Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal) konusu
2645 kez okundu,
14 kez cevaplandı. En son mesaj
Aliriza tarafından gönderildi.
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal) konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2 3
>

30-08-09, 17:42
moderator6
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi
(Carlos Madrigal)
1.) Bütün doktirin tanımları, yalnız Tanrı’nın vahyettiği gerçeğin bir yönünü açıklamaktadır.
2.) Her şeyi Tanrı’nın Egemenliği’ne bağlayan bütün yorumlar doğrudur.
3.) İnsanı her konuda özgür ve hareketlerinden sorumlu gösteren bütün yorumlar da doğrudur.
4.) Her iki yorum ekolu çelişkili gibi görünebilir, ama bu, gerçeğin (paranın) yalnız bir yüzünü göstermelerinden kaynaklanır.
Bir hadise göre, bir çocuk doğmadan önce bir melek, ‘Ya Rab, sefil mi olsun, varlıklı mı olsun?’ diye sorar.Cevabı da kitaba yazar. Sonra, ‘Ya Rab, erkek mi olsun, kadın mı olsun?...’ Aynı şekilde melek ahlaki davranışı, mesleği, ömrü ve mal varlığının ne olacağını sorup yazar. Son olarak Tanrı meleğe şöyle der: ‘Kitabı mühürle; öyle ki, ne bir şey eklensin ne de çıkarılsın!’ Başka bir hadiste ise şöyle yazar: Dünyaya gelmiş geçmiş canlardan, kaderi cennet veya cehennem olsun, Tanrı tarafından sonu belirlenmemiş kimse yoktur.
Hepimizin, ‘Yaşamın anlamı nedir?’ ya da ‘Hayatımızda bütün olup bitenlerin sorumlusu kimdir?’ gibi çeşitli konularda aklını kurcalayan sorular vardır. Bu konudaki görüşlerimiz yetişme tarzımızdan, toplumumuzun düşünce kalıplarından oluşabilir. Ama yine de anlam veremediğimiz hayatın ‘beklenmeyenleri’ karşısında cevaplar ararız. Olaylar karşısında gösterilen tepkiler farklıdır. Kimisi batıl inançlara sarılır, kimisi ‘kaderine’ boyun eğer, kimisi ise isyan eder.
Kutsal Kitap’ın açıklamalarını kabul ettiğimizde yalnızca iki yanıtın olduğunu görürüz: ‘Tanrı her şeyin nedenidir!’ ya da ‘İnsan her şeyin sorumlusudur...’ Her iki görüşün taraftarları da sonuna kadar haklılıklarını savunmaya hazırlar.
Konuya hangi konudan yaklaşırsak yaklaşalım farklı düşünenler, cevaplanması zor itirazlar sunabilirler. İnsanın ‘özgür iradesini’ savunanlar, ‘kör talih’ taraftarları dedikleri (kör talih: ‘fatalizm), yani kaderci görüşte olanlar şu eleştiriyi getirirler: ‘Eğer Tanrı insanın kaderine mutlak suretle Kendisi karar verirs, insan onun elindeki bir kukladır ve hareketlerinden sorumlu tutulması haksızlıktır. Tanrı’nın ‘şartsız egemenliği’ düşüncesini savunanlar ise ‘kibirli ve asi’ diye adlandırdıkları diğer düşüncedeki kişilere şu eleştiriyi yöneltirlerf: ‘Eğer insan kendi kendine Tanrı’ya dönmeye karar verebiliyorsa, demek ki, kendi kurtuluşuna bir şey katabiliyor. Bu, kurtuluşun insanın başarısı olmadığı gerçeğine ters düşer... Ve daha da kötüsü; insan bütün kararlarında % 100 bağımsız ise, insan ilk günahı işlerken durum Tanrı’nın denetiminden kaçmıştır ki bu, O’nun evreni yönetmekten aciz olduğu anlamına gelir. Böylece Tanrı insanın kuklası olmuş olur... İşin içinden nasıl çıkacağız?
