Arşiv Sayfa 3 / Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?) - Sayfa 3
| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Çeviriler
: Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?) - Sayfa 3 konusu 4085 kez okundu, 14 kez cevaplandı. En son mesaj K.Ulaş tarafından gönderildi. Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?) İLGİNÇ BİR DİYALOG!<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p> <o:p></o:p> TANRI DA İNSAN GİBİ „ACI ÇEKİYOR“ MU?<o:p></o:p> <o:p></o:p> Sayın Okuyucumuz! İlgi alanınız veya algılama yeteneğiniz bizimkisine benziyorsa, aşağıda size de ilginç gelen bir diyalog sunacağız. Konusu: “Acı çeken Tanrı!” Tanrıya “insanın günahları” acı çektiriyormuş! Günah yoğunlaştıkça, Tanrının çektiği acı da yoğunlaşıyormuş! Şöyle ki, yoğunlaşan günah yüzünden, Tanrının çektiği acı “işkence boyutuna” çıkarmış! Bu açıklamalar, bana verilen Protestan kökenli “Gerçeğe Doğru” adlı derginin (Tarih: Nisan 2008. Sayı: 20. Sayfa 19 da) “Acı çekmek ve Tanrının isteği” başlığı altında “Tanrı Kendisi Acı Çeker” paragrafında anlatılıyor. <o:p></o:p> <o:p></o:p> Konunun... Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?)
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?) konusu 4085 kez okundu, 14 kez cevaplandı. En son mesaj K.Ulaş tarafından gönderildi.
kardeşlerim yazdıklarınız gerçekten güzel (advertiser ve huzurlu) ve bunları okudukça birşeyler öğrendiğimi biliyorum Rab sizi bereketlesin. fakat bişey sormak istiyorum çünkü anlamadım.sevgili adevrtiser daha önce okuduğğum bir yazından biliyorum sadece Tanrıya ve onun sözüne bakmak gerektiğine inanıyorsun ve iyide yapıyorsun. yazınızdaki seçilmişliği anladım ama anlamadığım şimdi mesihin Tanrı olduğunu anlamak için seçilmişmi olmak lazım. ve çarmıh üzerinde mesih Tanrım beni neden bıraktın diyorya hani huzurlu kardeşim diyorki peki mesih ne zaman Tanrıydı peki mesih ölürkende Tanrının ruhu onunlaydıysa Tanrı öldümü bide temiz bir insan demişsin huzurlu kardeş ama Tanrı olmadan İsa olsaydı temizkalabilirmiydiki çünkü benim okuduğum temiz hiçkimse yok diyor
Tanrı sizinle olsun
Sana esenlik olsun sevgili duacı; Aynı şehirde yaşamamıza rağmen bir türlü karşılaşamayıp buradan yazışıyor olmamız garip J. Öncelikle bir örnek vermek istiyorum. Saf altın çamura düşse ve siz onu oradan çıkarsanız altın özünden bir şey kaybetmez. Seçilmişler, Tanrı lütfu olan imanla Mesih’e tam bir bağlılık içerisindedirler ve O’nun Tanrılığınada iman ederler elbette fakat bilmek le inanmak farklıdır. Bir çok insan O’nu yüceltebilir fakat yalnızca seçilmiş halk imaneder. Sorularınıza verilebilecek en güzel cevap inanıyorum ki aşağıda alıntıladığım Westminster inanç açıklamasından olacaktır.
35. Lütuf antlaşması Yeni Ahit altında nasıl ortaya konmuştur? [[135]]Yeni Ahit altında, öz olan Mesih açığa çıkarıldığında, aynı lütuf antlaşması hem o dönemde hem de şimdiki dönemde halen sözün vaaz edilmesi,[136] vaftiz[137] ve Rab’bin Sofrası[138] sakramentlerinin verilmesi ile uygulanmalıdır; bunlarda lütuf ve kurtuluş daha fazla doluluk, kanıt ve etki ile tüm uluslara sunulur.[139] 36. Lütuf anlaşmasının Aracısı kimdir? Lütuf antlaşmasının tek Aracısı, Baba’yla aynı özden ve eşit ve ebedi Tanrı Oğlu olan,[140] zamanın doluluğunda insan vücuduna bürünen,[141] tek bir kişide, iki tamamen farklı doğada, geçmişte, şimdi ve sonsuza dek Tanrı ve insan olmaya devam edecek olan[142] Rab İsa Mesih’tir.[143] 37. Mesih, Tanrı Oğlu iken nasıl insan oldu? Tanrı Oğlu Mesih üzerine gerçek bir beden ve düşünebilen bir can alarak,[144] Kutsal Ruh’un gücüyle Bakire Meryem’in rahminde oluşup, onun özünden olarak ondan doğdu,[145] ancak günahsızdı.[146] 38. Aracının hangi sebepten ötürü Tanrı olması gerekliydi? Aracı, Tanrı olmalıydı öyle ki, insan doğasını sonsuz Tanrı öfkesi ve ölüm gücü altında batmaktan kurtarıp, koruyabilsin,[147] çektiği acılara, itaatkarlığına ve yakarışına değer ve etkinlik kazandırabilsin;[148] ve Tanrı’nın adaletini tatmin etsin,[149] kayırışını elde etsin,[150] özel bir halk satın alsın,[151] onlara Ruhunu versin,[152] tüm düşmanlarını yensin[153] ve onları sonsuz kurtuluşa getirsin.[154] 39. Aracının hangi sebepten ötürü insan olması gerekliydi? Aracı, insan olmalıydı öyle ki doğamızı kalkındırabilsin,[155] yasaya itaati yerine getirebilsin,[156] bizim doğamızda acı çekip, bizler için yakarışta bulunabilsin,[157] zayıflıklarımızı yakından anlayabilsin;[158] oğulluk hakkını kazanabilelim,[159] ve lütuf tahtına rahatça ve cesaretle yaklaşabilelim.[160] 40. Aracının hangi sebepten ötürü tek bir kişide hem Tanrı hem de insan olması gerekliydi?Tanrı ve insanı barıştıracak olan Aracının kendisinin hem Tanrı hem de insan olması gerekliydi, öyle ki, her doğaya uygun işler Tanrı karşısında bizlerin yararına kabul görsün,[161] tek bir kişinin işleri olarak bizler tarafından bunlara güvenilebilsin.