| Katoliklik 'te Kilise dışında kurtuluş var mıdır? |
|
|||||
|
Bedava kitap, konserlerden, film gösterimlerinden email yoluyla haberdar olmak, hristiyanlarla sohbet etmek için; < < < SİTEMİZE HEMEN ÜYE OLUN! > > > |
![]() incil .TV Tüm hristiyan radyo ve televizyonlar |
1 Ağustos'ta Şan ve Org Konseri (İSTANBUL) |
Hristiyan Gazete |
![]() Son gönderilen konu ve mesajlar için hemen gruplarımıza üye olun |
Nasıl Hristiyan Olunur? | ![]() incil .biz |








| Bu konuya yeni cevap göndermek için buraya tıklayınız.
Bu konunun bulunduğu bölümde yeni konu açmak için buraya tıklayınız. |
|
#1
|
|
|
|
|
Kilise Dışında Kurtuluş Var mı? Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, ilk Kilise Babalarından beri gelen tarihi Hristiyan ilahiyatına uyarak, Katolik Kilisesi’den “esenliğin evrensel sırrıdır” şeklinde bahseder (CCC 774-776), ve “Kilise bu dünyada esenlik sırrı, Tanrı ile insanlar arasındaki birliğin işareti ve aracıdır”(CC780) diye kesin bir ifadeyle beyan eder. Birçok kişi bu öğretinin esasını yanlış anlamaktadır. Bir uçta, farklılık gözetmeyenler, bir kişi için hangi kiliseye bağlı olursa olsun hiçbir şeyin fark etmeyeceğini ve kurtuluşun herhangi biri aracılığıyla elde edilebileceğini ileri sürerler. Halbuki diğer uçta, bazı radikal gelenekçiler ise, kişi, Katolik Kilisenin vaftiz olmuş ve tam eğitim almış bir üyesi değilse kurtulamayacağını iddia etmektedirler. Kilise Babalarının eserlerinden yapılan ve aşağıda aktarılan alıntılar, işin doğrusunu açıkça göstermektedir. Bunlarda, ilk zamanlardaki Kilise’nin, bu konuda, aynen çağdaş Kilise’nin görüşünde olduğunu görmekteyiz—yani, kural olarak kurtuluşa ermek için Katolik olmak gerekliyse de (bknz. CCC 846, Vatikan II, Lumen Gentium 14), bunun istisnaları vardır, ve bazı durumlarda tamamen Katolik Kilise’sine dahil olmamış insanlar için de kurtuluşa ulaşmak olanağı olabilir (CCC 847). Kural olarak Katolik olmanın gerekli olduğunu söyleyen Kilise Babalarının, bununla beraber Katolik olmayan bazı kişiler için de kurtuluşun mümkün olduğunu söyleyen aynı kişiler olduğuna dikkatinizi çekeriz. Bu kişiler, sonradan “kan vaftizi” veya “istek vaftizi” olarak adlandırıldığı şekilde kurtuluşa erebilirler (bu konuda daha fazla bilgi için, Babalar En İyisini Bilir serisine bakınız, “Vaftizin Gerekliliği“). Yine benzer şekilde, Babalar, İsa’dan önce yaşamış olan, veya İsrail’in, Eski Ahit Kilisesi, bir parçası olmayan kişiler için de kurtuluşa erme imkanının bulunduğunu belirtmektedirler. Buna rağmen, bilerek veya kasıtlı olarak (yani, masum cehalet nedeniyle olmadan) sapkınlık (ilahi olarak açınlanmış doktrini reddetme) veya bölücülük (Katolik Kilise’den ayrılma ve/veya bölücü bir kiliseye katılma) günahlarını işleyen kimseler için tövbe edip Katolik birliğinde yaşamaya dönmedikleri sürece kurtuluş imkanı bulunmamaktadır. Ignatius of Antioch (Antakyalı İgnatiyus) “Kardeşlerim, aldanmayın: bölücülük yapan bir kimseyi izleyen kişiler (yani, bölücü olan), Tanrı’nın egemenliğinin mirascısı olamazlar; aykırı doktrinle yürüyen kişiler (yani, sapkın olan), [Mesih’in] çilesinde pay sahibi değildir. O halde dikkat edin ve bir Efkaristiya alın ki ne yaparsanız yapın Tanrı’nın