evangelion
Vaat Edilen Kutsal Ruh'un Gelişi (Tümib - Kutsal Ruh'un Öğretisi kitabı - bölüm 4)
Bölüm IV
VAAT EDİLEN KUTSAL RUH’UN GELİŞİ
A. Vaat edilen Kutsal Ruh’un Gelişi Söz
Konusudur Burada
Eski Antlaşma’da Kutsal Ruh tekrar ve takrar insanlara geldi, Mesih’in üzerine ise özel bir şekilde geldi. Şimdi kendisinden söz edeceğimiz Kutsal Ruh’un gelişi üç kilit noktayla işaretlenmiştir.
Habercilerin İşleri 1:4-5’de Vaad’den söz ediliyor: ”Kendileriyle bir aradayken onlara Yeruşalem’den ayrılmamalarını, Baba’nın vaadini beklemeleri için buyruk verdi: Siz bu vaadi benden duydunuz. Bildiğiniz gibi Yahya su ile vaftiz etti, ama bir kaç gün içinde siz Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz.”
Bu söz bir zaman sınırlaması koyuyor. Gelecek olan Ruh’un gelişi özel bir türde olacaktır ve daha önceki gelişinden ayrıcalığı farkedilecektir. İsa, Babasının Kutsal Ruh’u vaadettiğinden söz ediyor. Eski Antlaşma’da peygamberler aracılığıyla bu vaat bolca verildi, çünkü orada sadece Mesih’in değil Mesih’in Ruhu’nun da vaadi vardır. Vaftizci Yahya da O’nu vaadetti. İsa’nın kendisi diğerlerinden daha çok Kutsal Ruh’tan söz etti.
Bu bir vaaddi. Şimdiye dek bu vaat gerçekleşmemişti. Bundan sonrası bu vaadle ve bu vaadin yerine gelmesiyle ilgiliydi.O güne kadar Ruh’un gelişiyle ilgili olarak her ne kadar söz edilmiş ve aynı terimler kullanılmışsa da şimdi gelecek olanın aynısı değildi. Burada özellikle her bölümün üzerinde durup, dikkatlice bakmalıyız ve bir yere takılıp kalmadan tüm bölümlerin yardımıyla açık bir fikir edinmeliyiz.
Galatyalılar 3:14: ”İbrahim’in kutluluğu İsa Mesih’te uluslara ulaşsın diye oldu bu. Öyle ki, vaat edilen Ruh’u iman aracılığıyla alabilelim.” Burada Pavlos’un Eski Antlaşma’nın orta yerinde durduğunu görüyoruz. O ileriye bakıp “Tanrı İbrahim’e Mesih’le ilgili bir vaat verdi” diyor.
Bu vaat İbrahim’in soyu içindi. Yalnız İsrail halkı için değil, aynı zamanda diğer uluslardan olan inananlar içindi. İnsanlar neden İsa Mesih’in vaadini almalı ve Sevinç Getirici haberden yararlanmalıdır? ”Ruh’un vaadini” alabilmeleri için. Vaat edilen Ruh ancak Mesih aracılığıyla gelebilirdi. Önce Mesih kendisi geldi sonra Kutsal Ruh. Daha önce ise Kutsal Ruh’un vaadinden söz ediliyordu.
Efesoslular 1:13’de Pavlos düşünceleriyle Yeni Antlaşma’da dururken, bakışlarını eskiye çevirdiğini görüyoruz. Okuyucuları İncil’i kabul ettiler ve Ruh’u aldılar. Burada Pavlos ”Vaat edilen Ruh” deyimini kullanıyor, çünkü vaat yerine geldi ve Ruh şimdi buradadır.
B. Bu Vaadin Gerçekleşme Şekli ve Yeri
Bu gelişin irdelenmesiyle hangi deyimler kullanılıyor?
1. Yeruşalem’de
Habercilerin İşleri 1:4-5’te İsa Ruh’un yakında geleceğinden söz ediyor. Bu verilen vaat birçok güne kalmadan da gelmiş olacak. Daha sonra bunun on gün olduğunu görüyoruz. İkinci bölümde gelecek olanın O olduğu söylenmediği halde bunu birinci bölümde ve Petros’un sonraki sözlerinden anlıyoruz.
Habercilerin İşleri 1:4-5’te ”Ruh’ta vaftiz”den söz ediliyor. Vaat Ruh’ta olan bir vaftizle gerçekleşiyor.
8. ayette yine Kutsal Ruh’un geleceğinden söz ediliyor. İsa, ”O üzerinize gelince” diyor. Burada da bir vaat olarak söylüyor. O insanların üzerine geldiğinde vaat gerçekleşmiş oluyor.
Habercilerin İşleri 2’de Ruh’un gelişi artık gerçekleşmiştir. Petros bu olayı açıklıyor. Özellikle 33. ayet ilginçtir. Petros diyor ki, ”İsa, Tanrı’nın sağına yükseldi. Baba’dan aldığı Kutsal Ruh’u tanrısal vaat uyarınca gördüğünüz ve duyduğunuz biçimde sağanak gibi döktü!" Burada sağanak gibi ”dökülmek” sözkonusudur. Eski Antlaşma peygamberleri Kutsal Ruh’un gelişinden söz ettiklerinde bu sözü sıkça kullanmışlardır. Peygamberlerin vaadi ile İsa’nın Baba’dan aldığı vaat o sabah da bir dökülme biçimiyle gerçekleşmiş oluyordu.
Habercilerin İşleri 2:38-39’da günahlarından dönenler Kutsal Ruh’u armağan olarak almışlardır. Petros diyor ki, "Bu vaat sizleredir, siz Kutsal Ruh armağanını alacaksınız.” Şu halde Yeruşalem’de ifade edilen dört deyim var: Kutsal Ruh’la vaftiz olmak, Kutsal Ruh’un insanların üzerine gelmesi, Ruh’un dökülüşü ve Ruh’un verilişi.
2. Kayseriye’de
Kayseriye’deki olay üç metinde açıklanıyor: H.İ.10:45-47; 11:15-18; 15:7-9. Burada meydana gelen olay Yeruşalem’deki olayın bir benzeri olduğuna işaret ediliyor. ”Başlangıçta bizde olduğu gibi, bunlar da bizim gibi Kutsal Ruh’u aldılar.” Vb. Burada da vaadin gerçekleşmesi devam etmektedir.
Burada kullanılan Ruh’un gelişiyle ilgili deyimler şunlardır:
– Ruh geliyor, çünkü O dökülmektedir.
– Ruh insanların üzerine geliyor (düşüyor).
– Ruh’ta vaftiz.
– Ruh verilmiştir.
Görüyoruz ki, Yeruşalem’de kullanılan bu dört deyim burada da geçiyor.
3. Samiriye’de
Habercilerin İşleri 8’de iki deyim kullanılıyor:
Ruh veriliyor.
Ruh insanların üzerine geliyor (düşüyor).
Bu deyimler Yeruşalem’de olduğu gibi Kayseriye’de yineleniyor. Burada da mı vaatten söz ediliyor? Kayseriye’de olduğu gibi burada bu pek belirgin değildir. Metni dikkatli bir şekilde okuyacak olursak şu izlenimi edinmiş oluyoruz: Buradaki inanlılar Yeruşalem’deki inanlıların arkasında durmamalıdırlar. İnanlılar arasında bir grup yukarıda, diğer grup aşağıda olmamalıdır. İsa Mesih inanlılarının tümü aynı düzeyde olmalıdır. Önemli olan Kutsal Ruh’a sahip olmaktır. Kutsal Ruh’taki düzey hakkında daha sonra söz edilecektir.
4. Efesos’ta
H.İ.19:1-7
Burada armağan edilen Kutsal Ruh’u almaktan söz edilmektedir.
Ayet 3-6 arasında bundan söz ediliyor ve Kutsal Ruh üzerlerine geldi deniyor. Eğer Luka ”Ruh’u almak” deyimini önceden bu anlamda kullandıysa, burada da aynı amaçla yazdığını kabul etmek gereklidir.
Burada Kutsal Ruh’un gelişiyle ilgili iki deyim vardır: O insanların üzerine geliyor ve onlara veriliyor. Aynı deyimler Samiriye’de, Kayseriye’de ve Yeruşalem’de de söyleniyor.
Diğer üçünde olduğu gibi bu dördüncü olayda da aynı şey söz konusudur. Sanırız bu yüzden bu olay kısaca ifade edilmiştir. Bunun vaat ile ilgili olmadığını düşünmek için geçerli bir neden olmalıdır.
Yıllar sonra Pavlos Efesos’taki Mesih inanlılarına yazdığı mektupta, ”Sizler de Gerçeğin sözünü, kurtuluşunuzla ilgili Sevindirici Haber’i duyunca buna iman ederek Mesih bağlılığına alındınız. Tanrı’nın vaat ettiği Kutsal Ruh’la mühürlendiniz” (Efes.1:13) dedi.
Burada söz konusu olan Kutsal Ruh’u almaktır, çünkü Efes.1:14’te ”Güvence” kavramı kullanılmaktadır; bu armağan anlamını taşıyan başka bir sözdür. Şimdi buna ek olarak beşinci bir kavram daha ortaya çıkıyor: İnsanlar Kutsal Ruh’u aldıklarında O’nunla ”mühürlenmiş” oluyorlar.
5. Başka paralel ayetler
1.Petros 4:14,16: ”Eğer Mesih adına bağlılık yüzünden aşağılanırsanız mutlusunuz. Çünkü yüceliğin Ruh’u, Tanrı’nın öz Ruh’u üzerinizde dinleniyor... Öte yandan, Mesih inanlısı olduğu için işkenceye düşen, bundan hiç utanç duymasın, aksine bu Ad’a bağlılıkla Tanrı’yı yüceltsin.”
Mesih adı meshedilenle ilgilidir. ”Mesih İnanlısı” da aynı anlama gelmektedir. Rabbimiz gibi biz de meshedilmiş kişileriz. Ruh’la meshedildiğimiz için Ruh üzerimizde bulunmaktadır. Burada ”üzerine gelmek” deyimi eşanlam taşıyor. Yeruşalem’de olduğu gibi diğer olaylarda da Kutsal Ruh insanların üzerine geliyor. Bu ”üzerine gelmek” kavramına ‘meshedilmek’ de deniliyor.
1.Korintoslular 12:13’de şöyle deniliyor: ”Biz hepimiz aynı Ruh’tan içirildik.” Bu sadece ”armağan etme” sözünün başka bir açıklama şeklidir. İçine dökmek anlamına geldiği için, bu deyimin güçlendirilmesi sayılır.
6. Özet
Ruh’u almak ile ilgili olarak aşağıdaki deyimler kullanılmaktadır:
– Ruh’ta vaftiz edilmek
– İnsanların üzerine gelmek
– Meshedilmek
– Ruh’un dökülüşü
– Ruh’u vermek / Ruh’u almak
– Ruh’tan içirilmek
– Ruh’la mühürlenmek
Bütün bu deyimler aynı olayla ilgilidir: Ruh vaadedildiği gibi gelmiştir. Bu olayla ilgili olarak aynı ifadeyi belirten bu deyimler çeşitli anlarda kullanılmaktadır. Neden bu kadar çok değişik deyimler kullanılıyor? O kadar büyük ve çok yönlü bir olay olduğu için. Bu deyimlerin her biri büyük olayı anlamamız için katkıda bulunuyor.
C. Kutsal Ruh’un Gelişiyle Bağlantılı
Değişimler
Ruh’un gelişinin anlamı nedir? Mesih’ten gelen Ruh – Vaat edildiği gibi – ne yapar?
1. Kutsal Ruh kurtuluş getiriyor.
Kutsal Ruh geldiğinde Rab İsa Mesih’in sağladığı kurtuluşu getiriyor. Bu da çok çeşitli şekillerde söylenebilir:
Romalılar 8:2’de ”Ruh beni özgür kıldı” diyor.
Matta 3:10-12. Vaftizci Yahya’nın asıl söylemek istediği ayet 11’de bulunuyor. Bunu belirgin etmek için iki resim kullanıyor. Biri önde duruyor, diğeri de arkada. Her iki betimde de iki ayrı şeyden söz ediliyor: Kurtarıştan ve yargıdan. Kurtarış esirgemek demektir. Yaşam korunmaktadır.
Birinci örnek, bir meyve bahçesidir. Ürün vermeyen birkaç ağacın kesilip atılması gerekiyor. Yahya, ”İşte balta şimdiden ağaçların dibinde duruyor” diyor. Ağaçlar İsraillileri, bahçe İsrail halkını ve bahçenin sahibi de Tanrı’yı simgeliyor. O, bahçıvanı, İsa’yı eyleme geçmesi için gönderiyor. Fakat O eyleme başlamadan önce bahçeye ne olacağını önceden bildirmek üzere haberci Yahya’yı gönderiyor.
Ve Yahya onları bir karar verme aşamasına getiriyor. Bahçenin sahibi Mesih geliyor. Sizlerden bazıları yerinde kalacak ve meyve vermeye devam edecek. Diğerleri kesilip atılacak. Şimdi istediğinize göre karar vereceksiniz. Bunun için tek şart bahçe sahibinin önünde eğilmek ve O’na meyve vermektir. Burada kurtuluş mu isteniyor, yoksa yargı mı?
İkinci örnek: Hasat zamanı gelmiş. Buğday toplanmış, harman yerine götürülmüş ve dövülmektedir. Burada İsrailliler buğday ve samana benzetiliyor. Vaftizci Yahya soruyor: Siz Tanrı’nın ambarına mı gelmek, yoksa ateşe mi atılmak istiyorsunuz? İstediğiniz seçimi yapabilirsiniz, fakat şimdi hasat zamanıdır. Mesih geliyor ve hesaplar çıkartılacak. Mesih’te şimdi karar vermelisiniz. Bu örnek yine kurtuluşu ve yargıyı gösteriyor.
Eğer on birinci ayetle birlikte bu iki ayet kurtarıştan ve yargıdan söz ediyorsa, Yahya’nın ortadaki ayette aslında dile getirdiği gerçeğin buna uygun olduğu sonucuna varabiliriz. O, Mesih’in ne yapacağını anlatıyor: Mesih Ruh’ta ve Ateş’te vaftiz edecektir. Kendi vaftizimizi seçebiliriz, ama herkes vaftiz edilecektir. Ateş yargıdır, Ruh kurtuluştur, yaşamdır. O halde Ruh’ta vaftiz kurtuluştur.
