Internette Nefret Söylemi
Tuğrul Çomu – Kolektif Üretim
tugrul.comu@gmail.com
Temel olarak nefret söylemi, bir kişinin, farklı gördüğü ya da farklı düşündüğü diğer kişileri “öteki” addettiği ve bu ötekileştirme sırasında kendisini (ya da kendisi gibi olanları / düşünenleri) yüceltip, “öteki” olan(lar)ı aşağıladığı söylem türüdür. Medyada görülen nefret söylemi, çoğunlukla azınlıklara yönelik olarak gerçekleşmektedir.
Bu noktada, kuşkusuz etnik ve dini azınlıklar da vardır; ancak nefret söyleminin hedefi olan tek azınlık türleri bunlar değildir.
Toplumsal normların dışında kalan hemen her kişi veya topluluk kolaylıkla medyadaki nefret söyleminin hedefi olabilmektedir. Bir söylemi nefret söylemi haline getiren en belirgin unsurlardan biri, söylemin olumsuz görüş sınırlarını aşarak aşağılamaya varmasıdır ki düşünce özgürlüğü ile karıştırılabildiği nokta da burasıdır.
Geleneksel medyada sıkça nefret söylemi görülebilmektedir: karşıt görüştekiler nefret söyleminin hedefi haline getirilerek, söylemi üreten yayın organının hedef kitlesinden de “puan” kazanılabilir.
Anaakım geleneksel medya ele alındığında temel belirleyici, çoğunluk ve azınlıktır. Hedef kitle olarak çoğunluğu seçen anaakım geleneksel medyada, toplumsal normların dışında kalan her çevre nefret söylemine maruz kalabilmektedir. Geleneksel medyanın yapısı merkezi, üretimi doğrusal ve tek yönlüdür. Bu işleyiş, ulus-devletin yasal düzenlemelerle nefret söylemi üretimini görece azaltabilmesine olanak tanır. Geleneksel medyanın doğasında söylemi üreten kaynak belli olduğundan, yaptırım söz konusu olabilmektedir. Türkiye örneğinde, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçtur ve geleneksel medyada açıkça yapılması yaptırıma tâbidir.
Elbette nefretin açıkça üretilmediği durumlar söz konusudur ki geleneksel medyada nefret söylemine sıkça rastlanabilmesini sağlayan da budur.
İnternet’in ortaya çıkması, gelişmesi ve yaygınlık kazanması ile birlikte yepyeni bir medya oluşmuştur. Bu yeni medya, kişilerin kendilerini serbestçe ifade edebilmesine olanak tanıyan birçok farklı araca hizmet eder, kişilerin bir ya da birçok farklı kişi ile anında iletişime geçmesine olanak tanır. Anlık ileti yazılımları, e-mail’ler ile iki kişi; mail grupları ve forumlar gibi araçlarla pek çok farklı kişi arasında anında iletişim sağlanabilmektedir. İnternet’in olanaklı hale getirdiği yeni iletişim formları olumlu ve olumsuz yönleri bakımından tartışılabilir. Ancak tartışılamayacak olan, bu formların pek çok kişinin gündelik yaşam pratikleri içinde olağan biçimde yer almasıdır.
Ulus-devletin İnternet’le ilgili yapmaya çalıştığı düzenlemelere bakarak, söz konusu ulus-devletin İnternet’teki hangi söylemleri kendisi için “tehlikeli” bulduğu anlaşılabilmektedir. Türkiye örneğine bakıldığında, nefret söylemi “tehlikeli” bulunan söylemlerden değildir.
Yeni medyanın kollarından biri olarak tanımlanan İnternet üzerindeki iletişim formları, anındalığı düşük maliyetlerle gerçekleştirebilmektedir. Bu durum, İnternet’in geleneksel medya araçlarını etkin biçimde kullanamayan çevreler için daha da avantajlı hale gelmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla alternatif medyanın da kendine rahatlıkla yer bulabildiği mecra yeni medya olmaktadır. Ancak çoğunluk her yerdedir… Yeni medyada azınlıklar seslerini duyurmaya imkân bulabilseler de çoğunluk da aynı imkâna haizdir. Bu nedenle nefret söylemine İnternet’te de sıkça rastlanabilmektedir. Dahası, İnternet’in ademimerkeziyetçi ve anonim yapısı, bağlanan herkesin istediği her şeyi eklemesine olanak tanıması, oluşan nefret söylemlerinin sayıca çok olmasının yanı sıra içerdiği nefret düzeyinin de yüksek olmasına neden olmaktadır. Öte yandan İnternet, ulus aşırı bir varlıktır, ulus-devletin düzenlemesine ve yaptırım uygulamasına çok fazla izin vermemektedir. İnternet’in sahip olduğu bu iktidar, ulus-devletin yer yer bocalamasına ve hangi kısmını nasıl düzenlemeye çalışacağını şaşırmasına sebep olmaktadır.
Ulus-devletin İnternet’le ilgili yapmaya çalıştığı düzenlemelere bakarak, söz konusu ulus-devletin İnternet’teki hangi söylemleri kendisi için “tehlikeli” bulduğu anlaşılabilmektedir. Türkiye örneğine bakıldığında, nefret söylemi “tehlikeli” bulunan söylemlerden değildir.
İnternet’te üretilen nefret söylemi, kişisel veya kurumsal web sitelerinde bulunabileceği gibi, kullanıcıların sisteme yükledikleri öğelerde de bulunabilmektedir. Aslında yeni medyanın daha fazla nefret söylemi içermesinin nedeni de budur: Kullanıcıların İnternet’e yükledikleri ögeler. Bu ögeler, herhangi bir konuyla ilgili yorum, görüş, kanaat gibi metinsel olabileceği gibi, paylaşıma açılan fotoğraf, video, vs. de olabilmektedir. İnternet’in zaman ve mekân sınırını ortadan kaldırması, farklı yerlerden farklı zamanlarda ağa bağlanarak, çevrim dışı dünyada birbirlerini kolaylıkla bulamayacak kişilerin bile birbirleriyle buluşmasına olanak tanıması, yeni bir örgütlenme pratiği oluşturmaktadır. Öte yandan İnternet kullanıcılarının aynı zamanda üretici olması ve ürettikleri içeriği anonim bir biçimde yayınlayabiliyor olmaları nefret söyleminin bu mecrada geleneksel medyaya kıyasla çok daha fazla görülmesine neden olmaktadır.
İnsan sosyal bir varlıktır. Kendisiyle benzer diğer insanlarla iletişime geçerek ve onlar tarafından onaylanarak güç bulur. Diğer taraftan insan kendini ifade edebilmek ister. Benzer düşüncelerdeki kişilerin birbirleri ile zaman – mekân sınırı olmaksızın iletişime geçebildiği İnternet, “ben/biz” algısı ile birlikte ötekileştirmenin de en çok görüldüğü mecra haline gelmektedir.
Belirtmek gerekir ki İnternet sürekli gelişmekte ve bir takım yenilikler sunmaktadır. Kişinin, yani İnternet kullanıcısının kendini ifade edebileceği alanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İlk zamanlarında çoğunlukla tek yönlü iletişime izin veren İnternet, bugün interaktif yapısı ile giderek daha fazla katılımcının kendini ifade etmesine olanak tanıyan farklı uygulamalara ev sahipliği yapmaktadır. Yazıyla ifade olarak ele alındığında, kullanıcıların yorum yapabileceği, düşünce ve yorumlarını yazabileceği her tür İnternet sayfası “kendini ifade” kalemini oluşturmaktadır. Forumlar, bu alandaki çabaların ilk örneklerinden biridir. Fakat bugün pek çok İnternet sayfasında, yazılı içeriğe ilişkin yorum yapma imkânı vardır.
Kişisel web siteleri ya da bloglarda dahi, ziyaretçilerin yazılı içerikle ilgili görüşlerini belirtebilecekleri bağlantılar bulunmaktadır. Daha büyük çaplı örneklere bakılacak olursa, haber sitelerindeki haber yorumları gözden kaçmayacaktır. Bir olay olup, haberleştikten sonra, hemen tüm haber sitelerinde / portallarında hızla yorumlar ortaya çıkar. Haberi okuyanlar (ya da artık izleyenler) gerçekleşen olayla ilgili görüşlerini ifade etmeye başlarlar.
İnternet örgütlenmeleri olarak tanımlanabilecek gruplar sayesinde, belirli bir konuya ilgi duyan, gerçek yaşamda birbirlerini tanıyan veya tanımayan kişilerin, çevrimiçi dünyada birbirlerini bularak ortak hareket edebilmeleri sağlanır.
Toplumsal paylaşım ağlarında da gündemdeki olaylar veya konularla ilgili olarak, İnternet kullanıcıları yorumlarını yazarlar. Bu ağlarda, İnternet örgütlenmeleri olarak tanımlanabilecek gruplar sayesinde, belirli bir konuya ilgi duyan, gerçek yaşamda birbirlerini tanıyan veya tanımayan kişilerin, çevrimiçi dünyada birbirlerini bularak ortak hareket edebilmeleri sağlanır. Söz konusu ortak hareket çoğunlukla çevrimiçi eylemler, düşünce paylaşımları olarak kalıp çevrim dışı gerçek dünyaya doğrudan yansımasa da kullanıcılar kendileri gibi düşünen diğerleri ile bir araya gelerek hem kendilerini rahatlıkla ifade edebilirler, hem de “onay”lanarak tatmin sağlarlar.
İnternet kullanıcılarının kendilerini ifade etmek için kullandığı bir diğer yöntem de göstermektir. Yazıyla gerçekleştirilen ifade edimi “söylemek”; fotoğraf, video gibi enstrümanlarla gerçekleştirilen ifade edimi ise “göstermek” olarak tanımlanabilir. Göstermenin, söylemeye kıyasla çok daha etkili bir ifade aracı olduğu düşünülmektedir. Üstelik gelişmiş bilgisayar yazılımları ile görsel malzeme oluşturmak artık kullanıcıların evlerinden amatörce yapabilecekleri bir iş haline gelmiştir. Kendini ifade etmek isteyen ve görsel malzeme oluşturabilen bir birey, biraz da bu işe ayırabilecek vakti varsa bu yolu seçmektedir. Bu yöntemin, yazıyla ifadeye kıyasla bir diğer avantajı, fotoğraf / video paylaşım siteleri ve toplumsal paylaşım ağlarının fotoğraf / video destekleri ile birlikte, çok daha fazla kişiye ulaşıp etki bırakabilmesidir. Dahası söz konusu görsel malzemelerin paylaşıldığı platformlar da kullanıcı (izleyici) yorumlarını desteklediğinden, izleyenlerin de kendini ifade edebilmesi sağlanır. Buraya kadar her şey gayet güzel ve “kazan – kazan” ilişkisi çerçevesinde gözükmektedir. Durumun “kazan – kaybet”e evrildiği nokta, nefret söyleminin ortaya çıktığı noktadır.
Kişinin kendini ifade etmesi, öteki üzerinden olduğunda ve dahası ötekini aşağılayarak olduğunda nefret söylemi de en görünür halini alır.
Kişilerin kendilerini “özgürce” ifade edebilmesine olanak tanıyarak, yeni bir demokrasi platformu oluşturan İnternet, şüphesiz yalnızca bireyler tarafından kullanılmamaktadır. Çevrim dışı gerçek dünyadaki pek çok örgüt de İnternet’i sıkça kullanmaktadır. Böylelikle İnternet, bireylerin kendilerini ifade etmesinin yanı sıra örgütler için de bireylere ulaşma biçimlerinden biri haline gelmektedir.
Üretilen metinler, başka hiçbir iletişim aracının izin veremeyeceği ölçüde geniş bir yelpazede, paylaşım siteleri aracılığıyla çok sayıda kişiye ulaşabilmektedir. Gerçek dünyada karşılığı olan örgütlenmeler açısından bu durum ele alındığında, kullanıcıların üretim sürecine dâhil edilmesiyle birlikte üretilen metinlerde patlama yaşanmaktadır.
Herhangi bir örgütlenmenin kendi düşüncesini yaymak adına profesyonel bir ekiple çalışarak faaliyette bulunması, az sayıda metin üretimi için çok miktarda mali kaynak ayırması anlamına gelmektedir. Oysa amatör kullanıcıların ürettiği metinlerin dolaşıma girmesi ve bunun çoğunlukla gündemle eş zamanlı olarak gerçekleşmesi, söz konusu örgütün iletmek istediği mesajın çok daha fazla kişiye, çok daha hızlı bir biçimde ve sayı bakımından da pek çok farklı metinle ulaşması anlamına gelir. Böylelikle örgüt amacına neredeyse hiçbir mali kaynak ayırmadan ulaşabilmiş olur.
Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: Görülüyorum Öyleyse Varım’da (2009, Kalkedon Yayınları) incelendiği ve saptandığı üzere, yeni medyadaki nefret söylemi çoğunlukla kendini ırkçı – etnik milliyetçi, homofobik ve zenofobik metinlerde göstermektedir.
Bu yaklaşımları gerçek dünyada (belki biraz daha üstü kapalı bir biçimde) savunan örgütlenmelerin varlığı bilinmektedir. Yeni medya üzerinde üretilen bu nefret söylemi ve özellikle paylaşım siteleri ile nefret söylemi üretmeyen, üretme yanlısı olmayan kişilere de hızla ve çokça ulaşabilmesi, kuşkusuz bu kişilerde anında bir duruş değişikliğine sebep olmamaktadır. Ancak, yeni medya ortamında sürekli ve sıkça görülen bir söylem olarak nefret söyleminin belli bir süre sonunda “doğal” olarak kabul edilmesi de şaşırtıcı değildir.
Ayrıntılı tartışma için bakınız:
Ali Toprak, Ayşenur Yıldırım, Eser Aygül, Mutlu Binark, Senem Börekçi, Tuğrul Çomu (2009),
toplumsal paylaşım ağı facebook:“görülüyorum öyleyse varım!”, Kalkedon Yayınları.
http://yenimedya.wordpress.com/2009/11/15/yeni-medyada-nefret-soylemi/