isteğine uygun olarak yapıyor olun: Çünkü Rab’bimiz Mesih İsa’nın bir tek bedeni, ve kanının birliğinde bir tek kase vardır; bir tek sunak ve bir tek episkopos, ruhban sınıfı ve yoldaşım hizmetkarlar olan diyakoslar vardır” (Letter to the Philadelphians 3:3–4:1 [M.S. 110]). Justin Martyr (Şehit Hiyustinus) “Bizlere Mesih’in Tanrı’nın ilk doğanı olduğu öğretildi, ve bizler de onun tüm insanlığın katıldığı Logos olduğunu ilan ettik [Yu. 1:9]. Bundan dolayı, akla (sağduyuya) [Yunanca, logos] uygun yaşayan kimseler gerçekte Hristiyandır, hatta ateist oldukları düşünülse bile, örneğin, Yunanlar arasından Sokrat, Heraklitus, ve onlar gibi olan diğerleri . . . . Mesih’ten önce yaşamış ama akla [logos] uygun yaşamamış kişiler kötü adamlardır, ve Mesih’in düşmanları, ve akla uygun [logos]yaşayanların katilleri, buna karşın o zamanlarda veya şimdi akla uygun [logos]yaşayanlar Hristiyandırlar. Böyleleri kendilerine güvenmeli ve korkmamalıdır” (First Apology 46 [M.S. 151]). Irenaeus “Tanrı Kilise’ye, havariler, peygamberler, öğretmenler, ve bütün diğer Ruh’un işlerini yerleştirdi, ki bu kişilerin hiçbirinin, Kilise’ye itaat etmeyip kendilerini şeytani aklın yaşantısı ve hatta daha kötü davranışlarla aldatanlarla herhangi bir paydaşlığı yoktur. Kilise neredeyse Tanrı’nın Ruhu oradadır; Tanrı’nın Ruhu neredeyse Kilise ve bütün lütuflar oradadır” (Against Heresies 3:24:1 [M.S. 189]). “[Ruhsal kişi] Tanrı sevgisinden yoksun, kendi kişisel yararlarını Kilise’nin birliğinden üstün tutan kişiler olan bölücüleri de yargılayacaktır; böyleleri, değersiz nedenlerin veya kendilerince herhangi bir neden için Kilise’nin yüce ve şanlı bedenini parçalara ayırır ve bölerler, içinde kaldıkları sürece tahrip ederler—bunlar barış nutukları atarken savaş çıkarırlar, doğruluk adına sivrisinek kadarlık bir gerçeği ağızlarından zorlukla çıkarırken öte taraftan deveyi olduğu gibi yutarlar. Onlar bölücülüklerinin neden olduğu kötülüğü karşılayabilecek değerde herhangi bir “iyileştirme” (reformasyon) ortaya koymamaktadırlar. . . . Gerçek bilgi ise şunların hepsinin içeriğinde bulunmaktadır: havarilerin doktrininde, tüm dünyaya yayılmış Kilise’nin tarihi bünyesinde, ve Mesih’in bedeninin episkoposların ardıllığı uyarınca özel açıklamaları, ki bunlar episkoposlarca ardıllarına her yerde var olan Kilise içinde elden ele devredilmiştir [yani, Kilise]” (aynı eser, 4:33:7–8). Clement of Alexandria (İskenderiye’li Klementus) “Rab’bin gelişinden önce, felsefe Yunanların aklanması için gerekliydi; şimdi ise dindarlık için yararlıdır. . . çünkü Yunanları, aynen yasanın İbraniler için yaptığı gibi Mesih’e getirmektedir” (Miscellanies 1:5 [M.S. 208]). Origen (Origenyus) “Tanrı’nın insanların aklanmasını istemediği bir zaman hiç olmadı; bu konuyla hep ilgiliydi. Gerçekte insanlara her zaman akıl bahşetti ve bununla beraber doğru olanı yapabilmeleri ve meziyetlerini gösterebilmeleri için fırsatlar yarattı. Gelmiş her nesilde Tanrı’nın bilgeliği kutsal bulduğu canlar üzerine indi ve onları peygamberler ve Tanrı’nın dostları yaptı” (Against Celsus 4:7 [M.S. 248]). “Bu insanlardan kurtulmak isteyen herhangi biri varsa bırakın kendi kurtuluşuna ulaşabilmek üzere bu eve gelsin. . . Hiç kimsenin başka bir şeye inanmasına veya kendisini mahvetmesine izin vermeyin: Bu evin dışında, yani, Kilise’nin dışında kimse kurtuluşa ermez; bir kimse bu evi terkederse kendi ölümünün suçlusudur” (Homilies on Joshua 3:5 [M.S. 250]). Cyprian of Carthage (Kartacalı Sipriyanus) “Kilise’den ayrılan ve bir fahişe ile birleşen (bir bölücü kilise) herhangi bir kişi Kilise’nin vaatlerinden de dışlanır, veya Mesih’in Kilise’sini terkeden kişi Mesih’in ödüllerine de ulaşamaz. O bir yabancı, bu dünyaya ait biri, ve bir düşmandır. Annesi Kilise olmayan bir kişinin babası Tanrı olamaz” (The Unity of the Catholic Church 6, 1st ed. [M.S. 251]). “Eğer episkoposlara ve papazlara uymazlarsa, kendileri için bir yaşam yolu veya kurtuluş olduğu fikrine inanmamalarını sağlayın, çünkü Rab Yasa’nın Tekrarı kitabında şöyle söylüyor: ‘Orada, Tanrınız Rab’bin önünde görev yapan kâhini ya da yargıcı kim dinlemeyip saygısızlık ederse öldürülmeli’ [Yas. 17:12]. Ve o zamanlar, gerçekten de, onlar kılıçla öldürüldüler. . . fakat şimdi kibirli ve küstah olanlar, Kilise’den dışlandıklarında, Ruh’un kılıcı ile öldürülüyorlar. Dışarıda yaşayamazlar, çünkü Tanrı’nın bir tek evi vardır, ve Kilise’de olanlar dışında kimse için kurtuluş olamaz” (Letters 61[4]:4 [M.S. 253]). “Bizler ‘Sonsuz yaşama ve Kutsal Kilise aracılığıyla günahların bağışlandığına inanıyor musun?’ diye sorduğumuzda, günahların Kilise dışında hiçbir şekilde bağışlanamayacağını söylüyoruz” (aynı eser, 69[70]:2 [M.S. 253]). “Toplumun tanıklığı [istek] ve kan vaftizi bir sapkına kurtuluş için herhangi bir fayda sağlamaz, çünkü Kilise dışında kurtuluş yoktur.” (aynı eser, 72[73]:21). “Petrus kendisi, birliğin önemini gösterir ve doğrularken, bizlere tek olan Kilise’nin bir tek vaftizi dışında kurtuluşumuz olamayacağı uyarısını ve emrini verdi. ‘Nuh’un gemisinde bir kaç kişi, daha doğrusu sekiz kişi suyla kurtuldu. Benzer şekilde, vaftiz, şimdi sizi de kurtarıyor’ [1Pe 3:20-21]. Birliğin gizi için ne kadar kısa ve ruhsal bir özet ortaya koymuş! Dünya o vaftizinde içindeki eski kötülüklerden yıkanıp arındı, Nuh’un gemisinde olmayan hiç kimse su ile kurtulamadı. Benzer şekilde, Rab’bin birliğinde ve bir geminin gizi uyarınca Kilise’nin yapmadığı vaftizle kimse kurtulamaz” (aynı eser, 73[71]:11). “Kilise dışında Kutsal Ruh bulunmaz, dolayısıyla, sadece sapkınlar arasında değil, fakat bölücüler arasında da güçlü iman var olamaz” (Treatise on Rebaptism 10 [M.S. 256]). Lactantius “Dolayısıyla gerçek ibadeti yalnız Katolik Kilise elinde bulundurmaktadır. Bu gerçeğin kaynağı; bu, imanın bulunduğu yuva; bu, Tanrı’nın tapınağıdır. Buraya girmeyen veya buradan dışarıya giden kişi yaşam umuduna ve kurtuluşa yabancıdır. . . Çünkü, bütün değişik sapkın gruplar kendilerinin Hristiyan olduğundan emin olarak kendi kiliselerinin Katolik Kilise olduğunu düşünmelerine rağmen, şu herkesce açıkça bilinsin ki, içinde itiraf (konfesyon), kefaret ve zayıf insan bedeninin maruz kaldığı günahlar ve yaralara şifa olan ihtimam gösteren bu gerçek Kilise’dir” (Divine Institutes 4:30:11–13 [M.S. 307]). Jerome (Hiyeronymus) “Sapkınlar, kendi seçimleriyle Kilise’den ayrıldıkları ve bu ayrılıkta bilinçli oldukları