Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed Kendi
Dönemindeki Mevcut Olan Kutsal Kitab’ı
Tanrı’nın Kelâmı Olarak Kabul Ediyordu
“Sana Kitabı hak ile ve kendinden
öncekini doğrulayıcı
olarak indirdi. Bundan önce de insanlara
doğru yolu
göstermek için
Tevrât ve İncîl’i indirmişti. (Doğruyu
ve eğriyi birbirinden) ayırdeden (Kitâblar)ı da indirdi.
Allâh’ın âyetlerini inkâr edenler için mutlaka çetin
bir azap vardır. Allâh daima üstündür ve öç alandır.”
(Al-i İmrân 3:3-4)
İslâmiyet başlamadan önce 66 kitap oluşan Kitab-ı Mukaddes kitaptan meydana gelmiştir. Yani Hz. Muhammed’in döneminde, M.S. 610-632, bütün Yahudiler
Eski Ahit 39 kitap ve bütün Hıristiyanlar
Yeni Ahit 27 kitap ve Tanrı’nın Sözü olarak kabul etmişlerdir. M.S. 632’den sonra meydana gelen Kur’ân’da, sözü edilen Tevrât, Zebûr, İncîl ve diğer peygamberlerin yazıları bu 66 kitaptan oluşmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm Kitab-ı Mukaddes’i şöyle değerlendiriyor:
“
Kitâbı” (Al-i İmrân 3:3-4)
“
Allâh’ın Kitâb’ı” (Al-i İmrân 3:23)
“
Allâh’ın Sözü” (Bakara 2:75)
“
Allâh’ın âyetleri” (Al-i İmrân 3:113)
“
Râhman’ın âyetleri” (Meryem 19:58)
“
Furkan” (Bakara 2:53)
“
doğruyu yanlıştan ayıran” (Enbiyâ 21:48)
“
Zikir” (Enbiyâ 21:7)
“
Nur ve Işık” (Mâide 5:44)
“
doğru yol” (Mâide 5:44 & 46)
Bütün bu ayetlerin ışığında açıkca görülür ki Kur’ân-ı Kerîm Kitab-ı Mukaddes’in gerçekliğine tanıklık eder. Yani, Kitab-ı Mukaddes’in yazıları Tanrı’nın isteğinden ve amaçlarından şekil
alarak yazılmış yetkili bir esinlemedir.
Dinler Tarihi uzman olan Dr. Baki
Adam’a göre “İsa döneminde derlenen Eski Ahit’in, Kur’ân’ın geldiği dönemde son şeklini almış olduğu, tarihen sabittir. O zamanki Yahudiler, “
Tevrât”ın İbranice karşılığı “
Torah”dan,
Eski Ahit’in tümünü anlamaktadırlar. Dolayısıyla, Yahudilerle münazarada Kur’ran, onların diliyle hitap etmiş, bir tashihde bulunmamış ve “Tevrât” lafzını onların anladığı anlamda kullanmıştır, denilebilir.”
1
Kur’ân, izleyicilerini - birini diğerinden ayırmaksızın - bütün kutsal yazıları kabul etmeye çağırıyor, kendisinin Yahudilerin ve Mesih İnanlılarının kitaplarını doğrulamak üzere inmiş olduğuna iman etmelerini buyuyor. Prof. Dr. İbrahim Ağah
Çubukçu’ya göre: “Kur’ân mezhep ayrılıkları ne olursa olsun, Hz. İsa’ya ve İncîl’e sıcak bakmıştır. Esasen İslâm, daha önceki semavî dinleri doğrulamıştı.”
2 Görüyoruz ki Kur’ânı Kerim Tevrât ve İncîl’i doğrulamaktadır.
Kur’ân-ı Kerîm apaçık bir şekilde Hz. Muhammed’in, kendi döneminde mevcut olan Kitab-ı Mukaddes’i Tanrı’nın Sözü olarak kabul ettiğini söylemektedir. Aşağıdaki ayetlere göre, Hz. Muhammed ve tüm Müslümanlar bütün kitapları kabul etmeleri gerekiyor. Görünen köy kılavuz istemez. Bu ayetler apaçıktır:
“Ey inananlar, Allâh’a, Elçisine ve Elçisine indirdiği
Kitab’a ve
daha önce indirmiş bulunduğu Kitab’a inanın.
Kim Allâh’ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini
ve ahiret gününü
inkâr ederse o, uzak bir sapıklığa
düşmüştür.” (Nisâ 4:136)
“
Kitab’ın hepsine inanırsınız.” (Al-i İmrân 3:119)
“
İsa açık delillerle gelince dedi ki: “Ben size hikmet
getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını
size açıklamak için (geldim). Allâh’tan korkun ve
bana
itaat edin.” (Zuhruf 43:63)
Bu ayetler gereğince, Kur’ân’a inandığı gibi Tevrât’a ve İncîl’e inanmayan Müslüman derin bir yanılgı içerisindedir. “
Bana itaat edin” sözleri kiminle ilgilidir? Anlaşıldığı gibi, bu ayet Hz.
İsa Mesih ile ilgilidir! Peki, Hz. İsa, ona itaat edilmesi hakkında ne dedi?
____________________
1. Adam,
Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrât, 1997, s. 43.
2. Çubukçu, “Müslümanların Hıristiyanlığa Bakış Açıları”, s. 223.
“Beni
seviyorsanız buyruklarımı
yerine getirirsiniz.”
(Yuhanna 14:15)
“Kim
buyruklarımı bilir ve
yerine getirirse, işte beni seven
odur.” (Yuhanna 14:21)
“İsa ona şu karşılığı verdi:
Beni seven sözüme uyar...”
(Yuhanna 14:23)
Hz. İsa’nın bu sözleri nerede bulunuyor? Sadece ve sadece İncîl’de. İsa Mesih’in “
hadis” kitapları yoktur. Hz. İsa’nın “
ipsissima verba”, yani O’nun hakiki sözleri, sadece ve sadece İncîl’de bulunmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm Hz. İsa’ya ait bulunan tüm sözlerinden
yüzde birini bile kapsamaz! Yani, Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. İsa’nın buyrukları hakkında pek fazla bir şey yoktur. İsa Mesih’in orijinal sözleri söz konusu olunca, sadece bir tek gerçek kaynak var; o da
İncîl’dir. Elimizdeki İncîl’i okumadan, bilmeden, Hz. İsa’nın emirlerine nasıl itaat edilebilir? İncîl elinde olmadan ona uymak tamamen imkânsız olurdu. Bu yüzden Kur’ân, “
daha önce indirmiş bulunduğu Kitab’a inan” diyor. Böylece Tevrât ve İncîl’in sağlam ve kusursuz olması lazım. Bu ayet Kitab-ı Mukaddes ile ilgilidir, ve Kur’ân’a göre bunu
inkâr veya
ihmal edenleri
günahkâr ve
kâfir olarak nitelemektedir.
“ve
daha önce indirmiş bulunduğu
Kitab’a inanın...
inkâr ederse o, uzak bir
sapıklığa düşmüştür.” (Nisâ 4:136)
“Ayetlerimizi, kâfirlerden başkası inkâr etmez.”
(Ankebut 29:46-47)
Kur’ân-ı Kerîm’de, Kitab-ı Mukaddes’ten direkt aktarmaları çok az bulunmaktadır.
4 Kur’ân, (içlerinde Müslümanlar da olmak üzere) tüm imanlılara, Kur’ân ve önceden indirilen kitaplara, yani Tevrât, Zebûr ve İncîl’e inanmayı emretmektedir. Halbuki, Kur’ân-ı Kerîm’de İncîl’de bulunan İsa Mesih’in sözlerinin
yüzde biri bile bulunmamaktadır. Bu nedenle, “
size indirilene de inandık” demekle, Kur’ân-ı Kerîm, Kitab-ı Mukaddes’i tasdik etmektedir. Prof. Dr. Süleyman
Ateş, Nisâ 4:136 üzerine tefsiri şöyle: “Nisa 4:136 âyetinde mü’minler, hem Allah’ın, Elçisine indirdiği Kitâba, hem de daha önce indirmiş bulunduğu Kitâba inanmaya dâvet edilmektedir. Tevrât, İncîl bilinen Kitaplardır”
5
____________________
4. Cragg,
Muhammed and the Christian, s. 20.
5. Ateş,
Yeniden İslâma I, ss. 22 & 36.
Tevrât Tasdik Edilir:
(Tora)
Bakara 2:53.......
Mûsâ’ya Kitâb ve furkan vermiştik.
Bakara 2:87.......Andolsun,
Mûsâ’ya Kitâbı verdik...
Bakara 2:92.......Andolsun
Mûsâ, size açık delîllerle gelmişti...
Al-i İmrân 3:48...Ona Kitâbı, hikmeti,
Tevrât’ı ve İncîl’i
öğretecek.
Al-i İmrân 3:50...benden önce gelen
Tevrât’ı doğrulayıcı
olarak...Size Rabb’inizden bir mûcize getirdim
Al-i İmrân 3:65...Oysa
Tevrât da, İncîl de ondan sonra
indirilmiştir.
Mâide 5:45........Onda (
Tevrât’ta) onlara: cana can, göze
göz...kısas (ödeşme) yazdık.
Mâide 5:66........
Tevrât’ı...ve kendilerine indirileni gerçeğince
uygulasalardı...İçlerinde mu’tedil bir ümmet var
Mâide 5:68........De ki: Ey Kitâb ehli siz
Tevrât’ı...
uygulamadıkça...
Mâide 5:110.......sana Kitâb’ı hikmeti,
Tevrât’ı ve İncîl’i
öğrettim.
En’âm 6:154.......yola iletici ve rahmet olmak üzere
Mûsâ’ya
Kitâb’ı verdik ki, Rab’lerinin huzuruna...
Tevbe 9:111.......Gerek
Tevrât’ta, gerek İncîl’de, gerek Kur’ân’da
Allâh’tan daha çok ahdini yerine getiren kim...
Hûd 11:110........Andolsun,
Mûsâ’ya Kitâb’ı verdik...
İsrâ 17:2-4.......Biz
Mûsâ’ya Kitâb verdik..Kitâb’da İsrâil
oğullarına...Kitab’da İsrail oğullarına şu hüküm
Secde 32:23.......Andolusun biz
Mûsâ’ya da Kitâb vermiştik. Sakın
onun kavuşması hakkında şüphe içine düşme.
Onu
İsrâil oğullarına yol gösteren kılmıştık.
Mü’min 40:53-54...Andolsun biz
Mûsâ’ya hidâyet verdik ve
İsrâil
oğullarına o Kitâbı mîras kıldık.
(O), akılselim
sahiplerine bir yol gösterici, bir öğüttür.
Ahkaf 46:12.......önce de önder ve rahmet olarak
Mûsâ’nın
Kitâb’ı var.
Zebûr Tasdik Edilir:
(Ketubîm)
Nisâ 4:163........Süleyman’a da vahyetmiş Davûd’a da
Zebûr’u
vermiştik.
İsrâ 17:55........Davud’a da
Zebûr’u verdik.
Enbiyâ 21:105.....Andolsun Tevrât’tan sonra
Zebûr’da da...
yazmıştık.
Peygamberler Tasdik Edilir:
(Nebi’îm)
Bakara 2:136......ve (diğer)
peygamberlere Rabb’leri tarafından
verilene
inanırız;
Al-i İmrân 3:84...ve
peygamberlere Rab’leri tarafından verilene
inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız,
biz O’na teslim olanlarız.
Nisâ 4:163........Nuh ve ondan sonra gelen
peygamberlere
vahyettiğimiz
gibi sana da vahyettik.
İncîl Tasdik Edilir:
(Yeni Ahit)
Al-i İmrân 3:3-4..Tevrât ve
İncîl’i indirmişti.
Al-i İmrân 3:48...Ona Kitâbı, hikmeti, Tevrât’ı ve
İncîl’i
öğretecek.
Al-i İmrân 3:65...Oysa Tevrât da,
İncîl de ondan sonra
indirilmiştir.
Nisâ 4:163........sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi...
İsâ’ya...da vahyetmiş...
Mâide 5:46........Meryem oğlu
İsâ’yı gönderdik ve ona, içinde yol
gösterme ve nûr bulunan
İncîl’i verdik.
Mâide 5:66........
İncîl’i ve kendilerine indirileni gereğince
uygulasalardı...İçlerinde mu’tedil bir ümmet var
Mâide 5:110.......sana Kitâb’ı hikmeti, Tevrât’ı ve
İncîl’i
öğrettim.
Tevbe 9:111.......Gerek Tevrât’ta, gerek
İncîl’de, gerek Kur’ân’da
Allâh’tan daha çok ahdini yerine getiren kim...
Hadid 57:26-27....Meryem oğlu
İsâ’yı da gönderdik; ona
İncîl’i
verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve
rahmet (duygusu) koyduk.
Tüm Kitab-ı Mukaddes Tasdik Edilir:
(Kutsal Kitap)
Bakara 2:285......’Onun
elçilerinden hiçbirini diğerinden
ayırmayız.’
Al-i İmrân 3:119..”
Kitab’ın hepsine inanırsınız.”
Nisâ 4:136........daha önce indirmiş bulunduğu Kitab’a
inanın.
Mâide 5:46........yanlarındaki Tevrât’ı...nûr bulunan İncîl’i
verdik.
Mâide 5:68........siz Tevrât’ı, İncîl’i...
uygulamadıkça bir esas
Ankebut 29:46.....bize indirilene de, size indirilene de
inandık.
Şûrâ 42:15........Ben Allâh’ın indirdiği
her Kitâb’a inandım.
Yukarıda zikrettiğimiz ayetler tefsire gerek duymayacak kadar açıktır. Zaten Kur’ân kendisini “
Apaçık bir kitap’tır” diye tanıtıyor. (Neml 27:1 & Zuhruf 43:2-4) İlan edilen gerçek özetle şudur: Kitab-ı Mukaddes (Tevrât, Zebûr ve İncîl) Tanrı katından indirilmiş, alemlere nûr ve yol gösterici olan kitaplardır. Hükümleri geçerli ve uygulanmak zorundadır. Ona inanmayan, yahut onu inkâr eden Müslüman, apaçık bir yanılgıdadır. Çünkü Kur’ân’ın tasdik ettiği bir kitabın tahrif edilmiş olduğu söylenemez. Prof. Dr.
Watt bu durum hakkında şunu söylemişti: “Temelde Kur’ân, İslâmı Musevîlik ve Hıristiyanlığa paralel ve onların kitaplarını teyit eden bir din olarak takdim etmişti.”
6
Kur’ân Tevrât veya İncîl’in tahrifini bildirmemiştir. Bırakın Kitab-ı Mukaddes’in tahrifini bildirmeyi, Kur’ân’da Hz. Muhammed’in döneminde bulunan Tevrât, Zebûr ve İncîl’in doğruluğu hakkında en küçük bir kuşku bile yoktur. Kur’ân Tevrât ve İncîl’i insanlara doğru yolu gösteren, onları Tanrı’nın Mûsâ ve İsâ’ya indirmiş olduğu özgün ilâhî kitaplar olarak kabul eder ve bildirir. Kur’ânın söz ettiği kitaplar, o gün Yahudilerin ve Hıristiyanların elinde bulunan, Kitab-ı Mukaddes’tir.
Hayali, sanal bir Kutsal Kitap değildir. Kur’ân’da adı geçen kitapların, Kitab-ı Mukaddes’i oluşturan kitaplardan farklı kitaplar olduğunu kanıtlama çabasının ciddiye alınacak bir yanı yoktur. Eski ve Yeni Ahit’ten başka,
Tevrât (Yasa) ve
İncîl (Müjde) diye kitapların varlığını da kanıtlamak mümkün değildir. Ayrıca, Kur’ân’ın kendisi de bunların Yahudiler ile Hıristiyanların kutsal kitaplarından farklı şeyler olduğunu söylememektedir. Tam aksine, açıkça ifade edilmiştir ki, bu kitaplar Yahudi ve Hıristiyanların Kutsal Kitap olarak kabul ettiklerinin aynısıdır. Bilakis Tanrı Hz. Muhammed’e de önceki indirdiği kitaplara inanmalarını buyurdu;
“daha önce indirmiş bulunduğu Kitab’a inanın.” (Nisa 4:136)
Bu kısmı özetlersek, Kur’ân’a göre, Kitab-ı Mukaddes Tanrı’nın ebedi sözüdür ve hiç kimse, hiç bir zaman Tanrı’nın Sözünü değiştirebilecek güçte değildir. Bu iki temel gerçeğin mantıksal sonucu olarak da, Kitab-ı Mukaddes değiştirilmemiştir ve bu konuda Kitab-ı Mukaddes ve Kur’ân-ı Kerîm tam bir uyum içindedirler.
“Allâh demişti ki, “Ey
Meryem oğlu
İsa... sana Kitab-ı,
hikmeti,
Tevrât’ı ve İncîl’i öğrettim.” (Mâide 5:110)
____________________
6. Watt,
Günümüzede İslâm ve Hıristiyanlık, s. 18.
Yazar: Daniel Wickwire
Kaynak:
http://www.hristiyan.net