KUR'AN'DA MERYEM ANA ÖVGÜSÜ
Kur'an'ın 19. Suresine Mesih'in annesi Meryem'in isminin verilmesi genelde Müslümanlar tarafından Meryem'in İslam'da yüce bir mevkiye sahip olduğunun kanıtı olarak gösterilmektedir. Her ne kadar Hristiyanlar temelde bu tür bir çocuksu rekâbet yarışına girmek konusunda Müslümanlar kadar istekli olmasalar da, Kur'an'da Meryem adını taşıyan bir Surenin bulunmasının aslında sadece Müslümanlar için dinbilimsel değer taşıdığının bilinmesi gerekir. Öncelikle hatırlatılması gereken nokta, Kur'an'ın birkaç Suresinin hayvan isimlerine sahip olduğu gerçeğidir; bu da Surelere isim verme işleminin son derece keyfî biçimde gerçekleştirildiğini kanıtlamaktadır. 19. Surenin ismi Meryem iken, Kur'an'ın "vahyin doruk noktası" olarak nitelendirilen en uzun Suresinin adı "İnek"tir (Arapça Al-Baqarah).
19. Surenin isminin Meryem olması, Mesih'in annesi Meryem'in tüm Kur'an içinde kişisel adıyla anılan tek kadın olduğu gerçeği ile birleşince anlam ve önem kazanmaktadır. Bu da yine sadece Müslümanlar tarafından devrim niteliğinde bir eylem olarak nitelendirilebilir; çünkü Müslümanların büyük bir çoğunluğu Yahudi ve Hristiyan kutsal yazılarında genelde kadınların özel isimlerinin de kaydedildiğinden habersizdir. Örneğin, Kur'an İbrahim'in karısının adını söylemezken, Eski Antlaşma'da İbrahim'in karısının adının "Sarah" olduğunu okuruz (Yaratılış 17:17). Benzer bir şekilde, Eski Antlaşma metni bize İshak'ın eşinin adının "Rebekah" olduğunu söyler (Yaratılış 24:67) İsrail'i yöneten ilk kadın hakimin adı "Deborah"dır (Hakimler 4:4). Diğer taraftan, Yeni Antlaşma'da Vaftizci Yuhanna'nın annesinin isminin "Elizabet" olduğunu okuruz (Luka 1:5). Luka, Mesih'in doğum ve çocukluk dönemini anlattığı bölümde "Anna" isimli bir kadından söz eder ve onu bebek Yeshua'ya tanıklık eden bir kadın peygamber olarak tanımlar (Luka 2:36). Markos İncili'nde Mesih'in ölümünün anlatıldığı bölümde O'nun kadın takipçilerinin pek çoğunun ismi verilmiştir (Markos 15:40). Sonuçta, İslam'da Kur'an'ın 19. Suresinin ismi aracılığıyla Meryem'e verildiği iddia edilen ayrıcalıklı ve eşsiz mevki, aslında Kur'an'ın kendine özgü yapısından kaynaklanmaktadır.
Kur'an'da Meryem'in ismini taşıyan bir Surenin bulunması, Hristiyanlık için bir övgü veya eleştiri konusu teşkil etmez. Bununla birlikte, Kur'an'ı nesnel bir yöntemle okuyan her kişinin, 19. Sure için neden özellikle Meryem isminin uygun görüldüğü sorusunu sorma hakkı bulunmaktadır. İslam geleneğine göre, 19. Surede Mesih'in annesi Meryem ile ilgili anlatımın bulunması Kur'an derleyicilerini bu bölümü Meryem'in adıyla anmaya yöneltmiştir. 19. Sureye Meryem isminin verilmesinin tek sebebi buysa, Kur'an bölümlerini isimlendirme işleminin tamamen keyfî olduğu ve belli bir sistematiğe dayanmadığı yolundaki teori bir kez daha kanıtlanmış olacaktır. Hepsinden önemlisi, İslam'da Mesih'in Meryem'den üstün olduğuna inanılmasına rağmen, bir tek Surenin bile Mesih veya Yeshua ismini taşımaması oldukça ilginç ve gariptir. Bu da Kur'an'daki Surelerin her zaman öyküsünü anlattıkları peygamberlerin veya İslam'da yüce bir mevki verilen kişilerin isimlerini taşımadıklarını göstermektedir.
19. Surenin isminin Meryem olma sebepleri:
Kur'an'da Meryem adıyla anılan bir Surenin bulunmasının sebeplerinden biri Abdullah Oğlu'nun Eski Antlaşma'da geçen Amran kızı ve Harun'un kızkardeşi peygamber Meryem ile Hristiyan inancında kadınların en kutsalı olarak görülen bakire Meryem'i birbirine karıştırmasıdır. Gerçekten de Mısır'dan Çıkış kitabının aşağıdaki ayeti, Harun'un kız kardeşi Meryem'i bir peygamber olarak tanıtmaktadır:
Harun'un kız kardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. (Çıkış 15:20)
Bu ayetin etkisiyle Abdullah Oğlu, Yeshua'nın annesi Meryem'in "Harun'un kız kardeşi" olduğunu öğretmiş ve bu hatalı öğretiyi 19. Sure'nin 28. ayetine yerleştirmiştir:
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” (Sure 19:28 Diyanet)
Kadınlardan peygamber çıkmayacağını iddia etmesine rağmen, Abdullah Oğlu yine yukarıdaki ayetin etkisiyle Meryem'in görevinin de peygamberlerin görevine benzer olabileceğini düşünmüş ve bu sebeple Meryem'in öyküsünün anlatımına başlarken aşağıdaki yapıyı kullanmıştır:
(Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. (Sure 19:16 Diyanet)
İlginç olan nokta, bu yapının diğer peygamberlerin öykülerinden önce de tekrarlanmasıdır:
Kitapta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi. (Sure 19:41 Diyanet)
Kitapta, Mûsâ’yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resül, bir nebi idi. (Sure 19:51 Diyanet)
Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bir resül, bir nebi idi. (Sure 19:54 Diyanet)
Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi. (Sure 19:56 Diyanet)
Peygamber kıssalarına giriş yapma görevi gören bu yapının ilk olarak Meryem için kullanılmış olması bir tesadüf değildir. Bu sayede Meryem'in de, cinsiyetine karşın, İslam'da bir peygamber olarak görüldüğü düşünülebilir. Peygamber olarak görülen kişilerin isimlerinin Kur'an Surelerine verilmesi ise son derece doğal bir uygulamadır.
Diğer önemli husus, Kur'an'da Meryem ile ilgili olan anlatımların neredeyse tamamının kanon-dışı Çocukluk İncilleri denen metinlerden (Sahte-Matta'nın İncili, Yakup'a Göre Çocukluk İncili, vb) kopyalanmış olmasıdır. Bu eserlerde Mesih'in annesi Meryem ön plandadır; çünkü kitabın büyük bir kısmı Meryem'in mucizevi doğumunun, çocukluğunun ve Yusuf'un himayesine teslim edilmesinin uzun ve detaylı anlatımını içerir. İşte Muhammed'in bu kanon-dışı İncil metinlerinden yararlandığını bilen Kur'an derleyicileri, Meryem'in bu anlatımlarda ön planda olmasından hareketle, Kur'an'a kopyalanıp değiştirilen anlatımın bulunduğu 19. Sureye de Meryem ismini vermeyi uygun görmüşlerdir.