KURBANIN ANLAMI
“KURBAN BAYRAMLARINDA”
“KURBAN” KESİLMESİNE TANRI’NIN BAKIŞ AÇISI
Eskiden Yahudilerin de, Müslümanlarınkine benzer “kurban bayramları” vardı. Şimdi ne yapıyorlar bilmem. Tevrat’ta, günah affı için hayvanların kanı akıtılarak “kurban” edilmesine ilişkin birçok olaylar yer alır. Buna rağmen aynı Kutsal Kitapta, “Zebur” yani “Mezmurlar” kitabına, birçok eski antlaşma peygamberliklerine ve birçok İncil ayetlerine baktığımız zaman; günah affı için, kanı dökülerek kesilen hayvanların “kurban” edilmesini; bizzat Tanrının çok sert sözlerle istemediğini; hatta böylesi kanlı kurbanları ret ettiğini gösteren ayetler görürüz.
Ret edilen bu “kanlı kurbanlar,” zannedileceği gibi, hatalı, deforme, bozuk, azası eksik, hastalıklı... ya da “tahir olmayan” yani temiz olmayan türden, “geviş getirmeyen” hayvanların sunulması değildir. Tabii ki bu tür bozuk hayvanları kurban sunmamak için ayrıca uyarılar vardır. Ama bizim sözünü ettiğimiz “kanlı kurbanlar” ayetlerden de görüleceği gibi, YASAKLANAN türden hayvanlar için değildir. Yani, burada söz konusu olan “Hak için kurban, küp için kavurma” türünden kurban kesenlerin kötü kalpliliği olmadığı gibi; kurbanı bir oyuncak gibi sunanlar da değildir. Konu düpedüz, sadece “VAHŞİCE AKITILAN KANLARLA” sunulan kurbanlardır!
Kesilerek, kanı akıtılarak, günah affı için öldürülen hayvan “kurbanlar” hakkında Tanrı o denli sert konuşur ki; bu kurbanları sunanlar, Tanrıyı sanki “KANA SUSAMIŞ” VAMPİRE, veya “ETE ACIKMIŞ” ETOBURA benzetildiğini söyler. Bu tür kurban sunucularını, aşağıdaki şu sert sözlerle Tanrı uyarır, kınar ve ret eder:
“Ağılından ne keçi, ne de dana istemem. Dağlardaki tüm sığırlar, kuşlar, çölün ve ormanın tüm hayvanları, dünya ve onun dolusu... Benimdir ACIKSAYDIM, sana söylemezdim! Ben boğaların ETİNİ YER MİYİM? Yahut hayvanların KANINI İÇER MİYİM? YHVH’a “ŞÜKRAN KURBANI” arz et!” (Bak. Mez. 50;9-14.)
“Sığır boğazlayan, adam öldüren gibidir. Kuzu kurban eden, köpek boynu kıran gibidir... Benim hoşlanmadığım şeyi seçtiler.” (Bak Yeşaya 66:3-4.)
“Rab diyor, kurbanlarınız çokmuş bana ne? Koçların, boğaların, kuzuların, ergeçlerin... KANINDAN HOŞLANMAM!” (Bak. Yeşaya 1:11.)
İŞTE YHVH’IN HOŞLANDIĞI KANSIZ KURBANLAR:
1.- Kırılmış Ruh: “Sen KURBANDAN ZEVK ALMAZSIN... YHVH’ın KURBANLARI kırılmış ruhtur.” (Alçak gönüllülük...) (Mez. 51:16-17.)
2.- İyilik: “İstediğim KURBAN DEĞİL, İYİLİKTİR.” (Bak. Hoşea 6:6.)
3.- İtaat: “Atalarınıza yakılan takdime ve KURBAN için SÖYLEMEDİM VE EMRETMEDİM. ‘Ancak bana itaat edin’ dedim.” (Bak. Yeremya 7: 21-23.)
4.- Hak ve Adalet: “Adaleti ve hakkı yapmak, Rabb’e KURBANDAN DAHA MAKBULDÜR.” (Bak. Süleyman’ın Özdeyişleri 21:3.)
5.- Söz Dinlemek: “Rabb’in sözünü dinlemek KURBANDAN daha iyidir.” (Bak 1. Samuel 15:22.)
