

Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. (Sure 43:44*)* Tüm Türkçe çeviriler Diyanet'e aittir.
Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. (Sure 42:7)
Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. (Sure 28:46)
| Theophilos |
|
Bu filozofun görüşlerine katılıyorum. Kur'an başlangıçta "her kavme kendi içinden bir peygamber gönderildiği" iddiasına ve ilkesine dayanarak İslam dininin de sadece Arap kavmi için gönderildiğini bildirmiştir. |
| Evanjelique |
|
Ama bu soru ve filozof Rosenzweig'ın düşünceleri, İslam karşıtlığı veya düşmanlığı içermemektedir.Çünkü burada aşağı görme/hör görme durumu yoktur.Saygısızlık yoktur filozofun sorusunda... Çok doğal bir tepkiyle ''Hint kültüründen gelmeyen biri neden Hindu olsun veya Japon kültürüne aşina olmayan biri Şintoizm gibi neden tamamen bu kültürlere has mitos ve içerik taşıyan inanç akımlarına kendisi gelsin?'' demeye getirmiştir. |
| Evanjelique |
|
Sonuçta Kuran'da sadece kullanılan dilin Arapça olması üzerinde durulmuyor,elbetteki bulunulan ülkenin/toplumun diline uygun olarak indirilecekti ve o koşullarda da bunun Arapça olması pek tabiydi. Ama 'tevhid dini' olarak bütün insanlığı kapsadığını iddia eden bir inancın,sadece Arap toplumuna hitap edecek biçimde (Kuran'daki Cennet anlatımları,toplumdaki hukuk,miras kuralları vs.) tasvir edilmesinden dolayı,bu coğrafya dışındaki toplum ve topluluklara pek hitap etmeyeceğini düşünüyor ve kendi içinde yaşadığı Avrupa (Almanya/Germen) kültürü ile yetişmiş birine İslam'ın vaat edebilecek,cazip gelecek pek bir yanı olmadığını ifade ediyor filozof Rosenzweig... |