[162] 41. Aracımız neden [Yeşua] İsa ismiyle çağrıldı? Aracımız İsa ismiyle çağrıldı çünkü O, halkını günahlarından kurtarmıştır.[163] 42. Aracımız neden Mesih ismiyle çağrıldı? Aracımız Mesih ismiyle çağrıldı çünkü Kutsal Ruh’la ölçüsüz olarak meshedilmişti[164] ve böylece bir kenara ayrılmıştı ve hem alçaltılma hem de yüceltilme konumunda kilisesinde peygamber,[165] kahin,[166] ve krallık[167] görevini yerine getirmesi için tüm yetki ve yeterlilikle donatılmıştı.[168] 43. Mesih peygamberlik görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih inananların bina edilmesi ve kurtuluşuna ilişkin her şeydeki[169] tüm Tanrı arzusunu[170] Ruh’u ve Sözü aracılığıyla tüm çağlar boyunca,[171] çeşitli yollarla[172] kiliseye açıklayarak[173] peygamberlik görevini yerine getirmiştir. 44. Mesih kahinlik görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih, halkının günahları için barıştırmalık olmak için[174] kendisini lekesiz olarak Tanrı’ya tek bir kere sunmasıyla;[175] ve onlar için sürekli yakarışta bulunmasıyla[176] kahinlik görevini yerine getirmiştir. 45. Mesih krallık görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih, dünyadan kendisi için bir halk çağırarak,[177] ve bu halkı görünür bir şekilde yönetmede araç olarak kullandığı görevliler,[178] yasalar,[179] ve uyarılar[180] vererek; seçilmişlerine kurtaran lütfu vererek,[181] itaatlerini ödüllendirerek[182] ve günahları karşısında onları düzelterek,[183] tüm ayartmalar ve sıkıntılarında onları koruyup, destekleyerek,[184] tüm düşmanlarını bağlayıp, onları yenerek[185] ve kudretli bir şekilde her şeyi kendi yüceliği[186] ve onların iyiliği için düzenleyerek;[187] ve ayrıca geri kalan, Tanrı’yı tanımayan ve Müjdeye itaat etmeyenlerden intikam alarak[188] krallık görevini yerine getirmektedir. 46. Mesih’in alçaltılma konumu neydi? Mesih’in ana rahmine düşmesi, doğumu, yaşamı, ölümü ve ölümünden sonra dirilişine dek geçen süre boyunca bizler için yüceliğinden soyunup, kul benzeyişini kendi üzerine aldığı o alçaltılmış konumdur.[189] 47. Mesih ana rahmine düşmesi ve doğumunda kendini nasıl alçaltmıştır? Mesih, tüm sonsuzluktan beri Baba’nın bağrında olan Tanrı Oğlu olmasına rağmen, zamanın doluluğunda önemsiz bir konumdaki bir kadından doğarak insanoğlu olmaktan hoşnut olması; ve normal aşağılanmaların ötesinde farklı durumlara maruz kalması ile ana rahmine düşmesinde ve doğumunda alçaltmıştır.[190] 48. Mesih kendisini bu hayatta nasıl alçaltmıştır? Mesih, mükemmel olarak yerine getirdiği[191] yasaya kendisini bağımlı kılarak;[192] ve bu dünyanın onursuzluklarıyla,[193] Şeytan’ın ayartmalarıyla[194] ve gerek insan doğasının getirdiği, gerekse özel olarak içinde bulunduğu kendi alçaltılmış konumunun getirdiği bedenindeki rahatsızlıklarla[195] çarpışarak kendisini bu hayatta alçaltmıştır. 49. Mesih, ölümünde kendisini nasıl alçaltmıştır? Mesih, Yahuda tarafından ihanete uğrayıp,[196] öğrencileri tarafından terk edilip,[197] dünya tarafından aşağılanıp ve reddedilip,[198] Pilatus tarafından mahkum edilip ve onun askerleri tarafından işkenceye maruz bırakılıp;[199] ayrıca ölüm korkuları ve karanlığın güçleriyle yüzleşmiş olarak Tanrı gazabının ağırlığını hissedip, taşıyarak,[200] hayatını bizlerin günahları için bir sunu olarak verip,[201] çarmıhın acılı, utanç verici ve lanetli ölümünü tatmasıyla[202] kendisini ölümünde alçaltmıştır. 50. Mesih’in ölümünden sonra alçaltılması neyi içerir? Mesih’in ölümünden sonra alçaltılması, gömülmesi,[203] üçüncü güne kadar ölüm konumunda ve ölümün gücü altında kalmasını[204] içerir; ki, bu da şu kelimelerle ifade edilmiştir: ölüler diyarına indi. 51. Mesih’in yüceltilme konumu neydi? Mesih’in yüceltime konumu dirilişini,[205] göğe çıkışını,[206] Baba’nın sağında oturmasını,[207] ve dünyayı yargılamak için ikinci kere gelişini[208] içermektedir. 52. Mesih dirilişinde nasıl yüceltilmiştir? Mesih, ölümde çürümeyerek [ki, bunun gücü altında tutulması mümkün değildi],[209] kendisine has tüm özellikleriyle birlikte, içinde acı çektiği aynı bedene sahip olmasında,[210] (ancak ölümlü bir şekilde ya da ölümlü hayatın bilinen zayıflıkları olmaksızın) canıyla gerçekten birleşmesiyle,[211] üçüncü gün ölümden kendi gücüyle dirilmesiyle yüceltilmiştir;[212] ki, bu şekilde yapmakla kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu,[213] Tanrısal adaleti tatmin ettiğini,[214] ölümü ve ölüm gücüne sahip olanı yok ettiğini[215] ve yaşayan ve dirilerin Rab’bi olduğunu[216] ilan etti: tüm bunların hepsini bir temsilci[217] ve kilisesinin başı olarak,[218] onların aklanmaları,[219] lütufta yenilenmeleri,[220] düşmanları karşısında desteklenmeleri,[221] ve son günde ölümden dirileceklerine dair onlara güvence vermek için yaptı.[222]
Mavi renklerle belirtilmiş numaralar konun alındığı ayetleri gösterir ve Hristiyan.Net ten Westminster uzun ilmihali’ne girerseniz o ayetleri de görebilirsiniz. Dilerim bu ilmihalin tamamını okursunuz.
