Kilise Dışında Kurtuluş Var mı?
Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, ilk
Kilise Babalarından beri gelen tarihi
Hristiyan ilahiyatına uyarak,
Katolik Kilisesi’den “esenliğin evrensel sırrıdır” şeklinde bahseder (CCC 774-776), ve “
Kilise bu dünyada esenlik sırrı,
Tanrı ile insanlar arasındaki birliğin işareti ve aracıdır”(CC780) diye k
esin bir ifadeyle beyan eder. Birçok kişi bu öğretinin esasını yanlış anlamaktadır.
Bir uçta, farklılık gözetmeyenler, bir kişi için hangi
kiliseye bağlı olursa olsun hiçbir şeyin fark etmeyeceğini ve
kurtuluşun herhangi biri aracılığıyla elde edilebileceğini ileri sürerler. Halbuki diğer uçta, bazı radikal gelenekçiler ise, kişi,
Katolik Kilisenin
vaftiz olmuş ve tam eğitim almış bir üyesi değilse kurtulamayacağını iddia etmektedirler.
Kilise Babalarının eserlerinden yapılan ve aşağıda aktarılan alıntılar, işin doğrusunu açıkça göstermektedir. Bunlarda, ilk zamanlardaki
Kilise’nin, bu konuda, aynen çağdaş
Kilise’nin görüşünde olduğunu görmekteyiz—yani, kural olarak
kurtuluşa ermek için
Katolik olmak gerekliyse de (bknz. CCC 846, Vatikan II, Lumen Gentium 14), bunun istisnaları vardır, ve bazı durumlarda tamamen
Katolik Kilise’sine dahil olmamış insanlar için de
kurtuluşa ulaşmak olanağı olabilir (CCC 847).
Kural olarak
Katolik olmanın gerekli olduğunu söyleyen
Kilise Babalarının, bununla be
raber
Katolik olmayan bazı kişiler için de
kurtuluşun mümkün olduğunu söyleyen aynı kişiler olduğuna dikkatinizi çekeriz.
Bu kişiler, sonradan “kan
vaftizi” veya “istek
vaftizi” olarak adlandırıldığı şekilde
kurtuluşa erebilirler (bu konuda daha fazla bilgi için, Babalar En İyisini Bilir serisine bakınız, “
Vaftizin Gerekliliği“).
Yine benzer şekilde, Babalar,
İsa’dan önce yaşamış olan, veya
İsrail’in, Eski Ahit
Kilisesi, bir parçası olmayan kişiler için de
kurtuluşa erme imkanının bulunduğunu belirtmektedirler.
Buna rağmen, bilerek veya kasıtlı olarak (yani, masum cehalet nedeniyle olmadan) sapkınlık (ilahi olarak açınlanmış doktrini reddetme) veya bölücülük (
Katolik Kilise’den ayrılma ve/veya bölücü bir
kiliseye katılma)
günahlarını işleyen kimseler için
tövbe edip
Katolik birliğinde yaşamaya dönmedikleri sürece
kurtuluş imkanı bulunmamaktadır.
Ignatius of Antioch (Antakyalı İgnatiyus)
“Kardeşlerim, aldanmayın: bölücülük yapan bir kimseyi izleyen kişiler (yani, bölücü olan),
Tanrı’nın egemenliğinin mirascısı olamazlar; aykırı doktrinle yürüyen kişiler (yani, sapkın olan), [
Mesih’in] çil
esinde pay sahibi değildir. O halde dikkat edin ve bir Efkaristiya alın ki ne yaparsanız yapın
Tanrı’nın isteğine uygun olarak yapıyor olun: Çünkü
Rab’bimiz
Mesih İsa’nın bir tek bedeni, ve kanının birliğinde bir tek kase vardır; bir tek sunak ve bir tek episkopos,
ruhban sınıfı ve yoldaşım hizmetkarlar olan diyakoslar vardır” (Letter to the Philadelphians 3:3–4:1 [M.S. 110]).
Justin Martyr (Şehit Hiyustinus)
“Bizlere
Mesih’in
Tanrı’nın ilk doğanı olduğu öğretildi, ve bizler de onun tüm insanlığın katıldığı Logos olduğunu ilan ettik [Yu. 1:9]. Bundan dolayı, akla (sağduyuya) [Yunanca, logos] uygun yaşayan kimseler gerçekte
Hristiyandır, hatta
ateist oldukları düşünülse bile, örneğin, Yunanlar arasından Sokrat, Heraklitus, ve onlar gibi olan diğerleri . . . .
