Fırat Çölgeçen
İsa Mesih 'in tarihsel araştırılması
Sayın holy mountain evde, karpuz da mercimek de kalmadı. Şimdi omuzlarımın altına ne koyacağım ?
Evet ! Bu bir latifeydi. Araya gülümsemek dahilinde bir de şaka şıkıştırayım, dedim. Övgü, sadece Rab'be aittir. Rab'de teşekkür ederim.
R. BULTMANN'ın İsa'nın yaşamının tarihselliğine kuşkulu yaklaşımı tanrıbilimsel yazılarına şöyle yansır: " Aslında şu anki düşünceme göre bizler, İsa'nın yaşamı ve kişilği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz, çünkü ilk Hristiyanlar'dan kalan kaynaklar bu konuyla ilgilenmemektedir. Ayrıca isa hakkında diğer kaynaklar da mevcut değildir. " ( Bultmann, JW, 8 ).
Bultmann, İsa'nın varlığını değil, Yeni Antlaşma'nın ilk dört kısmının yazarlarının nesnelliğini sergiler.
Bultmann, şu sonuca varmıştır: " İsa'nın varlığına dair kuşku duymak hem temelsiz, hem de gereksizdir. Aklı başında hiçbir insan, İsa'nın Filist yöresindeki eski tolumun ilk evresini temsil ettiği tarihi hareketin başında olduğuna kuşku duymaz. Ancak bu toplumun İsa'nın gerçek kişiliğini, yaşamını ve bildirisini ne denli nesnel bir gerçeklikle yansıttığı ayrı bir tartışma konusudur. İsa'nın tarihsel kişiliğiyle ilgilenenler için durum iç karartıcı ya da zararlıdır ve bunların amacımız için hiçbir önemi yoktur. " ( Bultmann, JW, 13 )
İmana dayalı Mesih ile tarihe dayalı İsa arasında ayırım yapan bu yaklaşımı geçersiz kılmanın enetkin yolu, öncelikle felsefi önvarsayımların çürütülmesi, ardından Yeni Antlaşma'nın İsa hakkındaki anlatımlarının tarihsel güvenirliğinin güçlü bir şekilde ortaya koyulması olacaktır.
Geisler, Kant'ı şöyle yanıtlar: " Kant'ın gerçeğin ( kendi ) değerinden ayırabileceği varsayımı, İsa'nın ölümünün değerinden ayrılmasının olanaksızlığında görüleceği gibi kesinlikle yalnıştır. Eğer biyoljik bir gerçek olmasaydı, bakireden doğumun ruhsal bir önemi olmazdı. Hiç kimse bir insanın yaşamını, bu yaşamın değerinden ayrı tutamaz. Bir katil, bir kişiyi öldürürken, o kişinin insan olarak taşıdığı değere saldırmadan bunu yapması mümkün değildir. " ( geisler, BECA, 386 )
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Yalnız inanmak değil, anlamak da gerekmektedir.