Aslında gerçek konu şu: Kutsal Kitap’ta ‘seçilmişlik’tenve ‘önceden belirleme’den açıkça söz ediliyor:
‘Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti’ (Romalılar 8:30).
Dolayısıyla tartışma böyle bir konunun İncil inancına uyup uymadığı üzerine değil, bunun doğru anlamı ve yorumunun ne olduğu üzerinedir. Diğer taraftan İncil insana ‘özgürlük’ bildirisini anlatır:
‘Kardeşler, siz ÖZGÜR olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın’ (Galatyalılar 5:13).
‘ÖZGÜR insanlar olarak yaşayın, ancak özgürlüğünüzü kötülük yapmak için bahane etmeyin. Tanrı’nın kulları olarak yaşayın’ (1.Petrus 2:16).
Demek ki, kötüye kullanılabilecek derecede ‘bağımsız’ bir özgürlük vardır! Böylece tartışma insan özgürlüğü (ve dolayısıyla yükümlülüğü) üzerine değildir; tartışma konusu bu özgürlüğün Tanrı’nın Egemenliğiyle nasıl bağdaştığı ve insanın kaderini ne dereceye kadar kendisinin belirlediğidir. Öyleyse Kutsal Kitap gerçeğine yakışan görüş hangisidir?
Hristiyanlıkta (özellikle protestanlıkta) ileri sürülen farklı görüşlerin savlarını sıraya koymaya çalışalım:
1.Evrenselcilik (Universalizm): Bu görüşe göre Mesih İsa herkes için öldüğünden, herkes kurtulacaktır. Bunun Kutsal Kitap’a aykırı bir görüş olduğuna kuşku yoktur.
2.Pelagiusçuluk: Bu, Pelagius’un görüşüdür. Buna göre insan doğası günahla bozulmadığı için kurtuluşunu kendi çabasıyla kazanabilir. Hristiyan mezheplerinden hiçbiri bu görüşü asla savunmamıştır.
3.Arminianizm: Pelaiusçuluk ve Augustinusçuluk arasında bir yerdedir. Temel görüşleri şöyle özetlenebilir:
a.) Mesih İsa bütün insanlar için öldü.
b.) Kurtuluş armağanı bütün insanlara sunulmaktadır.
c.) İnsan kurtuluş davetini kabul etme ya da reddedilme hakkına sahiptir.
d.) İnsan, Kutsal Ruh’un etkisine ve gücüne karşı koyabilir
e.) Kurtuluşa kavuşmuş insanlar, kurtuluşlarını yitirebilirler.
Ana düşünce şudur: Kurtuluş ve kutsallaşma sürecinde Tanrı’nın lütfu ve insan gayreti beraber çalışırlar. İnsan doğası ilk günahtan sonra bozuldu (hastalandı), ama tamamen yozlaşmadı (irade ögzürlüğünü yitirmedi). Bu nedenle Tanrı çağrısına cevap verecek yapıya sahiptir. Her ne kadar kendi çabasıyla kurtuluşu hak etmiyorsa da...
4. Calvinizm: İçinde geniş bir yelpazede farklı görüşler barındırdığı halde, temel düşünceler şöyle özetlenebilir:
a.) Asli günah nedeniyle insan doğası Tanrı’yı hoşnut etmekten tamamen yoksundur (tümüyle yozlaşmıştır) ve bütün insanlar doğal halleriyle cehennemi hak ederler.
b.) Tanrı mutlak egemenliği uyarınca kimi insanları kurtulmaları için (cennete gitmeleri için) ezelden beri belirledi, kimilerini ise doğal haline terk etti (yani cehenneme giderler).
c.) İsa Mesih günahları bağışlatan kurban (kefaret) olarak yalnız seçilenler için öldü.
d.) Kutsal Ruh kefaretin etkisini seçilenler için etkin kılar. Seçilenler, Kutsal Ruh’un bu işleyişini sağlayamaz, aynı zamanda buna (lütfa) karşı da koyamazlar..
e.) Bütün seçilenler Tanrı’nın gücüyle korunur ve kurtulurlar (mutlaka cennete giderler).
