İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları

hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Kötülük : İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları


HRİSTİYAN FORUM'A ÜYE OLUN! Hristiyan üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.



HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)





Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 

hristiyanlık
admin1 Ken Block

İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları


İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları

Kötülük problemine ilişkin mantıksal hatalar aşağıdaki seçeneklere uygulanmaktadır:


1. Tanrı vardır.
2. Tanrı mutlak iyidir.
3. Tanrı herşeye kadirdir.
4. Kötülük vardır.


Yukarıdakilerin en azından birini reddetmemiz gerekiyor gibi görünüyor. İşte aşağıdakilerin tümü en azından bir noktayı reddetmektedir:


  • Tanrı Gerçeğini Reddetmek
    • Ateizm: Tanrı yoktur
    • Mitolojizm: Tanrı masaldır, mitolojidir
    • Psikolojizm: Tanrı subjektiftir, özneldir
  • Tanrı’nın Gücünü Reddetmek
    • Eski Paganizm (putperestlik): Çok tanrıcılık
    • Yeni Paganizm: Doğacılık / Bilimcilik
    • Dualizm (ikicilik): İki Tanrı
  • Tanrı’nın Mutlak İyi oluşunu Reddetmek
    • Satanizm: Kötü Tanrı
    • Panteizm: Evren Tanrı
    • Deizm: Vurdumduymaz Tanrı
  • Kötülüğün Varlığını Reddetmek
    • İdealizm: Kötülüğün inkarı


1. Ateizm: Tanrı Yoktur


Auschwitz kampında (2. Dünya savaşında Hitler Almanya’sının milyonlarca Yahudiyi gaz odalarında öldürdükleri kamplardan biri) insanların Tanrı’ya güvenmelerini isteyen ve öğütleyen bir rabbi (Yahudi din adamı) vardı: “Tanrı bizi terketmeyecek. Tanrı bizi kurtaracak”. Gaz odasına gitme sırası ona gelmişti. “Tanrı bizi terketmeyecek. Tanrı bizi kurtaracak” diyerek sırada ilerliyordu. Fakat Tanrı onu kurtarmadı ve rabbi’nin gaz odasına girerken son sözleri şu oldu: ‘Tanrı yoktur’.

Fakat bu hikayenin sonu değildir, hatta Auschwitz kampında bile. Rabbi burada çok mantıklı görünmektedir. Kötülük problemine en basit ve yalın yanıt Tanrı’nın varolmadığıdır. Kötülük gerçeği Tanrı gerçeğini bastırıyor görünmektedir. En azından mutlak iyi ve herşeye kadir özelliklerini taşıyan Tanrı’yı reddediyor.

Ateizm’in ucuz yanıt olduğuna ilişkin yedi neden vardır.

İlk olarak Ateizm insanlara kolay ve ucuz yanıt gelmektedir. İnsanlık tarihinde çoğunluk Tanrının varlığına inanmıştır. Asıl zor olan şey kötülük karşısında onu kabullenmek, aklamak, açıklamak veya kötülüğe dayanmak zordur, tabii bazılarına göre Ateizm daha da zordur. Ateist olmak vurdumduymaz olmaktır. İnsanlık tarihinin her 9 kişisiden biri yürekten bir yalana inandı ve insanlık tarihi neredeyse tamamen bu en büyük dolandırıcılığın içine batacaktı.

İkinci olarak, belki Tanrı’nın varolmadığına ve kötülüğün gücüne karşı çok iyi bir tartışma/sorgulama yapılabilir ancak Tanrı’nın varlığına ilişkin çok daha fazla ve iyi tartışmalar vardır. Aslında, Tanrının varlığını ispatlamaya yönelik en az 15 farklı iddia vardır. Kötülük Tanrı’nın varlığına karşı bir kanıttır. Ancak kanıtların çoğu Tanrı’nın varlığına ilişkindir. Ateistler 15 farklı iddiayı yanıtlamaları gerekirken, Tanrı’ya inananların ise sadece bir iddiayı yanıtlaması gerekir.

Üçüncü olarak, Tanrı’nın varlığına karşı kullanılıyormuş gibi görünen şeyin kendisi aslında Ateizm’e karşıdır. Kötülüğün varlığı Tanrı’nın varlığını kanıtlar. Nasıl olduğuna bakalım. Eğer Tanrı yoksa, yaratıcı yoktur ve yaratılma eylemi yoktur. O zaman biz ve dünyamız sadece evrim ile buraya gelmek durumundayız. Eğer herhangi bir yaratılma olayı yoksa; o zaman evren zaten kendiliğinden varolmaktadır ve evreni yaratan ‘ilk neden’ yoktur. Eğer evren sınırsız bir zamandan beri evrimleşiyorsa, ve başlangıcı yoksa – o zaman evrenin uzun süreden beri mükemmel olması gerekirdi. Evrimin bitmesi için yeterinden fazla zaman vardır. Evrende kötülük kalmaması gerekir. Kötülüğün şu an ki kendi varlığı, evrenin mükemmelleşmemesi ve içindeki acıları ateistlerin evrene dair yanıldıklarını gösterir.

Kötülüğün Tanrı’yı kanıtladığına ilişkin başka bir yol daha vardır.

