| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> İsa'nın Tabutu
: İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu? konusu 10262 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj evangelion tarafından gönderildi. İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu? İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu? Titanic filmiyle en iyi yönetmen dalında Oscar alan James Cameron ile İsrail doğumlu Kanadalı Simcha Jacobovici 4 martta gösterime sunacakları bir belgesel film hazırladılar. Bu filmde İsa'nın mezarını bulduklarını ve ellerinde İsa'nın Mecdeleli Meryem ile evlenip en azından bir çocuğu olduğunu ve çocuğun adının Yahuda olduğunu ve İsa'nın ölümden dirilmediğine dair kanıtlar bulunduğunu iddia etmektedirler. 28 Mart 1980, Kudüs'un hemen dışında Talpiyot denilen bölgede inşaatta çalışan işçiler kazara iki bin yıllık bir mağara keşfettiler. Mağaralarda 10 lahit bulunmaktaydı. Ossuary denilen bu lahitler ölülerin kemiklerini saklamakta kullanılan kutulardı. Bulunan on lahitten altısının üzerinde isimler yazılıydı; "Yusuf'un Jesua (İsa), Marie (Meryem),... İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu?
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu? konusu 10262 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj evangelion tarafından gönderildi.
Titanic filmiyle en iyi yönetmen dalında Oscar alan James Cameron ile İsrail doğumlu Kanadalı Simcha Jacobovici 4 martta gösterime sunacakları bir belgesel film hazırladılar. Bu filmde İsa'nın mezarını bulduklarını ve ellerinde İsa'nın Mecdeleli Meryem ile evlenip en azından bir çocuğu olduğunu ve çocuğun adının Yahuda olduğunu ve İsa'nın ölümden dirilmediğine dair kanıtlar bulunduğunu iddia etmektedirler.
28 Mart 1980, Kudüs'un hemen dışında Talpiyot denilen bölgede inşaatta çalışan işçiler kazara iki bin yıllık bir mağara keşfettiler. Mağaralarda 10 lahit bulunmaktaydı. Ossuary denilen bu lahitler ölülerin kemiklerini saklamakta kullanılan kutulardı. Bulunan on lahitten altısının üzerinde isimler yazılıydı; "Yusuf'un Jesua (İsa), Marie (Meryem), Mariamene e mara (mecdeleli Meryem), Matta, İsa’nın oğlu Yehuda ve Yusuf’un kısaltılmışı olan Jose." 1
Bir iddiaya göre Jesua burda İsa, Marie O'nun annesi Meryem, öbürü ise Mecdeleli Meryem, Matta; havari Matta ve İsa’nın oğlu olan Yahuda.
Bu lahitler ilk bulunduğunda kemikler içlerinden çıkartıldı ve gömüldü. (Kemiklerin akibetini öğrenemedim ortadan yok oldular.) Daha sonra bilim adamları lahitleri incelediler ve kutuların içinde "adli deliller" buldular. Biyolojik kalıntılar üzerinde DNA testleri yaptılar vardıkları sonuça göre Jesua (İsa) ve Mariamene (mecdeleli Meryem) genetik olarak birbirleri ile bağlantılı değillerdi. Bu da, onların kardeş değil çift olduğuna bir işaretti. Yani bu anne, baba ve çocuğun aynı yere gömülmesi, çocuğun öbür iki lahittekilere ait genetik miras taşımasına rağmen anne ile babanın arasında her hangi bir genetik bağ olmaması gibi bilgiler ortaya çıkmış gibi görünmektedir ama bu bilgiler ne anlama gelmektedir acaba?
Bu bulgulara karşı bizim tepkimiz ne olmalıdır?
Burada söyleyeceğim şeyler bir çok hristiyanı şaşırtabilir ama bizler bulgulara karşı önyargılı olmamalıyız ve bu bir hiledir ya da bir tezgahtır deyip bir kenarı atmamalıyız. Eğer bulgular delillere dayanıyorsa bu deliller diğer tarafça incelendiğinde sapa sağlam ayakta kalır öyleyse delilleri olduğu gibi incelemeliyiz. Eğer hristiyanlık gerçekse hiç bir delilden ya da taraftarından korkmamalıdır.
