını reddetmediğini, sadece O’nun ortaya koyduğu kavramları farklı bir şekilde yorumladığıdır. Klausner’in ifade ettiği gibi, “Mishnah’ın en son baskılarında şu ifade vardır: ‘R. Yehoshua’nın sözlerini desteklemek için’ (kendisi aynı Mishnah’da şunları söylemiştir: Gayri meşru kimdir? Ebeveynleri, Beth Din tarafından ölüme maruz bırakılmış herkes). Burada bahsedilen kişinin İsa olduğuna dair hiçbir şüphe kalmamıştır.”


4B. Josefus’un Tanıklığı (Testimonium)
“Josefus ben Mattathias (doğum tarihi M.S. 37/38, ölüm tarihi M.S. 100’den sonra)”, Profesör John P. Meier’in yazdığı gibi, kendisi Yahudi bir aristokrat, dini bir politikacı, Celile’de başlayan Roma karşısındaki Birinci Yahudi Ayaklanmasının (M.S. 66-73) asi birliklerin isteksiz komutanı, kurnaz bir taraftar, Flaviyan imparatorlarının himayesindeki Yahudi bir tarihçi ve tahmini bir Ferisi’dir. M.S. 67 senesinde Vespasiyan’a teslim olduktan sonra, Romalılara ayaklanmanın geri kalan kısmında arabulucu ve tercüman olarak hizmet etmiştir. Roma’ya getirildikten sonra, iki önemli eser olan Jewish Wars (Yahudi Savaşları) (M.S. 77-78) ve Antiquities of the Jews (Yahudilerin Eski Eserleri) (c. M.S. 94) kitaplarını kaleme almıştır. (Meier, BR, 20, 22)
Flaviyus Josefus, imparatorun yakın çevresine girdi hatta kendisine Roma’lı isim olarak, imparatorun ismi olan Flaviyus verilmiştir. Josefus onun Yahudi ismidir.
Yahudilerin Eski Eserleri isimli eserinde, araştırmacılar arasında tartışmalar açan bir pasaj vardır. Bu pasajda şunlar yazılıdır:

Bir zamanlar, bilge bir insan olan İsa-ki ona insan demek çok yerinde olmayabilir-çünkü, kendisi birçok mucizeyi gerçekleştirmiş ve gerçekleri hoşnutlukla öğretmiş olan birisidir. Bu kişi hem Yahudilerden hem de diğer uluslardan olan halklardan birçok kişiyi kendisine çekmiştir. O Mesih idi ve Pilatus, aramızdaki önemli din liderlerinin tavsiyeleri üzerine onu çarmıh cezasına hükmetti. Onu sevenler ilk başta onu terk etmediler, çünkü kutsal peygamberlerin bunu ve onun hakkındaki on binlerce mucizeyi önceden bildirdiği gibi üçüncü günde onlara tekrar canlı olarak gözüktü. Onun arkasından, Hristiyan olarak adlandırılan bu cemaatin günümüzde hâlâ soyu tükenmemiştir. (Antiquities, XVIII, 33, italik harfler eklenmiştir)

Ben, Testimo*nium diye bilinen bu pasaj hakkındaki uzmanların üzerinde tartıştığı artılarını ve eksilerini burada incelemeyeceğim. Bu tartışmalar hakkında daha fazla bilgi almak için, He Walked Among Us isimli kitabımın, 37’den 45’e kadar olan sayfalarını gözden geçirebilirsiniz. Bunun yerine benim belirtmek istediğim nokta, bu parçanın kızgınlık yaratmış olmasıdır, çünkü Hristiyan olmayan ve Yahudi olan Josefus, İsa hakkında Ortodoks bir Yahudi’nin asla onaylamayacağı ifadelerde bulunmuştur -örneğin İsa hakkında Mesih ibaresini kullanmıştır ve kutsal peygamberlerin bunu ve O’nun hakkındaki on binlerce mucizeyi önceden bildirdiği gibi, üçüncü günde tekrar canlı olarak gözüktüğünü söylemiştir.
Elimizdeki bu delil hakkında kendim düşünüp taşındıktan sonra, yukarıda italik harflerle yazılmış olan kısımların Hristiyan kaynaklı eklemeler olabileceğini, çünkü metine açıkça yabancı olduğunu, ancak Testimonium’un, Josefus’un kolaylıkla doğrulayabileceği gerçekleri içermekte olduğu fikrine inanan uzmanlar ile hemfikir olduğuma karar verdim. Meier’in ifade ettiği gibi:

Eğer Testimonium’uitalikharfleri dikkate almadan okursanız, düşünce akışının gayet açık ve düzenli olduğunu görürsünüz. Josefus, İsa’yı genel bir unvan olan “bilge insan”(sophos an’r, ya da İbranice khakham)olarak adlandırmıştır. Josefus, arkasından bu genel unvanı (bilge insan), Greko-Roman dünyasının iki bileşkeni olan mucizevi işler ve etkili öğretiş ile “açıklama” sürecine girer. “Bilgeliğin” bu iki açılı ifadesi, İsa’ya hem Yahudiler hem de yabancı uluslardan birçok öğrenci kazandırmıştır ve bir varsayım olarak -açık bir sebep olarak verilmemiş olsa da- bu büyük başarı, liderleri Pilatus önünde İsa’yı suçlamaya itmiştir. İsa’nın çarmıhtaki utanç verici ölümüne rağmen, O’un eski taraftarları O’na olan sadakatlerinden ödün vermezler ve sonuç olarak da Hristiyan olarak adlandırılan bu cemaatin soyu tükenmez (not: yukarıdaki parça, İsa’nın ölümden sonra dirilmesinden bahseden kısımları çıkartıldığı zaman çok daha akıcıdır). (Meier, BR, 23)

Testimonium’dan birkaç bölüm sonra Josefus, İsa’dan, şehit edilmiş olan Yakup’un kardeşi olarak bahsetmektedir. Antiquities XX, 9. 1’de Yüksek Rahip Ananus’un işlerini anlatmıştır:

Belirtmiş olduğumuz gibi, yüksek rahipliğe atanmış olan genç Ananus, cesur bir mizaca sahipti ve özellikle cüretkârlığı ile bilinirdi; şu ana kadar anlatmış olduğumuz gibi, tüm Yahudiler arasında yargılama konusunda en sert olan Sadukiler birliğinin takipçisi idi. Kendi mizacına uygun bir davranışı sergileyen Ananus, Festus’un vefatından ve Albinus’un daha yolda olmasından faydalanarak hakimlerin Sanhedrin’ini (Ç.N.: Eski Musevi meclisi.) topladı ve onların önüne Mesih diye adlandırılan İsa’nın kardeşi olan Yakup’u ve birkaç arkadaşını getirdi. Onların kanun çiğneyen kişiler olduğuna dair bir suçlama sunduktan sonra, onların taşlanarak öldürülmesi hükmünü getirtti. (Bruce, NTDATR, 107)

Yeshiva Üniversitesinde, klâsikler bölümünde görevli ve Antiquities’lerin Loeb baskısının tercümanı olanprofesör Louis Feldman, şu ifadede bulunmuştur; “Bu parçanın orijinalliğinden çok azımız şüphe etmiştir” (Josefus, Antiquities, Loeb, 496). İsa hakkında verdiği “Mesih diye adlandırılan” referansı, eğer Josefus kendi Antiquities’lerinde İsa hakkında daha derin bir bilgi sunmadıysa, hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu ise, belirgin Hristiyan iç değerlemeleri hariç, Antiquitie’lerdeki daha kapsamlı ve daha eski bir şekilde ele alınmış olan konuların hakikiliği konusunda bir başka işarettir.
Sonuç olarak, büyük birbirinci asır Yahudi tarihçisi olan, İsa’nın yaşamından ve çarmıha gerilmesinden yaklaşık elli sene sonra yazan Josefus, İsa’nın, Kilisenin bir hayal ürün olmadığına, tam aksine gerçek bir tarihsel şahsiyet olduğuna tanıklık etmektedir.