6.- Hamt ve İane: “YHVH’a daima hamt KURBANI, iyilik ve iane (sosyal yardımlaşma) KURBANLARINI sunalım. Çünkü Rab, bu gibi KURBANLARDAN HOŞLANIR.” (Bak. İbranilere 13:15-16.)
7.- Parasal Destek: “YHVH’a hoş görünen makbul KURBAN OLAN, armağanlarınızı aldım.” (Bak. Filipi’lilere 4:18.)
8.- Merhamet, Hak, Alçak gönüllülük: “Rabb’in karşısına ne ile çıkayım? Yakılan takdimelerle, buzağılarla mı çıkayım? Binlerce koçlardan, on binlerce yağ sellerinden Rab hoşlanır mı? Günahım için ilk oğlumu, canımın suçu için bedenimin semeresini mi vereyim? Ey adam! İyi olanı sana bildirdi. Hak olanı yapmak, merhameti sevmek,... YHVH’ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka, Rab senden ne ister?” (Mika. 6:6-8.)
9.- Sevgi Aşkı, Hayranlık Kurbanı: (Agape Kurbanı) “Mesih sizi SEVDİĞİ GİBİ, hoş kokulu bir rayiha olarak Kendisini YHVH’a KURBAN OLARAK sunduğu gibi; siz de SEVGİDE (SEVGİNİN GERÇEK KURBANINDA) yürüyün.” (Bak. Efeslilere 5:2.)
* * * * * * * * * * * * * * * * *
Yukarıdaki dokuz noktada açıkça görülüyor ki, bu ayetlerde konuşan Tanrı, hayvanların vahşice kesilmesi ve kanı dökülmesiyle yapılan “KANLI KURBANLARI” asla istemiyor. Tersine, kanlı kurbanları “KANA SUSAMIŞ” VAMPİR benzeyişinde veya “ETE ACIKMIŞ” ETOBUR benzeyişinde algılıyor! Bu yüzden “kanlı kurbanları” asla kabul etmiyor, onları ret ediyor. Söz konusu ayetlerde konuşan Tanrı, yukarıdaki ayetlerde yazılı sadece “KANSIZ KURBANLARDAN” hoşlanıyor!
KAN DÖKMENİN OLUMSUZLUKLARI
Bedensel veya sinirsel doğal etki olarak, hemen, hemen hiç kimse kan dökülmesine dayanamaz! İnsanın içi, yüreği, vicdanı, ruhu... burkulur, bir tuhaf olur! Öyle tuhaf olurlar ki, ya bazıları başlarını başka yöne çevirerek bakmaktan kendilerini engellerler; ya da oracıkta düşüp bayılırlar. İşte bu yüzden de küçük çocuklara “kurban keserken” bakmaları yasaklanır... Hatta, televizyon görüntülerinde, hayvan kesilirken boğazından fışkıran al kanlar dumanlaştırılarak görülmesi engellenir.
Hayvanların boğazlarından fışkıran al kanları... can verme acılarından kaynaklanan ayaklarıyla silkinmeleri, soluk soluğa can vermeleri... yerlerde oluk, oluk kanların aktığını görmek... bana öylesine fena gelir, zoruma gider ki, bayılacak gibi olurum! Mecbur kalmadıkça da “kurban bayramlarında” asla sokağa çıkmam!
Doğum yapan kadınlarda, ameliyat olanlarda veya mezbahanelerde; akan kanlara alışkanlık veya bağışıklık kazanmış olduklarından dolayı; Operatör Doktorlar, hemşireler veya mezbahane’lerde kesim yapan kişiler; bu işi sürekli yaptıklarından dolayı, pek zorluk çekmezler. Ama başlangıçta onların da zorlandıkları bilinen gerçeklerdendir. Onların kendilerini zorlayarak, biyolojik veya sinirsel doğamıza ters düşen “kan akıtmaya” alışkanlık kazanmaları çok yerinde ve takdir edilecek bir olaydır. Çünkü böylece hayat kurtarıyorlar.
