Hristiyanlar ve Kur'an

hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Kuran-ı Kerim : Hristiyanlar ve Kur'an


HRİSTİYAN FORUM'A ÜYE OLUN! Hristiyan üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.



HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)





Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 

hristiyanlık
Theophilos

Hristiyanlar ve Kur'an


HRİSTİYANLAR ve KUR'AN ELEŞTİRİSİ

Sanırım pek çok kişi, belki de hepiniz, Müslümanların Yahudi ve Hristiyan Kutsal Yazıları hakkında ne düşündüklerini ve söylediklerini iyi biliyorsunuzdur. Ben şahsen önünden tesadüfen geçtiğim bir cami hocasının bir cuma günü verdiği hutbede Kutsal Kitap eleştirisi yaptığına tanık olmuştum. Bunlar dışında okullarda okutulan din derslerinin kitaplarında Kutsal Kitap için ne tür ifadelerin kullanıldığını ve ne tür eleştiriler yapıldığını bilmemek mümkün değildir. Bazı Müslüman ilahiyatçılar ise işi Kutsal Kitap hakkında kapsamlı eleştiri yazmaya kadar götürmüştür (Örneğin, Ahmet Deedat ve Edip Yüksel ortak bir çalışma yapıp "Kutsal Kitap Tanrı'nın sözü müdür?" isimli bir kitap yayımlamışlardır).

Müslümanların Kutsal Kitap ile ilgili eleştirilerine gereken yanıtlar mutlaka verilmektedir. Peki Hristiyanlar Kur'an için ne düşünmektedirler? Önce şunu söyleyeyim: Hristiyanlar da Kur'an konusunda bilgi sahibi olup çok etkili eleştiri makaleleri ve kitapları yazmaktadırlar. Bunlardan Jay Smith adlı kişinin tarihçi ve eleştirmen pek çok yazarın eserinden alıntı yaparak yazmış olduğu "Is the Qur'an the Word of God?" (Kur'an Tanrı'nın Sözü müdür?) isimli çalışmasının bir bölümünü aşamalı olarak Türkçeye çevirip sizlerle paylaşmak istiyorum. Jay Smith 1996 senesinde yazdığı bu eleştiriyi belirli bölümlere ayırmış. Bu başlıklar sırasıyla:

Kur'an'ın Metinsel (İçerik) Analizi (pek çok alt başlığı var)
Kur'an'ın Talmud Bağlantısı
Kur'an'ın Bilimsel Özellikleri

KUR'AN TANRI'NIN SÖZÜ MÜDÜR? (Jay Smith 3 Haziran 1996)


1) Kur’an’ın metinsel (içerik) analizi.

Müslümanlar, Eski ve Yeni Antlaşma da dahil, kutsal sayılan tüm yazılara saygı duymalarına rağmen, İslam dininin kitabı söz konusu olduğunda Kur’an’ın diğer tüm yazılardan üstün olduğunu savunup farklı ve ayrıcalıklı bir tutum izlerler. Bunun ilk nedeni, Müslümanlara gore Kur’an’ın kesinlikle insanlar tarafından yazılmamış ve bu sayede insanlara özgü düşünce ve yazım tarzının etkisiyle bozulmamış olmasıdır. Bu ve benzer nedenlerle Kur’an’a sıklıkla “Kitapların anası” (Sure 43:3-4) denmektedir.

Kur’an’ın oluşumu:

Müslümanlar, gelişmiş yapısı ve etkileyici edebi tarzı sayesinde Kur’an’ın tüm diğer Tanrısal açınlamalardan üstün olduğunu iddia ederler. Sure 10:37-38, Sure 2:23 veya Sure 17:88’i referans gösterirler; ki bu ayetlerde şöyle denmektedir:
Onu Muhammed mi uydurdu diyorlar? De ki: “Gerçeği söylüyorsanız, Size Allah dışında yardım edebilecekleri de çağırın da Kur’an’a benzer tek bir Sure getirin”.
Bu övünme ifadesinin benzerlerine Hadislerde (Mishkat III. Sayfa 664) de rastlanmaktadır:
“Kur’an dünyadaki harikalar arasındaki en büyük harikadır. Dünyadaki eğitimli kişilerin ortak görüşüne göre sözcük seçimi, tarz, retorik, düşünceler ile insanlığın kaderini belirleyen düzenlemelerin ve yasaların doğruluğu konusunda Kur’an eşsiz bir kitaptır”.
a) Kur’an’ın eşsizliği