3A. İSA’NIN TARİHSELLİĞİ ÜZERİNE HRİSTİYAN KÖKENLİ KAYNAKLAR


1B. Yeni Antlaşma Öncesi İnanç Açıklamaları
İlk Hristiyanlar, İsa’nın yaşadığına, öldüğüne, ölümden dirildiğine ve dirilişten sonra birçoklarına göründüğüne dair olan tanıklıklarının bedeli olarak ya hayatlarını vermişler ya da çok büyük zulüm çekmişlerdir. İlk Hristiyanların bu olayların gerçekten gerçekleştiğine dair tanıklıkları yüzünden kazanacakları bir şey olmamasına rağmen kaybettikleri çok şey vardı. Bundan dolayı, onların tanıklıkları çok değerli tarihsel kaynaklardır.
Yeni Antlaşma’nın yapraklarına kaydedilmiş olanlardan yola çıkarak Kutsal Kitap uzmanları, onların inandıklarının en azından ilk Hristiyan inanç açıklamalarını oluşturduğunu ve Yeni Antlaşma’nın kitaplarına kaydedilmeden önce ağızdan ağza yıllar boyunca aktarıldıklarını teşhis etmişleridir.
Apologist olan Gary Habermas, bu onaylayıcı ifadeler hakkında şu açıklamaları yapmıştır: “M.S. 30-50 seneleri arasında İsa hakkında yazılmış raporları ele alırsak ve gerçekçi bir bakış açısıyla bakarsak, bu inanç açıklamaları hem Yeni Antlaşma öncesi döneminden kalan tek materyallerdir hem de İsa’nın hayatı hakkındaki elimizdeki en eski kaynaklardır.” (Habermas, VHCELJ, 119)
The Verdict of History isimli kitabında Habermas, Yeni Antlaşma’nın içerisine yerleşmiş olan bazı inanç açıklamalarına odaklanmıştır:
· Luka 24:34: “Bunlar, ‘Rab gerçekten dirildi, Simun'a görünmüş!’ diyorlardı.” Joachim Jeremias ve onun “Paskalya Bayramı: En Eski Gelenek ve En Eski Tefsir” isimli yazısı hakkında Habermas şunları yazmıştır; “Jeremias, Luka’nın, İsa’nın dirilişi ve Petrus’a görünüşü hakkında yazdığı Luka 24:34 nolu ayeti, 1. Kor. 15:5’den daha eski olarak kabul etmiştir ki bu görünüşten sonraki (dirilişten sonraki) tanıklıklar içerisindeki en eski tanıklık olmaktadır.” (Habermas, IELT. 122)
· Romalılar 1:3, 4: “Bedence Davut'un soyundan doğan Rab’bimiz İsa Mesih'in, kendi kutsal ruhu sayesinde ölümden dirilişiyle, Tanrı'nın Oğlu olduğu kudretle ilân edildi.”
Habermas, bu ayet hakkında şunları söylemiştir:

Romalılar 1: 3 ve 4, İsa’nın, Davut’un soyundan gelmesi ve Tanrı’nın Oğlu olması arasındaki karşılaştırmanın yapıldığı cümlelerin paralelliğinin de gösterdiği gibi Pavlus, inanç açıklaması öncesinde yazılmış, eski ayetlerdir. Belirli bir zamanda ve yerde doğmuş olan İsa, ölümden dirilmiştir. Bu imana göre İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu, Mesih ve ölümden dirilişi ile doğruluğu kanıtlandığı gibi, Rab olduğu ilân edilmektedir. (Oscar) Cullman, bu önemli inanç açıklaması niteliğindeki ilân edilmenin içerisine kurtuluşu ve İsa’nın son ve en büyük yüceliğini de dahil etmiştir. Üç ana Hristiyan prensibini ve İsa’nın bazı işlerini de içeren bu kapsamlı ifade, hem İsa Mesih’in doğasının açıklanışının en eski şekillerinden bir tanesidir, hem de İsa’nın ölümden dirilmesi ile doğruluğu ispatlanan bu teoloji ile bağlantılı bir inanç açıklamasının motifini barındırır. (ç.rf. Elçilerin İşleri 2:22). (Habermas, VHCELJ, 123)

· Romalılar 4:24, 25: “’Aklanmış sayıldı’ sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler, yani Rab’bimiz İsa'yı ölümden dirilten Tanrı'ya iman eden bizler için de yazıldı. İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.” Kutsal Kitap eleştirmeni olan Rudolf Bultmann bile, bu ifadenin “açıkça Pavlus’dan önce var olduğuna ve ona da en eski bir elçisel Hristiyan geleneği olarak” ulaştırıldığına inanmaktadır. (Bultmann, TNT, 82)

· Romalılar 10:9, 10: “İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. İnsan yürekten iman etmekle aklanır, imanını ağzıyla açıklamakla da kurtulur.”

İlk kiliselerde bu inanç ikrarı, imanlılar tarafından vaftiz oldukları anda söylenmekteydi. Bu ikrar, İsa’nın ölümden dirilmesinin tarihsel gerçekliğine, O’nun Rab’liğine ve kurtuluşun güvence altına alınmışlığına olan inanca dayanmaktaydı. (Habermas, VHCELJ, 123; Martin, WEC, 108; Martin, DPHL, 192)

· 1. Korintliler 11:23-26: “Size ilettiğimi ben Rab'den öğrendim. Ele verildiği gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: ‘Bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.’ Aynı şekilde yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: ‘Bu kâse benim kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Bunu her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.’ Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rab'bin ölümünü ilân etmiş olursunuz.’”
Habermas şunları söylemiştir:

1. Kor. 11 :23’de Pavlus’un ilettikleri, sinop*tik İncil (İncil’in ilk dört kitabı) kaynaklarından bağımsız materyaller üzerine kurulmuş sabit bir geleneği sunmaktadır. Jeremias, özellikle Pavlus’un kullandığı “aldı” kelimesine işaret ederek, bunun tipik bir Pavlus kelimesi olmadığını, ancak aktarılan bu geleneğin, “hahamların kullandığı teknik bir terim” ile iletilmiş olduğunu belirtmektedir. Bunlara ek olarak, Pavlus’un tipik terimlerinden olmayan başka ifadelerde mevcuttur; “ele verildiği”, “şükredip” ve “bedenimdir” gibi terimler (11:23, 24). Bu ifadeler, bu bilginin daha eski bir bilgiye dayandığının diğer işaretleridir. Aslında Jeremias, bu materyalin “çok eski dönemde; henüz Pavlusvari bir inanç açıklaması oluşmadan” önce, açık ve seçik bir şekilde ifade edildiğini iddia etmektedir. Pavlus aslında bu “geleneğin, İsa’nın kendisinden bu güne dek hiç bozulmadan geldiğini” bizlere göstermiştir. (Habermas, VHCELJ, 121)


· 1. Korintliler 15:3-5: “Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim. Şöyle ki, Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. Kefas'a, sonra Onikilere göründü.”