Sayın advertiser, Sevgili Abud kardeşim aracılığıyla lütfedip
gönderdiğiniz yazınız için teşekkür ederim.
Aslında konunun odaklandığı nokta
“ilginç bir diyalog” başlığı altında “Tanrı da insan gibi acı
çeker mi?” sorusuna Teolojik açıdan yanıt aramaktı.
Rab İsa’nın çektiği acılar konuya karıştırıldığında
Rab İsa’nın dediğiniz gibi “yüzde yüz insan ve
yüzde yüz Tanrı olduğu” dikkate alınırsa;
Tanrılığının insanlığa,
insanlığının da Tanrılığa “yalıtganlık veya iletgenlik”
noktaları ne olur gibi bir soruyu merak ettiğinizi
yazıyorsunuz. İşte bu konudaki yazınız:
“YHVH diyor ki : "temiz hiç kimse yok". O halde bir insanın
temiz kalarak kefaret etme olasılığı da yok demektir.
Ancak o insan bedeninde Tanrı RUH'u olması gerekir ki temiz
kalarak kefaret edebilsin.Şimdi rica etsem sen bu yalıtımın
nasıl varolduğunu veya nasıl yapılabileceğini bana gösterir
misin?
Mesela; Mesih hangi zamanlarda Tanrı hangi zamanlarda
insandı?
RUH o bedenin bir bölümünde mi konuşlanmıştı yoksa
tamamen hakim olan mıydı? Böyle bir yalıtımı nasıl yapacağını
gerçekten merak ediyorum.”
Sayın dostum, galiba “diyalogu” okumadınız veya
okudunuzsa da iyi dikkat etmemişsiniz.
“İlginç bir Diyalog” yazısından, bu konudaki birkaç
alıntıyı buraya tekrar aktarıyorum. Bu alıntılarda,
Rab İsa’nın yüzde yüz insanlık doğası,
yüzde yüz Tanrısallık doğasından tamamen
ayrılmaktadır.
1.- Hz. Meryem’in rahim organında mucizevi olarak
bir beden oluştuğunda, o Tanrı değildi. 2.- Hz. Meryem’in
kadın doğum organından bir bebek çıktığında,
o Tanrı değildi. 3.- Hz. Meryem’in memesinden bir
bebek süt içtiğinde, o Tanrı değildi. 4.- Hz. Meryem’in
kucağında bir bebek: “ıngaa, ıngaaa...”
diye ağladığında, o Tanrı değildi. 5.- “İsa” adındaki
bebek altını kirlettiğinde veya ıslattığında,
o Tanrı değildi. 6.- “İsa” adındaki bebek acıkıp
susadığında, yiyip içtiğinde, geliştiğinde
büyüdüğünde, sokakta arkadaşlarıyla oyun
oynadığında, o Tanrı değildi. 7.- Yine Rab İsa haçta
elem çektiğinde, eleminden önce: “mümkünse bu
kase benden geçsin, ama benim değil senin iraden
olsun” diye dua ettiğinde; teri yere kan damlası gibi
düştüğünde, bir melek onu güçlendirdiğinde...
Nihayet: “Ey Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum”
deyip bedenen, fiziksel olarak ÖLDÜĞÜNDE, o Tanrı
değildi.
Bu gibi durumlar, Tanrısallık ile asla karışmayan veya
bağdaşmayan (YALITKAN) insansal doğasıdır.
Rab İsa’nın yüzde yüz “Tanrısal doğasını” burada
açıklamıyorum. Yine onlarca ayetler Onun “Tanrı
özünden, Tanrı” olduğunu açıklamaktadır.
Bu konumuz olmadığı için değinmiyorum.
Ama bedenen “ACI ÇEKEN VE ÖLEN” İsa’ya işte
“insanlık doğası” demezseniz, tersine Tanrısallığın
bu beden ile kaynaştığını, karıştığını veya bağdaştığını,
veya örtüştüğünü iddia ederseniz eğer, yukarıdaki 7
noktayı da göz önünde bulundurarak, mitolojilerde
veya efsanelerde var olan TRAJİKOMİK bir “tanrı”
üretmiş olursunuz! Zannettiğiniz gibi Hz. İsa “Tanrı” olarak acı çekmedi. Onun ‘İnsanoğlu’ diye tanımladığı, Tanrısallığa asla karışmayan yüzde yüz insansal doğasıda vardır. İşte acı çeken bu doğasıdır. Maalesef yozlaşan Hıristiyanlığın dejenere olan taraflarından biri de, Hz. İsa’yı dünyaya geldiği ve göründüğü yüzde yüz İNSAN şekliyle Onu ‘Tanrı’ yerine koymak olmuştur.
İşte bu yüzden de, yozlaşmış kiliseler, Hz. İsa’nın İNSANLIĞINI doğuran o kutsal kadına hak etmediği, küfür niteliğinde isimler vermişlerdir. Yani Hz. Meryem’e ‘Allah’ı doğuran’(astvatzatzin) ve ‘Allah’ın anası’ (astvatzamayr) da demektedirler.”
Her şeye gücü yeten, her an her şeye EGEMEN olan orijinal Tanrı “YHVH”; çaresizlikler, imkansızlıklar, perişanlıklar içinde kıvranarak “ACI ÇEKMESİNİ” nasıl Ona yakıştırabilirsiniz? Böyle haksız olduğu kadar, Teolojik bir yozlaşmayı Ona yakıştırarak, hakaret etmiş veya küfür etmiş olmaz mısınız?