Müslümanlara gore Kur’an’ın edebi tarzına denk gelebilecek bir yazının hali hazırda mevcut olmaması onun insanlar tarafından yazılmış bir kitap değil de Tanrı tarafından gönderilmiş mucizevi bir kitap olduğunu kanıtlamaktadır. İşte Arapça’da icaz olarak nitelendirilen bu eşsizlik durumu Müslümanlar için Kur’an’ın göksel kaynaktan gelmiş bir mucize olduğunun kanıtıdır; ki bu da Muhammed’in peygamberlik görevi ile İslam’ın doğruluğunu onaylamaktadır (Rippin 1990:26)

Yine de Kur’an’ın bizzat kendisi ilk oluşum süreci ile ilgili şüpheler yaratmakta ve eşsiz olduğu iddialarına gölge düşürmektedir. Aslında bu “Kur’an’ın eşi benzeri olmadığı” yolundaki öğretinin, ilgili dönemin Hristiyan eleştrimenlerinin yazılarına yanıt vermek amacıyla üretildiği ve en gelişmiş ve kesin haline ancak 10. yüzyıl sonlarında ulaştığı bilinen bir gerçektir (Rippin 1990:26)

Bazı Müslümanlar eşsizlik iddiasının Kur’an için uygun ve geçerli olduğundan emin değildirler. İslam konusunda uzman olan C.G. Pfander şöyle demiştir:
“Kur’an’ın edebi tarzının Arap dilinde yazılmış diğer tüm kitaplardan üstün olduğu iddiası önyargıdan kaçınan Arap alimlerinin hiçbir şekilde evrensel görüşü olmamıştır. Bazıları Kur’an’ın etkili anlatım ve şiirsellik konularında Imraul Quais’in Mu'allaqat’ından veya Hariri’nin Maqamat adlı eserinden üstün olduğundan şüphe etmektedir; ancak Müslüman ülkelerde bu tür görüşleri ifade edebilecek kadar cesur olan insanların sayısı son derece azdır” (Pfander 1835:264).
Pfander Kutsal Kitap ile Kur’an’ı karşılaştırarak sözlerine şöyle açıklık kazandırır:
“Eski Antlaşma’yı İbranice orijinalinden okuduğumuzda, pek çok alim Yeşaya, İkinci Yasa (Tesniye) ve Mezmurlar gibi bölümlerdeki dilin ve anlatımın Kur’an’ın herhangi bir bölümündeki anlatımdan üstün olduğunu düşünmektedir. Herkes inkar etse de Müslümanlar bunu inkar edemezler ve İbranice ile Arapçayı çok iyi bilen hiçbir Müslüman bunu büyük ihtimalle yadsımayacaktır” (Pfander 1835: 266)
b) Kur’an’ın yapısal zayıflıkları

Kutsal Kitap ile kıyaslandığında Kur’an’ın diğer bazı sorunları su yüzüne çıkar. Kutsal Kitap’ı iyi bilen birisi Kur’an’ı okumaya başladığında şiirsel değeri ne olursa olsun tamamen farklı bir edebiyat türü ile karşılaştığını hemen anlayacaktır. Tarihsel anlatılar Kutsal Kitap’da bolca yer alırken Kur’an’da yok denecek kadar azdır. Kutsal Kitap çoğunlukla insanların haberdar olmadıkları terminolojiler veya bölgeler hakkında bilgi verirken, Kur’an bu konularda sessiz kalır. Aslında, Kutsal Kitap’ın yapısı, 1500 yıldan fazla bir sürede yazılmış olan pek çok kitabın tarihsel sıralamaya, konusal bütünlüğe ve öznelere gore düzenlendiğini göstermektedir. Buna karşılık, Kur’an’ın, pek çoğu önceki ayet ve surelerde yazılanlarla bağlantılı olmayıp rastgele bir araya getirilmiş karışık açıklamalar ve düşünceler yığınından oluştuğu görülmektedir.

Çoğu uzmana göre Kur’an’ın oluşumu o kadar düzensizdir ki bir kişinin onu tüm engellere rağmen inat edip okuyabilmesi için en üst düzey sorumluluk duygusuna sahip olması gerekir!