Mesih’ten önce yaşamış ama akla [logos] uygun yaşamamış kişiler
kötü adamlardır, ve
Mesih’in düşmanları, ve akla uygun [logos]yaşayanların katilleri, buna karşın o zamanlarda veya şimdi akla uygun [logos]yaşayanlar
Hristiyandırlar. Böyleleri kendilerine güvenmeli ve korkmamalıdır” (First Apology 46 [M.S. 151]).
Irenaeus
“
Tanrı Kilise’ye, havariler, peygamberler, öğretmenler, ve bütün diğer
Ruh’un işlerini yerleştirdi, ki bu kişilerin hiçbirinin,
Kilise’ye itaat etmeyip kendilerini
şeytani aklın yaşantısı ve hatta daha
kötü davranışlarla aldatanlarla herhangi bir paydaşlığı yoktur.
Kilise neredeyse
Tanrı’nın
Ruhu oradadır;
Tanrı’nın
Ruhu neredeyse
Kilise ve bütün lütuflar oradadır” (Against Heresies 3:24:1 [M.S. 189]).
“[
Ruhsal kişi]
Tanrı sevgisinden yoksun, kendi kişisel yararlarını
Kilise’nin birliğinden üstün tutan kişiler olan bölücüleri de yargılayacaktır; böyleleri, değersiz nedenlerin veya kendilerince herhangi bir neden için
Kilise’nin yüce ve şanlı bedenini parçalara ayırır ve bölerler, içinde kaldıkları sürece tahrip ederler—bunlar barış nutukları atarken
savaş çıkarırlar, doğruluk adına sivrisinek kadarlık bir gerçeği ağızlarından zorlukla çıkarırken öte taraftan deveyi olduğu gibi yutarlar. Onlar bölücülüklerinin neden olduğu
kötülüğü karşılayabilecek değerde herhangi bir “iyileştirme” (reformasyon) ortaya koymamaktadırlar. . . . Gerçek bilgi ise şunların hepsinin içeriğinde bulunmaktadır: havarilerin doktrininde, tüm dünyaya yayılmış
Kilise’nin tarihi büny
esinde, ve
Mesih’in bedeninin episkoposların ardıllığı uyarınca özel açıklamaları, ki bunlar episkoposlarca ardıllarına her yerde var olan
Kilise içinde elden ele devredilmiştir [yani,
Kilise]” (aynı eser, 4:33:7–8).
Clement of Alexandria (İskenderiye’li Klementus)
“
Rab’bin gelişinden önce, felsefe Yunanların aklanması için gerekliydi; şimdi ise dindarlık için yararlıdır. . . çünkü Yunanları, aynen
yasanın İbraniler için yaptığı gibi
Mesih’e getirmektedir” (Miscellanies 1:5 [M.S. 208]).
Origen (Origenyus)
“
Tanrı’nın insanların aklanmasını istemediği bir zaman hiç olmadı; bu konuyla hep ilgiliydi. Gerçekte insanlara her zaman akıl bahşetti ve bununla be
raber doğru olanı yapabilmeleri ve meziyetlerini gösterebilmeleri için fırsatlar yarattı. Gelmiş her nesilde
Tanrı’nın bilgeliği kutsal bulduğu canlar üzerine indi ve onları peygamberler ve
Tanrı’nın dostları yaptı” (Against Celsus 4:7 [M.S. 248]).
“Bu insanlardan kurtulmak isteyen herhangi biri varsa bırakın kendi
kurtuluşuna ulaşabilmek üzere bu eve gelsin. . . Hiç kimsenin başka bir şeye inanmasına veya kendisini mahvetm
esine izin vermeyin: Bu evin dışında, yani,
Kilise’nin dışında kimse
kurtuluşa ermez; bir kimse bu evi terkederse kendi
ölümünün suçlusudur” (Homilies on Joshua 3:5 [M.S. 250]).