Ahlaki kötülük ve ruhsal kötülük Tanrı’nın varlığını kanıtlar. Ruhsal kötülük akılsız maddeden evrimleşemez. Ahlaki kötülük sadece ahlaka sahip aracılardan veya ruhtan gelebilir. Peki ahlak nereden geldi? Kendilerinden daha alçak durumda olan amaçsız maddeden mi? Düşük olan daha fazlasını veremez; bir şeyin nedenlerinden fazla etki olamaz. Eğer ahlaki kötülüğün varlığını kabul ediyorsanız, bunun nedenini ahlaka sahip bir aracılara veya ruhlara (canlara) geriye doğru iz sürmelisiniz ve sonuçta ruhlardan sonra Tanrı’ya varırsınız, moleküllere değil.

Dördüncü olarak, eğer Tanrı yoksa ve sınırsız iyilik yoksa kötülük fikrini nereden aldınız? Kötüyü kötü olarak yargılayan iyilik standartını nereden aldık? Daha da kötüsü, “eğer evren çok kötü ise...insanlar nasıl oldu da Hikmetli ve iyi bir Yaratıcının onu yarattığı fikrine nasıl ulaştı?” (C.S. Lewis, ‘Problem of Pain’ isimli kitabında bunu tartışmaktadır). Aklımızdaki bu fikirlerin kaynağı ve iyiliğin standardı Big Bang veya zıplayan moleküller değil, kökenleri Tanrı ve O’nun iyiliği sayılmalıdır.

Hasta yatağında ölümü bekleyen ve sizden umut, anlam, yaşamak ve ölmek için neden arayan bir çocuğun yanına ziyarete giderseniz, Ateistlerin beşinci ve en önemli nedenlerini anlayabilirsiniz. Biri kişi olarak ölmek yerine, Ateist olarak yaşamak daha kolaydır.

Dünyadaki en güçlü Ateizm olan Komünizm ölüm dışında herşeyi açıklar. Komünist filozoflar parti çizgisi çizdiler, ölüm dışında herşeyin resmi yorumunu yaptılar. Söyledikleri tek şey, ölümün iğrenç olduğu ve düşünülmemesidir. Sizin sosyal gelişmenizi emerek zayıflatır. Fakat Komünistler de ölmek zorundadır. Seçimleri yoktur.

Ölürken iyi veya kötü şekilde ölmeyi seçebilirler. İyi şekilde ölmek onların anlamla/anlamlı ölmeleridir. Ateizm ölümün anlamını çalar. Ve eğer ölümün bir anlamı yoksa, o zaman sonuçta yaşamın ne anlamı vardır? Çünkü yaşamın sonu ölümdür.

İşte altıncı nokta. Ateist olarak ölmenin zor fakat yaşamının nispeten kolay olduğunu söylemiştim. Bunu geri alıyorum. Ateizm bizi, yaşamımızı ve herşeyi ucuzlaştırır. Bunu görmek için hem Ateizm’e dayalı hem de Tanrı’ya dayalı bilim-kurgu romanlarını okuyun. Tanrı’nın varlığına inanmak insanı ezmez, insanı Tanrı’ya yaklaştıran düzeye yükseltir. Shakespare’in kitaplarında insan büyüktür çünkü kesinlik havasını solumaktadır. Oysa Faulkner, Gide, Sartre, Camus, Beckett ve yirminci yüzyılın diğer 9’da 10’unun yazarlarında, insan ‘öfkeli, herhangi birşeyi ifade etmeyen’ konumundadır çünkü insan kozmik öksüzdür.

Yedinci olarak, Ateizmi reddeden en büyük nokta şimdi değil gelecektir, ölüm fikri değil yaşanmış ölüm tecrübesidir. Bir hiçlikle karşılaşmayı beklerken, Ateistler Tanrı’yla yüzyüze geldiklerinde ve ölümü en son nokta olarak görmeyi beklerken Tanrı’yı bulanlar, kendi felsefelerinin şimdiye dek icat edilen en ucuz felsefe olduklarını anlayacaklardır. Ucuzdur çünkü mutlak iyiliğe ve değere sahip olan tek kişi olan Tanrı’yı reddetmişlerdir.




2. Mitolojizm : Tanrı masaldır, mitolojidir


Ateizm kelimesinin duyulmasından ve onlara verdiği saygıyı azaltmasından korkan aydınlar ve kişiler Mitoloji terimini kullanırlar.

Bunlar Ateistler gibi Tanrı yoktur, mucizeler yoktur, diriliş yoktur ve tüm bunlar yalandır demek yerine; Kutsal Kitap’taki anlatımların harfi harfine doğru olduğunu reddeder ve Kutsal Kitabın bir gerçek ve bir mit olduğunu söylerler. Mucize bebeğimiz doğduğunda, güneş batımında veya İsa’nın iyi ve hoş bir insan olduğu zaman kullanılır ancak Meryem’in bakire olması fikri İsa’nın hoş bir insan olması gibi mitolojik birşeydir. İsa gerçekten dirilmiştir ancak bu mezarda değil onu izleyen öğrencilerin yüreğindedir!

Bu Mitologlar Ateist olmadıklarını söylerler fakat Tanrı gerçek, objektif yaratıcı, yasa veren, mucize yapan ve Kutsal Kitap’taki dirilen Kurtarıcı değildir. Tüm bu şeyler doğaüstüdür ve Mitologlar doğaüstü şeyleri mitoloji ile tanımlandırır. Kutsal Kitap’ın içinde geçen olayları sahte olarak adlandırmaz fakat onların aynen efsaneler kadar doğru olduklarını söyler.

