"Ben aranızda hizmet eden gibiyim" (Luka 22, 27).
Mayasız ekmek gününde, Fısıh bayramında, "üst kattaki geniş odada",
İsa havarileriyle son yemeği paylaşır. Ekmeği böldükten ve şarap kupasını havarilerine verdikten sonra, onlara son olarak öğretmek istediğini söyler: Cemaatinde en
büyük olan küçük olacak, amir olan da hizmet edecektir.
Aziz Yuhanna, bu olayı anlatırken,
İsa’nın anlamlı bir davranışı üzerinde durarak, kendisini izleyenlerin ilişkilerine yönelik getirdiği yeniliği vurgulamak istiyor: Diğerlerinden üstün olma ve emretmeye ilişkin yaygın zihniyete karşın havarilerinin ayaklarını yıkıyor (Havariler bu son yemekte aralarında "kimin daha
büyük olacağı" hakkında tartışıyordu).
"Ben aranızda hizmet eden gibiyim".
Chiara Lubich İsviçre’nin Payerne şehrindeki bir konuşmasında şöyle demişti: "Sevmek, hizmet etmektir.
İsa bizlere bunun örneğini verdi".
Hizmet etmek, sanki insanı alçaltan bir söz gibi görünebilir. Genelde hizmet edenler alçak seviyeden sayılırlar. Oysa, hepimiz bize hizmet edilm
esini arzularız. Resmî kurumların bize hizmet vermelerini beklemiyor muyuz? (Yüksek mevkilerde bulunan kişilere "bakan" denmiyor mu?) Tezgâhtar bize iyi hizmet verdiğinde, memur işlemimizi çabuk yaptığında, doktor ve hemşire, uzmanlıkla ve dikkatle bizimle ilgilendiklerinde, onlara karşı minnet duymaz mıyız?
Diğerlerinden biz bunu bekliyorsak, belki onlar da bizden aynı şeyi bekliyorlardır.
İsa’nın sözleri, biz
Hıristiyanları herkese bir
sevgi borcumuz olduğuna dair bilinçlendiriyor.
İsa ile ve O’nun gibi bizler de, birlikte yaşadığımız, işyerinde karşılaştığımız her kişiye bu sözleri tekrarlayabilmeliyiz:
"Ben aranızda hizmet eden gibiyim".
Chiara Lubich
Hıristiyanlığı şöyle tanımlıyor: "Hizmet etmek, herkese hizmet etmek, herkesi amirimizmiş gibi görmek. Eğer biz hizmetkârsak, diğerleri amirimizdir. Etrafımızdaki insanların emrinde hizmet etmek, hep hizmet etmek. Herkese hizmet ederek
İncil’deki o ilk yere varmaya çalışalım.
(...)
Hıristiyanlık ciddi bir olaydır. Biraz merhamet, biraz
sevgi, biraz sadakadan oluşan üstümüze sürülen bir cila gibi değildir. Hayır, hayır hiç de öyle değildir. Vicdanımızı rahatlatmak için birilerine sadaka vermek çok kolay ve sonra emretmek, ezmek".
Nasıl hizmet edebiliriz? Payerne şehrindeki konuşmasında Chiara iki basit sözcükle ne yapılması gerektiğini şöyle açıkladı: "Diğerini yaşamak", "onun duygularını anlamaya çalışmak, onu derinlem
esine anlamak, yükünü onunla birlikte taşımak". "Çocuklara nasıl davranmam lâzım? Çocuklar onlarla oynamanı mı istiyorlar? Öyleyse oyna". Evde televizyon izlemek veya gezmeye gitmek isteyen birileri mi var? Bunlar bir vakit kaybı gibi görünebilir. Oysa hiç de öyle değil, vakit kaybı değildir. Her şey
sevgidir, kazanılmış zamandır, çünkü sevmek için diğeriyle bir olmak gereklidir. "Diğerinin ceketini tutmam mı gerekiyor? Tabağını önüne mi koymam gerekiyor?" Evet, bütün bunları yapmak gerekir çünkü "
İsa’nın bizlerden beklediği hizmet sadece bir duygu değildir.
İsa kasların, ayakların, aklın kullanıldığı somut bir hizmetten söz ediyor. Gerçek anlamda hizmet etmek gerekiyor".
"Ben aranızda hizmet eden gibiyim".
Öyleyse bu Hayat Sözünü nasıl yaşayacağımızı biliyoruz: Dikkatimizi diğerine yönelterek, gereksinimlerine ivedilikle cevap verip somut bir şekilde severek.
İşimiz topluma hizmet olduğu için işimizi daha iyi, uzmanlıkla ve mükemmel bir şekilde yapmamız gerekecektir.
Bazen de birilerine yardım eli uzatmamız gerekebilir: Bize yakın veya uzakta olan yaşlı, işsiz, özürlü, yalnız kişilere veya uzak ülkelerde doğal afetlere maruz kalmış insanlara yardım etmek ya da evlat edinme gibi insanî yardım projelerine destek vermek olabilir.
Bir makamda sorumluluğu olan kişiler, herk
esin kardeş olduğunu hatırlayarak, etraflarındaki insanlara emretme gibi
nefret uyandırıcı davranışları bir kenara bırakmalıdırlar.
Eski bir
Hıristiyan deyişinin ifade ettiği gibi, her şeyi
sevgiyle yaparsak, "hizmet etmenin hükmetmek" olduğunu keşfedeceğiz .
Fabio Ciardi ve Gabriella Fallacara