kez cevaplandı. En son mesaj
tarafından gönderildi.
21.02.2010 - Olağan Devre - 7. pazar Günü - C
1.Okuma: Yasa'nın Tekrarı 26, 4-10
Mezmur 90
2.Okuma: Röm 10, 8-13
İncil Lk 4,1-13
İsa sınanıyor
Lk 4,1-13 Kutsal Ruh'la dolu olarak Şeria nehrinden dönen İsa, Ruh'un yönlendirmesiyle çölde dolaştırılarak kırk gün süreyle İblis tarafından sınandı. O günlerde hiçbir şey yemedi. Dolayısıyla bu sürenin sonunda acıktı. Bunun üzerine İblis O'na, « mucizeyi yapabilirdi dedi.
İsa ona şöyle karşılık verdi: «`İnsan yalnız ekmekle yaşamaz' diye yazılmıştır.»
Sonra İblis İsa'yı yükseklere çıkararak bir anda O'na dünyanın bütün ülkelerini gösterdi. O'na, «Tüm egemenlik ve görkemleriyle bunları sana vereceğim» dedi. «Bunlar bana teslim edildi, ben de dilediğim kişiye veririm. Bana taparsan, hepsi senin olacak.»
İsa ona şu karşılığı verdi: «`Allah’ın olan Rab'be tap, yalnız O'na kulluk et' diye yazılmıştır.»
İblis O'nu Kudüs'e götürüp tapınağın tepesine çıkardı. «Allah’ın Oğluysan, kendini buradan aşağı at»dedi. «Çünkü şöyle yazılmıştır:`Allah, seni korumaları için meleklerine buyruk verecek.'
Ayağın bir taşa çarpmasın diye seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'»
İsa ona şöyle karşılık verdi: «`Allah’ın olan Rab'bi sınama!' diye buyrulmuştur.»
İnsan yalnız ekmekle yaşamaz
İsa yalnız bir kez değil, bütün yaşamı boyunca sınandı. İkna olmak için İncilleri yeniden okumak yeterlidir. Ve üç sinoptik İncilinin de bize aktardığı çöldeki sınama olayı, yaşamının her gününde karşılaştığı ve zaferle sonuçlandırdığı sınamalarının bir özetidir. Bugün Luka’nın İncilinde okuduğumuz anlatı, İsa’nın yaşamının ve misyonunun şeytan olarak kişileştirilmiş kötülük güçlerine karşı, ölümle değil, dirilişle sonuçlanan zor ve acılı bir savaş gibi okumamız için bir ipucu oluşturuyor. Hıristiyan yaşamamıza örnek olan bir savaş.
Ve her şeyden önce, onu iyi anlamamız için, İncil yazarlarının bize sunduğu fıkra gibi anlatı açısının ötesine gitmemiz gerekir. Şeytanın İsa’yı gerçekten oruç tuttuğu çölden alıp, Tapınağın tepesine götürdüğüne ve yüz metre aşağıdaki uçuruma atlamaya telkin ettiğine inanmak saflık olur. Burada anlatılan üç sınama da, az çok İsrail halkının Mısır’dan çıkışı ve çöldeki uzun yürüyüşü anlatısından esinlenmiştir: uzun yürüyüşü sırasında halk bu sınamalara tabi oldu ve maalesef onlara yenik düştü. İsa’ysa Şeytan’ı yendi.
Gerçi, bu sınamalar nedir? İnsanlığın başından beri her insanın karşılaştığı sınamalardır: eşyalara ve insanlara sahip olmak; varlığın, iktidarın, göstermeliğin sınaması. Yaratılış anlatısı Âdem ve Hava’nın en başından beri bu sınamaya tabi tutulduklarını gösteriyor: Şeytan. "ilâhlar gibi olacaksınız, iyiyi ve kötüyü bileceksiniz," diyor. Ve başarılı oluyor.
İncil yazarlarının anlatısında, İsa aynı sınamaya tabi tutuluyor: az önce vaftiz oldu ve Baba’sından sevgili Oğlu olduğunu duydu. Şeytan ne yapıyor? Onu sınamak için aynı sözleri kullanıyor : "Allah’ın Oğlu isen..." Gerçekten Allah’ın Oğlu için gösteriş yapması, taşları ekmeğe döndürmesi veya Tapınağın tepesinde atlayıp havada uçması, kolay olurdu. Fakat "Allah’ın Oğlu" ibaresinde İsa yalnızca "Oğul" sözcüğünü anımsamak istiyor. Ve bir oğul’un, babasına itaat etmesi gerekir.
"Gerekir" sözcüğü İncil’de çok sık kullanılıyor. İsa, Yeruşalem’e, Çileye doğru yol alıyor, çünkü böyle"gerekir". Petrus, İsa’nın kaderine engel olmak istiyor: hemen kendisine Şeytan dedirtiyor. Vazgeçmekle sınanıyor, fakat dayanması gerekiyor. Ekmeklerin çoğaltılmasından sonra kral yapılmak isteniyor: tek başına çöle çekilip dua ediyor. Getsemani’de de sınamayla karşılaşıyor: yaklaşan Çile’nin arifesinde Baba’sına yalvarıyor : "Olanağı varsa bu kâse benden uzaklaşsın", fakat hemen kendine geliyor : "Benim istediğim değil, Senin istediğin olsun."
Vaftiz gününde ki Baba’sının bildirisinden hemen sonra gelen sınamalar anlatısı, İsa’nın resmi yaşamının gerçek başlangıcıdır. İkilem şudur: bir güç ve itibar Mesihliğine boyun mu eğecek ? Onu iktidara getirmek isteyen taraflarının coşkusuna alet mi olacak? İsa bu görüşü reddediyor. Sınamalar anlatısında bu reddetme Yasalar kitabına dayandırılıyor. Yapması gerekenini orada buluyor: bir oğlun itaatini. İlk okumamızda konu olan şu "Göçmen Arami", İbrahim’in yaptığı gibi. Ur kentinin bu sakinlerinden, Allah "göçmen bir Arami" olmasını istedi. Ve verilen sözün gerçekliliğini kanıtlayan hiçbir şey olmamasına rağmen, bir söze güvenerek İbrahim risk’e girdi ve yollara düştü. İsa aynı şekilde, İbrahim’in oğlu olarak, yürüyecek ve bir Söze, "Sen benin Oğlumsun" sözüne güvenerek tehlikeli bir yaşamın tüm risklerini göze alacaktır.
Oruç Devresi başlıyor. Kırk gün: çıkışlı ve inişli, sevinçli ve üzücü olaylarla dolu, düşüşlü ve kalkışlı bir insan yaşamının simgesi. Ve her anında sınama var. Tıpkı İsa’nın yaşamındaki gibi ve aynı ilaçla: kötülüğün galibine, çocuğa özgü bir güvenle. Çünkü her birimize, vaftizimiz gününde Allah : "Sen benim sevgili oğlumsun" dedi. Hepimize iyi bir Oruç devresi olsun!.
+++++
İnsan yalnız ekmekle yaşamaz
Her yıl, Oruç Devresinin ilk Pazar gününde, İsa’nın çölde sınanması anlatısını dinliyoruz. Anımsayalım. Vaftizinden sonrasındaydı. İsa, Allah’ın Oğlu olarak tanıtılmıştı. Kutsal Ruh onu, bir dua süresi için çöle yönlendiriyor. Baba’sıyla yürek yüreğe bir sürede misyonuna hazırlanacaktır. İnsan olarak kendi sözünü değil, Allah’ın Sözünü bildirecektir. Duası, onun Allah’a ve sevgisine uyarlanmasını sağlayacaktır. Bu kırk gün, bir de oruç zamanı olacaktır. Oruç tutmak tüm değersiz şeylerden kopup, önceliği biricik gerçek hazineye, Allah’ın sevgisine, Sözüne, yaşamımızdaki varlığına vermektir.
İlk sınama aç bir insanın sınamasıdır : "Allah’ın Oğlu isen, şu taşa söyle de ekmek olsun." Tüm İncil bize İsa’nın, insanlığımızı kavgalarına kadar yaşamak için aldığını bildiriyor. Şeytan ona, insanlık durumumuzdan ayrılıp, Baba’sının tasarısından uzaklaşmasını, Allah’ın Oğlu olduğunu kanıtlamasını istiyor. Açlığını gidermek için büyüleyici güçlerini kullanmasını öneriyor. Gerçi, İsa bu mucizeyi yapabilirdi. Fakat bu mucizeyle Allah’ın tasarısı gerçek anlamından saptırılmış olurdu. Ve İsa, Kutsal Yazıyı aktarmakla yetiniyor. "İnsan yalnız ekmekle yaşamaz". İşte, tüketimivar oluşlarının amacı bilen tüketici topluluklarımız için, önemli bir ileti. Maddi ekmekten çok daha doyurucu ve önemli bir besin vardır.
Toplulukta ve Kilise’de sorumlulukları olanlara da bir uyarmadır. Kendi hesabımıza çalışmıyoruz. Görevimizi yararımıza kullanmamalıyız. Hizmetin anlamını yeniden kavramamız acildir. Aç kalabalıkla karşılaşan İsa şöyle diyor : "Kendiniz onlara yiyecek veriniz..."Allah’ı, kardeşlerimizle paylaşarak buluruz. Oruç Devresi bize olanağını sağlayacak. Dünyada üç milyar kadın, erkek ve çocuğun yeteri kadar beslenmediğini biliyoruz. Fakat anlam açlığını, sevgi açlığını, daha insancıl yaşam şartları açlığını, Allah açlığını çekenlerin de olduğunu biliyoruz. Tüm misyonu boyunca İsa bu açlığı giderecek gerçek besini gösterdi.
İkinci sınama : "Bana taparsan, tüm egemenlik ve görkemleriyle bütün bu ülkeleri sana vereceğim." Bunu yapanlar vardır. Gizli öğretilere dayanan satanist tarikatların varlığını biliyoruz. İncil’in ruhuna aykırı başka bir tür din şekli vardır. Fakat daha olağanı para ilahının önünde secdeye varmaktır. Kıyımları ve zulümleriyle iktidar açlığıdır. Bu iktidar yarışması, şiddetler, ailelerde, derneklerde, yaşam ve iş yerlerinde kavgalar yaratıyor. Dikkat etmezsek putların önünde secdeye varmamız çok kolaydır. Konu yaşamımız olduğu yerlerde bu "sahtekârlıkları" tanımayı dileyelim.
Üçüncü sınama : "Tanrı'nın Oğluysan, kendini buradan aşağı at." Şeytan Mezmur 90’ı kullanarak sınamasını sürdürüyor. "Ayağın taşa çarpmasın diye. Seni ellerinde taşıyacaklar..." Bir kez daha Şeytan Kutsal Yazıları kullanıyor. Fakat İsa’nın yanıtı kesindir. Allah’ı zorlamak bize gelmez. Yararına Allah’ı kullanmasını, zorlamasını, reddediyor. Yaşamını kurtarmak için mucizeler yapmak istemiyor. Haç üzerindeyken de istemeyecektir. Bu davranış bize sesleniyor: birçok kez düşüncesizce kendimizi tehlikeye atıyoruz ve bir felaket gelince Allah’a karşı ayaklanıyoruz.
Beslenmek, secdeye varmak, elle taşınmak... Bunlar, beşeri varlığının Şeytanın tuzağına düşünce, çocuk durumuna nasıl gerilediğini açıklayan üç sınamadır. Bütün yaşamımız boyunca biz de çok çekici bu üç sınamayla karşılaşıyoruz. Sınamacı pusuda duruyor ve bizi İncil’den saptırmak için elinden gelenini yapıyor. Fakat RAB bizi yalnız bırakmıyor. Dua ederek, Sözü ve Efkaristiya ile beslenerek, bu sınamaya nasıl galip geleceğimizi gösteriyor. Bu Oruç Devresi boyunca ateşli yaşamımızın kargaşalığından kopmamızı istiyor. Yaşamamıza ancak böyle düzen koyabileceğiz. En önemlisi günaha karşı savaşmak değil, yüreğimizde gerçek sevgiyi geliştirmektir.
Ya RAB şu kırk günlük oruç devresinde sana dönmek istiyoruz. Yaşamımızda, yüreklerimizde, meşguliyetimizde bir yer açmamızı sağla: Senin ve başkaları için bir yer. Bizi çöle getir ve Sözünle yaşamamızı sağla. Kutsal Ruh’un gücüyle seninle savaşmayı ve sınamadan galip çıkmamızı sağla. Amin
D u a
Ya Rab, insanlığımızı sınanmaya kadar yüklenmek istedin.
Yükümlülüklerimizden, güçsüzlüklerimizden,
acılarımızdan, hatta sıkıntılarımızdan kaçınmadın.
Onları, bizi bunaltmamaları için kabullendin.
Bundan böyle, günaha köle olmamamız için,
kötülük ve sınamaya galip geldin.
Âdem dayanamamıştı ve bizi seni görmekten mahrum kılmıştı,
senin sevginden uzaklaştırmıştı.
Fakat Sen, Rab İsa, yeni Âdem,
yaralanabilmemizi üzerine akmaktan kaçınmadın.
Kötüye karşı zaferinle bizi özgür insanlar kılıyorsun.
Ya Rab, özgürlüğümüz ne istediğimizi yapmak ve
tutkularımıza boyun eğmek değildir.
Çünkü mutluluğumuz bu dünyanın mallarında,
İktidarda veya şöhrette değildir.
Mutluluğumuz istediğini kabullenmektir.
Âmin
+
tıklayarak hemen üye olunuz.