Kutsal Kitap kötülüğün kaynağına ve çözümüne ilişkin iki hikaye anlatır. Demitologlar bunların tarihte gerçekleşmiş olduklarını reddeder. İlk hikaye bir bahçedeki iki ağaca, denenmeye ve Tanrı gibi olmak isteyen bir çiftin çevresinde odaklanır. İkinci hikaye bir ağaç – çarmıh – farklı bir bahçe, farklı bir denenme, ve “İkinci Adem” adlandırılan farklı bir insan çevresine odaklanır. Bu insan Tanrı olduğunu iddia etti, denenmelere dayandı, öldü, başka bir bahçeye gömüldü ve ölümden dirildi.

Mitologlar bunun gerçekten olduğuna inanmaz. Eğer bunların tümü olmamışsa üç çözülmemiş sorun var demektir: ölüm, ahlak ve günah.

1. Ölüm döşeğindeki insanın efsanelere değil gerçeğe ihtiyacı vardır, yüreklerde değil topraktan dirilişe ihtiyacı vardır. Bizim için ölümü yenen Tanrı’ya ihtiyacımız vardır.

2. Özellikle gizli saklı şeyler yapmaya çalıştığımızda, mutlak ahlakın kaynağının gerçekten ne olduğunu bilmeye ihtiyacımız vardır. (Dostoyevski şöyle dedi: “Eğer Tanrı yoksa, herşeyi yapmak mümkündür”).

3. Son olarak, özellikle günahın gerçek olduğu ve kendimizi kurtaramayacağımızı anladığımızda O’na ihtiyacımız vardır. Bizim günahlarımızı bağışlamasına ve suçluluğumuzun, utancımızın ve yargılanma korkumuzun silinmesine ihtiyacımız vardır. Psikologlar suçluluk duyguları gibi semptomları gizleyebilirler ancak sadece gerçek Tanrı gerçek suçluluğu kaldırabilir.




3. Psikolojizm: Tanrı subjektiftir, özneldir


Ateizmin allanıp pullanmasının diğer bir şekli Psikojizm’dir. Pkisolojizm Tanrı’yı psikolojik düzeye indirir ve öznelleştirir. Dışımızdaki Tanrı reddedilir fakat berbat anlamı olan ‘Ateizm’ reddedilerek bunun yerini içimizdeki Tanrı alır. Gerçek ile “Benim için gerçek” yer değiştirir. Tanrı yerine ‘Bizim Tanrımız’ veya ‘Benim Tanrım’ kullanılır. Benim evim, benim ayakkabılarım, benim ikna yollarım, benim Tanrım – herşeyin bir parçası.

Psikolojik Tanrı iki alanda sorun yaşar: dürüstlük ve uygulanabilirlik. İlk olarak bizim yarattığımız Tanrı en önemli soruyu yanıtlayamaz olarak bırakır: Bu tek olan gerçek Tanrı mıdır? İkincisi, bizim yaptığımız Tanrı bizi yaratamaz çünkü biz onu yarattık. Ne de bizi kurtarabilir. Günahtan ve ölümden daha güçlü değildir.

Subjektif kişi O’nun kendi yaşamlarının en iyi yönlerini temsil ettiğini söyler ki bu onlara göre günahtan ve ölümden güçlüdür.

Bu saflıktır. Bu insanlık tarihinin en gözardı edilemez trajedileri olan insanın mutsuzluğu ve günahlılığını önemsememektir. Yirminci yüzyılda çoğumuzun kötülük ile denenmediği ve büyük kötü şeyler yapmadığı için insanlığın çözülmemiş problemleri olduğu kanısına varmak demektir.

Nazi katliamlarında ortaya çıkan bastırılmış ve gizli güçler tüm ırkımıza içimizdeki Hitler olarak bulaşmış durumdadır. Eğer içimizde bir Tanrı varsa, o zaman içimizde aynı zamanda Şeytan’da vardır.

Gerçek Şeytan gerçek Tanrıyla eşleştirilemez fakat içimizdeki Şeytan genellikle içimizdeki Tanrı’yla eş düzeyde bulunmaktadır.




4. Eski Paganizm: Çok tanrıcılık / putperestlik


Şimdi Tanrının objektif gerçekliği reddedenlerden Tanrı’nın gücünü reddeden üç farklı görüşe geçiyoruz. Eğer Tanrı herşeye kadir değilse, bu kötülüğün ve acı çekmenin varlığını açıklar. Bunlar Tanrı’nın gözünden kaçmış ve dünyaya girmiştir. Eğer Tanrı yaratıcı değil sadece Büyük Kardeş ise....o zaman Büyük Kardeşimiz bütün problemlerinizi çözemez.

Bir çekiciliği olması gerekir ki putperestlik çok popülerdir.

Putperestlik özellikle bir şey için çok çekicidir: tanrıları vardır.

Rüşvet alan, zayıf, komik tanrı olması hiç tanrı olmamasından daha iyidir. Chesterton, “Jones güneşe, aya, timsaha tapsın, kendisini bulabileceği birşeye tapsın ama Jones’un İçindeki Işığa tapmasına izin vermeyin” diyerek bunları yapmanın Tanrı’nın varolmamasından iyi olduğunu söyler. Bizler birşeylere tapmalıyız; eğer bunlar yukarıdaki tanrılar değilse o zaman içimizdeki tanrılardır, kendimize, vs. dir. George Mcdonald şöyle dedi, ‘İmanınızın artmasıyla birlikte başkasını sizin inancınıza döndürdüğünüz kişilerin azaldığı tek bir din vardır: kendine tapınma’.

Diğer birşey, putperestliğin birçok zayıf, rüşvet alan tanrıları, yarı iyi - yarı kötü türlere sahip olduğu için ahlaken mükemmel değilmiş gibi görünürler. Çoklu tanrılar olduğu için dünyada çok güç vardır.