Seküler bilimler konusunda uzman olan Alman Salomon Reinach oldukça sert analizinde şunları söylemektedir:
“Edebi açıdan bakıldığında, Kur’an’ın çok az değeri vardır. Öfkeli ifadeler, tekrarlar, çocuksu konuşmalar, mantık ve bağlantı eksikliği hazırlıksız okuyucuyu her aşamada dumura uğratıyor. Bu vasat edebiyat için sayısız yorumun yapıldığını ve dünyada milyonlarca insanın onu özümseyebilmek için zaman kaybettiğini düşünmek insan zekası için utanç kaynağıdır” (Reinach 1932: 176)
Benzer bir biçimde, McClintock ve Strong's ansiklopedisinde de şunlar yazılıdır:
“Kitabın ne tamamında ne de herhangi bir bölümünde mantıksal düşünce düzeni bulunduğu için Kur’an’ın özü en ileri derecede bağlantısız ve ithamcıdır. Bu ise kitabın rastlantısal ve dağınık bir biçimde açınlandığı iddiasını doğrular niteliktedir”. (McClintock and Strong 1981:151)





Hristiyanlar ve Kur'an


hristiyanlık
Theophilos

Hristiyanlar ve Kur'an


c) Kur’an’daki yazınsal kusurlar

Daha önceleri İslam alimi olan Dashti de Kur’an’ın yazınsal kusurlarından üzüntüyle bahsetmekte ve şunları söylemektedir:
“Ne yazık ki Kur’an çok kötü bir şekilde yazıya geçirilmiş ve onun içeriği akılsızca düzenlenmiştir.”
Dashti konuşmasını şu şekilde tamamlar:
“İslam öğrencileri Kur’an’ı kitap haline getirenlerin niçin doğal ve mantıksal bir yöntem izleyip - Ali İbn Taleb’in kayıp kopyasında uygulandığı gibi - Sureleri iniş sıralarına göre düzenlemediklerini merak etmektedirler.” (Dashti 1985:28)
Kur’an Surelerini okuyan bir kişi tarihsel sıralama olmadığını fark edecektir. Islam geleneğine göre kitabın başında yer alan en uzun Sureler daha sonraları indirilenlerdir ve kitabın sonundaki en kısa Surelerin de en erken indirilenler olduğu düşünülmektedir. Buna rağmen aynı gelenek bize belirli Surelerin hem erken hem de geç dönem vahiylerini içerdiğini söylemektedir. Bu nedenle Kur’an’daki bazı söylemlerin erken ya da geç döneme mi ait olduğunu tam olarak bilmek oldukça zordur.

Kur’an’daki diğer bir sorun tekrar kavramı üzerine kuruludur. Kur’an’ın okuma yazma bilmeyen eğitimsiz kişilerce ezberlenmesinin hedeflendiği belirtilmektedir. Bu yüzden Kur’an aynı verilerin defalarca tekrarlanması ilkesine dayanmaktadır (Morey 1992:113). Bu ise Kur’an’ı yeni okumaya başlayan kişiler için bir parça karışıklık yaratmakta ve Kur’an’ın oluşumunda hikaye anlatıcılardan kalma bir tarzın kullanıldığına işaret etmektedir.

Kur’an’ın daha başka yazınsal sorunları da vardır. “Tek bir Suredeki anlatımda bile bir konudan diğerine ani geçişler mevcuttur ve dilbilgisi, hüküm ve tanrıbilim konularında tutarsızlıklara oldukça sık rastlanır.” (Rippin 1990:23) Kur’an’ın dili yarı şiirseldir ve bir takım atlamalardan dolayı dilbilgisi, metnin anlamını örtülü ve belirsiz kılacak kadar eksiktir. Dilbilgisel uyumsuzluklar (örneğin, tekil özne için çoğul fiil çekimleri) ve eril-dişil isimlerin kullanımında farklılıklar (Örneğin, Sure 2:177; 3:59; 4:162; 5:69; 7:160 ve 63:10) görülür (Rippin 1990:28). Çoğu zaman cümleler eylemden yoksundur ve okuyucunun anlatılanlar konusunda önceden bilgi sahibi olduğu varsayılmaktadır. Çok az açıklama mevcuttur; ki bu da okuma işini zorlaştırmaktadır.

