Esenlikler dilerim bu bölümde bir çok kardeşin tanıklıklarını okudum ve gerçekten çok büyük bereket aldım ve ben de tanıklığımı ifade edebildiğimce paylaşmak istedim...
2001 yılında üniversite öğrenimi görmek için Gaziantep'e geldim, aslen Kahramanmaraş'lıyım. O zamanlar Gaziantep Üniversitesinde öğrenim görmeyi hiç istememiştim ve itiraf etmeliyim ki en son tercih ettiğim okuldu... Nereden bilebilirdim ki Rab'in ben daha kendisini tanımazken benim için planları olduğunu...
Ailem çok dindardır, annemin dedesi bir şeyh idi adımı bilen kişiler belki de hangi kişi olduğunu çıkartabilirler, ailem tarafından çok iyi bir dini eğitimle eğitildim annem hep benim bir dergahta mürid olmamı orada hizmet etmemi istemiştir, ilk okulu bitirdikten sonra imam hatip lisesine gönderildim, burada Kuran ve Arapça eğitiminin yanında küçüklükten beri öğrendiğim Kelam ve Fıkıh gibi konularda da eğitim gördüm...
Üniversiteye geldiğim zamanlarda namaz kılıyor her zaman dua ediyor ve kendi inancıma göre doğru bildiğim bütün şeyleri yerine getirmeye çabalıyordum... Üniversitedeyken 2003 yılının sonbaharında okuldan arkadaş grubu ile sinemaya gitmeye karar verdik... Aslında bizim gitmek istediğimiz film başlayalı 15 dakikayı geçmişti ve çok fazla vaktimiz olmadığından diğer seansın başlamasını bekleyemezdik...
Tam o anda bir film afişi gözüme ilişti bir sırıkta bağlanmış ve vücudu paramparça edilmiş bir adam... Filmin adı hepinizin tahmin edebileceği gibi "Tutku"... İsa Mesih ile ilgili olduğunu bilmiyordum ama o zaman şöyle düşündüm "yanımızda olan bayan arkadaşlar kesinlikle bu tür sahnelerden korkarlar ve sonuç olarak biraz gülebiliriz"... Filmi izlerken çok farklı duygulara kapıldım, kendisine yapılan onca şeye rağmen kendisine küfür edip aşağılayan insanlara dua eden bir adam... Oysa Kuran'da O'nun hakkında çok fazla öğrenme şansına sahip olamamıştım... Filmden çıktığımız zaman gülmek bi tarafa tamamen ifade bile edemediğim duygularla dolu olarak öğrenci yurdunun yolunu tuttum... Kuran'dan İsa Mesih ile ilgili ayetleri bulduktan sonra defalarca okudum ancak hiç filmde izlediğim gibi değildi...
Ailemin maddi durumu iyi olduğundan herhangi bir maddi problemim o zamana kadar asla olmadı, internetten araştırmaya başladım, bi kaç hıristiyan chat sitesine girdim bi kaç kişiyle sohbet etme fırsatı buldum çok bilgili kişilerdi ve ben açıkçası çok şaşırmıştım... Hıristiyanları hep televizyonda izlediğim sapık insanlar olarak tanımıştım ve bu insanların Tanrı hakkında bu kadar bilgi sahibi olmaları açıkçası beni daha da kamçılamış ve öğrenme hırsı ile dolmuştum...
Kutsal kitap bilgilendirme merkezinin mail adresini buldum ve buradan bir incil istedim... Bu sırada öğrenci yurdundan ayrılmış arkadaşlarımın da oturduğu apartmanda tek başıma bir teras katı kiralamıştım... Böylece çok daha rahat araştırabilecek ayrıca evimde de internet kullanabilecek böylece chat odaları sayesinde bilgi seviyemi daha da artırabilecektim... Bir süre bekledim ancak incil elime ulaşmadı daha sonra bir mail daha yazdım ve bir süre sonra bir incil edinebildim...
Hemen akşamına açıp okumaya başladım, benim alışık olduğum dini kitapların dışında sanki bir hikaye kitabı gibiydi ve ben üzerinde çok fazla düşünmeden öylesine okuyup geçiyordum, aranızda bir romanı bitirmiş olmak için okuyanlar varsa eğer ne demek istediğimi sanıyorum anlayabileceklerdir...
Bir süre sonra sıkılıp eski hayatıma devam etmeye başladım bu dönem 2 ay kadar sürdü ve elbette dikkatli okumamış olsam da aklımda kalan ayetler vardı... Bir gün bir telefon geldi ve arayan kişi telefonumu kutsal kitap bilgilendirme merkezinden aldığını benimle görüşmek istediğini söyledi bir yerde birlikte birer çay içip sohbet etmek üzere sözleştik ve sözleştiğimiz saatte buluşma yerine gittim... Açıkçası hıristiyan olan kişilerin çok zengin olduklarını duyduğumdan karşımda oldukça şık giyimli birisini bekliyordum ama gördüğüm kişi beni hayal kırıklığına uğratmıştı... Çok kötü ve peşmurde bir şekilde giyinmiş kısa boylu ve yanık tenli bir adam karşıladı beni orada, kendisinden daha sonra bu önyargım için özür diledim ancak yine özür diliyorum çünkü içimdeki merakı yeniden uyandıran ve tarif edemediğim bir sevinç yaşamama neden olan kişiydi bu...
Ona bi kaç soru sordum ve sorduğum sorular doğrultusunda konu Kutsal Ruh'a geldi ve bana kendisi bunu açıkladı ve Petrus'un Rab'i inkar edişini çok etkileyici bir dil ile anlattı daha sonra tekrar görüşmek üzere birbirimizle vedalaştık ve ben okula döndüm ancak içim tarif edemeyeceğim bir sevinç ile doluydu... İlk kez hissettiği zaman hatırlayan kardeşler "bunu biliyorum" diyeceklerdir "evet, bunu biliyorsunuz..."
O günün akşamı en baştan yeniden okumaya başladım ve bir süre sonra da yargılamaya başladım eski antlaşma okumadığım için tam olarak nelerden bahsedildiğini anlayamıyor buna rağmen ısrarla okumaya devam ediyordum...
İnternetten eski antlaşma kısmını da okumaya başladım ve artık zihnimde bir resim yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı sanırım anlıyordum ama yine de eksik olan birşeyler vardı... Bu dönem 3 ay kadar devam etti ve ilk kez görüştüğüm kişinin bana getirdiği diğer kitapları da okudum ve Kutsal Kitap'ta bahsedilen Kurtuluş Planı'nı anlayabildim ancak iman etmiyordum...
Kış aylarından birisi idi, bilenler bilir Gaziantep'te kışlar oldukça esintili geçer yine öyle bir gece idi... Oturduğum bina biraz eski olduğundan rüzgarın etkisi ile zaman zaman çerçeveler birbirine vuruyor zaman zaman kapı da küçük sesler çıkarıyordu... Yatağımda uzanmış kutsal kitap okurken birden kapı çaldı... Arkadaşların geldiğini düşünerek kapıya gittim, açtığımda hiç kimseyi göremedim, sonra bana şaka yaptıklarını ya da kapının gerçekten çalmadığını düşünüp yatağıma döndüm... Vahiy kitabını okuyor ve anlamaya çalışıyordum bu sırada... Sonra tekrar kapı çaldı gece çok geç saat olduğundan kapıya gittim açtım ama yine kimse yok... bu kez aşağı katlara doğru koşarak indim binada asansör olmadığından kapıyı çalan kişi çok uzağa gitmiş olamazdı ancak bina çok sessiz ve giriş kapısı kilitliydi, tekrar yatağıma döndüm bu sırada 3. bölüme kadar geldim... Ve tam da 20. ayeti okurken kulağıma birinin "Neden kapıyı açmıyorsun?" dediğini duydum, kesinlikle uyumuyordum ya da beynimin içinden gelen bir ses değildi, nefes alışverişlerini bile hissetmiştim... Tam da 20. ayet...
Vahiy 3,20 İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.
Çok korkmuş ve ürpermiştim, hemen üzerime bişeyler giyinip olanca hızımla evden çıktım insanların bulunduğu bir yerlere gitmem gerekiyordu... O gece gün ağarıncaya kadar dolaştım parklarda... Gün ağardığı zaman evime dönüp biraz uyudum ve rüyamda "Korkma seninleyim..." diyen bir ses duydum ve yine aynı sesti... yatağımdan kalkıp yatağın hemen yanına diz çöküp yere kapandım... Kapıyı nasıl açacağım, nasıl kurtulacağım bana yardım et diye dua etmeye başladım ve işte tam o gün İsa Mesih'i Rab'im ve kurtarıcım olarak hayatıma kabul ettim...Hamdolsun beni çağıran Rab'e...
İlk birkaç arkadaşımla paylaştım benim delirdiğimi düşündüler, sonra da ailemle paylaştım şaka yaptığımı sandılar... Gaziantepte bir kiliseye katılmaya başladım ve hiç bir toplantısını kaçırmıyordum, bu sırada kilisede çok etkin olduğumdan çevreden çok fazla tepki aldım bi kaç kere kutsal kitap dağıtırken karakola götürüldüm... Ailem ancak bu olaylardan sonra durumun ciddiyetine inandı ve beni reddetti...
Bana para göndermeyi bıraktıklarından ve bu şekilde cayacağımı düşündüklerinden oldukça zor durumdaydım, bir gazinoda geceleri garsonluk yapıp gündüzleri okula pazar günleri de sabahın erken saatlerinde kiliseye gitmeye başladım... O zamanlar herkes okulu bu şekilde bitiremeyeceğimi söylerken ben o son yılımda o zamana kadar ulaşamadığım başarıya ulaştım derslerimde... 3 yıl boyunca gaziantep yeni yaşam kilisesinde hizmet ettim, daha sonra Türk ve Kürt kardeşlerle kendimiz toplanmaya karar verdik ve Gaziantep - Kahramanmaraş Diriliş Kilisesini kurduk...
Çoğu zaman güçlükler içinde bir araya gelsek de, herkes bir süre sonra vazgeçeceğimizi düşünse de, bazı insanlar bir hayalin peşinden koştuğumuzu söylese de bizler İsa Mesih'i Rab'imiz ve Kurtarıcımız olarak kabul ediyor ve O'nun önünde işte o büyük gün geldiğinde başımız dik durabilmek için çabalıyoruz... Yazılmış olduğu gibi...
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz. Kovalanıyoruz, ama terk edilmiş değiliz. Yere yıkılmışız, ama yok olmuş değiliz. İsa'nın yaşamı bedenimizde açıkça görülsün diye İsa'nın ölümünü her an bedenimizde taşıyoruz. Çünkü İsa'nın yaşamı ölümlü bedenimizde açıkça görülsün diye, biz yaşayanlar İsa uğruna sürekli olarak ölüme teslim ediliyoruz. Böylece ölüm bizde, yaşamsa sizde etkin olmaktadır. ‹‹İman ettim, bu nedenle konuştum›› diye yazılmıştır. Aynı iman ruhuna sahip olarak biz de iman ediyor ve bu nedenle konuşuyoruz. Çünkü Rab İsa'yı dirilten Tanrı'nın, bizi de İsa'yla diriltip sizinle birlikte kendi önüne çıkaracağını biliyoruz.
2. Korintliler 4,8:14
O büyük günde Rab'imiz İsa Mesih'i ölümden dirilten Göklerdeki Baba'mızın önünde, O'nun hoşnut olduğu çocuklar olarak neşeyle toplanabilmek umudu ve dileklerimle... Ebedi kapıları Yüce Kral'a açmayı ihmal etmeyin... Sizlere Lütuf ve esenlik olsun...Amin
Bilal ATAÇ - Gaziantep - Kahramanmaraş Diriliş Kilisesi Çobanı