Cyprian of Carthage (Kartacalı Sipriyanus)
“
Kilise’den ayrılan ve bir fahişe ile birleşen (bir bölücü
kilise) herhangi bir kişi
Kilise’nin vaatlerinden de dışlanır, veya
Mesih’in
Kilise’sini terkeden kişi
Mesih’in ödüllerine de ulaşamaz. O bir yabancı, bu dünyaya ait biri, ve bir düşmandır. Annesi
Kilise olmayan bir kişinin babası
Tanrı olamaz” (The Unity of the Catholic Church 6, 1st ed. [M.S. 251]).
“Eğer episkoposlara ve
papazlara uymazlarsa, kendileri için bir yaşam yolu veya
kurtuluş olduğu fikrine inanmamalarını sağlayın, çünkü
Rab Yasa’nın Tekrarı kitabında şöyle söylüyor: ‘Orada,
Tanrınız
Rab’bin önünde görev yapan kâhini ya da yargıcı kim dinlemeyip saygısızlık ederse öldürülmeli’ [Yas. 17:12]. Ve o zamanlar, gerçekten de, onlar kılıçla öldürüldüler. . . fakat şimdi kibirli ve küstah olanlar,
Kilise’den dışlandıklarında,
Ruh’un kılıcı ile öldürülüyorlar. Dışarıda yaşayamazlar, çünkü
Tanrı’nın bir tek evi vardır, ve
Kilise’de olanlar dışında kimse için
kurtuluş olamaz” (Letters 61[4]:4 [M.S. 253]).
“Bizler ‘Sonsuz yaşama ve Kutsal
Kilise aracılığıyla
günahların bağışlandığına inanıyor musun?’ diye sorduğumuzda,
günahların
Kilise dışında hiçbir şekilde bağışlanamayacağını söylüyoruz” (aynı eser, 69[70]:2 [M.S. 253]).
“Toplumun tanıklığı [istek] ve kan
vaftizi bir sapkına
kurtuluş için herhangi bir fayda sağlamaz, çünkü
Kilise dışında
kurtuluş yoktur.” (aynı eser, 72[73]:21).
“Petrus kendisi, birliğin önemini gösterir ve doğrularken, bizlere tek olan
Kilise’nin bir tek
vaftizi dışında
kurtuluşumuz olamayacağı uyarısını ve emrini verdi. ‘Nuh’un gemisinde bir kaç kişi, daha doğrusu sekiz kişi suyla kurtuldu. Benzer şekilde,
vaftiz, şimdi sizi de kurtarıyor’ [1Pe 3:20-21]. Birliğin gizi için ne kadar kısa ve
ruhsal bir özet ortaya koymuş! Dünya o
vaftizinde içindeki eski
kötülüklerden yıkanıp arındı, Nuh’un gemisinde olmayan hiç kimse su ile kurtulamadı. Benzer şekilde,
Rab’bin birliğinde ve bir geminin gizi uyarınca
Kilise’nin yapmadığı
vaftizle kimse kurtulamaz” (aynı eser, 73[71]:11).
“
Kilise dışında
Kutsal Ruh bulunmaz, dolayısıyla, sadece sapkınlar arasında değil, fakat bölücüler arasında da güçlü
iman var olamaz” (Treatise on Rebaptism 10 [M.S. 256]).
Lactantius
“Dolayısıyla gerçek
ibadeti yalnız
Katolik Kilise elinde bulundurmaktadır. Bu gerçeğin kaynağı; bu,
imanın bulunduğu yuva; bu,
Tanrı’nın tapınağıdır. Buraya girmeyen veya buradan dışarıya giden kişi yaşam umuduna ve
kurtuluşa yabancıdır. . . Çünkü, bütün değişik sapkın gruplar kendilerinin
Hristiyan olduğundan emin olarak kendi
kiliselerinin
Katolik Kilise olduğunu düşünmelerine rağmen, şu herkesce açıkça bilinsin ki, içinde itiraf (konfesyon),
kefaret ve zayıf insan bedeninin maruz kaldığı
günahlar ve yaralara
şifa olan ihtimam gösteren bu gerçek
Kilise’dir” (Divine Institutes 4:30:11–13 [M.S. 307]).
Jerome (Hiyeronymus)
“Sapkınlar, kendi seçimleriyle
Kilise’den ayrıldıkları ve bu ayrılıkta bilinçli oldukları için lanetlenme getiren kendileri hakkındaki hükmü kendileri veririler. Sapkınlık ve bölücülük arasında şu fark vardır:
sapkınlık sapık doktrindedir, bölücülük ise, bir kişiyi episkoposla olan anlaşmazlığı gerekçesiyle
Kilise’den ayırır. Yine de hiç bir bölücülük yoktur ki
Kilise’den ayrılmasını haklı gösterebilmek için bir sapkınlık kozunu ileri sürmemiş olsun” (Commentary on Titus 3:10–11 [M.S. 386]).
Augustine (Agustinus)
“Bizler ayrıca kutsal
Kilise’ye, yani,
Katolik Kilise’ye inanıyoruz. Sapkınlar,
imanın esasını,
Tanrı hakkında yanlış görüşlerle bozdular; bölücüler, her ne kadar bizim yaptığımızı söylüyorsalar da, kardeşlik
sevgisinden düşmanca ayrıldılar. Sonuç olarak ne sapkınlar ne de bölücüler
Katolik Kilise içinde değildirler; sapkınlar değil, çünkü
Kilise Tanrı’yı seviyor; ve bölücüler değil, çünkü
Kilise komşusunu seviyor” (Faith and the Creed 10:21 [M.S. 393]).
“
Vaftizin bu dünyadan eylemleriyle değil sadece sözleriyle el çeken bir kişiye hiç bir faydası olamayacağı gibi, sapkınlık ve bölücülük içinde
vaftiz olana da bir faydası yoktur; fakat her ikisi için gerçerli olan şudur, eğer bu kişi yolunu değiştirip düzeltirse, daha önce hiç faydası olmayan şey, ki içinde zaten vardı, faydalı olmaya başlar” (On Baptism, Against the Donatists 4:4[6] [M.S. 400]).
“
Tanrısal
sevgi ile yanıp tutuşan bir
Katolik katakümeni,
vaftiz olmuş bir sapkınının önüne geçirmekte hiç tereddüt etmem. Hatta
Katolik Kilise içinde bile iyi bir katakümeni
vaftiz olmuş
kötü bir kişinin önüne koyarız. . . Kornelius,
vaftiz olmasından bile önce
Kutsal Ruh’la dolmuştu [Elç. 10:44–48], ama Simun [
Büyücü]
vaftiz olmasından sonra bile
kötü ruhun tutsağıydı [Elç. 8:13-19]” (aynı eser, 4:21[28]).
“Havari
Pavlus şöyle der, ‘Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü kişiyle ilişkini kes’ [Tit. 3:10]. Fakat ne kadar yanlış ve sapkın olursa olsun kendi düşüncelerini inatçı bir
kötü niyetle sürdürmeyen, bilhassa k
esin önyargı kaynaklı olmayıp yoldan çıkmış ve şaşırmış ebeveynlerinden bunları almış olanlar. . . gerçeği dikkatli bir çaba ile arayan ve bulduğunda düzeltilmeye açık olan kişiler sapkınlar arasında değerlendirilmez” (Letters 43:1 [M.S. 412]).
“Bu
Katolik Kilise’den her kim ayrılırsa,
Mesih’in birliğinden ayrılmış olmak olan bu tek
günah nedeniyle, ne kadar saygın bir yaşam sürdüğünü düşünürse düşünsün, kendisinde yaşam yoktur, fakat
Tanrı’nın gazabı üzerindedir” (ibid., 141:5).
Fulgentius of Ruspe
“
Vaftiz gizini alan herkes, ister
Katolik Kilise’de veya ister bir sapkın veya bölücü
kilisede almış olsun, gizi almış olur; fakat bu gizin gücü olan
kurtuluş, eğer kişi
Katolik Kilise dışında gizi aldıysa elde edilmiş olmayacaktır. O halde bu kimse
Katolik Kilise’ye geri dönmelidir, ama
vaftizi tekrar almak için değil, çünkü hiç kimse
vaftizli bir kişiyi tekrar
vaftiz etmeye kalkışmaz, fakat
Katolik cemaat içinde,
Katolik Kilise’ye uzak kalan hiç kimsenin,
vaftizli bile olsa elde edemeyeceği, ebedi hayatı elde etmek amacıyla” (The Rule of Faith 43 [M.S. 524])