(Müjde’yi Duyurma ve Öğrenci Yetiştirme)
İÇİNDEKİLER
Önsöz
I.Genel Bakış
II. Müjdeleme ve Öğrenci Yetiştirmeye Bakış
III. Mesih’in Öğrencisi Olma Ayrıcalığı
IV. Mesih’i Taklit Etmek
V. Kutsal Ruh
VI. Mesih ve Müjde Uğruna
Kısaltmalar:
BİA: Belçika İnanç Açıklaması
WİA: Westminster İnanç Açıklaması
WUİ: Westminster Uzun İlmihal
Hİ: Heidelberg İlmihali
III. MESİH’İN ÖĞRENCİSİ OLMA AYRICALIĞI
III.1-) Adanmışlık
III.2-) Mesih’i İzlemenin Bedeli
III.3-) Mesih’e Sevgi ile Bağlı Olmak
III.4-) Mesih’i İzlemek; Mesih’e Benzemek
III.5-) Öğrenmek-Öğretmek
III.6-) Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek
III.7-) Tanrı Halkı ve Dünya
III.8-) Dua ve Vizyon
III.9-) Tanrı Halkı ve Ruhsal Savaş
III.1-) Adanmışlık:
Matta 11:29 Ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm.
Boyunduruğuma girin ve benden öğrenin, böylece canlarınız huzur bulur.
30 Boyunduruğum kolay taşınır, vereceğim yük de hafiftir.»
“Elçi –Havari” ya da
“Resul” olmak çağrılmış ve ayrılmış olmak ile ilişkilidir. Mesih’in
“yumuşak huylu ve alçakgönüllü olan boyunduruğu” altına girmeden O’ndan öğrenemeyiz. Mesih’in boyunduruğu altına girmeden O’na benzeyemeyiz. Canlarımız Mesih’in hafif olan boyunduruğunda esenlik bulmadan
“ayaklarımızda esenlik Müjdesi yayma hazırlığı” olamaz (Efesliler 6:14-15).
Böylece Mesih’in öğrencisi olma ayrıcalığımız Mesih’e tam bir itaat sorumluluğumuzdan ayrı düşünülemez. Mesih İsa kendi öğrencilerinden yüksek başarı, söz kabiliyeti gibi vasıflar beklemiyor; hatta Mesih’in öğrencilerinin çok zeki kimseler olması bile gerekmiyor.
[1] Mesih’in boyunduruğuna teslim olmak bir şeyi getirecektir; Mesih’e benzer olmayı. Yarışı tamamlayacak ya da savaşı kazanacak olan biz değiliz, Mesih’in kendisidir.
Hristiyan ismi
“Mesih’e benzeyen” demek olduğundan Mesih’in öğrencileri dünyanın standartlarını değil, Mesih’in yolunu takip ederek O’na benzer olacaklardır –Müjde’nin uluslara yayılması sırasında uluslar bir şeyi fark ettiler; Mesih’e inanalar da aynen O’na benzemektedir (Elçilerin İşleri 11:25-26).
Mesih’in kimliğini doğru bilmek (Matta 16:16, Yuhanna 1:45, 49), O’nun Rab, bizim ise günahkar bir insan olduğumuzu bilmek (Luka 5:8) Mesih’in öğrencisi olmanın başlangıcıdır. Bundan sonra izlememiz gereken tek yol Mesih’e bakarak yürüyeceğimiz çarmıh yoludur (Matta 10:38-39).
III.2-) Mesih’i İzlemenin Bedeli:
Matta 10: 34 "Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.
35 Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
36 'İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.'
37 Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.
38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.
Mesih’in bu sözleri Mesih’e ve Müjde’ye adanmışlığı gerektirmektedir. Aileniz ve akrabalarınız tarafından reddedilseniz bile yüklenmiş olduğunuz çarmıhı bırakamazsınız. Çarmıhı taşımak, Mesih’in ve Müjde’nin uğruna hayatını bile gözden çıkarmayı gerektirir. Yüce Görev böyle bir
‘teslim oluş’ içindeki kimseleri beklemektedir.
Mesih’in hafif olan boyunduruğu altına girmek, hayatını Mesih’e teslim etmek anlamına gelir:
[2]
Matta 11: 29 Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.
Bu ayetin anlamı açıktır; Mesih’e teslim olmak, teslim olma yoksa, öğrenme de yoktur; öğrenme yoksa Yüce Görev yapılamaz. Ancak Önderlik ve Müjdeleme konusundaki kötü hatıralar dikkate alınırsa insanların genelde diğerlerini kendi boyunduruğu altına almaya çalıştıkları gözlemlenebilir –bu durumda ortada olan boyunduruk, içinde Mesih’in olmadığı bir boyunduruk olacaktır.
Ya, Mesih’in boyunduruğu altına girer O’nun yönlendirmesiyle Tanrı’nın Krallığına doğru ilerlersiniz ya da insanları kendi krallığınıza doğru sürüklersiniz.
[3]
Mesih’in Kefarnahum’daki havrada öğretişinden sonra (Yuhanna 6:26-59), o güne kadar O’nu izleyen büyük bir çoğunluğun
“Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?” diye kendileri ve Mesih’in öğretişi ile bir yüzleşme durumuna gelmişlerdi (Yuhanna 6:60). Mesih, Krallığın Müjdesini açtıkça bir çoğu buna dayanamadı ve ayrıldılar:
Yuhanna 6: 66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.
67 İsa o zaman Onikiler'e, "Siz de mi ayrılmak istiyorsunuz?" diye sordu.
İşte, Mesih’i kabul ettiğine tanık olduğumuz kişilerin çoğunun zaman içinde ayrılması kişilerin genelde zaman içinde Mesih’in hayatı ve kendi hayatlarıyla, Mesih’in yolları ve kendi yollarıyla, Mesih’in öğretisi ve kendilerinin kabul etmek istediği öğreti arasındaki farkı keşfetmeleri ile açığa çıkar
–Dünyasal krallıkla Mesih’in Krallığını birbirine karıştırmamak gerekir.
İnsanlar genel de Mesih’in Kurtarıcılığını ve kendilerine gösterdiği sevgiyi kabul ederler. Ancak zaman içinde Mesih’i kabul ettiğini düşünen bazı kimseler Mesih’in Rab’liğini kabul etmeyi istemezler. Kurtuluşu, sonsuz yaşamı, bereketleri hepimiz isteriz; burada bir sorun yok. Sorunumuz şudur; Mesih’in boyunduruğu altına girmeyi istemememiz, eski yaşantımızdan ve eski yollarımızdan dönmeyi istemememiz, sevgiyle, yumuşak huylulukla kiliseye hizmet istemememizdir.
Ancak Mesih kendisine koşulsuz itaat etmemizi bekler. Sonsuz yaşam için ne yapılmasını soran birine Mesih söyle demiştir (Markos 10:17-27):
[4]
Markos 10: 21 Ona sevgiyle bakan İsa, "Bir eksiğin var" dedi. "Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle."
Çünkü ya Mesih’in yanındayızdır ya da değilizdir. İkisi birden mümkün değildir:
I.Korintliler 10: 21 Hem Rab'bin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rab'bin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.
Yüreklerimizde dünya ve benlik mi, Mesih mi hüküm sürüyor? Hayatımızı kendi planlarımız, kendi öncelik ve arzularımız mı, Kelamın öğretisi mi yönlendiriyor?
Mesih’in getirdiği Müjde sadece koşulsuz bir itaat değil; yeni yaşamın meyvelerinin de görülmesini gerekli kılmaktadır. O halde
“Hristiyan oldum” demek hayatını Tanrı’nın Krallığının yasasına yönlendirmek demektir. Dağdaki vaaz bu konuda yeterince açıktır:
Matta 5: 16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!
20 Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler'inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz!
22 Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul'da yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir.
29 Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.
44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.
III.3-) Mesih’e Sevgi İle Bağlı Omak:
Kişiler Mesih sevgisi ile olmaksızın çarmıhı günlük olarak taşıyamazlar:
Markos 8: 34 … Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.
Mesih’e sevgi ile bağlı olmak da O’na itaat etmeyi gerekli kılar:
Yuhanna14: 21 Kim
buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte
beni seven odur. Beni seveni Babam da sevecektir. Ben de onu seveceğim ve kendimi ona göstereceğim."
23 İsa ona şu karşılığı verdi: "
Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever. Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız.
Mesih’e sevgi ile bağlı olmak aynı zamanda Mesih’in bedeni olan kilise topluluğuna da Mesih’e hizmet eder gibi hizmet etmeyi gerekli kılar (Matta 25:31-36):
[5]
Markos 10: 44 Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun.
45 Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.
Tek tek her bir Hristiyanın Mesih ile olan birlik ve paydaşlığı onları aynı zamanda birbirleri ile paydaşlığa getirir:
I.Yuhanna 4:20 Eğer
bir kimse, «Tanrı'yı seviyorum» der ve kardeşinden nefret ederse, yalancıdır. Çünkü görmüş olduğu kardeşini sevmeyen, görmemiş olduğu Tanrı'yı sevemez. 21«
Tanrı'yı seven, kardeşini de sevsin» diyen buyruğu Mesih'ten aldık.
Hristiyanların birlik ve paydaşlık içindeki yaşamları Mesih’in kurtarıcılığının bir başka şekilde dünyaya ilan edilmesidir:
Yuhanna 17:20-21 «Yalnız onlar için değil,
onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar.
Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.
Mesih’in Öğretisini sevgi ve bağlılık olmaksızın taşıyabilmek zordur. Bu yüzden de O’nu takip eden kalabalıklar aslında gerçek öğrencilerin sayısını göstermez. Çarmıhtan sonra Petrus’un yaklaşık yüz yirmi kişilik bir toplulukta önderlik yaptığını görüyoruz (Elçilerin İşleri 1:15-16).
Mesih İsa hastaları iyileştirirken O’nu izleyen kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 4: 25
Celile, Dekapolis, Yeruşalim, Yahudiye ve Şeria Irmağı'nın karşı yakasından gelen
büyük kalabalıklar O'nun ardından gidiyordu.
İsa’nın kalabalıklara yönelik konuştuğu büyük vaazını dinleyenler çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 5: 1 İsa
kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi.
Matta 8: 1 İsa dağdan inince büyük bir kalabalık O'nun ardından gitti.
İsa’nın havralarda öğrettiği kalabalıklar, şifa verdiği insanlar ve bütün bu öğretiş ve mucizelerine tanık olan kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 9: 35 İsa
bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel
egemenliğin Müjdesi'ni duyuruyor,
her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.
36 Kalabalıkları görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar.
İsa’nın balık ve ekmeği çoğaltarak doyurduğu kalabalıklar (Matta 15:32-38), İsa Mesih Yeruşalim’e girerken O’na övgü sunan kalabalıklar çarmıhtan sonra neredeydi?
Matta 21: 9
Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı:
"Davut Oğlu'na hozana!
Rab'bin adıyla gelene övgüler olsun,
En yücelerde hozana!"
Bütün bu kalabalıklar Göklerin Egemenliğinin bereketlerini kabul ediyorlardı; ancak Mesih’i izlemenin gerektirdiği sorumlulukları taşımak istemiyorlardı; Mesih’in kurtarıcılığını, bereketlerini, mucizelerini, armağanlarını istiyorlardı ancak Mesih’in RAB olarak hayatlarına hükmetmesini istemiyorlardı; onlar hem Mesih ile hem dünya ile dost olmak ve kendi hayatlarını kendileri yönetmek istiyorlardı:
[6]
Yakup 1: 7-8 Her bakımdan
değişken, kararsız olan kişi Rab'den bir şey alacağını ummasın.