Yapısal problemler bunlarla sınırlı değildir. Patricia Crone şöyle demiştir:
“Blok halindeki ayetlerde saçma bağlam kopuklukları şaşırtıcı derecede sık görülür. Tanrı için tek ve aynı cümlede hem birinci hem de üçüncü tekil zamiri kullanılmaktadır. Bazı sözcüklerin metin dışında bırakılması sonucunda ve açıklayıcı yorumların yetersiz kaldığı durumlarda söylenilenler anlaşılmaz hale gelmektedir.” (Cook 1983:68)
İlahiyatçı-dilbilgisi uzmanı olan al-Rummani (M.S.996) tüm bu suçlamalara yanıt verirken Kur’an’daki eksikliklerin ve dilbigisel düzensizliklerin acele ve özensiz bir yazımın kanıtı olmak yerine olumlu sözbilim araçlarına işaret ettiğini savunmuştur (Rippin 1990:27). Kur’an ile aynı dönemde oluşmuş seküler bir edebiyatın var olmaması ve bunun da kıyaslamayı imkansızlaştırması neticesinde Al Rummani’nin savunmasını değerlendirmek mümkün değildir. Sonuçta “bu iddia dogmatik olmayı sürdürmektedir ve diğer pek çok dinsel savunma tezi gibi varlığını sadece İslami varsayımlar şeklinde devam ettirmektedir” (Rippin 1990:27)

Bununla birlikte, bazı gayri Müslimler Kur’an’daki düzensizliklerin asıl kaynağını göstererek yukarıdaki İslami savunma argümanını geçersiz kılmaya çalışmışlardır. Abbasiler döneminde halifenin sarayında görevli Hristiyan bir eleştirmen olan Al Kindi, M:S. 830 yılında (bence bu, Kur’an’ın son halini alıp kanonize edildiği dönemdir) Müslümanlarla dinsel tartışmalara girmiştir. Yazdıklarından, Al Kindi’nin o dönemde Müslümanların gündemi konusunda bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Al Kindi, Kur’an’ın kendisinin göksel bir kitap olduğunu kanıtladığı yönündeki Müslüman iddialarını sezinleyip şöyle karşılık vermiştir:
Kutsal yazıları okuyan ve kendi kitabınızda hikayelerin nasıl rastgele bir araya getirildiğini ve çorba gibi karıştırıldığını gören sizlere Kur’an’ın oluşma sürecinin sonuçları belirgindir. Bu çorbaya benzer anlatımlar yazım sürecinde farklı kişilerin görev aldığının, beğenilen şeylerin eklenmesi ve beğenilmeyenlerin kesip çıkartılması sebebiyle metinde çelişkiler oluştuğunun da kanıtıdır. Gökten gönderilmiş bir ilahi mesajın durumu böyle midir?” (Muir 1882: 18-19, 28).
Al Kindi’nin dokuzuncu yüzyılda söyledikleri, bu olaydan 11 asırdan fazla süre sonra yaşamış Wansbrough’un sözleriyle ilginç bir şekilde örtüşmektedir. Her iki düşünür de Kur’an’ın, ilk yazıldığı dönemden bir asır veya daha sonrasında yaşayan kişilerin rastgele toplaması sonucunda ortaya çıktığını savunmuşlardır (Wansbrough 1977:51)

d) Evrensellik

Kur’an’ın diğer bir sorunu kapsamıyla ilgilidir. Bazı ayetler Kur’an’ın sadece Araplar için gönderildiğini söylerken (Sure 14:4; 42:7; 43:3; ve 46: 12) bazıları da tüm insanlığı ve zamanları kapsayan bir mesaj olduğunu söylemektedir (Sure 34:28; 33:40). Kur’an’ın evrensel olduğu yolundaki bu öğreti İslam’ın yabancı ülkelere ve kavimlere yayılmasından sonra mı eklenmiştir? Durum böyleyse, Kur’an’ın iddia edildiği tarihten daha sonra kitap haline getirildiği yönündeki tezler güçlenecektir.

e) Metindeki eklemeler

Kur’an’ın bazı bölümlerinde orijinal metne sonradan ekleme yapıldığını destekleyen durumlar söz konusudur. Buna örnek olarak Michael Cook’un 53. Sure ile ilgili tespitlerini gösterebiliriz:
“Bu Suredeki orijinal metin heyecanlı bir tazda yazılmış kısa ayetler toplamından oluşmaktadır; ancak iki yerde bu yazım tarzı, yanlış yerde bulunuyormuş izlenimi veren, hayalgücü ve şiirsellikten yoksun gereksiz söz yığınıyla kesilmektedir” (Cook 1983: 69)
Bunlar aynı kaynaktan mı gelmişlerdir ve bu Sure’ye mi aittirler?