Dünyada iyilik zayıf olduğundan tanrılar da iyiliklerinde zayıftır. Kötü insan zaferli mi geldi yoksa? Kötü adamlar iyi adamlardan önce tanrısal güç butonuna basmış olmalılar.

Ancak insanın ruhu, karşımızdaki putperestliğin hikmetinden daha üstün olduğunu kanıtladı. Putperestlik yaşayamadı. Biz Zeus’un ve onun destekçilerinin neler yaptığını, felsefeyi öğrenmeye başladığımızda artık inanmayız. Felsefenin doğmasıyla putperestlik öldü. Hristiyanlık ise ölmedi. Binlerce akıllı, düşünceli, sorgulayıcı, dürüst filozof Hristiyandı. Tüm tarih boyunca putperest tanrılarını gerçekten anlayan ve savunan tek bir filozof ortaya çıkmamıştır.

Buna rağmen putperestlik en büyük filozofik problem olan Tanrı ve insanın barıştırılmasını, Tanrı’yı ‘zayıflatarak’ ve ‘çoklu tanrılara bölerek’ çözer. Modern putperestliğin çeşitleri ise daha akli yollarla aynı şeyi yapar. Buna sonra bakacağız.




5. Yeni Putperestlik: Doğacılık / Bilimcilik


Bilimcilik bilimden ayrı bir felsefedir. Bilimin bulup ortaya çıkarmadığı herşey yoktur der. Bilimciliğin izin verdiği tek tanrı doğadır veya doğanın kanunları/yasalarıdır,fakat doğaüstü şeyler değildir. Eski putperest yönteme göre Tanrı’yı parçalara bölüp, zayıflatıp ve böylece kötülük problemine çözüm bularak tanrılar ve tanrıçalar yaratmak vardı. Yeni verimli, bilimsel yöntem Tanrıyı yassılaştırıp, doğa veya doğanın yasalarına dönüştürür.

Hegel bu Tanrıyı evrensel süreçin bir son noktası veya tarihsel sürecin ‘diyalektiği’ içine sokarak, Tanrıyı indirgemeye ve yeni putperestliğe büyük destek sağladı. Hegel gibi “Süreç teolojisi” Tanrı’dan sonsuzluğu uzaklaştırır ve onu zaman içine koyar. Tanrı bizim gibi gelişir. Bu yüzden kötülük hala varlığını sürdürür.

Doğacı Tanrıya inanmanın avantajları,

1. Bilimsel modaya uygundur, doğaüstülüğün rahatsızlığından kaçınırsınız.

2. Hala inanılabilecek bir çeşit tanrının varlığına sahip olursunuz (özellikle güzel güneşli günlerde tüm güzelliğin şans eseri olmadığını açıklamak için gerekli olan tanrı) ve hatta,

3. Tanrı’nın iyiliğini korursunuz.




6. Dualizm (İkicilik): İki Tanrı


Dualizm Tanrı’nın gücünü reddeden, eski ve yeni putperestlikten farklıdır. Biri kötü diğeri iyi olan iki Tanrı’ya inanmaktır. Bu dünyadaki iyiliğin ve kötülüğün nedenini açıklar. Her iki Tanrı’da herşeye kadir değildir. Bu nedenle iyilik kötülüğün üstesinden gelemez.

Zoroastronianizm isimli dualizme inanan fakat bugün az izleyicisi olan bir din vardır. Bazı Hristiyanlar dualistlerin etkisinde kalarak, Kutsal Yazıların anlattığı gibi düşmüş bir melek ve insanlığın rakibi olan Şeytan’ı, genellikle Tanrı gibi güçlü, eş ve karşıt güçte olduğuna veya Tanrı’nın rakibi olduğuna inanırlar.

Dualizmin problemi, tamamen kötü olan Tanrı’yı biraz zorladığınızda parçalanmasıdır. C.S. Lewis bunu şöyle anlatır, “Kötü olmak için varolmak, akla ve iradeye sahip olmak gerekir. Fakat varlık, akıl ve iradenin kendileri iyidir. Bundan dolayı bu üç şey, İyi Güç kaynağından alınıyor olmak zorundadır... Kötü bir parazittir, orijinal bir şey değildir. Kötüyü harekete geçiren güç iyiliğin verdiği güçtür.” Mutlak iyilik varolabilir ancak mutlak kötülük varolamaz.

Mutlak kötülük kendisiyle çelişkilidir. Kötülük sanki kör olmak gibidir, iyilik ise görebilmektir. Kötülük karanlık gibidir, iyilik ise ışık gibidir.

Kötülük ölüm gibidir, iyilik ise yaşam gibidir. Parazitin yerleşebileceği bir ‘ev sahibi / konuk’a ihtiyaç duyması gibi, kötülük de yok edebileceği iyiliğe ihtiyaç duyar fakat tersi doğru değildir. İyiliğin kötülüğe ihtiyacı yoktur. Işığın karanlığa ihtiyacı yoktur. Tanrı’nın Şeytan’a ihtiyacı yoktur. Ancak Şeytan’ın Tanrı’ya ihtiyacı vardır.

Akılsal olarak zayıf olmasına rağmen, dualizmin psikolojik çekiciliği vardır çünkü heyecanlandırıcı yaşam felsefesiyle sonuçlanır, iyi ile kötü arasındaki savaş ve edebiyat dünyasının birçok köklerinden biridir.