Ancak lütfen sunu aklınızdan çıkarmayın, eğer lahitler hakkındaki arkeolojik bulgulardaki deliller kanıtlanırsa bu hristiyanlığı çürütecek demek değildir. Bu sadece İsa’nın devrinde yaşamış olan bir ailenin mezarı olabilir ve lahitlerde kutsal kitapta bulunan isimlerle aynı ya da benzeri isimler bulunmaktadır ki bunun başka açıklamaları da olabilir. Aşağıda bu değineceğim. Ve açıklanması gereken bir çok soru bulunmaktadır. Unutmamalısınız ki İncil’de, üzerinde bir takım isimler yazılı boş lahitlere nazaran değişik bir delil zinciri vardır bu da kendi gözleri ile şahitlik etmiş kişilerin tanıklıklarıdır. Bu ikisi arasında yorum ve delil açısından çok büyük bir fark bulunmaktadır.
Delili inceleyiniz
Delil incelenmelidir. Eğer bu incelemelere karşı durabiliyorsa ne ala. Eğer duramıyorsa zaten delil olamaz. Eğer bulunan lahitin üstünde Yusuf oğlu İsa yazılı olsaydı ve içinde bulunan kemiklerin bilek kısmında çivi izleri olsaydı, işte o zaman hristiyanlığa karşı tatmin edici bir delil olurdu. Ancak ortada bir beden olmadan İsa’nın ölümü, gömülüşü ve tekrar dirilmemiş olması iddialarını ispatlamak çok zordur. Bedenin olmaması aslında Kutsal Kitap’ın da söylediği şeydir. Unutmayın ki bu lahitlerde kemikler bulunmuştu ama kayboldukları için bu kemiklerin incelenebilmesi olanaksızdır. Hangi kemik oldukları ve bu kemiklerin bulundukları lahitteki genetik bulgularla olan ilişkisinin ne olduğunu söylemek doğru bir şey olmaz. Bu ilişki olmayabilirdi de zira o zamanlarda aileler bu lahitlerde birden fazla nesil bazen altı nesle (soy) ait kemikleri koyarlardı.
Her ne olursa olsun hristiyanların delilleri incelemeden bir tarafa atmaları imansızların gözündeki inanılırlıklarını yitirmelerine neden olur ki zaten bir çoğu hristiyanların gerçekleri reddeden mantıksız kişiler olduklarına inanmaktadırlar. Şimdi duygulara dayanmayan mantıklı bir şekilde, delilleri hiç incelemeden bir tarafa atacak kadar zayıf imanımızın olmadığını göstermemiz için elimize bir fırsat geçmiş bulunmaktadır.
Unutmamalıyız ki delillere bakmayı ve mantığımızı kullanmayı bize İsa öğretmiştir. İsa Yuhanna 20:27 de kendisinden şüphe duyan Tomas'a "… «Parmağını uzat» dedi, « ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!» demiştir. İsa’nın kendisi Tomas'a önündeki delili incelemesini ve mantıklı bir sonuç çıkarmasını söylemiştir. Yani bir diğer değişle İsa delili incelememizi ve buna dayanarak mantıklı bir sonuç çıkarmamızı öğretmiştir. İsa’nın bize öğrettiği şeyi niye yapmamalıyız?
Bir çok hristiyanın ilk eylemi duygusal olarak tepki göstermek olacaktır. Benim sizlere bir kaç önerim olacak;
1. Bu deliller gerçek olamaz zira bu belgeseli bir Hollywood yönetmeni hazırladı.
Sırf imansız birisi bu filmi yaptı demek onun gerçekliğini çürütemez. İmansızlar da gerçeği ortaya çıkarabilir. Öyleyse hemen bunu düşünerek delilleri bir tarafa atmayınız.
2. Sırf sizin inanışlarınıza ters düşüyor diye delillerin gerçek olmadığı hatasını işlemeyin.
İnanışlar bir şeyi gerçek yapmaz. Örneğin Mormonlar Tanrı’nın bir başka gezegenden geldiğine inanıyor. Buna inanmak Tanrı’nın başka gezegenden geldiğini ispatlamaz. Oysa hristiyan inanışları delillere, Örneğin İncil’deki olaylara şahit olan insanların aktardıklarına dayanır. Öyleyse eğer bir konuda delillere bakıyorsak diğer konularda da bakmalıyız.