Kur’an’ın diğer önemli özelliği, farklı bölümlerinde aynı anlatının değişik versiyonlarının bulunma sıklığıdır. Tek bir hikayenin ufak tefek farklılıklarla birçok Sure’de tekrarlandığı görülmektedir. Yan yana konulduklarında bu değişik versiyonların ancak gelenekselleşmiş sözlü aktarımlarda rastlanabilen farklılıklarla parallelik gösterdiği anlaşılmaktadır (Cook 1983:69) Bu da tek bir yazar tarafından kaleme alınmış bir kitapla değil de, birçok bireyin derleyip topladığı bir kitapla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Kur’an’da gördüğümüz sözde Kutsal Kitap verilerini incelediğimiz zaman bu sorun daha büyük netlik kazanmaktadır.

I. Bölümün sonu (İkinci bölümde Kur'an ile Kutsal Kitap bağlantısı incelenmektedir).




Hristiyanlar ve Kur'an


hristiyanlık
Theophilos

Hristiyanlar ve Kur'an


II. BÖLÜM

KUR'AN ve TALMUD BAĞLANTISI


Kur’an’ı eline alıp okuyan Hristiyanlar için büyük ihtimalle en büyük şaşkınlık kaynağı Kutsal Kitap’da yer alan anlatımlarla çok az benzerlik göstermesine rağmen Kutsal Kitap’dan alınmış izlenimi veren anlatılardır. Kur’an’daki öyküler bizim bildiğimiz ve öğrendiğimiz hikayeleri saptırmakta, değiştirmekte ve bunlara tuhaf eklentiler yapmaktadır. Bu öyküler daha önceki kutsal yazılardan gelmediğine göre, nereden gelmiştir?

Şans eseri, M.S. 2. yüzyıldan itibaren yazıya geçirilmiş olan Yahudi apokrifal (kutsal yazılar listesine dahil edilmemiş) edebiyatının pek çok örneğine (büyük bir kısmı Talmud’dan gelen) sahibiz ve bu yazıları Kur’an’daki söz konusu öykülerle kıyaslayabiliyoruz. Böyle bir karşılaştırma sonucunda bu Yahudi masalları veya halk öyküleri ile Kur’an’da anlatılan hikayeler arasında dikkat çekici benzerlikler saptanmaktadır (Not: Talmud ile ilgili veriler Feinburg’un kitabından alınmıştır 1993:1162- 1163).

Talmud’daki yazılar M.S. 2. yüzyılda sözlü yasalar (Mishnah) ile bu yasaların geleneklerinden (Gemara) derlenmiştir. Bu yasalar ve gelenekler aracılığı ile Torah denen Musa Yasası’nın değişmekte olan zamanın gereksinimlerine uyumlu hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu yazılar ayrıca yasaların yorumunu ve tartışmasını (Halakha ve Haggadah gibi) da içermiştir. Çoğu Yahudi, Talmud’daki yazıları yetkili olarak görmemektedir; ancak yine de yazıldıkları döneme ışık tuttukları için bu yazıları ilgiyle okumaktadır.

Nasıl olmuştur da Yahudilerin kutsal ve yetkili saymadıkları Talmud yazıları Kur’an’a eklenmiştir? 7. ile 9. yüzyıl arasında Arabistan yarımadasında (Hicaz diye bilinen yerde) çok sayıda Yahudi topluluk yaşamaktaydı. Bu Yahudiler Kudüs’ün M.S. 70 yılında yıkılmasının ardından Filistin’den kaçan diasporaya dahildiler. Bu Yahudilerin büyük bir bölümü nesiller boyunca babadan oğula sözlü olarak geçen Talmud yazılarını ruhsal bir rehber olarak görmekteydiler. Her bir nesil bu öyküleri süslediği veya bazı durumlarda bu öykülere yerel efsaneleri eklediği için, orijinal öykülerin içeriğini bilmek gittikçe zorlaştı. Bu Yahudiler arasında Talmud yazılarının Tanrı tarafından korunan tabletlere (Antlaşma sandığındaki 10 Emir ve Torah) dahil olduğuna ve göksel kitabın kopyası olduğuna inananlar bile vardı (Feinburg 1993: 1163).