Şu ana dek baktığımız tanrılardan bazıları iyi olmasına rağmen bunlar kararlı yapıya sahip değildir, çünkü hiçbiri herşeye kadir değildir ve aynı anda hem herşeye kadir hem de mutlak iyilik konusunda güvenilir olamadılar. Eğer bu tanrı mutlak iyi değilse, o zaman size kasten zarar verebilirler ve eğer herşeye kadir değilse, kazayla size zarar verebilir. Bundan dolayı ya tamamen güvenilebilecek bir Tanrı yoktur, veya güvenebileceğiniz hem mutlak iyi ve hem de herşeye kadir bir Tanrı vardır.

Peki böyle bir Tanrı varsa nasıl olurda kötülüğe izin verebilir? Belki de mutlak iyi değildir. Bu henüz bakmadığımız son çözümdür.




7. Satanizm: Kötü Tanrı


Kötülüğün varlığına ilişkin daha dramatik ve hatta daha da mantık dışı yanıt Satanizm’dir. Tanrı olarak Şeytan’a tapmak. Kötülüğün tahta oturarak, kötülüğün varlığının problem olmadığını intikam ile yanıtlar. Herşey Tanrı’nın değil Şeytan’ın kontrolünde olduğu için kötülük bu dünyada çok güçlüdür.

Satanizm’in teorik problemi ile Dualizm’in problemi aynıdır. Kötülük iyilikten daha büyük olamaz çünkü kötülük çarpıtılmış iyiliktir, iyilikteki parazittir, hastalıklı iyiliktir. Kötülük iyilik ile akrabadır ve iyiliğe bağlıdır. Sınırsız kötülük terimi kendi içinde zıtlık taşır. Sınırsız kötülük iyiliğin varolması için hiçbir boşluk ve yer bırakmayacaktır böylece kötü tanrı, melek veya insan için gerekli olan varolma, akıl ve irade için de yer kalmayacaktır. Eğer kötülük kontrolde ise, o zaman tüm iyiliği birşeye atfetme sorunumuz vardır. Agustine şöyle dedi, “Eğer Tanrı varsa, neden kötülük vardır? Eğer Tanrı yoksa, neden iyilik vardır?”

Satanizm’in pratik problemi sınırsız ciddiyete sahip olmasıdır, ki ben bunu yumuşatarak söyledim. Pazarlık yaptığınızı alırsınız. Eğer Şeytan’ın tarafına katılırsanız, Şeytan’ın sonunu paylaşırsınız ki, bu Tanrı’yı yenmek değildir (yaratık nasıl yaratıcıyı yenebilir? sınırlı güç nasıl sınırsız gücü yenebilir?), fakat sonsuza dek Cehennem’de acı çekmektir. Dünyadaki acı çekme sorununa pek çözüm bulmamıyor anlaşılan! Ocak ateşinden Cehennem ateşine geçiş.




8. Panteizm: Evren Tanrı


Dualizm ve Satanizm ile karşılaştırıldığında, Panteizm durağan ve monoton bir felsefeye sahiptir. Dışarıdan bakıldığında, bizim çağımız heyecanlı görünüyor ancak Kierkegaard, Nietzsche, Auden, Eliot, Orwell, Reisman, C.S. Lewis, Huxley, ve Spengler’in görüşlerine göre içimizde tutku yoktur.

Panteizm’i evren Tanrı olarak adlandırdım çünkü o basitçe genel anlamda herşeydir ve özel anlamda hiçbir şeydir.Herşey onun bir parçasıdır. Onun dışında olan hiçbir şey yoktur. O özgür iradesi olan bir dünya veya kişiler yaratmadı.O bir kişi veya istek / arzu değildir. Çünkü istek seçim yapar ve bunu şundan ayırır. Panteizm’de ‘şu’ diye bir ayrım yoktur. Bu onu çekici yapar, hiçbir şey yasaklanmamıştır, herşey tanrısaldır.

Panteizm kötülük problemini temiz bir şekilde çözer. Kötülük evren Tanrısının bir parçasıdır. Hitler Tanrı olduğu kadar aynı zamanda Mesih’tir. Tanrı hem iyi hem de kötüdür. Dünyayı Tanrı’nın parçası yaparak veya Tanrı’nın kendisinin görüntüsü diye tanımlayarak, bu dünyadaki kötülüğün ve iyiliğin varlığınına ilişkin kötülük sorununu çözer. Tanrı aynen Yıldız Savaşları filminde olduğu gibi dünyanın ‘gücüdür’. Gücün karanlık yönü de vardır. İşte bu yüzden dünyanın da karanlık yönü vardır.

Panteizmin diğer bir çekici özelliği (Freud’un söylediği gibi) ölüm korkusunu bizden uzaklaştırmasıdır. Ölüm benim dünyadan ayrılmamdır ve Panteizm’de dünyadan ayrılma yoktur. Dünyadan hiçbir zaman düşemeyiz, Tanrı’dan kopamayız. Panteist’e göre ben gerçekte Tanrı’yla yüzyüze gelebilen bir kişi gerçekten değilim ve yaşamımı veya canımı kaybedemem. Ben Tanrı’nın parçasıyım ve Tanrı asla ölemez.

Panteizm’in üçüncü çekici özelliği Cehennem olmamasıdır. Günah, ölüm, ve Cehennem bizim hatalarımız veya illüzyonumuzdur. Bizim yeterli aydınlanmaya ulaşmamamızdır.

Dördüncü çekici nokta Panteizm ezoteriktir. Size biri geliyor ve şöyle diyor, ‘Eğer aydınlanmış olsaydın, eğer birkaç kişiden biri olsaydın, o zaman anlardın.’.