3. Delillerin incelenip ispatlandığını düşünme gafletinde de bulunmayın zira o zaman hristiyanlık gerçek olamaz.
Bu lahitler sadece, Kutsal Kitap’ta geçen isimlerden bazılarına, üyelerinin sahip olduğu bir ailenin varlığını göstermektedir. Bu İncil de yazılanlara karşı hiç bir şeyi ispatlamaz. Lahitlerde kemik yoktur yani beden bulunmamaktadır.
4. Güzel bir şahitlik olasılığını elinizden kaçırmayın.
Bu konu bir çok tartışmalara yol açacaktır. Burada yazdıklarımızı kağıda basın ve insanlara vermeye hazır olun. Sonra da İsa Mesih’in göğe alınarak bizim için neler başardığını onlarla paylaşabilirsiniz. Böylelikle müjdeyi verme olanağınız olur. Tekrar söylüyorum hemen reddetmeyin ama kullanın.
Eleştirmenler lütfen şu hataları yapmayınız;
Eminim ki hristiyanlığı eleştirenlerden bazıları hemen bu konunun üstüne saldıracaklar ve delilleri incelemeden, bu konudaki tartışmaları dinlemeden hemen hristiyanlığın gerçek bir din olmadığını iddia edeceklerdir. Bu tür eleştirenlere de bir kaç sözüm olacak;
1. Sırf bir belgeselde yayınlandı diye delillerin gerçek olduğu varsayımında bulunmayınız.
Bir karara varmadan önce delillerin her iki tarafça incelenmesini bekleyin. Yani bir diğer değişle her iki tarafı da dinleyip öyle yargıda bulunun.
2. Varacağınız sonuçlar mantıksal olsun.
Eğer deliller gerçeklere dayanıyorsa bu ne demektir? İsa’nın o lahitte olduğunu kanıtlar mı? Hristiyanlığın gerçek olmadığını kanıtlar mı? Hiç de değil. Eğer çelişkili bir delil bulmaya can atıyorsanız bu şevkiniz sizin objektifliğinize engel olmasın.
3. Sırf bulgular hristiyanlara karşı tercüme edildiği için hristiyanlığı suçlamada aceleci olmayın.
Bir sonraki bölümde göreceğiniz gibi önemli sorular ve konular bulunmaktadır. Bu sorular ve benzerleri, delilin ne olduğu ve tartışılamaz bir sonuç çıkarılması için nelere dikkat edilmesi hakkındadır.
4. Deliller iki tarafça da kabullenilecek olursa bunun hristiyanlığın gerçek olmadığı sonuçuna varmayın çünkü doğru değildir.
Bu lahitler sadece orda üstünde Kutsal Kitap’ta olan isimlerin yazılı olduğu bir ailenin varlığını gösterdiği anlamına gelir. Bu delildir ama bir çok anlamda açıklanabilir. (aşağıya bakınız) Bunun sonucu hristiyanlığın yalan olduğu mudur? Hiç de değil.
Önemli konular ve sorular;
Aşağıdaki listedeki konuları ve soruları son bulgular konusunda incelemeye değer bulmaktayım.
1. Lahitlerde yazılı olan isimler o devirlerde çok kullanılan isimlerdi.
Princeton Teoloji okulundan Charlesworth elinde ilk yüzyıla ait bir mektup bulunduğunu söyler. Bu mektup İsa adında biri tarafından İsa adında birine yazılmış olup İsa adında biri tarafından da yazıldığına şahit olunmuştur. 2
Bu da İsa adının o zamanlar ne kadar moda olduğuna bir örnek sayılabilir. O zaman öbür isimler de moda olamaz mı? Bir düşünün bakın. Meryem adı Kutsal Kitap’ta bir çok kez değişik kadınlar için kullanılmıştır.
Ayrıca eğer hristiyanlık bir kültür içinde doğmuşsa hristiyanların isteyerek kendilerini Romalılara ait şeylerden uzak tutmaya çalışmaları daha mantıklı değil mi? Bu durum da bu isimlerin kullanım hızını arttıracaktır.
"İsa" ve "Yusuf" isimleri o zamanlar çok kullanılan isimlerdi. 1931 yılında Berlin'de arkeolog olan Elezar Levi Sukenik'in bulduğu başka bir lahitin üstünde de aynı yazı yani "Yusuf oğlu İsa" yazısı bulunmaktaydı. Bu lahit İsa ailesine ait diğer isimleri taşıyan başka lahitlerden ayrı bir şekilde tutulmuştu mezarlıkta.3 Konu şudur ki başka arkeologlar üstünde "Yusuf oğlu İsa" yazan başka bir lahit bulmalarıdır.
Birinci yüzyıl Yahudiyesinde yaşamış olan kadınların %25’i Meryem adını taşımaktaydı. 4 Bu da o zamanlar aynı isimlerin o bölgede sıkça kullanıldığına delildir.
2. Lahitlerin üzerine değişik dillerde yazılması; Aramaic, İbranice ve Grekçe (Yunanca)
İsa, Yakup ve Yahuda Aramaic dilinde, Yose (Yusuf) Matta, Maria (Meryem) İbranice ve son olarak Marianmene e Mara (medeleli Meryem) Grekçe yazılmıştır. Eğer bu mezarlar İsa’nın ailesinin olsaydı niye yazılar değişik dillerde yazılmıştı?
Bu acaba değişik kişilerin değişik zamanlarda buraya gömüldüğü anlamına mı gelmektedir? Unutmayın ki o zamanlarda aileler aynı mezarlığı nesiller boyu kullanmaktaydılar. Öyleyse değişik dillerle yazılmaları ve aynı aileden oldukları için DNA benzerliği olması doğal bir sonuç olmaz mı? Aşağıda 4 numaralı konuya bakınız lütfen.
3. İsa’dan önce 1. ile İsa’dan sonra 1. yıllarına ait yazılar
Harvard Üniversitesi Yakın Doğu dilleri ve medeniyetleri Bölümü profesörü Frank Moore Cross Discovery Haber'e sunu soyledi; "Yazılar Herodian zamanına (İsa’dan önce 1 ile İsa’dan sonra 1) aittir. Kireç taşından lahit kullanımı ve yazı stili bu doneme aittir." 5
Bu önemli bir noktadır zira Kutsal Kitap İsa’nın yaşamının 33 yılına kadar kayıt etmiştir. Eğer İsa yaşamaya devam etmiş ve evlenmiş çoluk çocuk sahibi olduysa bunu 33 yaşından sonra yapmıştır. Eğer İsa I.S 50 yıllarında ölmüş olsa, O'nun kemiklerinin I.O. birinci yıla ait yazılar olan bir lahite gömülmesini nasıl açıklayabiliriz? Yazılar I.S. 33’e ait olması gerekmez mi? Bu, bulunan lahitlerin İsa’nın ailesine ait olmadığı konusunda gayet sağlam bir delildir.
4. Aileler genelde doğup büyüdükleri yerde gömülürlerdi.
Bu durumda İsa’nın mezarı Kudüs de değil Nasıra'da olurdu. İsa, Nasıralı İsa olarak bilinirdi. Eğer bu mezar gerçekten Kutsal Kitap’taki İsa’ya ait ise niçin Nasıra yerine başka bir yerdeydi? Bu Yahudi gelenek ve göreneklerine tamamıyla aykırı bir şeydi.
Ayrıca eğer bulunan mezar Yeni ahitteki İsa olsaydı Lahit üzerine "Nasıralı İsa" ya da "Yusuf oğlu Nasıralı İsa" yazılmaz mıydı?
Yahudi Yasaları’na göre ölen kişi iki gün içinde gömülmeliydi. bu yüzden doğduğu kentte gömülmemiş olabilirdi. Ancak beden çürüyüp sırf kemikler kaldığında bunun yerini değiştirmek olasıydı. Bulunan lahitlerde sadece kemik bulunduysa niye Nasıra'da değil de Kudüs de bulundu?
5. Aynı lahit nesiller boyu olan kemikleri taşımada kullanılmıştı.
İki nolu kısımda aynı lahitin bir sürü nesil için kullanılacağını anlatmıştık. Altı nesil bile bulunması olasıydı. Bu da bu lahitlerde bulunan artıkların Mesih’in ölümünden çok sonra gelen bir nesle ait olabileceğini gösterir. Bu da genetik olarak aile ile ilgisi olmayan ama evlilik yolu ile aileye katılmış olanların bu mezara eklenmiş olabileceği olasılığıdır ki mezarda değişik dillerin kullanımını da açıklar. Lahitteki artıkların birbirine genetik olarak yakın olması bu mezarın İsa'ya ait bir mezar olduğunu kanıtlayamaz. Sadece ordakilerin birbirine genetik olarak yakın olduğunu gösterir. O lahitteki buluntuların genetik olarak İsa Mesih'e atfedilmesi olanaksızdır. En fazla öyle olduğunu farz edebilirler ama farz etmek delil değildir.