Üstelik, Tanrının acı çekmesini bir tarafa bırakın, tam tersine, Tanrı ‘SEVİNÇLER TOKLUĞUNA’ sahiptir. Yani, her zaman her an, sevincin doruğunda, zirvesinde olduğu, Kutsal Kitabın birçok ayetlerinde yazılıdır! (Bak Mez.16:11. 30:11.vb.)
Hoşça kalın, kendinize iyi bakın, esen kalın. Bunların hepsinden ziyade temiz, katkısız, saf, orijinal, halis... Kutsal Ruhun gerçeklerinde ve sevgisinde kalın. Duacınız: Murat Arman.
Size esenlik olsun sevgili Murat Arman;
Evvela üslubunuzdaki bu hoş değişim için teşekkürederim.
Sanırım yazıyı daha dikkatli ve bütünsel okumanız gerekiyor. Yazdıklarınıza cevaben yazmış olduklarımda düşüncelerimi gayet yalın bir şekilde ifade ettiğime inanıyorum. Bahsetmiş olduğunuz "Mesih İsa'nın doğumu" ile ilgili değerlendirmeyi zaten daha önce ben size yazdım. Kendi yaklaşımınızla nasıl bir tezatlık yakaladınızda aynı cümleyi kurmaya gerek duydunuz gerçekten anlamadım. Kavram kargaşası yaratılacak veya anlaşılmayacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Bahsettiğimiz sadece yalıtım konusu ise, Huzurlu kardeşime cevaben yazmış olduğum yazıyı dikkatli okursanız ve tabii bu noktada tüm yazılanları dikkatli okumanız gerekiyor, gayet rahat bir şekilde anlayabilirsiniz ki bir insanın temiz kalması ve kefaret etmesi ile alakalı ve Huzurlu kardeşime teşekkür mahiyetinde yazmış olduklarım ise Mesih İsa'nın yaşayışı (30-33 yaş arası ) sürecinde tek bir noktadan değerlendirme yapmış olmamdı. Size özellikle vurgu yapmış olduğum nokta ise, Kutsal Yazılarda betimlemelerin olduğu ve buna istinaden yaratıcı olan Tanrı'nın herhangi bir şekilde acınmaya ihtiyaç duymadığı noktasındaydı. Ve sizin yazmanızı beklediğim konu ise kendi çıkış konunuzdu. Çıkışımız gayet ilginç olan bir diyalog vitrinli yazınızın detayları idi. Bana gönderdiğiniz yazıya dikkat ederseniz her şeyin cevabı olan cümle orada aleni bir şekilde duruyor. Daha önce huzurlu kardeşime de vurguladığım gibi; hiç bir varlık Tanrı Ruh'u olmaksızın temiz kalamaz. Şimdi varın siz karar verin Mesih'in çarmıhta neden isyan etmediğine veya O ölüler diyarına indiğinde o RUH'un onunla olup olmadığına. İnsan günahlıdır fakat Mesih günahlı değildi... neden? Doğumundan itibaren tertemiz kalabilmesini sağlayan neydi? Peki ya RAB'bin bizlere lütuf ettiği iman koşulsuz sorgulamayı mı doğuruyor yoksa bilmemiz gerekenler zaten bize verildi mi? 12 yaşında tapınaktaki insanlara nasıl Tanrı sözünü anlatıyordu ve neden "benim Babamın evinde olduğumu" gibi bir cümle kurdu. Nasıl ayıracağız bunları birbirinden? O, kurtarıcı olarak bize yetmiyor mu da bölüp parçalama gereği hissediyoruz? Aslolan koşulsuz itaat değil midir? "Gördüğün kardeşini sevemiyorsan göremediğin Tanrı'yı nasıl seveceksin" diyen Kutsal yazılara mı inat ederek bir başka imanlıyı küçük düşürme hakkını kendimizde buluyoruz? Tanrı yolunda terbiye edilmek varken O'nu sorgulamanın mantığı ne? Yazılı metinleri bütün olarak okumak yerine neden lümpen filozoflar gibi kelime cımbızlayarak bilge olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz? Tanrı tarafından bizden bu mu istendi? peki ya alçakgönüllülük? peki ya hizmet? peki ya MÜJDE?
KArşılıklı yazışmalar veya sohbetler ya öğrenmek, anlamak için yada kişisel tatmin için olabilir. Bu yazılanlar herhangi bir şekilde polemik arayışı ile veya lüzumsuz karşı koyuş anlamında değildir çünkü böyle bir şey gereksiz yere çekişme yaratır halbu ki bizlere düşen Mesih düşüncesine sahip olarak doğru hizmet edebilmektir.
Kaldı ki Kutsal Yazıların çeviriminde ortaya çıkan farklılıklara bir örnekte ben size sunmuştum fakat özellikle sizden ricam yargı yerine doğru yaklaşım ile doğru noktada bulunabilmemizdi. Yaratıcı YHVH bizlere nasıl olmamız ve nasıl olmamamız gerektiğini göstermiştir. Bu bilinçle hareket edersek ne birilerinin sürçmesine yol açarız nede yapılan yanlışlara hoş görü ile yaklaşmak durumunda kalırız.
Bu arada, şeyet benim yüzümden insanların kafası karışacak veya yazdıklarımı farklı yorumlayacaklar ise elbette ki özür dilerim ve ifade etmeye çalıştığım konuyu teferruatlandırarak tekrar anlatırım fakat gereksizlik ve işgüzarlık gördüğümde çok fazla yazmaya gerek duymam. Daha önce belrtiğim gibi çabamız hoş bir şekilde paydaşlıktır. Düşüncelerimizi Mesih'e yaraşır biçimde birbirimizle paylaşabilir, tartışabiliriz. Bu bizleri daima ileri taşır fakat suçlamalar başlar ise veya ufacık bir yanlış yakalayıp eleştireyim mantığı güdersek hem yanlış yapmış oluruz hemde bizim dışımızda ki imanlıları da kırmış ve kafakarışıklığı yaratmış oluruz. RAB'den öğrendiğim güzelliklerden biri de şudur; savunma için saldırıya başvuracağımıza çözümlemeler yapmamız insanal ilişkiler anlamında sonucu daha sevimli yapar.