Bazı akademisyenlere gore, 8. ve 9. yüzyılda tarih sahnesine çıkan geç dönem Kur’an derleyicileri, bu Yahudi yazın türünü başlangıç aşamasındaki Kur’an verilerine eklemişlerdir. Bu sebeple, Yahudilikteki çoğu geleneğin derleyiciler tarafından yanlışlıkla kabullenilip İslam’ın kutsal saydığı metne eklenmesi şaşırtıcı değildir. Kur’an, kökü M.S. 2. yüzyıla dayanan Yahudi apokrifal yazınına dayanan birkaç hikaye içermektedir. Bu bölümde bunlardan sadece üç tanesini ele alıp diğer birkaç tanesine bölümün sonunda değineceğim.

a) Kain ve Habil’in Hikayesi

Sure 5:30-32’de bulunan bu öykü Kutsal Kitap’daki anlatıma benzer bir biçimde Kain’in kardeşi Habil’i öldürmesiyle başlar (Kur’an bu kardeşlerin isimlerini vermez). Ancak 31. ayette Kain’in Habil’i öldürmesinden sonra hikaye değişmeye ve Kutsal Kitap’daki anlatımı takip etmemeye başlar. Kur’an’daki bu farklı anlatım acaba nerden kaynaklanmıştır? Yoksa bu açıklama Kutsal Kitap yazarları tarafından bilinmeyen tarihsel bir kayıt mıdır?

Gerçekten de bu anlatı, Eski Antlaşma’nın kanonize edilmesinden ve Yeni Antlaşma’nın yazılmasından sonra kaleme alındığı için Kutsal Kitap yazarları tarafından bilinmemiştir. Aslında bu öykünün alıntılanmış olabileceği üç kaynak mevcuttur: Jonathan ben Uzziah Targumu, Kudüs Targumu ve Pirke Rabbie Eleazar denen bir kitap (Shorrosh 1988: 144). Bu üç metin de M.S. 150 ile 200 yılları arasında sözlü gelenek olan Talmud’daki Yahudi yazılarıdır. Bu hikayeler Yasalar hakkında yorum sunarlar; ancak anlatılanların İbrani mit ve masallarından ibaret olduğu bilinmektedir.

Kur’an’da okuduğumuzda, Kain ve Habil’in hikayesinin üç Talmud belgesinde anlatılanlarlarla çarpıcı parallelikler taşıdığını görebiliriz. Karşılaştırmalı olarak incelersek:
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. (Sure 5:31)
Adem ve Havva, ölülerin gömülmesi konusunda bilgi sahibi olmadıkları için, cesedin yanında oturup ne yapacaklarını bilmeden ağladılar. Bu sırada bir karga belirdi ve başka bir karganın ölüsünü taşıdı. Yeri eşeledikten sonra onu Adem ve Havva’nın gözlerinin önünde toprağa gömdü. Adem şöyle dedi: “Haydi biz de karganın yaptığı gibi yapalım”. Habil’in cesedini alıp hemen gömdüler. (Jonathan ben Uzziah Targumu)
Kimin kim tarafından gömüldüğü konusundaki farklılık (Kur’an’da Habil’i Kain gömmüştür, bu hikayede ise aynı işi Adem ve Havva yapmıştır) dışında bu iki hikaye tuhaf derecede benzerdir. Bu benzerlik sayesinde, bir Yahudi masalının ve efsanesinin Kur’an’da tarihsel bir gerçek olarak tekrarlandığını görüyoruz.

Talmud yazılarının Kur’an’da tarihsel gerçek gibi sunulması bu alıntıyla sınırlı değil; zira 5. Sure’nin 32. ayetini okuduğumuzda apokrifal Yahudi yazınından alıntı yapıldığına dair başka bir kanıt buluyoruz. Alıntının kaynağı bu kez Mishnah Sanhedrin 4:5'dir.
Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. (Sure 5:32)
Kardeşini öldüren Kain ile ilgili olarak Kutsal Kitap’da (Yaratılış 4:10) kardeşinin kanı bana sesleniyor” dendiğini okuruz. Burada kan sözcüğü tekil olarak değil çoğul olarak kullanılmıştır. Tek bir kişiyi öldürenin tüm insan ırkını öldürmüş sayılacağını göstermek için tek olarak yaratıldın; oysa tek bir kişinin canını kurtaran, tüm insan ırkını kurtarmış sayılcaktır. (Mishnah Sanhedrin 4:5)
5. Sure’nin 32. ayetinde yazılanlarla bundan bir önceki ayeti (31) arasında hiçbir bağlantı yoktur. Habil’in Kain tarafından öldürülmesinin tüm insanlığın öldürülmesi veya yaşatılmasıyla ne alakası vardır? Hiçbir şey! Aslında ironik bir biçimde 32. ayette yazılanlar Mesih’in tüm insanlığı kurtaracak olmasıyla ilgili Eski Antlaşma’daki ümidin kaynağını destekler niteliktedir (Yuhanna 1:29) Yine de, Kur’an’da bu ayet ondan once gelen ayetten kopuk görünmektedir. Öyleyse ayetin burada ne işi vardır?

Yahudi Talmud’undaki Mishnah Sanhedrin’e dönüp 4:5’e bakarsak, yazarın bu anlatımı nereden edindiği ve niye bu bölüme eklediği anlaşılacaktır.

Bu bölümde Habil’in hikayesinde çoğul olarak kullanılan “kan” sözcüğünü “kendi kanı ile onun soyundan gelenlerin kanı” şeklinde yorumlayan bir Yahudi din bilginin açıklamaları mevcuttur. Bunun bir Yahudi din bilgininin yorumundan ibaret olduğu unutulmamalıdır. Kişisel ve oldukça varsayımsal bir yorum yapılmıştır.

Bu yüzden Yahudi din bilgininin “kan” sözcüğünün çoğul kullanımı hakkında yaptığı yorumu okumak ilginçtir. Buna karşın bu bilginin yorumlarının kelimesi kelimesine Kur’an’da 5:32’de tekrarlandığını görüyoruz! Kutsal Kitap metni üzerinde yorum yapan bir din bilgininin görüşleri ve basit varsayımları nasıl olmuştur da Kur’an’ın ilahi bildirisine dönüşüp Tanrı’ya atfedilmiştir?

Bu sorunun tek mantıklı yanıtı, Kur’an’ı derleyen kişilerin ilgili uyarı ve açıklamayı Yahudi din bilgininin yazılarından alıp Kur’an’a ekledikleridir; zira 31. ayette Habil’in öldürülmesi ile 32. ayette tüm insan ırkının öldürülmesi ya da kurtarılmasından bahseden açıklama arasında başka bir konusal ya da mantıksal bağlantı söz konusu değildir.

Bu iki öykü arasındaki bağlantıyı sadece Mishnah Sanhedrin 4:5’i okuduğumuzda anlayabiliriz: Yahudi bir din bilgininin Kutsal Kitap ayeti ve ayette geçen “kan” sözcüğü hakkındaki yorumu. Bu bağlantının Kur’an’daki anlatımda neden belirgin olmadığını anlamak artık zor değildir. 5. Sure’yi yazan kişi, Yahudi din bilgininin açıklamasının bağlamını bilmediği için bu açıklamanın Kutsal Kitap metni yerine bu metin hakkındaki yorumlar olduğunu fark etmemiş ve duyduğu şeyleri, içeriklerini bilmeden Kur’an’a dahil etmekle yetinmiştir.





Hristiyanlar ve Kur'an


hristiyanlık
carpenter

Hristiyanlar ve Kur'an


Sevgili kardeşim değerli çalışmanız için kendi adıma teşekkür ederim.
Ellerinize sağlı.
RAB sizi bereketlesin.




Hristiyanlar ve Kur'an


hristiyanlık
Theophilos

Hristiyanlar ve Kur'an


carpenter
Sevgili kardeşim değerli çalışmanız için kendi adıma teşekkür ederim.
Ellerinize sağlı.
RAB sizi bereketlesin.
Teşekkürler sevgili carpenter. Yaptığım çalışmaların beğenildiğini ve faydalı olduğunu duydukça mutlu olup Rabbe şükrediyorum.

Tanrı sizi de bereketlesin.




Hristiyanlar ve Kur'an

Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 



Hristiyanlar ve Kur'an konusuna benzer konular;

Ortadoğu'daki ayaklanmalarda hristiyanlar ve Türkiyeli Hristiyanlar Biliyorsunuz ki Ortadoğu'da bu yıl bir çok isyan yaşandı, isyanlardan önce ilgili ülkelerde öncelikle hristiyan azınlıklara saldırılar da yapıldı. İsyanlar süresinde ve sonrasında ise hristiyanlar bir çok problem yaşadı, yaşıyor. Belki ileride Türkiye de Ortadoğu'daki gibi hareketlilikler yaşayabilir. Tüm bunların ışığında, acaba Türkiyeli Hristiyanlar nasıl düşünmeliler, nasıl hareket etmeliler, neleri yapmalılar, nelere dikkat etmeliler?


Yahudiler ve Kur'an ve Üzeyr YAHUDİLER ve KUR'AN ve ÜZEYR Kur'an okumaya başlayan bir Yahudi'nin en fazla karşı çıkacağı ve sert tepki göstereceği iddia aşağıdaki ayette verilmiştir:Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!" (Sure 9:30, Diyanet) Bu iddia ve ağır itham karşısında şok geçiren Yahudiler, önce "Üzeyr" denen bir kimseyi tanımadıklarını ve hatta böyle bir ismi bile hiç duymadıklarını söylerler. Bu noktada İslam ilahiyatçıları araya girip "Üzeyr" kelimesinin hangi ismin çeşitlemesi olduğunu...


Meryem Ana ve Kur'an II KUR'AN'DA MERYEM ANA ÖVGÜSÜ Kur'an'ın 19. Suresine Mesih'in annesi Meryem'in isminin verilmesi genelde Müslümanlar tarafından Meryem'in İslam'da yüce bir mevkiye sahip olduğunun kanıtı olarak gösterilmektedir. Her ne kadar Hristiyanlar temelde bu tür bir çocuksu rekâbet yarışına girmek konusunda Müslümanlar kadar istekli olmasalar da, Kur'an'da Meryem adını taşıyan bir Surenin bulunmasının aslında sadece Müslümanlar için dinbilimsel değer taşıdığının bilinmesi gerekir. Öncelikle hatırlatılması gereken nokta, Kur'an'ın birkaç Suresinin hayvan isimlerine sahip olduğu gerçeğidir; bu da Surelere isim verme işleminin son derece keyfî biçimde gerçekleştirildiğini kanıtlamaktadır. 19. Surenin ismi Meryem iken, Kur'an'ın "vahyin doruk noktası"...


Meryem Ana ve Kur'an I MESİH'İN ANNESİ MERYEM KİMİN KIZIYDI? Açıklanan tarihsel bir gerçek mi yoksa büyük bir hata mı? Hristiyanlık ile İslam arasındaki inanç ayrılıklarının temelde İsa’nın kişiliği ve yaşamı üzerine kurulduğu, bu iki büyük dinin takipçileri tarafından çok iyi bilinen bir gerçektir; ancak bazı durumlarda bu inanç ayrılığı İsa’yı aşıp son derece ilginç bir şekilde İsa’nın annesi Meryem’e kadar uzanır. Meryem merkezli bu yeni ayrışma Meryem’in babasının kim olduğu sorusuna verilen yanıtların farklılığından kaynaklanır. Hıristiyanlığın kutsal metinlerinde (İnciller ve diğer Yeni Ahit yazıları) Meryem’in ailesi hakkında hiçbir bilgi verilmediği doğrudur; yine de Hristiyanlığın ikinci yüzyılından itibaren İsa’nın annesi Meryem hakkında -...


Tevrat,İncil,Kur'an ile ilgili bazı yanlış iddialar. http://www.islamacevap.net/images/stories/kutsalk.jpgYaygın iddia1:"isa'ya indirilen incil olmayıp havariler tarafından yeniden yazılmıştır" "isa'ya indirilen incil" diye birşey yoktur...zira İsa Mesih e gökten kitap indirilmemiştir İsa'nın kendisi zaten "yaşayan vahiydir" ve hristiyanların inancına göre ve incil de bildirildiği üzere isa "Tanrı'nın sözü" dür.bir bakıma "canlı vahiydir"...İsa Mesih in havarilerine ölümünden önce "kutsal ruh size herşeyi öğretecek" şeklinde açıklaması vardır ve incil de bildirlidiği üzere incil onu yüz yüze görmüş havarileri(Matta,Yuhanna,Petrus,Pavlus,Yakup) ve bu havarilerin öğrencileri tarafından "kutsal ruh" un esinlemesiyle yazılmıştır...(organik esinleme) Yaygın iddia2:"incil tahrif edilmiştir" bu...



Şu anda bulunduğunuz sayfa: hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Kuran-ı Kerim : Hristiyanlar ve Kur'an





Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

| HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU | İNCİL | İNCİL .TV | HRİSTİYAN GAZETE | HRİSTİYAN OLMAK | HRİSTİYAN CHAT | HRİSTİYAN FORUM FACEBOOK | HRİSTİYAN FORUM TWITTER | HRİSTİYAN FORUM YOUTUBE | BEDAVA İNCİL |



GÜNLÜK BÜLTEN EMAİL ABONELİĞİ
hristiyanlık Email adresinizi yukarıdaki kutucuğa yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize gelecek emaildeki linke tıklayınız


Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.