Bunları okurken eminim ki, kimi açıklamalar karşısında içinizden, ‘Olamaz böyle bir şey’; ya da bir başkasını okurken, ‘İşte doğrusu bu olmalı’ demişsinizdir. Ne var ki, tepkimiz doğru olsa da, teolojide gerçeği gerçek kılan şey, düşüncelerimize uyan ya da aklımıza yatan görüşler değil, Tanrı’nın Sözü’nün açıklamalarıdır. Öyleyse, Tanrı Sözü bu konuda ne diyor diye sormalı ve Kutsal Kitap’ın düşüncelerimizi şekillendirmesine izin vermeliyiz.
Doğrusunu isterseniz (acizane görüşümü söylüyorum), Kutsal Kitap’ta Arminianizm’e ya da Calwinizm’ % 100 uyan bir teolojik sistem yoktur. Diğer taraftan her iki teolojik sistemi destekler görünen çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu görüşlerden birini benimseyen taraf genellikle farklı görüştekilerin sunduğu ayetleri ikincil bir öneme ya da ‘farklı’ bir anlama sahip olarak gösterir. Ne yazık ki, bu davranış Tanrı gerçeğine hizmet etmez ve Kutsal Kitap’ı istediğimiz tarafa çekebiliriz tarzında yanlış bir izlenim yaratır. Aslında her ‘iki’ tarafta Hristiyanlık tarihi boyunca farklı görüşleri savunan son derece saygıdeğer teologlar olmuştur. Bunların temel amacı mutlaka her şeyden çok Tanrı gerçeğine hizmet etmek ve Tanrı Sözü’nü onurlandırmak olmuştur. Görüşlerine saygı duymalıyız.
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)

31-08-09, 09:39
leroux
Tamam da, seçilmişliğin tam olarak mantığını anlayamıyorum ? Yani, biri seçiliyor, diğeri seçilmiyor, burada çelişki yok mudur, Rab'den çekinerek söylüyorum ama, adaletsizlik yok mudur ?
Yoksa, arminianizm de belirtildiği gibi, kurtuluş daveti bütün insanlara yapılmıştır ve bu daveti kabul edenler mi seçilmiştir, seçilmişlik bu mudur ?
yada Calvinizm'de belirtildiği gibi, kader mantığımıdır olay?
Tanrı önceden belirlediğini istediğini Egemenliğe sokuyor, istemediğini almıyor gibi bir durum var Calvinizm'de ve sık sık eleştirdiğim İslam'daki kader mantığıyla aynı.
Arminianizm daha mantıklı geldi bana...
Yönetim Notu:Bu konuda sitemizin şu veya bu doğrudur gibi bir görüşü yoktur. İlgili yazıda tüm görüşler belirtilmiş. İki görüşü de araştırmanız gerekmektedir.
Sadece şu kesin bir gerçektir ki hangi görüşte olursanız olur gerçekten iman edecek kişilerin Tanrı tarafından özel olarak çekilmesi söz konusudur. Diğer taraftan da kişiler Özgür İradeleri ile seçim yaparlar öyle ki sonuçlarından sorumlu olabilsinler.
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)

02-09-09, 01:43
Evanjelique
Yönetimin dediği gibi 'Seçilmişlik' öğretisi Kutsal Kitap ve Kutsal Kilise'nin öğretisiyle çelişmez, ama ''Seçilmişlik'' ile ''Çifte Seçilmişlik'' kavramları birbirinden çok farklı, ayrı şeylerdir.
İsa Mesih belli bir zümre veya seçilmişler için değil,tüm insanlık için çarmıha gerilmiştir.
Aynı şekilde İsa ''Gidin,bütün ulusları Baba,Oğul ve Kutsal Ruh adına vaftiz edin'' diyor,aksi halde 'Sadece seçilmişleri vaftiz edin' derdi..
Her bir insan için tövbe ve kurtuluş şansı vardır.
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)

02-09-09, 22:49
huzurlu
|
|
Evanjelique
|
Yönetimin dediği gibi 'Seçilmişlik' öğretisi Kutsal Kitap ve Kutsal Kilise'nin öğretisiyle çelişmez, ama ''Seçilmişlik'' ile ''Çifte Seçilmişlik'' kavramları birbirinden çok farklı, ayrı şeylerdir.
İsa Mesih belli bir zümre veya seçilmişler için değil,tüm insanlık için çarmıha gerilmiştir.
Aynı şekilde İsa ''Gidin,bütün ulusları Baba,Oğul ve Kutsal Ruh adına vaftiz edin'' diyor,aksi halde 'Sadece seçilmişleri vaftiz edin' derdi..
Her bir insan için tövbe ve kurtuluş şansı vardır.
|
|
|
Evanjelique
|
İsa Mesih belli bir zümre veya seçilmişler için değil,tüm insanlık için çarmıha gerilmiştir.
|
Sevgili Evanjelique,
Mesih tüm insanlık için çarmıha gerildiyse tüm insanlığın tüm günahlarının affedilmiş olduğu anlamı çıkmaz mı? Onun kutsal kanının kefaret olamayacağı herhangi bir günah olmadığına göre herkes ayrımsız Tanrı'nın krallığına girme hakkına sahip olmuştur sonucu çıkacaktır.
Şimdi diyeceksinizki bu imanınıza bağlı! Bu durumda da şu sorun ortaya çıkıyor:
Ben iman edersem (ki bunun tamamen benim özgür irademle olduğu tezini işilyoruz) mesihin kanının günahlarıma kefaret olacağı, iman etmezsem mesihin benim için çarmıha gerilmiş olmasının bir anlamı olmayacağı, bir anlamda kefaretinin geçersiz olacağı düşüncesi onun Tanrısal iradesine gölge düşürmez mi?
Diğer bir sorun da şudur: Kişinin iman etmesini sağlayacak dinamikler nelerdir?
Şimdi ben iman ettim. Aklımı kullandığım için mi aceba? Benden daha zeki olup da iman etmemiş insan yok mu dersiniz?
Ayrıca:
Günaha tutsak bir insan nasıl olur da iman edebilir?
Mesihin kefareti sadece orijinal günahı ortadan kaldırdı diyorsanız ki buna kanıt göstermenizi rica edeceğim, şu durumda doğan her bebeğin günah içinde doğduğu öğretisi hakkında da konuşmamızda fayda olacak :)
Kutsal kitapdan ayet vermedim çünkü her iki görüşü de destekleyecek çok sayıda ayetler var. Seçmek ayıklamak yöntemi doğru olmazdı diye düşündüm.
Bu konu üzerinde biraz duralım derim sevgili Evanjelique.
Sevgiler
Huzurlu
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)

02-09-09, 23:24
Titus
|
|
moderator6
|
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi
(Carlos Madrigal)
1.) Bütün doktirin tanımları, yalnız Tanrı’nın vahyettiği gerçeğin bir yönünü açıklamaktadır.
2.) Her şeyi Tanrı’nın Egemenliği’ne bağlayan bütün yorumlar doğrudur.
3.) İnsanı her konuda özgür ve hareketlerinden sorumlu gösteren bütün yorumlar da doğrudur.
4.) Her iki yorum ekolu çelişkili gibi görünebilir, ama bu, gerçeğin (paranın) yalnız bir yüzünü göstermelerinden kaynaklanır.
Bir hadise göre, bir çocuk doğmadan önce bir melek, ‘Ya Rab, sefil mi olsun, varlıklı mı olsun?’ diye sorar.Cevabı da kitaba yazar. Sonra, ‘Ya Rab, erkek mi olsun, kadın mı olsun?...’ Aynı şekilde melek ahlaki davranışı, mesleği, ömrü ve mal varlığının ne olacağını sorup yazar. Son olarak Tanrı meleğe şöyle der: ‘Kitabı mühürle; öyle ki, ne bir şey eklensin ne de çıkarılsın!’ Başka bir hadiste ise şöyle yazar: Dünyaya gelmiş geçmiş canlardan, kaderi cennet veya cehennem olsun, Tanrı tarafından sonu belirlenmemiş kimse yoktur.
Hepimizin, ‘Yaşamın anlamı nedir?’ ya da ‘Hayatımızda bütün olup bitenlerin sorumlusu kimdir?’ gibi çeşitli konularda aklını kurcalayan sorular vardır. Bu konudaki görüşlerimiz yetişme tarzımızdan, toplumumuzun düşünce kalıplarından oluşabilir. Ama yine de anlam veremediğimiz hayatın ‘beklenmeyenleri’ karşısında cevaplar ararız. Olaylar karşısında gösterilen tepkiler farklıdır. Kimisi batıl inançlara sarılır, kimisi ‘kaderine’ boyun eğer, kimisi ise isyan eder.
Kutsal Kitap’ın açıklamalarını kabul ettiğimizde yalnızca iki yanıtın olduğunu görürüz: ‘Tanrı her şeyin nedenidir!’ ya da ‘İnsan her şeyin sorumlusudur...’ Her iki görüşün taraftarları da sonuna kadar haklılıklarını savunmaya hazırlar.
Konuya hangi konudan yaklaşırsak yaklaşalım farklı düşünenler, cevaplanması zor itirazlar sunabilirler. İnsanın ‘özgür iradesini’ savunanlar, ‘kör talih’ taraftarları dedikleri (kör talih: ‘fatalizm), yani kaderci görüşte olanlar şu eleştiriyi getirirler: ‘Eğer Tanrı insanın kaderine mutlak suretle Kendisi karar verirs, insan onun elindeki bir kukladır ve hareketlerinden sorumlu tutulması haksızlıktır. Tanrı’nın ‘şartsız egemenliği’ düşüncesini savunanlar ise ‘kibirli ve asi’ diye adlandırdıkları diğer düşüncedeki kişilere şu eleştiriyi yöneltirlerf: ‘Eğer insan kendi kendine Tanrı’ya dönmeye karar verebiliyorsa, demek ki, kendi kurtuluşuna bir şey katabiliyor. Bu, kurtuluşun insanın başarısı olmadığı gerçeğine ters düşer... Ve daha da kötüsü; insan bütün kararlarında % 100 bağımsız ise, insan ilk günahı işlerken durum Tanrı’nın denetiminden kaçmıştır ki bu, O’nun evreni yönetmekten aciz olduğu anlamına gelir. Böylece Tanrı insanın kuklası olmuş olur... İşin içinden nasıl çıkacağız?
Aslında gerçek konu şu: Kutsal Kitap’ta ‘seçilmişlik’tenve ‘önceden belirleme’den açıkça söz ediliyor:
‘Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti’ (Romalılar 8:30).
Dolayısıyla tartışma böyle bir konunun İncil inancına uyup uymadığı üzerine değil, bunun doğru anlamı ve yorumunun ne olduğu üzerinedir. Diğer taraftan İncil insana ‘özgürlük’ bildirisini anlatır:
‘Kardeşler, siz ÖZGÜR olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın’ (Galatyalılar 5:13).
‘ÖZGÜR insanlar olarak yaşayın, ancak özgürlüğünüzü kötülük yapmak için bahane etmeyin. Tanrı’nın kulları olarak yaşayın’ (1.Petrus 2:16).
Demek ki, kötüye kullanılabilecek derecede ‘bağımsız’ bir özgürlük vardır! Böylece tartışma insan özgürlüğü (ve dolayısıyla yükümlülüğü) üzerine değildir; tartışma konusu bu özgürlüğün Tanrı’nın Egemenliğiyle nasıl bağdaştığı ve insanın kaderini ne dereceye kadar kendisinin belirlediğidir. Öyleyse Kutsal Kitap gerçeğine yakışan görüş hangisidir?
Hristiyanlıkta (özellikle protestanlıkta) ileri sürülen farklı görüşlerin savlarını sıraya koymaya çalışalım:
1.Evrenselcilik (Universalizm): Bu görüşe göre Mesih İsa herkes için öldüğünden, herkes kurtulacaktır. Bunun Kutsal Kitap’a aykırı bir görüş olduğuna kuşku yoktur.
2.Pelagiusçuluk: Bu, Pelagius’un görüşüdür. Buna göre insan doğası günahla bozulmadığı için kurtuluşunu kendi çabasıyla kazanabilir. Hristiyan mezheplerinden hiçbiri bu görüşü asla savunmamıştır.
3.Arminianizm: Pelaiusçuluk ve Augustinusçuluk arasında bir yerdedir. Temel görüşleri şöyle özetlenebilir:
a.) Mesih İsa bütün insanlar için öldü.
b.) Kurtuluş armağanı bütün insanlara sunulmaktadır.
c.) İnsan kurtuluş davetini kabul etme ya da reddedilme hakkına sahiptir.
d.) İnsan, Kutsal Ruh’un etkisine ve gücüne karşı koyabilir
e.) Kurtuluşa kavuşmuş insanlar, kurtuluşlarını yitirebilirler.
Ana düşünce şudur: Kurtuluş ve kutsallaşma sürecinde Tanrı’nın lütfu ve insan gayreti beraber çalışırlar. İnsan doğası ilk günahtan sonra bozuldu (hastalandı), ama tamamen yozlaşmadı (irade ögzürlüğünü yitirmedi). Bu nedenle Tanrı çağrısına cevap verecek yapıya sahiptir. Her ne kadar kendi çabasıyla kurtuluşu hak etmiyorsa da...
4. Calvinizm: İçinde geniş bir yelpazede farklı görüşler barındırdığı halde, temel düşünceler şöyle özetlenebilir:
a.) Asli günah nedeniyle insan doğası Tanrı’yı hoşnut etmekten tamamen yoksundur (tümüyle yozlaşmıştır) ve bütün insanlar doğal halleriyle cehennemi hak ederler.
b.) Tanrı mutlak egemenliği uyarınca kimi insanları kurtulmaları için (cennete gitmeleri için) ezelden beri belirledi, kimilerini ise doğal haline terk etti (yani cehenneme giderler).
c.) İsa Mesih günahları bağışlatan kurban (kefaret) olarak yalnız seçilenler için öldü.
d.) Kutsal Ruh kefaretin etkisini seçilenler için etkin kılar. Seçilenler, Kutsal Ruh’un bu işleyişini sağlayamaz, aynı zamanda buna (lütfa) karşı da koyamazlar..
e.) Bütün seçilenler Tanrı’nın gücüyle korunur ve kurtulurlar (mutlaka cennete giderler).
Bunları okurken eminim ki, kimi açıklamalar karşısında içinizden, ‘Olamaz böyle bir şey’; ya da bir başkasını okurken, ‘İşte doğrusu bu olmalı’ demişsinizdir. Ne var ki, tepkimiz doğru olsa da, teolojide gerçeği gerçek kılan şey, düşüncelerimize uyan ya da aklımıza yatan görüşler değil, Tanrı’nın Sözü’nün açıklamalarıdır. Öyleyse, Tanrı Sözü bu konuda ne diyor diye sormalı ve Kutsal Kitap’ın düşüncelerimizi şekillendirmesine izin vermeliyiz.
Doğrusunu isterseniz (acizane görüşümü söylüyorum), Kutsal Kitap’ta Arminianizm’e ya da Calwinizm’ % 100 uyan bir teolojik sistem yoktur. Diğer taraftan her iki teolojik sistemi destekler görünen çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu görüşlerden birini benimseyen taraf genellikle farklı görüştekilerin sunduğu ayetleri ikincil bir öneme ya da ‘farklı’ bir anlama sahip olarak gösterir. Ne yazık ki, bu davranış Tanrı gerçeğine hizmet etmez ve Kutsal Kitap’ı istediğimiz tarafa çekebiliriz tarzında yanlış bir izlenim yaratır. Aslında her ‘iki’ tarafta Hristiyanlık tarihi boyunca farklı görüşleri savunan son derece saygıdeğer teologlar olmuştur. Bunların temel amacı mutlaka her şeyden çok Tanrı gerçeğine hizmet etmek ve Tanrı Sözü’nü onurlandırmak olmuştur. Görüşlerine saygı duymalıyız.
|
Kardeşler, siz ÖZGÜR olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın’ (Galatyalılar 5:13).
‘ÖZGÜR insanlar olarak yaşayın, ancak özgürlüğünüzü kötülük yapmak için bahane etmeyin. Tanrı’nın kulları olarak yaşayın’ (1.Petrus 2:16).
Verdiğiniz iki ayetin Tanrı'nın önceden belirleme,şartsız seçilmişlik öğretisiyle çelişen herhangi bir yanı bulunmamaktadır.Galatyalı ların bahsedilen bölümü ve 1.petrusun bahsedilen bölümü herhangi birşekilde seçilmişliğin aksini söylememektedir.Tam tersi kutsal kitabın tamamında seçilmişlik son derece açıktır,nettir.Kutsal kitaptaki tüm ayetleri burada yazmamın gerekmediğini düşünüyorum,bunun yerine birkaç ayetle cevap vermek istiyorum,
Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba`dan ne dilerseniz size versin.
Yuhanna 15:16
Gördüğümüz gibi Tanrı açıkça,bizlerin değil onun bizi seçtiği söylemektedir.Eğer onu seçebilme gücümüz olsaydı günah işlememe gücümüzde olurdu.Bu mümkün değildir,RAB olmadan hiçbirşey yapamayız.Onun lutfu karşılıksızdır.
O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih`te seçti.
Efesliler 1:4
Gördüğünüz gibi dünyanın kuruluşundan önce rabbimizin lutfuyla seçildik,herhangi bir şekilde iyi işlerimiz için,yaptıklarımız için,gül yüzümüz için seçilmedik.Bu seçilmişliği birey olarak seçebilme hakkımız yoktur.Bunu tanrı karşılıksız vermektedir.
Pavlusta aynı şeyi birçok kez söyledi,
Tanrı`nın seçtiği kişilerin iman etmeleri, Tanrı yoluna uygun gerçeği anlamaları için Tanrı`nın kulu ve İsa Mesih`in elçisi atanan ben Pavlus`tan selam!
Titus 1:1
Bu ayette herhalde madem iman edicekler,neden müjdeyi yayalım gibi sorulara cevap olabilir;
Ama iman etmedikleri kişiye nasıl yakaracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar?
Romalılar 10:14
Arminianizm:Bu görüşede cevap vermek istiyorum kısaca..
a.) Mesih İsa bütün insanlar için öldü (iddiası)
cevap:Bunun içindir ki, seçilmişler uğruna her şeye dayanıyorum. Öyle ki, onlar da sonsuz yüceliğin yanısıra Mesih İsa`da olan kurtuluşa kavuşsunlar.
2. Timoteos 2:10
Sanırım timoteos'taki ayet "b" şıkkı içinde cevap olmuştur..
c.) İnsan kurtuluş davetini kabul etme ya da reddedilme hakkına sahiptir.(iddiası)
Hayır değildir: Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.
Matta 24:24
Altı çizili ayette olduğu gibi elerinden gelse seçilmiş olanlarıda saptıracaklar,ama böyle bir güçleri bulunmamaktadır.Tanrı'nın seçtiklerini aklayan Tanrı'dır..Tanrı'nın gücüne hiçbirşey karşı koyamaz.
d,e şıkları içinde aynıcevap geçerlidir.Esen kalın
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı`nın armağanıdır.
Efesliler 2:8
Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü,Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.
Yeşaya 9:6
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal)
Kutsal Kitap’ın ‘Seçtiği’ Seçilmişlik Öğretisi (Carlos Madrigal) konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2 3
>