Yusufi
"Misyonerler bu sorulara cevap veremedi" kopyala yapıştır tartışması
Peki benim de bir kaç sorum olacak.
En başta şu var.
Hıristiyanlığa göre Tanrı'nın ruhu, Meryem'in rahmine girerek İsa'da beden bulmakta.
Dolayısı ile İsa hem Tanrı, hem Tanrı'nın oğlu hem de Tanrı'nın sözü yani İncil'in kendisi oluyor.
Burda takıldığımız bazı durumlar var.
Bir arkadaş bir cümle kurmuş. Kurana inanmak için İncilin değiştiğini söylemek vs.. gibi. Kurana, İncilin değiştiğine olan inancımızdan iman etmiyoruz öncelikle. Bir yanlışlık var sanırım.
Kendimi ateizmin içinde gibi görmeye çalıştım bir dönem.
Nasıl bir Tanrı düşünürdüm diye.
Benim Tanrım herşeyden evvel tek olmalıdır dedim. Kendini parçalara bölmemelidir. Bize kendini 3 sıfat'da göstermemelidir.
İncil'e göre hiçbir şey yokken, İsa vardı.
Peki şöyle baksak.
İsa, bir yaratan mıdır? Yoksa yaradılan mıdır?
Çünkü eğer, yaratansa insan değil.
yaradılansa Tanrı değil.
Bu çok önemli bir nokta.
Diğer taraftan, 1+1+1=nasıl 1 olabilir?
İsa 3 gün ölü kaldı. Peki İsa'nın ölü kaldığı 3 gün boyunca, evren'i kim yönetti?
İncil'in orjinali grekçe iken, en eski incil 4. asırda bulundu. Yani onun öncesindeki inciller yok ortada.
Tarihsel sürece baktığımız zaman, süre kıstası ile günümüze en yakın din İslamdan sonra Hıristiyanlık.
Bugün İsa'ya Rab olarak bakıldığını görüyoruz.
600 yıllık bir dönem içinde İsa'ya Tanrı sıfatının yakıştırıldığını gördüğümüz zaman, aklıma buda ve konfiçyus örnekleri gelmekte.
Temelde ahlaki kurallar hep aynı.
Baktığımız zaman, Buda'nın veya Konfiçyus'un da aslında bir peygamber olmadığını iddia edemeyiz kesin olarak. Çünkü Rab, hiçbir milleti peygambersiz bırakmamıştır ve elçi göndermekten de geri kalmamıştır.
600 yıllık bir süreç içinde İsa'nın Tanrı olduğu inancı yayılmışsa, Budizm'i de sorgulamak gerek aslında. (Ahiret inancı hariç)
Kafamda takılan sorular aslında çok fazla. Karmaşa halinde.