Sizden ricam yazılanları tekrar iyi bir şekilde okuyarak ulaşmak istediğiniz sonucu buradan iletirseniz elbette ki RAB'den aldığımız kadarı ile, araştırarak bunu tartışabiliriz.
Bu arada - yalıtım ile yalıtkanlık- iletim ile iletkenlik bir birinden farklı anlamlar taşır. Kusura bakmayın ama benim de böyle garip bir kelime seçimi ve kullanımı takıntım var.
RAB her birimizin yüreğinde ve tüm varlığında olsun.
RAB sizi artan ölçüde bereketlesin, esenlik ve sevgi sizinle olsun.
TANRI'NIN ZENGİNLİĞİ, BİLGELİĞİ BİLGİSİ NE DERİNDİR! O'NUN YARGILARI NE DENLİ AKIL ERMEZ VE YOLLARI NE DENLİ ANLAŞILMAZDIR. RAB'BİN DÜŞÜNCESİNİ KİM BİLDİ? YA DA KİM O'NUN ÖĞÜTÇÜSÜ OLDU? KİM O'NA BİR ŞEY VERDİ Kİ KENDİSİNE GERİ ÖDENSİN? HER ŞEYİN KAYNAĞI O'DUR; HER ŞEY O'NUN ARACILIĞIYLA VE O'NUN İÇİN VAROLDU. SONSUZA DEK O'NA YÜCELİK OLSUN. AMİN
Övgüler olsun BABA'ya - OĞUL'a - KUTSAL RUH'a!
GÖĞÜN VE YERİN YARADANI, HER ŞEYE GÜCÜ YETEN BABA, TEK TANRI'YA VE O'NUN BİRİCİK OĞLU RAB 'BİMİZ İSA MESİH'E İNANIYORUM. O, KUTSAL RUH'TAN VÜCUT BULDU VE BAKİRE MERYEM'DEN DOĞDU. PONTİYUS PİLATUS ZAMANINDA ACI ÇEKEREK ÇARMIHA GERİLDİ. ÖLDÜ VE GÖMÜLDÜ. ÖLÜLER DİYARINA İNDİ. ÜÇÜNCÜ GÜN ÖLÜLER ARASINDAN DİRİLDİ, GÖĞE ÇIKTI. HER ŞEYE GÜCÜ YETEN BABA TANRI'NIN SAĞINDA OTURDU. ORADAN ÖLÜLERİ VE DİRİLERİ YARGILAMAK İÇİN TEKRAR GELECEKTİR. KUTSAL RUH'A, KUTSAL EVRENSEL KİLİSEYE, KUTSALLARIN BİRLİĞİNE, GÜNAHLARIN AFFINA VE ÖLÜLERİN DİRİLİŞİNE VE SONSUZ YAŞAMA İNANIYORUM. AMİN.
Rab’de Sevgili ve değerli kardeşim Advertiser! Size selamlar ve esenlikler olsun. Sevgili Abud kardeşim aracılığıyla son yazınızı da aldım ve teşekkür ediyorum. Son yazınızda beni yanlış anlamalarınız olsa da, ortak noktada birleştiğimiz ve hoşuma giden o kadar güzel cümleleriniz var ki... Bunlardan bazılarını aşağıya alıntı yaparak sözlerimi buna göre düzenlemek istedim. İşte sizin güzel yazılarından bazı alıntılar:
“...bizlere düşen, Mesih düşüncesine sahip olarak doğru hizmet edebilmektir.” Başka bir tane daha: “özellikle sizden ricam yargı yerine doğru yaklaşım ile doğru noktada bulunabilmemizdi.” Son bir tane daha: “Daha önce belirttiğim gibi çabamız hoş bir şekilde paydaşlıktır. Düşüncelerimizi Mesih'e yaraşır biçimde birbirimizle paylaşabilir, tartışabiliriz. Bu bizleri daima ileri taşır fakat suçlamalar başlar ise veya ufacık bir yanlış yakalayıp eleştireyim mantığı güdersek hem yanlış yapmış oluruz hem de bizim dışımızda ki imanlıları da kırmış ve kafa karışıklığı yaratmış oluruz.”... diyorsunuz.
Bu güzel sözlere ne diyebilirim ki? Sadece “Amin” Öyle olsun, Öyledir” derim. Ve kutlarım. Ancak sevgili dostum ve kardeşim! Dediğiniz gibi “düşüncelerimiz Mesih’e yaraşır biçimde hoş bir biçimde paylaşabilmek... ve Mesih’in düşüncesine sahip olarak hizmet edebilmek için,” kesinlikle Tanrıyla oyun oynamamak, Tanrısal özellikleri tahrip etmemek, Tanrıyı aşağılamamak, Tanrıyı aciz, zavallı ve günahlı insanla eşdeğer yapmamak gerekmektedir.
İnançlarda Tanrıyla oyun oynandığı zaman, Tanrısal orijinal özellikler ayaklar altında çiğnendiği zaman, Tanrı tümüyle aşağılandığı veya aciz, zavallı insanla eşit düzeye sokulmaya çalışıldığı zaman... bunun neresinde “Mesih’e layık olmak” veya “Mesih düşüncesine sahip olmak...” kalır? Böyle bir Tanrısal saldırıyı nasıl “ufacık bir yanlışı yakalamak” olarak telakki edilebilir?
Bana istendiği kadar ağır küfürleri yapabilirler, dövebilirler, sövebilirler, her türlü haksız hakareti, aşağılamayı yapabilirler. Bunları kolaylıkla sineye çekebilir, dayanabilir ve sabredebilirim. Dünyadaki imansızlar veya ateistler Tanrıma her tür hakareti yapabilirler. Dayanabilir, sabredebilir ve onlar için dua edebilirim.
Ama gel gelelim, “imanlılar” (?!) hele, hele “Mesih imanlısı” adı altında hem de yayın yoluyla Tanrıma hakaretler, aşağılamalar, aciz, zavallı, günahlı insana benzer eş anlamlarda benzerlikler... Tanrıma yapıldığı zaman, Onun harika Tanrısal özellikleri ayaklar altında çiğnendiği zaman, (belki de Kraldan ziyade kralcı oluyorum) ama elimde değil, o zaman tüm sigortalarım atıyor ve başlıyorum gerçeğin, Mesih’e uygun hizmetin ana çizgilerini çizmeğe!