Romalılar 8:10: ”Ama Mesih sizde yaşıyorsa, günahlı olan bedeniniz ölü, doğrulukla donatıldığınızdan, ruh da diridir.” Mesih inanlısı aynı zamanda bu her iki durumu kabul ediyor: Yaşam ve ölüm; günah ve doğruluk. Beden henüz kurtuluşa kavuşmamıştır. Onda hâlâ ölüm vardır. Daha sonra aynı bölümde Pavlos, ”beden de bir gün kurtuluşa kavuşacaktır, fakat o şimdi ölümü tatmaktadır” açıklığını getiriyor. Ölümün onda olması ve ölüme doğru gitme zorunluluğu nedeniyle bu anlamda o ölüdür. İsa beden için de öldü; beden için yaşam sonra gelecektir.
İnsansal ruh (içsel insan) için yaşam şimdiden buradadır. Bu yaşam Kutsal Ruh’tur. 9. ayete göre Ruh bizde ise, 10. ayette Pavlos, ön şart olarak İsa Mesih’in de bizde olduğunu belirtiyor. Ruh bizdedir çünkü İsa bizdedir. Ancak bizim aklanmamızdan sonra, doğruluk nedeniyle Ruh bizde oluyor ve Ruh bu doğrulukta yaşayabilmemiz için yardım ediyor. Kutsal Ruh bize geliyor çünkü biz aklandık - doğrulukla donatıldık, diğer yönden de Kutsal Ruh yaşamımıza doğruluk getiriyor.
Ruh yaşamdır, Ruh’u alan yaşama kavuşmuş olur.
Titos 3:4-7: ”Ama kurtarıcımız Tanrı’nın iyi yürekliliği ve insanlığa sevgisi belirdiğinde, doğrulukla yaptığımız işlere karşılık değil, acımasına yaraşır biçimde bizi yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kutsal Ruh’un yenilemesiyle kurtardı. Tanrı Kutsal Ruh’u kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla bollukla üzerimize döktü. Öyle ki, O’nun kayrasında doğrulukla donatılmış olarak, sonsuz yaşam umudu uyarınca mirasçılar olalım.”
4.ayette Pavlos, Tanrı insana olan sevgisini açıkça gösterdi, çünkü Tanrı bizim kurtarıcımızdır, diyor. 5-7. ayetler arasında kurtuluşu getiren Kurtarıcı’dan söz edilmektedir. O’nun kurtarışı nasıl göründü? Kurtarıcı, Oğul şeklinde. Sonra bizi nasıl kurtardığı şöyle açıklanıyor: “Doğrulukla yaptığımız işlere karşılık değil, acımasına yaraşır biçimde kurtardı.” O ne yaptı? Bizi yeniden doğuş aracılığıyla kurtardı! Yeniden doğuş bir yıkanışa benzetiliyor. Suyla yıkanış (vaftiz) yeniden doğuş değildir. Yeniden Doğuş suya girmeyle, yıkanmayla karşılaştırılıyor. “Ve” ile “Yeni Doğuş” İbranice’de olduğu gibi anlaşılmalıdır: Ruh’un yenilemesi Yeni Doğuşun açıklaması oluyor. Kutsal Ruh içten yenilenmeyi sağlamaktadır.
Bu yenilenme, bu yeniden doğuş ne zaman oldu? Ruh’un üzerimize dökülüşüyle. Kurtarıcı Tanrı bizi Kurtarıcı İsa’yla kurtardı ve İsa Mesih de bizi Kutsal Ruh aracılığıyla kurtardı. Burada tanrısal üçlübirliğin kurtarışa katılımı açıkça görülüyor. Ruh’un dökülüşüyle bir kimsenin yeniden doğuşunda ne oluyor öyleyse? O aklanıyor, doğrulukla donatılıyor (ayet 7). Ve biz doğrulukla donatıldığımız için aynı zamanda da mirasçılarız.
2. Yeniden doğuşla ve güçle donanma
”Güç ile Donanmak” konusunu ”Yeniden Doğuş” konusundan ayıramayız. Güç ile donanmak kişisel kurtuluşa sahip olmakla gerçekleşir.
”Ve size yeni yürek vereceğim ve içinize yeni ruh koyacağım ve taş yüreği bedeninizden çı-karıp bir kenara koydum ve size etten bir yürek verdim. Ve Ruhumu içinize koyacağım ve sizi ka-nunlarımla yürüteceğim ve hükümlerimi tuta-caksınız ve yapacaksınız” (Hezekiel 11:19-20).
Verilen Kutsal Ruh nedeniyle yeni yürek oluşuyor; bu yeni Ruh Tanrı’nın Ruhu’dur. ”O zaman benim yollarımda yürüyeceksiniz.” O zaman insan Tanrı’nın isteğini yerine getirebilir. Bunun için gerekli gücü Tanrı’nın Ruhu’nu aldığımız anda, Tanrı’nın Ruhu içimize girdiği ve yeni yüreğe sahip olduğumuz anda alıyoruz.
Yeniden doğuştan sonra insanın daha çok güç alabileceği başka bir deneyim yoktur.
Habercilerin İşleri 1:8’de İsa şöyle diyor: "Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız; tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”
4. ve 5. ayetlerin devamı olan 8. ayet de yine Ruh’un geleceğiyle ilgilidir. 8. ayette, ”Ruh üzerinize gelecek” diyor. Bu, ”Siz Ruh’u alacaksınız” deyiminin başka bir ifade şeklidir. Şimdi de ”Ruh üzerinize geldiğinde siz güç alacaksınız” deniyor.
2.Timoteos 1:7: ”Biz... Ruh’un gücünü aldık.” Ruh güçtür. Neden? Çünkü O Tanrı’dır ve Tanrı bizim gücümüzdür.
Eski Antlaşma da böyle yazıyor: Tanrı halkını kurtaran güçtür. Halkına yardım etmede Tanrı’nın ne verdiği değil, Tanrı’nın ne olduğu söz konusudur.
Düşmanları karşısında İsrail nasıl kurtarılıyor? Tanrı’nın kendisi gelip düşmanların işini bitiriyor. Tanrı bizi nasıl kurtarıyor? Yaşamımıza girerek bizi kurtarıyor. O kurtuluştur.
Tanrı yüreğimizde olup da güce sahip olmamak olanaksızdır. O gücü hissetmek gerekli değil. Güvenmeli ve O’na sahip olduğumuzu iman ile Kutsal Kitap’ın sözlerinden kabul etmeliyiz. Ruh zayıflığımızdan kurtuluşumuzdur.
3. Tanrı’yla yeni bağlantı
Yuhanna 15:1-5; 1.Korintoslular 12:12-13: Tanrı’yla yeni bir bağlantıya sahip oluyoruz. Mesih ile bir oluyoruz, bu bizim kurtuluşumuzdur.
İsa Mesih ile bir olma öğretisi inancımızın önemli bir ilkesidir. Bu durumda ”bağlantı” şudur: Tanrı bizdedir ve biz Tanrı’dayız. Bu bağlantı Kutsal Ruh aracılığıyla oluşuyor. Kutsal Ruh içimizde, biz de Kutsal Ruh’ta olduğumuzda üçlübirlik birbirinden ayrılmıyor, tersine Tanrı’nın bütünüyle birlikte oluyoruz ve bu bizim kurtuluşumuzdur.
4. Oğullar olarak durumumuz
Romalılar 8:15; Galatyalılar 4:1-7: Biz oğulluk hakkını aldık. Bu, Tanrı’nın çocuğu olmaktan da ötedir. “Evlatlık“ kavramı da isabetli değildir. Burada söz konusu olan Ruhsal Yasa’dan özgür olmaktır, artık köle değil oğullarız.
Artık bizler için Ruhsal Yasa etrafımızı çevreleyen bir çit değil, tersine, Yasa Koyucunun kendisi içimizde yaşıyor ve biz de O’nda. Ruh kurtuluştur. Ruh’ta olan, artık Ruhsal Yasa altında değil, Tanrı ailesindedir.
D. Vaat’in Gerçekleşme Zamanı
Burada söz konusu olan zamandır: Vaadedilen Ruh ne zaman gelecektir? Bu sorunun iki şekilde yanıtlanması gerekir.
1. Genel kurtuluş tarihi çerçevesindeki
zaman
Ruhsal gözle yatay tarih çizgisine şöyle bir bakalım. Sol başta yaratılışı, hemen sonra da günaha düşüşü görüyoruz. Kurtuluş tarihi de bundan sonra başlıyor (Tekvin 3:15). Bu yatay çizginin sonunda yeni yaratılış, kurtuluş tarihinin sona erişi. Ortada Mesih’in kurtarışını simgeleyen çarmıh! Bu çizgide Kutsal Ruh’un vaadi nerede gerçekleşti?
a. Vaat Pentekost gününde gerçekleşti
Habercilerin İşleri 1:4-5: ”Birkaç güne kadar” sözünden sonra Vaat gerçekleşmiş oldu. Burada İsa’nın Pentekost gününü düşündüğü apaçıktır.
Habercilerin İşleri 2:16: Bu arada Ruh geldi ve Ruh’un gelişiyle oluşan olaylara Yeruşalem’deki insanlar şaştılar. Petros bu fırsatı kaçırmadı ve vaaz vermeye başladı. Yoel’den bir metin alarak, ”Bu Budur” dedi. Yoel’deki vaatlerin hepsi bu gün gerçekleşti demedi. Sadece Yoel’den alıntı yaparak ”Bu budur” dedi. Kutsal Ruh’un İsrail’in üzerine gelişinden söz etti. Metindeki olaylar bir kenarda duruyor, ama metnin Ruh’u artık buradadır.
İsa’nın gelmesiyle Tanrı İsrail’e Mesih ile ilgili Vaadi yerine getirmeye başladı. Mesih’in iki kere gelmesi gerekir.
Eski Antlaşma’da öyle görünüyor ki, O sanki sadece bir kere gelecek ve yapması gereken şeylerin hepsini bir vuruşta gerçekleştirecek. Yeni Antlaşma’da ise her şeyin bir zamanı olduğu, hatta bunun zamana bölündüğü açıkça görülüyor. İsa bile Nasıra sinagogunda Yeşaya’dan Mesih’e ilişkin bir peygamberlik sözünü okudu ve cümlenin ortasında duruverdi (Luka 4:17-21). Neden? Çünkü (buradaki peygamberliğin) sadece ilk bölümü gerçekleşmiş oluyordu. Okumaya devam etseydi şunu diyemeyecekti: ”Bugün bu metin gözlerinizin önünde gerçekleşti.” Çünkü metnin ikinci yarısı ancak İsa’nın ikinci gelişinde gerçekleşmesi gerekir.
Yoel’de aynen öyleydi: Yoel aracılığıyla konuşan Ruh, Pentekost gününde geldi. Burada ve Zekerya 12. bölümde sözü edilen olaylar daha sonra gerçekleşeceklerdir. Şurası kesindir: Gelmesi gereken vaat, Pentekost günü özde gerçekleşti.
Habercilerin İşleri 2:33: Petros açık ve net bir şekilde, Kutsal Ruh’un gelişiyle ilgili vaadin şimdi gerçekleştiğini belirtiyor burada.
b. Bu vaat (Ruh’un) ilk dökülüşünden sonra
gerçekleşti
Nerede? Yeruşalem’de – aynı günde.
Habercilerin İşleri 2:38-39: ”Bu vaat sizin için geçerlidir.” Vaat bir kere gerçekleşmişti ve tekrar yine gerçekleşecektir.
Sonra Kutsal Ruh Samiriye’ye, Kayseriye’ye, Efesos’a da geldi ve son günde de İsrail’e gelecek (Zekerya 12:9-10). İsa Zeytinlik dağına geldiğinde İsrail kurtuluşa kavuşacaktır, Pavlos’un Romalılar 11’de yazdığı gibi. İnsanın kurtuluşu Kutsal Ruh aracılığıyla olanaklıdır. Bu nedenle Zekerya Ruh’un geleceğinden söz ediyordu. O bunu dökülüş olarak adlandırıyor. (Bkz. Hezekiel 36:24-28; 37:1-15 ve 39:25-29). Ve her yerde, Tanrı’nın bugünlerde insanları kurtardığı her yerde Ruh geliyor: (Romalılar 5:5; Titus 3:4-7).
c. Vaat Pentekost’tan önce gerçekleşmiyor
Yuhanna 3:3-15. Önce çarmıhın gelmesi gerek. Sonra yeniden doğuş oluşabilir. Çarmıh aracılığıyla da kurtuluş olanağı doğar.
14 ve 15. ayetler Nikodimos’un sorusuyla ilgilidir. İsa’nın Nikodimos’un o gece kurtuluşa kavuşacağını beklemediği görülüyor. İsa henüz çarmıha çakılmamıştı. Burada Yuhanna 7’ye benzer bir durum var.
Yuhanna 7:39: ”Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh’la ilgili olarak söylüyordu. Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti.”
”O bunu Ruh’la ilgili olarak söylüyordu...” Burada çağrının ancak İsa yüceltildikten sonra gerçekleşebileceği açıklıkla görülüyor. İsa büyük şölen gününde davet etti. O günlerde O’na gelen ve kendisini izleyenlere dahil olacak, çarmıhtan ve dirilişten sonra Ruh gelip hemen susuzluğu giderecektir. Nikodimos’ta olduğu gibi.
İsa, Nikodimos’un yeniden doğuşa ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Yeniden doğuş ancak Kutsal Ruh’un gelişiyle olanaklıdır. Ama Ruh henüz gelmemişti. Yeniden doğuş ancak Ruh’un gelişiyle sağlanabilir.
Yuhanna 16:7: ”Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem O’nu size gönderirim.”
İsa önce göğe çıkmalıydı, ancak bundan sonra Ruh gelecekti. İsa göğe çıkmadan vaat gerçekleşmeyecekti.
Habercilerin İşleri 1’de göğe alınış günündeyiz ve Ruh henüz vaat edildiği gibi gelmiş değildi. Ama İsa bunun yakında olacağını - O’nun tez geleceğini söyledi. Ve on gün sonra da Petros, Kutsal Ruh geldi ve döküldü, dedi.
Öyleyse Yuhanna 20:20-22’yi nasıl yorumlayacağız? Burada 10 haberci Kutsal Ruh’u aldılar mı? Metinde bu yer almıyor. Düşünülen, hatta öğretilen, habercilerin o anda yeniden doğuşu almış olmaları yolundadır. Habercilerin İşleri 1:8’de belirtildiği gibi, Habercilerin İşleri 2, ikinci ruhsal deneyim olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir ayrımı kabul edemeyiz. Biz İsa’yı kendisiyle çelişkiye düşer bir duruma getiremeyiz. Kurtuluş için Kutsal Ruh Pentekost günü geldi. Vaat edilen Kutsal Ruh, İsa yukarıya alındığı sırada bile henüz gelmemişti (H.İ.1).
O halde burada (Yuhanna 20’de) Kutsal Ruh’u almış ve yeniden doğmuş olamazlardı.
Onların gerçekten Kutsal Ruh’u alıp almadıklarını kesin olarak bilemiyoruz. Yazılanların dışında birşey söyleyemeyiz. Ancak tahminlerde bulunabiliriz ve burada iki olasılık söz konusudur. Bir taraftan onlar Kutsal Ruh’u aldılar, diğer taraftan da onlar Kutsal Ruh’u almadılar denilecek.
Bazıları şöyle diyor: ”Yazıldığı gibi, onların üzerine üfledi,” ama bununla Ruh’un onların üzerine geldiği söylenmiyor. Onlara göre İsa’nın burada yaptığı, daha önce söylemiş olduğu sözlerin bir onayı, onların Kutsal Ruh’u beklemeleri gerektiğiydi: O gelecektir ve siz O’nu alacaksınız.
Diğerleri ise, onlar Kutsal Ruh’u aldılar ama Pentekost gününde olduğu gibi değil, diyorlar. Bu olanaklıdır. İsa öğrencilerini bir keresinde kendisinden önce gönderdi; onlara cinleri çıkarma ve hastaları sağlığa kavuşturma yetkisini verdi. Öğrenciler O’nun yanındayken Kutsal Ruh’tan yararlandılar, O’nu gönendiler. İsa Ruh’la doluydu ve onlar O’nun zamanında (İsa’nın yanıda) bundan yararlandılar, çünkü İsa ”O sizdedir” dedi.
Kutsal Ruh öğrencilerle birlikteydi; çünkü O İsa’yla birlikteydi. İsa, gitmek istediği köylere, öğrencilerini önceden gönderdiğinde, olasılıkla Kutsal Ruh’u onlara eşlik etsin, yol göstersin diye verdi. Bu Eski Antlaşma’daki peygamberlere benzetilebilir; onlara da Ruh eşlik eden bir kişi olarak verilmişti.
Diriliş ve Pentekost günleri arasındaki dönemde İsa sürekli olarak onlarla değildi. Olasılıkla çoğu kez yanlarında bulunmuyordu. O tekrar ve sık ortaya çıkıyor, ama onlar çoğunlukla yalnız kalıyorlardı. Bu nedenle olanaklıdır ki, İsa bu süre için öğrencilerine kendi Ruhunu refakatçi olarak vermişti. Bu ancak Eski Antlaşma’daki geçici durumun bir benzeri olabilir. Bu asla Pentekost gününde meydana gelen olayın benzeri değildir.
Ne olursa olsun, hiç bir şekilde Habercilerin İşleri 1:4-5’e karşı bir çelişme olmamalıdır! Biz Kutsal Ruh’un vaadedildiği gibi Pentekost gününde geldiği gerçeğinde kalmalıyız. Yuhanna’nın, Yuhanna 7’de söylediği gibi, İsa’nın önce yüceltilmesi gerekir, bundan sonra Ruh’u simgeleyen su kurtarışa gelir. Ya da Çıkış 17’de olduğu gibi, önce Kaya’ya vurulması gerekir; ondan sonra kurtuluş suyu gelebilir. Ya da Yuhanna 1:29,33’de belirtildiği gibi, önce günahın ortadan kaldırılması gerek, ondan sonra o Kutsal Ruh’la Vaftiz edebilir. Bundan önce kesinlikle günahın ortadan kaldırılması gerekir.
2. Günümüzde kişilerin tövbe ile ilgili olan
zamanı
Kurtuluş sırasında kişilere Kutsal Ruh ne zaman geliyor? Tövbeden önce mi, tövbe ile mi, tövbeden sonra mı? Vaat edilen Ruh’un gelişiyle ilgili değişik anlatıları bir daha araştıralım:
a. Pentekost gününden önce İsa’nın öğrencileri
olanlara Kutsal Ruhun gelişi
Yuhanna 1:11-13: ”Kendi halkına geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Kendisini kabul edenlerin tümüne – O’nun adına iman edenlere – Tanrı’nın çocukları olma yetkisi verdi. Onlar doğal kan ilişkisinden, bedenin isteğinden ya da insan isteğinden doğmadılar; Tanrı’dan doğdular.”
Onlar az idiler, ama bir kaç kişi İsa’yı kabul etmişti. Bunlara bir hak verildi, Tanrı’nın çocukları olma hakkı. İnsan ne zaman Tanrı’nın çocuğu olur? Yeniden doğuşla. İnsan ne zaman yeniden doğar? Kutsal Ruh ile, O’nun gelişiyle. Pentekost’tan önce İsa’nın izleyicileri olanlarda yeniden doğuş Kutsal Ruh’un onlara gelişiyle gerçekleşti.
Yuhanna 7:37-39: İsa susamış olan herkesi kendisine gelmeleri için davet etti. Fakat Yuhanna onların Kutsal Ruh’u henüz almadıklarını söylüyor. Ve bununla henüz susuzluk giderilmiş değildir. İsa ancak yüceltildikten sonra Ruh gelebilecek ve susuzluk giderilebilecekti. Pentekost gününde böyle inanmış olanlar vardı ve artık İsa’ya gelmişler ve O’nu hayatlarına almışlardı; ne var ki ancak Pentekost gününde Kutsal Ruh’u alabilmişlerdi.
Eski Antlaşma zamanında Mesih’e inananlar, örneğin Musa (İbraniler 11:24), atalar ve diğerleri, Vaad’i beklediler ama ölmeden önce O’nu asla göremediler.
Buna benzer, İsa’nın öğrencileri Pentekost’ta hayatta ve tövbe etmiş durumdaydılar. Kurtuluşla ilgili Pentekost tarihi, yaşamlarının bu kısmına aittir. Onlar tövbe etmişlerdi, ama daha sonra yeniden doğuşlarını yaşayacaklardı. Çünkü yeniden doğuş ancak Kutsal Ruh’un gelişiyle olanaklıdır.
b. Pentekost günündeki üç bin kişinin iman etmesi
Tövbe tarihleri göz önüne alınırsa Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? Tövbe ettiklerinde Kutsal Ruh’u almadıklarını düşünmek için hiçbir neden yoktur.
c. Tövbe etmeleri ilişkisinde Samiriyeliler (H.İ.
Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar?
Tövbelerinden sonra Ruh’u aldıkları açıkça görülmektedir, kuşkuların olmasına karşın. Samiriyeliler’in tövbesi de Simon’unki gibi sahte miydi? El koyma sırasında mı tövbe ettiler?
Önyargısız olarak metne bakacak olursak, Luka’nın bize Samiriyeliler’in sözü edilen tövbelerinin gerçek olduğunu söylemek istediği izlenimini ediniyoruz. Büyük çoğunluğun tövbesi Simon’unkinden farklı olduğu apaçıktır. Simon’un tövbesi gerçek değildi. Diğerlerinin tövbesinin gerçek olduğundan şüphe etmek için bir neden yoktur. Ayrıca bu metinde, el koymadan az önce ya da el koyma sırasında bu insanların tövbe ettiklerini gösteren hiçbir belirti yoktur (yani böyle bir şeyi iddia etmek yersizdir).
Ne var ki, bununla ilgili bir sorun ortaya çıkıyor. Bu nedenle metin keyfi olarak hiçbir zaman yorumlanamaz. Kutsal Kitap’taki sorunlarla uğraşmamız gerekir. İlk önce Kutsal Kitap’ın neler dediğine bakmalıyız. Önce şunu bilmeliyiz: Bu insanlar tövbe ettiler, hatta İsa Mesih için vaftiz edildiler, önceden yazıldığı gibi tövbe ettiklerini de beyan ettiler, ama Kutsal Ruh’u almadılar. Kendileri bizzat bu son duruma katılmadılar. Onların bunda bir suçu, imanlarında, tövbelerinde bir eksiklik yoktu. Luka bunda sakıncalı bir durum ortaya koymadı.
Neden Kutsal Ruh’u almadılar? Bu yazılı değil. Kutsal yazıların sustuğu yerde biz konuşamayız. Ama biz dikkatli olduğumuz sürece ve Kutsal Yazılara bağlı kalarak tahminlerde bulunabiliriz. Orada, Samiriyeliler ile Yahudiler arasındaki gerginliği öğreniyoruz. Filipos’un Tanrı Sözü’nü müjdelemesiyle birçokları İsa Mesih’e geldiklerinde Kutsal Ruh onların dışında kaldı. O kendini onlara sunmadı. Samiriye’deki olaylar İsa’nın işlerinden sorumlu habercilerin kulağına geldiğinde Petros’la Yuhanna oraya gönderildiler.
Tanrı’nın egemenliğinin anahtarını İsa’dan almış olan Petros’un gelmesiyle kapı genişçe Samiriyeliler’e açıldı. Diğeri, Yuhanna, gökten Samiriyeliler’in üzerine ateş inmesini isteyenlerden biriydi. İkisi gelip birlikte ellerini koydular. ”Siz bizim gibisiniz, siz tamamen bize eşitsiniz” dediler. Onlar için dua ettiler ve onlar Kutsal Ruh’u aldılar. Kutsal Ruh’un gelmesiyle Yeruşalem’deki imanlıların seviyesine getirilmiş oldular.
Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? Tövbe etmelerinden sonra.
Kayseriye: Yukarıda üç metinden söz edildi. Bunlar Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? İsa Mesih’e içtenlikle iman ettiklerinde (H.İ.10:43-44 ve 11:17-18). Hemen sonra da vaftiz edildiler. Ne vaftizle ne de tövbeden önce Ruh’u aldılar, tersine, tövbe ile, ama vaftizden önce. Vaftiz tövbeden sonra gelmelidir. İkisinin arasında zorunlu olarak kısa bir süre bulunuyor. Vaftizle Kutsal Ruh’u alsalardı, tövbede alamazlardı. İman, tövbe, Kutsal Ruh’u almanın gerekli şartıdır.
Efesos: (H.İ. 19) Bu adamlar tövbe etmeleriyle ilgili ne zaman Kutsal Ruh’u aldılar? Muhtemelen Pavlos onlarla konuştuktan sonra tövbe ettiler. Onlar Yahya’nın öğrencisiydiler ve bu anlamda onların belirli bir tövbeleri olmuştu, ama onlarda eksik kalan İsa Mesih’e dönüşleri, O’na iman etmeleriydi.
Şöyle ifade edilmemelidir: ”Bizim Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yoktu.” Grekçede ifade tarzı bazen dar bir kapsamda kalıyor. Aynı anlatış biçimini Yuhanna 7:39’da görüyoruz, Yuhanna, ”Çünkü, İsa daha yüceltilmediğinden, Ruh verilmemişti” diyor. Yuhanna, Kutsal Ruh, gelmesi gerektiği şekilde henüz gelmemişti, demek istiyor. O kendisi İsa Mesih’in ağzından Kutsal Ruh hakkında birçok şey yazdı ve Yuhanna Eski Antlaşma’dan da Ruh’un varlığını biliyordu. Habercilerin İşleri 19’daki on iki adam da Eski Antlaşma’yı bilen İsrailli’ydi. Onlar dindar İsrailliler’di. Kendi Kutsal Kitap’larını bilmeleri gerekirdi. Buna göre de Kutsal Ruh’un varlığından haberleri vardı. Vaftizci Yahya’nın özellikle kendisi Kutsal Ruh’tan söz ediyor. Şunu göz önüne almalıyız, onlar Ruh’un Pentekost’taki gelişini bilmiyorlardı ama Ruh’un varlığını biliyorlardı.
Efesos Yeruşalem’den oldukça uzaktadır ve bu on iki adamın Efesos’taki Yahudiler’le sıkça bağlantıları olmadığı belirgindir. Pavlos’un kendisi de Efesos’taki sinagogta bulunmuştu. O günlerde Akila ve Priskila orada hizmet ettiler. Ama bu on iki adam demek ki açıkça onlarla birlikte değillerdi. H.İ. 20’de Pavlus, Efesos’taki ihtiyarlara kendisinin gerek açıkta gerek evden eve dolaşarak ders verdiğini söyledi. O halde Pavlos değişik evleri dolaşmıştı.
19. bölümde herhangi bir nedenle biraz çekimser kalan ”Adamlar buldu.” On adam kendi Yahudi topluluğunu kurabilirdi ve burada on iki idiler. O halde açıkça onlar yalnız başlarına tapındılar. Pentekost olayına ilişkin onların henüz bir haberleri yoktu. Pavlos konuşmasıyla onları İsa Mesih’e inanmaya yaklaştırmıştı. İman etmelerinden sonra vaftiz edildiler, ama bununla birlikte yine de o anda Kutsal Ruh’u almadılar.
Tövbe ile vaftiz arasındaki zaman süresini bilmiyoruz. Vaftizden sonra Pavlos ellerini üzerlerine koydu. Bunu neden yaptı bilmiyoruz. Belki bu geleneksel bir şeydi. Pavlos belki Samiriye’de olduğu gibi Kutsal Ruh’u almaları için bunu yapıyordu. Unutmayalım ki, her şeye rağmen Pavlus bir haberciydi. Pavlus onların üzerine ellerini koyduğunda Kutsal Ruh’u aldılar – tövbelerinden sonra.
Diğer Bölgeler: Pavlos Efesos’ta kalmadı. Birkaç yıllık bereket dolu işlerinden sonra bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye dolaşıp durdu. Bundan sonra yeni tövbe edenler Kutsal Ruh’u nasıl alıyorlardı? Halen öyle mi oluyordu? Bazen tövbe ile, bazen tövbeden sonra, bazen vaftizden önce, bazen de vaftizden sonra mı Ruh’u alıyorlar? Bu soruları yanıtlarken bazı noktalara dikkat edelim.
Kutsal Yazılar vahiy yoluyla yavaş yavaş oluştu. Hazır bir kitap halinde gökten inmedi. Tanrı zaman zaman Kutsal Ruh ile, kutsal adamlar aracılığıyla bize bu yazıları verme lütfunda bulundu. Kutsal Yazılar’ın oluşumu sırasında eldeki Kutsal Yazılar’a başvurulurdu. Sonuçta ortaya çıkan da Tanrı Sözü idi.
Bazen söylenmiş olanlar devam etti. Bazen yeni Kutsal Yazılar’la bazı yenilikler oldu. Örneğin, İsa geldiğinde Ruhsal Yasa’da bazı yenilikler oldu. Ama Eski Antlaşma bir tarafa bırakılmadı (geçerliliği yitirilmedi), tersine Tanrı’nın yazdırdıkları korundu. Yasa’yla Tanrı’nın ne düşündüğünü öğreniyoruz. Yasa’yı tanıdığımızda, İsa’nın çarmıhının ne kadar anlamlı ve ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Bununla Tanrı’nın yazdırdığı yazılar önemini yitirmiş olmuyor. Biz İncil’de yazılı olan her bir sözle yaşıyoruz (Matta 4:4). Ama biz Kutsal Yazı’nın parça parça meydana geldiğinin bilincinde olmalıyız.
Şimdi Pavlos Efesos’a geldi ve Habercilerin İşleri 19’daki olaylar, Pavlos’un oraya gelişinden kısa bir süre sonra meydana geldi. Pavlos, Efesos’ta Korintoslulara ilk mektubunu yazıp gönderme fırsatını buldu. Bu mektup sadece Korintos’taki inanlılar için düşünülmedi. Pavlos bu yazısında söylediklerini her yerde, her bölgedeki tüm Mesih inanlılarına yöneltti ve (1.Kor.1:2) Rab İsa Mesih’in adını her yerde anan herkesin bunu bilmesini istedi. Tövbe eden kimse Tanrı’nın adını anmaktan kendini alıkoyamaz. İman yaşamının tümü aynı zamanda bir dua yaşamıdır. Ama bu tövbe edip Rab İsa’ya iman etmekle başlar.
Pavlos’un, okuyucunun kişisel geçmişini bilmeye ihtiyacı yoktu. ”Her yerde” kim Tanrı’nın adını çağırırsa o kimse Kutsal Ruh’un tapınağıdır (1.Kor.6:19). O kimsenin aynı Ruh’ta vaftiz edilmesi ve aynı Ruh’tan içmesi sağlandı (1.Kor.12:13). İsa’ya gelip tövbe eden ve O’na iman eden Kutsal Ruh’u alır. Pavlos bu mektubu Kutsal Ruh’un yönetiminde yazdı. Pavlos, ”Size yazdıklarım Rabbin buyruğudur” dedi (1.Kor.14:37). O halde bu kelimesi kelimesine Tanrı’nın Sözü’dür! O yeni Tanrı Sözü’ydü. İlk başta Korintoslular bu mektubu okudular. İleri bir zamanda çoğaltılıp her tarafa yayıldı. Dünyanın her yerinde bir inanlı bunu okuduğunda, ‘Ben tövbe edip İsa’ya iman ettiğimde Kutsal Ruhu aldım’ diyecektir.
Şimdi artık kuraldışı durumların (istisnaların) kalmadığını biliyoruz. Daha önce herhangi bir özel nedenle bu istisnalar vardı, çünkü Tanrı bazı şeylere açıklık getirmek istemişti; ama bundan böyle bu yoktur! Bundan sonra insan tövbe eder etmez Kutsal Ruh’u almış olacaktır. 1.Korintoslular 12:13’e göre inanlıların tümü O’na bağlanmış, O’nunla ve bütün inanlılarla Ruh’ta bir beden olmuşlardır, Ruh da onların içindedir. (Bugün Mesih’e iman eden biri, iman eder etmez Kutsal Ruh’u alır).
Daha sonra Pavlos Korintos’a geldi. Oradan Romalılara mektubu yazdı. Pavlos Roma’da hiç bulunmamıştı. Roma’da kalmak da istemiyordu. Romalı inanlılar onun bir süre İncil’i müjdeledikten sonra İspanya’ya gitmesine yardım etmeliydiler.
Pavlos’un neden Roma’ya gitmeyi önemli gördüğünü çok iyi anlayabiliriz. Pavlos’un stratejik düşündüğü görülüyor. O insanların çok olduğu ve çok geldiği yere gitmek istiyordu, çünkü onun amacı birçok insanın kurtuluş bulmasıydı. Roma’da insanlar tövbe ederlerse, bunlar imparatorluğun dört bir yanından Roma’ya gelmiş olan insanlar olabilir, ki bunlar tekrar memleketlerine döneceklerdi. Böylece Müjde hızlı bir şekilde yayılmış olacaktır.
Pavlos’un Romalılara yazdığı mektup çok önemlidir. Pavlos çağrılmış olan insanlara yazdı (Romalılar 1:7). Çağrılanlar arasında iki tür insan vardır. Kutsal Kitap’tan öğreniyoruz ki, çağrı bütün dünya içindir. Her insan İsa’ya gelmesi için çağrılıyor, ama herkes çağrıya uymuyor, O’na gelmiyor. Ama gelen ise hemen ”çağrılan” etiketini alıyor. Bunun anlamı: O çağrıya evet dedi, tövbe etti, Mesih’in çağrısına uydu.
Romalılara mektup tövbe eden insanlara yöneliktir. Pavlos, Romalılar 5:5’te, "Bu umut utanç getirmez. Çünkü Tanrı’nın sevgisi bizlere verilen Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimizde dolup taşmaktadır” diyor. Pavlos’un burada da bireylerin geçmişlerini bilmesi gerekmiyor. Onun mektubunu kim okursa (Korintoslulara yazdığı mektuptaki gibi) ‘Ben İsa Mesih’in çağrısına uyduysam Tanrı’nın Ruh’u bendedir, benim içime dökülmüştür’ diyebilecektir. Romalılar 8:9 bunu daha da belirgin bir şekilde ifade ediyor: ”Mesih’in Ruhu’nu taşımayan kişi O’nun sayılamaz.” Dayanağımız bu olmalı.
Ayrıca sürekli iddia edildiği gibi bugün bu türden durumlar yoktur. İddia şudur: Eğer bir kişi yeniden doğmuşsa, onun için ikinci bir deneyim vardır. Buna kanıt olarak da Habercilerin İşleri 2; 8:19’daki olaylar gösterilmektedir. Ne var ki, bu bölümlerde konu edilen insanlar henüz yeniden doğmuş kişiler değillerdi.
Yeniden doğuş ilk önce Kutsal Ruh’un gelişiyle meydana geldi (Hezekiel 36:26-27). Birbirinden ayrı duran bu olaylar yeniden doğmak ve Ruh’u almak değil, tersine, tövbe etmek ve Ruh’u almaktır. H.İ.2; 8; 19’da sözü edilen bu durum günümüzde artık söz konusu değildir. Günümüzde, eğer bir kimse tövbe ederse hemen yeniden doğar, çünkü o kişi tövbe ettiği anda Kutsal Ruh’u alır. Kişilerin tövbe ettiklerini, ama daha yeniden doğmadığını nasıl bilebiliriz?
3. Özet:
Vadedilen Ruh ne zaman geldi? Büyük Kurtuluş tarihinde ilkin İsa’nın gelişi, ölümü, dirilişi ve göğe alınışından sonra geldi. İsa Mesih’in görevinin önce tamamlanması gerekiyordu.
İnsanların kişisel durumlarıyla ilgili olarak başlangıçta çeşitli zaman dilimleri içerisinde geldi. İlk öğrencilere Kutsal Ruh, tövbe ettiklerinden sonra geldi. Böyle olmalıydı. Başka şekilde olamazdı. Pentekost günü tövbeliydiler. O zaman vaat edilen Ruh’u aldılar. Vaadedilen Ruh yeni bir yürek getirdiği için öğrenciler değiştirildiler, yeni bir yaşama kavuştular ve Ruh’la Vaftiz olmakla bir beden oldular; bunların tümü bir anda oldu.
Samiriye’deki öğrencilere de öyle olmuştu. Tövbelerinden sonra Pentekost günündeki öğrenciler gibiydiler: Tövbe etmişlerdi ama Kutsal Ruh’u henüz almamışlardı.
Efesos’taki öğrencilerin durumu da buna benziyor. Kısa bir süre önce – Pavlos’un onlarla konuşmasıyla – tövbe etmişlerdi. Ardından Kutsal Ruh’u aldılar.
Pentekost gününde üç bin kişinin tövbe etme olayı ile Kornelios’un evinde gerçekleşen tövbe olayı farklıdır. Onlar tövbe ettikleri sırada Kutsal Ruh’u aldılar. Gerçekte Pentekost’tan itibaren böyle olması gereti. Petros Kornelios’un evindeki olaylara tanık olduğunda bunun farkına varmıştı. Pentekost’tan beri böyle bir olay henüz meydana gelmemişti.
Pentekost’tan sonraki bu iki olayın herhalde özel bir anlamı vardır. Samiriye’deki anlam bellidir: Değişik uluslardan olan inanlıların aynı düzeyde olmaları gerekir. Görünüşte bizler ırk, cinsiyet, dil, kültür açısından farklıyız, ama Pavlos’un dediği gibi, kurtuluşta fark, ayrım yoktur (Gal. 3:28).
Efesos’ta Kutsal Ruh’un neden çekimser kaldığını açıklamak biraz zordur. Bunun anlamı muhtemelen İncil’in yayılmasından sonra bir Yahudi ”Adası” bulunmamasıydı. Bu tehlike başlangıçta her zaman vardı.
Yahudiler zaten halklar arasında bir Ada’dır. Tövbe ederlerse Tanrı’nın ailesi ile bir olurlar. Çoğunlukla bu böyle; Yahudilikten gelen inanlıların kendi toplulukları içine kapanma tehlikesi vardır.
Öyle görünüyor ki, Kutsal Ruh Efesos’ta, ”Bunu istemiyorum!” dedi. Bu on iki insan çevredeki diğer inanlılarla bir olduklarını bilmeliydi. Pavlos, Tanrı Yahudilerden ve Yahudi olmayan uluslardan bir topluluk, bir halk yaptı (Efes. 2:11-22) dedi.
Eğer İsrail son günlerde Kutsal Ruh’u alırsa, bu bizim bugünkü durumumuzdan farklı olmayacaktır. Bundan dolayı o gün özel bir ”Pentekost” günü olmayacaktır. Onlar İsa Mesih’i görecekler. Bu elbette bu güne göre farklıdır, buna rağmen bir özelliği yoktur.
Başlangıçta İsa görüldü ve bundan dolayı iman edilip tövbe edildi. Tövbe etmede İsa’yı görüp görmemenin bir ayrıcalığı yoktur. Gerçi bugün İsa’yı görmüyoruz; buna rağmen imanla O’na dönmek mümkündür,çünkü O’nunla ilgili güvenilir kaynaklarımız var.
İsa Mesih tekrar geldiğinde insanlar O’nu görecekler. Ve İsrail’e sonradan doğru yolu bulma, Mesih’e iman etme ve Kutsal Ruh’u alma armağanı verilecektir. Orada bir dökülüşten söz ediliyor, bizim Kutsal Ruh’u alışımızda olduğu gibi (Titos 3:6).
Bugün pişmanlık duyup İsa Mesih’e gelen ve O’nu Kurtarıcı olarak kabul edenin durumu ne olacaktır? Aşağıda sayılanların tümü aynı anda gerçekleşecektir.
İman eden kişi, Kutsal Ruh’u alacaktır. Bu vesileyle,
– O Ruh’ta Vaftiz edilecektir,
– Ruh üzerine inecektir,
– Kutsal Ruh’la meshedilecektir,
– Kutsal Ruh üzerine ve içine dökülecektir,
– Ruh’la mühürlenecektir,
– Kurtarılacaktır,
– Yeniden doğacaktır,
– Doğrulukla donatılacaktır,
– Kutsal kılınacaktır,
– Tanrı’ya ait olacaktır,
– Üçlü Birlik’te olacaktır,
– Tanrı’nın topluluğunda olacaktır,
– Güç ile donatılacaktır,
– İsa Mesih’te var olan her şeyi Tanrı şimdi bize
vermek istiyor.
E. Belirtiyle İlgili Soru
Kutsal Ruh’un bir kimseye gelişinin belirtisi var mı? Herhangi bir şekilde bu belirti tanınabilir mi?
Başlangıçta düşünce ve duygularla ilgili belirtiler vardı. Bir şeyler görülüyor, duyuluyor ya da hissediliyordu. Rüzgar, alevden diller, yeni dillerle konuşma gibi belirtiler vardı. Bunlar Pentekost günüyle birlikte Ruh’un gelişiyle ilgili belirtilerdi.
Samiriyeliler’de belirtiyle ilgili bir şey görmüyoruz. Onların Kutsal Ruh’u almadıkları izlenimi var ama bunun nasıl tanımlanacağı belli değil.
Kayseriye’de yine belirtiler oldu. Dillerle konuşuldu. Herhalde bilmedikleri dillerle Tanrı yüceltildi. Bu belirtiyle şu sonuca varılıyor: ”Bunlar şimdi açıkça Kutsal Ruh’u aldılar.” Yeruşalem’de de öyle olmuştu. Ama onlar hiçbir zaman Kutsal Ruh’u alan her keresinde dillerle konuşmalıdır sonucuna varmadılar, böyle bir şey demediler.
Topluluklarda dillerle konuşmanın ne ölçüde yaygınlaştığını bilmiyoruz. Pavlos bununla ilgili ayrıntıları 1. Korintoslular 14’te yazıyor. O diyor ki, bu bir belirtidir, ama sadece bir belirti olmakla kalmıyor. Burada birçok değişik konudan da söz ediliyor.
Oluşumu açısından mucize olan üç ruhsal armağan vardı. (Mucize, Tanrı’nın maddi varlıklar alanında, yaratılış alanında etkin olduğudur.) Şifa, mucize yapabilme olanağı ve öğrenilmediği halde yabancı bir dil konuşabilme yeteneğiydi. Bu doğal oluşumdaki mucizeler hangi amaca hizmet ediyordu?
Bunlar habercilerin Mesih’ten Müjde’yi doğrudan aldıkları ve haberin tanrısal kaynaklı olduğunun onaylanması gerektiği yerde meydana geldiler (yani, habercilerin gerçek haberciler oldukları, söyledikleri sözlerin de Tanrı Sözü olduğu nereden bilinecekti? Onlara verilen özel yetki ve armağanlardan!). Bir şeyler görüldü ve buna inanılması gerekiyordu. İbranilere mektubun yazarı bunların kendi zamanında geçmişe ait olduğunu yazıyor (İbr.2:3-4). Bununla bilinmeyen dillerde konuşmanın devamlı olarak geçmişe ait olduğu sonucunu çıkarmamız gerekir. Tanrı doğa üstü olayları tekrar ve tekrar yineleyebilir, fakat başlangıç zamanı yenilenemez.
Kutsal Ruh’u almanın en önemli belirtisi dua etme yeteneği ve kutsal bir yaşamdır. Hıristiyan olmayanların bunu gördüğünde inanmaları gerekir. Günümüzde söz konusu olan görüntü değil daha çok ruhsal belirtilerdir.
Bölüm IV
VAAT EDİLEN KUTSAL RUH’UN GELİŞİ
A. Vaat edilen Kutsal Ruh’un Gelişi Söz
Konusudur Burada
Eski Antlaşma’da Kutsal Ruh tekrar ve takrar insanlara geldi, Mesih’in üzerine ise özel bir şekilde geldi. Şimdi kendisinden söz edeceğimiz Kutsal Ruh’un gelişi üç kilit noktayla işaretlenmiştir.
Habercilerin İşleri 1:4-5’de Vaad’den söz ediliyor: ”Kendileriyle bir aradayken onlara Yeruşalem’den ayrılmamalarını, Baba’nın vaadini beklemeleri için buyruk verdi: Siz bu vaadi benden duydunuz. Bildiğiniz gibi Yahya su ile vaftiz etti, ama bir kaç gün içinde siz Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz.”
Bu söz bir zaman sınırlaması koyuyor. Gelecek olan Ruh’un gelişi özel bir türde olacaktır ve daha önceki gelişinden ayrıcalığı farkedilecektir. İsa, Babasının Kutsal Ruh’u vaadettiğinden söz ediyor. Eski Antlaşma’da peygamberler aracılığıyla bu vaat bolca verildi, çünkü orada sadece Mesih’in değil Mesih’in Ruhu’nun da vaadi vardır. Vaftizci Yahya da O’nu vaadetti. İsa’nın kendisi diğerlerinden daha çok Kutsal Ruh’tan söz etti.
Bu bir vaaddi. Şimdiye dek bu vaat gerçekleşmemişti. Bundan sonrası bu vaadle ve bu vaadin yerine gelmesiyle ilgiliydi.O güne kadar Ruh’un gelişiyle ilgili olarak her ne kadar söz edilmiş ve aynı terimler kullanılmışsa da şimdi gelecek olanın aynısı değildi. Burada özellikle her bölümün üzerinde durup, dikkatlice bakmalıyız ve bir yere takılıp kalmadan tüm bölümlerin yardımıyla açık bir fikir edinmeliyiz.
Galatyalılar 3:14: ”İbrahim’in kutluluğu İsa Mesih’te uluslara ulaşsın diye oldu bu. Öyle ki, vaat edilen Ruh’u iman aracılığıyla alabilelim.” Burada Pavlos’un Eski Antlaşma’nın orta yerinde durduğunu görüyoruz. O ileriye bakıp “Tanrı İbrahim’e Mesih’le ilgili bir vaat verdi” diyor.
Bu vaat İbrahim’in soyu içindi. Yalnız İsrail halkı için değil, aynı zamanda diğer uluslardan olan inananlar içindi. İnsanlar neden İsa Mesih’in vaadini almalı ve Sevinç Getirici haberden yararlanmalıdır? ”Ruh’un vaadini” alabilmeleri için. Vaat edilen Ruh ancak Mesih aracılığıyla gelebilirdi. Önce Mesih kendisi geldi sonra Kutsal Ruh. Daha önce ise Kutsal Ruh’un vaadinden söz ediliyordu.
Efesoslular 1:13’de Pavlos düşünceleriyle Yeni Antlaşma’da dururken, bakışlarını eskiye çevirdiğini görüyoruz. Okuyucuları İncil’i kabul ettiler ve Ruh’u aldılar. Burada Pavlos ”Vaat edilen Ruh” deyimini kullanıyor, çünkü vaat yerine geldi ve Ruh şimdi buradadır.
B. Bu Vaadin Gerçekleşme Şekli ve Yeri
Bu gelişin irdelenmesiyle hangi deyimler kullanılıyor?
1. Yeruşalem’de
Habercilerin İşleri 1:4-5’te İsa Ruh’un yakında geleceğinden söz ediyor. Bu verilen vaat birçok güne kalmadan da gelmiş olacak. Daha sonra bunun on gün olduğunu görüyoruz. İkinci bölümde gelecek olanın O olduğu söylenmediği halde bunu birinci bölümde ve Petros’un sonraki sözlerinden anlıyoruz.
Habercilerin İşleri 1:4-5’te ”Ruh’ta vaftiz”den söz ediliyor. Vaat Ruh’ta olan bir vaftizle gerçekleşiyor.
8. ayette yine Kutsal Ruh’un geleceğinden söz ediliyor. İsa, ”O üzerinize gelince” diyor. Burada da bir vaat olarak söylüyor. O insanların üzerine geldiğinde vaat gerçekleşmiş oluyor.
Habercilerin İşleri 2’de Ruh’un gelişi artık gerçekleşmiştir. Petros bu olayı açıklıyor. Özellikle 33. ayet ilginçtir. Petros diyor ki, ”İsa, Tanrı’nın sağına yükseldi. Baba’dan aldığı Kutsal Ruh’u tanrısal vaat uyarınca gördüğünüz ve duyduğunuz biçimde sağanak gibi döktü!" Burada sağanak gibi ”dökülmek” sözkonusudur. Eski Antlaşma peygamberleri Kutsal Ruh’un gelişinden söz ettiklerinde bu sözü sıkça kullanmışlardır. Peygamberlerin vaadi ile İsa’nın Baba’dan aldığı vaat o sabah da bir dökülme biçimiyle gerçekleşmiş oluyordu.
Habercilerin İşleri 2:38-39’da günahlarından dönenler Kutsal Ruh’u armağan olarak almışlardır. Petros diyor ki, "Bu vaat sizleredir, siz Kutsal Ruh armağanını alacaksınız.” Şu halde Yeruşalem’de ifade edilen dört deyim var: Kutsal Ruh’la vaftiz olmak, Kutsal Ruh’un insanların üzerine gelmesi, Ruh’un dökülüşü ve Ruh’un verilişi.
2. Kayseriye’de
Kayseriye’deki olay üç metinde açıklanıyor: H.İ.10:45-47; 11:15-18; 15:7-9. Burada meydana gelen olay Yeruşalem’deki olayın bir benzeri olduğuna işaret ediliyor. ”Başlangıçta bizde olduğu gibi, bunlar da bizim gibi Kutsal Ruh’u aldılar.” Vb. Burada da vaadin gerçekleşmesi devam etmektedir.
Burada kullanılan Ruh’un gelişiyle ilgili deyimler şunlardır:
– Ruh geliyor, çünkü O dökülmektedir.
– Ruh insanların üzerine geliyor (düşüyor).
– Ruh’ta vaftiz.
– Ruh verilmiştir.
Görüyoruz ki, Yeruşalem’de kullanılan bu dört deyim burada da geçiyor.
3. Samiriye’de
Habercilerin İşleri 8’de iki deyim kullanılıyor:
Ruh veriliyor.
Ruh insanların üzerine geliyor (düşüyor).
Bu deyimler Yeruşalem’de olduğu gibi Kayseriye’de yineleniyor. Burada da mı vaatten söz ediliyor? Kayseriye’de olduğu gibi burada bu pek belirgin değildir. Metni dikkatli bir şekilde okuyacak olursak şu izlenimi edinmiş oluyoruz: Buradaki inanlılar Yeruşalem’deki inanlıların arkasında durmamalıdırlar. İnanlılar arasında bir grup yukarıda, diğer grup aşağıda olmamalıdır. İsa Mesih inanlılarının tümü aynı düzeyde olmalıdır. Önemli olan Kutsal Ruh’a sahip olmaktır. Kutsal Ruh’taki düzey hakkında daha sonra söz edilecektir.
4. Efesos’ta
H.İ.19:1-7
Burada armağan edilen Kutsal Ruh’u almaktan söz edilmektedir.
Ayet 3-6 arasında bundan söz ediliyor ve Kutsal Ruh üzerlerine geldi deniyor. Eğer Luka ”Ruh’u almak” deyimini önceden bu anlamda kullandıysa, burada da aynı amaçla yazdığını kabul etmek gereklidir.
Burada Kutsal Ruh’un gelişiyle ilgili iki deyim vardır: O insanların üzerine geliyor ve onlara veriliyor. Aynı deyimler Samiriye’de, Kayseriye’de ve Yeruşalem’de de söyleniyor.
Diğer üçünde olduğu gibi bu dördüncü olayda da aynı şey söz konusudur. Sanırız bu yüzden bu olay kısaca ifade edilmiştir. Bunun vaat ile ilgili olmadığını düşünmek için geçerli bir neden olmalıdır.
Yıllar sonra Pavlos Efesos’taki Mesih inanlılarına yazdığı mektupta, ”Sizler de Gerçeğin sözünü, kurtuluşunuzla ilgili Sevindirici Haber’i duyunca buna iman ederek Mesih bağlılığına alındınız. Tanrı’nın vaat ettiği Kutsal Ruh’la mühürlendiniz” (Efes.1:13) dedi.
Burada söz konusu olan Kutsal Ruh’u almaktır, çünkü Efes.1:14’te ”Güvence” kavramı kullanılmaktadır; bu armağan anlamını taşıyan başka bir sözdür. Şimdi buna ek olarak beşinci bir kavram daha ortaya çıkıyor: İnsanlar Kutsal Ruh’u aldıklarında O’nunla ”mühürlenmiş” oluyorlar.
5. Başka paralel ayetler
1.Petros 4:14,16: ”Eğer Mesih adına bağlılık yüzünden aşağılanırsanız mutlusunuz. Çünkü yüceliğin Ruh’u, Tanrı’nın öz Ruh’u üzerinizde dinleniyor... Öte yandan, Mesih inanlısı olduğu için işkenceye düşen, bundan hiç utanç duymasın, aksine bu Ad’a bağlılıkla Tanrı’yı yüceltsin.”
Mesih adı meshedilenle ilgilidir. ”Mesih İnanlısı” da aynı anlama gelmektedir. Rabbimiz gibi biz de meshedilmiş kişileriz. Ruh’la meshedildiğimiz için Ruh üzerimizde bulunmaktadır. Burada ”üzerine gelmek” deyimi eşanlam taşıyor. Yeruşalem’de olduğu gibi diğer olaylarda da Kutsal Ruh insanların üzerine geliyor. Bu ”üzerine gelmek” kavramına ‘meshedilmek’ de deniliyor.
1.Korintoslular 12:13’de şöyle deniliyor: ”Biz hepimiz aynı Ruh’tan içirildik.” Bu sadece ”armağan etme” sözünün başka bir açıklama şeklidir. İçine dökmek anlamına geldiği için, bu deyimin güçlendirilmesi sayılır.
6. Özet
Ruh’u almak ile ilgili olarak aşağıdaki deyimler kullanılmaktadır:
– Ruh’ta vaftiz edilmek
– İnsanların üzerine gelmek
– Meshedilmek
– Ruh’un dökülüşü
– Ruh’u vermek / Ruh’u almak
– Ruh’tan içirilmek
– Ruh’la mühürlenmek
Bütün bu deyimler aynı olayla ilgilidir: Ruh vaadedildiği gibi gelmiştir. Bu olayla ilgili olarak aynı ifadeyi belirten bu deyimler çeşitli anlarda kullanılmaktadır. Neden bu kadar çok değişik deyimler kullanılıyor? O kadar büyük ve çok yönlü bir olay olduğu için. Bu deyimlerin her biri büyük olayı anlamamız için katkıda bulunuyor.
C. Kutsal Ruh’un Gelişiyle Bağlantılı
Değişimler
Ruh’un gelişinin anlamı nedir? Mesih’ten gelen Ruh – Vaat edildiği gibi – ne yapar?
1. Kutsal Ruh kurtuluş getiriyor.
Kutsal Ruh geldiğinde Rab İsa Mesih’in sağladığı kurtuluşu getiriyor. Bu da çok çeşitli şekillerde söylenebilir:
Romalılar 8:2’de ”Ruh beni özgür kıldı” diyor.
Matta 3:10-12. Vaftizci Yahya’nın asıl söylemek istediği ayet 11’de bulunuyor. Bunu belirgin etmek için iki resim kullanıyor. Biri önde duruyor, diğeri de arkada. Her iki betimde de iki ayrı şeyden söz ediliyor: Kurtarıştan ve yargıdan. Kurtarış esirgemek demektir. Yaşam korunmaktadır.
Birinci örnek, bir meyve bahçesidir. Ürün vermeyen birkaç ağacın kesilip atılması gerekiyor. Yahya, ”İşte balta şimdiden ağaçların dibinde duruyor” diyor. Ağaçlar İsraillileri, bahçe İsrail halkını ve bahçenin sahibi de Tanrı’yı simgeliyor. O, bahçıvanı, İsa’yı eyleme geçmesi için gönderiyor. Fakat O eyleme başlamadan önce bahçeye ne olacağını önceden bildirmek üzere haberci Yahya’yı gönderiyor.
Ve Yahya onları bir karar verme aşamasına getiriyor. Bahçenin sahibi Mesih geliyor. Sizlerden bazıları yerinde kalacak ve meyve vermeye devam edecek. Diğerleri kesilip atılacak. Şimdi istediğinize göre karar vereceksiniz. Bunun için tek şart bahçe sahibinin önünde eğilmek ve O’na meyve vermektir. Burada kurtuluş mu isteniyor, yoksa yargı mı?
İkinci örnek: Hasat zamanı gelmiş. Buğday toplanmış, harman yerine götürülmüş ve dövülmektedir. Burada İsrailliler buğday ve samana benzetiliyor. Vaftizci Yahya soruyor: Siz Tanrı’nın ambarına mı gelmek, yoksa ateşe mi atılmak istiyorsunuz? İstediğiniz seçimi yapabilirsiniz, fakat şimdi hasat zamanıdır. Mesih geliyor ve hesaplar çıkartılacak. Mesih’te şimdi karar vermelisiniz. Bu örnek yine kurtuluşu ve yargıyı gösteriyor.
Eğer on birinci ayetle birlikte bu iki ayet kurtarıştan ve yargıdan söz ediyorsa, Yahya’nın ortadaki ayette aslında dile getirdiği gerçeğin buna uygun olduğu sonucuna varabiliriz. O, Mesih’in ne yapacağını anlatıyor: Mesih Ruh’ta ve Ateş’te vaftiz edecektir. Kendi vaftizimizi seçebiliriz, ama herkes vaftiz edilecektir. Ateş yargıdır, Ruh kurtuluştur, yaşamdır. O halde Ruh’ta vaftiz kurtuluştur.
Romalılar 8:10: ”Ama Mesih sizde yaşıyorsa, günahlı olan bedeniniz ölü, doğrulukla donatıldığınızdan, ruh da diridir.” Mesih inanlısı aynı zamanda bu her iki durumu kabul ediyor: Yaşam ve ölüm; günah ve doğruluk. Beden henüz kurtuluşa kavuşmamıştır. Onda hâlâ ölüm vardır. Daha sonra aynı bölümde Pavlos, ”beden de bir gün kurtuluşa kavuşacaktır, fakat o şimdi ölümü tatmaktadır” açıklığını getiriyor. Ölümün onda olması ve ölüme doğru gitme zorunluluğu nedeniyle bu anlamda o ölüdür. İsa beden için de öldü; beden için yaşam sonra gelecektir.
İnsansal ruh (içsel insan) için yaşam şimdiden buradadır. Bu yaşam Kutsal Ruh’tur. 9. ayete göre Ruh bizde ise, 10. ayette Pavlos, ön şart olarak İsa Mesih’in de bizde olduğunu belirtiyor. Ruh bizdedir çünkü İsa bizdedir. Ancak bizim aklanmamızdan sonra, doğruluk nedeniyle Ruh bizde oluyor ve Ruh bu doğrulukta yaşayabilmemiz için yardım ediyor. Kutsal Ruh bize geliyor çünkü biz aklandık - doğrulukla donatıldık, diğer yönden de Kutsal Ruh yaşamımıza doğruluk getiriyor.
Ruh yaşamdır, Ruh’u alan yaşama kavuşmuş olur.
Titos 3:4-7: ”Ama kurtarıcımız Tanrı’nın iyi yürekliliği ve insanlığa sevgisi belirdiğinde, doğrulukla yaptığımız işlere karşılık değil, acımasına yaraşır biçimde bizi yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kutsal Ruh’un yenilemesiyle kurtardı. Tanrı Kutsal Ruh’u kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla bollukla üzerimize döktü. Öyle ki, O’nun kayrasında doğrulukla donatılmış olarak, sonsuz yaşam umudu uyarınca mirasçılar olalım.”
4.ayette Pavlos, Tanrı insana olan sevgisini açıkça gösterdi, çünkü Tanrı bizim kurtarıcımızdır, diyor. 5-7. ayetler arasında kurtuluşu getiren Kurtarıcı’dan söz edilmektedir. O’nun kurtarışı nasıl göründü? Kurtarıcı, Oğul şeklinde. Sonra bizi nasıl kurtardığı şöyle açıklanıyor: “Doğrulukla yaptığımız işlere karşılık değil, acımasına yaraşır biçimde kurtardı.” O ne yaptı? Bizi yeniden doğuş aracılığıyla kurtardı! Yeniden doğuş bir yıkanışa benzetiliyor. Suyla yıkanış (vaftiz) yeniden doğuş değildir. Yeniden Doğuş suya girmeyle, yıkanmayla karşılaştırılıyor. “Ve” ile “Yeni Doğuş” İbranice’de olduğu gibi anlaşılmalıdır: Ruh’un yenilemesi Yeni Doğuşun açıklaması oluyor. Kutsal Ruh içten yenilenmeyi sağlamaktadır.
Bu yenilenme, bu yeniden doğuş ne zaman oldu? Ruh’un üzerimize dökülüşüyle. Kurtarıcı Tanrı bizi Kurtarıcı İsa’yla kurtardı ve İsa Mesih de bizi Kutsal Ruh aracılığıyla kurtardı. Burada tanrısal üçlübirliğin kurtarışa katılımı açıkça görülüyor. Ruh’un dökülüşüyle bir kimsenin yeniden doğuşunda ne oluyor öyleyse? O aklanıyor, doğrulukla donatılıyor (ayet 7). Ve biz doğrulukla donatıldığımız için aynı zamanda da mirasçılarız.
2. Yeniden doğuşla ve güçle donanma
”Güç ile Donanmak” konusunu ”Yeniden Doğuş” konusundan ayıramayız. Güç ile donanmak kişisel kurtuluşa sahip olmakla gerçekleşir.
”Ve size yeni yürek vereceğim ve içinize yeni ruh koyacağım ve taş yüreği bedeninizden çı-karıp bir kenara koydum ve size etten bir yürek verdim. Ve Ruhumu içinize koyacağım ve sizi ka-nunlarımla yürüteceğim ve hükümlerimi tuta-caksınız ve yapacaksınız” (Hezekiel 11:19-20).
Verilen Kutsal Ruh nedeniyle yeni yürek oluşuyor; bu yeni Ruh Tanrı’nın Ruhu’dur. ”O zaman benim yollarımda yürüyeceksiniz.” O zaman insan Tanrı’nın isteğini yerine getirebilir. Bunun için gerekli gücü Tanrı’nın Ruhu’nu aldığımız anda, Tanrı’nın Ruhu içimize girdiği ve yeni yüreğe sahip olduğumuz anda alıyoruz.
Yeniden doğuştan sonra insanın daha çok güç alabileceği başka bir deneyim yoktur.
Habercilerin İşleri 1:8’de İsa şöyle diyor: "Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız; tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”
4. ve 5. ayetlerin devamı olan 8. ayet de yine Ruh’un geleceğiyle ilgilidir. 8. ayette, ”Ruh üzerinize gelecek” diyor. Bu, ”Siz Ruh’u alacaksınız” deyiminin başka bir ifade şeklidir. Şimdi de ”Ruh üzerinize geldiğinde siz güç alacaksınız” deniyor.
2.Timoteos 1:7: ”Biz... Ruh’un gücünü aldık.” Ruh güçtür. Neden? Çünkü O Tanrı’dır ve Tanrı bizim gücümüzdür.
Eski Antlaşma da böyle yazıyor: Tanrı halkını kurtaran güçtür. Halkına yardım etmede Tanrı’nın ne verdiği değil, Tanrı’nın ne olduğu söz konusudur.
Düşmanları karşısında İsrail nasıl kurtarılıyor? Tanrı’nın kendisi gelip düşmanların işini bitiriyor. Tanrı bizi nasıl kurtarıyor? Yaşamımıza girerek bizi kurtarıyor. O kurtuluştur.
Tanrı yüreğimizde olup da güce sahip olmamak olanaksızdır. O gücü hissetmek gerekli değil. Güvenmeli ve O’na sahip olduğumuzu iman ile Kutsal Kitap’ın sözlerinden kabul etmeliyiz. Ruh zayıflığımızdan kurtuluşumuzdur.
3. Tanrı’yla yeni bağlantı
Yuhanna 15:1-5; 1.Korintoslular 12:12-13: Tanrı’yla yeni bir bağlantıya sahip oluyoruz. Mesih ile bir oluyoruz, bu bizim kurtuluşumuzdur.
İsa Mesih ile bir olma öğretisi inancımızın önemli bir ilkesidir. Bu durumda ”bağlantı” şudur: Tanrı bizdedir ve biz Tanrı’dayız. Bu bağlantı Kutsal Ruh aracılığıyla oluşuyor. Kutsal Ruh içimizde, biz de Kutsal Ruh’ta olduğumuzda üçlübirlik birbirinden ayrılmıyor, tersine Tanrı’nın bütünüyle birlikte oluyoruz ve bu bizim kurtuluşumuzdur.
4. Oğullar olarak durumumuz
Romalılar 8:15; Galatyalılar 4:1-7: Biz oğulluk hakkını aldık. Bu, Tanrı’nın çocuğu olmaktan da ötedir. “Evlatlık“ kavramı da isabetli değildir. Burada söz konusu olan Ruhsal Yasa’dan özgür olmaktır, artık köle değil oğullarız.
Artık bizler için Ruhsal Yasa etrafımızı çevreleyen bir çit değil, tersine, Yasa Koyucunun kendisi içimizde yaşıyor ve biz de O’nda. Ruh kurtuluştur. Ruh’ta olan, artık Ruhsal Yasa altında değil, Tanrı ailesindedir.
D. Vaat’in Gerçekleşme Zamanı
Burada söz konusu olan zamandır: Vaadedilen Ruh ne zaman gelecektir? Bu sorunun iki şekilde yanıtlanması gerekir.
1. Genel kurtuluş tarihi çerçevesindeki
zaman
Ruhsal gözle yatay tarih çizgisine şöyle bir bakalım. Sol başta yaratılışı, hemen sonra da günaha düşüşü görüyoruz. Kurtuluş tarihi de bundan sonra başlıyor (Tekvin 3:15). Bu yatay çizginin sonunda yeni yaratılış, kurtuluş tarihinin sona erişi. Ortada Mesih’in kurtarışını simgeleyen çarmıh! Bu çizgide Kutsal Ruh’un vaadi nerede gerçekleşti?
a. Vaat Pentekost gününde gerçekleşti
Habercilerin İşleri 1:4-5: ”Birkaç güne kadar” sözünden sonra Vaat gerçekleşmiş oldu. Burada İsa’nın Pentekost gününü düşündüğü apaçıktır.
Habercilerin İşleri 2:16: Bu arada Ruh geldi ve Ruh’un gelişiyle oluşan olaylara Yeruşalem’deki insanlar şaştılar. Petros bu fırsatı kaçırmadı ve vaaz vermeye başladı. Yoel’den bir metin alarak, ”Bu Budur” dedi. Yoel’deki vaatlerin hepsi bu gün gerçekleşti demedi. Sadece Yoel’den alıntı yaparak ”Bu budur” dedi. Kutsal Ruh’un İsrail’in üzerine gelişinden söz etti. Metindeki olaylar bir kenarda duruyor, ama metnin Ruh’u artık buradadır.
İsa’nın gelmesiyle Tanrı İsrail’e Mesih ile ilgili Vaadi yerine getirmeye başladı. Mesih’in iki kere gelmesi gerekir.
Eski Antlaşma’da öyle görünüyor ki, O sanki sadece bir kere gelecek ve yapması gereken şeylerin hepsini bir vuruşta gerçekleştirecek. Yeni Antlaşma’da ise her şeyin bir zamanı olduğu, hatta bunun zamana bölündüğü açıkça görülüyor. İsa bile Nasıra sinagogunda Yeşaya’dan Mesih’e ilişkin bir peygamberlik sözünü okudu ve cümlenin ortasında duruverdi (Luka 4:17-21). Neden? Çünkü (buradaki peygamberliğin) sadece ilk bölümü gerçekleşmiş oluyordu. Okumaya devam etseydi şunu diyemeyecekti: ”Bugün bu metin gözlerinizin önünde gerçekleşti.” Çünkü metnin ikinci yarısı ancak İsa’nın ikinci gelişinde gerçekleşmesi gerekir.
Yoel’de aynen öyleydi: Yoel aracılığıyla konuşan Ruh, Pentekost gününde geldi. Burada ve Zekerya 12. bölümde sözü edilen olaylar daha sonra gerçekleşeceklerdir. Şurası kesindir: Gelmesi gereken vaat, Pentekost günü özde gerçekleşti.
Habercilerin İşleri 2:33: Petros açık ve net bir şekilde, Kutsal Ruh’un gelişiyle ilgili vaadin şimdi gerçekleştiğini belirtiyor burada.
b. Bu vaat (Ruh’un) ilk dökülüşünden sonra
gerçekleşti
Nerede? Yeruşalem’de – aynı günde.
Habercilerin İşleri 2:38-39: ”Bu vaat sizin için geçerlidir.” Vaat bir kere gerçekleşmişti ve tekrar yine gerçekleşecektir.
Sonra Kutsal Ruh Samiriye’ye, Kayseriye’ye, Efesos’a da geldi ve son günde de İsrail’e gelecek (Zekerya 12:9-10). İsa Zeytinlik dağına geldiğinde İsrail kurtuluşa kavuşacaktır, Pavlos’un Romalılar 11’de yazdığı gibi. İnsanın kurtuluşu Kutsal Ruh aracılığıyla olanaklıdır. Bu nedenle Zekerya Ruh’un geleceğinden söz ediyordu. O bunu dökülüş olarak adlandırıyor. (Bkz. Hezekiel 36:24-28; 37:1-15 ve 39:25-29). Ve her yerde, Tanrı’nın bugünlerde insanları kurtardığı her yerde Ruh geliyor: (Romalılar 5:5; Titus 3:4-7).
c. Vaat Pentekost’tan önce gerçekleşmiyor
Yuhanna 3:3-15. Önce çarmıhın gelmesi gerek. Sonra yeniden doğuş oluşabilir. Çarmıh aracılığıyla da kurtuluş olanağı doğar.
14 ve 15. ayetler Nikodimos’un sorusuyla ilgilidir. İsa’nın Nikodimos’un o gece kurtuluşa kavuşacağını beklemediği görülüyor. İsa henüz çarmıha çakılmamıştı. Burada Yuhanna 7’ye benzer bir durum var.
Yuhanna 7:39: ”Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh’la ilgili olarak söylüyordu. Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti.”
”O bunu Ruh’la ilgili olarak söylüyordu...” Burada çağrının ancak İsa yüceltildikten sonra gerçekleşebileceği açıklıkla görülüyor. İsa büyük şölen gününde davet etti. O günlerde O’na gelen ve kendisini izleyenlere dahil olacak, çarmıhtan ve dirilişten sonra Ruh gelip hemen susuzluğu giderecektir. Nikodimos’ta olduğu gibi.
İsa, Nikodimos’un yeniden doğuşa ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Yeniden doğuş ancak Kutsal Ruh’un gelişiyle olanaklıdır. Ama Ruh henüz gelmemişti. Yeniden doğuş ancak Ruh’un gelişiyle sağlanabilir.
Yuhanna 16:7: ”Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem O’nu size gönderirim.”
İsa önce göğe çıkmalıydı, ancak bundan sonra Ruh gelecekti. İsa göğe çıkmadan vaat gerçekleşmeyecekti.
Habercilerin İşleri 1’de göğe alınış günündeyiz ve Ruh henüz vaat edildiği gibi gelmiş değildi. Ama İsa bunun yakında olacağını - O’nun tez geleceğini söyledi. Ve on gün sonra da Petros, Kutsal Ruh geldi ve döküldü, dedi.
Öyleyse Yuhanna 20:20-22’yi nasıl yorumlayacağız? Burada 10 haberci Kutsal Ruh’u aldılar mı? Metinde bu yer almıyor. Düşünülen, hatta öğretilen, habercilerin o anda yeniden doğuşu almış olmaları yolundadır. Habercilerin İşleri 1:8’de belirtildiği gibi, Habercilerin İşleri 2, ikinci ruhsal deneyim olarak tanımlanmaktadır. Böyle bir ayrımı kabul edemeyiz. Biz İsa’yı kendisiyle çelişkiye düşer bir duruma getiremeyiz. Kurtuluş için Kutsal Ruh Pentekost günü geldi. Vaat edilen Kutsal Ruh, İsa yukarıya alındığı sırada bile henüz gelmemişti (H.İ.1).
O halde burada (Yuhanna 20’de) Kutsal Ruh’u almış ve yeniden doğmuş olamazlardı.
Onların gerçekten Kutsal Ruh’u alıp almadıklarını kesin olarak bilemiyoruz. Yazılanların dışında birşey söyleyemeyiz. Ancak tahminlerde bulunabiliriz ve burada iki olasılık söz konusudur. Bir taraftan onlar Kutsal Ruh’u aldılar, diğer taraftan da onlar Kutsal Ruh’u almadılar denilecek.
Bazıları şöyle diyor: ”Yazıldığı gibi, onların üzerine üfledi,” ama bununla Ruh’un onların üzerine geldiği söylenmiyor. Onlara göre İsa’nın burada yaptığı, daha önce söylemiş olduğu sözlerin bir onayı, onların Kutsal Ruh’u beklemeleri gerektiğiydi: O gelecektir ve siz O’nu alacaksınız.
Diğerleri ise, onlar Kutsal Ruh’u aldılar ama Pentekost gününde olduğu gibi değil, diyorlar. Bu olanaklıdır. İsa öğrencilerini bir keresinde kendisinden önce gönderdi; onlara cinleri çıkarma ve hastaları sağlığa kavuşturma yetkisini verdi. Öğrenciler O’nun yanındayken Kutsal Ruh’tan yararlandılar, O’nu gönendiler. İsa Ruh’la doluydu ve onlar O’nun zamanında (İsa’nın yanıda) bundan yararlandılar, çünkü İsa ”O sizdedir” dedi.
Kutsal Ruh öğrencilerle birlikteydi; çünkü O İsa’yla birlikteydi. İsa, gitmek istediği köylere, öğrencilerini önceden gönderdiğinde, olasılıkla Kutsal Ruh’u onlara eşlik etsin, yol göstersin diye verdi. Bu Eski Antlaşma’daki peygamberlere benzetilebilir; onlara da Ruh eşlik eden bir kişi olarak verilmişti.
Diriliş ve Pentekost günleri arasındaki dönemde İsa sürekli olarak onlarla değildi. Olasılıkla çoğu kez yanlarında bulunmuyordu. O tekrar ve sık ortaya çıkıyor, ama onlar çoğunlukla yalnız kalıyorlardı. Bu nedenle olanaklıdır ki, İsa bu süre için öğrencilerine kendi Ruhunu refakatçi olarak vermişti. Bu ancak Eski Antlaşma’daki geçici durumun bir benzeri olabilir. Bu asla Pentekost gününde meydana gelen olayın benzeri değildir.
Ne olursa olsun, hiç bir şekilde Habercilerin İşleri 1:4-5’e karşı bir çelişme olmamalıdır! Biz Kutsal Ruh’un vaadedildiği gibi Pentekost gününde geldiği gerçeğinde kalmalıyız. Yuhanna’nın, Yuhanna 7’de söylediği gibi, İsa’nın önce yüceltilmesi gerekir, bundan sonra Ruh’u simgeleyen su kurtarışa gelir. Ya da Çıkış 17’de olduğu gibi, önce Kaya’ya vurulması gerekir; ondan sonra kurtuluş suyu gelebilir. Ya da Yuhanna 1:29,33’de belirtildiği gibi, önce günahın ortadan kaldırılması gerek, ondan sonra o Kutsal Ruh’la Vaftiz edebilir. Bundan önce kesinlikle günahın ortadan kaldırılması gerekir.
2. Günümüzde kişilerin tövbe ile ilgili olan
zamanı
Kurtuluş sırasında kişilere Kutsal Ruh ne zaman geliyor? Tövbeden önce mi, tövbe ile mi, tövbeden sonra mı? Vaat edilen Ruh’un gelişiyle ilgili değişik anlatıları bir daha araştıralım:
a. Pentekost gününden önce İsa’nın öğrencileri
olanlara Kutsal Ruhun gelişi
Yuhanna 1:11-13: ”Kendi halkına geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Kendisini kabul edenlerin tümüne – O’nun adına iman edenlere – Tanrı’nın çocukları olma yetkisi verdi. Onlar doğal kan ilişkisinden, bedenin isteğinden ya da insan isteğinden doğmadılar; Tanrı’dan doğdular.”
Onlar az idiler, ama bir kaç kişi İsa’yı kabul etmişti. Bunlara bir hak verildi, Tanrı’nın çocukları olma hakkı. İnsan ne zaman Tanrı’nın çocuğu olur? Yeniden doğuşla. İnsan ne zaman yeniden doğar? Kutsal Ruh ile, O’nun gelişiyle. Pentekost’tan önce İsa’nın izleyicileri olanlarda yeniden doğuş Kutsal Ruh’un onlara gelişiyle gerçekleşti.
Yuhanna 7:37-39: İsa susamış olan herkesi kendisine gelmeleri için davet etti. Fakat Yuhanna onların Kutsal Ruh’u henüz almadıklarını söylüyor. Ve bununla henüz susuzluk giderilmiş değildir. İsa ancak yüceltildikten sonra Ruh gelebilecek ve susuzluk giderilebilecekti. Pentekost gününde böyle inanmış olanlar vardı ve artık İsa’ya gelmişler ve O’nu hayatlarına almışlardı; ne var ki ancak Pentekost gününde Kutsal Ruh’u alabilmişlerdi.
Eski Antlaşma zamanında Mesih’e inananlar, örneğin Musa (İbraniler 11:24), atalar ve diğerleri, Vaad’i beklediler ama ölmeden önce O’nu asla göremediler.
Buna benzer, İsa’nın öğrencileri Pentekost’ta hayatta ve tövbe etmiş durumdaydılar. Kurtuluşla ilgili Pentekost tarihi, yaşamlarının bu kısmına aittir. Onlar tövbe etmişlerdi, ama daha sonra yeniden doğuşlarını yaşayacaklardı. Çünkü yeniden doğuş ancak Kutsal Ruh’un gelişiyle olanaklıdır.
b. Pentekost günündeki üç bin kişinin iman etmesi
Tövbe tarihleri göz önüne alınırsa Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? Tövbe ettiklerinde Kutsal Ruh’u almadıklarını düşünmek için hiçbir neden yoktur.
c. Tövbe etmeleri ilişkisinde Samiriyeliler (H.İ.
Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar?
Tövbelerinden sonra Ruh’u aldıkları açıkça görülmektedir, kuşkuların olmasına karşın. Samiriyeliler’in tövbesi de Simon’unki gibi sahte miydi? El koyma sırasında mı tövbe ettiler?
Önyargısız olarak metne bakacak olursak, Luka’nın bize Samiriyeliler’in sözü edilen tövbelerinin gerçek olduğunu söylemek istediği izlenimini ediniyoruz. Büyük çoğunluğun tövbesi Simon’unkinden farklı olduğu apaçıktır. Simon’un tövbesi gerçek değildi. Diğerlerinin tövbesinin gerçek olduğundan şüphe etmek için bir neden yoktur. Ayrıca bu metinde, el koymadan az önce ya da el koyma sırasında bu insanların tövbe ettiklerini gösteren hiçbir belirti yoktur (yani böyle bir şeyi iddia etmek yersizdir).
Ne var ki, bununla ilgili bir sorun ortaya çıkıyor. Bu nedenle metin keyfi olarak hiçbir zaman yorumlanamaz. Kutsal Kitap’taki sorunlarla uğraşmamız gerekir. İlk önce Kutsal Kitap’ın neler dediğine bakmalıyız. Önce şunu bilmeliyiz: Bu insanlar tövbe ettiler, hatta İsa Mesih için vaftiz edildiler, önceden yazıldığı gibi tövbe ettiklerini de beyan ettiler, ama Kutsal Ruh’u almadılar. Kendileri bizzat bu son duruma katılmadılar. Onların bunda bir suçu, imanlarında, tövbelerinde bir eksiklik yoktu. Luka bunda sakıncalı bir durum ortaya koymadı.
Neden Kutsal Ruh’u almadılar? Bu yazılı değil. Kutsal yazıların sustuğu yerde biz konuşamayız. Ama biz dikkatli olduğumuz sürece ve Kutsal Yazılara bağlı kalarak tahminlerde bulunabiliriz. Orada, Samiriyeliler ile Yahudiler arasındaki gerginliği öğreniyoruz. Filipos’un Tanrı Sözü’nü müjdelemesiyle birçokları İsa Mesih’e geldiklerinde Kutsal Ruh onların dışında kaldı. O kendini onlara sunmadı. Samiriye’deki olaylar İsa’nın işlerinden sorumlu habercilerin kulağına geldiğinde Petros’la Yuhanna oraya gönderildiler.
Tanrı’nın egemenliğinin anahtarını İsa’dan almış olan Petros’un gelmesiyle kapı genişçe Samiriyeliler’e açıldı. Diğeri, Yuhanna, gökten Samiriyeliler’in üzerine ateş inmesini isteyenlerden biriydi. İkisi gelip birlikte ellerini koydular. ”Siz bizim gibisiniz, siz tamamen bize eşitsiniz” dediler. Onlar için dua ettiler ve onlar Kutsal Ruh’u aldılar. Kutsal Ruh’un gelmesiyle Yeruşalem’deki imanlıların seviyesine getirilmiş oldular.
Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? Tövbe etmelerinden sonra.
Kayseriye: Yukarıda üç metinden söz edildi. Bunlar Kutsal Ruh’u ne zaman aldılar? İsa Mesih’e içtenlikle iman ettiklerinde (H.İ.10:43-44 ve 11:17-18). Hemen sonra da vaftiz edildiler. Ne vaftizle ne de tövbeden önce Ruh’u aldılar, tersine, tövbe ile, ama vaftizden önce. Vaftiz tövbeden sonra gelmelidir. İkisinin arasında zorunlu olarak kısa bir süre bulunuyor. Vaftizle Kutsal Ruh’u alsalardı, tövbede alamazlardı. İman, tövbe, Kutsal Ruh’u almanın gerekli şartıdır.
Efesos: (H.İ. 19) Bu adamlar tövbe etmeleriyle ilgili ne zaman Kutsal Ruh’u aldılar? Muhtemelen Pavlos onlarla konuştuktan sonra tövbe ettiler. Onlar Yahya’nın öğrencisiydiler ve bu anlamda onların belirli bir tövbeleri olmuştu, ama onlarda eksik kalan İsa Mesih’e dönüşleri, O’na iman etmeleriydi.
Şöyle ifade edilmemelidir: ”Bizim Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yoktu.” Grekçede ifade tarzı bazen dar bir kapsamda kalıyor. Aynı anlatış biçimini Yuhanna 7:39’da görüyoruz, Yuhanna, ”Çünkü, İsa daha yüceltilmediğinden, Ruh verilmemişti” diyor. Yuhanna, Kutsal Ruh, gelmesi gerektiği şekilde henüz gelmemişti, demek istiyor. O kendisi İsa Mesih’in ağzından Kutsal Ruh hakkında birçok şey yazdı ve Yuhanna Eski Antlaşma’dan da Ruh’un varlığını biliyordu. Habercilerin İşleri 19’daki on iki adam da Eski Antlaşma’yı bilen İsrailli’ydi. Onlar dindar İsrailliler’di. Kendi Kutsal Kitap’larını bilmeleri gerekirdi. Buna göre de Kutsal Ruh’un varlığından haberleri vardı. Vaftizci Yahya’nın özellikle kendisi Kutsal Ruh’tan söz ediyor. Şunu göz önüne almalıyız, onlar Ruh’un Pentekost’taki gelişini bilmiyorlardı ama Ruh’un varlığını biliyorlardı.
Efesos Yeruşalem’den oldukça uzaktadır ve bu on iki adamın Efesos’taki Yahudiler’le sıkça bağlantıları olmadığı belirgindir. Pavlos’un kendisi de Efesos’taki sinagogta bulunmuştu. O günlerde Akila ve Priskila orada hizmet ettiler. Ama bu on iki adam demek ki açıkça onlarla birlikte değillerdi. H.İ. 20’de Pavlus, Efesos’taki ihtiyarlara kendisinin gerek açıkta gerek evden eve dolaşarak ders verdiğini söyledi. O halde Pavlos değişik evleri dolaşmıştı.
19. bölümde herhangi bir nedenle biraz çekimser kalan ”Adamlar buldu.” On adam kendi Yahudi topluluğunu kurabilirdi ve burada on iki idiler. O halde açıkça onlar yalnız başlarına tapındılar. Pentekost olayına ilişkin onların henüz bir haberleri yoktu. Pavlos konuşmasıyla onları İsa Mesih’e inanmaya yaklaştırmıştı. İman etmelerinden sonra vaftiz edildiler, ama bununla birlikte yine de o anda Kutsal Ruh’u almadılar.
Tövbe ile vaftiz arasındaki zaman süresini bilmiyoruz. Vaftizden sonra Pavlos ellerini üzerlerine koydu. Bunu neden yaptı bilmiyoruz. Belki bu geleneksel bir şeydi. Pavlos belki Samiriye’de olduğu gibi Kutsal Ruh’u almaları için bunu yapıyordu. Unutmayalım ki, her şeye rağmen Pavlus bir haberciydi. Pavlus onların üzerine ellerini koyduğunda Kutsal Ruh’u aldılar – tövbelerinden sonra.
Diğer Bölgeler: Pavlos Efesos’ta kalmadı. Birkaç yıllık bereket dolu işlerinden sonra bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye dolaşıp durdu. Bundan sonra yeni tövbe edenler Kutsal Ruh’u nasıl alıyorlardı? Halen öyle mi oluyordu? Bazen tövbe ile, bazen tövbeden sonra, bazen vaftizden önce, bazen de vaftizden sonra mı Ruh’u alıyorlar? Bu soruları yanıtlarken bazı noktalara dikkat edelim.
Kutsal Yazılar vahiy yoluyla yavaş yavaş oluştu. Hazır bir kitap halinde gökten inmedi. Tanrı zaman zaman Kutsal Ruh ile, kutsal adamlar aracılığıyla bize bu yazıları verme lütfunda bulundu. Kutsal Yazılar’ın oluşumu sırasında eldeki Kutsal Yazılar’a başvurulurdu. Sonuçta ortaya çıkan da Tanrı Sözü idi.
Bazen söylenmiş olanlar devam etti. Bazen yeni Kutsal Yazılar’la bazı yenilikler oldu. Örneğin, İsa geldiğinde Ruhsal Yasa’da bazı yenilikler oldu. Ama Eski Antlaşma bir tarafa bırakılmadı (geçerliliği yitirilmedi), tersine Tanrı’nın yazdırdıkları korundu. Yasa’yla Tanrı’nın ne düşündüğünü öğreniyoruz. Yasa’yı tanıdığımızda, İsa’nın çarmıhının ne kadar anlamlı ve ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Bununla Tanrı’nın yazdırdığı yazılar önemini yitirmiş olmuyor. Biz İncil’de yazılı olan her bir sözle yaşıyoruz (Matta 4:4). Ama biz Kutsal Yazı’nın parça parça meydana geldiğinin bilincinde olmalıyız.
Şimdi Pavlos Efesos’a geldi ve Habercilerin İşleri 19’daki olaylar, Pavlos’un oraya gelişinden kısa bir süre sonra meydana geldi. Pavlos, Efesos’ta Korintoslulara ilk mektubunu yazıp gönderme fırsatını buldu. Bu mektup sadece Korintos’taki inanlılar için düşünülmedi. Pavlos bu yazısında söylediklerini her yerde, her bölgedeki tüm Mesih inanlılarına yöneltti ve (1.Kor.1:2) Rab İsa Mesih’in adını her yerde anan herkesin bunu bilmesini istedi. Tövbe eden kimse Tanrı’nın adını anmaktan kendini alıkoyamaz. İman yaşamının tümü aynı zamanda bir dua yaşamıdır. Ama bu tövbe edip Rab İsa’ya iman etmekle başlar.
Pavlos’un, okuyucunun kişisel geçmişini bilmeye ihtiyacı yoktu. ”Her yerde” kim Tanrı’nın adını çağırırsa o kimse Kutsal Ruh’un tapınağıdır (1.Kor.6:19). O kimsenin aynı Ruh’ta vaftiz edilmesi ve aynı Ruh’tan içmesi sağlandı (1.Kor.12:13). İsa’ya gelip tövbe eden ve O’na iman eden Kutsal Ruh’u alır. Pavlos bu mektubu Kutsal Ruh’un yönetiminde yazdı. Pavlos, ”Size yazdıklarım Rabbin buyruğudur” dedi (1.Kor.14:37). O halde bu kelimesi kelimesine Tanrı’nın Sözü’dür! O yeni Tanrı Sözü’ydü. İlk başta Korintoslular bu mektubu okudular. İleri bir zamanda çoğaltılıp her tarafa yayıldı. Dünyanın her yerinde bir inanlı bunu okuduğunda, ‘Ben tövbe edip İsa’ya iman ettiğimde Kutsal Ruhu aldım’ diyecektir.
Şimdi artık kuraldışı durumların (istisnaların) kalmadığını biliyoruz. Daha önce herhangi bir özel nedenle bu istisnalar vardı, çünkü Tanrı bazı şeylere açıklık getirmek istemişti; ama bundan böyle bu yoktur! Bundan sonra insan tövbe eder etmez Kutsal Ruh’u almış olacaktır. 1.Korintoslular 12:13’e göre inanlıların tümü O’na bağlanmış, O’nunla ve bütün inanlılarla Ruh’ta bir beden olmuşlardır, Ruh da onların içindedir. (Bugün Mesih’e iman eden biri, iman eder etmez Kutsal Ruh’u alır).
Daha sonra Pavlos Korintos’a geldi. Oradan Romalılara mektubu yazdı. Pavlos Roma’da hiç bulunmamıştı. Roma’da kalmak da istemiyordu. Romalı inanlılar onun bir süre İncil’i müjdeledikten sonra İspanya’ya gitmesine yardım etmeliydiler.
Pavlos’un neden Roma’ya gitmeyi önemli gördüğünü çok iyi anlayabiliriz. Pavlos’un stratejik düşündüğü görülüyor. O insanların çok olduğu ve çok geldiği yere gitmek istiyordu, çünkü onun amacı birçok insanın kurtuluş bulmasıydı. Roma’da insanlar tövbe ederlerse, bunlar imparatorluğun dört bir yanından Roma’ya gelmiş olan insanlar olabilir, ki bunlar tekrar memleketlerine döneceklerdi. Böylece Müjde hızlı bir şekilde yayılmış olacaktır.
Pavlos’un Romalılara yazdığı mektup çok önemlidir. Pavlos çağrılmış olan insanlara yazdı (Romalılar 1:7). Çağrılanlar arasında iki tür insan vardır. Kutsal Kitap’tan öğreniyoruz ki, çağrı bütün dünya içindir. Her insan İsa’ya gelmesi için çağrılıyor, ama herkes çağrıya uymuyor, O’na gelmiyor. Ama gelen ise hemen ”çağrılan” etiketini alıyor. Bunun anlamı: O çağrıya evet dedi, tövbe etti, Mesih’in çağrısına uydu.
Romalılara mektup tövbe eden insanlara yöneliktir. Pavlos, Romalılar 5:5’te, "Bu umut utanç getirmez. Çünkü Tanrı’nın sevgisi bizlere verilen Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimizde dolup taşmaktadır” diyor. Pavlos’un burada da bireylerin geçmişlerini bilmesi gerekmiyor. Onun mektubunu kim okursa (Korintoslulara yazdığı mektuptaki gibi) ‘Ben İsa Mesih’in çağrısına uyduysam Tanrı’nın Ruh’u bendedir, benim içime dökülmüştür’ diyebilecektir. Romalılar 8:9 bunu daha da belirgin bir şekilde ifade ediyor: ”Mesih’in Ruhu’nu taşımayan kişi O’nun sayılamaz.” Dayanağımız bu olmalı.
Ayrıca sürekli iddia edildiği gibi bugün bu türden durumlar yoktur. İddia şudur: Eğer bir kişi yeniden doğmuşsa, onun için ikinci bir deneyim vardır. Buna kanıt olarak da Habercilerin İşleri 2; 8:19’daki olaylar gösterilmektedir. Ne var ki, bu bölümlerde konu edilen insanlar henüz yeniden doğmuş kişiler değillerdi.
Yeniden doğuş ilk önce Kutsal Ruh’un gelişiyle meydana geldi (Hezekiel 36:26-27). Birbirinden ayrı duran bu olaylar yeniden doğmak ve Ruh’u almak değil, tersine, tövbe etmek ve Ruh’u almaktır. H.İ.2; 8; 19’da sözü edilen bu durum günümüzde artık söz konusu değildir. Günümüzde, eğer bir kimse tövbe ederse hemen yeniden doğar, çünkü o kişi tövbe ettiği anda Kutsal Ruh’u alır. Kişilerin tövbe ettiklerini, ama daha yeniden doğmadığını nasıl bilebiliriz?
3. Özet:
Vadedilen Ruh ne zaman geldi? Büyük Kurtuluş tarihinde ilkin İsa’nın gelişi, ölümü, dirilişi ve göğe alınışından sonra geldi. İsa Mesih’in görevinin önce tamamlanması gerekiyordu.
İnsanların kişisel durumlarıyla ilgili olarak başlangıçta çeşitli zaman dilimleri içerisinde geldi. İlk öğrencilere Kutsal Ruh, tövbe ettiklerinden sonra geldi. Böyle olmalıydı. Başka şekilde olamazdı. Pentekost günü tövbeliydiler. O zaman vaat edilen Ruh’u aldılar. Vaadedilen Ruh yeni bir yürek getirdiği için öğrenciler değiştirildiler, yeni bir yaşama kavuştular ve Ruh’la Vaftiz olmakla bir beden oldular; bunların tümü bir anda oldu.
Samiriye’deki öğrencilere de öyle olmuştu. Tövbelerinden sonra Pentekost günündeki öğrenciler gibiydiler: Tövbe etmişlerdi ama Kutsal Ruh’u henüz almamışlardı.
Efesos’taki öğrencilerin durumu da buna benziyor. Kısa bir süre önce – Pavlos’un onlarla konuşmasıyla – tövbe etmişlerdi. Ardından Kutsal Ruh’u aldılar.
Pentekost gününde üç bin kişinin tövbe etme olayı ile Kornelios’un evinde gerçekleşen tövbe olayı farklıdır. Onlar tövbe ettikleri sırada Kutsal Ruh’u aldılar. Gerçekte Pentekost’tan itibaren böyle olması gereti. Petros Kornelios’un evindeki olaylara tanık olduğunda bunun farkına varmıştı. Pentekost’tan beri böyle bir olay henüz meydana gelmemişti.
Pentekost’tan sonraki bu iki olayın herhalde özel bir anlamı vardır. Samiriye’deki anlam bellidir: Değişik uluslardan olan inanlıların aynı düzeyde olmaları gerekir. Görünüşte bizler ırk, cinsiyet, dil, kültür açısından farklıyız, ama Pavlos’un dediği gibi, kurtuluşta fark, ayrım yoktur (Gal. 3:28).
Efesos’ta Kutsal Ruh’un neden çekimser kaldığını açıklamak biraz zordur. Bunun anlamı muhtemelen İncil’in yayılmasından sonra bir Yahudi ”Adası” bulunmamasıydı. Bu tehlike başlangıçta her zaman vardı.
Yahudiler zaten halklar arasında bir Ada’dır. Tövbe ederlerse Tanrı’nın ailesi ile bir olurlar. Çoğunlukla bu böyle; Yahudilikten gelen inanlıların kendi toplulukları içine kapanma tehlikesi vardır.
Öyle görünüyor ki, Kutsal Ruh Efesos’ta, ”Bunu istemiyorum!” dedi. Bu on iki insan çevredeki diğer inanlılarla bir olduklarını bilmeliydi. Pavlos, Tanrı Yahudilerden ve Yahudi olmayan uluslardan bir topluluk, bir halk yaptı (Efes. 2:11-22) dedi.
Eğer İsrail son günlerde Kutsal Ruh’u alırsa, bu bizim bugünkü durumumuzdan farklı olmayacaktır. Bundan dolayı o gün özel bir ”Pentekost” günü olmayacaktır. Onlar İsa Mesih’i görecekler. Bu elbette bu güne göre farklıdır, buna rağmen bir özelliği yoktur.
Başlangıçta İsa görüldü ve bundan dolayı iman edilip tövbe edildi. Tövbe etmede İsa’yı görüp görmemenin bir ayrıcalığı yoktur. Gerçi bugün İsa’yı görmüyoruz; buna rağmen imanla O’na dönmek mümkündür,çünkü O’nunla ilgili güvenilir kaynaklarımız var.
İsa Mesih tekrar geldiğinde insanlar O’nu görecekler. Ve İsrail’e sonradan doğru yolu bulma, Mesih’e iman etme ve Kutsal Ruh’u alma armağanı verilecektir. Orada bir dökülüşten söz ediliyor, bizim Kutsal Ruh’u alışımızda olduğu gibi (Titos 3:6).
Bugün pişmanlık duyup İsa Mesih’e gelen ve O’nu Kurtarıcı olarak kabul edenin durumu ne olacaktır? Aşağıda sayılanların tümü aynı anda gerçekleşecektir.
İman eden kişi, Kutsal Ruh’u alacaktır. Bu vesileyle,
– O Ruh’ta Vaftiz edilecektir,
– Ruh üzerine inecektir,
– Kutsal Ruh’la meshedilecektir,
– Kutsal Ruh üzerine ve içine dökülecektir,
– Ruh’la mühürlenecektir,
– Kurtarılacaktır,
– Yeniden doğacaktır,
– Doğrulukla donatılacaktır,
– Kutsal kılınacaktır,
– Tanrı’ya ait olacaktır,
– Üçlü Birlik’te olacaktır,
– Tanrı’nın topluluğunda olacaktır,
– Güç ile donatılacaktır,
– İsa Mesih’te var olan her şeyi Tanrı şimdi bize
vermek istiyor.
E. Belirtiyle İlgili Soru
Kutsal Ruh’un bir kimseye gelişinin belirtisi var mı? Herhangi bir şekilde bu belirti tanınabilir mi?
Başlangıçta düşünce ve duygularla ilgili belirtiler vardı. Bir şeyler görülüyor, duyuluyor ya da hissediliyordu. Rüzgar, alevden diller, yeni dillerle konuşma gibi belirtiler vardı. Bunlar Pentekost günüyle birlikte Ruh’un gelişiyle ilgili belirtilerdi.
Samiriyeliler’de belirtiyle ilgili bir şey görmüyoruz. Onların Kutsal Ruh’u almadıkları izlenimi var ama bunun nasıl tanımlanacağı belli değil.
Kayseriye’de yine belirtiler oldu. Dillerle konuşuldu. Herhalde bilmedikleri dillerle Tanrı yüceltildi. Bu belirtiyle şu sonuca varılıyor: ”Bunlar şimdi açıkça Kutsal Ruh’u aldılar.” Yeruşalem’de de öyle olmuştu. Ama onlar hiçbir zaman Kutsal Ruh’u alan her keresinde dillerle konuşmalıdır sonucuna varmadılar, böyle bir şey demediler.
Topluluklarda dillerle konuşmanın ne ölçüde yaygınlaştığını bilmiyoruz. Pavlos bununla ilgili ayrıntıları 1. Korintoslular 14’te yazıyor. O diyor ki, bu bir belirtidir, ama sadece bir belirti olmakla kalmıyor. Burada birçok değişik konudan da söz ediliyor.
Oluşumu açısından mucize olan üç ruhsal armağan vardı. (Mucize, Tanrı’nın maddi varlıklar alanında, yaratılış alanında etkin olduğudur.) Şifa, mucize yapabilme olanağı ve öğrenilmediği halde yabancı bir dil konuşabilme yeteneğiydi. Bu doğal oluşumdaki mucizeler hangi amaca hizmet ediyordu?
Bunlar habercilerin Mesih’ten Müjde’yi doğrudan aldıkları ve haberin tanrısal kaynaklı olduğunun onaylanması gerektiği yerde meydana geldiler (yani, habercilerin gerçek haberciler oldukları, söyledikleri sözlerin de Tanrı Sözü olduğu nereden bilinecekti? Onlara verilen özel yetki ve armağanlardan!). Bir şeyler görüldü ve buna inanılması gerekiyordu. İbranilere mektubun yazarı bunların kendi zamanında geçmişe ait olduğunu yazıyor (İbr.2:3-4). Bununla bilinmeyen dillerde konuşmanın devamlı olarak geçmişe ait olduğu sonucunu çıkarmamız gerekir. Tanrı doğa üstü olayları tekrar ve tekrar yineleyebilir, fakat başlangıç zamanı yenilenemez.
Kutsal Ruh’u almanın en önemli belirtisi dua etme yeteneği ve kutsal bir yaşamdır. Hıristiyan olmayanların bunu gördüğünde inanmaları gerekir. Günümüzde söz konusu olan görüntü değil daha çok ruhsal belirtilerdir.