Kutsal Kitap âlimi olan Ralph Martin, bu parçayı Pavlus’un yazılarından daha önce yazılmış “bir inanç açıklaması formülü” olarak “damgalayan” birkaç “belli edici işaretlerden” bahsetmektedir:

İnanç açıklamasının tüm üyelerini, ortaya dört adım çıkartmaktadır (3., 4. ve 5. ayetlerde). Kullanılan kelimeler, ender kullanılan, sıra dışı kelimelerdir ve Pavlus tarafından bir daha hiç kullanılmamıştır. Bölümün giriş cümlesi, bizlere Pavlus’un şüphesiz elçiliğinin ilk devrelerinde Kudüs, Antakya ve Şam’daki kiliseler ile olan bağları vasıtası ile “aldığı” bilgiyi, takip eden cümlelerde bizlere aktardığını bildirmektedir. Ve burada da, Korint kilisesine, kendisinin kutsal bir gelenek olarak aldığı bilgiyi iletmektedir (1. Korintliler xi, 23’de kullandığı teknik ifadelerin aynılarını kullanarak). Bu parçanın geçmişi, Pavlus’dan önce yazılmışlığı ve inanç açıklaması şeklindeki orijini hakkında ortaya atılan durum, bu bölümün 11. ayeti ile perçinlenmiştir. Bu ayette Pavlus, kendi ifadesinin aslında, bütün Havarilerin ortak beyanatı olduğunu söyler: “Gerek benim yaydığım, gerek diğer elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.”
Metnin içerisinde bulunan bazı ipuçları, bizlere 1. Korintliler xv, 3’ün Yunancaya, Aramiceden tercüme edilmiş bir parça olduğunu göstermektedir. Bu ipuçları arasındaki en açık olanları, Petrus’un isminin Sami dili formu olan Kefas olarak verilmiş olması ve Eski Antlaşma ayetlerine yapılmış olan çift referanstır. Telkin gücü yüksek olan Profesör Jeremias, bu ayetleri, Yahudi-Hristiyan milieu’sunda ortaya çıktığı tezini ortaya atmıştır ve daha yakın bir tarihte, İskandinavyalı bir uzman, Hristiyan inanç açıklamasının bu kısmının eski Filistin Kilisesi tarafından oluşturulduğu teorisini önermiştir. “Kudüs’teki havariler tarafından belirlenmiş bir logos (inanç ifadesi) adıyla hareket edilmiştir” demiştir. Eğer bu iddia gerçek ise, bu parçanın kilisenin en eski günlerine dayandığı ortaya çıkar ve gerçektir. Aynen E. Meyer’in ifade ettiği gibi, “Hristiyan Kilisesinin en eski var olan dokümanıdır.” İsa Mesih’in ölümünden hemen sonraki İbrani-Hristiyan yakınlığı, öğretişine kadar uzanmaktadır ve Luka xxiv, 25-27, 44-47’de bulunan, ölümden diriliş sonrasının ortaya çıkardığı sonuçların bilgisini ve yankılarını da dahil etmektedir. (Mar*tin, WEC, 57-59)

· Filipililer 2:6-11: “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. Bunun için de Tanrı, O'nu pek çok yükseltti ve O'na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkça söylesin.”

Uzmanlar bu metni, hem insan hem Tanrı olan gerçek İsa’yı açıkça ikrar eden, Pavlus’dan önce ortaya çıkmış bir ilâhi olarak tanımlamışlardır. (Habermas, VHCELJ, 120; Martin, WEC, 49, 50)



Bu Yeni Antlaşma öncesi inanç açıklamaları kilisenin, İsa Mesih’in; günahsız Tanrı-insan olan, yaşamış olan, ölmüş olan, ölümden dirilmiş olan ve ağzıyla O’nun Rab olduğunu ikrar edip, Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine iman edenlerin kurtuluşu için yücelik içinde yukarı alınan olduğuna dair inancının en eski tanıklıklarını sunmakta olduğu açıktır.



· 1. Timoteos 3:16: “Kuşkusuz, Tanrı yolunun sırrı büyüktür.
O, bedende göründü,
Ruh'ça doğrulandı,
Meleklerce görüldü,
Uluslara tanıtıldı,
Dünyada O'na iman edildi,
Yücelik içinde yukarı alındı.”

Bu ayet de Pavlus’un yazılarından önceden gelen ve tapınma esnasında söylenmiş olan Mesih’e adanmış bir ilâhidir. (Martin, WEC, 48, 49)

· 1. Timoteos 6:13-14: “Her şeye yaşam veren Tanrı'nın ve Pontius Pilatus önünde yüce inanca tanıklık etmiş olan Mesih İsa'nın huzurunda...”

Habermas’a göre, bu parçada “eski bir gelenekselleşmiş inançtır, hatta olası bir kapsamlı Hristiyan inanç açıklamasının bir parçasıdır.” Habermas, uzman Vernon Neufeld’in, “İsa’nın tanıklığı, büyük bir olasılıkla, O’nun, Pilatus’un kendisinin Yahudilerin Kralı olup olmadığına dair sorusuna verdiği onaylayıcı cevaptır” diyerek işaret ettiği noktaya dikkatimizi çekmektedir. (bakınız Markos 15:2) (Habermas, VHCELJ, 122)

· 2. Timoteos 2:8: “Yaydığım müjdede açıklandığı gibi, Davut'un soyundan olup ölümden dirilmiş olan İsa Mesih'i hatırla.”

“Burada İsa’nın, Davut'un soyundan olması ile ölümden dirilmesinin mukayese edilmesi, İsa’yı geçmiş ile ilişkilendirmeye ait eski Hristiyan tutkusunu bizlere tekrar göstermektedir. ” (Habermas, VHCELJ, 120)

· 1. Petrus 3:18: “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı'ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar uğruna, günahlar için kurban olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürülmüş, ama ruhça diriltilmiştir.”

Bu eski geleneksel inanç, İsa’nın, Günahsız Mesih olarak çarmıh üzerindeki tarihi ölümü ile tarihsel ölümden diriliş olayını, birbirine bağlayan günahkârları Tanrı’ya getirmesi anlamında bağlanmıştır. (Habermas, VHCELJ, 122)

· 1. Yuhanna 4:2: “İsa Mesih'in beden alıp bu dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı'dandır. Tanrı'nın Ruhunu bununla tanıyacaksınız.”

Bu ayette kısa ve öz bir biçimde, Yuhanna yazıları öncesi döneminden kalma, İsa Mesih’in tarihte yaşamış, etten ve kemikten bir insan olduğuna dair bir doğrulamadır. (Habermas, VHCELJ, 120)
Bu eski inanç açıklamaları üzerine derin düşününce Habermas, İsa’nın doğumundan, yücelik içinde göklere alınmasına kadar olan zaman dilimi hakkında, İsa için yapılmış tam on yedi adet tarihsel iddiayı tespit etmiştir:

Her ne kadar bu eski inanç açıklamaları Mesih’in teolojik unsurları ile ilgilenmiş olsalar da, kesinlikle İsa’nın hayatındaki olaylar hakkında elimizdeki en eski bilgileri de sunmaktadırlar. Bizlere şu bilgiler verilmektedir:

(1) İsa, gerçekten insan bedeni ile doğmuştur (Filip. 2:6; 1. Tim. 3:16; 1. Yuh. 4:2). (2) Davut’un soyundan ve ailesinden gelmiştir (Rom. 1:3, 4; 2. Tim. 2:8). (3) Vaftiz olmuştur (Rom. 10:9). (4) O’nun sözü vaaz edilmiştir. (5) İnsanlar, O’nun mesajına inanmışlardır (1. Tim. 3:16). Hayatında gerçekleşen belli başlı olayların dışında, şu konularda da bilgilendirilmekteyiz: (6) İhanete uğradığı gece, (7) akşam yemeğine katılmıştır. (8) Yemekten önce Tanrı’ya şükretmiştir, (9) ekmek ve şarabı paylaşmıştır, (10) bunu da, günah uğruna feda edilecek olan bedeni olarak ilân etmiştir (1. Kor. 11:23). (11) Daha sonra İsa, Pilatus önüne çıkartılmış ve iyi bir itirafta bulunmuştur, (12) bu itiraf, O’nun, Yahudilerin Kralı olma kimliği ile alâkalıdır (1. Tim. 6:13). (13) Daha sonra, günahsız yaşamına rağmen (1. Pet. 3:18), (14) İsa, insanlığın günahı için öldürülmüştür (1. Pet. 3:18; Rom. 4:25; 1. Tim. 2:6). (15) Öldükten sonra ölümden dirilmiştir (Luka 24:34; 2. Tim. 2:8). (16) Bu olay, İsa’nın daha önce bildirilmiş olan kişiliğinin ve mesajının doğruluğunu onaylamıştır (Rom. 1:3, 4; 10:9, 10). (17) Ölümden dirildikten sonra, İsa yücelik ve kudretle gökyüzüne alınmıştır (1. Tim. 3:16; Filip. 2:6). (Habermas, VHCELJ, 121, 123, 124)

Bu Yeni Antlaşma öncesi inanç açıklamaları kilisenin, İsa Mesih’in; günahsız Tanrı-insan olan, yaşamış olan, ölmüş olan, ölümden dirilmiş olan ve ağzıyla O’nun Rab olduğunu ikrar edip, Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine iman edenlerin kurtuluşu için yücelik içinde yukarı alınan olduğuna dair inancının en eski tanıklıklarını sunmakta olduğu açıktır. Daha da ötesi, yukarıda belirtildiği gibi, bu inanç açıklamalarının bir çoğu İsa’nın kendi sözlerine ve havarilerin kendi tanıklıklarına kadar takip edilebilmektedir. Bu inanç açıklamaları sadece çok erken tarihlere dayanmamakta, aynı zamanda İsa’nın dünyadaki hayatına gözleri ile tanık olanların tanıklıklarına dayanmaktadır.