Yakup 4: 8 Tanrı'ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkârlar, ellerinizi günahtan temizleyin.
Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın.
Böylece İsa Mesih kendisine “Rab” diyerek ardından gelmek istediğini belirten ama önce evindekilerle vedalaşmayı arayan kişilere
“Sabanı tutup da geriye bakan, Tanrı'nın Egemenliği'ne layık değildir” demiştir (Luka 9:61-62).
Böylece Mesih İsa ve Müjde uğruna fedakarlık yapmak istemeyenler bir gerçek ile karşı karşıya kaldılar. Göklerin Egemenliği Müjdesinin “çok çetin” olduğu gerçeğine dayamadılar ve
“bunu kim kabul edebilir” dediler (Yuhanna 6:60):
Yuhanna 6: 66 Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular.
Burada dikkat çeken diğer bir unsur da Mesih’in, öğrencilerin sayıca çokluğu için gitmek isteyen kimseleri kendisine geri dönmesi için bir şeyler yapmadığıdır. Eğer Tanrı’nın Egemenliği için hizmetçi olmak isteyenler varsa acı, sıkıntı ve ölüm dahil olmak üzere her şeyi göze almaları gerekiyordu:
Matta 10: 22
Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.
Matta 24: 9 "O zaman
sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek.
Yüce Görev öyle önemli bir şeydi ki, Mesih adından dolayı yargılanma ve mahkum edilme durumda bile bir öğrencinin görevi Mesih’e tanıklık etmekti:
Luka 21:12 Ama bütün bu olaylardan önce
sizi yakalayıp zulmedecekler. Sizi havralara teslim edecek, zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların, valilerin önüne çıkarılacaksınız.
13 Bu size tanıklık etme fırsatı olacak.
14 Buna göre kendinizi nasıl savunacağınızı önceden düşünmemekte kararlı olun.
15 Çünkü
ben size öyle bir konuşma yeteneği, öyle bir bilgelik vereceğim ki, size karşı çıkanların hiçbiri buna karşı direnemeyecek, bir şey diyemeyecek.
16
Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve
bazılarınızı öldürtecekler.
17
Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek.
Bu yüzden de kendisini izlemek isteyenlere Mesih İsa dünyasal bir onurları olmayacağını açıkça söylemişti:
Luka 9: 57 Yolda giderlerken bir adam İsa'ya, "Nereye gidersen, senin ardından geleceğim" dedi.
58 İsa ona, "
Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.
Böylece Mesih kendisini izlemek isteyenlerin dünyasal bir onurları bir yana bütün varlıklarını da gözden çıkartmaya hazır olmalarını istedi (Luka 14:33). Aksi bir durum dadını yitirmiş tuz olmak anlamına geldiği için, Mesih’in işine yaramayacaktı:
Luka 14: 33 Aynı şekilde
sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz.[7]
34 "Tuz yararlıdır. Ama
tuz tadını yitirirse, bir daha nasıl o tadı kazanabilir?
35
Ne toprağa, ne de gübreye yarar; onu çöpe atarlar. İşitecek kulağı olan işitsin.
Açıkça görülüyor ki, Mesih’e sevgi ile bağlanmadan kimse çarmıhı taşıyamazdı. Mesih’in öğrencileri olmak demek, çarmıhı sadece Mesih’in istediği şekilde taşımak demekti; öğrenciler çarmıhı kendi yaşam şekillerine ya da kültürlerine göre değil, Mesih’in öğretisine teslim olarak taşımak durumundaydı. Bu da koşulsuz bir itaati, yani
“kul” itaatini gerekli kılmaktaydı;
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez” diyen Mesih (Matta 6: 24), öğrencilerinin dünyayı bırakarak kendisine kulluk edebileceklerini bildirmiş, sadece ve sadece Mesih’e kulluk etmekle yükümlü olmayı arzulamalarını istemişti.
[8]
III.4-) Mesih’i İzlemek; Mesih’e Benzemek:
II.Korintliler 3: 17
Rab Ruh'tur, Rab'bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır.
18 Ve biz
hepimiz peçesiz yüzle Rab'bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O'na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.
Yüce Görev ancak Mesih’e bezediğimiz oranda başarılı olabilir. Bu yüzden ilk imanlılar ile Mesih arasındaki benzerliği görenler onlara
“Mesih’e benzeyen” anlamında Hristiyan demişlerdi (Elçilerin İşleri 11:25-26).
Mesih’in boyunduruğu altına girmiş kişiler Mesih’ten öğrendikçe Mesih’e benzeyeceklerdir. Mesih benzerliğinde ilerleyen kişiler gittikçe artan bir şekilde Mesih’in Krallığının yollarında ilerleyecek ve O’nun krallığını dünyaya doğru bir şekilde taşıyacaktır.
Bizler Müjde aracılığı ile sunulan vaatlere baktığımızda Mesih’in yüceliğini gördüğümüz gibi, dünyasallıktan da korunaraktan Tanrısal özyapıya ortak edilmekteyiz (II.Petrus 1:4).
Koloseliler 3: 10 eksiksiz bilgiye erişmek için
Yaratıcısı'na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz.
O halde Mesih’in öğrencileri olarak Yüce Görev için yola çıktığımızda sonsuzlukta giyineceğimiz
[9] Mesih benzerliğindeki yeni yaratılışımızı şimdiden pratik etmekteyiz. Bu da demektir ki, Yüce Görevi yerine getirmek için gerekli donanımı Mesih bizlere bağışlamıştır.
III.5-) Öğrenmek-Öğretmek:
Mesih’e adanmışlıkla ve sevgi ile bağlı olmak, öğrenci olmanın sorumluluklarını, zorluklarını iyi anlayarak Öğrenme-Öğretme
[vaaz, Müjdeleme, öğrenci yetiştirme] sorumluluklarımıza başlayabiliriz. Öğrenme ve öğretme görevine başlarken Mesih’te olduğumuz, artık yeni yaratık olduğumuz bilinciyle başlamalıyız (II.Korintliler 5:17). Bu yüzden de
öğretme adımının ilk basamağı olan
öğrenme dünyasal yollara değil; Mesih’in yollarına bağlı olarak yapılır.
Mesih’in Müjdesini öğretebilmek için öğrenmenin yolu da
“sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim” meyvelerini gerektirir (Galatyalılar 5: 22-23).
Kutsal Ruh’un meyveleri de Mesih ile birlikte yürüyen kimselerde kendisini gösterir. Bu durumda Müjdecilik iman olgunluğunda yürüyen kimselerin tanıklığı ve öğretisi ile amacına uğraşır.
Mesih İsa pek çok defa acı çekerek öleceğini Elçilere bildirmesine rağmen (Matta 17:9, 22, Markos 8:31, Yuhanna 10:11) onlar durumun ciddiyetini henüz kavramamışlardı. Sahip oldukları dünya görüşü
“Mesih” ve
“çarmıh” ilişkisini görmelerini engelliyordu.
[10] Ancak Mesih’in, Elçilerin gözü önünde çarmıha gerilmesi onlar için öğrenmenin başlangıcı olmuştu.
Çarmıhtan önce Elçiler kendileri için en önemli makamları elde etmeyi bile düşünmüşlerdi. Ancak Mesih’in Krallığı ile dünyasal kralıkların yolu birbirinden ayrıydı. Mesih’in Krallığında birinciler alçak gönüllülükle bir hizmetçi gibi hizmet eden kimseler olacaktı:
Markos 9: 33 Kefarnahum'a vardılar. Eve girdikten sonra İsa onlara, "Yolda neyi tartışıyordunuz?" diye sordu.
34 Hiç birinden ses çıkmadı. Çünkü
yolda aralarında kimin en büyük olduğunu tartışmışlardı.
35 İsa oturup Onikiler'i yanına çağırdı. Onlara şöyle dedi: "
Birinci olmak isteyen en sonuncu olsun, herkesin hizmetkârı olsun."
Mesih’in öğrencileri canını gözden çıkarmış bir şekilde bu işe başlamaları gerekecekti. Öyle ki,
onlar öldüklerinde çok ürün versinler:
Yuhanna 12: 24 "Size doğrusunu söyleyeyim,
buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.
25
Canını seven onu yitirir. Ama
bu dünyada canını gözden çıkaran onu sonsuz yaşam için koruyacaktır.
26
Bana hizmet etmek isteyen, ardımdan gelsin. Ben neredeysem bana hizmet eden de orada olacak. Baba, bana hizmet edeni onurlandıracaktır
Böylece öğrenciler çarmıha baktıklarında günaha, benliğe, dünyaya ölü olmaları gerektiğini öğrendiler –zaten ölmeden Ruh’un meyveleri çıkmazdı (Galatyalılar 5:22-23).
Yuhanna 8:31- 32 İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler'e,
"Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" dedi.
Bu ayet öğrenci olmanın bağlılık gerektirdiğini açıkça vurguluyor. Mesih’e olan bağlılık aynı zamanda Mesih’in uğruna çarmıha gittiği kilise topluluğuna yönelik sevgiyi gerekli kılar (
Beni seviyorsanız buyruklarımı yerine getirirsiniz –Yuhanna 14:15; Benim buyruğum şudur: sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin –Yuhanna 15:12)
III.5-) Mesih’in İtaatkarlığından Öğrenmek
Mesih’in itaatkarlığı Baba’ya o kadar sevgi ile bağlı ki, henüz on iki yaşındayken bile ailesini [dünyasal anne ve babasını] bırakabiliyor:
Luka 2:49 O da onlara, «Beni niçin arayıp durdunuz?» dedi. «
Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?»
[11]
İşaya 59: 17
Doğruluğu göğüslük gibi kuşandı,
Kurtuluş miğferini başına taktı,
Öç giysisini giydi,
Gayreti kaftan gibi sarındı.
Yuhanna 9:4
Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.
Matta 26:39 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. «Baba» dedi, «mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. Yine de
benim değil, senin istediğin olsun.»
Mesih’in itaatkarlığı çarmıhta doruk noktasındadır. Baba’nın isteğine itaat için çarmıha çıkmıştır.
Mesih’in öğrencilerine örnek olarak bıraktığı yol da budur; Mesih benzerliğinde itaatkar birer hizmetçi olmak:
Yuhanna 13:15
Size yaptığımın aynısını yapmanız için bir örnek verdim.
16 Size doğrusunu söyleyeyim, köle efendisinden üstün değildir.
Elçi de
kendisini gönderenden üstün değildir.
17 Bildiğiniz bu şeyleri yaparsanız, size ne mutlu!
Böylece Mesih’in öğrencilerine düşen pay da Baba’nın isteğini tamamlamak olacaktır. Mesih kendi rahatlığını aramadığı gibi, aynı şekilde Mesih’in öğrencileri de Yüce Görevi yerine getirirken bunu bir
“iş” ya da
“görev” sorumluluğu ile değil; bir esenlik ve mutluluk yolu olarak yapmaları gerekecektir. Mesih’in ailesinin bir üyesi olmak Mesih’in yolu ve çağrısını paylaşmaktır:
Yuhanna 4:34 İsa, «
Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve O'nun işini tamamlamaktır» dedi.
Matta 12:50 «
Göklerdeki Babamın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur.»
Mesih’e
“kul” olarak bağlı olanların dünyadan Tanrı’ya ayrılmış bir hayat yaşamaları gerekecektir. Ayrıcalık beklemeden, kendisine sofra kurulmasını beklemeden, sofranın hizmetçisi olmaları gerekecektir:
Luka 17: 7 «Hanginizin çift süren ya da çobanlık eden bir kölesi olur da, tarladan dönüşünde ona, `Çabuk gel, sofraya otur' der?
8 Tersine ona, `Yemeğimi hazırla, kuşağını bağla ve ben yiyip içerken bana hizmet et. Ondan sonra da sen yiyip içersin' demez mi?
9 Verdiği buyrukları yerine getirdi diye köleye teşekkür eder mi hiç?
10 Siz de böylece,
size verilen buyrukların hepsini yerine getirdikten sonra, `Biz değersiz kullarız; sadece yapmamız gerekeni yaptık' deyin.»
Böylece öğrencilik ve önderlikte kişinin yaşamını belirleyen en önemli unsur Kutsal Kitap’ta yazılana bağlılık olarak karşımıza çıkar.
Buraya kadar baktığımız konular ve ayetler ışığında düşündüğümüz zaman açık olan bir şey var ki, o da Tanrı Sözü bir öğrencinin bütün yaşamını belirleyici bir unsur olmalıdır. Genel olarak özetlersek aşağıdaki unsurlar karşımıza çıkıyor:
- Tanrı’yı ve insanlık ailesini seven,
- Evrensel bir görevi üstlenmiş olmanın gerektirdiği tüm donanımlara sahip,
- Sıradan bir kul olarak kendisine lütuf gösterildiğinin bilincinde,
- Adanmışlıkla hizmet eden,
- Çarmıhın zayıflığının zaferinin farkında,
- Hristiyan paydaşlığına önem veren,
- Kutsal Ruh’un meyvelerinde büyüme gayretinde,
- Hizmet etmeye adanmış,
- Mesih’in itaatkarlığını benimsemiş.
III.7-) Tanrı Halkı ve Dünya
İsrail’e verilen emir de aynı şekilde onların bütün yaşamları için Tanrı Sözü’nün en üst standart olmasını gerektiriyordu. Öyle ki, İsrail dünyadaki tüm uluslardan ayrılmış bir şekilde yaşasın, uluslar da İsrail’e baktıklarında
“Tek Tanrı” için yaşayan halkın kendilerinden farkını görsün; uluslar İsrail halkına baktıklarında sadece inanış açısından değil, yaşamları ve kültürleriyle onların diğer uluslardan ayırt edici özellikleri olduğu görülsün:
[12]
Tesniye 6: "Tanrınız RAB'bin size öğretmek için bana verdiği buyruklar, kurallar, ilkeler bunlardır. Mülk edinmek için gideceğiniz ülkede onlara uyun.
2
Yaşamınız boyunca siz, çocuklarınız ve torunlarınız, size verdiğim bütün kurallara, buyruklara uyarak Tanrınız RAB'den korkun ki, ömrünüz uzun olsun.
3 Kulak ver, ey İsrail!
Söz dinleyin ki, üzerinize iyilik gelsin, atalarınızın Tanrısı RAB'bin size verdiği söz uyarınca süt ve bal akan ülkede bol bol çoğalasınız.
4 "Kulak ver, ey İsrail! Yahve Tanrımız'dır, O tektir.
5 Tanrınız Yahve'yi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz.
6 Bugün size verdiğim bu buyrukları aklınızda tutun.
7 Onları çocuklarınıza benimsetin.
Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin.
8 Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın,
alnınıza takın.
9 Evlerinizin kapı sövelerine, kentlerinizin kapılarına yazın."
Aynı şekilde Yeni Ahit’in de Tanrı’ya bağlanma (
Mesih İsa'da olan lütufla güçlen), ve kuşaklar yetiştirme konusunda Tesniye 6. bölümdeki ayetlerle benzer paralellik içerdiğine dikkat ediniz:
II.Timoteyus 2:1 Oğlum,
Mesih İsa'da olan lütufla güçlen.
2
Birçok tanık önünde benden işittiğin sözleri, başkalarına da öğretmeye yeterli olacak güvenilir kişilere emanet et.
3
Mesih İsa'nın iyi bir askeri olarak benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger.
4
Askerlik yapan kişi günlük yaşamın işlerine karışmaz;
kendisini askerliğe çağıranı hoşnut etmeye çalışır.
Mesih İsa’nın Yahudilerle tartışırken onlara ne dediğine bakın:
Yuhanna 8:23 İsa onlara, «
Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım» dedi. «
Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim.
O halde Mesih’e ait olanlar
“yukarıdan” yani
“gökten tarafta” olduklarını unutmamalılar. Bu gerçek Hristiyan kişinin sözlerini, düşüncelerini, yaşamını belirlemeli; Hristiyan kişinin ruhsal ve dünyasal hayatının temeli olmalıdır. Çünkü
Yüce Görev için sadece ilahiyatımızı iyi bilmekle değil, bunu yaşamakla yerine gelecek bir şeydir.
Bunun farkında olmadan yaşayan Hristiyanlar Yüce Görevi sadece bir tartışma ve propaganda düzeyine indirmiş olurlar. Oysa Yüce Görev Kutsal Ruh’un yardımıyla yürüyebilecek bir şeydir. İnsan zekasının veya insan çabasının sonucu bir takım işlerle tek başına amacına ulaşamaz.
Yuhanna 17:14
Ben onlara senin sözünü ilettim,
dünya ise onlardan nefret etti. Çünkü ben dünyadan olmadığım gibi,
onlar da dünyadan değiller.
15 Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum.
16 Ben dünyadan olmadığım gibi, onlar da dünyadan değiller.
Bize
“Söz” iletilmiş olduğu için bizler bu dünyadan değiliz. Bizler bu dünyadan uzaklaşmış bir şekilde değil, bu dünyada gökselliğe en yakın bir şekilde yaşamaya çağrılmış kişileriz.
Çarmıha gitmeden Mesih’in vali Platus önündeki yaptığı konuşmayı hatırlayın:
Yuhanna 18:36 İsa, «Benim krallığım bu dünyadan değildir» diye karşılık verdi. «Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudilere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.»
Öyleyse bizler bu dünyadan olmayan bir krallığın vatandaşlarıyız. Öyleyse bizler bu dünyada Göksel Krallığın vatandaşları olarak bir temsilci, birer büyükelçi gibi görevlendirilmiş kimseleriz:
Filipililer 3:20 Oysa
bizim vatanımız göklerdedir. Ve
oradan, Kurtarıcı olan Rab İsa Mesih'i bekliyoruz.
21 O, her şeyi kendine bağlı kılmaya yeterli olan gücünün etkinliğiyle bizim zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.
Bizler Mesih’in ikinci gelişi ile birlikte tamamlanacak olan bir krallığın vatandaşlarıyız. Tamamlanacak olan bir planın parçalarıyız; öyleyse Yüce Görev de Mesih’te tamamlanacak olan bir gerçeğe emek vermektir.
Tesniye 6:1-9, Matta 5:13-16, II.Timoteyus 2:1-4 ayetleri ışığında Tanrı halkı olarak
“dünyada olmamıza rağmen dünyadan olmadan yaşamak” çağrımız ancak imanın gündelik yaşamda pratik edilmesiyle mümkündür. Yani iman gündelik hayatın her adımını belirlemelidir (İbraniler 11).
Başlangıçta Tanrı ve insan arasında özel bir yakınlık ve diyalog vardı. İnsan’ın görevi bahçede çalışmak ve etrafını güzelleştirmekti. İnsan bunu niye yapacaktı ki? İstediği meyveyi yiyebilirdi. İnsan bahçede çalışırken bunu Tanrı’nın görkemi için yapacaktı.
Benzer şekilde Hristiyan hayatı Tanrı’nın görkemi için yaşamaktır. Yani hayatı dünyasal işler ve ruhani yaşam olarak ikiye bölmeden yaşamak gerekir. Hristiyan kişiler inançlarını içselleştirmezlerse
“Evde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken” inancın bütün esaslarına göre hareket edip her durumda ondan söz edip, ona tanıklık verecek şekilde yaşayamazlar (Tesniye 6:7). İnancın Tanrı’ya ayrılmayı gerektirdiğinin bir belirtisi olarak Kutsal Yasayı
“ellerimize bağlamak, alnımıza takmak, evlerimizin kapı sövelerine, kentlerimizin kapılarına yazmak” inancımızı emirleri ve yasakları ile iyi bilip, adanmış bir şekilde yaşamayı gerekli kılar; öyle ki, ellerimizde ve ayaklarımızda Kutsal Yasa hüküm sürsün, aklımızda ve yüreğimizde Kutsal Yasa hüküm sürsün, evlerimizde ve işlerimizde Kutsal Yasa hüküm sürsün...
İleri Çalışma İçin:
Westminster Uzun İlmihal 99. On Emrin doğru bir şekilde anlaşılması için hangi kurallar izlenmelidir?
On Emrin doğru bir şekilde anlaşılması için şu kurallar izlenmelidir:
1-) Yasa mükemmeldir ve insanın bütününde herkesi bunun doğruluğuna ve bütününe tam olarak ebediyen uymaya bağlar; böylece her sorumluluğun en yüce mükemmellikle uygulanmasını gerektirir ve günahın en küçüğünü bile yasaklar.
[13]
2-) Yasa ruhsaldır, bu nedenle sözlere, işlere ve tavırlara olduğu kadar canın diğer tüm güçleriyle birlikte anlayışına, iradesine ve duygularına kadar ulaşır.
[14]
3-) Tek ve aynı şey çeşitli açılardan bir kaç buyrukta şart koşulur yahut yasaklanır.
[15]
4-) Bir sorumluluk buyrulduğunda, bunun tersi yasaklanmıştır;
[16] ve bir günahın yasaklandığı bir yerde, tersi olan sorumluluğun yerine getirilmesi buyrulmuştur:
[17] öyle ki, her nereye bir vaat iliştirilmiş ise, karşıtı olan tehdit de buna dahil edilmiştir;
[18] ve her nereye bir tehdit iliştirilmiş ise, karşıtı olan vaat de buna dahil edilmiştir.
[19]
5-) Tanrı’nın yasaklamış olduğu şey, hiçbir zaman yapılmamalıdır;
[20] buyurmuş olduğu şey ise her zaman için bizlerin yükümlülüğüdür;
[21] buna karşın, her yükümlülüğün [aynı anda] sürekli olarak yerine getirilmesi gerekli değildir.
[22]
6-) Günah ya da yükümlülük altında olan bir şey varsa, bunların tüm nedenleri, oluş şekilleri, görünüşleri ve bunların kışkırtmaları ile birlikte tüm benzerleri de yasaklanmış ya da buyrulmuştur.
[23]
7-) Sahip olduğumuz konuma uygun olarak bizler için yasaklanmış ya da bizlere buyrulmuş olan şeylerin, başkalarının da kendi konumlarına göre bunları yapmasına ya da yasaklananlardan kaçınmasını sağlamaya çalışma yükümlülüğümüz bulunmaktadır.
[24]
8-) Başkalarına buyrulmuş olan şeylere ilişkin, kendi konumumuza ve çağrımıza uygun olarak o kişilere yardım etmek;
[25] ve kendilerine yasaklanmış olan şeylerde onlara ortak olmamak için özen gösterme yükümlülüğü altında bulunmaktayız.
[26]
Ancak bu şekilde dünyadan etkilenmeden, dünyaya benzemeden yaşayabilmemiz mümkündür –bu da Yüce Görevin kendisidir. Dünyaya benzemeden, dünyadan ayrılmış bir şekilde yaşayanlar dünyayı değiştirebilir; tersi bir durum ise dünyada Göksel Vatanımızı yansıtmak yerine bizlerin dünyaya benzemesi olur –Bu yüzden Yüce Görevin öndeki engeller biri de yeryüzünde Göklerin Krallığını (cenneti) yansıtma misyonunu unutmuş olan kilise topluluklarıdır.
Bir örnek vermek gerekirse, pastörlük hizmetim boyunca en çok tanık olduğum, ihmal edilen ve/veya fazla önemsenmeyen konulardan biri Şabat (sebt) hakkındadır.
[27] Havanın çok sıcak olması ya da çok yağışlı olması gibi sebeplerle kiliseye gelmeyi ihmal edenler vardır ya da arkadaşlarıyla şehir dışına çıktığı zaman
“Pazar günü kilisede olmam gerekir” diyerek dönmesi gerektiği zamanda dönerek kendi çevresine “Tanrı ile ilişki” hakkında bir mesaj verebilme ya da onları düşündürme yerine
“ortam çok keyifli olduğu için” kiliseyi ihmal ederek dünyaya benzeriz. Ancak Yüce Görev, Hristiyanların sadakat ve sevgi ile yaşayarak dünyayı kiliseye benzetmelerini gerektirir.
İleri Çalışma İçin:
Heidelberg İlmihali 103. Dördüncü emirde Tanrı’nın sizden isteği nedir?
İlk olarak,
Müjdenin hizmeti ve eğitimi
özellikle dinlenme gününde devam ettirilmelidir,1
Tanrı Sözü’nün ne öğrettiğini öğrenmek için2
sakramentlere katılmak için3
topluluk içinde Tanrı’ya dua etmek için4
Hristiyan sunusunu yoksullara getirmek için5
Tanrı halkının toplantısına sürekli katılmalıyım.6
İkinci olarak,
hayatımın her günündeki
kötü yollarımı bırakmalı,
Kutsal Ruh’u aracılığı ile Rab’bin bende çalışmasına izin vererek
böylece sonsuz sebte (dinlenmeye)
bu hayatta şimdiden başlamalıyım.7
1 Tesniye 6:4-9; 20-25, I.Korintliler 9:13-14, II.Timoteyus 2:2; 3:13-17, Titus 1:5, 2 Romalılar 10:14-17, I.Korintliler 14:31-33; I.Timoteyus 4:13, 3 I.Korintliler 11:23-25, 4 Koloseliler 3:16, I.Timoteyus 2:1, 5 Mezmur 50:14; I.Korintliler 16:2; II.Korintliler 8 & 9, 6 Tesniye 12:5-12, Mezmur 40:9-10; 68:26, Elçilerin İşleri 2:42-47, İbraniler 10:23-25, 7 İşaya 66:23, İbraniler 4:9-11
İlave Okumalar:
- Sabat gününü takdis etmek için onu hatırında tut. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın; fakat yedinci gün Tanrın RAB’be Şabattır; sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin, hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü RAB gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı ve yedinci günde istirahat etti; bunun için RAB Şabat gününü mübarek kıldı ve onu takdis etti.
-WUİ 116; 117; 118; 119; 120; 121
Böylece bir noktaya geliyoruz: Yüce Görev için öncelikle
“Kilise” öğretimizi gözden geçirmeliyiz. İnanç Açıklamamıza baktığımız zaman Tanrı’nın yaratıcı işi ve Mesih’in kurtarıcı işi sonucunda Kutsal Ruh’un gelmesi takip eden sırada
“Kilise” olduğunu görmekteyiz. Bu
“Kilise” durgun bir varlık olmaktan öte Mesih’in ikinci gelişini bekleyen dinamik bir topluluktur.
“Dünya Görüşleri” bireycilik, bağımsızlık ve bencillikten etkilenmiş bir çok Hristiyan ile karşılaştım. Onlar uzun bir süredir bir kilise topluluğuna katılmalarına karşın üye değillerdi. Bunun anlamı
“ben dua ve tapınma için ya da bazı etkinlikler için buraya katılıyorum, benim üzerimde bu kilisenin ya da önderlerinin, ya da kilise yönetiminin bir yetkisi yoktur” şeklinde bir düşünceye bağlanmış olmaktır. Böylece kişi Hristiyan hayatında ilerlemesi yolunda önderlerin öğreti, uyarı ve disiplinini kabul etmez. Bu tür çoğunluğun olduğu yerlerde de kilise Yüce Görev sorumluluğunu sadece Müjdeleme araçlarını dağıtma (Kitap, broşür v.s.) ya da farklı inançlarla inancını tartışma yoluna giderek yerine getirmeye çalışır. Ancak Kutsal Kitabın
“Kilise Öğretisini” doğru bir şekilde anlamayanlar İnanç Açıklamasının
“Kutsalların Birliği (paydaşlığı)” öğretisini de anlayamamışlardır.
İleri Çalışma İçin –Kilise:
Heidelberg İlmihali 54. ‘Kutsal evrensel (katolik) kilise’ ile ilgili neye inanıyorsunuz?
Tanrı’nın Oğlu’nun Ruh’u ve Sözü1 aracılığı ile
bütün halklardan,2
dünyanın başından sonuna kadar,3
kendisi için topladığı, koruduğu ve saklı tuttuğu
ve sonsuz yaşam için bir topluluk seçtiği4
ve gerçek imanda birleştirdiğine5 inanıyorum.
ve ben bu topluluğun şimdi 6 daima7 yaşayan bir üyesi kalacağım.
1 Yuhanna 10: 14-16 Elçilerin İşleri 20:28, Romalılar 10.14-17, Koloseliler 1:18, 2 Tekvin 26:3-4, Vahiy 5:9, 3 İşaya 59:21, I.Korintliler 11:26, 4 Matta 16:18, Yuhanna 10:28-30, Romalılar 8.28-30, Efesliler 1.3-14, 5 Elçilerin İşleri 2:42-47, Efesliler 4:1-6, 6 I.Yuhanna 3:14, 19-21, 7 Yuhanna 10:27-28, I.Korintliler 1:4-9, I.Petrus 1:3-5
Westminster Uzun İlmihal 63. Gözle görülen kilisenin ayrıcalıkları nelerdir?
Gözle görülen kilise, Tanrı’nın özel ilgisi ve yönetimi altında olma;
[28] tüm düşmanlarının saldırılarına rağmen, tüm çağlar boyunca savunulma ve korunma ayrıcalığına;
[29] ve kutsalların paydaşlığını, ve kurtuluşun sunulmak için kullanıldığı doğal araçları tatma
[30] ve O’na her kim inanırsa kurtulacağına
[31] ve Kendisine gelen hiç kimsenin geri çevrilmeyeceğine
[32] ilişkin tanıklık edip, Müjde hizmetinde bulunan tüm gözle görülen kilise üyelerine Mesih’in sunduğu lütufları tatma ayrıcalığına sahiptir.
İlave Okumalar:
- BİA 27; 28; 29, WİA XXV.1-3
İleri Çalışma İçin –Birlik/Paydaşlık:
Heidelberg İlmihali 55. ‘Kutsalların paydaşlığı’ndan ne anlıyorsunuz?
İlk önce inanların bu topluluğun üyeleri olarak, her biri
Mesih’te ve Ondaki tüm hazinelere ve armağanlara paydaş olurlar.8
İkinci olarak her üye bu armağanları diğer üyelere hizmet ve onların zenginleşmesi için gönülden ve sevinçle kullanmayı bir görev olarak düşünmek zorundadır.9
İkinci olarak her üye topluluğun diğer üyelerine hizmet etmek ve onları bütün her şeyde zenginleştirmek için bu armağanları gönülden ve sevinçle kullanmayı düşünmek zorundadır.
8 Romalılar 8:32, I.Korintliler 6:17; 12:4-7, 12-13, I.Yuhanna 1:3, 9 Romalılar 12:4-8, I.Korintliler 12:20-27; 13:1-7, Filipililer 2:4-8
İlave Okumalar:
-WİA XXVI.1-2, Hİ 32
ÖZETLERSEK; Yüce Görev sorumluluğu Kutsal Kitabı emirleri ve yasaklarıyla iyi öğrenmeyi, Şabat Günü, Kilise ve Paydaşlık konularındaki doğru yaklaşımı bilmeyi ve buna göre yaşamayı gerektirmektedir.
Bütün bunlar da dua ile el ele gitmelidir.
III.8-) Dua ve Vizyon
Kutsal Kitabın dua için verdiği modellere baktığımızda kişilerin sadece kendileri için değil, başka insanlar için, kendileri ve başkalarının ihtiyaçları için dua ettiklerini görmekteyiz.
Böylece övgü, şükran, dilek, tövbe duaları yanında başkaları için yaptığımız dualarla da Yüce Görev için olan vizyonumuzu geliştiririz. Mesih’in bizler için ne yaptığının nasıl aracılık ettiğinin farkında olmak, gözlerimizi dünyanın ihtiyaçlarına çevirmemizde önemli bir unsurdur. Böylece bizler başkaları için dua ettiğimizde Mesihsel bir misyonu üstlenmiş kimseler olarak Tanrı’nın karşısına çıkarız. Çünkü bizler de bir zamanlar Tanrı halkının gözünde
“başkaları” yani dünyadan kimselerdik:
Titus 3:3 Çünkü
bir zamanlar biz de anlayışsız, söz dinlemez, aldanan, çeşitli arzulara ve zevklere köle olan, kötülük ve kıskançlık içinde yaşayan, nefret edilen ve birbirimizden nefret eden kişilerdik.
4-6 Ama
Kurtarıcımız Tanrı, iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu, doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh'un yenilemesiyle yaptı.
7
Öyle ki, O'nun lütfuyla aklanmış olarak ümit içinde sonsuz yaşamın mirasçıları olalım.
WUİ 178. Dua nedir? Dua, arzularımızı Tanrı’ya
[33] Mesih’in adında,
[34] Kutsal Ruh’un yardımıyla,
[35] günahlarımızın itirafıyla
[36] ve O’nun merhametlerini bilerek şükranla sunulmasıdır.
[37]
1-) İleri Çalışma İçin:
WUİ 179. Yalnızca Tanrı’ya mı dua etmeliyiz?
Yalnızca Tanrı yürekleri araştırabilir,
[38] ricaları işitebilir,
[39] günahları bağışlayabilir,
[40] herkesin arzularını yerine getirebilir;
[41] ve yalnızca Tanrı’ya inanılmalı,
[42] yalnızca Tanrı’ya dindarca tapınılmalıdır;
[43] bunun da özel bir parçası duadır
[44] ve başka hiç kimseye değil
[45] yalnızca O’na yapılmalıdır.
[46]
WUİ 180. Mesih’in adında dua etmek nedir?
Mesih’in adında dua etmek, O’nun buyruğuna uyarak ve vaatlerinden emin olarak O’nun adına dayanarak merhamet dilemek;
[47] yalnızca O’nun adını [düşüncesizce] söylemek değil,
[48] Mesih’ten ve O’nun aracılığından aldığımız teşvik ile cesaretle, güçle dualarımızın kabul edileceğini, umut ederek dua etmektir.
[49]
WUİ 181. Neden Mesih’in adında dua etmeliyiz?
İnsanın günahlılığı ve Tanrı’dan uzaklığı o denli büyüktür ki, aracı olmaksızın O’nun huzuruna giremeyiz;
[50] bu görkemli işi yapabilecek gökte ve yerde atanmış ya da uygun başka biri olmadığından, sadece Mesih
[51] [olduğundan], başka birinin adıyla değil sadece O’nun adıyla dua etmeliyiz.
[52]
WUİ 182. [Kutsal] Ruh dua etmemize nasıl yardımcı olur?
Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, Ruh bize güçsüzlüğümüzde yardım eder, doğru bir şekilde dua edebilmemiz için kim için ve ne için ve nasıl dua etmemiz gerektiğini anlamamızı sağlar; gerekli korkular, duygular ve lütuflar aracılığı ile yüreklerimizde çalışarak ve bunları güçlendirir (herkeste aynı şekilde ve aynı ölçüde olmasa da).
[53]
WUİ 183. Kimler için dua etmeliyiz?
Mesih’in yeryüzündeki bütün kilisesi için dua etmeliyiz,
[54] yöneticiler,
[55] pastörler,
[56] kendimiz,
[57] [iman] kardeşlerimiz,
[58] düşmanlarımız
[59] ve yaşamakta olan bütün insanlar
[60] ve bizden sonra yaşayacaklar için dua etmeliyiz;
[61] ölüler için
[62] ve ölümcül günah işlemiş olanlar için
[63] dua etmemeliyiz.
BİA Bölüm 36 –Hükümetler; son paragraf
Daha da ötesi herkes,
statü, durum ve rütbe farkı olmadan,
hükümete itaat etmeli,
ve vergilerini ödemeli,
ve temsilcilerine hürmet ve saygı göstermeli,
ve Tanrı’nın Söz’ü ile
çelişmeyen her konuda onlara itaat etmeli,
onları tüm yollarında
Rab’bin isteği onları yönlendirsin
dindarlıkla ve ahlaklı bir şekilde
esenlik dolu ve sakin bir hayat sürebilelim diye.
dua etmeliyiz.
2-) İleri Çalışma İçin:
Matta 6:9-13 (Luka 11:2-4)
1-)İlave Okumalar:
-Hİ 116-118; 120-129
2-) İlave Okumalar:
İşaya 53:12
Luka 22:32
Luka 23:34
Yuhanna 14:16
(Yuhanna 17)
Romalılar 8:34
İbraniler 7:25
3-) İlave Okumalar:
Tekvin 37:21, 26; 44:33
I.Samuel 19:4; 25:24
Yeremya 38:9
Filimun 10
4-) İlave Okumalar:
Çıkış 32:32
Sayılar 12:13,
Tesniye 9:26
I.Tarihler 21:17
I.Samuel 7:5
I.Krallar 13:6
II.Tarihler 30:18
Eyüp 42:10
Mezmur 106:23
Efes 1:16
5-) İlave Okumalar:
Matta 8:6
Markos 7:32
Luka 4:38; 9:38
Yuhanna 4:47
Dua konusunda aklımızda olması gereken bir şey de Mesih’in kahinliğini göz önünde tutmamızdır (İbraniler 3:1; 5:5; 6:20; 8:1-2; 9:11):
[64]
İbraniler 2:17 Bunun için her yönden kardeşlerine benzemesi gerekiyordu. Öyle ki, Tanrı'ya olan hizmetinde merhametli ve sadık başkâhin olup halkın günahlarını Tanrı'ya bağışlatabilsin.
Böylece bizler de ilk aileden gelen inanış dışında bizlerden biri olan insanlık ailesine
“tövbe çağrısı, günahların bağışlanması ve sonsuz yaşam” çağrısı yapan ve bunun için dua eden,
[65] başkaları için Mesih gibi olmaya çalışan hizmetkarlarız.
Mesih’in kahinliğinin ve zayıflıklarımıza, günah ve isyanlarımıza rağmen nasıl bize şefkat gösterdiğini iyi bilirsek; insanlık ailesine de aynı şefkat ile, Mesih’in şefkati ile yaklaşabiliriz:
İbraniler 4:14 Gökleri aşmış olan büyük başkâhinimiz Tanrı'nın Oğlu İsa varken, açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.
15 Çünkü zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan değil, tersine, her alanda bizim gibi sınanmış, yine de günah işlememiş bir başkâhinimiz vardır.
III.9-) Tanrı Halkı ve Ruhsal Savaş
: relative; top: 0pt;">“Ruhsal Savaş” bir savaşa girmek istediğimiz zaman başlayan bir şey değildir; ruhsal savaş, Hristiyanlığının farkında olarak yaşamanın kendisidir. Böylece dikkatli bir gözle bakanlar görecektir ki, dünyanın, benliğin ve şeytanın kiliseyi zayıflatmak ve onun mesajını çarpıtmak, Müjdenin vaazını engellemek, Hristiyan paydaşlığını ve tanıklığını bozmak için neler yaptığının fakında olmakla ruhsal savaşa bilinçli bir şekilde girmiş oluruz. Bir savaşta olduğunu fark etmeden yaşayan bir kişinin tanıklığını da dünya fark etmeyecektir.
Ruhsal Savaşta silahımız Kutsal Kitap ve duadır.
İnananlar gündelik Kelam ve Dua ile yürümeli, fırsat bulabilirlerse
şabat günü haricinde de bir araya gelerek dua, paydaşlık ilişkisi içinde birbirlerinden öğrenmeli, birbirlerini teşvik etmelidir.
İleri Çalışma İçin:
Efesliler 6: 18 Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh'un yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun.
19 Ağzımı her açtığımda bana gerekli söz verilsin diye benim için de dua edin; öyle ki, Müjde'nin sırrını cesaretle bildirebileyim.
20 Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjde'yi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.
Anafikir: Müjde’nin İlan Edilip Yayılması İçin [YÜCE GÖREV için] Dua Edin!
Öyleyse nasıl dua etmeliyiz?
1-) KENDİMİZ İÇİN ve özellikle MÜJDE’NİN HİZMETKARLARI Sözü hikmetle vaaz edebilmesi için (
“Ağzımı her açtığımda bana gerekli söz verilsin diye…”).
[66]
2-) Müjde’yi
cesaretle vaaz etmek için.
3-) Müjde’yi bir Elçi sorumluluğu ile vaaz edebilmek için.
Bu ayetler (6:18-20) Ruhsal savaş hakkındaki (Efesliler 6:10-20) öğretinin bir kısmına değiniyor.
14. ayetteki
“yerinizde durun” emri bundan sonraki bütün fiiller için bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır:
“yerinizde durun, [16] iman
kalkanını alın, [17] yerinizde durun Ruh’un kılıcını alın, [18] yerinizde durun Ruh’un yönetiminde dua edin,…” [67]
Böylece Tanrı’nın silahlarını kuşanmış olanların ilk önceliği olarak DUA ETMEK oluyor; dua etmek ruhsal savaşın merkezinde bir konu olarak karşımıza çıkıyor –Düşmanlarla savaştaki en büyük silah
dua etmek. Eğer Pavlus için dua etmek önemliyse bu sizin için ne kadar çok önemlidir?
-Mesih’ in hayatına bakmak, duanın önemini hatırlamamız için yeterli olacaktır.
Ayet, ruhsal savaşın içinde olan bizlere
yerinizde durun ve dua edin demektedir. Dua etmek bundan önceki ayetlerin yapmamızı istediği şeyler kadar önelidir.
Pavlus’un burada öğrettiği gibi kendi yaşamınızda duayı aynı önemde yer tutan bir konu olarak görüyor musunuz?
Azizlerin elindeki en güçlü silah
“dua” olarak karşımıza çıkıyor: Efesliler 6:13-17 ayetlerinde ruhsal savaş konusunda her ayette bir konuya odaklanıyor; ancak 18-20 ayetlerinde sadece “dua” konusuna odaklanıyor.
Azizlerin elindeki en güçlü silah olan
“dua” onların bütün yaşamları için belirleyici bir konudur:
Efesliler 1: 15-16 Bunun için, Rab İsa'ya iman ettiğinizi ve bütün kutsalları sevdiğinizi duyduğumdan beri ben de sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum. 17 Rabbimiz İsa Mesih'in Tanrısı, yüce Baba, kendisini tanımanız için size bilgelik ve vahiy ruhunu versin diye dua ediyorum.
Koloseliler 1:9 Bunu işittiğimiz günden beri biz de sizler için dua etmekten, tam bir bilgelik ve ruhsal anlayışla Tanrı'nın isteğini bütünüyle bilmenizi dilemekten geri kalmadık.
Koloseliler 4: 2 Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın, şükredin.
3 Aynı zamanda bizim için de dua edin ki Tanrı, sözünü yaymamız ve uğruna hapsedildiğim Mesih sırrını açıklamamız için bize bir kapı açsın.
4 Bu sırrı gerektiği gibi açıklıkla bildirebilmem için dua edin.
5 Sizden olmayanlara karşı bilgece davranın. Fırsatı değerlendirin.
II.Selanikliler 1:11 İşte bu nedenle Tanrımız sizi çağrısına layık görsün, iyiliğe yönelik her dileğinizi, imana dayanan her uğraşınızı kendi gücüyle sonuçlandırsın diye sizin için her zaman dua ediyoruz.
Kendisi kiliseler için sürekli olarak dua eden Pavlus, diğer yandan da Kiliselere sürekli dua etmeyi hatırlatıyor:
I.Selanikliler 5: 17
Sürekli dua edin. [Koloseliler 4:2]
Aynı şekilde Pavlus kendi hizmeti için dua edilmesini istiyor:
I.Selanikliler 5:25 Kardeşler,
bizim için dua edin; [Koloseliler 4:3]
II.Selanikliler 3: 1 Son olarak, kardeşler,
Rab'bin sözü aranızda olduğu gibi hızla yayılıp yüceltilsin diye bizim için dua edin.
2
Ahlaksız, kötü insanlardan kurtulmamız için de dua edin. Çünkü herkes iman etmiş değildir.
Pavlus’un Efesliler mektuplarındaki sözlerine baktığımızda [orijinal metinde] dört defa aynı vurguyu yapıyor:
her türlü dua ve yalvarışla
her zaman Ruh’un yönetiminde dua edin
bütün azizler için
bütün adanmışlıkla uyanık durun
Bu vurgulardan her durumda, her şey için, kapsamlı bir şekilde, tüm hayatımızın Tanrı’ya dua olması gibi, sınırsızca dua etmemiz gerektiğini görüyoruz.
her zaman Ruh’un yönetiminde (Ruh’ta) dua edin:
Dua etmediğimiz bir zaman olmamalı
[68] bütün hayatımızı Göksel Baba’nın önünde yaşadığımıza göre, her şey O’nun önünde açıktır. Hayatımızın her zamanında O’na gelme ihtiyacı içindeyiz. Sevincimizi, üzüntümüzü, hayal kırıklığımızı, endişelerimizi, günahlarımızı ve zaferlerimizi duada O’na getirmeliyiz.
Mesih’in öğrencisi olmayı gösteren karakter dua hayatı ile açığa çıkar. Pavlus burada
“her zaman” derken
“kairos” kelimesi kullanılmıştır. Böylece dua etmenin
eskatolojik olarak bütün bir zamanı kapsadığı vurgulamış oldu:
[69]
Yani HER ZAMAN –BÜTÜN ZAMANLAR BOYUNCA- dua etmeliyiz.
her zamanRuh’ta
(Ruh’un yönetiminde):
Dualarımız Kutsal Ruh’ta olmalıdır; insanın çabalarına bağlı olmamalıdır. Dualarımız dini bir hareketi yerine getirmek şeklinde olmamalıdır.
[70] Gerçek ruhsal dua Kutsal Ruh’un gücü ile yapılan duadır. Böyle bir dua için Kutsal Ruh’un içimizde çalışıyor olması gerekir.
Gerçek dua için Üçlü Bir Tanrı ile ilişki içinde olmak gerekir. Çünkü Kutsal Ruh aracılığı ile dua ederken aynı zamanda Üçlü Bir Tanrı’nın tahtının huzuruna çıkmış oluyoruz
–belki her zaman duygusal olarak hissedilmiyor, ancak gerçek budur.
Kutsal Ruh sadece bize dua için yardım etmiyor, ancak Kutsal Ruh hem duanın hem de Hristiyan hayatının atmosferidir:
Romalılar 8: 26 Bunun gibi, Ruh da güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruh'un kendisi, sözle anlatılamaz iniltilerle bizim için aracılık eder. 27 Yürekleri araştıran Tanrı, Ruh'un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrı'nın isteği uyarınca kutsallar için aracılık eder.
Efesliler
2:18 O'nun aracılığıyla hepimiz tek Ruh'ta Baba'nın huzuruna çıkabiliriz.
2:22 Siz de Ruh aracılığıyla Tanrı'nın konutu olmak üzere hep birlikte Mesih'te inşa ediliyorsunuz.
3:5 Bu sır önceki kuşaklara açıkça bildirilmemişti. Şimdiyse Mesih'in kutsal elçilerine ve peygamberlerine Ruh aracılığıyla açıklanmış bulunuyor.
5:18 Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür. Bunun yerine Ruh'la dolun:
her türlü dua ve yalvarışla:
Sadece kendimiz için değil, sadece kendi ihtiyaçlarımız için değil, herkes için, her şey için, her şekilde dua etmemiz gerekiyor. Dua kişisel bir eylem olmakla beraber kapsamı bütün topluluk ve bütün dünya çapındadır. Övgü, şükran, aracılık, tövbe, aydınlanış dualarını tek tek ve topluluk halde uygulamamız gerekiyor.
bütün adanmışlıkla uyanık durun
Gerçek dua bir iş yapmak gibi gayret gerektirir; adanmışlıkla, kararlı bir şekilde dua etmemiz gerekir. Ancak bu çaba bizden gelirse eksik olacak ve bunu doğru olarak yapamayacağız; bu çaba için Kutsal Ruh’un gücü gerekmektedir. Dua etme, yemek içmek gibi bütün hayatımızın alışkanlıkları içinde merkez bir yerde olmalıdır; zaman zaman değil, sürekli olmalıdır.
Diğer yandan adanmışlığımıza uyanıklığı da eklememiz gerekiyor
. –Koloseliler 4:2, Luka 18:1-2, “uyanık durun”
Özellikle Mesih’in Getsamani Baçesindeki uyarısı (Markos 14:38) bu yöndedir:
uyanık durun, dua edin, ayartılmayasınız…
Bu uyarıya kulak vermeyip uyuyan elçilerin sonunu hatırlayın: Petrus kendi gücüne güvenerek önce başkahinin kölesinin kulağını kesiyor; daha sonra Petrus’u Mesih’i üç kez inkar ederken görüyoruz (Luka 22:56-60).
Böylece Mesih’e bağlılık sözü vermiş kimselerin nasıl korku ile dağıldığını görüyoruz –dua zamanında uyudukları için yenildiler.
Mesih İsa dünyanın sonu hakkında konuşurken
“uyanık kalın, ve İnsanoğlu'nun önünde durabilmek için dua edin” demektedir:
Luka 21:36 Her an
uyanık kalın, gerçekleşmek üzere olan bütün bu olaylardan kurtulabilmek ve
İnsanoğlu'nun önünde durabilmek için dua edin.
Mesih’in ikinci gelişi için hazır olmak için sürekli olarak duada uyanık durmamız gerekiyor. Yani bir ayağımız bu dünyada diğer ayağımız sonsuz çağdaki dünya üzerinde durarak dua etmeliyiz. Böylece Tanrı’nın bu çağda başlamış olan krallığının tamamlanacağı zamana odaklanarak dua edebiliriz. Ruhsal savaş için bu bakış açısı çok gereklidir.
Eğer bizler Hristiyan hayatına ve Müjde Hizmetine dünyasal açıdan bakarsak hiçbir umut göremeyiz. Dünya, benlik ve şeytan eskatolojik bakış açısı olmayan insanlar için çok güçlüdür. Mesih’in ikinci gelişinde tamamlanacak olan Krallığa bakmadan sadece dua ve sözün vaazı ile düşmanı yenemeyiz. Çünkü duamız ve Müjde’nin vaazı tek bir amaca odaklanmış olmalıdır: Mesih’in İkinci Gelişi…
Dünya kendi gücüne bakınca kiliseyi çok zayıf, Hrisityanları da çok akılsız olarak görebilir. Ancak bizler içinde bulunduğumuz şimdiki zamanı Tarihin Sonuna bakarak yaşamalıyız.
Vahiy Kitabında (6:9-11) Müjde ve Tanrı Sözüne tanıklık uğruna öldürülmüş olanlar kanlarının öcünün ne zaman alınacağını sordukları zaman onlara beyaz kaftan veriliyor. Çünkü Azizler öldürüldükleri anda bile zaferliydiler.
Aynı şekilde Vahiy Kitabında (12:10-11) Mesih’i ölüm derecesinde sevenlerin Kuzu’nun kanıyla ve tanıklığın bildirisi (vaaz) aracılığı ile şeytanın yenilmiş olduğunu görüyoruz.
Böylece bugün zayıf görünen ve acı çeken kiliseler bir şey biliyor ki, Mesih geldiği zaman bütün yaratılışın önünde onların suçsuzlukları açıkça ilan edilecektir
– kilise şimdiden galip taraftadır.
bütün azizler için
Efesliler 1:15-16 Bunun için, Rab İsa'ya iman ettiğinizi ve
bütün kutsalları sevdiğinizi duyduğumdan beri ben de
sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum.
Azizlerin (kilise topluluğunu oluşturan her bir kişinin) birbirleri için dua etmeleri yumuşak huylu olmayı ve bencillikten ayrılmayı gerektirir.
Bizler kendi ihtiyaçlarımıza odaklanıp dua etmekten kaçınmalıyız. Çünkü tek başına değil, topluluk olarak Mesih’in bedenini teşkil ediyoruz. Tanrı’nın kilisesi bizim kilisemizden daha büyüktür.
Bütün dünya üzerindeki kardeşlerimizi dualarımızla desteklemeliyiz; kardeşler için nasıl dua edebileceğimizi öğrenmeli ve gayret dua etmeliyiz. Özellikle Mesih’in acı çeken bedeni için dua etmeliyiz.
I.Timoteyus 2: 1-2 Her şeyden önce şunu öğütlerim: Tanrı yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun.
[71]
I.Petrus 5:9 Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin de aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan İblis'e karşı direnin.
Bu ayetlerden tüm azizler için dua etmeyi, ama aynı zamanda kilisenin görevlileri için dua etmenin bir görev olduğunu öğreniyoruz.
1-)
Böylece 19. ayete baktığımızda Tanrı’nın Sözüne hizmet eden bütün görevlilerin vaaz ederken, dua ve tanıklık hizmetinde Tanrı’nın hikmetli sözleri onlara verilsin diye dua etmeliyiz.
Pavlus burada Tanrı’nın Sözünü ağzına almaktan; Tanrı Sözündeki
sırrın cesaretle bütün dünyaya ilan edilmesinden bahsetmektedir. Bu sır eski zamandan beri saklı olmasına rağmen İsa Mesih’in gelişi ile ilan edilip Kutsal Ruh aracılığı ile açıklanmış bir gerçektir (vahiy edilmiştir –Efesliler 3:3-10) –zamanın üzerindeki örtü Mesih’in gelişi ile açılmıştır.
O halde Tanrı halkı Kutsal Kitap’tan vaaz ederken, öğretirken, Mesih’e tanıklık verirken, öğrenciler yetiştirirken Kutsal Ruh’un vahiy ettiği bir gerçeğe tanıklık ediyor –bu çok ciddi bir iştir; Böylece
“ağzımızı hikmetle açmamız” gerekmektedir (I.Korintliler 9:19-23):
Koloseliler 4: 6
Sözünüz tuzla terbiye edilmiş gibi her zaman lütufla dolu olsun. Böylece herkese nasıl karşılık vermek gerektiğini bileceksiniz.
I.Petrus 3: 15
Mesih'i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun.
Mesih’in hizmetkarlarının her durumda söyleyecek uygun bir sözü olmalıdır. Aynı zamanda bizler Kutsal Yazılara dayalı olarak dua etmeli, vaaz ettiğimiz Sözü doğru bir şekilde hayatımıza uygulamalıyız. Kelam, Tanrı Sözü olduğuna göre bunu yanlış kullanırsak güçsüz ve boş bir söz söylemiş olacağız.
Doğru Öğretiş olsun diye dua etmeliyiz; toplumların geleneklerin, aile ve yetişme tarzının, dünya görüşünün belirlediği Hristiyanlık ile Kutsal Kitap Hristiyanlığı arasındaki farkı görünür kılmalıyız.
2-)
Müjde’nin hizmetkarlarının vaaz etmek için cesareti olsun diye dua etmeliyiz.
[72] Çünkü vaaz edenler, öğretenler öğrenci yetiştirenler bazen ölüm tehlikesi ile denenebilirler. Pavlus, Müjde uğruna cesaretle vaaz etti, ölümü, tutuklanmayı ve işkenceyi göze aldı:
II.Korintliler 11: 24 Beş kez Yahudiler'den otuz dokuzar kırbaç yedim.
[73]
Pavlus’un Efes’teki karışıklıkta (Elçilerin İşleri 19:23-41), Yeruşalim’deki karışıklıkta (Elçilerin İşleri 21:27-22:22) ne kadar cesaretle dayandığını hatırlayınız.
[74]
Elçilerin İşleri 20: 27 Tanrı'nın isteğini size tam olarak bildirmekten çekinmedim.
Sözün hizmetkarları Tanrı’nın isteğini tam olarak bildirme cesareti ile vaaz etmelidir.
Pavlus, Efesliler Mektubunu yazdığı zamanlarda Roma’da tutuklu olarak Sezar’ın önüne çıkmak için bekliyordu. Kurtulmak için değil, cesaretle vaaz edebilmek için dua istiyor; bu fırsatı en bereketli bir şekilde kullanmak için dua istiyordu.
Pavlus’u bu ayetlerde heyecanlı olarak görmekteyiz. Çünkü İmparator önünde ve imparatorun yakınlarının karşısında tanıklık verecek. Bütün bunlar Müjde’nin yayılması için önemli bir fırsattı (Elçilerin İşleri 2:29; 4:13, 29, İbraniler 10:32-35).
[75] Yüce Görev böyle bir adanmışlığı, sorumluluğu ve disiplini gerektirir.
Sözün cesaretle ve açık bir şekilde vaaz edilmesi Hristiyanlığın en yüksek olan evrensel bir çağrısıdır.
Böylece tüm dünyadaki gözetmenler için, Müjde’yi vaaz edenler için dua etmeliyiz; öyle ki, onlar cesaretle Müjde’nin gerçeğini duyurabilsinler.
3-)
Müjde’nin vaazı ve öğretilmesi için çalışan bütün hizmetçilerin çağrısı Elçi Pavlus’un çağrısından daha az önemli değildir
–aslında bir Hristiyanın çağrısı bir Elçinin çağrısından daha az değildir. Bizler bütün ulusların önünde Kralın elçileri olarak duruyoruz. Dünya bizim sözlerimiz kadar yaşayışımızdan da Hristiyanlık hakkında fikir sahibi olmaktadır.
Hristiyan çağrısına uygun bir yaşam sürmek için dua etmeliyiz. 19. ayette cesaret için dua istenirken, 20. ayette ise Elçi, Müjde’yi vaaz etmek için cesaretten bahsediyor
–cesaret konusu böylece daha da ileri giderek ciddi bir sorumlulukla birlikte hatırlatılıyor.
Pavlus sadece bir vaiz değil, aynı zamanda bir elçidir. Pavlus şimdiye kadar kendi hakkında fazla konuşmamıştı (Efeslilier 3:1; 4:1). Böylece kendisini örnek göstererek bütün kiliseye gözetmenler için dua etmeyi öğretiyor. Aynı zamanda Pavlus’un hayatı bütün Hristiyanlar için örnektir.
Roma o dönemde imparatorluğun merkezi idi. Roma’da çok uluslardan elçiler bulunuyordu. Pavlus kendi varlığını Roma’da içinde bulunduğu hapishane duruma rağmen bir elçi ziyareti gibi değerlendiriyordu. Çünkü o herhangi bir ülkeden değil, Göksel Vatandan gelen bir elçi idi. Pavlus, Kralların KRALI olan Tanrı’yı temsil ediyordu. Pavlus’un zincire vurulmuş olması onu ya da mesajını daha az önemli göstermiyordu –bu durum Pavlus’un kendi yaşadığı çağda ne kadar Mesih’in ikinci gelişine, yani zaferli bir tarihe odaklanmış bir şekilde bakarak hizmet ve tanıklık ettiğini anlamamıza yardım ediyor; Pavlus kendisini temsil etmek için değil, Mesih’i temsil etmek için Roma’da (dünyada) olduğunu biliyor. Eğer Mesih acı çekti ise O’nun öğrencileri de acı çekecekti (Matta 10:18-28).
20. ayetteki
“gerektiği gibi” ifadesi Pavlus’un elçi olarak Sözü yaymak ile ilişkili olan zorunluluğunu göstermektedir:
II.Korintliler 5: 19 Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih'te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.
20 Böylece, Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih'in adına elçilik ediyor, O'nun adına yalvarıyoruz: Tanrı'yla barışın.
21 Tanrı, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı'nın doğruluğu olalım.
Yani Mesih, seçtiği elçiler aracılığı ile Roma imparatorluğuna ve bütün dünyaya konuşuyor. Zincirler, Pavlusu’un zayıflığında etkin olan Müjde’nin gücünü göstermekteydi. Roma yıkıldı, ancak kilise yeryüzünde çoğalarak halen yayılmaya devam ediyor. Çünkü Müjde’nin zayıflığı dünyanın güçlülüğünü yener (I.Korintliler 1:18-25).
Pavlus muhtemelen bir zincir ile Romalı bir askere bağlanmıştı. Ancak Pavlus’a göre bu resim onun ile Mesih arasındaki bağlantıyı göstermektedir (3:1 –Mesih İsa’nın tutuklusu; 4:1 –Rab’bin uğruna tutuklu).
Böyle zincirle birine bağlı olmak, bir kişi ne yöne giderse ya da nasıl hareket ederse ona uygun olarak hareket etmeyi gerekli kılar. Böylece Pavlus istekli olarak Rab’be zincirle bağlı olduğu için Rab nereye giderse, Rab ne yaparsa aynısı yapmak istemektedir. Pavlus’un kendi planı, kendi yolu yok; Rab ne isterse onu yapmak istiyor.
Bu örnek bütün Hristiyanlar için iyi bir örnektir. Hepimiz aynı derecede Rab’be bağlı bir şekilde yaşayarak
Yüce Görev için doğru bir şekilde hizmet edebiliriz.
SONUÇ OLARAK,
Bizler kilisenin öğreten ve yöneten bütün gözetmenleri için; onlara Tanrı Sözü verilsin, onlara Tanrı’dan cesaret verilsin, onlar elçilik çağrılarını layıkıyla yapabilsinler diye dua etmeliyiz.
Fakat bunlar tek başına yeterli değildir:
- Sadece gözetmenler değil, bütün Hristiyanlar bir gözetmen çağrısı ile yaşasın diye dua etmeliyiz.
- Her Hristiyan kişi okulda, işinde, aile ve akraba çevresinde, komşularına karşı Mesih’in tutuklusu bir elçi olarak yaşasın ve tanıklık çağrısını cesaretle ilan etsin diye dua etmeliyiz.
Kutsal Kitap bilgisinde, duada zayıf kalan kimseler ruhsal olgunlukta da zayıf kalacaklardır. Böylece imanda büyüyüp olgunlaşmamış kimselerin Yüce Görev için zaman zaman bazı etkinliklere katılmış olmalarında da bir meyve görülmeyecektir
(çağımızın kiliselerinin, elçilerin kilisesinden çok daha fazla imkanlara sahip olmasına rağmen yaşadıkları toplumlarda Müjde’nin gücünün fark edilememiş olması düşündürücüdür).
Teolojiyi küçümsemek çarmıhı taşımayı da önemsiz hale düşürmüştür. Gerek duasızlık gerekse iman olgunluğu olmadan yetişmiş kimselerin tanıklığı Yüce Görev açısından bakıldığında zayıf kalmaktadır. Kutsal Kitabı tam bir şekilde bilmemek vasat bir şekilde yaşayan Hristiyanları doğurmuştur. Hal böyle olunca onların da Yüce Görev adına yaptıkları girişimler çoğu zaman Müjde’nin ve Kutsal Ruh’un gücünden yoksundur. Böyle kimselerin Yüce Görevi bir öncelik olarak görmeden önce kendi iman olgunluklarında büyümeyi bir öncelik olarak görmeleri daha yararlı olacaktır.
I.Petrus 3:15 Mesih'i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın.
Sizdeki ümidin nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun.
Kilisenin en sıkıntılı ve dünya ölçülerine göre en zayıf olduğu bir dönemde yazılmış olan Petrus Mektubundaki ayetler Yüce Görev için istekli olmanın yanında hazır olmaktan da bahsediyor
–herkese, her durumda cevap vermeye hazır olmak.
Mesih'i Rab olarak yüreklerimizde kutsamak
Kutsal Kitabı iyi bilmek, Kelama ve duaya hayatında düzenli bir yer vermek, Tanrı’nın çağrısı dikkate almak, Mesih’e adanmışlık ve sevgi ile bağlı olmak… Bunlar olmadan da bir ümitten bahsedemeyiz.
Ancak ruhani hayatını gittikçe artan bir şekilde daha üst düzeye çıkarmak için çalışmayanların bu dünyanın bazen zorlukları, bazen de akıl çelen yönleri Hristiyan kişiye umundu unutturur. Böylece ruhsallığa ilgisi azalmış olaraktan kendisinindeki yanlışlıklara veya eksikliklere bakmak yerine bir başkasında olan hatalara bakarak kendisinin
“en azından başkalarından daha iyi” olduğunu düşünen insanlar çoğalmaya başlar. Böyle kişilerin hallerine bakan kimselerde çoğunlukla onlarda bir ümit görmediği için onlara da bir sorusu olmaz. I.Petrus 3:15 ayeti Müjde’nin yaşamlara radikal bir şekilde yerleşmişliği ile ortaya çıkan bir ümitten bahsediyor; Mesih, Rab olarak yüreklerde kutsamalı, böylece yaşayan bir ümitte yaşanılmalıdır.
İleri Çalışma İçin:
Mesih'i Rab olarak yüreklerimizde kutsamak (Mesih’te Yaşamak):
Yuhanna 14:20-23
Galatyalılar 2:19-20
Efesliler 3:16-19
Koloseliler 1:25-29
I.Yuhanna 3:23-24
Hazır Olmak:
II.Korintliler 8:12-21; 9:2
II.Timoteyus 2:21-26
Titus 3:1-2
Ruhsal Umut:
Romalılar 4:18-21
Romalılar 5:1-5
Romalılar 8:23-25
Romalılar 15:1-4
I.Korintliler 13
I.Yuhanna 3:2-3
- “Tanrın Rab’bin ismini boş yere ağzına almayacaksın; çünkü Rab kendi ismini boş yere ağzına alanı suçsuz tutmayacaktır”.
- WUİ 112. Üçüncü emirde şart koşulan sorumluluklar nelerdir?
Üçüncü emir, Tanrı’nın isminin, unvanlarının ve niteliklerinin,
[76] kurallarının,
[77] Sözünün,
[78] sakramentlerinin,
[79] duanın,
[80] andların,
[81] adakların,
[82] O’nun işlerinin
[83] ve Kendisini açıkladığı başka herhangi bir yolun, kutsal bir şekilde ve saygıyla düşünüş,
[84] derin düşünüş,
[85] söz,
[86] ve yazı ile;
[87] kutsal bir tavır,
[88] Müjde’ye yaraşır bir yaşayışla,
[89] Tanrı’nın yüceliği,
[90] kendimizin
[91] ve diğerlerinin iyiliği için
[92] kullanılmasıdır.
[1] I.Korintliler 1:18-21 (Belçika İnanç Açıklaması -5: …
Çünkü kör olanlar bile Kutsal Yazılar’da önceden bildirilenlerin gerçekleştiğini gözleriyle görmektedir)
[2] Boyunduruk takılan hayvanların eşit boyda olmasına dikkat edilir; çünkü bir taraf diğer taraftan yüksek ise, yüksek olan taraf bütün yükü taşımak zorunda kalacaktır –Mesih’le aynı boyunduruğa girmek de böyle bir şeydir; kendini Mesih’e teslim etmek ve O’nun çektiği şekilde ilerlemek (Küçük çocukların paket taşıyan büyüklerine yardım etmek için paketin bir tarafından tuttukları zaman taşıyan kişinin yükünü daha da ağırlaştırmış olduğunu hemen herkes deneyimlemiştir –boyunduruk eşit güç sistemi üzerine kurulmuş olduğu için aynı boyda, aynı yükseklikte iki hayvan tarafından taşındığında; taşınan yükü birlikte paylaşmış olurlar).
[3] Mesih’i ağlayarak ya da büyük bir sevinçle kabul eden pek çok kimse gördüm. Ancak bu kimselerden pek azının adanmışlıkta devam ettiklerine tanık oldum.
[4] Luka 16: 13 Hiçbir uşak iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı'ya, hem paraya kulluk edemezsiniz.
[5] Matta 25:35 Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız.
36 Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.'
[6] Matta 6: 24 "
Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağ
lanıp öbürünü hor görür.
Siz hem Tanrı'ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz." I.Korintliler 10: 21
Hem Rab'bin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rab'bin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.
[7] Göklerin Egemenliği Uğruna Ailesini Bırakmak: Luka 18: 29-30 İsa onlara şöyle dedi: "Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı'nın Egemenliği uğruna evini, karısını, kardeşlerini, annesiyle babasını ya da çocuklarını bırakıp da bu çağda bunların kat kat fazlasına ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur."
Göklerin Egemenliği Uğruna İşini Bırakmak: Luka 5:27-28;
Göklerin Egemenliği Uğruna Bütün ayrıcalıklarını Bırakmak: Filipililer 3:4-9.
[8] Matta 4: 10 İsa ona şöyle karşılık verdi: "Çekil git, Şeytan!
'Tanrın Rab'be tapacak, yalnız O'na kulluk edeceksin' diye yazılmıştır."
[9] Filipilier 3: 20 Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı'yı, Rab İsa Mesih'i bekliyoruz. 21 O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle
zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.
[10] I.Korintliler 1: 21 Mademki dünya Tanrı'nın bilgeliği uyarınca Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle tanımadı,
Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu. 22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler'se bilgelik arar. 23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz.
Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.
[11] Mezmur 119: 139 Gayretim beni tüketti, Çünkü düşmanlarım unuttu senin sözlerini.
Yuhanna 2:17 Öğrencileri, «
Senin evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirecek» diye yazılmış olan sözü hatırladılar.
[12] Matta 5: 13 "Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir? Artık dışarı atılıp ayak altında çiğnenmekten başka işe yaramaz. 14 "
Dünyanın ışığı sizsiniz. Tepeye kurulan kent gizlenemez. 15 Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymaz. Tersine, kandilliğe koyar; evdekilerin hepsine ışık sağlar. 16 Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!"
[13] Mezmur 19:7, Yakup 2:10, Matta 5:21-22
[14] Romalılar 7:14, Tesniye 6:5, Matta 22:37-39; 5:21-22, 28-28, 33-34, 37-39, 43-44
[15] Koloseliler 3:15, Amos 8:5, Süleymanın Meselleri 1:19, I.Timoteyus 6:10
[16] İşaya 58:13, Tesniye 6:13, Matta 4:9-10; 15:4-6
[17] Matta 21-25, Efesliler 4:28
[18] Çıkış 20:12, Süleymanın Meselleri 30:17
[19] Yeremya 18:7-8, Çıkış 20:7, Mezmur 15:1, 4-5; 24:4-5
[20] Eyüp 13:7-8, Romalılar 3:8, Eyüp 36:21, İbraniler 11:25
[21] Tesniye 4:8-9
[22] Matta 12:7
[23] Matta 5:21, 22, 27-28; 15:4-6, Galatyalılar 5:26, Koloseliler 3:21
[24] Çıkış 20:10, Levililer 19:17, Tekvin 18:19, Yeşu 14:15, Tesniye 6:6-7
[25] II.Korintliler 1:24
[26] İşaya 44:6
[27] Buna
ondalıklar, dua, Kelam okuma ve çalışma gibi şeyler de ekleyebiliriz. Kutsal Kitabı emirleri ve yasaklarıyla doğru bir şekilde öğrenmeyenler bilemedikleri konularda dünyanın yargılarına göre karar vereceklerdir. Böylece
“Dünya Görüşü” Hristiyanlık İnancıyla şekilleneceğine tam tersi
“Hristiyanlık” dünyaya benzer olmaya başlar.
[28] İşaya 9:5-6, I.Timoteyus 4:10
[29] Mezmur 115:1-2, 9, İşaya 31:4-5, 8-9, Zekeriya 12:2-4, 8-9
[30] Elçilerin İşleri 2:39, 42
[31] Mezmur 147:19-20, Romalılar 9:4, Efesliler 4:11-12, Markos 16:15-16
[32] Yuhanna 6:37
[33] Mezmur 57:8
[34] Yuhanna 16:23
[35] Romalılar 8:26
[36] Mezmur 32:5-6, Daniel 9:4
[37] Filipililer 4:6
[38] I.Krallar 8:39, Elçilerin İşleri 1:24, Romalılar 8:27
[39] Mezmur 65:2
[40] Miha 7:18
[41] Mezmur 145:18
[42] Romalılar 10:14
[43] Matta 4:10
[44] I.Korintliler 1:2
[45] Romalılar 10:14
[46] Mezmur 50:15
[47] Yuhanna 14:13-14; 16:24, Daniel 9:17
[48] Matta 7:21
[49] İbraniler 4:14-16, I.Yuhanna 5:13-15
[50] Yuhanna 14:6, İşaya 59:2, Efesliler 3:12
[51] Yuhanna 6:27, İbraniler 7: 25-27, I.Timoteyus 2:5
[52] Koloseliler 3:17, İbraniler 13:15
[53] Romalılar 8:26-27, Mezmur 10:17, Zekeriya 12:10
[54] Efesliler 6:18, Mezmur 28:9
[55] I.Timoteyus 2:1-2
[56] Koloseliler 4:3
[57] Tekvin 32:11
[58] Yakup 5:16
[59] Matta 5:44
[60] I.Timoteyus 2:1-2
[61] Yuhanna 17:20, II.Samuel 7:29
[62] II.Samuel 12:21-23
[63] I.Yuhanna 5:16
[64] WUİ 44. Mesih kahinlik görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih, halkının günahları için barıştırmalık olmak için kendisini lekesiz olarak Tanrı’ya tek bir kere sunmasıyla; ve onlar için sürekli yakarışta bulunmasıyla kahinlik görevini yerine getirmiştir.
[65] WUİ 184. Ne için dua etmeliyiz? Tanrı’nın yüceltilmesine yönelik olan her şey için,. kilisemizin gelişmesi, kendimizin ve başkalarının iyiliği için dua etmeliyiz; fakat yasal olmayan şeyler için dua etmemeliyiz.
WUİ 185. Nasıl dua etmeliyiz? Korku dolu bir anlayış ile Tanrı’nın görkemini için; kendi değersizliğimizi, ihtiyaçlarımızı, ve günahlarımızı derinden kavrayarak, tövbe ile, şükran ile ve Tanrı önünde açık yüreklerle dua etmeliyiz; anlayışla, imanla, içtenlikle, gayretle (hararetle), sevgiyle ve dayanmayla Tanrı’nın için (önünde) bekleyerek O’nun iradesine alçakgönüllülükle boyun eğmeliyiz.
[66] bana gerekli söz verilsin diye…: Bu ayette kullanılan kelime Grekçe’de
“gerekli; etkin” anlamına gelen bir kelime olup, antik çağda çok önemli bir ilan (duyuru) için kullanılırdı. Dolayısı ile
“çok önemli; çok ciddi” anlamlarını içermektedir. Böylece ayet
“ağzımı her açtığımda bana Kral’ın Sözü verilsin” şeklinde anlaşılabilecek bir ifade kullanılmaktadır. Mezmur 51:15 ayetindeki ifade burada anlatılmak istenen şeyi tam olarak açıklıyor:
“ben ağzımı açayım ama Senin sözlerin benden çıksın” şeklinde bir anlam vardır.
[67] [a.16] “ iman kalkanını alarak
yerinizde durun, [a.17] Ruh’un kılıcını alarak
yerinizde durun, [a.18] Ruh’un yönetiminde dua ederek
yerinizde durun,” … şeklinde bir ifade vardır.
[68] Luka 18:1 1-2 İ
sa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı: "Kentin birinde Tanrı'dan korkmayan, insana saygı duymayan bir yargıç vardı…
Romanlılar 12:12 Umudunuzla sevinin. Sıkıntıya dayanın. Kendinizi duaya verin.
Pilipililer 4:6 Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Tanrı'ya dua edip yalvararak şükranla bildirin.
I.Selanikliler 5:17 Sürekli dua edin.
[69] gündelik olağan zaman için
“kronos” kelimesi kullanılır.
[70] Yuhanna 4: 23 Ama
içtenlikle tapınanların Baba'ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor. İşte, o saat şimdidir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor. 24
Tanrı ruhtur, O'na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.
[71] Kilisenin aracılık dualarını dayandırdığı bir ayetlerden biri de budur. Bundan dolayı “(1-) devletimiz ve yöneticiler için, (2-) Kiliseler ve görevlileri için, (3-) Acı ve sıkıntı çekenler için, (4-) Aileler, çocuklar ve gençler için, (5-) Tüm dünyanın barışı için” olan dualar, bütün büyük dualarımız içinde yer alır. Kilise tarihi boyunca kullanılan bütün toplu dua örneklerine baktığımızda bu özet beş konunun değişik şekillerde ifade edildiğini görürüz.
[72] Yaşadığımız dünyanın kültürüne bazen ters düşme korkusu bile Müjde’nin yayılmasında bir engeldir.
[73] II.Korintliler 11:25 Üç kez değnekle dövüldüm, bir kez taşlandım, üç kez deniz kazasına uğradım. Bir gün bir gece açık denizde kaldım. 26 Sık sık yolculuk ettim. Irmaklarda, haydutlar arasında, gerek soydaşlarımın gerekse öteki ulusların arasında tehlikelere uğradım. Kentte, kırda, denizde, sahte kardeşler arasında tehlikelere düştüm. 27 Emek verdim, sıkıntı çektim, çok kez uykusuz kaldım. Açlığı, susuzluğu tattım. Çok kez yiyecek sıkıntısı çektim, soğukta çıplak kaldım.
[74] Aynı şekilde Pavlus, Vali Felix’in önünde (Elçilerin İşleri 24:1-26), Vali Festus’un önünde (Elçilerin İşleri 25:1-12), Kral Agripa önünde (Elçilerin İşleri 25:23-26:29), Roma’daki Yahudiler ve Romalılar önünde (Elçilerin İşleri 28:17-31) Müjde’yi hikmetli bir şekilde savunmuştur.
[75] Elçilerin İşleri 9: 15 Rab ona, "Git!" dedi. "Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları'na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. 16 Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim.
[76] Matta 11:9, Tesniye 28:58, Mezmur 29:2; 68:4, Vahiy 15:3-4
[77] Malaki 1:1-14, Vaiz 5:1
[78] Mezmur 138:2
[79] I.Korintliler 11:24-25, 28-29
[80] I.Timoteyus 2:8
[81] Yeremya 4:2
[82] Vaiz 5:2-5
[83] Eyüp 36:24
[84] Malaki 3:16
[85] Mezmur 8:1, 3-4, 9
[86] Koloseliler 3:17, Mezmur 105:2-5
[87] Mezmur 102:18
[88] I.Petrus 3:15, Mika 4:5
[89] Filipililer 1:27
[90] I.Korintliler 10:31
[91] Yeremya 32:39
[92] I.Petrus 2:12