Kutsal Kitap çalışmaları konusu
1107 kez okundu,
7 kez cevaplandı. En son mesaj
Fırat Çölgeçen tarafından gönderildi.
Kutsal Kitap çalışmaları konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>

24-07-09, 22:50
Fırat Çölgeçen
Tanrı Sözünü İkrar Etmek
İkrar, imanın kendini ifade etmesidir; imanın ikrarı gerçeği yaratır. Bir kişinin inancını, söyledikleri aracılığıyla keşfetmek her zaman mümkündür. İsa'ya göre,
" Ağız, yürekten taşanı söyler. " Bir insanın ikrarı yanlışsa; inancı yanlıştır. İnancı yanlışs; düşünceleri yanlıştır. Düşünceleri yanlışsa; onun aklı Tanrı'nın Sözü aracılığıyla yenilenmemiş demektir. Her üçü - inanç, düşünce ve açıklama - birbirine bağlıdır. Düşüncelerimiz düzelsin diye Tanrı, Sözü'nü vermiştir.
İkrar, ozaman iman ettiğimiz bir şeyi açıklamaktır. İkrar, bildiğimiz bir şeye tanıklık etmektir. İkrar, kabul ettiğimiz bir gerçeği bildirmektir.
İsa onlara şöyle buyurdu: " Dünyanın her yanına gidin, Müjde'yi bütün yaratılışa duyurun. " ( Mar. 16:15 )
Dünyanın müjdeyi duyması, Tanrı'nın Sözü'nü ikrar veya vaaz etmemiz aracılığıyla olacaktır. Sözü dünyayay götürmezsek, Tanrı bir şey yapsın diye dua etmemiz boşunadır. Sadece dua etmemizle insanların kurtuluşunu sağlayabilseydik, dünyanın her yerine müjdecileri göndermek gerekmezdi. İsa'nın buyruğu uyarınca, 12 öğrenci Sözü her yerde vaaz ederek dolaştılar.
Öğrencileri de gidip Tanrı sözünü her yerde yaydılar: Rab onlarla birlikte çalışıyor, görülen belirtilerle sözünü doğruluyordu. ( Mar. 16:20 )
Tanrı, öğrenciler Sözü vaaz edene dek bir şey yapmadı. Onlar vaaz ettikten sonra belirtiler gelmeye başladı. Ayrıca bu belirtiler, imanın ardından değil; Sözün vaaz edilmesinden sonra geldi.
İkrar olmadan iman olmaz. Pavlus, " Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler ? Tanrı sözünü yayan ( İkrar eden ) olmazsa nasıl duyacaklar ? " diye yazmıştı. Aynı şekilde günlük hayatımız ve konuşmalarımızda, iman ikrar yoluyla ifade edilir; iman ( aynen sevgi gibi ) bir yürek ve ruh meselesidir. Söz veya eylem olmadan sevginin var olmadığını biliyoruz. İnsanlarda sevgiyi ne içerden, ne dışardan mantık yoluyla oluşturabiliriz. Bu yüreğe bağlıdır.İkrar olmadan iman olmaz. İmanlının ikrarı, yaşamının sınır taşlarını belirtir.
Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa " Kalk denize atıl! " der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir. ( Mar. 11:23 )
İsa'nın sözlerine göre, söylediğimize inanırsak bu meydana gelecek - başarı ya da yenilgi, hastalık ya da sağlık, zayıflık ya da güç. Mesih inanlıların çoğunun zayıf olmalarının nedeni, Mesih'de kim olduklarını ikrar etmeye cesaret edememeleridir. Bir imanlının ikrarı, hayatının ( Yukarıda dediğimiz gibi ) sınır taşlarını belirtir. Eski Antlaşma'da da, bu gerçeğin Kenan diyarını araştırmaya gönderilen 12 İsrailoğlunun hayatlarında betimlendiğini görürüz: Say. 13:25-33 ; Say. 14:6-10,36,37; Say. 14:27-29, 31-33, 38; Yeşa 14:6-14 ; İbr. 3:16-19; İbr. 4:1, 2.
İnsanın karnı ağzının meyvesiyle, dudaklarının ürünüyle doyar. Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır. ( Özd. 18:20, 21 )
Devamı var.
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Yalnız inanmak değil, anlamak da gerekmektedir.
Kutsal Kitap çalışmaları
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap çalışmaları

25-07-09, 00:15
ortodoksmoderator
Iman etmenim ile ikrar etmenin arasιnda arιnmak var.
Kilise'ye sadιk kalmak.

Itaat etmek.
Bol bol dua etmek.
Oruc tutmak...
Olulerin dirilisine yurekten inanmak.
Kutsal Kitap çalışmaları
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap çalışmaları

25-07-09, 11:03
Holy Mountain
Syn ortodoksmoderator,çok güzel resimler paylaşım için tşkler.
Kutsal Kitap çalışmaları

† İsa: "Yol,Gerçek Ve Yaşam Ben'im" Dedi."Benim Aracılığım Olmadan Baba'ya Kimse Gelemez" †

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap çalışmaları

25-07-09, 14:16
Fırat Çölgeçen
Sayın ortadoksmoderator, resimlerle anlatılanlar - roman ile şiir karşılaştırması gibi - çok şeyi ifade etmiş. Emeğinize sağilk !
Çalışma konusuna devam edelim:
Eğer bir gün dibe vurduğunuzu farkederseniz, bunun sebebi iman ettiğiniz şeylerdir. Her mücadelede her zaferde ve Tanrı'dan aldığımız her şeyde; Tanrı'ya düşen bir pay ve bize düşen bir pay vardır: Burada, bizim rolümüz vardır. Bir başarısızlık varsa; bu, bizim yüzümüzden olacaktır. tanrı, başarısız olmayacaktır. Bize düşen payı yerine getirmeye bakarsak; yanıt alacağımızdan ve zafer kazanacağımızdan emin olabiliriz.
Orada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın vardı. Birçok hekimimn elinden çok çekmiş, varını yoğunu harcamış, ama iyileşeceğine daha da kötüleşmişti. kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle kalabalıkta O'nun arkasından gelip giysisine dokundu. İçinden " Giysisine bile dokunsam kurtulurum. " diyordu. O anda kanaması kesiliverdi.Kadın, bedeninin derinliğinde acıdan kurtulduğunu hissetti. İsa ise, kendisinden bir gücün akıp gittiğini hemen anladı. Kalabalığın ortasında dönüp, " Giysilerime kim dokundu ? " diye sordu. Öğrencileri O'na, " Seni sıkıştıran kalabalığı görüyorsun ! Nasıl oluyo da, " Bana kim dokundu, diye soruyorsun ? " dediler. İsa kendisine dokunanı görmek için çevresine bakındı. Kadın da kendisindeki değişikliği biliyordu. Korkuyla titreyerek geldi, İsa'nın ayaklarına kapandı ve O'na bütün gerçeği anlattı. İsa ona, " Kızım " dedi, " İmanın seni kurtardı. esenlikle git. Acıların son bulsun. " ( Mar. 5:25-34 )
Kadının ilk yaptığının, iman ettiğini söylemek olduğunu görüyoruz. Olumlu ikrar yerine olumsuz bir biçimde de ikrar edebilirdi. Hiç bir yararı olmadığını ve ölümün daha iyi olacağını söyleyebilirdi. Ama olumlu konuştu. Biz yenilirsek, dudaklarımızla yenilyoruz.
Davranışlarımız ya bizi yener ya da başarımıza yardım eder. Davranışlarımıza göre, ya alırız ya da almamız engellenir. Bu kadın, imanını eyleme döktü.
Duygu ve şifanın, konuşma ve davranıştan sonra geldiğini farkediyoruz. Kişi, söylemeyi ve harekete geömeyi istemeden önce, duyguları hissetmeyi ve şifa almayı istiyor.
İsa, başkaları da kendisinden bir şey alabilsin diye başkalarına da anlatmamızı istiyor.
Bu dört adımın, Davut'un yaşamında gerçekleştiğini görüyoruz. Çünkü o, yaşamının sınır taşını belirleyip ağzının ikrarına sahip oldu.
Davut, " Sen kılıçla, mızrakla, palayla üzerime geliyorsun " diye karşılık verdi. " Bense meydan okuduğun İsrail ordusunun Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB'bin adıyla senin üzerine geliyorum. Bugün RAB seni elime teslim edecek. Seni vurup başını gövdenden ayıracağım. Bugün Filistli askerlerin leşlerini gökteki kuşlarla yerdeki hayvanlara yem yapacağım.Böylece bütün dünya İsrail'de Tanrı'nın var olduğunu anlayacak. Bütün bu topluluk RAB'bin kılıçla, mızrakla kurtarmadığını anlayacak. Çünkü savaş zaten RAB'bindir ! O sizi elimize teslim edecek. ( 1. Sam. 17:45-47 ).
Davut, kendi gücünü değil; Tanrı'nın kuvvetine ve kudretine iman ediyordu.O, kendine güvenmiyordu. Tanrı'ya güveniyordu. Yüreğinde iman ettiğini ikrar etti.
Elini dağarcığına sokup bir taş çıkardı, sapanla fırlattı. Taş Filistli'nin alnına çarpıp saplandı. Filistli yüzükoyun yere düştü. ( 1. Sam. 17:49 )
Davut, imanı uyarınca harekete geçti. Kendi doğal duygularına, insansal mantığına kulak verseydi; bir devi sapanla öldürmenin imkansız olduğunu bilirdi. Dışsal insan mantığı değil, içsel iman sesini duymak için duyarlıydı.
Böylece Davut Filistli Golyat'ı sapan ve taşla yendi. Elinde kılıç olmaksızın onu yere serdi. ( 1. Sm. 17:50 )
Davut, İsrailliler için düşmanları Filistliler karşısında zafer kazandı.
Davut Filistli Golyat'ın başını alıp Yeruşalim'e götürdü, silahlarını da kendi çadırına koydu. ( 1. Sam. 17:54 )
Davut, zafer haberini yurdun her yanına yaydı.
1. olarak: iman ettiğimizi söylememiz;
2. olarak; iman ettiğimiz gerçekliğe göre hareket etmemiz;
3. olarak; gerçek olduğuna iman ettiğimizi almamız;
4. olarak; başkaları iman etsin diye Tanrı'dan ne aldığımızı anlatmamız gerekiyor.
Bunu yaparsak, iyilik için yaşamımızda sınır taşları koyabilir; kendimiz ve kardeşlerimiz için, Tanrı'nın Egemenliği için zafer kazanabiliriz. Güçsüzlüğümüzde güçlü kılınacağız ve kötü olanın ordularını bozguna uğratabileceğiz.
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Yalnız inanmak değil, anlamak da gerekmektedir.
Kutsal Kitap çalışmaları
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap çalışmaları

27-07-09, 00:02
Fırat Çölgeçen
Çok az Mesih inanlısı ikrarlarının Tanrı'nın planında nasıl bir yer aldığını anlarlar. İngilizcede, "ikrar " ve "itiraf " kavramları tek bir kelime ifade edilebilir. Bu açıdan , bu kavramların ne kadar birbirine bağlı olduğunu görürüz.
Bu nedenle " itiraf " sözcüğü kullanıldığında, insanın aklına günahlarını, zaaflarını ve başarısızlıklarını itiraf etmek gelir.Bu, ikrar/ititrafın olumsuz yanıdır. Ama ikrar/ititrafın olumlu yanı da vardır ( Rose Weiner ).
Hristiyanlık inancı - asırlar boyunca - " Büyük ikrar " olarak tanınmıştır. İngilizcede ayrıca " ikrar eden " sözcüğü, " inancı yüzünden zulüm gören Mesih inanlısı " anlamına gelebilmektedir Elçiler ve eski iman atalarımız Tanrı2nın Sözü'nü " cesurca ikrar edenler " di.
Şadrak, Meşak, Abed-Nego, " Bu konuda kendimizi savunma gereği duymuyoruz " diye karşılık verdiler. " Kızgın fırına atılsak bile, ey kral, kendisine kulluk ettiğimiz Tanrı bizi kızgın fırından kurtarabilir; senin elinden de bizi kurtaracaktır. Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız. ( Dan. 3:16-18 )
O zaman kral Nebukadnessar şaşkınlık içinde birden ayağa kalktı. Danışmanlarına, " Biz ateşin içine üç kişi atmadık mı? " diye sordu. Danışmanlar, " Kuşkusuz, ey kral " diye karşılık verdiler. Kral, " Ben dört kişi görüyorum " dedi. " Ateşin içinde yürüyorlar, bağlarından çözülmüş, hiçbir zarara uğramamışlar. Dördüncünün görünümü de bir ilahi varlığa benziyor. " Sonra kızgın fırının kapısına yaklaşarak, " Ey Yüce Tanrı'nın kulları Şadrak, Meşak, Abed-Nego dışarı çıkıp buraya gelin ! " diye seslendi. Bunun üzerine Şadrak, Meşak, Abed-Nego ateşin içinden çıktılar. Satraplar, kaymakamlar, valiler, kralın danışmanları onların çevresinde toplandılar. Adamların bedenlerinde ateşin hiçbir etkisinin olmadığını gördüler. Başlarındaki tek saç yanmamış, giysileri değişmemiş, ateşin kokusu üzerlerine sinmemişti. Bunu üzerine Nebukadnessar, " Şadrak, Meşak, Abede-Nego'nun Tanrısı'na övgüler olsun! " dedi, " Meleğini gönderip kendisine güvenen kullarını kurtardı. Onlar buyruğuma karşı geldiler, kendi tanrıları'ndan başka bir ilaha kulluk edip tapınmamak için canlarını tehlikeye attılar. ( Dan. 3:24-28 )
Bu adamların cesurca ikrarları sayesinde, Tanrı yüceltilip O'na hamdedildi. Kutsal Yazılara göre, Babil ilinde yüksek görevlere atandılar.
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Yalnız inanmak değil, anlamak da gerekmektedir.
Kutsal Kitap çalışmaları
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kutsal Kitap çalışmaları
Kutsal Kitap çalışmaları konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>
Türkçe olarak, Türkiye
Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen
Hristiyan olmak,
Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler,
Hristiyanlık ve
İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat,
sohbet,
bedava incil