için lanetlenme getiren kendileri hakkındaki hükmü kendileri veririler. Sapkınlık ve bölücülük arasında şu fark vardır: sapkınlık sapık doktrindedir, bölücülük ise, bir kişiyi episkoposla olan anlaşmazlığı gerekçesiyle Kilise’den ayırır. Yine de hiç bir bölücülük yoktur ki Kilise’den ayrılmasını haklı gösterebilmek için bir sapkınlık kozunu ileri sürmemiş olsun” (Commentary on Titus 3:10–11 [M.S. 386]). Augustine (Agustinus) “Bizler ayrıca kutsal Kilise’ye, yani, Katolik Kilise’ye inanıyoruz. Sapkınlar, imanın esasını, Tanrı hakkında yanlış görüşlerle bozdular; bölücüler, her ne kadar bizim yaptığımızı söylüyorsalar da, kardeşlik sevgisinden düşmanca ayrıldılar. Sonuç olarak ne sapkınlar ne de bölücüler Katolik Kilise içinde değildirler; sapkınlar değil, çünkü Kilise Tanrı’yı seviyor; ve bölücüler değil, çünkü Kilise komşusunu seviyor” (Faith and the Creed 10:21 [M.S. 393]). “Vaftizin bu dünyadan eylemleriyle değil sadece sözleriyle el çeken bir kişiye hiç bir faydası olamayacağı gibi, sapkınlık ve bölücülük içinde vaftiz olana da bir faydası yoktur; fakat her ikisi için gerçerli olan şudur, eğer bu kişi yolunu değiştirip düzeltirse, daha önce hiç faydası olmayan şey, ki içinde zaten vardı, faydalı olmaya başlar” (On Baptism, Against the Donatists 4:4[6] [M.S. 400]). “Tanrısal sevgi ile yanıp tutuşan bir Katolik katakümeni, vaftiz olmuş bir sapkınının önüne geçirmekte hiç tereddüt etmem. Hatta Katolik Kilise içinde bile iyi bir katakümeni vaftiz olmuş kötü bir kişinin önüne koyarız. . . Kornelius, vaftiz olmasından bile önce Kutsal Ruh’la dolmuştu [Elç. 10:44–48], ama Simun [Büyücü] vaftiz olmasından sonra bile kötü ruhun tutsağıydı [Elç. 8:13-19]” (aynı eser, 4:21[28]). “Havari Pavlus şöyle der, ‘Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü kişiyle ilişkini kes’ [Tit. 3:10]. Fakat ne kadar yanlış ve sapkın olursa olsun kendi düşüncelerini inatçı bir kötü niyetle sürdürmeyen, bilhassa kesin önyargı kaynaklı olmayıp yoldan çıkmış ve şaşırmış ebeveynlerinden bunları almış olanlar. . . gerçeği dikkatli bir çaba ile arayan ve bulduğunda düzeltilmeye açık olan kişiler sapkınlar arasında değerlendirilmez” (Letters 43:1 [M.S. 412]). “Bu Katolik Kilise’den her kim ayrılırsa, Mesih’in birliğinden ayrılmış olmak olan bu tek günah nedeniyle, ne kadar saygın bir yaşam sürdüğünü düşünürse düşünsün, kendisinde yaşam yoktur, fakat Tanrı’nın gazabı üzerindedir” (ibid., 141:5). Fulgentius of Ruspe “Vaftiz gizini alan herkes, ister Katolik Kilise’de veya ister bir sapkın veya bölücü kilisede almış olsun, gizi almış olur; fakat bu gizin gücü olan kurtuluş, eğer kişi Katolik Kilise dışında gizi aldıysa elde edilmiş olmayacaktır. O halde bu kimse Katolik Kilise’ye geri dönmelidir, ama vaftizi tekrar almak için değil, çünkü hiç kimse vaftizli bir kişiyi tekrar vaftiz etmeye kalkışmaz, fakat Katolik cemaat içinde, Katolik Kilise’ye uzak kalan hiç kimsenin, vaftizli bile olsa elde edemeyeceği, ebedi hayatı elde etmek amacıyla” (The Rule of Faith 43 [M.S. 524]) |
| Bu konuya yeni cevap göndermek için buraya tıklayınız.
Bu konunun bulunduğu bölümde yeni konu açmak için buraya tıklayınız. |
| Konu ile alakalı kelimeler |
| Yok |