Panteizm’in problemi düşünülemez oluşu değildir – büyük mistiklerden Buddha ve Eckhart ve büyük filozoflardan Spinoza, Leibniz ve Hegel kendi kendilerine bu öğretişin içine düşmüşlerdir – aslında Panteizm pratikte yaşanılamaz. Evren’e dua edemez, tapamaz, sevemez veya güvenemezsiniz. Panteizm’e göre zaman bir illüzyondur, sanaldır. Tanrı için tek gerçeklik, mükemmellik ve sonsuzluktur. Panteizm’e göre biri olma illüzyonu, şu ana dek gerçekleşmiş olan tek şeydir. Zamansızlık içinde hiçkimse birileri olduklarını düşünmektedir. Benim Panteizm’e yanıtım bir sorgulama değil bir esnemeden ibarettir.




9. Deizm: Vurdumduymaz Tanrı


Panteizm ve Deizm, Teizm’in eşit ve zıt alternatifleridir. Teizm, tutucu Hristiyan, Yahudi veya Müslüman olsun, Tanrı’nın üstün ve huzuru olduğuna, hem sonsuz yaratıcı ve aynı zamanda yaratıkların O’nun huzurunda olduğuna inanır. Panteizm Tanrı’nın yüceliğini, Deizm Tanrı’nın huzuruna inanmayı reddeder. Deizm’de Tanrı dünyayı yarattı, mekanik alarm saati gibi kurdu ve kendi kendisine çalışmaya terketti.

Peki bu bu teoloji kötülük probleminde ne gibi farklılık yaratıyor? Panteizm ve Deizm, problemin karışımını oluşturan maddelerden biri olan Tanrı’nın iyiliğini reddeden farklı iki yoldur. Panteizm, Tanrı’nın herşey olduğunu, Tanrı’nın iyi ve kötü olduğunu yani herşey olduğunu söyleyerek, O’nun mutlak iyi olduğunu reddeder. Deizm en azından bize karşı Tanrı’nın ne iyi ne de kötü olduğunu söyleyerek Tanrı’nın mutlak iyi olduğunu reddeder. Tanrı’nın bizimle bir ilgisi yoktur. Deizm’in Tanrısı ne kızgınlıkla veya sevgiyle, ne de iyi veya kötülükle yüzünü çevirmez.

Deizm muhtemelen sahte yanıtlar içinde en mantıklısıdır. Doğadaki kanıtlara bakarak, Tanrı’nın varolduğunu itiraf eder. Yaratılış bir yaratıcı gösterir, dizayn bir tasarımcıyı gösterir, “Gökler Tanrı'nın görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.” (Mezmur 19:1). Ancak doğa bize ne Tanrı’nın ahlakı olduğunu (çünkü doğanın ahlakı yoktur, nötrdür), ne de Tanrı’nın bizleri sevdiğini veya ne de Tanrı’nın bizi kurtarmak için dünyaya geldiğini söyler. Bize kozmik alarm kurucudan daha fazlası olan, günahlarımızdan, boşluğumuzdan, anlamsızlığımızdan, hayalkırıklığımızdan ve ölümden kurtaracak biri gereklidir.

Deizm Tanrı’nın kendi cennetinde olduğunu ve bu yüzden dünyadaki herşeyin ‘doğru gitmediğini’ söyleyerek, kötülük problemini çözmeye çalışır. Tanrı yerinde olmayan bir evsahibi olarak, kiracısının dağınık kalmasına izin verendir. Bu kenar mahallelerdeki ahlaki kirlilik, suçluluk, acı çekmenin nedenini açıklar ancak bu evsahibinin bu karışıklığı düzeltebilecekken neden karışmadığını açıklamaz. Eğer O bunu yapabilecek kadar güçlüyse (ki olmalıdır çünkü kiracıyı yaratandır), o zaman bu Tanrı’nın iyiliğinde, sevgisinde ve merhametinde bir kusur olmalıdır. Vurdumduymaz bir Tanrı. Herşeye rağmen – kenar mahalleleri biz yarattığımıza göre belki o adildir – fakat O Kendi fakir ve aptal çocuklarına yardım etmediği için kesinlikle merhametli değildir. Ve merhamet en azından Tanrı’nın adaleti ve iyiliği olduğu kadar önemlidir. Deizm’in Tanrısı iyi değildir.

O oradadır. Oradadır hatta burada bile değil.




10. İdealizm: Kötülüğün İnkarı


(1)Tanrı vardır. (2) Tanrı mutlak iyidir. (3)Tanrı herşeye kadirdir. (4) Kötülük vardır, maddelerinden tümü inkar ediyorsak veya 1, 2 ve 3’ü inkar etmenin yanlış olduğunu görmüşsek, bu sefer 4.maddeyi de inkar edelim ve bunu İdealizm olarak adlandıralım.

Budizm, Christian Science ve Teozofi İdealizm’in örnekleridir.

Chesterton, felsefenin büyük probleminin Tommy’nın kediye işkence yapmayı neden sevdiğinde yattığını söyler. İdealizm çözümü ise kedinin varlığını inkar etmesidir.

Peki bu saçma değil mi? Tanrı’yı, gücünü veya iyiliğini inkar etmek, Tanrı görünmez olduğu için kolaydır. Fakat siz kötülüğü görebilirsiniz değil mi? Malcolm Muggeridge, Hristiyan öğretişlerinden en az popüler olan Orijinal günahı ispatlamanın tek yolunun, günlük gazetelerle ispatlanabileceğini söyler.

Hayır. Kötüyü göremezsiniz, en azından fiziksel gözlerinizle. David Hume bunu gösterdi. Bir katili veya boğuşmayı gördüğünüzde fiziksel hareketleri, renkleri, zamanı, kinetik enerjiyi ve şekli görürsünüz. Aynen sevgi eyleminin görünmemesi gibi, cinayet eylemi de görünür bir olay veya şey değildir. Kötülüğün rengi nedir? İyiliğin zamanı kaçtır? Kötülüğün ne kadar kinetik enerjisi vardır? İyiliğin boyu ne kadardır?

Hume, İnsanların görünmeyen karakteri ve nitelikleri gerçeği yerine, iyiliği ve kötülüğü fiziksel gözlerimizle göremediğimiz için, iyiliğin ve kötülüğün kişideki subjektif duygular olduğu yanlış sonucuna vardı. Hume gözlerimizle kötüyü göremediğimiz de haklıydı çünkü kötülük fiziksel birşey değildir. Bundan dolayı objektif gerçekliğe sahip, fakat görünmez olan kötülüğü reddetmek, aynı şekilde görünmez olan Tanrı’yı reddetmek kadar olanaklıdır.

Kötülüğü reddetmek mümkündür fakat zordur. Bizim vicdan diye adlandırdığımız ve kötülüğü görebilen içsel gözlerimiz vardır. Bu gözlerimiz kapatılmalı, terkedilmeli, unutmalı veya daha çok gözleneni yaparak bu gözlerimizle gördüklerimiz kendi duygularımıza indirgenmeli ve gördüklerimizden şüphelenmeliyiz. Ancak bu noktada kişi kötülüğün objektif gerçeklik olmadığını söyleyebilir.

İdealizm’e verilecek, basit çok açık ve dışsal kanıt: fiziksel acı çekme ve ölüm’ yanıtıdır. Bir zamanlar küçük bir çocuk Christian Science’a inanmaktaydı (Christian Science Mary Baker Eddy’nin başlattığı bir akımdır. Kötülük onlara göre bir illüzyondur. Kişilerin imanlarının veya anlayışlarının eksikliğinden dolayı ölüm, hastalık ve acı çekmenin varolduğuna inanırlar). Bu küçük çocuk çok hasta olan babası için dua edilmesini Christian Science önderine / Vaizine anlattı. Vaiz onu şöyle yanıtladı: “Oğlum, sen anlamıyorsun. Baban kendisinin hasta olduğunu düşünüyor. Bunu ona söyle. Ona iman etmesini söyle.” Çocuk Vaiz’e itaat etti ve ertesi gün tekrar Vaiz’e geldi. Vaiz, ‘Oğlum baban nasıl?’ diye sordu. Çocuk ona, “Haa, o kendisinin ölü olduğunu düşünüyor’ dedi.

Çok fazla İdealizm. Dürüst olmak gerekirse, kediyi inkar edemeyiz.




Kötülüğün varlığının çözümleri :

6 farklı problemin kaynağı şunlardır: doğa, ruhsal kötülüğün başlangıcı ve kökeni ve fiziksel kötülük.

1. Ruhsal kötülüğün doğası günahtır ve Tanrı’dan bizi ayırır.

2. Ruhsal kötülüğün kökeni insanın özgür iradesidir.

3. İnsanın özgür iradesi insanın özü olduğu için Tanrı insan özgür iradesini korumak amacıyla kötülüğü sona erdirmediğinden kötülük vardır.

4. Fiziksel kötülüğün (hırsızlık, katliam, cinayet, trafik kazası, deprem vs..), doğası acı çekmektir.

5. Fiziksel kötülüğün kökeni ruhsal kötülüktür. Acı çekiyoruz çünkü günah işliyoruz.

6. Fiziksel kötülüğün sonu bizim mükemmelleştirilmemiz ve sonsuz sevinç olacaktır (1. Korintliler 13:10; Romalılar 8:23; Filipililer 3:21; Esinleme 21:4).




Uygulama:


Kötülüğün varlığından da önemli olan başka bir iddia, Tanrı’yla aramızdaki bozuk ilişkininin kendisidir ki bu da Ruhsal Boşanma’dır.

Bu nedenle kötülüğün varlığına teorik olarak verilebilecek yanıttan daha da önemli olan kötülük problemine vereceğimiz kişisel yanıttır.

İnancı savunandan daha da önemli olan Kurtarıcının gerekliliğidir.

Kötülüğün sonucu olarak teorik problem bizde önemsememezlik ve sorgulama yaratır. Bunun pratik sonucu ise bizde görülen suç, utanç, korku ve günahtır. Mesih İsa teorik problemi değil pratik problemi çözmeye geldi. İsa Mesih filozof olmak için değil kurtarıcı olmak için geldi.

Suç sadece Tanrı tarafından çözümlenebilir çünkü suç Tanrı’yla yapılan antlaşmanın bozulmasıdır. Utanç her ne kadar insanlara arası yatay bir ilişki düzleminde olsa da, suç dikeydir ve doğaüstüdür. İyi bir psikolog sizi suçluluk duygularınızdan arındırabilir ama suçun kendisinden değil. Size anestezi verebilir ancak hastalığınızı iyileştiremez.

Tanrı Oğlunu bu nedenle gönderdi. İsa Mesih dışında suçunuzu ve günahınızı, utancınızı, korkunuzu kimse uzaklaştıramaz. Mesih’in kendisini uğrumuza kurban etmesine iman etmekten başka gerçek kötülük probleminin çözümü yoktur. Bizim tek umudumuz kötülük problemine ‘iyi bir yanıt’ vermek değil, fakat ‘iyi haber’ olan Müjdeye kişisel karar vererek inanmaktır.


Matthew J. Slick




İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları

Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 



İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları konusuna benzer konular;

İdealizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları İdealizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları 10. İdealizm: Kötülüğün İnkarı (1)Tanrı vardır. (2) Tanrı mutlak iyidir. (3)Tanrı herşeye kadirdir. (4) Kötülük vardır, maddelerinden tümü inkar ediyorsak veya 1, 2 ve 3’ü inkar etmenin yanlış olduğunu görmüşsek, bu sefer 4.maddeyi de inkar edelim ve bunu İdealizm olarak adlandıralım. Budizm, Christian Science ve Teozofi İdealizm’in örnekleridir.


Deizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları Deizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları 9. Deizm: Vurdumduymaz Tanrı Panteizm ve Deizm, Teizm’in eşit ve zıt alternatifleridir. Teizm, tutucu Hristiyan, Yahudi veya Müslüman olsun, Tanrı’nın üstün ve huzuru olduğuna, hem sonsuz yaratıcı ve aynı zamanda yaratıkların O’nun huzurunda olduğuna inanır. Panteizm Tanrı’nın yüceliğini, Deizm Tanrı’nın huzuruna inanmayı reddeder. Deizm’de Tanrı dünyayı yarattı, mekanik alarm saati gibi kurdu ve kendi kendisine çalışmaya terketti. Peki bu bu teoloji kötülük probleminde ne gibi farklılık yaratıyor? Panteizm ve Deizm, problemin karışımını oluşturan maddelerden biri olan Tanrı’nın iyiliğini reddeden farklı iki yoldur. Panteizm, Tanrı’nın herşey ...


Panteizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları Panteizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları 8. Panteizm: Evren Tanrı Dualizm ve Satanizm ile karşılaştırıldığında, Panteizm durağan ve monoton bir felsefeye sahiptir. Dışarıdan bakıldığında, bizim çağımız heyecanlı görünüyor ancak Kierkegaard, Nietzsche, Auden, Eliot, Orwell, Reisman, C.S. Lewis, Huxley, ve Spengler’in görüşlerine göre içimizde tutku yoktur. Panteizm’i evren Tanrı olarak adlandırdım çünkü o basitçe genel anlamda herşeydir ve özel anlamda hiçbir şeydir.Herşey onun bir parçasıdır. Onun dışında olan hiçbir şey yoktur. O özgür iradesi olan bir dünya veya kişiler yaratmadı.O bir kişi veya istek / arzu değildir. Çünkü istek seçim yapar ve bunu şundan ayırır. Panteizm’de ‘şu’...


Satanizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları Satanizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları 7. Satanizm: Kötü Tanrı Kötülüğün varlığına ilişkin daha dramatik ve hatta daha da mantık dışı yanıt Satanizm’dir. Tanrı olarak Şeytan’a tapmak. Kötülüğün tahta oturarak, kötülüğün varlığının problem olmadığını intikam ile yanıtlar. Herşey Tanrı’nın değil Şeytan’ın kontrolünde olduğu için kötülük bu dünyada çok güçlüdür. Satanizm’in teorik problemi ile Dualizm’in problemi aynıdır. Kötülük iyilikten daha büyük olamaz çünkü kötülük çarpıtılmış iyiliktir, iyilikteki parazittir, hastalıklı iyiliktir. Kötülük iyilik ile akrabadır ve iyiliğe bağlıdır. Sınırsız kötülük terimi kendi içinde zıtlık taşır. Sınırsız kötülük iyiliğin varolması için...


Ateizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları Ateizm'in Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları 1. Ateizm: Tanrı Yoktur Auschwitz kampında (2. Dünya savaşında Hitler Almanya’sının milyonlarca Yahudiyi gaz odalarında öldürdükleri kamplardan biri) insanların Tanrı’ya güvenmelerini isteyen ve öğütleyen bir rabbi (Yahudi din adamı) vardı: “Tanrı bizi terketmeyecek. Tanrı bizi kurtaracak”. Gaz odasına gitme sırası ona gelmişti. “Tanrı bizi terketmeyecek. Tanrı bizi kurtaracak” diyerek sırada ilerliyordu. Fakat Tanrı onu kurtarmadı ve rabbi’nin gaz odasına girerken son sözleri şu oldu: ‘Tanrı yoktur’. Fakat bu hikayenin sonu değildir, hatta Auschwitz kampında bile. Rabbi burada çok mantıklı görünmektedir. Kötülük problemine en basit ve yalın yanıt...



Şu anda bulunduğunuz sayfa: hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Kötülük : İnançların Kötülük Problemine Dair Mantıksal Hataları





Click "Give Now", then choose "Turkey"

(Tax-Deductible for US Citizens)





Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

| HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU | İNCİL | İNCİL .TV | HRİSTİYAN GAZETE | HRİSTİYAN OLMAK | HRİSTİYAN CHAT | HRİSTİYAN FORUM FACEBOOK | HRİSTİYAN FORUM TWITTER | HRİSTİYAN FORUM YOUTUBE | BEDAVA İNCİL |



GÜNLÜK BÜLTEN EMAİL ABONELİĞİ
hristiyanlık Email adresinizi yukarıdaki kutucuğa yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize gelecek emaildeki linke tıklayınız


Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.