Ben Mesih’e yaraşır şanlı hizmet şeklini savunurken, eğer birilerinin “imanları kırılmışsa” veya “kafa karışıklığı” ortaya çıkmışsa, o problem benden kaynaklanmıyor. Kişinin, maalesef 1.- Anlayışsızlığından, 2.- İnatçılığından ve 3.- Tövbesizliğinden kaynaklanıyordur.
Yazımın tümünde savunmamın ve paylaşmamın özü şu noktaları içeriyor ve dayanıyor:
Tanrı günahın ne olduğunu layıkıyla bilir, ama asla günaha bulaşmaz. Bunun gibi de, “acı, üzüntü, ıstırap, çile, işkence, dert, elem... çekmek gibi negatif olgular, zincirleme bağlantıyla “günahın sonucu ve günahın ürünüdür!” Tanrı günahın ne olduğunu layıkıyla bilip günaha bulaşamadığı gibi, günahın sonucu ve günahın ürünü olan acı, üzüntü, ıstırap, işkence, dert, elem... çekmenin de ne olduğunu layıkıyla bildiği halde; bunlar, günahın belirgin sonuçları ve ürünleri, olduğu için bunlara da ASLA BULAŞMAZ! Siz, Tanrının acı çektiğini savunmanızla hala, ( İsa Mesih’in Kurtarışıyla günahlarından arınamamış ) dünyanın milyarlarca insanının tüm ağır günahların ağırlığının acısını, üzüntüsünü, ıstırabını, işkencesini, derdini... Yani bunların TAŞINILMAZ AĞIRLIĞINI ÇEKEN bir “tanrı kavramı” üretiyorsunuz! Başka bir deyişle, tüm dünyanın ağır günah yükü altında inleyerek, kendine “tanrıya ait bir Cehennem” oluşturan bir “tanrıdan” söz ediyorsunuz! Yani bu ürettiğiniz “tanrı kavramıyla” kendine acı, üzüntü, ıstırap, işkence, dert, elem... çekmesini sağlayan; tanrının kendine acı çektirmeğe özen gösterdiği “bir tanrı cehennemi kavramı” üretiyorsunuz! Bunu yapmak için çok ısrarlı iseniz, bunu istiyorsanız, veya bu tür bir empozenin baskısı altında iseniz. serbestsiniz! Devam ediniz! Bunu yazarak da, (daha önceki hatalı algılamanızda olduğu gibi) size asla hakaret etmiyor ve aşağılamıyorum! ASLA ve HAŞA! Ancak tam tersine, gerçek, halis, orijinal Mesih Sevgisi ve kardeşlik sorumluluğum yüzünden; sizin ilkel mitolojilere ve tanrısal efsanelere yer vermemeniz; ve asla yüce Tanrımızı AŞAĞILAMAMANIZ için size sadece “sevgi ve kardeşlik uyarısı” yapıyorum. İstediğinizi seçmekte serbestsiniz. 1.- Ya ağır çileler çekmesi için kendine “cehennem” hazırlayan; orada insanların ağır günahlarının yükü altında, çaresizlik, perişanlık ve imkansızlık içinde ezilerek, kıvranarak; üzüntü, acı, ıstırap, elem, dert, işkence, azap... içinde; kıvranan mitolojik “bir tanrı kavramı”üretmeğe devam edersiniz; 2.- Ya da, isterseniz inanç durumunuzun vahametini, perişanlığını görür; O yüceler Yücesi Tanrıyı ne denli aşağıladığınızı anlar, fark edersiniz! Ve hiç gurur etmeden, alçak gönülle, çeşitli yanlış ve tutarsız dayanaklara dayanmadan; veya (son yazınızda olduğu gibi) hiç bağlantısı olmayan çok uzaktaki felsefelere girmeden; geri döner, bu trajikomik fikrinizden, inancınızdan tövbe ederseniz! Bana da, sevgi ve kardeşlik uyarım için, basitçe teşekkür edersiniz. 3.- Ya da bu uyarım için bana kızar, küplere biner, sinirlenir; benden yeterince tiksinir, nefret eder, aşağılar, alabildiğine yargılar, yadırgar, suçlar; ve beni gurur, ben bilirimcilik, imansızlık... bataklığına batırır ve o güzelim cehenneminize “tanrınızı” yolladığınız gibi, beni de yollarsınız! Sevgili dostum! Ne diyeyim? Anlayış, algılama, ilgi alanı, zihin, ruh, vicdan, yürek... yeteneklerinizin ölçüsü, bunun kapasitesi, parametresi... nedir? Ne de olsa size aittir! Bu kapasite veya parametre, size neyi ağır basarsa o olacaktır. Bu yüzden de karar sizindir. Ne yönde karar verirseniz verin, doğru olmayanlarına katılmamakla birlikte, doğru + yanlış, her düşünce ve kararınıza SAYGI duyarım. Bu “saygıyı” da “iş olsun” diye, söz olsun diye, öylesine söylemiyorum. Gerçekten söylüyorum ve şunun için söylüyorum:: Çünkü sizin büyüdüğünüz ortamı, aldığınız eğitim ve kültürü, hala etkili olan, bulunduğunuz yerdeki soluduğunuz empoze ortamını... vs. eğer ben de yaşamış olsaydım; tıpkı sizin gibi düşünür sizin gibi karar verir, size benzerdim. Bu yüzden olduğunuz gibi size saygı duyarken; bireylerin olduğu gibi herkese de aynı saygıyı duyarım, duymaktayım ve duymaya mecburum. Çükü anlayışım beni buna itmektedir. Eğer İsa’nın yüzde yüz kamil, kusursuz insanlığını Tanrısallığıyla ve Tanrısallığını da insanlığıyla karıştırmaktan kendinizi alıkoyamıyorsanız, “bunlar iç içe girmiş, birbirinden ayırt edilemez şeyler” diyorsanız; müthiş hatalar yapacağınız gibi; daha önceden belirttiğim, “süt