6. İsa’nın ailesi fakirdi. Yusuf marangozdu ve böylesine şatafatlı bir gömülmenin masrafının altından kalkamazdı.
Bir mezara ve değişik lahitlere sahip olmak çok pahalı bir şeydi. Yusuf bir marangozdu ve İsa mesleğini babasından öğrenmiş olabilirdi. Marangozlar zengin insanlar değildi. Böylesine pahalı bir mezarı ve içindeki lahitleri İsa’nın ailesi nasıl karşılayabilirdi? Bu yüzden bu mezarın İsa’nın mezarı olabileceği düşüncesi pek mantıklı değildir. Hatta olmadığına delil olabilir.
7. Var olan belgelere (İncil) ne demeli?
İncil’deki müjdeler (ilk dört kitap) yazıldığı tarihteki kültüre, yere zamana uygun tarihsel belgelerdir ve çok iyi korunmuştur. Eğer İsa ölümden dirilmediyse İncil’deki belgelemeye ne demeli? Bunlar sahte mi? Bunlar yalan dolan mi? Yoksa tarihsel doğru belgeler mi?
İncil’deki müjdelerde yazılı olan olaylara gözleri ile şahit olmuş insanların yazıları lahitlerde isimleri yazılı insanlardan daha az mi değer taşımaktaydılar? Elbetteki İncil’de yazılı olanların yalan olduğu konusunda elle tutulur deliller gerekmektedir.
8. Eğer lahitlerdeki isimleri geçerli kılmak için Kutsal Kitap’taki yazılar kullanıldıysa, İsa’nın ölümden dirildiğini ispatlamada niye kullanılamasın?
Lahitteki yazıların ispatında Kutsal Kitap’ı kullanan kişilerin İsa’nın dirilişini reddetmelerinde büyük bir çelişki yok mudur? İsimleri kabul edip olayları reddetmek doğru mudur? Bu acaba delilleri inceleyen kişilerin önyargılarının mucizeleri kabullenememelerinden mi kaynaklanmaktadır? Öyleyse delillere olan inanç zorlama bir inançtır ve deliller bu inancın ışığı altında açıklanmaktadır.
9. Filipus’un işleri
Filipus’un işleri kitabında kullandığı "Mariamene" kelimesi bir çok araştırmacı tarafından Mecdelli Meryem olarak yorumlanmıştır. Bu yüzden lahitteki yazı da bu eski belgeye dayanılarak böyle çevrilmiştir. Ancak en eski Filipus’un işleri kitabı öndördüncü yüzyıla dayanır ve bu kopya dördüncü yüzyıla ait bir yazıdan alınmıştır. 5 Bu kitap ne derece güvenilir bir kitaptır? " Bu kitaptaki yazılar genelde dördüncü veya beşinci yüzyıla ait fantazi olup mucizeleri ve akıllı konuşmaları iceren bir kitap olarak Filipus'un bir çok taraftar kazanmasına yardımcı olmuştur." 6 Öyleyse fantaziye dayanan bu yazıyı İsa’nın Mecdelli Meryem ile evlenmesinde sağlam bir delil olarak mi sayacağız?
10. İsa’nın bir aileye sahip olduğu niçin bugüne dek hiç bir güvenilir kaynakta bildirilmemiştir?
Bu sessizlik tartışmasıdır ve iyi bir tartışma değildir. Yine hiç bir tarihi bulgu bugüne dek İsa’nın evlenip aile sahibi olduğuna değinmemiştir. Eğer İsa önemli bir insan idiyse ve Kutsal Kitap’ın yazılarına aykırı bir şekilde aile sahibi olduysa, bugüne dek nasıl olur da bu konuda hiç bir güvenilir kaynak bulunamamıştır?
Eğer İsa’nın bir oğlu olup da İncil’in yazıldığı 40’li 60’li yıllarda İsrail’de dolanmış olsaydı bunu Yuhanna kaleme almaz mıydı? Ortalıkta dolaşan İncil müjdesine karşılık Yahudiler ve Romalılar “hey İsa Kudüs’te eşi ve oğluyla yaşıyor" diyerek bunları yalanlamazlar mıydı?
Ayrıca İncil müjdesi yayılmaya başladıktan sonra, İsa’nın sözde oğlu hala hayattayken, (Yahudi ya da Romalı) birileri çıkıp İsa’nın bir çocuk sahibi olduğunu belgeleyip İncil müjdesinin yayılmasını engellemeye çalışmaz mıydı? Ne de olsa Yahudilerin ve Romalıların Hristiyanlığın yayılmasını önlemek için geçerli nedenleri vardı. Öyleyse niye bu oğulun varlığı hakkında tek bir yazı/belge bulunmamaktadır?
11. Hristiyanlığı eleştirenler, karşıt olanlar, İsa’nın bedenini niye ortaya çıkarmadılar?
Bu bir öncekine benzeyen bir konu. İsa eğer evlenip çocuk sahibi olduysa, Yahudiler ve Romalı liderler İsa’nın dirilişine olan inancın ( ki bu hem teolojilerine hem de sosyal yaşamlarına aykırıydı) yayılmasını istemediklerine göre, niye bunun herhangi bir belgesi bulunmamaktadır ve İsa’nın bedenini niye ortaya çıkarıp "bakın işte İsa hala ölü" dememişlerdir? Eğer İsa gerçekten yaşıyor olsaydı İncil’in ve havarilerin işleri kitaplarının belgelenmesinden çok önce buna bir çözüm bulmazlar mıydı?
12. İsimlerin istatistiksel analizi
O günlerde hangi isimlerin gözde olup olmadığını nasıl biliyorlardı? İstatistiksel bir analiz yapıldığında bunu sormak gerekmez mi? Yusuf, İsa, Meryem bunlar o günlerde çok kullanılan isimlerdi. Hristiyanlık ilerledikçe insanların bu isimleri imanlarına olan saygıdan dolayı almaları doğal bir şey olmaz miydi?
İstatistikler insanların kendi çıkarları için değişime uğrayabilir. Bu istatistiklerin bu akibete uğramış olduğunu söylemiyoruz ama o günlerde bu isimlerin ne kadar çok kullanıldığı hakkında ciddi bir araştırma yapılmalıdır.
Eğer istatistiksel analiz bu olayın olma olasılığının nerdeyse hiç olduğunu gösterdiğini farz edelim, böyle bir durumda bile bu istatistik o lahitte yatanın İsa olduğunu kanıtlamaz. Zira daha açıklanması yanıtlanması gereken daha bir çok soru bulunmaktadır.
13. Karşıt açıklama
Arkeologlar bu mezarın İsa'ya ait olmadığını söylemektedirler. "1996 da BBC aynı konuda kısa bir belgesel yayınladı ve arkeologlar bu iddialara meydan okudular. Bu bölgeyi ilk inceleyen arkeolog Amos Kloner "Bu mezarın İsa'ya ait olması arkeolojik standartlara uygun olmamakla birlikte TV için kazanç getiren iyi bir film malzemesi oluşturmaktadır.... Burası Kudüs’teki normal orta sınıf bir mezar mağarasıdır.... Kutulardaki isimler o zamanki Yahudiler arasında kolaylıkla bulunabilen isimlerdir. .. Kloner’in raporuna göre bu mağara büyük olasılıkla Common Era denilen zamana ait 3-4 neslin bulunduğu bir mezardır. Burası daha önce yağmaya uğramıştır. Kutulardaki isimler birinci yüzyılda çok sık rastlanan isimlerdir. ( Kudüs’teki kadınların %25’nin adı Meryem ya da bu isme benzeyen isimlerdi)" 7
İsimlerin yanlış okunması? Kudüs'teki Kutsal Toprak Üniversitesindeki bir öğretim görevlisi olan Pfann kutular üstünde olan "İsa" adının doğru okunduğundan bile emin değildi. Ona göre bu yazı "Hanun" olarak da okunabilirdi. 8
Diğer gömü yerleri; North Carolina Üniversitesinde teoloji bilgini olan James Tabor, Jacobovici'nin görüşlerini destekleyen akademisyen olarak meşhur İsa’nın mezarını Safed şehrine yakın bir yerde bulduğunu yazmıştır. 9
İsa'nın mezarı gerçekten bulundu mu? konusuna benzer konular;
Demre'de 5.yy'a ait Antik Kilise bulundu Demre’de 5′inci Yüzyıldan Kalma Kilise Ortaya Çıkarıldı
Andriake Liman Kenti’ndeki kazılarda M. S. 5. yüzyıldan kaldığı belirlenen bir kilise ortaya çıkarıldı.
Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra -Andirake kazılarının Bizans Sektörü Sorumlusu İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Akyürek, M. S. 5 yüzyılda erken Hristiyanlık dönemine ait olduğu belirlenen Bizans Kilisesi’nin bazilikal planlı olduğunun tespit edildiğini söyledi.
40 metre uzunluğunda, 18 metre genişliğindeki kilisenin avlusunda ve iç bölümünde sütun başlıkların bulunduğunu belirten Akyürek, sütunların üzerinde bulunan haçların ise kilisenin dönemin önemli yapılarından olduğunu kanıtladığını söyledi. Akyürek, kilisenin kuzeydoğusunda birbirine bitişik halde iki şapel bulunduğunu...
İsa'yı çivileyen çiviler bulundu iddiası İsa’yı çivileyen çiviler bulundu iddiası
http://www.hristiyangazete.com/wp-content/uploads/2011/04/crucifixion_nail.jpg
İsa’yı çivileyen çiviler bulundu iddiası
Kudüs’te bulunan 2 bin yıllık iki çivinin Hz. İsa’nın ellerine çakılanlar olduğu öne sürüldü.
KANADALI yönetmen ve araştırmacı Simcha Jacobovici tarafından çekilen ‘The Nails of the Cross/ Çarmıhın Çivileri’ adlı belgesel Hıristiyan dünyasında tartışma konusu oldu. Kudüs’te 1900’lerde bir mağarada bulunan ve Tel Aviv’de arkeoloji laboratuvarında incelenen iki çivinin Hz. İsa’nın çarmıha gerilirken ellerine çakılanlar olduğunu öne süren Jacobovici’in tezine arkeoloji uzmanı Prof. Israel Hershkovitz de destek verdi. Jacobovici “Bu iki çivinin, Romalıların Hz. İsa’yı çarmıha gererken ellerine çaktıkları...
Meryem Anne'nin Mezarı? Arkadaşlar bu sorunun cevabını çok merak ediyorum aslında,çok arastırdım ama bi türlü düzgün bir cevab alamadım...
Meryem Annenimiz'in mezarı Kudüstemi,Efestemi?
Rab in esenliği üstümüzde olsun , Amen
Suriye'de 1200 yıllık kilise bulundu http://www.spiegel.de/img/0,1020,1355631,00.jpg
http://www.spiegel.de/img/0,1020,1355634,00.jpg
Palmira harabeleri
http://www.spiegel.de/img/0,1020,1355638,00.jpg
Suriye'de bulunan en büyük kilise olduğu sanılan binanın temelinin 47'ye 27 metre genişliğinde, sütunlarının 6 metre uzunluğunda, ahşap tavanın 15 metre yüksekliğinde olduğu, kilisenin avlusunda bir amfi tiyatronun bulunduğu belirtildi. Kilisenin kuzeyi ve güneyinde, vaftiz, dini törenler, dua ve diğer ibadetler için kullanıldığı sanılan iki odanın bulunduğu kaydedildi. Suriye'de antik dönemin önemli dini ve ticari merkezi olan, UNESCO tarafından 1980 yılında Dünya Mirası Listesi'ne alınan Palmira, I. yüzyılın ortalarında kervanların geçiş güzergahı üzerinde, Pers İmparatorluğu ve Akdeniz kıyısındaki Romalıların ve...
Bakın cinayetlerin sorumlusu(!) bulundu. Diyalog Diyaloğun çocuklarının cinayetleri bunlar
Kaynak: Yeni Mesaj
Yer: Türkiye
Tarih: 27.4.2007
Türkiye, Türk milleti üzerinde hesap çok… Bu hesapları artık bilmeyen yok. Buna Haçlı dünyasının, yüce medeniyetimizle hesaplaşması diyebilirsiniz. Geçmişte bunun adı Şark projesiydi.
ABD, bu hesaplaşma ve küresel güç oyununu II. Dünya Savaşı sonrasında İngilizleri “ortaklık”tan koparmadan İngilizlerden devraldı. Bu hesap, konjonktüre ve verimlilik esasına göre çeşitli formlara sokuldu… Ancak farklı gibi görünseler de hepsi aynı kuyuya atılan taşlardır.
“Yap–boz”un parçaları
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil