| burakesen1 |
|
Kutsal Ruh için Tanrı'nın ruhudur deniyor fakat Kutsal Kitap Tanrı için zaten Ruh'tur ifadesini kullanıyor. Bu çelişki değilmidir? Ruh'un Ruh'u? Bir şeyi anlamadan kabul etmek, tapınmak ve dua etmek ne kadar akla yakındır? İman = güven demek ise bilemeyip açıklayamadığınız birşeye asla tam olarak güvenemezsiniz. Bilemeyip açıklayamadığına iman etmek imansızlığa iman etmek değilmidir? SİTE YÖNETİMİNİN BU MESAJA NOTU: Öncelikle nerede hangi kelimelerin kullanıldığını lütfen ayetleri vererek yazınız. Ek olarak Tanrı için zaten Ruh'tur deniyor ama Ruh'un Ruh'u denmiyor, bunu siz söylemektesiniz. Tanrı'nın kendi açıklamasına kendi tanımlamanızı, şekillendirmenizi katmaktasınız, ondan sonra da bu tanımlamanızı çelişki olarak nitelendirmektesiniz. Öncelikle "çelişki" sadece insanlar için vardır, sebebi de insan zekasının seviyesidir. "Bir şeyi anlamadan kabul etmek, tapınmak ve dua etmek ne kadar akla yakındır?" Öncelikle şuna cevap vermek gerekir; Tanrı gibi bir kavramı kendi aklımız ile tamamen kavramaya bağımlı kılmak, herşeyin yargıcı olarak sona insan zekasını koymak ne kadar "akla" yatkındır? Ölçüt akla yatkınlık mıdır? Ölçüt insan aklı mıdır? İman = "İman umut edilenlere güvenmek ve görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır." (İbraniler 11:1) Tam olarak bilemeyip açıklayamadığımız bir şeye güvenemeyiz diye bir iddia size aittir, öncelikle bunu ispatlamanız gerekir. Güvenebilmeyi başarabilenler vardır. Esas dikkat çekici olan Tanrı ve iman dahil olmak üzere herşeyin sizin tarafınızdan kendi aklınıza endeksli hale gelmiş olmasıdır. Aklınızın almadığı her şeyin varlığı veya anlamı sizin için şüphelidir... Biz aynı zamanda kendi gücümüzle veya aklımızla iman ettiğimizi söylemiyoruz ki. Hem imanın, eminliğin hem de umudun kendisi Tanrı'dan geliyor diyoruz. Tanrı gibi bir kavram eğer gerçekten söylediği gibi yüceyse zaten hiç bir insan tarafından kavranılamayacak yönlerinin olduğuna inanıyoruz. Herşeyi değil ama bazı noktaların bizler tarafından kavranılamaması gerektiğine inanıyoruz. Bir bilgisayarın bile herşeyini bilen yoktur, kaldı ki Tanrı bilinsin. Bu konuda derin anlamları olan bir yazı: http://www.hristiyanforum.com/forum/showthread.php?t=952 |
| burakesen1 |
|
Kutsal Kitabınızda “Tanrı Ruh'tur” yazar (ayet numarasını vermeme gerek yok) soruyu cevaplayama çalışan bir Hristiyan ise Kutsal Ruh için O, Tanrı'nın Ruh'u dur diye açıklamış. Buna dayanarak Ruh'un Ruh'u diye tanımlama yaptım. Yok bu tanımlama hatalı ise kendisini Hristiyan ilan eden birisi Kutsal Ruh hakkında hatalı bir önermede bulunuyor demektir. Bu forum aracılığı ilede insanlar hatalı bilgileniyorlar. Bu konuda tartışmak niyetim yok, Kutsal Ruh kavramı ya da kişiliğinin kiliseye kaçıncı yüzyılda ve ne şekilde girdiğini merak eden Erken Kilise tarihini açıp tarafsız bir gözle araştırır. |
| burakesen1 |
|
Tanrı'nın kavranılamaz ve tam olarak anlaşılamadığını kabul ediyorsunuz. Bu doğru bir yaklaşım. Fakat iman açıklamalarınıza baktığımda Teslis gibi şu an Hiçbir Hristiyanın tam olarak açıklayamadığı ve kavrayamadığı bir öğreti Hristiyan olan kişiye dayatılmaktadır. Bu doğrumu? |
| burakesen1 |
| Yani, Hristiyan olacak birisi teslise iman etmelidir, Teslis Tanrı'nın bir tür açıklaması ise niçin anlaşılması akıl ve insan yeterliliği dışında olan bir konuda bu tür bir zorlama vardır? Üstelik Kutsal Kitabın içinde hiçbir şekilde açık biçimde teslis hakkında bir öğreti olmamasına rağmen. |
| burakesen1 |
|
“Ölçüt akla yatkınlık mıdır? Ölçüt insan aklı mıdır?” Denmiş. İkiside diyorum, Tanrıyı anlama konusunda şu anda tek ölçütümüz insandır. Çünkü kutsal metinler gök yüzünden yazılı olarak gelmediler. Ölçüt olan insan aracılığı ile yazıldılar. Daha da enteresan olan hangi metinleri kutsal metin olacağına yine İNSAN karar verdi. (Kanon oluşumu) |
|
Alıntı:
|
|
1. korintliler 1:9 Yazılmış olduğu gibi, «Tanrı'nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insan yüreği kavramamıştır.» 1. Korintliler 1:14 Doğal haliyle kişi, Tanrı'nın Ruhuyla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir. Ruhça değerlendirildikleri için de bunları anlayamaz. |
|
Alıntı:
|
|
1. korintliler 1:4 Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh'un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. 1. korintliler 1:12 Tanrı'nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı'dan gelen Ruh'u aldık. 1. korintliler 1:7>8 Biz, Tanrı'nın gizli, saklı kalmış bilgeliğinden söz ediyoruz. Tanrı'nın, zamanın başlangıcından önce bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı. Anlasalardı, yüce Rab'bi çarmıha germezlerdi. 1. korintliler 1:9 Yazılmış olduğu gibi, «Tanrı'nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiş, hiçbir insan yüreği kavramamıştır.» 1. korintliler 1:10 Oysa Tanrı bunları bize Ruh aracılığıyla açıkladı... |
| burakesen1 |
|
Çok doğru aklımızın almadığı ya da onaylamadığı diyelim, her şey bizim için şüphelidir. Kavrayamadığına güvenmeyi başarabilenler olabilir denmiş. Bazı kişisel deneyimler yaşayanlar diyelim bunlara, fakat ben düşüncede şüphesizlikten bahsediyorum. Düşüncede şüphesiz olmak daha düşünmekte bile zorlandığın varlık hakkında imkansızdır. Buradan bir Tanrı olmadığı ile ilgili çıkarım yapmaya çalıştığım düşünülmesin. |
|
Alıntı:
|
|
http://www.hristiyanforum.com/forum/...ad.php?t=38624 4Sevgi katlanır, iyilikle davranır, kıskançlık bilmez. Sevgi büyüklenmez, böbürlenmez, 5utandırıcı bir şey yapmaz, kendi çıkarını kovalamaz, içerlemez, kötülüğün hesabını tutmaz. 6Haksızlık karşısında sevinmez, gerçek karşısında sevinir. 7Sevgi her güçlüğe dayanır, her şeye inanır, her şeyden umutlanır, her duruma sabreder. 8Sevgi yozlaşmaz. Peygamberliklere gelince geçip gidecekler. Diller susacak, bilgi de yok olacak. 9Çünkü bilgimiz de, peygamberliğimiz de tam değil, sınırlıdır. 10Ama Yetkin Olan geldiğinde, sınırlı olan ortadan kalkacak. 11Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi düşünür, çocuk gibi kafa yorardım. Olgunluk döneminde çocukluğa özgü davranışları geride bıraktım. 12Çünkü şimdi aynada bir bilmeceye bakarcasına görüyoruz; ama o zaman yüz yüze göreceğiz. Şimdi kısıtlı kapsamda biliyorum; ama Tanrı’nın beni tam olarak bildiği gibi o zaman ben de tam olarak bileceğim. |
| burakesen1 |
| Söylemek istediğim Teslis gibi Kutsal Ruh gibi kavramların asla kavranılamayacak olan ile ilişkilendirilemeyeceği ve buna iman ederkende düşüncede şüphesiz olunamayacağıdır. Tabiki bir yaratıcı vardır fakat bu yaratıcıya sıfatları, isimleri, tanımlamaları ve dahası kişilikleri yükleyen insandır. O halde Tek Olana iman eden insana niçin kilisenin yazmış olduğu bir “inanıyorum” dayatılmaktadır. |
| burakesen1 |
|
“Biz aynı zamanda kendi gücümüzle veya aklımızla iman ettiğimizi söylemiyoruz ki. Hem imanın, eminliğin hem de umudun kendisi Tanrı'dan geliyor diyoruz. Tanrı gibi bir kavram eğer gerçekten söylediği gibi yüceyse zaten hiç bir insan tarafından kavranılamayacak yönlerinin olduğuna inanıyoruz. Herşeyi değil ama bazı noktaların bizler tarafından kavranılamaması gerektiğine inanıyoruz. Bir bilgisayarın bile herşeyini bilen yoktur, kaldı ki Tanrı bilinsin.” Bakın akıl ve muhakeme yeteneği eğer Tanrısal bir lütuf ise (böyledir inanırım) zaten bu araçlar ile bir yaratıcı fikrine doğal ya da rasyonel teoloji ile ulaşırsınız. Örneğin Pavlus Romalılar Mektubunun girişinde insanlara doğal teoloji ile Varlık bilgisine ulaşabileceklerini ve hatta bu yüzden özürleri olamayacağını söyler. Burada insanın elindeki tek araç akıldır. Pavlus'un söylediklerini Tanrısal söz olarak kabul ettiğinize göre akıl ile iman arasında bir ilişkiyi Tanrının kurmaya çalıştığını kabul edersiniz. Fakat gel görki aynı Pavlus bir başka mektupta kurtuluş konusuna insanlara akıllarını bir kenara bırakmalarını söylüyor. Dahası Tanrı akıllıların akıllarını boşa çıkaracağından bahsediyor. İnsanların saçmalık saydığı bir yol ile kurtuluş sunacağını ifade ediyor. |
| burakesen1 |
| Şunu demeye çalışıyorum, eğer Tanrı verdiği akıl ile kendisini bulmamı istiyorsa bir adım sonra akıl dışı kavramlarla devam etmez bu yaratığı herşeyle çelişmesi demek olur. Evet Tanrı ile ilgili bir noktada tıkanır ve kalabilirim fakat O'nun var olduğunu ve yaratılışa bakarak doğal düzene bakarak iyi olduğunu ve benim içinde iyi bir planı olduğuna inanabilirim. İbrahim gerçekten tarihsel bir kişilik olarak yaşadıysa yaptığı şeyde aynen buydu diye düşünüyorum. Bir şeyi umut etti tam olarak kavrayamadı fakat güvenle ileriye bakarak selamladı. (İbraniler ) |
| burakesen1 |
| Sonuç olarak bu cümleniz ile yine aynı yere geliyoruz. Ölçüt her aşamada insan ve insan yetersiz Tanrı aşkın, kavranılamaz ise, O'nu bu kadar keskin ve anlaşılamaz ifadelerle tanımlamaya çalışmak yerine tam aksine eksik tanımlamalardan sakınmak daha akla yakın değilmidir. |
| advertiser |
|
Size esenlik olsun; Kardeşlerimin yazdıklarında onlarla hemfikirim elbette. Üçlü birliğin tam anlamı ile kavranışı şuan bizler için mümkün değildir. Muhakkak ki bu bir çok insanı hoşnut edecek bir açılım değildir. Size önerebileceğim şudur, bazı konuları veya olguları algılarken, eylemsel olarak düşününüz. işlevsel özelliklerine bakarak umarım daha rahat kavrayabilirsiniz. Evet Yuhanna İncil’inde ayet şöyle der: Yu.4: 24 Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar." Fakat burada düşünmememiz gereken sanırım şudur; Tanrı her şeye egemendir ve aynı anda her yerdedir. O’nu kısırlaştırma veya dar bir alana hapsetme lüksüne sahip değiliz. Evet O Ruh’tur ve her şeye egemendir. O Ruh’un kutsaması ile ve etkin isteği ile bizler iman ederiz ve bedenlerimiz O Ruh’un tapınağı olur. 1.Ko.3: 17 Kim Tanrı'nın tapınağını yıkarsa, Tanrı da onu yıkacak. Çünkü Tanrı'nın tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz. Peki, şimdi buradan şöyle bir sonuca ulaşabilir miyiz? İsa Tanrı’nın ta kendisi idi. O Yeruşalem’de iken, Tanrı sadece Yeruşalem’de miydi? Elbette ki hayır. İsa’nın bedeninde etkin olan O Ruh aynı zamanda tüm dünyaya hâkim durumdaydı elbette ki. Bu durumda hiçbir şekilde böyle bir kısırlaştırmaya varamayız demektir. Bu Ruh, işlevsel olarak bizlere kendisini BABA-OĞUL-KUTSAL RUH olarak açıklar fakat özde birdir. Nasıl Mesih’in işi, günahsız bir yaşam sürerek o temiz bedeninde bizlerin günahlarını üstlenmek ve ölümü yenerek bizlere sonsuz yaşamı bağışlamak ise, Kutsal Ruh’un işi de, karanlıkta olan yüreklerimizi ışıkla doldurarak, gözlerimizi YHVH’ye çevirmek, bizleri yönlendirmek ve teselli etmektir. İsa’da beden alan Ruh’da Tanrı’dır, bizleri tesseli eden ve yönlendirende Tanrı’dır, yani her şeye egemen olan Ruh’tur. Şimdi, milyonlarca insanda taht kurmuş olan Kutsal Ruh'tur dediğimizde, Tanrı milyon parçaya mı bölündü demeliyiz? Hayır. Göksel Babamız her şeye egemendir ve göklerde taht kurmuştur. Bizlerde etkin olan ise Kutsal Ruh'tur. İşlevde farklılık vardır fakat O birdir ve RUH'tur. 1.Ko.6: 17 Rab'le birleşen kişiyse O'nunla tek ruh olur. Egemen olan Ruh, bizlerde kendi varlığını açıklarken veya yansıtırken, işlevsel olarak etkin olan Kutsal Ruh’tur. Yar.41: 38 Firavun görevlilerine, "Bu adam gibi Tanrı Ruhu'na sahip birini bulabilir miyiz?" diye sordu. Westminster Uzun İlmihali 11. Oğul’un ve Kutsal Ruh’un, Baba il eşit derecede Tanrı oldukları ne şekilde belirgindir? Kutsal Yazılar, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yalnızca Tanrı’ya atfedilebilecek isimler, özellikler, eylemler ve tapınış vererek Baba ile eşit derecede Tanrı olduklarını ortaya koyarlar. Rom.8: 14-17 Tanrı'nın Ruhu'yla yönetilenlerin hepsi Tanrı'nın oğullarıdır. Çünkü sizi yeniden korkuya sürükleyecek kölelik ruhunu almadınız, oğulluk ruhunu aldınız. Bu ruhla, "Abba, Baba!" diye sesleniriz. Ruh'un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte, Tanrı'nın çocukları olduğumuza tanıklık eder. Eğer Tanrı'nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız. Mesih'le birlikte yüceltilmek üzere Mesih'le birlikte acı çekiyorsak, Tanrı'nın mirasçılarıyız, Mesih'le ortak mirasçılarız. Heidelberg İlmihali 25. Tek bir Tanrı olduğu halde neden Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlüğünden söz ediyoruz? Çünkü Tanrı kendi sözünde öyle açıkladı. Bu farklı üç kişi tek, gerçek ve sonsuz Tanrı’dır. 53. Kutsal Ruh ile ilgili neye inanıyorsunuz? İlk olarak O, Baba ve Oğul gibi sonsuz Tanrı’dır. İkinci olarak O bana, gerçek iman aracılığı ile beni Mesih’e ve O’nun bütün bereketlerine paydaş kılsın, beni teselli etsin ve sonsuza dek benimle kalsın diye kişisel olarak verilmiştir. Ruh, hem yaratan, hem de kurtarandır. Ruh, hem kutsayan, hem de yönlendirendir. Ruh, hem güç veren, hem de teselli edendir. Yalnızca Seni överiz ey Göklerdeki Babamız! Yalnız Sana taparız ey RAB İsa Mesih! Yalnız Seni yüceltiriz ey teselli veren Kutsal Ruh! Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a şan ve şeref olsun. Başlangıçta olduğu gibi, şimdi, daima ve ebediyen. Âmin. RAB sizi kutsasın ve korusun. |