emen, altını ıslatan ve kirleten,... ölerek evreni başı boş bırakan tanrı...” gibi trajikomik bir tanrı kavramı yaratırsınız. Böyle acayip, uyduruk bir tanrıya inanmaktansa, bendeniz, tanrısız olmayı yeğlerim!!! Aklı selimi, mantığı yerinde olan, aklını “peynir ekmekle yememiş olanlar” yani beyninde güçlü hasarlar oluşmuş, geri zekalı ZIR DELİ olmayanların böyle bir şeye inanacağını nasıl düşünebilirsiniz? Böyle bir şey Tanrıya en büyük hakaret ve aşağılama olacağı gibi, aklı yerinde olan insana da en büyük tökez veya ruhsal travma vermek olmaz mı? Böyle bir inanç zihniyetiyle nasıl “Mesih’e hizmet” edebilirsiniz? Nasıl sözünü ettiğiniz “müjdeciliği” (?!) yaptığınızı zannedersiniz? Ve bunu, nasıl olur da “ufacık bir hata” diye tanımlayabilirsiniz? İki örnek vermeme lütfen izin verir misiniz? Güneşin o altın sarısı parlak ve güçlü ışıkları dünyamıza dek ulaşır. Bazı yerlerde dünyamızda çamur ve gübre deryası dolmuştur. Hatta açıkta kalan yığınlarca kanalizasyon pisliği vardır. Güneşin o altın sarısı parlak ve güçlü ışığı, ulaşabildiği her yeri aydınlattığı ve ısıttığı gibi, birçok fiziksel pisliklerin üzerine de vurur. Ama hiçbir şey, hiçbir fiziksel pislik, asla ve asla güneşle karışmaz, iç içe girmez, bağdaşmaz! Güneşi asla ve asla kirletemez, kirlenme etkisi de yapamaz! Örnek belki kabadır ama, ruhsal şeylerle fiziksel şeyleri, yani Rab İsa’nın bedenselliğiyle Tanrısallığını, bu örnek gibi birbiriyle iç içe girmiş, birbirine ayırt edilemez biçimde bulaşmış olarak asla ve asla betimleyemezsiniz! Diğer bir örnek daha: Otomobilin tekerleği vardır. Bu üç olgudan oluşur. 1.- Dış lastik tekerlek. 2.- Lastik tekerleğin hava çıkarmayacak şekilde oturup yerleşeceği jant. 3.- Tekerlek içine doldurularak şişirilen hava. Bu üçü bir arada olmadan tekerlek asla iş göremez. Aslında tekerleğin elle tutulan ve gözle görünen iki fiziksel yanı vardır. Yani, jantı ve lastiği. İçine doldurulan havayı ne görürüz ne tutabiliriz. Şimdi kaba bir örnek olsa bile, İsa Mesih’in bedenselliğiyle ruhsallığını, veya Tanrısallığı ile İnsanlığını, bu örneğe bakarak, birbirine karıştırmadan kolayca birbirinden ayırt edebiliriz. Eğer “havayı” ruhsallığına veya “Tanrısallığına” işaret olarak görürsek; lastiği ve jantı da insanlığına, yani bedenselliğine işaret olarak alırsak; çok açıkça görürüz ki tekerlek bir bütün olduğu halde, lastik hava değildir, hava da lastik değildir. Jant, hava değildir, hava da jant değildir. Biri eğer kalkar da, “bu tekerlek tümüyle havadır” derse, onun aklından şüphe ederiz. Ya da: “bu tekerlek tümüyle lastikten ibarettir” derse, yine gülünç ve alay konusu olur. Başka biri de - tıpkı sizin gibi- “bu tekerlekteki lastik ile hava o denli birleşmişler, iç içe girmişler ki, lastiği, havadan, havayı da lastikten ayırt etmek mümkün olmuyor” derse, böyle bir kişinin aklından da kuşku duyarız! Tekerleğin yere sürtünme noktası hava değil lastiktir. Lastiği sıkıştıran jant değil ama içine doldurularak şişirilmiş olan havadır. Yapmayın lütfen! Rab İsa “12 yaşında söylediği sözlerle” veya “elemlerinde isyan etmeden dayanmasıyla” veya “ruhta ölüler diyarına inmesiyle”... neyi değiştirmeye, hangi gerçeği yok etmeğe çalışıyorsunuz? İddialarınızı konu dahilinde hala anlamak mümkün değildir. İsa: “mümkünse bu kase benden geçsin” diye yalvarırken, küçük tanrı, büyük Tanrısına yalvarmıyordu herhalde değil mi? ! Sonunda “... benim değil Senin iraden olsun” derken “insansal iradesiyle Tanrısal iradenin” çok açıkça farklılıklarını ortaya koyuyor değil mi? Onları sizin gibi harmanlayıp birbirine karıştırmıyor, değil mi??? Nihayet, “canı ölüm derecesinde kederli olup, teri yere iri kan damlaları gibi aktığında, o anda ölmemesi için İsa’yı güçlendiren bir melek gönderiliyor.” Bu melek, bir TANRIYI GÜÇLENDİRMEYE Mİ ÇALIŞIYOR? MUTLAKA Öyle Değil! Değil mi? Açıkça görüyoruz ki melek İsa’nın insanlığını, insan doğasını GÜÇLENDİRİYORDU!!! Zannettiğiniz gibi insanlığıyla beraber iç içe girmiş, birbirine bulaşmış TANRILIĞINI DA, ASLA VE ASLA GÜÇLENDİREMEZDİ, değil mi? Vesaire... Bu yüzden, İnsan doğasını almış “insanoğlu” diye tanımlanan İNSAN İsa’yı ve onun çilelerini ele alarak, kanıt olarak göstermeye çalışmayın lütfen! İnsan İsa’nın “CI ÇEKEN” Tanrıyla hiçbir ilişkisi yok!!! Bu sizin (tanıdığım kadarıyla) bilgeliğinizle, anlayış kapasitenizle de asla bağdaşmıyor!