Peki ama, kanı dökülerek sunulan hayvan kurbanlarında “hayat kurtarması” var mıdır? Bazılarına göre vardır. Bakın bunu ne şekilde açıklarlar: Kurban kesilerek kan dökülmesindeki VAHŞETİ perdelemek, maskelemek veya kamufle etmek isteyen bazıları buna bir “kulp” uydurmuşlardır. Uydurulan ve sanki “mantıklı” gibi görünen “kulp” şudur: “Hayat kandadır. Dökülen kan ile, günah işleyerek hayatını kaybeden kişinin yerine, hayata karşılık hayat verilmektedir.” İşte kurban kesmeyi ve kan dökmeyi sanki zorunlu yapan harika (!?) buluş VE gerekçe: “Hayat kandadır.”
HAYAT SADECE KANDA MIDIR?
Peki, bu öğreti, bu “buluş,” bu gerekçe, bu iddia yeterli ve gerçek midir? Ben buna kocaman bir “HAYIR” derim! Neden mi? Çünkü hayat sadece kanda değildir de ondan! 1.- Hayat, kanda olduğundan daha ziyade “havada, oksijende,” yani nefes almada vardır. Burun deliği kadar bedeninden delik açılan birinin, ÜÇ DAKİKA kanı akması ile derhal ölmez. Ama ÜÇ DAKİKA nefes alamayan birinin ciğerleri parçalanır ve anında, derhal ölür! Hayat daha pek çok şeylerdedir. Bedenimiz dahilinde hayat, 2.- Kalbimizde, 3:- Bağırsaklarımızda, 4.- Ciğerlerimizde, 5.-Böbreklerimizde, 6.- Midemizde, 7.- Beynimizdedir ... vesaire.
Bedenimiz dışında da bize hayat veren pek çok şeyler vardır. İsa Mesih İncil’de: “Hayat suyundan, yaşam ekmeğinden” söz etmiştir. Hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak “hava, oksijen” almadan yaşayamayacağımız gibi; suyumuz ve ekmeğimiz olmadan da yaşayamayız! Vesaire.
Şu halde “hayat kandadır, günah yüzünden kaybedilen hayatın adil bir ödenekle geri satın alınabilmesi için, hayata karşılık hayat yani kan dökülmesi mecburidir” öğretişinin amacı artık ortadadır! Bu amaç, KAN DÖKÜLMEDE YAŞANILAN VAHŞETİ KAMUFLE ETMEKTİR! Hayata karşılık hayat verilmesi gerekçesi, neden “HAVA, OKSİJEN” gibi, veya diğer yaşamsal etkenler gibi bir tarafa itiliyor, yok ediliyor da, sadece TEK “KAN DÖKÜLME” gerekçesi öne sürülüyor?
Amaç gün ışığı gibi belli ve ortadadır! Kan dökülmesindeki VAHŞETE KARŞI, bedensel doğamızın bize verdiği haklı ret veya protestoyu ortadan kaldırabilmek; ayrıca KAN DÖKÜLMESİ VAHŞETİNİ KAMUFLE EDEBİLMEK ve MASKELEYEBİLMEK!
İşte bu yüzden de, kan dökülmesindeki VAHŞETE karşı olumsuz, negatif duyguları bedenimizdeki doğamız aracılığıyla Tanrı içimize koyduğu gibi; yukarıdaki ayetlerle de, “KANLI KURBANLARI” açıkça RET EDEREK; ayetlerle doğamızı veya doğamızla ayetleri örtüştürmek suretiyle onaylamaktadır!
TANRI BASKI ALTINDA MI?
TANRININ BAŞKA ALTERNATİFİ YOK MU?
Birileri Tanrının üzerinde buyruk verici midir? Tanrıya hitaben: “Bana bak Tanrı, eğer kurban kesilmesi ve kan dökülmesi olmadan, günahı af ettiğini görürsem, sonra halin fena olur...” şeklinde Tanrıya baskı yapanlar mı var? İlla ki kan dökülmesi neden? Günahları bağışlamanın Tanrı katında başka alternatifi yok mu? Tek yol, tek kural bu vahşetli olay mı?
TANRININ YOLLARI ÇOKTUR VE KİMSE ONA BASKI EDEMEZ!
“Nineve” olayına bir bakın! Bu kentin günahlı insanları, Yunus peygamberin vaazıyla “çulda ve külde” sadece yürekten, gerçek TÖVBE İLE “kanlı kurbanlardan” bir tane bile SUNMADAN; Tanrı tarafından AF EDİLDİLER! (Yunus 3:5-10.)
İncil’deki o çok günahlı insana bakın! Tanrının önünde günahları için göz yaşı döküp, ağlayıp sızlayarak, yürekten tövbe ile af istedi ve yalvardı! O adam da bir tane bile “KANLI KURBAN” SUNMADAN, ANINDA Tanrı tarafından AF EDİLDİ... (Matta 18:26-33.) Kan dökmeden, kanlı kurban sunmadan, sadece gerçek tövbeyle Tanrıdan gelen aflarla doludur Kutsal Kitap! Vaftizci Yahya’nın “TÖVBE” vaftizine bakın! Sadece gerçek “tövbe” ve vaftizle, bir tane bile kanlı kurban sunmadan, on binlerce insanların günahları, Erden nehrinde Tanrı tarafından affedildi! Öyle değil mi?
Eğer Tanrı yukarıdaki örnek kanıtlarda gördüğümüz gibi “KAN DÖKMEDEN kanlı kurban” sunmadan af edebiliyorsa, kan dökmenin mecburiyeti, VAHŞETİ nedendir?
KURBANLARIN EN GERÇEĞİ, EN HOŞU EN ŞANLISI!
Kendini bilen dürüst Tanrı adamları, ne kilisesi, ne Tanrısı ne de kendisi için “armağan” dilenmez! Bunu yapanların “dürüst” Tanrı adamları olduklarına ben inanmam! Bu basit örnek gibi, yücelerin Yücesi olan Tanrımız da, Kendisi için “ne kansız, ne de kanlı” KURBAN ASLA DİLENMEZ! Tanrının kimseden ne kurban, ne de başka bir şey dilenmeye asla ihtiyacı yoktur! Tanrı durup dururken kimseden ne KURBAN, ne de başka bir şey İSTEMEZ!
Ama istediği bir şey vardır: Onun eşsiz güzelliğini görmek, hayran ve AŞIK olmak!
“Leyla ile Mecnunu” hatırlayın! “Romeo ve Jülyeti” anımsayın! Bu tür AŞIKLAR, “EROS” SEVGİSİ VE HAYRANLIĞI YÜZÜNDEN; ASLA İSTENMEDEN, içten gelen bir dürtüyle birbirleri için ölüme dek giderek, birbirlerine KURBAN oldular!
Bu örnek gibi de, ruhsal yaşamda “AGAPE” SEVGİSİ veya HAYRANLIĞI, Tanrıya karşı EN DORUK NOKTASINA ÇIKINCA; kişi KENDİLİĞİNDEN, OTOMATİKMAN, kendini veya en değerli şeyini, seve, seve KURBAN edebilir!
İşte, kurbanların en şanlısı, en gerçeği, en hoşu da budur! “Tanrı istiyor” diye vermek değil! Tanrı asla istemiyor! O asla bir kurban dilencisi değil! “Çevrem istiyor” diye de kurban etmenin bir anlamı yoktur!
Sen, Ey insanoğlu! Tanrının eşsiz yüceliğini, güzelliğini, tatlılığını, lütfunu... gördün mü? Tattın mı? Onun sevimliliğini, görkemini, Bilgeliğini, Sevgisini, Merhametini... gördün mü? Tattın mı? Görüp ve tadıp da, anlatılmaz ve anlaşılmaz bu olgular karşısında Ona HAYRAN kaldın mı? Ve bu hayranlığının – Tanrı AŞKI- DORUK NOKTASINA ULAŞTI MI? İşte şanlı ve gerçek kurban o zaman kendiliğinden - otomatikman oluşur!
Yukarıdaki sıralamada 9.- noda “Sevgi Aşkı Kurbanı = Agape Kurbanı” olarak yazılan nokta; işte bu harika şanlı, gerçek, hoş ve yürekten gelen GERÇEK KURBANI vurgulamaktadır.
İsa Mesih’deki “Agape” sevgisinin getirdiği KURBAN; Tanrı aşkının ve İnsan aşkının veya Tanrı hayranlığının ve insan hayranlığının DORUK NOKTASINA ULAŞTIĞI zamandaki GERÇEK KURBANI tanımlamaktadır.
“Agape, Tanrı sevgisi veya Tanrı aşkı” sonucunda İsa Mesih’te oluşan bu GERÇEK KURBAN, sadece Mesih’e ait bir uygulama olmayıp; Mesih gibi BİZİM DE sunmamız gereken BİR KURBANDIR!
9.- İŞTE: Sevgi Aşkı Kurbanı: (Agape Sevgisi Kurbanı) Örneği!
“Mesih sizi SEVDİĞİ GİBİ, hoş kokulu bir rayiha olarak Kendisini YHVH’a KURBAN OLARAK sunduğu gibi; siz de SEVGİDE, (yani SEVGİNİN GERÇEK KURBANINDA) veya (GERÇEK KURBANIN SEVGİSİNDE) YÜRÜYÜN! (Bak. Efeslilere 5:2.)
10.- “KURBAN” RÜŞVETİ !
Yahudiler çoğu zaman “putperest” oluyorlardı. Öyle ki kötü ruhlar veya cinler, kendilerini “tanrı” yerine koyup; Yahudilerden oğullarını ve kızlarını ateşte yakarak, kendilerine “YAKILAN KURBAN” etmelerini istiyorlardı. (Tıpkı Hz. İbrahim’in daha önceleri, oğlu İshak’ı ateşte yakarak Tanrıya “KURBAN” etmek istediği gibi, (Bak Tekvin= Yaratılış 22:2.) cinler de Yahudilerden kendilerine böyle yapmalarını istiyorlardı!)
Olayların birinde, “Tofette, Hinnom oğlu deresinde,” cinler, Yahudilerden oğullarını ve kızlarını ateşte yakarak kendilerine “KURBAN” etmelerini istiyorlardı! Oysa İsrail’in gerçek veya orijinal Tanrısı, böyle “kurbanları” “MURDAR, KİRLİ,” olarak tanımlıyor, yasaklıyor ve “aklımın ucundan bile böyle kurban uygulamasının geçmediğini” diyordu. ( Bak. Yeremya 7:30-31.)
Oğlunu veya kızını “kurban” etmek, putperest- pagan bir uygulama iken; aynı zamanda Tanrı da bu tür kurbanları yasaklarken ve “aklının ucundan bile geçmediğini, murdar bir uygulama” olduğunu söylemesine rağmen; İsrail’de “Yeftah” isimli bir ordu başbuğu, putperestliğe yaraşır biçimde, sözüm ona “Tanrıya” bir kurban-adağı yapmıştır. Bana göre ise “Putperest KURBAN RÜŞVETİ” yapmıştır.
Yeftah: “Savaştan galip geri dönersem, önüme ilk olarak kim çıkarsa onu sana kurban edeceğim” demiştir Tanrıya. Yeftah, bu kurban adağıyla Tanrıyla bir pazarlığa girmiş, ve eğer savaşı kazanırsa, geri döndüğünde, “karşısına kim çıkarsa çıksın Tanrıya kurban edeceğini” söyleyerek; sadece bir “PAZARLIĞA” girmemiş, bence bir “KURBAN RÜŞVETİ” sunmak istemiştir. Yeftah, savaştan galip olarak eve döndüğünde, onu karşılamak için önüne ilk olarak biricik sevgili kızı çıkmıştır. Yeftah, kızının kızlığına ağlaması için ona iki ay süre vermiş, sonra da kızını hunharca, vahşice, boğazını keserek güya Tanrıya yakılan “kurban” etmiştir!
Eğer Yeftah’ın karşısına karısı çıksa, karısını, anası - babası çıksa, anası babasını...kesip kurban edecekti. Piyango maalesef, Yeftah’ın tek çocuğu olan kızına çıkmıştır: ( Bak Hakimler: 11:30-40.)
O dönemde halkı yöneten Peygamberler, Kahinler, Hakimler, İhtiyarlar vs. olmasına rağmen; kimse ağzını açıp da: “Yeftah sen ne delilik yapıyorsun? Tanrı böyle bir adağı-kurbanı asla senden istemez. Kendine gel! Bu vahşetten vazgeç, yoksa sana kamu davası açarız, seni deli diye tutuklarız...” diye kimse uyarıda bulunmamıştır. İşte “KURBAN” konusunun yozlaşmış, amacından çıkmış, vahşileşmiş, paganlaşmış, putperestliğe varan “murdar” şekli! Yineliyorum: Ben buna “kurban rüşveti” diyorum!
Bugün beyni şaşıran bir din adamı, Tanrıya böyle bir adak adasa, böyle bir kurban sunmak istese, güvenlik, kamu oyu derhal müdahale eder, kanun böyle birini tutuklar ya hapse koyar ya da tımarhaneye atar!
Kimse kurbanla olsun, adakla olsun Tanrıya bir “rüşvet” veremez. Tanrımız her tür haksızlıklardan ve rüşvetlerden münezzehtir! Yukarıdaki ayetlerde de belirtildiği gibi, kimse Tanrımızı “kan içen, kana susamış” bir vampir veya, “ete acıkmış” bir etobur olarak göstermeğe çalışmasın. Tanrımız bunlardan da münezzehtir!
Tanrımız, bana ve sana, o en şanlı, en hoş, en gerçek kurbanı, yani, sevgi + Aşk + Agape hayranlığının doruğuna ulaşmış kişilerin sunduğu kurbanları sunmamızı sağlasın! Amin!
ÇEŞİTLİ KURBANLARDAN BİRKAÇ DİZİN:
1.- “Şaka” kurbanları” Korku senaryolarındaki, kahkaha atılması için şakayla korkutulan kurbanlar. 2.- “Alkol veya uyuşturucu kurbanları” Sağlığa zararlı maddelere bağımlı olan kurbanlar. 3.- “Trafik veya kaza kurbanları” Dikkatsizlik ve aceleciliğin seçtiği kurbanlar. 4.- “Terör kurbanları” Terörün alıp ölüme götürdükleri. 5.- “Töre kurbanları” Töre uğruna öldürülenler. 6.- “Eğitim kurbanları” Cahil bırakılanlar. 7.- “Yoksulluk kurbanları” Fakirliğin aç, açık bıraktıkları. 8.- “Yanlış tedavi kurbanları” Yanlış teşhis ve ilaçlarla sakat kalanlar veya ölenler. 9.- “Yolsuzluk kurbanları” Haksızlığa uğrayanlar. 10.- “İftira kurbanları” İftiraya uğrayıp aklanamayanlar. 11.- “Ekonomi kurbanları” İflas edenler, işsizler, parasız kalanlar.
12.- “Satanist kurbanları” Şeytana sunulan insan kurbanları. 13.- “Putperest – Pagan kurbanları.” İlkel tanrı veya tanrıçalara sunulan, hayvanlar, insanlar, oğullar, kızlar, bakireler, çocuklar... gibi kurbanlar. 14.- “Cinsel taciz kurbanları” Cinsel tecavüze uğrayanlar. 15.- “Tanrıların öfkesini dindiren, sakinleştiren kurbanlar.” Kesilen kurbanı görünce, öfkesi sakinleşen Tanrılar. 16.- “Sırat köprüsü kurbanları” Kurban keseni görünce cennetine alan tanrılar. 17.- “Aşk kurbanları” Agape Sevgisinin verdiği, aşk ve hayranlığın doruk noktasında oluşan kurbanlar 18.- “İnanç Kurbanları” İnancı uğrunda öldürülenler, ölmeye razı olanlar. 19.- “İnsan kurbanları” İnsan sevgisi uğrunda canını vermeye razı olanlar. 20.- “Vatan kurbanları” Vatan sevgisi uğruna şehit olanlar, ölenler, ölmeye razı olanlar... Vb.
İster “KURBAN BAYRAMLARINDA” İster özel durumlarda, bence Gerçek “KURBAN” demek, 1.- Gerçek Sevginin zirvesi, doruğu demek! 2.- Gerçek “KURBAN” demek, duyulan Hayranlığın zirvesi, doruğu demek! 3.- Gerçek “KURBAN” demek, “AGAPE” AŞKI demek, Aşkın zirvesi, doruğu demek!
“Sana Kurban olsunlar...” Veya: “Sana Kurban olayım YHVH’ım” Veya: “Kulun, kölen, Kurbanın olayım...” deyimleri, hep bu öz noktayı çağrıştırır!
* * * * * * * * * * *
Murat Arman.