Yeni Antlaşma’nın yirmi yedi kitabı İsa Mesih’in tarihselliğini ilân eder, onaylar ve sık sık doğrular. Daha önceki bölümlerde ben, bu kitapların tarihsel geçerliliğini sizlere ispatladığıma göre, bu kitaplar, İsa’nın gerçekten yaşadığı hatta hâlâ yaşamaya devam ettiği konusundaki tanıklıkları bizlere belirgin ve reddedilemez deliller sunmaktadır.



2B. Yeni Antlaşma Metinleri

Yeni Antlaşma’nın yirmi yedi kitabı, İsa Mesih’in tarihselliğini ilân eder, onaylar ve sık sık doğrular. Daha önceki bölümlerde ben, bu kitapların tarihsel geçerliliğini sizlere ispatladığıma göre, bu kitaplar İsa’nın gerçekten yaşadığı hatta hâlâ yaşamaya devam ettiği konusundaki tanıklıkları bizlere belirgin ve reddedilemez deliller sunmaktadır.
Tarihçi ve hukuk uzmanı olan John Montgomery’nin, bu konuda bir benzeri olmayan açıklamasına şaşırmamak lazımdır; “tarihçiler ilk olarak ve her şeyden önce şunu bilirler, Yeni Antlaşma metinleri, İsa hakkında en doğru portreyi vermeye muktedirdir. Ve tarihçi bilir ki, bu portre kişisel dileklere, felsefi önceden varsayımlarla ya da kelime oyunları ile rasyonelize edilemez.” (Montgomery, HC, 40)


3B. Havarilerden Sonraki Yazarlar

İsa’nın tarihsel doğası hakkında Havarileri takiben, sıradaki en kapsamlı Hristiyan kaynaklar, havarilerin ayak izlerini takip eden kişilerin yazlarında bulunmaktadır. Bu yazarların bazıları kilise liderleri, bazıları öğretmenler, bazıları da inanç savunucularıdır. Bu kişilerin hepsi, Kutsal Yazılar’da önceden bildirildiği ve Havarilerin öğrettikleri gibi, İsa’nın insan bedeni almış, Tanrı’nın Oğlu olduğuna iman etmişlerdi.
Aşağıda, bu kişilerin İsa Mesih’in tarihselliği hakkında yazdığı, daha özellikli referans yazılarından örnekler verilmiştir.



Davut’un soyundan gelmiş olan, Meryem’den doğmuş olan, gerçekten doğmuş, yemek yemiş ve içmiş olan, göklerdekilerin, dünya üzerindekilerin ve dünya altındakilerin gözleri önünde Pontius Pilatus tarafından gerçekten idam edilen; daha da ötesi, hakikatten ölümden diriltilen, Babası tarafından diriltilen, aynı şekilde O’na iman eden bizleri de diriltecek olan İsa Mesih.

- İGNATİYUS




1C. Romalı Klement

Klement, birinci yüzyılın sonlarına doğru Roma’daki kilisenin başpiskoposu olmuştur. Korint’deki kilisede, kilise liderleri ve tebaası arasında çıkan bir tartışmayı çözümlemek için, Korintliler isimli bir mektup kaleme almıştır. Bu eserde Klement şunları söylemiştir:

Havariler, bizler için Müjde’yi Rab’bimiz İsa Mesih’ten almışlardır; İsa Mesih, Tanrı tarafından bizlere gönderilmiştir. Yani, İsa Mesih Tanrı’dandır ve Havariler de İsa Mesih’tendir. İkisi de, bu durumda Tanrı’nın düzeni önceden belirlenmiş plânları doğrultusunda gerçekleşmiştir. İlk başta suçlama altında kalmalarına rağmen, İsa Mesih’in ölümden dirilmesine olan güven, Tanrı’nın Sözü’ne olan tüm iman ve Kutsal Ruh’un eksiksiz güvencesi ile hiç vakit kaybetmeden Tanrı’nın Krallığının geleceğinin müjdesi ile öne çıkmışlardır. Şehirlerde ve taşrada vaaz ettikten sonra, Kutsal Ruh tarafından da onaylanan elde ettikleri ilk ürünleri, sizlerin de inanmanız gereken piskoposluk ve diyakonluk görevlerine atamışlardır. (Corinthians, 42)

Diğer kısımlar bir yana, bu metin; Müjde’nin mesajının tarihte var olmuş ve Tanrı tarafından gönderilmiş İsa isimli şahıstan geldiğini ve bu mesajın gerçekliliğinin, O’nun ölümden dirilmesi ile ispatlandığını onaylamaktadır.


2C. İgnatiyus

Roma’daki idamına gitmekte olan Antakya başpiskoposu İgnatiyus, altısı değişik kiliselere ve bir tanesi de yakın dostu olan Polikarp’a olmak üzere toplam yedi mektup kaleme almıştır. İsa’nın tarihselliği hakkında İgnatiyus’un yaptığı üç referans, diğer ifadelerine özellikle uymakta ve karakteristiğini oluşturmaktadır:
· “Davut’un soyundan gelmiş olan, Meryem’den doğmuş olan, gerçekten doğmuş, yemek yemiş ve içmiş olan, göklerdekilerin, dünya üzerindekilerin ve dünya altındakilerin gözleri önünde Pontius Pilatus tarafından gerçekten idam edilen; daha da ötesi hakikatten ölümden diriltilen, Babası tarafından diriltilen, aynı şekilde O’na iman eden bizleri de diriltecek olan İsa Mesih.” (Trallians, 9)
· “Bedensel olarak gerçekten Davut’un soyundandır, ancak Tanrı’nın isteği ve kudreti doğrultusunda Tanrı’nın Oğludur, Bakireden doğmuştur ve tüm doğruluğun onda tamamlanması için Yahya tarafından vaftiz edilmiştir, bizlerin günahları için Pontius Pilatus ve bölge kralı Hirodes tarafından bedeni çarmıha gerilmiştir (bunun meyveleri ise biziz, yani O’nun en fazla kutsanmış olan sevgisi); ki O’nun yeniden dirilmesi ile çağlar boyunca düşmeyecek bir bayrak dikilsin.” (Smyrneans, 1)
· “Pontius Pilatus’un valiliği zamanında gerçekleşmiş olan doğum, ölüm ve ölümden dirilme konularında tamamen emin olun; çünkü tüm bunlar gerçektir ve kesinlikle umudumuz olan İsa Mesih tarafından gerçekleştirilmiştir.” (Mag*nesians, 11)

Hristiyan gelenek öğretişlerinin Petrus’un, Pavlus’un ve Yuhanna’nın öğrencisi olarak tanımladığı İgnatiyus, açıkça hem İsa’nın gerçekten yaşadığına hem de O’nun kim olduğu hakkında havarilerin söylediği her şeye ikna olduğunu görmekteyiz. (McDowell/Wilson, HWAU, 79)


3C. Kuadratus

Havarilerin öğrencisi ve Atina’daki kilisenin başpiskoposu olan Kuadratus, en eski inanç savunucularından birisidir. Kilise tarihçisi Eusebiyus, Kuadratus’un, Roma İmparatoru Hadrian’a (c. M.S. 125) yaptığı inanç savunmasından birkaç satırı bizlere aktarmıştır: “Kurtarıcımızın yaptığı işler hepinizin gözleri önünde gerçekleşmiştir ve olanların hepsi gerçek mucizelerdir; iyileşmiş olanlar, ölümden dirilenler, sadece iyileşme veya dirilme esnasında görülen kişiler değil, her zaman yanınızda olanlardır. Bu kişiler, sadece Rab’bimiz dünyada iken değil, dünyadan gittiği zaman da uzun süre yaşamayı sürdürmüşlerdir. Bu kişilerden bazları, bizlerin zamanına kadar hayatta kalmışlardır.” (Eusebiyus, IV:III)
Habermas, Kuadratus’un, İsa’nın gerçekten var olduğunu ispatlamak için, O’nun mucizelerinin tarihselliğinden faydalandığı yorumunu yapmıştır: “(1) İsa’nın mucizelerinin gerçekliği ile ilgilenen bir insanın bunu kontrol etmesi mümkündür, çünkü bu mucizeler halkın gözü önünde gerçekleşmiştir. Mucizelerin türüne göre, bazı kişiler (2) sağlığına kavuşmuş, (3) bazıları ise ölümden dirilmiştir. (4) Bu mucizelerin gerçekleşmesine şahit olmuş kişiler mevcuttur. (5) İsa, ‘dünyadan ayrıldığı’ zaman iyileşenlerin veya ölümden dirilenlerin çoğu hayatta idi ve Kuadratus’un zamanına kadar yaşamış olanlar mevcuttur.” (Habermas, VHCELJ, 144)


4C. Barnabas’ın Mektubu

Bu mektubu kimin yazdığı bilinmemektedir. Mektupta Barnabas ismi geçmemektedir. Kutsal Kitap uzmanları bu mektubun Barnabas tarafından kaleme alındığını reddetmektedirler. Habermas, “bu mektubun yazılış tarihinin çok değişken” olduğuna işaret etmekte, bu tarihten “birinci yüzyılın sonu ile ikinci yüzyılın ortaları ya da genel olarak kabul edilmiş tarih olan M.S. 130-138” olarak bahsetmektedir (Habermas, VHCELJ, 145). Bu mektup, daha önce alıntı yaptığımız kaynaklardaki, gerçek oldukları iddia edilen olayların hepsini doğrulamaktadır. Bu mektubun 5. kısmında şunları okumaktayız:

Ölümü yenebileceğini ve ölümden dirilebileceğini ölüme katlanarak gösterdi, bunu da kendi bedeninde ilân etti; bu gerçekleşirken aynı zamanda atalara verdiği sözün karşılığını ödedi ve Kendisi için yeni insanları hazırlaması, dünyada iken ölümden dirilme aracılığı ile yargıyı Kendisinin getireceğini göstermektedir. Bundan daha da ötesi, İsrail hakkında vaaz verdi ve öğretti, birçok mucize yaptı ve harika işler gerçekleştirdi ve İsrail’i çok sevdi. Ve Müjde’sini ilân edecek, Kendisinin olacak havarilerini seçerken, doğruları değil, günahkârları çağırmaya geldiğini göstermek için, her türlü günah üzerinde günahkâr olanları seçti. Arkasından, Kendisini Tanrı’nın Oğlu ilân etti.” (McDowell/Wilson, HWAU, 82, 83)

7. Bölümde, yazar şunları söylemiştir, “Daha da ötesi, O’nu [İsa] çarmıha gerdikleri zaman, O’na içmesi için sirke ve öd verdiler.” (McDowell/Wilson, HWAU, 83)


5C. Aristides

Aristides, ikinci yüzyıl Hristiyan inanç savunucusu ve Atina’nın filozofudur. Eserleri on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar kayıp iken, bu yüzyılda üç farklı versiyon da keşfedilmiştir: Ermenice, Süryanice ve Yunanca. Hristiyanlık inancı savunmasını, M.S. 138 ve M.S. 161 seneleri arasında hüküm sürmüş olan Roma İmparatoru Antoniyus Piyus’a hitaben yapmıştır. Bu eserinin bir kısmında Aristides, İsa Mesih’i şöyle tarif etmiştir:

... en yüce olan Tanrı’nın Oğlu, Kutsal Ruh tarafından açıklanan, gökyüzünden gelen, İbrani bir Bakire’den doğan. Bakire’den aldığı bedeni ile kendisini insan doğasındaki Tanrı’nın Oğlu olarak açıkladı. İyiliği ile mutlu haberi duyurarak, tüm dünyayı hayat veren vaazları ile kazandı... On iki havari seçti ve tüm dünyaya uzlaşmacı, aydınlatıcı gerçeği öğretti. Yahudiler tarafından çarmıha gerildi ve çiviler ile bedeni delindi; ölümden dirildi ve gökyüzüne yükseldi. Havarilerini tanrısal mucizelerle ve bilgelikle donatıp, tüm dünyaya gönderdi. Onların öğretişi bu güne değin çiçek açtı ve meyve verdi ve tüm dünyayı aydınlanmaya çağırdı. (Carey, “Aristides,” NIDCC, 68)



Bu yüzden, O çarmıha gerildikten sonra neredeyse O’nu tanıyanların hepsi O’nu terk ettiler, O’nu reddettiler; ve arkasından O ölümden dirildiği ve onlara gözüktüğü zaman ve onlara zamanında bildirilmiş olan peygamberliklerin hepsinin gerçekleştiğini öğrettiği an onlar, O’nun göğe alınışını seyrederken ve iman ederken ve göklerden O’nun tarafından üzerlerine gönderilen gücü alıp, uluslara gittiler ve işte bunları öğrettiler ve onlara havariler denildi.

- ŞEHİT YUSTİN



6C. Şehit Yustin

“Şehit Yustin’in eski Hristiyan inanç savunucuları arasında en iyilerinden bir tanesi olduğu, Kutsal Kitap uzmanlarının hemfikir oldukları bir konudur.” (Bush, CRCA, 1) M.S. 100 senesinde doğmuş, M.S. 167 senesinde inancından dolayı kırbaçlanıp, kellesi vurulmuştur. Tahsilli bir kişi olan Yustin, kendi döneminin önde gelen felsefe akımları olan Aristotelianizm, Eflatunizm ve Platonizm dallarında söz sahibi idi. (Carey, “Justin Martyr,” NIDCC, 558) Hristiyan olduktan sonra (c. 132) “Yustin, Roma’daki kendi özel okulunda Hristiyanlık felsefesi profesörü olmuştur. Kendisi din görevlisi olmadığı için okulunu evinde oluşturduğu düşünülmektedir. Roma İmparatorluğu içinde yoğun seyahatlerde bulunmuş, kendisini öğretme ve müjdecilik hizmetlerine adamıştır.” (Bush, CRCA, 3)
Birçok yazısında Yustin’in iman üzerindeki fikrini, Yeni Antlaşma metinleri ve bu metinlerin naklettikleri olayların bağımsız kaynaklardan doğrulanmaları üzerine kurduğunu görmekteyiz. İsa Mesih hakkındaki bilgilerin doğruluğu hakkında yazdığı yazılardan bazı seçmeler aşağıdadır:
  • “Şimdi, Yahudilerin diyarında bir köy vardır, bu köy, Kudüs’ten otuz beş ok atımı uzaklıktadır. İşte, Yahudiye’deki ilk bölge yöneticiniz olan Cyrenius’un emri ile yapılanvergi kayıtlarından denetleyebileceğiniz gibi, İsa Mesih bu köyde doğmuştur.” (First Apology, 34)
  • “O’nun doğduğu anda, Arabistan’dan gelen yıldızbilimciler, O’na tapındılar. Yıldız bilimciler ilk önce, o zamanlar sizin yörenizde yönetici olan Hirodes’e gitmişlerdi.” (Dialogue with Trypho, 77)
  • “O’nu çarmıha gerdikleri, çivileri çaktıkları, ellerini ve ayaklarını deldikleri zaman; O’nu çarmıha gerenler, O’nun kıyafetlerini kendi aralarında bölüştüler, hepsi kendi sahip olacağı parçalar için kura çekti ve kura sonucuna göre sahip olduğu kıyafeti aldı.” (Dialogue with Trypho, 97)
  • “Bu yüzden, O çarmıha gerildikten sonra neredeyse O’nu tanıyanların hepsi O’nu terk ettiler, O’nu reddettiler; ve arkasından, O ölümden dirildiği ve onlara gözüktüğü zaman ve onlara zamanında bildirilmiş olan peygamberliklerin hepsinin gerçekleştiğini öğrettiği an onlar, O’nun göğe alınışını seyrederken ve iman ederken ve göklerden O’nun tarafından üzerlerine gönderilen gücü alıp, uluslara gittiler ve işte bunları öğrettiler ve onlara havariler denildi.” (First Apology, 50)
  • “İsa Mesih aranızda (Yahudilerin) iken, en azından kendisi ölümden dirildikten sonra, kötü işlerinizden tövbe etmenizi teşvik etmek için Yunus peygamberin belirtisini göstereceğini söyledi... ancak sizler, O’nun ölümden dirildiğini öğrendikten sonra tövbe etmediniz, aksine daha önce belirttiğim gibi, ‘bizlerin çarmıha gerdiği, ancak çarmıhtan indirildikten sonra havarilerinin mezarından gece bedenini çaldığı ve şimdi de insanların ölümden dirilip, gökyüzüne yükseldi diye iddia ettikleri, Celileli bir yalancı olan İsa isimli şahıstan, tanrısız ve kanunsuz sahte bir din türemiştir’ diye bir iddiada bulunmak için dünyanın dört bir yanına seçtiğiniz ve atadığınız kişileri gönderdiniz. ” (Dialogue with Trypho, 108)


7C. Hegesippus
“Eusebius, Hieronymus... Hegesippus’un, havarilerin zamanına yakın bir tarihte yaşadığını söylemiştir. Eusebiyus ise Hegesippus’un bir Yahudi olduğunu ve çalışmalarının ‘Yaşam Öyküleri İsimli beş adet kitaptan oluştuğu sonucuna varmıştır.’” (Williams, NIDCC, 457) Bu yaşam öyküleri, Eusebiyus’un eserleri içinde hayatta kalmayı başarmışlardır. Bu eserler bize, Hegesippus’un yoğun bir şekilde seyahat ettiğini ve “havarilerden, hedef kitlesine iletilen, İsa hakkındaki hikâyenin gerçekliğini ortaya çıkarmak niyetinde olduğunu göstermektedir.” Bu niyetine, Korint’deki sorunlu kilisede bile ulaşmıştır. Eusebiyus’un alıntı yaptığı gibi: “Korint Kilisesi, Primus başpiskopos olana kadar doğru bir doktrinde ilerlemişti. Roma’ya yaptığım bir yolculuk esnasında ben de aralarına karıştım ve Korintliler’le beraber bir zaman geçirdim, bu zaman dilimi boyunca hep beraber gerçek doktrinle tazelendik. Roma’ya vardığım zaman ise, anlatılanların sırasını Anicetus’a kadar belirledim. Anicetus’un diyakonu Eleutherus’dur. Kendisi Eleutherus’un yerini, Anicetus’un yerini ise Soter almıştır. İşte bütün bu piskoposlar dizininde, her şehirde öğretilen her şey Yasa’ya, Peygamberlere ve Tanrı’ya uygun vaaz edildi.” (Eusebiyus, Kilise Tarihi, 9. 22. 2)
İsa ve O’nun öğretişi hakkındaki temel gerçekler, havariler tarafından kiliselere, nesillerden nesillere, şehirlerden şehirlere, titiz ve sadık bir şekilde aktarıldı. Hüküm şudur: “Erken Kilise yazarları, yaşadıkları ve yazdıkları ile İsa’nın tarihsel yaşamı hakkındaki detayların İncil’de yazılmış olduğu şekli ile doğru ve güvenilir olduğunu onaylamışlardır.” (McDowell/Wilson, HWAU, 87)


4A. HIRİSTİYANLIK İÇİN EK TARİHİ KAYNAKLAR

İsa Mesih ve Hristiyanlık hakkında ek kaynaklar mevcuttur. Daha detaylı bir çalışma için aşağıda seküler kaynaklardan ek bilgiler sunulmuştur:


1B. Trayan, Roma İmparatoru (Genç Filini, Epistles 10:97): İmparatordan Filini’ye yazılmış olan bu mektupta, Romalılar tarafından dininden döndürülen Hristiyanların cezalandırılmaması bildirilmektedir. Aynı zamanda, Hristiyan kişilerin isimleri hakkında isimsiz ihbarların Romalı yetkililer tarafından dikkate alınmamasını da emretmektedir.


2B. Makrobiyus, Saturnalia, lib. 2, blm. 4. Paskal (Pensees), Beytlehem’deki bebeklerin katledilmesi konusunda, Augustus Sezar’ın fermanından bahseder.


3B. Hadriyan, Roma İmparatoru (Şehit Yustin, The First Apology, blm. 68, 69): Yustin, Hadriyan’ın Küçük Asya valisi Minucius Fundanus’a yazdığı bir mektuptan alıntı yapmıştır. Bu mektup, paganların Hristiyanlar aleyhinde yaptıkları suçlamalar hakkındadır.


4B. Antoninus Pius, Roma İmparatoru (Şehit Yustin, The First Apology, blm. 70): Yustin (ya da öğrencilerinden birisi), Antoninus’un Küçük Asya’daki topluluklara yazdığı bir mektuptan alıntı yapmıştır. Mektup, basitçe, Küçük Asya’daki yetkililerin kendi bölgelerindeki Hristiyanlardan çok rahatsız olduklarını ve bu bölgelerdeki Hristiyanlar ile başa çıkmada, Antoninus’un metodunda bir değişiklik yapılmaması gerektiğini anlatmaktadır.


5B. Marcus Aurelius, Roma İmparatoru (Şehit Yustin, The First Apology, blm. 71): İmparatorun, Roma Senatosuna yazdığı bu mektup, Yustin’in bir öğrencisi tarafından Yustin’in el yazmalarına eklenmiştir. İmparator, Hristiyanları Roma ordusundaki bir mücadele eyleminde tasvir etmektedir.


6B. Juvenal, Satires, 1, satır: 147-157. Juve*nal, Roma’daki Hristiyanlara, Nero tarafından uygulanan işkencelerden üstü kapalı bir şekilde bahsetmiştir.


7B. Seneca, Epistulae Morales, Epistle 14 “İnzivaya Çekilmenin Sebepleri Üzerine,” ksm. 2. Seneca, Juvenal gibi Seneca’da Nero’nun Hristiyanlara uyguladığı zulümden bahsetmiştir.


8B. Hierocles (Eusebiyus, The Treatise of Eusebiyus, blm. 2): Eusebiyus’un yaptığı bu alıntı, Hierocles’in Philalethes ya da Gerçeğin Sevgilisi isimli kayıp kitabından bazı kısımları içermektedir. Bu kitapta Hierocles, Petrus ve Pavlus’u büyücülükle suçlamaktadır.


9B. İsa Mesih’in tarihsel şahsiyeti üzerinde araştırma yaparken, bu konudaki en önemli materyal koleksiyonlarından bir tanesi de, Cambridge’de 1923 senesinde yayınlanan, C. R. Haines imzalı İlk Bir Buçuk Asır Boyunca Hristiyanlığın Kâfir Dünya ile Teması isimli eserdir. Alt başlıkta şunlar yazılmıştır: “Bu Dönem İçerisinde Pagan Yazarlar Tarafından, Hristiyanlar Hakkında Yazılmış Bütün Referanslar.”


SONUÇ

Boston Üniversitesinde emeritus profesör olan Howard Clark Kee, Yeni Antlaşma dışındaki kaynaklardan şu sonuçlara varmıştır: “İsa hakkındaki bilgilerimize direkt ya da endirekt olarak katkıda bulunan Yeni Antlaşma’nın dışındaki kaynakları incelemenin sonucu olarak, İsa’nın tarihsel varlığının, O’nun doğaüstü güçlerinin, takipçilerinin adanmışlığının, ölümünden sonra yarattığı hareketin Kudüs’teki Roma yönetimi esnasında devamının ve Hristiyanlığın birinci yüzyılda Roma’nın üst mertebelerine kadar yayılmasının onaylandığını gördüm.” (Kee, WCKAJ, 19)
Kee şöyle devam eder: “İsa ile bağlantılı geleneklerin, iletimin çeşitliliğine rağmen bu figürün hayatının, öğretişlerinin ve ölümünün, insan ırkının o andan itibaren ve devam edici bir şekilde oluşan tarihi üzerinde derin etkisini, istikrarlı bir sıra içinde anlamamıza yardımcı olacak açık ve dikkate değer delillere sahibiz.” (Kee, WCKAJ, 114)
Encyclopaedia Britannica’nın 1974 baskısında İsa Mesih hakkındaki kısımda, O’nu tarif etmek için tam yirmi bin kelimenin kullanıldığını görürüz. O’na ayrılan alan; Çiçero, İskender, Julius Sezar, Buda, Konfiçyus ya da Napolyon Bonapart’dan çok daha fazladır. Nasıra’lı İsa hakkında birçok bağımsız seküler kaynağın sunduğu tanıklığı göz önüne alarak yazar, mantıklı bir şekilde şu sonuca varmıştır: “Bu bağımsız kayıtlar, bizlere antik çağlarda Hristiyanlığın düşmanları, İsa’nın tarihsel varlığından hiçbir zaman şüphe duymadıklarını ve sağlam bir dayanağa sahip olmayan bu teorinin, 18. yüzyılın sonlarında 19. yüzyıl boyunca ve 20.yüzyılın başlarında birkaç yazar tarafından ortaya atıldığını görmekteyiz.” (EB, 145)
İsa’nın tarihsel varlığını reddedenler hakkında, Britanyalı meşhur Yeni Antlaşma âlimi I. Howard Marshall, şu yorumu yapmaktadır; “Hristiyan kilisesinin yükselişini ya da İncil’in yazılışını ve bunların arkasında yatan geleneksel eğilimleri, Hristiyanlığın kurucusunun aslında yaşamadığını düşünerek açıklamak imkânsızdır.” (Marshall, IBHJ, 24)
Hristiyan olmayan kaynaklar İsa hakkında, Yeni Antlaşma kadar yoğun bilgi sunmasalar da, İsa’nın İncilsel portresindeki bazı temel gerçekleri, destekleyici bilgileri sunmaktadırlar. Yeni Antlaşma profesörü olan Robert Stein, şu ifadede bulunmuştur: “Hristiyan olmayan kaynaklar, aşağıda sunulan küçük şüpheleri kaldıracak bilgiler sunmaktadır: (1) İsa, gerçekten tarihsel bir bireydir. Bunu ifade etmek aptalca gözükebilir, ancak geçtiğimiz yıllar boyunca İsa diye birisinin gerçekte var olmadığını iddia edenler çıkmıştır. Kutsal Kitap dışındaki kaynaklar bu iddiaları susturmaktadır. (2) İsa, içinde bulunduğumuz devrin birinci yüzyılında Filistin’de yaşamıştır. (3) İsa’nın ölümünde Yahudi liderlerin parmağı olmuştur. (4) İsa, Pontius Pilatus’un valiliği esnasında Romalılar tarafından çarmıha gerilmiştir. (5) İsa’nın hizmeti ya mucize ya da büyücülükle bağdaştırılmıştır.” (Stein, JM, 49)
R. T. France şunları yazmıştır: “Hristiyan olmayan deliller, İsa’nın yaşadığının, O’nun takipçilerinin, idamının ve O’nun zor günlerinin varlığını destekleyen kanıtlar sunmuşlardır.” (France, NBD, 564)
Miami Üniversitesinde tarih profesörü olan Edwin Yamauchi, İsa hakkında, diğer bütün din kurucuları hakkında olandan daha fazla ve daha iyi tarihsel dokümanlara sahip olduğumuzu iddia etmiştir (ör: Zoroaster ya da Buda). İsa Mesih hakkında tanıklık veren, Hristiyan olmayan kaynaklar hakkında Yamauchi şunları söylemiştir:

Hristiyan yazılar olan Yeni Antlaşma’ya sahip olmasaydık bile, Hristiyan olmayan yazarlar olan Josefus, Talmud, Takitus ve Genç Filini’nin yazılarından şu sonuçları çıkarırdık: (1) İsa, Yahudi bir öğretmendi; (2) Birçok insan, O’nun iyileştirme ve cin çıkarma gibi eylemlerde bulunduğuna inanmışlardır; (3) Yahudi din önderleri tarafından reddedilmiştir; (4) Pontius Pilatus zamanında, Filistin’de Sezar Tiberyus yönetimi esnasında çarmıha gerilmiştir; (5) Utanç verici idamına karşın, O’nun hâlâ yaşadığına inanan öğrencileri, Filistin’den ötelere yayılmışlar ve bunun bir sonucu olarak, M.S. 64 yılında bu inanca sahip kişilerden kalabalık gruplar Roma’ya kadar ulaşmışlardır; (6) İkinci yüzyılın başlarında şehirlerden ve taşradan her tür insan – erkek ve kadın – özgür ve köle – O’na Tanrı olarak tapınmışlardır.” (Yamauchi, JUF, 221, 222)



Bu yüzden O çarmıha gerildikten sonra, neredeyse O’nu tanıyanların hepsi O’nu terk ettiler, O’nu reddettiler; ve arkasından, O ölümden dirildiği ve onlara gözüktüğü zaman ve onlara zamanında bildirilmiş olan peygamberliklerin hepsinin gerçekleştiğini öğrettiği an onlar, O’nun göğe alınışını seyrederken ve iman ederken ve göklerden O’nun tarafından üzerlerine gönderilen gücü alıp, uluslara gittiler ve işte bunları öğrettiler ve onlara havariler denildi.

- ŞEHİT YUSTİN



İsa’nın tarihsel bir figür olarak etkileyici ve kudretli hayatı, tarihin geri kalan bölümünde çok büyük bir etki yaratmıştır. Ünlü Yale’li tarihçi Jaroslav Pelikan, şunları yazmıştır, “Bireyler, bireysel olarak O’nun hakkında ne düşünürse düşünsün ya da inansın, Nasıra’lı İsa, yirmi yüzyıldan beri Batı kültüründe en dominant figür olmuştur. Eğer, dev ve olağanüstü bir mıknatısımız olsaydı ve bu mıknatısla üzerinde İsa’nın izi olan her türlü tarih dilimini toplayabilseydik, geriye ne kalırdı?” (Pelikan, JTC. 1)
O’nun tarih üzerindeki etkisinin bir eşi daha mevcut değildir. Newsweek magazininin bir yazarı şunları kaleme almıştır, “Tüm seküler standartları göz önüne alsak bile İsa, Batı kültürünün en dominant figürü olmuştur. Milenyumun kendisi, Batılı fikir dediğimiz birçok değer, icatlar ve değerler ilham kaynağını Tanrı’ya ismi ile tapınan bu dinde bulmaktadır. Sanat ve bilim, birey ve toplum, politika ve ekonomi, evlilik ve aile, doğru ve yanlış, beden ve ruh, hepsi ya Hristiyanlığın etkisi ile şekil bulmuş ya da etkisi altında değişim geçirmiştir.” (Woodward, N, 54)
İsa Mesih’in tarihsel varlığı hakkındaki deliller üzerine yaptığı araştırma sonucunda, Gary Habermas şu sonuca varmıştır, “Şaşırtıcı bir şekilde bazı aydınlar, İsa diye bir bireyin asla var olmadığını ortaya atıp, O’nun hayatı ve hizmeti üzerine büyük bir şüphe yüklemeye kalkmışlardır. Bu tip çabalar, aydınlar toplumu tarafından ender görülen bir protesto ile karşılaşmıştır. Bu tip girişimlerin, İncilin ilk zamanlarında bile ortaya çıktığını ve her defasında Pavlus ve diğerleri tarafından sunulan şahitler eşliğinde çürütüldüğünü gördük.” (Habermas, HJ, 46)
Elimizdeki deliller, şüpheleri ortadan kaldırıcı ve sonuca ulaştırıcı bir yapıya sahiptir. İsa, gerçekten aramızda yaşamıştır ve Hristiyan olmayan veya düşman kaynakların bile onaylamakta tereddüt etmediği harika işleri gerçekleştirmiştir. İsa’nın tarihselliği hakkında şüphe duyanlar, basitçe hatalıdırlar.

(Kaynak: http://www.hristiyan.net/mcdowell/5.htm)




İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


hristiyanlık
brain

İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


Sitemizin İddialara cevaplar - Hüküm gerektiren kanıt ı lütfen okuyunuz.




İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


hristiyanlık
turgay55

İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


İncil haricinde hiç bir kitap İSA'dan bahsetmiyor demek ne gaflet delalet cehalet anlatamam, bunlar hep önyargılı ve bir o kadarda cahillik ürünüdür, Bunlar kendini araştırmacı yazar diye tanıtan ateist araştırmacı şarlatanların kamuoyunu öyle yönlendirmesinin ürünüdür, insanlarda maalesef dinlerindende habersiz olunca şarlatanlık diz boyu oluyor. Bu soruyu soran arkadaşın dini olan İslam'da İSA hakkında, annesi Meryem hakkında 100 cıvarında ayet vardır, bakire Meryem'den gebe kaldığı buradada anlatılır, arkaşın kullandığı takvim miladi takvimdir ve İSA'nın doğumu ile başlar,arkadaş yılbaşıda kutluyor yılbaşı yada noel nedir? onuda kendi araştırsın,ayrıca bu arkadaş pazar günün izin yapıyor bu kimin emridir onuda öğrensin.Saygılarımla




İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


hristiyanlık
evangelion

İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?


Aslında Kuran tarihsel bir delil olamaz, çünkü tarafsız bir belge yada tarihsel bir kayıt değildir, üstelik İsa ve dönemi hakkındaki iddiaları yaklaşık 600 yıl sonraya dayanır. Kuran'dan çok daha önce Hristiyan olmayan kaynaklarda, tarihsel belgelerde İsa, hizmeti ve dönemi hakkında bilgiler zaten bulunmaktadır.




İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?

Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 



İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır? konusuna benzer konular;

Sizce Türkiye'de idam cezası olmalı mıdır, olmamalı mıdır? Sizce Türkiye'de idam cezası olmalı mıdır, olmamalı mıdır? NOT: Bu konunun altına lütfen mesaj yazmayınız, yazılan mesajlar silinecektir, ilgili tartışmalar http://www.hristiyanforum.com/forum/serbest-f243/idami-biz-de-t327367.html adresinden yapılacaktır.


Markos Müjdesi'ne göre Mesih İsa Tanrı mıdır? Markos Müjdesi'ne göre Mesih İsa Tanrı mıdır? Batı'da Aydınlanma döneminden beri her türlü dini inanca karşı gitgide büyüyen bir kuşkuculuk söz konusudur (ne var ki, 1980'li yıllardan bu yana çoğalan kanıtlar karşısında İncil'e karşı duyulan kuşkuculuk yerini güvene bırakmakta...). Bununla beraber en septik eleştirmenler dâhil herkes Markos'un, Mesih İsa'yı ve öğrettiklerini anlatan İncil'in en eski bölümü olduğunu ve en özgün mesajı kaydettiğini kabul ederler. Bir an için, Pavlus'un mektuplarında veya Yuhanna Müjdesi'ndeki İsa'nın ilahi kimliğine ilişkin bütün ayetleri yok sayalım. O halde, İncil'in en eski kaydı sayılan Markos Müjdesi'ne göre 'İncil'in bu konudaki aslı mesajı nasıldır? 1) İncil'in ana mesajı...


İsa Mesih Tanrı mıdır? (Q belgesine göre) 'Q' adını alan dokümana göre Hz. İsa Tanrı mıdır? 1838'de Ch. H. Weisse, Müjdeler'in (Sinoptikler), özellikle de Matta ve Luka'nın iki farklı kaynaktan derlendiğini söyledi: (a) Markos ve (b) İsa'nın sözlerini derleyen başka bir belge. 1890'da J. Weiss, İsa'nın sözlerini (logia) derleyen bu kaynağa 'Q' ismini verdi ('Q'; Almanca'da kaynak anlamına gelen Quelle kelimesinden kaynaklanmaktadır). Yalnız Matta ve Luka'yla ortak/paralel ('Q') bölümlerin dizilişi şöyledir: 1>2; 5, 7>6; 8, 11>7; 8>9; 11>10; 6, 7, 12>11; 5, 6, 10>12; 7, 13, 23>13; 10>14; 18>15; 6>16 (Matta'daki bölüm>Luka'daki bölüm). Peki, yine iddiaya göre Hz. İsa'nın ilahi kimliği, İncil'in 'asıl' kaynağı olarak lanse edilen 'Q' belgesine ait ayetlerde yok...


İsa (Yahşuah) Gerçekten Yaşadı mı? İSA GERÇEKTEN YAŞADI MI? Tarihi bir kişilik İsa Hıristiyanların uydurmuş olduğu insanlığın en güzel simalarından biri midir? Günümüzde hiç kimse İsa’nın tarihi kişiliğine geçerli bir şekilde itiraz etmiyor. Tarihçiler, Hıristiyanlık dışı dinlerin taraftarları: Muhammed ya da Gandi vb. tarafından da bu gerçek kabul ediliyor.


İsa Mesih gerçekten yaşadı mı? Sevgili kardeşlerim.Benim yakın çevremde bazı kişiler var .Bu kişiler herhangi bir dine mensup değiller ,iddialarına göre yanlızca yaşamı yaratan bir gücün varlığına inandıklarını, onun dışında diğer herşeyin saçma olduğunu söylüyorlar.Helede ben İsa Mesih'e geldiğimden beri bana bazı sorular yöneltiyorlar:''İsa diye birinin kesin yaşayıp yaşamadığı belli bile değil,sen nasıl ona inanıyorsun?''Hatta daha ileri gidip:''İncil,Tevrat'tan ve eski mısırda bulunan bazı kanunlardan kopya çekilerek yazılmış,buna nedersin?''gibi.Ben se onlara Josh Mc Dowell'in'Marangozdan da öte' isimli kitabını verdim.Bunu okuyup tekrar düşünsünler diye.Sonra da İncil'i okumaları için verdim böyle düşünceleri terketsinler diye.Fakat hala saçma ve kandırmaca...



Şu anda bulunduğunuz sayfa: hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > İsa Mesih : İsa Mesih gerçekten yaşamış mıdır?





Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

| HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU | İNCİL | İNCİL .TV | HRİSTİYAN GAZETE | HRİSTİYAN OLMAK | HRİSTİYAN CHAT | HRİSTİYAN FORUM FACEBOOK | HRİSTİYAN FORUM TWITTER | HRİSTİYAN FORUM YOUTUBE | BEDAVA İNCİL |



GÜNLÜK BÜLTEN EMAİL ABONELİĞİ
hristiyanlık Email adresinizi yukarıdaki kutucuğa yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize gelecek emaildeki linke tıklayınız


Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.