Bir yerde bakın bu konuda ne güzel ifade ve itiraf ettiniz! Alıntı yaptığım yazınızda diyorsunuz ki: “Huzurlu kardeşime teşekkür mahiyetinde yazmış olduklarım ise Mesih İsa'nın yaşayışı (30-33 yaş arası ) sürecinde tek bir noktadan değerlendirme yapmış olmamdı. Size özellikle vurgu yapmış olduğum nokta ise, Kutsal Yazılarda betimlemelerin olduğu ve buna istinaden yaratıcı olan Tanrı'nın herhangi bir şekilde acınmaya ihtiyaç duymadığı noktasındaydı.” Bre, mübarek, bre sevgili kardeşim! “Tanrının herhangi bir şekilde acınmaya ihtiyaç duymadığını” güzel, güzel yazarken ve biz bu konuda anlaşırken; neden biraz sonra bunu yazan sanki siz değilmişsiniz gibi; veya sanki iki ruhlu biri imişsiniz gibi, 180 derece dönüş yaparak “İsa’nın insanlığını Tanrısallığından ayırmanın zorluğunu, bunların iç içe girdiğini, birbirine bulaştığını” kanıtlamak için başka dallara tutulmaya çalışıyorsunuz. Güzel kardeşim, lütfen yapmayın bunu! Sözün kısası, Size yakışmıyor! Şimdi sözlerimi noktalarken, bana yaptığınız o güzel temennilerin iki katını ben de sizin için ediyorum: “RAB her birimizin yüreğinde ve tüm varlığında olsun. RAB sizi artan ölçüde bereketlesin, esenlik ve sevgi sizinle ve sizi sevenlerle olsun.” Diyorum ve Amin diyorum. Seni seven ve duacı kardeşin: Murat Arman.
Kutsal Kitap Çevirisi üzerine bir diyalog (Tanrı acı çeker mi?) konusuna benzer konular;
Yeni Türkçe Kutsal Kitap Çevirisi: TSV (Türkçe Standart Versiyon) Yeni Türkçe Kutsal Kitap Çevirisi: TSV (Türkçe Standart Versiyon)
Rev. İlhan Keskinöz
Sadece Süleyman'ın Özdeyişleri bölümünü http://www.hristiyanforum.com/forum/suleymaninozdeyisleri-f699/ adresinden sırayla okuyabilirsiniz.
Kutsal Kitap baskı kaliteleri, sesli kutsal kitap vb materyaller Kardeşler,
Açıkcası başlığa ne yazmam gerektiğini düşündüm fakat tam bulamadım. Ülkemizde Mesih imanlısı insan sayısı fazla yok ok bunu kabul ediyorum ama imanlılar için de yeteri sayıda kaynağımız yok. Mesala Kutsal Kitap ların ciltleri çok kaliteli değil. Ayetleri çalıştığımızda altlarını çizdiğimizde notlar aldığımızda eğer ki cilt bozulursa ve kullanılamayacak hale gelirse her çizdiğimiz ayeti tekrar çizmek hiç kolay olmayacaktır :) Yurt dışında örneklerine bakıyorum ve çok kaliteli Kutsal Kitaplar görüyorum hatta bazı vaizlerin kitapları uzun senelerdir aynı ve neredeyse çok az yıpranmış. Bir de çalışma Kutsal Kitap eksikliği var. Biz de study bible istiyoruz. :) Çıkacağını duydum hatta bir kaç sayfasına da örnek olarak baktım ancak ne zaman çıkar bilmiyorum umarım daha uzun...
Kutsal kitap Güncel, Doğru Baskısı/Çevirisi Kutsal Kitap için en düzgün çeviri baskısı hangisi acaba?
Elimde 2 adet bulunmakta,
1.
KİTABI MUKADDES
Kitabı Mukaddes Şİrketi
Şubat 2005
ISBN 975-462-054-7
Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olduğuna seni düşündüren/inandıran şey nedir? Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olduğuna seni düşündüren/inandıran şey nedir?
Peygamberlik. İsa doğmadan önce Eski Antlaşma yazıldı. Yeni Antlaşma İsa’yı bilen, O’nunla yürüyen, yemek yiyen ve O’dan öğrenen insanlar aracılığıyla yazıldı. Eski Antlaşma’da O’nun doğumuna (Mika 5:1-2), bakireden doğacağına (Yeşaya 7:14) ve kendi halkı tarafından reddedileceğine (Yeşaya 53:3), yakın arkadaşı tarafından reddedileceğine (Yeşaya 41:9), ve ölümden dirileceğine (Mezmur 16:10, 49:15) ilişkin peygamberlikler var. Yeni Antlaşma’da bunlar ve diğer 300’den fazla peygamberlik İsa’da gerçekleşmiştir. Şimdi sizin yanıtlamanız gereken soru şudur: “Eğer Kutsal Kitap Tanrı’nın esini değilse, neden bu kadar çok peygamberlik gerçekleşmiştir?” Eğer Kutsal Kitap Tanrı’dan değilse bu nasıl olabilir? Geleceği bilen ve...
Kutsal Kitap İsa Mesih'in Tanrı olduğunu İddia Ediyor mu? Kutsal Kitap İsa'nın Tanrı olduğunu İddia Ediyor mu?
Yeni Antlaşma yazarları, İsa'nın Tanrılığını kabul etmişlerdir: " Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey -tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar- O'nda yaratıldı. Her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için yaratıldı." (Koloseliler 1:16) Pavlus tutucu bir Yahudidir. Tanrı (Yahve)'nın tek Yaratıcı olduğunu ve Tevrat'ı çok iyi bildiği halde Koloselilere her şeyin İsa aracılığıyla yaratıldığını söylemektedir. Yeşaya 44:24'te Yahve şöyle der: "Her şeyi yaratan, Gökleri yalnız başına geren, Yeryüzünü tek başına seren... RAB benim." Buna rağmen Pavlus Koloseliler 1:16'da İsa'nın Yaratıcı olduğunu söyler. İsa'nın havarisi olan Yuhanna da İsa hakkında şöyle der: "Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir...
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil