Kur’ân’a Göre Allah’nın Kelâmı
Ebediyete Kadar Geçerli Kalacaktır
“Allâh demişti ki: ‘Ey İsâ, ben seni öldüreceğim, bana
yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve
sana uyanları ta kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin
üstünde tutacağım.” (Al-i İmrân 3:55)
Kutsal Kitap, kendisinin Tanrı’nın ebedi Sözü olduğunu iddia ettiği gibi,
aynı şekilde Kur’ân’da kendisinin Tanrı’nın ebedi sözü olduğunu iddia ediyor. Dolayısıyla Tanrı’nın ebedi sözünün değiştirilmesi mümkün olamaz. Eğer Tanrı’nın Sözü gökte korunmuş bulunuyorsa, aynı zamanda yerde de korunmuş bulunacaktır. İslâmiyet’in esas öğretişlerine göre
Kur’ân’ı Kerim ebedidir, yaratılmamıştır.
1 Ayrıca, Kur’ân’a göre Tanrı’nın kitapları arasında bir ayrım yapılmaz. (Bkz. 15. Bölüm) Müslümanlar için, Kur’ân’ın hangi ölçüleri uygulanacaksa, bu aynı ölçünün Kutsal Kitap için de uygulanması lazımdır.
Prof. Dr.
Ersöy şöyle diyor: “İlâhî menşe’li olmaları bakımından Tevrât, İncîl ve Kur’ân-ı Kerîm
vahyin mahsûlüdür.”
2 Prof. Dr. Mehmet
Aydın’a göre: “
Yeni Ahit’in tüm metninin Kutsal Ruhun ilhamı altında şekillendiği kabul edilerek, onun, “
Allah’ın Kelâmı” olduğunu kilise
tereddütsüz kabul etmektedir.”
3 Böylece Kur’ân’ın mantığına göre eğer Kur’ân’ın kendisi ebediyete kadar geçerli kalacaksa, o zaman Kutsal Kitap için de aynı ölçü kullanılması lazım, çünkü Kur’ân’a göre her iki kitap aynı Tanrı’dan kaynaklanmıştır, ve Tanrı’nın kanununda bir değişiklik bulunamaz.
“
Senden önce gönderdiğimiz
peygamberlerimizin de kanunudur.
Bizim kanunumuzda
bir değişiklik bulamazsın.” (İsrâ 17:77)
____________________
1. Seale,
The Doctrine of the Uncreated Qur’an, ss. 66-69.
2. Ersöy,
Kur’ân Tarihi: Kur’ân-ı Kerîm’im İndirilişi ve Bugüne
Gelişi, s. 64.
3. Aydın,
Hıristiyan Kaynaklarına Göre Hıristiyanlık, s. 82.
Eğer Tanrı diyorsa ki benim kanunlarımda bir değişiklik bulamazsın, o zaman bizlerin Tanrı’nın Sözü olan Kutsal Kitap’ta değişiklik aramak gereksiz bir zahmettir. Bunun gibi değerli okuyucum, Tanrı’nın sözlerini kimse değiştiremez. Aynı zamanda değiştirildiğini düşünmekte Tanrı sözünün değişmezliğine iman etmemektir. Bu da Tanrı’nın acizliğini düşünmektir. Tanrı sözünü koruyabilecek kuvvette midir? Eğer koruyabilecek kuvvetteyse neden hâlâ değişiklik aranıyor?
Kur’ân’da Tanrı’nın Sözü, “
Kelâmullâh” olarak nitelendirilir.
Kelâmullâh dendiği zaman “Allah’ın Kelâmı” yani, başka bir ifade ile “Allah’ın Sözü” anlaşılır.
4 İncîl’de de öyledir. Yani her iki kitap’ta Hz. İsa Mesih, Tanrı’nın Sözü olarak görülmektedir.
“Başlangıçta
Söz vardı.
Söz Tanrı’yla birlikteydi ve
Söz
Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi...
Söz insan
olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini,
Baba’dan
gelen, lütuf ve gerçekle dolu olan biricik
Oğul’un
yüceliğini gördük.” (Yuhanna 1:1-2 & 14)
Vahiy, Mesih İsa’nın gelişiyle Kutsal Kitap’ı aşan bir boyut kazanıyor. İncîl gökten ayet ayet inmiş bir kitap değildir. “İncîl” (Grekçe: “evangeliyon”) “iyi haber” demektir. İncîl, İsa’nın kendisidir. Esas gökten inen, Tanrı’nın yaşayan Sözü’dür (Mesih İsa).
“Zekeriyyâ, mabedde durmuş namaz kılarken melekler ona:
Allâh sana,
Allâh’tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi,
nefsine hâkim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahyâ’yı
müjdeler,” diye ünlediler.” (Al-i İmrân 3:39)
Süleyman
Ateş’in bu ayet üzerinde yorumu şöyledir: “Burada kelime ile
Hz. İsa’ya işaret edilmektedir. Başka bir âyette de
İsa’dan Allah’ın kelimesi olarak bahsedilir.”
5
Ogüstin bu konuda söyle demişti: “Yahya sestir; oysa Rab Kelâm’dır: ‘Başlangıçta Söz vardı.’ Yahya bir süre için sestir. Mesih İsa, başlangıçta Kelâm’dır, ezeli ve ebedi Kelâm’dır.”
6 ____________________
4. Yazıcıoğlu,
Kelâm Ders Notları, s. 1.
5. Ateş,
Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meali, s. 54.
6. İannitto,
Kilise Babalarından, s. 472;
Ogüstin,
Azizlerin Bayramları Üstüne Vaazlar, 293, 3.
Biliyoruz ki, Kutsal Kitab’a göre İsa Mesih’in başlangıcı yoktur. Hz. İsa Tanrı’nın Sözü olarak ebedidir.
“Ve sen Yahuda binleri arasında bulunmak için küçük olan
Beyt-lehem Efrata, İsrail üzerine hükümdar
olacak adam bana
senden çıkacak; ve onun çıkışı
eski vakitten, ezeli
günlerdendir.” (Mika 5:2)
“Yahudiye’nin
Beytlehem kasabasında dediler. Çünkü
peygamberler aracılığıyla
şöyle yazılmıştır: ‘Sen, Yahuda
diyarında olan ey Beytlehem, Yahuda önderleri arasında hiç
de en önemsizi değilsin! Çünkü benim halkım İsrail’i
güdecek olan önder senden çıkacaktır.’” (Matta 2:5-6)
“
İsa Mesih dün, bugün ve
sonsuza dek aynıdır.”
(İbraniler 13:8)
İhsan
Özbek, İbranilerin 13:8’inci ayeti üzerinde şu yorumu yapar: “Konudan konuya atlasak da, iman yaşamımız için nereden örnek, nereden destek bulacağız sorularını sorsak da geleceğimiz nokta hep aynıdır:
İsa Mesih. O’nun sağladıkları geçici değildir, bağlılığı insanlarındaki gibi sınırlarla kısıtlanmamıştır. İsa Mesih’e ne zaman gereksinim duysak yanımızda olacaktır. Çünkü O bize şöyle dedi: “Ben Rab’bim, değişmem” (Malaki 3:6) Bizde İsa Mesih’e övgülerimizi sunarken Mezmur yazarı gibi, “Ama sen hep aynısın, yıların hiç tükenmeyecek” (Mezmur 102:27) diyebiliriz. İsa Mesih başlangıçta neydiyse, şimdi de O’dur ve gelecekte de aynı kalacaktır. O’nun kimliği, özyapısı, niteliği hiçbir zaman hiçbir durumda değişmemiştir, değişmeyecektir. İsa “kendisinde değişiklik ya da döneklik gölgesi olmayan” Tanrı’dır. (Yakup 1:17)”
7
İslâm tarihine bakarsak “
Kelâmullâh”ın yaratılıp yaratılmadığı hakkında Müslüman ilâhiyatçıların hepsinin aynı görüşte olmadıklarını görüyoruz. İşte Kur’ân’ın yaratılmış olup olmadığı sorunu, daha sonra Abbasi halifesi
Me’mun (813-833) zamanında yirmi yıl süren bir kargaşaya neden olmuştur.
8 Örnek olarak, Cehm İbn
Safvân (ö. 833), Tanrı’nın sözünün yaratılmış olduğunu söyledi. Öbür taraftan Ahmet
İbn Hanbel (M.S. 780-835) ____________________
7. Özbek,
İman... İncîl’in “İbranilere Mektup” Bölümü Üzerinde
Bir Yorum Çalışması, s. 130.
8. Ateş,
Yeniden İslâma II, s. 7.
Tanrı’nın Sözünün yaratılmadığını söylemiştir. Ahmed İbn
Hanbel’in şöyle söylediği rivayet edilir: “Kim Kur’an’ı okumanın yaratılmış olduğunu düşünürse, o bir Cehmi’dir ve Cehmi de bir kafirdir.”
9
El-Eş’ari de (M.S. 873-935), Tanrı’nın sözlerinin yaratılmamış ve ebedi olduğunu söylüyordu,
Mu’tezile mensupları ise Tanrı’nın Sözü yaratılmıştır diyorlardı. Kur’ân-ı Kerîm hakkında yaratılmış olup olmadığı konusu ile ilgili şiddetli tartışmalar oldu.
10
Abbasî Halife
al-Me’mûn döneminde sünni kelamcıların çoğunluğu, Kur’an’ın Allah’ın ezeli ve yaratılmamış bir sözü veya kelamı (Arapçası Allah’ın Kelamı anlamındaki,
Kelamullah’dır ve Nisa 4:171’de İsa için kullanılan “
Allah’ın Kelimesi” anlamındaki “
Kelimetullah”dan ayrılmıştır) olduğunu kabul ediyorlardı. Diğerleri, özellikle de Me’mun’u destekleyen
Mu’tezile kelamcıları, Kur’an’ın Allah’ın yaratılmış kelamı olduğu ve ezeli olmadığını ileri sürerek buna karşı çıkmışlardır.
11 Zamanla, “Tanrı’nın Sözü ezelîdir (yaratılmamış)” şeklindeki
Eş’arilerin görüşü, Müslümanlarca sahih olarak kabul edilmiştir.
12 El-Eş’arî herşeyden önce, kırk yıl içinde bulunduğu
Mu’tezile ekolünü terketmiş,
Ehl-i Sünnet’in bir kanadını oluşturmuştur.
“
El-Eş’ari önceleri Mu’tezile idi. Bir noktadan sonra
Mu’tezile’nin ilâhi adalet ve Kur’ân-ı Kerîm’in yaratılmış
olduğu tezlerini redderek Basra’daki büyük camide bunu halka
ilân etti. Bir cuma günü kürsüye çıkarak yüksek sesle şöyle
bağırdı: Beni tanıyan tanır. Beni tanımayanlara ise
kendimi tanıtayım. Ben filan oğlu filanım. Kur’ân-ı
Kerim’in yaratılmış olduğu ve Allah’ın gözle görülemiyeceği
tezlerini savundum... Şimdi bunların hepsini yalanlıyorum.”
13
Eş’arî, “
Kelâmullah” hakkında
Hanbelî düşüncesini benimser gözükmektedir. Ona göre Allah’ın kelâm sıfatı ezelîdir. Şayet Allah’ın kelâmı ezelî olmazsa ve zaman içinde yaratılmış olsa, Allah kelâmı yaratılmadan önce Allah dilsiz olmuş olacaktı.
____________________
9. Watt,
İslâm Düşüncesinin Teşekkül Devri, s. 179.
10. Yazıcıoğlu,
Kelâm Ders Notları, s. 42-46.
11. Watt,
Kur’an’a Giriş, s. 192.
12. Cate,
Each Other’s Scripture; The Muslim’s Views of the
Bible and the Christian’s Views of the Qur’an, s. 11-13.
13. Yazıcıoğlu,
Kelâm Ders Notları, s. 53 & 62; İbn en Nedîm,
Fihrist, Kahire, s. 271; Bedevî, c. I, s. 264.
Halbuki ezelî olarak konuşma sıfatı kendisinde mevcuttur. Kur’ân-ı Kerîm ezelî hakikâtleri ihtiva etmekle ezelî olmaktadır.
14
Abbasî Halifesi
al-Memûn, Kur’ân’ın ebedî olduğuna ve buna inanmanın şart olduğuna dair bir kanun çıkarttı. Bu kanuna uymayanlar devlet gücü ile falaka, hapis ya da ölüm cezasına çarptırıldılar.
15
İmam
Beyhakî,’nın (M.S. 994-1066)
Kitabü’l Esmâ ve’s Sıfat
adlı kitabında naklettiğine göre:
16
İbn ul Cerrah (ö. 941): “Her kim Kur’ân’ın yaratıldığını
düşünürse, o kişi kâfirdir.” demişti.
Yezid b. Haravan: (ö. 684) “Allah’ın Sözü yaratılmıştır
diyen bir kimse zındıktır (dinsiz)”; demişti.
Müzenî (ö. 878), (Şafiî’nın öğrencisi): “Her kim Kur’ân
yaratılmıştır derse, o kâfirdir.” demişti.
AbdurRahmân b. Mehdi: “Eğer elimde bir kılıcım olsaydı, ve
bu köprü üzerinde bir kimsenin Allah’ın Sözü yaratılmıştır
dediğini duysaydım, onun kafasını keserdim.” demişti.
İbn Hanbel (M.S. 780-835): “Kur’ân her açıdan
yaratılmamıştır.” demiştir.
Tüm bu görüşler doğrultusunda, Tanrı’nın Sözü yaratılmamış ise, o zaman ebedidir, ve ebedî ise, o zaman değiştirilemez, tahrif edilemez. Nitekim Ebü’l-Fadl
es-Suudi ve Ebü’l-Beka Salih
el-Caferî (ö. 1221) gibi en eski ve en saygıdeğer Müslüman müfessirler (Kur’ân yorumcular) Hıristiyanların kullandığı Tevrât, Zebûr ve İncîl’i olduğu gibi kabul etmişlerdir.
17
“Ne yerde, ne de kendi canlarınızda meydana gelen hiçbir
musîbet (âfet, hastalık) yoktur ki biz onu
yaratmadan önce,
bir kitapta (yazılmış ezeli bilgimizde tesbit edilmiş)
olmasın. Doğrusu bu, Allâh’a kolaydır.” (Hadid 57:22)
____________________
14. İbid. s. 71.
15. Seale,
Muslim Theology: A Study of Origins with Reference to
the Church Fathers, s. 67.
16. Sweetman,
Islam and Christian Theology, 1 Kısım, 2. Cilt,
s. 116-117.
17. Moran,
Hakikat ve Dalalet, s. 8.
“Apaçık Kitab’a andolsun ki Biz, düşünüp anlamanız için
onu Arapça bir
Kur’ân yaptık, O katımızda bulunan
ana
Kitapta(Levh-i Mahfuzda)dır.” (Zuhruf 43:2-4)
“Bilmez misin ki Allâh gökte
ve yerde ne varsa hepsini bilir.
Bu (bilgisi), bir Kitâb içinde (
Levh-i Mahfuzda)dır. Bu,
Allâh’a kolaydır.” (Hac 22:70)
Levh-i Mahfûz, korunmuş levha demektir. Yani, Kur’ân-ı Mübinin Allah resûlüne vahy edilmeden önce bulunduğu yer, her türlü tağyır ve tahriften uzaktı. Bu konuda İmamı
Gazzâlî (M.S. 1058-1111) şöyle der: “Alemin yaratılışından sonuna kadar ne olup bitecekse Allah hepsini takdir ve kaza edip yazmıştır. Buna, Kur’ân-ı Kerîm’de geçtiği üzere, kâh “
Levh-i Mahfûz”, kâh Kitab-ı Mübin”, kâh İmamı mübin” denilir.” Ayrıca,
Levh-i Mahfûz hakkında, Kitab-ı Müeccel, Kitab-ı Ma’lûm, Kitab-ı Hafıyz, Kitab-ı Meknûn, Ümmül’l Kitap, deyimleri de kullanılmıştır.”
18
“
Allâh demişti ki: ‘
Ey İsâ, ben seni öldüreceğim, bana
yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve
sana uyanları ta kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin
üstünde tutacağım.” (Al-i İmrân 3:55)
Koçyiğit’ın Al-i İmrân 3:55 üzerine tefsiri şöyle: “Allahu Ta’âlâ tefsîrini yaptığımız âyet-i kerîmede, İsâ’ya tâbi olanları,
kıyamete kadar kâfirlere üstün kılacağını beyan buyurmuştur. Allah’ın va’di şüphesiz haktır. Bu gün Hıristiyanların himmetiyle ayakta durabilen Yahudiler elbette kıyamete kadar yaşayacaklardır.”
19 Bu ayete göre İsâ Mesih’i inkâr edenler ne zamana kadar şuçlu bulunacak?
Ta ki kıyamet gününe kadar! Yani, Tanrı İsa’ya uyanları ta kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin üstünde tutacağım diyor. O zaman şu soruyu sormak lazım: Eğer İncîl sağlam olmazsa, bu insanlar İsa’ya nasıl uyacaklar? İsa’ya inananların elinde bu İncîl sağlam kalmalı ki, onlar da İsa’ya, doğru bir şekilde uysunlar. Çünkü Mesih İnanlılarının hepsi İncîl’in söylediğine göre Mesih’e uymaya çalışırlar. Çünkü İncîl şöyle der: “
Tanrı’da yaşıyorum diyen, Mesih’in yürüdüğü yolda yürümelidir.” (1 Yuhanna 2:6) Bu da ancak Tanrı’nın Sözü olan İncîl’in sağlam kalması ile mümkün olacak bir gerçektir. Madem ki Kur’ân’a göre, İsâ Mesih’in İncîl’de bulunan sözleri ta kıyamet gününe kadar geçerli olacak, o zaman İncîl’in kıyamet gününe kadar değiştirilmesi mümkün olamaz.
____________________
18. Çantay,
Kuran’ı Hakim ve Meal-i Kerim, s. 1.167.
19. Koçyiğit,
Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Tefsiri, 2. Cilt, s. 97.
Yazar: Daniel Wickwire
Kaynak:
http://www.hristiyan.net