hristiyanlık
evangelion

Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları


Bence hristiyanlar için çok yararlı bir arşiv - bilgi verdiniz. O linkteki detaylar doğrudur. Ancak zannedersem ki siz Vatikan = Hristiyanlık zannediyorsunuz. Açıkçası benim açımdan Vakitan'ın kabul edip etmemesi pek birşey ifade etmiyor. Ama verdiğiniz linkteki bilgiler, bilmenizi isterim ki benim için gerçekten yararlı olmuştur, teşekkür ederim.

İlgili metinlerle ilgili bilgiler: http://www.hristiyan.net/kutsalkitab...i/tahrif13.htm


Kutsal Kitap’ın Değişmezliği

(Daniel Wickwire - Batıkent Protestan Kilisesi)

Ölü Deniz Tomarları



“The Dead Sea Scrolls”



Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da

bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.” (Luka 12:2)



Tanrı’nın kutsal kitabını koruma gücünden şüphelenenler için Tevrât, Zebûr, İncîl’in değişmediğine dair başka bir sürü delil vardır. Ortadoğuda, bilhassa Mısır kumlarının altında binlerce yıl saklı kalan çok sayıda Eski Ahit nüshası bulunmuştur.



Mesela 1947 Mart ayında, Filistin’de Ölü Deniz (Lut Denizi) yakınlarında Müslüman bir çoban, Ta’amireh bedevi Muhammed al-Dhıb adında bir çocuk, çölde kaybolmuş bir keçi arıyordu. Çocuk bu sırada Eriha şehrinin 8 mil güneyinde bulunuyordu. Aynı zamanda burası Ölü Deniz gölünün kuzey batı tarafındaydı, Kumran köyünün harabeleri yanında. Muhammed al-Dhıb dik bir yerde bir mağaraya rastladı ve bu mağaraya bir taş attı. Bu taşın bir şeyi kırdığını farketti. İçeri girdiğinde kırılan şeyin toprak bir vazo olduğunu gördü. Bu vazo dışında içerde yedi vazo daha vardı. Vazoların içinde deriden yapılmış el yazması tomarlar bulunuyordu ve bu tomarlar keten bezi ile sarılmıştı. Çocuk bir tomar alıp babasına götürdü. Babasıda bu tomarı bir arkeolog uzmana götürdü. Bunun üzerine arkeologlar Kumran’daki tüm mağaraları araştırdılar ve birçok vazo ve tomar buldular. 1



Bu bulunanlar 40.000 el yazması tomarı oluşturuyordu. Bu 40.000 el yazmasının birleştirilmesinden de 500 kitaplık bir kütüphane oluşturuldu.2 1947’te bulunan elyazmaları arasında, Tevrât’ın neredeyse bütün bölümlerinden parçalar vardır. Bu yazmaların yanı sıra Ester kitabı dışında Eski Ahid’in bütün kitaplarını içeren bir liste bulundu.3



Bu el yazmaları İbranice olarak yazılmıştır. Bilim adamlarına göre bu bulunan metinler tarih boyunca edebiyatın en zengin buluşu sayılır.4 Yani Eski Ahit için en zengin arkeolojik

____________________

1. Frank, “How the Dead Sea Scrolls Were Found,” s. 1.

2. McDowell, A Ready Defense, s. 50.

3. Şişman, “Lût Gölü Yazmaları”, s. 36-41.

4. Price, Secrets of the Dead Sea Scrolls, s. 17.


buluşu budur. Tarihsel araştırmalara göre, tarihçiler bu metinlerin orada Yahudilerin 200 kişilik bir tarikatı olan Esseniler tarafından M.S. 70 yılında koyulduğu fikrine varmışlardır. Yazım biçimi ve dil özelliklerinden anlaşıldığına göre bu yazmalar M.Ö. 2. yüzyıl ve M.S. 70 yılların arasında yazılmıştır. Esseniler, Ferisiler ve Sadukîler gibi yoldan çıkmış bir tarikat değil; Tanrı’ya ve O’nun sözlerine bağlılıklarını sürdüren ve kutsal yazıları çok titiz olarak korumaya çalışan bir tarikattı. Bununla birlikte Esseniler’in asıl amacı İbranice metinleri kopya edip çoğaltmaktır. Bu tarikat M.Ö. 130 -- M.S. 70 yıllar arasında mevcut bulunuyordu. Esseniler yarım gün sebze yetiştiriyorlar, diğer yarım gün ise Eski Ahit metinlerini kopya edip çoğaltıyorlardı. Bu konuda Esseniler o kadar titizdiler ki; çoğalttıkları metinlerin ilk önce harflerini sayıyorlardı. Kopya edip çoğalttıkları metinlerde bir harf bile eksik ya da fazla sayıda çıksa bu kopyaları yok edip tekrar yazıyorlardı.



Esseniler’in tarikatı dışa kapalı idi. Yani herhangi bir yabancıyı içlerine almıyorlardı. M.S. 68-70 yılları arasında Romalılar, Yahudilere sistematik bir şekilde baskı uygulayıp, onları yoketmeye başladılar. Böyle bir ortamda Romalıların 10. tümen askeri Kumran’a gelmeden önce Esseniler metinleri saklama gerektiğini gördüler. Bu metinleri muhafazalı bir şekilde toprak vazolara koyup mağaralara sakladılar. Bu vazolar tomarların korunması için mum ile çok iyi bir şekilde kapanmıştı. Bu nedenle bu tomarlar 1900 yıl boyunca zedelenmeden korunmuştu. M.S. 70 yılında tüm Esseniler Romalılar tarafından öldürüldü, ve ta Mart 1947’e kadar, bu değerli tomarlar hakkında hiç kimsenin haberi olmadı. M.S. 70 yılında Kudüs harap edildi ve 14 Mayıs 1948’e kadar İsrail milleti tamamen dağıtıldı. İsâ Mesih bu durum hakkında M.S. 33 yılında peygamberlik etti:



“İsâ Kudüs’e yaklaşıp kenti görünce orası için ağladı.

Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin” dedi.

Ama bu şimdi senin gözlerinden gizlenmiştir. Senin

için öyle günler gelecek ki, düşmanların seni setlerle

çevirecek, kuşatıp her yandan sıkıştıracaklar. Seni ve

sende oturan çocuklarını yere çalacak, sende taş

üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü Tanrı’nın senin

yardımına geldiği zamanı farketmedin.” (Luka 19:41-44)


Ölü Deniz Tomarları bulunmadan önce, Eski Ahit’in mevcut olan en eski el yazmaları M.S. 1000 yılına ait idi. M.S. 1000 yılına ait İbranice olarak yazılmış el yazmaları “Mazoretic Metinler” olarak bilinir. Kumran’daki bulunan Eski Ahid nüshâlarının yazılması M.Ö. 2. yüzyıl ile M.S. 70 yılları arasındaki tarihlere ait olduğu halde, bu Eski Ahit metinleriyle 1008 tarihli Leningrad Kodeks Mazoretic Metni arasında manayı değiştirecek bir fark yoktur.4 Bu durum, şu an elimizde bulunan Eski Ahit’lerin güvenilir olduğunun başka bir kanıtıdır.



İsâ Mesih, kendi döneminde bulunan Eski Ahit’in kesinlikle güvenilir olduğunu kabul ediyordu, ve sık sık bu kitapları Tanrı’nın Sözü olarak aktarıyordu. Şimdi esas soru bu: Acaba İsâ Mesih’in döneminden bin yıl sonraki döneme kadar bir tahrif oldu mu? Acaba bu metinler güvenilir bir şekilde kopya edildi mi? Bu bin sene sonra olan “Mazoretik Metinleri” değiştirilmiş mi, değiştirilmemiş mi? Ne kadar güvenilir ve bundan nasıl emin olabiliriz? Ölü Deniz Tomarlarının bulunmasıyla bu sorunun cevabı ortayı çıktı. Ölü Deniz Tomarları ve M.S. bin yılına ait olan Mazoretik Metinleri arasında somut bir farklılık yoktur.



Dinsel metinin bütünlüğünün değerini o zaman Yahudi dünyasıda iyi biliyordu, hiç şüphesiz. Eleştirmenler bunun ne kadar gerçek olduğunu İşaya Peygamberin Kitabından dolayı anlamışlardır. Şimdiye dek bu metnin elde bulunan en eski İbranice el yazıları M.S. 900-1000’e aittir. Kumrân’da İşaya’nın hemen hemen bin sene daha eski olan iki metni keşfedilmiş bulunuyor. İşaya’nın bu tomarlarından birisi 900-1000 yıllarından kalma Mazoretik metnin aynısıdır, öyle ki ikisini karşılaştırınca birinden diğerine geçişteki sadakat apaçık görülür.5



Ölü Deniz Tomarları araştırmasında yer alan uzmanlardan birisi olan Profesör Geze Vermes, konuyla ilgili olarak şu gözlemlerde bulunuyor: “Kutsal Kitab’ın Kumran dökümanları, Ester kitabı dışında Yahudilerin Kutsal Yazılarının tümünü kapsamaktadır ve ondan önceki en eski elyazası metinlerden yaklaşık 1000 yıl daha eskidir. Uzmanlar, Kutsal Kitap metninin son şeklini alış biçimini böylelikle ortaya çıkarabilirler. Dahası var: Bu bulgular son iki bin yılda Kutsal Yazıların kesinlikle değişmemiş bir durumda olduklarını da kanıtlamaktadır.”6

____________________

4. Geisler & Nix, A General Introduction to the Bible,

ss. 260-263.

5. Jomier, İsa Mesihin Hayatı, ss. 198-199.

6. Clark, Yaşamı ve Öğretişleriyle: İsa Mesih, s. 3.


Kumran’da bulunan tomarlar arası Hz. İşaya’nın tam bir metni ortaya çıktı. Eski devirlere ait yazıları okuma bilginlere göre bu metnin yazılış tarihi M.Ö. 125’e ait civarındadır. Bu 125’e ait tomar ve M.S. 916 ait olan Mazoretik tomar arasında fazla bir fark yoktur. Geisler ve Nix’e göre, “İşaya 53. bölümün 166 kelimelerden ancak 17 tane harf farklılık göstermektedir. Bunların 10 tanesi ancak imlâ farklarıyla ilgilidir, ve bunlar metinin manasını hiç bir şekilde etkilemez. Dört tane harf ise küçük üsluba ait farklılık göstermektedir; örneğin birleşme harfleri... Kalan üç tane harf ise, “nur” kelimesi ile ilgilidir, ve bunlar 11. ayetinde eklenmiştir. Bu da anlamı fazla etkilemez. Ayrıca, bu “nur” kelimesi Septuagint tarafından desteklenmektedir. Dolayısıyla, bin senelik bir metnin kopyası yapıldıktan sonra, 166 kelimeler arasında ancak üç tane harf tek bir ayet için herhangi bir soru yaratmıştır, ve bu da ayetin manası için çok önemli bir fark göstermemektedir.7



Ölü Deniz Tomarlarının bulunması da Kutsal Yazı’nın güvenilirliğini daha da arttırmıştır. Bu değerli bulgu gösterdi ki, Kutsal Kitap, Kutsal Ruh’un önderliğinde son derece büyük bir sadakat ve titizlikle naklonulup, ilâhî sırların yurdu Mesih’in kilisesine emanet edilmiştir. Yahudilerin elinde bulunan nüshalar Mesih İnanlılarının nüshalarıyla karşılaştırdığında arada en ufak bir ayrılık görünmemektedir.8 Bazen tek bir sayfa uzun yıllar bir tohum gibi gömülü kalmaktadır. Bir gün filizlenip ortaya çıkınca, onun mesajının tazeliğinden hiç bir şey kaybolmayacaktır.



1975 yılında Ölü Deniz Tomarlarıyla ilgili 35 kişilik “Multnomah School of Bible”in özel bir araştırma ekibine katıldım. Ölü Deniz Tomarlarının bulunduğu yeri, Kumran köyü ve etrafındaki mağaraları ziyaret ettik. Ayrıca Londra “İngiliz Müzesi” ve Kudüs’ün “Shrine of the Book” adlı müzesinde araştırma yaptık. Bu “Ölü Deniz Tomarları” bugün İsrail’de “Shrine of the Book” adlı bir müzede sergilenmektedir. Dileyen herkes bu tomarları görebilir. Ayrıca bazı metinler Internet’te görülebilir.

____________________

7. Geisler ve Nix, A General Introduction to the Bible, s. 263.

8. Gabriel, Din Alimleri Tartışıyor, s. 25.







Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları