Beni kendine çeken ışık konusu
573 kez okundu,
2 kez cevaplandı. En son mesaj
Holy Mountain tarafından gönderildi.
Beni kendine çeken ışık konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

14-07-09, 19:18
tanyu
Merhaba sevgili kardeşlerim.
Medyadan izlediğim, kitaplardan ve bu forumdan okuduğum; kardeşlerimin iman edişleri, iman edene dek yaşadıkları göğsümü patlatacak derecede mutluluktan ve huzurdan dolmama sebep oluyor. Bir yandanda bazı kardeşlerimin İsa mesih ile olan ilişkileri yüreğimi burkuyor. Çünki ben şimdiye dek onu görmedim. Böyle bir hikaye okuduğumda yada izlediğimde gözlerim yaşarıyor. Onu görüp konuşmayı o kadar çok istiyorum ki!....
Ancak bu yüreğimdeki burukluk üzüntü gibi bir şey değil. Daha da onu görme arzumu arttıran bir ateş. Onu ölümlü bedenimin son nefesine kadar göremeyebilirim. Ama onun yolundan, ondan asla vazgeçmem.
Hayatımda şu olağan üstü doygunluğuma ve huzuruma, mutluluğuma kadar olan ve aslında arayış içinde geçen süreci sizlerle paylaşmak istiyorum..
Her müslümanın olduğu gibi doğduğumuz andan itibaren, zaten kendi aklıyla değil büyüklerinin ve çevresinin söylemleriyle hareket eden kişilerce, çoğu arap adeti olan şeylere maruz kalarak, sonrasında korkutularak, bizi yaratandan saklanarak, iyi olmaya çalıştığımız halde yinede gazabından sakınarak, o inancı sarsacak her türlü dış şeylere ve insanlara düşman edilerek, okullarda resmi olarak eğitimini aldığımız için resmi olarakta benimseyerek, sorgulamadan, koşulsuz ve düşüncesiz (doğru yada yanlışı düşünmeden), kopyalayarak büyüdük.
Sorduk, hakarete uğradık yada öyle şeyleri düşünmememiz öğütlendi. Düşünürsen, ararsan, sorgularsan inancın zayıflar dendi. Yada sorularımıza, labirent gibi dolaştıran, uyuşturan ve sonunda atamızdandır, iyidir hoştur diyerek imkansız olan sonuca varmadan bıktırıldık.
Özgür değildik; en başta milli bütünlük duygularımızdan, atalarımızn bize öğretilen görünüşlerinden -görülmemiş bir güçle dünyada hakimiyet- gururumuzdan dolayı yaradanımızı arayabilmek ve ona kavuşabilmek için tutsaktık.
19-20 Yaşlarımdayken çalıştığım işyerinde, yeni tanıştığım ve hayatımı büyük ölçüde değiştirecek olan iki terimi ağzından düşürmeyen iki kişi vardı.
Ateist! Ateism!
Bu iki kişi ateistti. Sahip oldukları bu düşünceyi hararetle bize empoze etmeye çalışırlardı. Öğrendikleri soruları bize yönelttikleri zaman takılır kalırdım. O zamana kadar mahalle delikanlısı ve sorgulamayan, büyüklerine itaatkar ve getirisinde onlar gibi aslında tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz inancımızı savunan bir kültürle yaşardık. Hemen o sorulara karşılık savunma alırdık. Verebildiğim yegane ve en çaresiz cevap/savunma sırat köprüsünden ben geçerken ve sizde ateşlerde yanarken size el sallarım olurdu.
O sorular geceleri uzun saatler kafamı kurcalardı. Zaten daha önce bastırdığım duygularım ve merakımla, o iki kişinin savundukları düşünce ile milyonlarca inançlı insanı karşılarına almaları, onları bi şekilde akılsız birer koyun yerine koymaları beni şaşırtmıştı. Bir yandanda o -tabuları yıkıp sorgulama- cesaretleri beni heyecanlandırmış bazı yasakları delmeme ve mantığımla cevap aramaya başlamama neden olmuştu.
Günlerce ve hatta bir kaç ay her gün ve özellikle gecesinde hep düşündüm. Her yönüyle her şeyiyle. Etrafımdaki kişilerle konuşurdum. Mantıken vardığım bazı sonuçlar olurdu. Bunları paylaşırken emin ve kesin konuşurdum. Belirsiz kalan şeyler için karşımdaki insanın girebileceği/yakalayabileceği kapılar bırakır, direkt sormadan bendeki belirsizliği, boşluğu doldurmasını beklerdim. Tahmin edebileceğiniz gibi çoğu kişi ve özellikle benim çevremdekiler tatmin edici bir şekilde o boşlukları dolduramaz yada zaten farkedemezdi. İnançlıya karşı inançsızlığı, inançsıza karşı inançlılığı savunmak gibi bir yöntem kullanmaya başladım. Böylece her iki yöndede eksik bilgilerim tamamlanabiliyordu. Daha çok öğrenmeye çalışıyordum ve bu süreçte arkadaş çevrem dinsiz kimliğini takmıştı bile yakama. Şimdi ki gibi imkanlarımda yoktu araştırma konusunda. O yüzden daha çok mantık yürütmekle kalıyordu. Sonunda aramaktan vazgeçtim. Ne o tarafta ne bu tarafta ben ortadayım diyerek saldım. Tamamen inançsız değildim ama çok yakındım...
Bu belirsiz süreç başımdan geçen talihsiz bir aşk hikayesiyle isyana dönüştü. Tamamen yok saymıyordum; var olana "-o olmazsa olmam, olmasınlar, sende olma!" diyerek isyan ediyordum. Çok kez ona meydan okudum.
Daha sonra tamamen inançsızlığa dönüştü ve bu yine o hikayeye bağıntılıydı. Çünki hiç bir günahımız yokken ve bu kadar çok severken başkalarının basit düşünceleri yüzünden ayrılmamız gerektiği fikrini kabul edemiyor, hazmedemiyordum. Çocukluğumdan beri hep korktuğum Tanrı son zamanlarda azda olsa sevgimi kazanmıştı ama bu haksızlığa izin vermesi, anlamsızca hakkımız olan bişeyi kaybetmemize izin vermesi, benim onun varlığından kati olarak şüphe duymama neden olmuştu. Eğer olsaydı iyi birer insan olan (kendimce) bizlerin ayrılığına izin vermemeliydi.
Sonraları, özellikle yeni tanıyan insanlar bana su katılmamış ateist yakıştırması yapmaya başladılar. Ama şimdi düşünüyorum da bu bir ateistlik değildi; çünki sadece islamiyeti biliyordum ve ben ona karşı duruyordum sadece. islamiyetin tüm tabuları beni çıldırtıyordu. Her türlü mutsuzluğu rahatca ona bağlıyordum. Çünki sorunların ve sorunların başrolü olan insanların davranışlarındaki sebepler islami oluyordu.
Askere kadar inançla alakalı duygularım artık kabuklaşmaya başlamıştı. Ayrıca aileme karşı da artık sevgi hissetmiyordum. Askerde de bu duygular orada bazı sınıfların diğer sınıflara kötü davranışları yüzünden siyasi düşünceler ve eylemlerle yoğuruldu. Bastırılmaya çalışılan, sindirilip hakir görülen, dışlanan kim varsa konumum ve dikbaşlılığımla (oradakilerin tabiriyle deli cesaretimle) hepsini, daha oraya ilk adım atmalarından itibaren kanatlarım altına alıyor kolluyordum. Benim bu gösterdiğim cesaret ve dik başlılık sayesinde, aslında alakam olmadığı halde "militan" yakıştırması da yapıldı. Bu yakıştırmayı yapan şahıslar buna öyle inanmışlardı ki, bu yüzden benden çok çekinirlerdi.
Askerliğin sonuna kadar inançsızlığım ve yeni edindiğim siyasi görüşüm had safhalara ulaşmıştı. Ancak kesinlikle hiç bir insana karşı kin ve öfke duymayı istemez, sevmez, elimden geldiği kadar hiç bir ayırım yapmadan herkese sevecen ve dostça davranırdım. Çocukluğumdan beri bana öğretilen şeylerle bağıntılı olan, rekabet, ezip geçme, düşmanını yok etme vb. düşüncelerden inançsız olunca sıyrılmıştım. Bu düşüncelere sahip kişilere karşıda dimdik durmak bana büyük haz veriyordu. Bu yüzden ne kadar düşürülen hakir görülen varsa kollardım.
Askerden döndükten sonra aileme karşı ayrılıktan kaynaklanan bir yakınlık hissetmeye başladım. Ama yinede çok resmi ve soğuktum. O hissettiğim yakınlığın getirisinde hafif bir inanç ılımlılığı da vardı. Ama artık düşünmüyor kafa yormuyordum. Hiç bir şeyin önemi yoktu ve boş yaşıyordum.
Bu herşeyden vazgeçmişlik ikinci evliliğime kadar sürdü. Şimdi eşim olan kişi ile ilk karşılaşmamda hissettiğim huzurla ve daha çokta ailesinin koyu milliyetçi/islamcı oluşundan, etkilerinde kalarak bende yavaş yavaş onlar gibi olmaya başladım. Ancak öyle olması gerektiği için öyleydim. Yani küçüklüğümüzden beri öğrteildiği gibi. Sorgusuz, koşulsuz öğretileni yapıyordum. İğrenç diyerek çoğu insanın tiksindiği böcekleri bile koruyan zarar vermeyen kayınvalidemi örnek almaya çalışıyordum. Çünki o insan tezat bir şekilde herşeyi ve her canlıyı koşulsuz seviyor. En çok bu merhameti ve barışçıllığı beni çok etkiliyordu. Bir ara sofu diye tabir edilen hale bile gelmiştim.
Ama doymuyordum. Ne yaparsam yapayım tatmin olmuyordum. Tanrıdan çok uzak hissediyordum. Sanki o orda ben burda ve aramızda bir bağ yoktu. Bana o şekilde kendini hissettirmiyor yada ben bu şekilde onu hissedemiyordum.
Din konusunda çok okuduğum için öğrendiklerimi de çevremle paylaşırdım. Komşularım dahi gelir -özellikle çocuklar- dönüp dolaşıp konuyu oraya getirirler bana anlattırırlardı. Diğerlerinden farklı olarak ben insanlığı ve sevgiyi ön planda tutardım. Bu hoşlarına giderdi çünki yaradanlarına olan korkuları hafiflerdi. Hurafeleri çürütmem onları ferahlatırdı.
Ben onlara dini anlatırken sanki bir yerden okuyormuş gibi hissederdim. Dini kurallar ve dinin getirilerine tamamen kendimi inandıramıyordum. Bu yüzden sanki bir yerlerden o insanlara sıradan birşeyler okuyormuş gibi hissederdim. İnsanlık ve sevgi konusuna gelince ateşlenir ve insanların bu değerleri alt üst eden kötü davranışlarına deyinirken hiddetlenirdim.
Günler böyle yaklaşık 8 seneyi doldurdu.
Geceleri eşim benden önce uyur genellikle. Bende ya kitap okurum yada ne kadar kanal varsa tv de hemen hepsini dolaşırım. Yine böyle bir gece kanalları dolaşırken, daha önce defalarca rastladığım halde hiç durupta izleme gereği duymadığım o Hristiyan kanalına takıldım. Değiştirmek içimden gelmedi. Yazılarla ayetler gösteriliyordu. Onları okumaya başladım. Ayetlerde yazılı olanlar beni çok etkiledi. Özellikle "Tanrı sevgi Tanrı'sıdır. Sevgide yaşayan Tanrı'da yaşar." sözleri beni tarif edemiyeceğim şekilde huzurla etkiledi. Ardından bazı tanıklıklarla alakalı kısa filmler izledim. Yastığa başımı koyup uyumaya çalışırken içimde değişik bir heyecan vardı. Sürekli düşünüyordum ve yarını iple çekiyordum.
Ertesi gün işyerimde vakit buldukça internetten araştırmaya başladım. Akşamı evde... Yine o televizyon kanalı açtım ve bu kez vaaz vardı. Dinledim ve o zamana kadar aklımla ve kalbimle düşündüğüm hissettiğim şeylerle örtüşen şeyler duydum. Bu bir kaç gün sürdü. Araştırdıkça aslında bize yanlış öğretilen şeylerle karşılaşıyordum. Bu süreçte kendimi gittikçe artan bir huzurla dolu hissediyordum. Yanlış öğretilen ve öğrendiklerimle devasa çelişkiler doğuran şeyler bu kez kendi inancımı araştırmaya yöneltti. Hiç daha önce bu derece sorgulamamıştım. Şimdi eskisinden daha avantajlı olarak yetişkinliğim ve engin bir araştırma mekanı olan internet vardı.
Fazla sürmedi bir ay kadar bulabildiğim her kaynaktan araştırdım. Araştırdıkça kendimi enayi gibi hissettim. Sanki benimle dalga geçilmiş gibiydi. Araştırmam sonucu buz gibi soğudum islamiyetten. Düşüncesizce ne olduğunu bilmedikleri şeylere olan inaçları ve bağlılıkları ile beni enayi yerine koyduklarını düşündüğüm ailem başta olmak üzere çevremdekilere asabileştim.
Tamamen ve bilinçli olarak şimdi gerçek bir inançsızdım. Büyük bir boşlukta hissediyordum kendimi. Aklımda hiç bir şey olmadan robot gibi günlük yaşantımı devam ettiriyordum. Bir hafta sürdü bu durum. Yine kendimi o televizyon kanalının başında buldum kendimi. Sonrasında daha başka bir şevkle araştırmaya devam ettim. Herşeyini herşeyini öğrenmeye çalışıyordum Hristiyanlık inancının. Bu foruma üye oldum. İnsanların sordukları sorular benimde kafamdaki soru işaretleriydi. Cevapları bana mantıklı geliyordu. Dahasınıda araştırarak öğrenmeye devam ettim. İncil istedim ve geldiği gibi okumaya başladım. Okudukça rahatlıyordum. Okurken kalbimdeki ile aynı olduğu için kafamı sallıyordum. Ben hislerime ve düşüncelerime tarif bulmuştum. Ben buydum evet. Toplam zamanı hatırlamıyorum bir kaç ay olabilir, tüm araştırmalarım ve öğrendiklerim sonucunda büyük bir huzur, memnuniyet, mutluluk ve kendimden eminlilikle iman ettim.
İman ettim ve Tanrı'nın benim için hazırlamış olduğu macera dolu yeni yaşamıma yeniden doğarak başladım.
Beni kendine çeken ışık

“Adveniat Regnum Tuum” "SINT UNUM"

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Beni kendine çeken ışık

14-07-09, 23:35
umitozgungor
Sevginiz yüreginizde daim olsun kardesim. Ne güzel bir hikayeniz ne kadar ihtiyac duydugum bir anlatımdı bilemezsiniz. Kac gundur aklımda bi dusuncedir gidiyor. Mesih imanlısı kardeslerimizin hemen hemen hepsinin basından aynı hikayeler geciyor. Mecburi din, baskıcı öğretim modeli izleyen bir aile ve sonunda Kurtuluş. Okudukca bazı seyler daha guzel isleniyor heralde zihne. Tanrı'nın bize bahsettigi dusunme-özgün irade ile sonunda asıl olana ulasılıyor.
Bugun eski bir arkadasımla konusurken dinden konu acıldı ve Kutsal kitap dan bir ayet sununca sasırdı. İmanımı dile getirdim.Ardından gelen cevap gercekten sanki beynime kursun atmıslar gibi geldi. " Bırak böyle isleri. Hayatını yasa.Hicbirsey icin zorluk cekmeye degmez ".Beklemedigim bir cevapdı. Neye ugradıgımı sasırdım. Kutsal kitap dan ayetlerle durumunu ve dusuncelerinin yanlıslıgını aktardım kendisine. Beni anlamadı veya anlamak istemedi. Heleki son soyledikleri beni daha fazla uzdu. " Sen Türk'sün senin atan
Hristiyan'mıydı. Kendine gel! " Daha sonra farkettim ki deist bir dusunceye sahip fakat musluman oldugunu iddia ediyor. Hani su sozde ulkucu olupda 11 sartını bilmeyen. Ulkuculugu sadece vur-kır kavga olarak goren akılları oyunlarla yıkanmıs saf insanlar gibi... Fazla muhabbeti uzatmak istemedim cunku git gide kırılıyordum.. sevgiyle sonlandırdım gorusmemi ve buraya yazdım yasadıklarımı.
Bir olayı daha anlatmak istiyorum. Bugun isyerinde basımdan gecti. Arkadas kucuklugunden beri ulku ocaklarında buyumus, yeterince islami bilgisi olan birisiymis..
Bana dusuncemin yanlıs olduguyla ilgili bir kac soz soyledi. Karsılıgını ayetlerle acıkladım. Bana Avrupa devletlerinin ( butun avrupa'yı
hristiyan sanıyor ) icinde bulundugu yanlıslıklardan bahsetti. Sende zina ediyorsun. İcki iciyorsun ama bunu kimseye gostermiyorsun dedim. Zina'nın Muhammet zamanında yasaklanmasının sebebinin ( hala bu cevaba guluyorum ) korunma yontemlerinin olmaması, gayr-i meşru cocukların artmaması icin yasaklandıgını soyledi... Cevabım agırdı, kırmak istemedim ama o an aklıma gelen ilk seyi soyledim." Yani ozaman sen diyorsun ki esin,kızın veya annen de korunma yontemleri ile baska kisilerle iliskiye girebilir. Nasıl olsa zina dan sayılmıyor " Herhangi bir cevap almadan hakaret ve kufur yaygın oldu ortama ayrılmak zorunda kaldım.
İyi geceler.
Rab'bin esenligi yureginizde olsun.
Beni kendine çeken ışık
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Beni kendine çeken ışık

15-07-09, 12:27
Holy Mountain
Syn. Tanyu,esenlikler dilerim,gerçekten hikayenizi bir solukta okudum,ve emin olunki sayfalar dolusu olsa bıkmadan okuycaktım,giriş gelişme ve sonuc bölümünü öyle güzel ifade etmişinizki,kendinizi öyle güzel anlatmısınızki,okurken hiç bitmesin dedim ama tabiki sonuna geldik :-)
Mesih İsa hep bizimle olsun,bizi korusun,Amin,Saygılar.
Beni kendine çeken ışık

† İsa: "Yol,Gerçek Ve Yaşam Ben'im" Dedi."Benim Aracılığım Olmadan Baba'ya Kimse Gelemez" †

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Beni kendine çeken ışık
Beni kendine çeken ışık konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Türkçe olarak, Türkiye
Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen
Hristiyan olmak,
Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler,
Hristiyanlık ve
İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat,
sohbet,
bedava incil